kafa sözlük magazin.

nazım hikmet'in yahya kemal'e söylediği sözdür.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne istiyorsunuz ya bu çaylaklardan, 10 entryden 9'u çaylaklar hakkında, sıktı artık.
devamını gör...

son günlerde erkeklerin kadınlara yönelik şiddet içerikli açtığı başlıkları görüyoruz maalesef. haberlerde izleyince onaylamadığımız tüü dediğimiz şeylerin sözel halini burada sergiliyorsunuz. şiddet fiziksel değildir sadece.
devamını gör...

pişkinliğin verdiği miskinlikle, size işi düştüğünü yoksa yüzünüze bile bakmayacağını kolaylıkla anlayabileceğiniz tip.
devamını gör...

tip 2 diyabet tanısı alındıktan hemen sonra göz hekimine yönlendirilmek gerekliliğinin sebebi olan komplikasyondur. gözde meydana gelen hasarların önemli bir kısmının geri dönüşü olmayacağı için erkenden tanı koyulması ve gerekenin yapılması büyük önem taşır. tip 2 diyabet uzun bir süreçte meydana geldiği için retinopati gelişimi için uygun bir zamansal zemini vardır fakat tip 1 diyabette klinik tabloda ani bir ortaya çıkış söz konusu olduğu için tanı anında retinopati riski bu denli yüksek ve belirgin değildir.
devamını gör...

ex nihilo nihil fit

hiçlikten hiçlik doğar.
devamını gör...

tehdit edildiği için beraber olmak zorunda kaldıysa eleştirmeyeceğim kişi.

insanlar bu tiplere her zaman kendi istekleriyle dönmüyor. polise, karakola gidip pek ciddiye alınmadıktan sonra öldürülen çok insan var. bazılarına aileleri de sahip çıkmıyor. koruyan kollayan olmayınca kendilerini mecbur hissediyorlar. korkudan, bana ya da aileme zarar vermesin diye düşünerek döndüklerini ve yine korkudan, pek de sağlıklı düşünemediklerini tahmin ediyorum.

yerinizde olsam fazla atıp tutmam. büyük konuşmak iyi değil.
devamını gör...

sanatın var olabilmesi için yaratıcılığın önünün kesilmemesi gereklidir.
sanat halk içindir dendiği zaman bu sanatın halkın anlayacağı seviyede icra edilmesi anlamına gelir.
bu da yaratıcılığın önüne engel koymaktır aslında. çünkü iş bu noktaya geldiğinde, sanat belirli algı sınırları içine hapsedilmiş olur.
halbuki sanat bazen sanatçının bile algısının dışında bir yapıya sahiptir. bir dışa vurum olduğundan, ifade ettiği duyguların anlaşılması için yüzyıllar süren bir tecrübenin, birikerek aktarılması gerekebilir.

günümüzde ise sanat halk için midir yoksa sanat için midir, sorunsalı anlamını yitirmiştir. bunun nedeni ise günümüz dünyasında anlamların yeniden tanımlanmasıdır.

post-modernist tüketim döneminde tartışılması gereken soru ise artık, "sanat para için midir, yok sanat için mi"

makiniste göre, sanat her zaman sanat için olacaktır.
devamını gör...

odamda biraları yuvarlamak.
devamını gör...

geçen ay okuduğum falih rıfkı atay kitabı. abartmıyorum herkesin okuması gereken muazzam bir eser. abartmıyorum.
özellikle savaşın ne kadar vahim olduğunu gözler önüne serer. okurken en yakından seyredersiniz. en sevdiğim kısım --- alıntı ---

ta şam’a kadar üç gün üç gece süren demiryolunun iki tarafını anadolu türkleriyle kuşatacağız. arap kesesine anadolu altını ve arap kursağına anadolu’nun rızkını akıtacağız. şaka değil, islam emperyalizmi yapıyoruz. arap cenbiyeleriyle barsakları deşilerek, etleri çöl güneşinde kavrulmuş olanlar! sizler, ey sarıkamış’ın buz dağı üstünde donmuş olanların kardeşleri, siz hep, pomadlı bir yüz derisinin kapladığı boş bir kafanın içindeki bomboş bir hayalin kurbanları değil misiniz

--- alıntı ---

pomadlı kim acaba yahu ? okunması gerekir.
devamını gör...

içinde bulunmadığım yazar grubudur.

aslında çok güzel bir aktivite örgü örmek hatta beynin de gelişmesini sağlıyormuş ve alzheimer hastalığına da engel oluyormuş diye biliyorum.

