nickaltı
birilerinin insanlara hakaret etmeyi normal sandığı yerler.
herkes gibi benim de sevdiğim ve hiç hoşlanmadığım yazarlar var. hiçbir zaman hoşlanmadığım kişilerin nickaltına gidip saçma sapan sataşmalar ya da hakaret içerikli tanımlar yazmadım, yazmam da. takip ettiğim ya da sevdiğim yazarların çoğuna da * tanım girmedim çünkü bir tanesine güzel sözler yazıp bir diğerini unuttuğumda belki hafif de olsa incinir, gücenirler diye düşündüm hep. kendimi beğenmişlikten ya da benzer sebeplerden dolayı değil nickaltlarından uzak duruşum.
fakat görüyorum ki insanların ayarı yok. bazılarınız, gerçek hayatta tanısanız asla o kişi için kullanmayacağınız kelimeleri burada rahatlıkla sarf edebiliyorsunuz. bazen güzel şeyler yazmayı yalakalık olarak adlandırıyorsunuz ya, aslında o yazılanlar insanları biraz bile olsa tanımaktan, az da olsa onlarla sohbet etmiş olmaktan kaynaklanıyor bazı durumlarda. sataşmada bulunanlar ise genellikle sizi hiç tanımayanların arasından çıkıyor.
yapmayın. ortam sanal ama yazarlar reel. saçma sapan konular için insanları kırdığınıza ya da kızdırdığınıza değmez. burada yazdıklarıyla kimseyi yargılayamazsınız çünkü herkes her zaman gerçek duygularını ve kişiliğini buraya yansıtmıyor. ilgilendiğiniz konuları okuyup ilgilenmediklerinizden uzak durmayı öğrenmeniz gerekir. bunu öğrenemiyor oluşunuzun bedelini başkalarına ödetmeyin.
herkes gibi benim de sevdiğim ve hiç hoşlanmadığım yazarlar var. hiçbir zaman hoşlanmadığım kişilerin nickaltına gidip saçma sapan sataşmalar ya da hakaret içerikli tanımlar yazmadım, yazmam da. takip ettiğim ya da sevdiğim yazarların çoğuna da * tanım girmedim çünkü bir tanesine güzel sözler yazıp bir diğerini unuttuğumda belki hafif de olsa incinir, gücenirler diye düşündüm hep. kendimi beğenmişlikten ya da benzer sebeplerden dolayı değil nickaltlarından uzak duruşum.
fakat görüyorum ki insanların ayarı yok. bazılarınız, gerçek hayatta tanısanız asla o kişi için kullanmayacağınız kelimeleri burada rahatlıkla sarf edebiliyorsunuz. bazen güzel şeyler yazmayı yalakalık olarak adlandırıyorsunuz ya, aslında o yazılanlar insanları biraz bile olsa tanımaktan, az da olsa onlarla sohbet etmiş olmaktan kaynaklanıyor bazı durumlarda. sataşmada bulunanlar ise genellikle sizi hiç tanımayanların arasından çıkıyor.
yapmayın. ortam sanal ama yazarlar reel. saçma sapan konular için insanları kırdığınıza ya da kızdırdığınıza değmez. burada yazdıklarıyla kimseyi yargılayamazsınız çünkü herkes her zaman gerçek duygularını ve kişiliğini buraya yansıtmıyor. ilgilendiğiniz konuları okuyup ilgilenmediklerinizden uzak durmayı öğrenmeniz gerekir. bunu öğrenemiyor oluşunuzun bedelini başkalarına ödetmeyin.
devamını gör...
kitap alıntıları
"çünkü insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer, ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsinler hakkı olmayanları acımasızca geri çevirirdi; talihin ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen kişi, arabaya bir daha yetişemezdi."
az önce bitirdiğim kitap olan "bir çöküşün öyküsü"*nün son sayfasından bir alıntı.
az önce bitirdiğim kitap olan "bir çöküşün öyküsü"*nün son sayfasından bir alıntı.
devamını gör...