kim bilir belki bir gün.
devamını gör...

böbreklerini ve karaciğerini önemseyen insandır. dayanılmayacak noktaya gelene kadar içmemenin en iyisi olduğunu düşünüyorum. ilaçlar dostumuz değil maalesef.
devamını gör...

bilindiği üzere, tarihte ilk fotoğraf 1826-1827 yılında siyah beyaz olarak çekilmiş, ilk renkli fotoğraf ise 1861 yılında renki lens filtresi kullanarak çekilmiştir. bu durumda aradaki fark çok olmamasına rağmen hala günümüzde bir çok fotoğraf sanatçısı siyah beyaz fotoğrafra ilgisini sürdürmektedir. günümüz teknolojisinde fotoğraf siyah beyaz olarak çekilmemekte, post processing veya ışıklı oda işlemleri ile siyah beyaz a dönüştürülerek servis edilmektedir. bu durumda neden böyle bir yöntem tercih edildiği insanların kafasını kurcalayabilir.
fotoğraf ta öncelik izleyiciyi gereksiz, hikayeye katkısı olmayan elementlerden soyutlayarak ana öğenin , yardımcı öğelerden de destek alarak hikeyesini anlatmaktır. bu durumda özellikle hikayenin anlatımına negatif anlamda etkisi olan renkler veya diğer öğeler siyah beyaz ile uzaklaştırılarak, gri tonları ile yumuşak bir geçiş sağlanabilir. bu durumun en etkili olduğu fotoğraflar, sokak, yaşam, portre veya çevresel portre fotoğraflarıdır. manzara fotoğrafçılığında ise çok tercih edilen bir sunum şekli değildir ( tabii ki çok başarılı istisnalar mevcuttur).

benim özel ilgi alanım olduğu için ben genelde fotoğraflarımı siyah beyaz olarak izleyiciler ile buluşturuyorum.

geçici not: şuan fotoğraf hdd yanımda olmadığ için siyah beyaz a etkili örnek olacak fotoğraflar yükleyemedim ama bu notu silip en kısa zamanda editlerim.
devamını gör...

freud'un psikoanalitik gelişim kuramına göre psikoseksüel kişilik gelişimi yaşamın ilk yıllarında her biri cinsel uyarılmaya duyarlı belli bölgelerde olur. yaşamın 0-18 aylık ilk kısmını kapsayan oral dönemde erotojenik bölge ağız ve çevresidir. 1,5 yaş ile 3 yaş arasında gerçekleşen anal dönemde ise bu erotojenik bölge ve libido odağı anüs ve çevresidir. yaşamın 3 yaş ile 6 yaş arasındaki dönemi kapsayan fallik dönemde ise bu bölge genital organlardır. işte fiksasyon kelimesi de tam da bu noktada karşımıza çıkmaktadır.

kişi gelişim dönemi içerisinde, erotojenik bölgenin haz ihtiyacı eksik veya fazla doyuma ulaşırsa bireyde fiksasyon yaşanır. yani bir nevi takılma da diyebiliriz. işte burda yaşanan bu takılma durumu, bireyin yetişkinlik döneminde kendisini gösterir. örnek verecek olursak, anal dönemde birey, anüs kaslarını kontrol edebilmeyi öğrenir. kas kontrolü ile tutma veya bırakma eylemlerinden birey haz almaktadır. eğer bu haz eksik veya fazla olursa birey bu dönemde fiksasyon yaşar ve bu durum kendisini yetişkinlik döneminde gösterir. anal dönemde oluşan bu durum kendisini iki farklı şekilde gösterir: anal tutuculuk ve anal salıcı tepki. anal tutuculuk yaşayan bireyler ilerde inatçı, aşırı düzenli, aşırı titiz, cimri gibi kişilik özellikleri gösterirken, anal salıcılık kişilik özellikleri savurganlık, dağınıklık, yıkıcık, dürtüsellik olarak sıralanabilmektedir.

oral dönemi dönemsel olarak iki kısma ayırabiliriz. oral edilgen dönem, doğumdan diş çıkarmaya kadar süren dönemi ifade eder. eğer bu dönemde bir fiksasyon yaşanırsa, birey aşırı bağımlılık, saflık, edilgenlik, iyimserlik, onaylanma veya desteklenme ihtiyacı gibi kişilik özellikleri gösterecektir. diğer dönem ise oral agresif dönemdir. bu dönem dişlerin çıkmaya başlamasından itibaren devam eden süreci belirtir. eğer birey bu dönemde bir fiksasyon yaşarsa, kötümser, sömürücü, kırıcı, agresif, münakaşacı özellikler gösterecektir. ayrıca tırnak yeme, sigara içme, çok küfür etme gibi davranışlar da oral dönemde yaşanmış bir fiksasyon belirtisidir.

sevgili psy active'nin ricası ile kaleme alınmıştır. kendisine teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...