öldükten sonra hatırlanacak mıyız sorunsalı
yaşarken birbirimizin hayatında bıraktığı anılar ile orantılı olacaktır bu sorunun cevabı. ben hatırlanmak, unutulmamak isterim. adımın geçtiği her sohbette yüzlerde küçük bir tebessüm oluşsun isterim.
tatlı anılar bırakarak, bazen de acıta acıta geçiyoruz birbirimizin hayatından ve ölüm her şeyi yok edip sonlandıracak. birilerinin aklına aniden gelmek isterim. en güzel halimle..
kime ait olduğunu hatırlayamadığım ve beni derinden etkileyen bir alıntı paylaşmak istiyorum.
"bir gün en sevdiğim öldü. ben neye üzülsem hep onun ölümüne ağladım."
hatırlanmak güzel şey..
tatlı anılar bırakarak, bazen de acıta acıta geçiyoruz birbirimizin hayatından ve ölüm her şeyi yok edip sonlandıracak. birilerinin aklına aniden gelmek isterim. en güzel halimle..
kime ait olduğunu hatırlayamadığım ve beni derinden etkileyen bir alıntı paylaşmak istiyorum.
"bir gün en sevdiğim öldü. ben neye üzülsem hep onun ölümüne ağladım."
hatırlanmak güzel şey..
devamını gör...
gelin ve damat düğünde dans ederken ne konuşuyorlar sorunsalı
hiç birşey konuşmuyorlar olarak yanıtlayabileceğim sorunsal.
bize düğün fotoğrafçısı dans ederken konuşmayın, konuşunca fotoğraflarınız sindirim sisteminin son ürünü gibi çıkıyor demişti.
konuşmadık.
bize düğün fotoğrafçısı dans ederken konuşmayın, konuşunca fotoğraflarınız sindirim sisteminin son ürünü gibi çıkıyor demişti.
konuşmadık.
devamını gör...
ali babacan
kürsüde herkesin önünde ağlayarak "benim kız kardeşim 28 şubat döneminde okuldan uzaklaştırma cezası aldı" söylemi ile sen de mi brütüs? dedirten kişi. 23 yıllık mevzuyu, hele ki artık tamamen ortadan kalkmış bir konuyu temcit pilavı gibi yeniden sürmek de neyin nesi yahu...
devamını gör...
yazarların uğraştığı sanat dalları
yan flüt çalıyorum, ney üflüyorum.
devamını gör...
düşün ki kedin bunu okuyor
ama hangisi okuyor? yanlış kedime mesaj gönderip bir yanlış anlaşılmaya mahal vermeyelim.
devamını gör...
ölen kişinin kırkı çıkmadan normale dönen hayat
devamını gör...
modların saçma sapan nedenlerle tanım silmesi
evet bazıları işlerine gelmedikleri tanımları silip sana kuralları bahane ediyorlar.bu yüzden burası çok zarar gördü ama farkında değiller.
devamını gör...
iş bulmak
''iş arayanların, bulduğunda yaşanan eylem.''
benim sözlüğümde tanımı yok. yaşamadım yani. güzelmiş ama öyle diyorlar.
benim sözlüğümde tanımı yok. yaşamadım yani. güzelmiş ama öyle diyorlar.
devamını gör...
ispanyol gribi
1918-1920 yılları arasında influenza virüsüne bağlı olarak dünya nüfusunun yaklaşık olarak 3'te 1'ini etkilemiş bir pandemidir. influenza virüsü temel olarak kaz benzeri kuş türlerinde bulunur. bu virüs insanlara geçişini ise domuzlar üzerinden gerçekleştirir.
ispanyol gribi, 18 ay içinde 50 ile 100 milyon arası insanın (o dönemde yaşayan nüfusunun %3'ü) ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgın olmuştur.