özel hayat, sosyal hayat ve iş yaşamımızda hep var olan kölelik.
nazım hikmet’in de dediği gibi; “büyük hürriyetin ile çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı karun etmek hürriyetiyle hürsün.”
devamını gör...

"- gözden ırak, gönülden de ırak olur mu efendimiz?
- hayır olric. yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her kimse, seninle birlikte gider her yere."
oğuz atay - tutunamayanlar
yine edebiyatımızdaki efsane yazarlardan biri. ölümü çok üzücüdür.
son gecesi şöyledir oğuz atay'ın:
bir dostlarının evindedirler.
oğuz atay bir ara banyoya gider.
bir süre çıkmaz. bir sessizlik olur.
dostları merak edip seslenirler
'nasılsın oğuz' diye. oğuz atay,
'sevinmeyin, daha ölmedim'
karşılığını verir banyodan.
sonra yine bir sessizlik olur.
ve yine bir merak başlar.
dostları banyoya koşarlar,
'nasılsın oğuz' diye seslenirler,
bu defa ölmüştür.
'sevinmeyin daha ölmedim'
oğuz atay'ın son sözleridir.
devamını gör...

evettttt.

hem kürtçe hem türkçe hallerini bırakacağım.

kürtçe :

xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin
naqosên dêran kerr...
minare kin...
doktrînên dekolte lixwekirî evdal...
sarincên ji baranên derengmayî, derengbarî hatibû
damezrandin, bi derbeke neşterê ya dirinde, şolî bûne
barûyên ji evînên nukleerî, di serdabên ji krîstalên rokoko
hatibûn kemilandin qîtik qîtikî bûne, ji xewnên bêxwedî
xeyîdîme, pekiyame û hatime janya, ji nalînên min re
vokalîstiyê bike
(ji qevmê pezkoviyan re xew heram e)

peykerekî: antîk, derîzî û mîtolojîk im, nêm ji min dihere, li
ezmanê hundirê min, qaqlîbaz firînên kamîkazeyî li dar
dixin, kovanên genimî, li ber aşên êşan, kêliyekê jî aş nabin,
aj nabin, hûr dibin û hey hûr dibin, ji elfabêtan tîpek kêm
dibe ku dimirim, w... ey waweylê janya, kezeba min dike di
devê min re derkeve ji qehra...

çiqas êvarên şînboz bihurîn û çûn ji keştiya xeyalan
çirûskeke serzer peya nebû, li peravên hestên min ên hestî û
çermmayî, pêxemberekî sexte di nav kirasê xwe yê
gewrîboz de, bi derewan be jî dest dirêjî min nekir, min
venexwend cemeata xwe, ferîşteyeke fahîşe sing venekir,
maran jî ez ji kom û refên xwe aferoz dikirim, bi qasî yez-
danekî bêqûl tenê dimam, mezhebên şêx û mirîdên wê ez,
min diafirand di çarmixan de, min her çavê xwe li destmal-
ka bixwîn, ya destê weronîkayê digerand, bi îskeîskeke zen-
garî, mîna guran tim dizûrriyam, hosteyê dînîtiyê mam,
goştê hov ji te re ricifeke ruh divê,
nêrîneke şêtiya şûran divê,
ez heta qirikê binicihê tirbê
..............................hilnayêm janya
..............................hilnayêm porkurê
..............................di tirban de hilnayêm ha! ! !

a li eniya te nivîsî ne ne qeder e, soneya serpêhatiya temenê
min e, dengê min diêşe, welê bi sewteke berz û peritî min
dilê xwe têr rehet nekir li qîrîniya navê te, çirreke şiîr
didoşim ji hewraniyên sipîboz ji bona çivîkên çavên te xwezî
janya min îmana te ya rewnaq bihewanda, xwezî berxê ji
xeynî te pê ve, bi tu fikaran min tehma hişê xwe xera nekira,
bêxem min tu li suqulîka xwe bikira û sûk bi sûk bigeren-
da, di şaneşînên nêrgiz û nesrînan de, min devê te biki-
ra zîndana zimanê xwe
lê xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin
ez hêmayeke heyama hewaran,
di herban de nîşangeha riman
serî gog, çav xar, zikçirîyayî
fermo janya êdî tu dikarî xwe bikujî