genel olarak 3 dalga şeklinde gerçekleştiği düşünülen ispanyol gribinin ilk dalgasında hastalığa yakalanan kişilerde genel olarak grip benzeri semptomlar tespit edilmiştir. ağustos ayı itibari ile başlayan salgının ikinci dalgası ölümcül seyretmiş ve bu seyir değişikliğinin altında yatan neden olarak virüsün ilk dalga sırasında geçirdiği bir mutasyon sorumlu tutulmuştur.
yaklaşık olarak 6 ay süren ispanyol gribinin ikinci dalgası, dünya muharebesinin etkisiyle yiyecek ve diğer kaynaklar konusunda zorda bulunan avrupa ülkelerinde ispanyol gribinin en ağır seyrettiği dönemi oluşturur. salgının bu döneminde hayatını kaybeden insan sayısının pik yapması, ikinci dalganın dünyanın farklı noktalarında aynı anda başlaması nedeniyle olduğu düşünülmektedir.
ispanyol gribine bağlı olarak kişilerde oluşan ve ölümcül bir seyir izleyebilen belirtiler genel itibari ile şu şekildedir:
burun kanaması
zatürre
ensefalit (beyin dokusunun iltihaplanması)
40 dereceyi geçen ateş
nefritik sendrom gibi böbrek problemleri
koma
salgın ispanya'da başlamamasına rağmen ispanyol nezlesi olarak adlandırılmasının sebebi ise ispanya'nın, birinci dünya savaşı'nda yer almamış olması ve askerî sansür nedeniyle diğer avrupa devletlerinde salgından söz edilmezken ispanyol basınının salgın konusunu ilk kez gündeme getirmiş olmasıdır.
türkçede 1918'den itibaren "ispanyol nezlesi" sözcüğü grubu kullanılmıştır.
ispanyol nezlesi ilk kez 11 mart 1918'de abd'nin new mexico eyaletinde tespit edildi.
salgın 1918 eylül-kasım aylarında zirve noktasına ulaşmış ve osmanlı dahil tüm dünya ülkelerini etkilemiştir. hindistan'da ?17 milyon kişi, yani ülke nüfusunun %5'i bu hastalıktan ölmüştür. abd'de nüfusun yaklaşık %28'i hastalığa yakalanmış ve 500.000 -675.000 kişi hayatını kaybetmiştir. britanya'da yaklaşık 250.000, fransa'da yaklaşık 400.000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. fiji adalarında nüfusun %14'ü iki haftalık bir süre içinde ispanyol nezlesi'nden ölmüştür.
hastalığa dönemin önemli isimlerinden de yakalananlar olmuştur. max weber, ressam gustav klimt, ispanya kralı xııı. alfonso ve sophie halberstadt freud bu kişiler arasında sayılabilir. metin özata’nın yazdığı kitaba göre gazi mustafa kemal atatürk de samsun'a hareket etme hazırlıkları içerisindeyken bu hastalığa yakalanmış ve hastalığı beşiktaş'taki evinde atlatmıştır.
ispanyol gribi, 18 ay içinde 50 ile 100 milyon arası insanın (o dönemde yaşayan nüfusunun %3'ü) ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgın olmuştur.
genel olarak 3 dalga şeklinde gerçekleştiği düşünülen ispanyol gribinin ilk dalgasında hastalığa yakalanan kişilerde genel olarak grip benzeri semptomlar tespit edilmiştir. ağustos ayı itibari ile başlayan salgının ikinci dalgası ölümcül seyretmiş ve bu seyir değişikliğinin altında yatan neden olarak virüsün ilk dalga sırasında geçirdiği bir mutasyon sorumlu tutulmuştur.
yaklaşık olarak 6 ay süren ispanyol gribinin ikinci dalgası, dünya muharebesinin etkisiyle yiyecek ve diğer kaynaklar konusunda zorda bulunan avrupa ülkelerinde ispanyol gribinin en ağır seyrettiği dönemi oluşturur. salgının bu döneminde hayatını kaybeden insan sayısının pik yapması, ikinci dalganın dünyanın farklı noktalarında aynı anda başlaması nedeniyle olduğu düşünülmektedir.
ispanyol gribine bağlı olarak kişilerde oluşan ve ölümcül bir seyir izleyebilen belirtiler genel itibari ile şu şekildedir:
burun kanaması
zatürre
ensefalit (beyin dokusunun iltihaplanması)
40 dereceyi geçen ateş
nefritik sendrom gibi böbrek problemleri
koma
salgın ispanya'da başlamamasına rağmen ispanyol nezlesi olarak adlandırılmasının sebebi ise ispanya'nın, birinci dünya savaşı'nda yer almamış olması ve askerî sansür nedeniyle diğer avrupa devletlerinde salgından söz edilmezken ispanyol basınının salgın konusunu ilk kez gündeme getirmiş olmasıdır.
türkçede 1918'den itibaren "ispanyol nezlesi" sözcüğü grubu kullanılmıştır.
ispanyol nezlesi ilk kez 11 mart 1918'de abd'nin new mexico eyaletinde tespit edildi.
salgın 1918 eylül-kasım aylarında zirve noktasına ulaşmış ve osmanlı dahil tüm dünya ülkelerini etkilemiştir. hindistan'da ?17 milyon kişi, yani ülke nüfusunun %5'i bu hastalıktan ölmüştür. abd'de nüfusun yaklaşık %28'i hastalığa yakalanmış ve 500.000 -675.000 kişi hayatını kaybetmiştir. britanya'da yaklaşık 250.000, fransa'da yaklaşık 400.000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. fiji adalarında nüfusun %14'ü iki haftalık bir süre içinde ispanyol nezlesi'nden ölmüştür.
hastalığa dönemin önemli isimlerinden de yakalananlar olmuştur. max weber, ressam gustav klimt, ispanya kralı xııı. alfonso ve sophie halberstadt freud bu kişiler arasında sayılabilir. metin özata’nın yazdığı kitaba göre gazi mustafa kemal atatürk de samsun'a hareket etme hazırlıkları içerisindeyken bu hastalığa yakalanmış ve hastalığı beşiktaş'taki evinde atlatmıştır.
devamını gör...
gravzant halkası
ısınan metallerin hacimce genleştiğini göstermek amacıyla icat edilmiş alet.
düzenek son derece basit; bir metal küre ve bunun, içerisinden geçebildiği bir delik var. ısınan küre genleştiği zaman delikten sığmamaya ve geçememeye başlıyor. soğuduktan sonra tekrar eski haline dönüyor. düzenek willem jacob's gravesande tarafından icat edilmiş.
düzenek son derece basit; bir metal küre ve bunun, içerisinden geçebildiği bir delik var. ısınan küre genleştiği zaman delikten sığmamaya ve geçememeye başlıyor. soğuduktan sonra tekrar eski haline dönüyor. düzenek willem jacob's gravesande tarafından icat edilmiş.
devamını gör...
suriyelileri istemeyen tipler
suriyeliler'e "onlar misafirimiz"diyenden kaliteli olan tiptir.misafirinse evinde ağırlasana sıkıysa.
devamını gör...
mavi gözlü dev
mavi gözlü dev, minnacık kadın ve hanımelleri
o mavi gözlü bir devdi.
minnacık bir kadın sevdi.
kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruli, hanımeli
açan bir ev.
bir dev gibi seviyordu dev,
ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapsını çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruli, hanımeli açan evin.
o mavi gözlü bir devdi.
minnacık bir kadın sevdi
mini minnacıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda
ve elveda! deyip mavi gözlü deve
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruli, hanımeli açan eve
şimdi anlıyordu ki mavi gözlü dev.
dev gibi sevgilere mezar bile olmaz
bahçesinde ebruli hanımeli açan ev.
dev gibi bir nazım hikmet ran şiiri.
o mavi gözlü bir devdi.
minnacık bir kadın sevdi.
kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruli, hanımeli
açan bir ev.
bir dev gibi seviyordu dev,
ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapsını çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruli, hanımeli açan evin.
o mavi gözlü bir devdi.
minnacık bir kadın sevdi
mini minnacıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda
ve elveda! deyip mavi gözlü deve
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruli, hanımeli açan eve
şimdi anlıyordu ki mavi gözlü dev.
dev gibi sevgilere mezar bile olmaz
bahçesinde ebruli hanımeli açan ev.
dev gibi bir nazım hikmet ran şiiri.
devamını gör...
susarak yalan söylemek
susan kişi aslında doğruyu kabullenmiş olur, soran kişi neye yormak istiyorsa ona yorar.
devamını gör...
milli piyango
herkesin hayal gücünü süslesin ve satışlar artsın diye vadedilen büyük ikramiye yüksek tutulur ve bizim millet de star wars gişelerini kıskandıracak derecede kuyruk oluşturur ve bilet alır.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
devamını gör...
mızıkçı
kazanamayacağını anladığı bir oyuna son anda yeni yeni kurallar koymaya çalışan kişiye denir.
devamını gör...
ümitcan uygun'un abisinin herkesi tehdit etmesi
ateş olsa cürmün kadar yer yakar.
tanım: boş bir insanın beyanı.
tanım: boş bir insanın beyanı.
devamını gör...
koca memleket kadınlara telli duvarlı cezaevine döndü
"röportaj yaptığım iki kadın ise evlilikleri boyunca dövülmüş ve işkence görmüştü. biri yıllarca kocası tarafından başka erkeklere pazarlanmıştı. yine de mutluydu ama. niye mi dersiniz? “kendimi burada özgür ve emniyette hissediyorum” demişti 24 yıl ceza alan kadın. dövülmüyor, satılmıyor diye minnettardı cezaevine."
erkek öldürünce 10 yıl (ben demiyorum, röportajı okuyun), kadın öldürünce 24 yıl.
sorarlarsa türkiye'de adalet var ve herkese eşit işliyor dersiniz...
sadece kadın ve çocuk cinayetleri için söylemiyorum; herhangi birini kasten öldürmenin cezası gerçekten müebbet hapis olsa, cinayet oranları dibe vurur. bir de nefsi müdafaa hakkını gerçek anlamda verirseniz insanlara, kimse kimseyi satmaya ya da öldüresiye dövmeye cesaret bile edemez.
isteseler, önlerler. istemiyorlar, biliyoruz!
vicdansızlar yüzünden zorunlu ekleme: kansızlar hemen başlık altına doluşmuşlar "abartın, sektirin gidin" gibi söylemlerle; sizin gelmişinizi geçmişinizi, soyunuzu sopunuzu duvardan duvara vurmak lazım! dua edin de benim kafa yapımdaki biri bu ülkede gücü ele geçirmesin, ölüp de cehennemin dibine gitmeyi cennete girmek sayarsınız! aşağılık yaratıklar sizi!
erkek öldürünce 10 yıl (ben demiyorum, röportajı okuyun), kadın öldürünce 24 yıl.
sorarlarsa türkiye'de adalet var ve herkese eşit işliyor dersiniz...
sadece kadın ve çocuk cinayetleri için söylemiyorum; herhangi birini kasten öldürmenin cezası gerçekten müebbet hapis olsa, cinayet oranları dibe vurur. bir de nefsi müdafaa hakkını gerçek anlamda verirseniz insanlara, kimse kimseyi satmaya ya da öldüresiye dövmeye cesaret bile edemez.
isteseler, önlerler. istemiyorlar, biliyoruz!
vicdansızlar yüzünden zorunlu ekleme: kansızlar hemen başlık altına doluşmuşlar "abartın, sektirin gidin" gibi söylemlerle; sizin gelmişinizi geçmişinizi, soyunuzu sopunuzu duvardan duvara vurmak lazım! dua edin de benim kafa yapımdaki biri bu ülkede gücü ele geçirmesin, ölüp de cehennemin dibine gitmeyi cennete girmek sayarsınız! aşağılık yaratıklar sizi!
devamını gör...