veeee türkçe :


tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
kiliselerin çanları sağır…
minareler kısa…
dekolte doktrinler giyinmiş abdal…
geç kalmış, geç yağmış yağmurlarla dolmuş
sarnıçlar, yırtıcı bir neşter darbesiyle, bulanmışlar
nükleer sevdalardan olan kuleler, rokoko kristallerle
süslenmiş tünellerde lime lime olmuşlar, bikes düşlere
darılmışım, sıçramışım ve gelmişim janya, sızlayışlarıma
vokalistlik yapsana
(dağ keçisi kavmine uyku haramdır)

antik, mitolojik ve çatlamış bir heykelim, irin akıyor benden,
içimin semasında, martılar kamikazeyî uçuşlar
yapıyor, buğdayî hasretler, acılar değirmeninde, bir an olsun dinmiyorlar,
filizlenmiyorlar, ufaldıkça ufalıyorlar, alfabelerden bir harf eksiliyor
öldüğüm zaman, aahhh… yazık janya, yüreğim ağzımdan
çıkacak oluyor kahırlardan…

kula renginde kaç akşam geçip gittiyse de, hayaller gemisinden
sarı saçlı bir kıvılcım inmedi, bir deri bir kemik kalmış duygularımın
kıyılarına, kül rengi entarisinin içinde
sahte bir peygamber, yalandan da olsa elini uzatmadı bana, davet
etmedi beni cemaatine, kahpe bir melek kucak açmadı,
yılanlar bile aforoz ederlerdi beni sürülerinden, kulsuz bir tan-
rı kadar bir başıma kalırdım, şeyhi ve müridi olduğum mezhepler,
çarmıhlarda beni yaratırdı, gözlerimi veronikanın kanlı mendi-
line her sürdüğümde, pas-
lı bir hıçkırıkla, kurtlar gibi uluyordum hep, deliliğin ustası (olarak) kaldım,
hoyrat et senden bir titreyişlik ruh ister,
kılıç(lar) deliliğinde bir bakış ister,
ağzına kadar mezar yerlisi ben
sığamıyorun janya
sığamıyorum evi yıkılasıca
mezarlara sığamıyorum ha!

alnında yazılı olan kader değil, ömrümün hikâyesinin
sonesidir, sesim acıyor, şöyle koca ve harap olmuş bir sesle
adını haykırmakla doyasıya rahatlatamadım yüreğimi, bembeyaz bulutlardan
bir oluk şiir sağıyorum kuşları için gözlerinin, keşke
janya ihtişamlı inancını taşıyabilseydim, keşke kuzum
senden başka hiçbir dertle bozmasaydım tadını aklımın,
kedersizce seni omzuma alıp çarşı pazar dolaştırsay-
dım, nergiz ve nesrinlerin balkonlarında, ağzını dili-
min zindanı edebilseydim
ama tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
ben medet haykırışı devrinin bir işareti,
savaşlarda mızrakların hedefi
başı top, gözü bilye, karnı deşik

buyur janya öldürebilirsin artık kendini...


veee arkadaşlar iyi geceler :)
devamını gör...

yok efendim baharattır diyenler olacaktır fakat köri çeşitli baharatların karışımıdır.

içerisinde ise kimyon, biber, zerdeçal, kişniş, karanfil, kakule, zencefil, hintcevizi, sumak, demirhindi ve acı kırmızı biber bulunmaktadır.
devamını gör...

biraz müzik, biraz huzur...
bu akşam pame'de müziği biraz daha ön plana alıyoruz.

sadece enstrümanların sahnede olacağı bir müzik listesi ve birbirinden özgün melodiler, sizleri özlediğiniz yerlere, anlara, hislere doğru bir yolculuğa götürmek için sözlük radyosunda olacak. bu ezgilerin öyküleri, icracıları ve uzandıkları yerlere dair öyküler de marikaki'den...

yunan müziğinin yerel olanı evrenselle bütünleştiren yetenekli sanatçıları ve keşfetmeye değer eserleri, hayal gücümüzü canlandırmaya ve ruhumuzu dinlendirmeye geliyor. pazar gününün son bir buçuk saatini pame'yle sakince geçirmek için sözlük radyosunda buluşalım.

pame, saat 22:30'da kafa sözlük'ün gözbebeği sözlük radyosunda. bekliyoruz. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim