modern dilbilimin en büyük babalarındandır saussure. dil incelemelerinde dizgesel yapıyı temel alan adamdır. öncelike, kendisinin hayattayken pek az eser yayımlamıştır. daha sonra türkçeye de çevrilen 'cours de linguistique generale' verdiği derslerden tutulan muhtelif notlardan olup, ölümünden yıllar sonra yayımlanmış*.

dil, göstergeler dizgisidir sösyo'ya göre.. göstergenin mahiyetine dair söyledikleriyle mevzusuyu temellendirir. dilsel gönderge nedensizdir der. ne demek bu, gösteren(significant) ile gösterilen(signifie) arasında hiçbir zaruri bağ yoktur. yani ben belli bir çiçek için manolya diyorum, ancak buna manolya demem, tacettin dememden daha uygun, daha geçerli anlamına gelmez, böyle bir zaruri bağ yoktur der. kısaca dil, toplumsal uzlaşıdır diyo amca. bazılarına yarı nedenli olur da demiş. mesela çok oturgaçlı götürgeç*. yaptığı işin özüne dair bi isim taşıyan nesneler için bu tanımı yapmış. yapmasa daha iyiymiş.

ek olarak, dilsel ögelerin ancak bir bütün içinde anlamı olacağını söyler. hiçbir kelime münferit olarak anlam içermez. onun bi 'riviere' örneği vardı bununla ilgili. yani ben 'nehir'den bahsedeceksem, derenin, çayın ve türevlerinin ne olduklarını ve aralarındaki farkları bilmem gerekir, demek istiyo.

dizgeler üzerinde daha bir sürü ayrımı var.* modern bilim ve felsefeyi en çok etkileyen analitik düşüncenin temellerini bu ayrımlarla atmış kendisi. meşhur neo-kantçı ernst cassirer şöyle demiş bu konu hakkında: bütün bilim tarihinde, dilbilimin doğuşundan daha büyüleyici bir dönem olmadı.
devamını gör...

yazılı tarihin ilk dönemlerinde de kendisine yer bulabilmiş sorundur.

asurlarda bakire bir gelin almak, kocası için bir güç göstergesiydi ve onun evlilik öncesinde bakire kalmak suretiyle korunması, baba ve erkek kardeşler için bir kontrol testiydi. kızı nişanlıyken tecavüze uğrayan asurlu babaya, kızını bakireler için öngörülen yüksek fiyata evlendirme şansını yitirdiği için kefaret ödenirdi. ve adam, canı isterse tecavüzcünün annesini de kendisine köle olarak alabilirdi.

fakat bu sistem tevrat ile değişmedi. kızlar, tecavüzcüleriyle evlendirilmeye başlandılar. çünkü artık kimse onlarla evlenmiyordu. yani tecavüzcünün cezası, tecavüz ettiği kadınla evlenmek ve ailesine para vermekti.

ibrani geleneğinde kızının bekaretini ispatlamak babaya düşerdi. eğer gelinin bakire olmadığına dair bir suçlama varsa, gerdek gecesi kullanılan çarşaf otorite veya şehrin ileri gelenlerine sunulurdu. eğer delil yetersiz gelirse gelin evinin önünde taşlanarak öldürülürdü. burada dikkat edilmesi gereken husus; kadının kocası tarafından değil, tüm erkekler tarafından taşlanarak öldürülmesidir. çünkü evlilik dışı cinsel birliktelik tek bir erkeğe değil, bütün erkekliğe karşı işlenmiş bir suç olarak kabul görüyordu.

peki bunlar çok mu eskide kaldı?

1998 yılında bu ülkenin kadın ve aileden sorumlu bakanı ışılay saygın, bekaret muayenesi yaptırmamak için intihar eden kadınlara “bekaret kontrolü, önemli bir önleyici konudur. eğer genç bir kız kendisini bekaret kontrolü yüzünden öldürüyorsa, kendisini öldürmüş olur, o kadar da önemli değil, sadece birkaç tane kız. kızların erkeklerle böyle bir diyaloğa girmelerine izin vermeyin.” diyordu.

3-4 ay önce melek aslan’ın sevgilisiyle olan fotoğraflarının eski sevgilisi aracılığıyla ailesine ulaştırılıp, erkek kardeşi tarafından öldürülmesi de aynı temellere dayanıyor. güya namuslarını temizliyorlar. yani fıtrat değişir sanmayın, bu kan da yine o aynı kandır.
devamını gör...

(bkz: soğuk yerel rüzgarlar)dan biridir.

fransa'dan akdeniz'e doğru eser.
devamını gör...

türkiye'deki feminizm "erkekler ölsün yaşasın kadınlar" ilkesini savunan feministlerden oluşuyor.
halbuki cinayet işleyen kadın da erkek de gerekli cezayı almalı. erkeği öldüren kadına iyi yapmış diyip cinayet işlemeyi güzellemeyin. feminizm bu değil.
devamını gör...

sözlüğün yeni yazarlarından. müzik konusunda girdiği girdilerle bizleri aydınlatan sayılı kişilerdendir. takip edilesi.
devamını gör...

kişilerin hangi dönemlerinde olduğuna göre değişebilecek birliktelik. her 10 yaş aralığı aynı değildir. basit örnekle biri 40 diğeri 50 olan kişiler aynı kuşaktır, hayata ortak bakması garip karşılanmaz. anca biri 20 biri 30 iken bu durum daha eleştirilebilir oluyor bence. orta yaşa doğru adım atan, belli bir yaşanmışlık ve hayat tecrübesi olan birey ile; yeni reşit olmuş, kendini yeni yeni tanımaya başlayan yolun başındaki kişi hayata nasıl ortak bakabilir ki tamamen. bu ilişkide fikirler ve kafa uyumu değil; tamamen erkeğin dış görünüşü beğenmesi, kızların kendinden büyük erkek ve gücünü sevmesi etkendir diye düşünüyorum.
devamını gör...

ahmed arif 'in "ay karanlık" ve " sevdan beni" şiirleri olmak isterdim...
(bkz: gerçekleşmesi imkansız görünen hayaller)
devamını gör...

ömür boyu şansının, sevenlerinin, sevdiklerinin bol olmasını dilediğim yazar. mutlu yıllar!
devamını gör...

va böyle bir şey sayın yazarlar.insan kendisi kazanınca kolay harcayamıyor daha doğrusu çarçur edemiyor. oysa anne ve babadan alınan harçlıklar çok daha rahat bir şekilde harcaabiliyor.
devamını gör...

aklın yaşta değil başta olduğunu, yaşının adamı olunması gerektiğini anlatan bir cümle.
bakın babam utanıyor.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

takipçi sayısını kontrol etmemek anormal bence. gün içinde ister istemez birkaç kez de olsa giriyoruz kendi profilimize ve dikkatimizi çekiyor illa takipçi sayısı. sonuçta o insanların bizi takip etmesinin bi sebebi var ve yazdığınız bi şeyden dolayı sizi takipten çıkmaları çok yüksek bi ihtimal. o yüzden de bana göre normal olan arada bakmak ve sebebini merak etmek.
devamını gör...

ay karanlık
maviye, maviye çalar gözlerin
yangın mavisine
rüzgarda asi, körsem
senden gayrısına yoksam
bozuksam

can benim, düş benim
ellere nesi?
hadi gel
ay karanlık

itten aç
yılandan çıplak
vurgun ve bela
gelip durmuşsam kapına
var mı ki doymazlığım?

ille de ille
sevmelerim, sevmelerim gibisi?
oturmuş yazıcılar
fermanım yazar
n'olur gel
ay karanlık

dört yanım puşt zulası
dost yüzlü, dost gülücüklü
cıgaramdan yanar
alnım öperler
suskun, hayın, çıyansı

dört yanım puşt zulası
dönerim dönerim çıkmaz
en leylim gecede ölesim tutmuş
etme gel
ay karanlık

ahmed arif.
devamını gör...

evlatlık olduğumu düşünme sebebimdir. babamın burnu maaşallah kemerli mi kemerlidir. he ayrı bir hava katıyor o ayrı konu. annemin burnu da öyle çok düzgün değildir. benimkisi ise olabildiğince düzgün ve normal bir burun. öyle aman aman bir şeyi yok da burun işte be. babaanneme çekmişim galiba. zaten babamın babaannemin oğlu olmama ihtimali; benim babaannemin torunu olmama ihtimalimden daha yüksek. kadının kopyasıyım resmen. (bkz: yörüg gızı)
devamını gör...

fazla wattpad* okuduğunu düsündüğum kişilerdir.
yoktur öyle şey dostlar naiflik,incelik, kibarlik... şahsen her zaman çok hoşuma gider. birçok kız için de aynı durum olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

günümüzde çorum boğazkale ilçesinde bulunan hitit uygarlığının geç tunç dönemi başkentidir.

1986 *yılında da unesco dünya mirasları listesine alınmıştır.
devamını gör...

okunuşu kroyçer sonat olan lev nikolayeviç tolstoy romanıdır. romanda tren yolculuğu yapan bir adamın, karısını öldürmüş bir adamla yaptığı diyalog aktarılır. elbette cinayeti olumlayan (hele ki kadın cinayetini olumlayan) bir yönü yoktur. olayın iç yüzünü anlatan, ilişkide güvenin önemini vurgulayan eserdir.

kreutzer sonata, ismini maestro'sundan alır. bu sonat, en az bir piyano ve bir kemanla çalınabilir. bu da tolstoy'un kitabına niçin bu ismi verdiğini açıklar.

tolstoy, bu kitabı kreutzer sonata'nın inişli çıkışlı yapısından ilham alıp yazmıştır. kitabı da aynı şekilde sakin başlar, yükselir ve düşüşe geçer.

mutlaka okuyun, mutlaka okutun dediğim kitaptır. ayrıca fazıl say ve patricia kopatchinskaja'dan, kitabından sonra dinlemenizi tavsiye ediyorum. buyrunuz
devamını gör...

dünyada yaklaşık 3,5 milyar kadın var.bunlardan bir kısmı sizi reddedecek, bir kısmı da kabul edecek yapıya sahip. kötü haber ise ''seni anan benim için doğurmuş'' diye bir şey yok. size uygun olanlar ve olmayanlar var. bu yüzden sizi reddeden ''tanrıçaya'' kene gibi yapışmak yerine yolunuza bakmayı bilin. kendinize anne değil, eş arıyorsunuz bunu unutmayın.

hadi yakalayın bakayım köftehorlar:
devamını gör...

bu başlığa 107 yıllık türk sinemasının son 64 yılında hep var olan, iri, mavi gözleri ile ve en önemlisi de başarılarıyla gönlümüzde taht kuran fatma girik'in röportajında dediği bazı cümleleri paylaşmak istiyorum.
"her birimizin yandığı, acıya kestiği zamanlar olmuştur. fakat sabahına güneş yine doğmuştur. kalbinizi serin, yol ihtimalinizi açık tutun. hayat siz olduğunuz zaman güzel."
"... çünkü her şeyin özünde sevgi olmalı ve iyi bir iş çıkarmak için de çok iyi çalışılmalı. zira işinizi iyi yapmanız maaşınızın karşılığı değil, karakterinizin yansımasıdır. kişi seveceği bir iş seçerse yaşamında bir gün bile çalışmış olmuyor... "
"... en çok da pişman olmayın. kişi yanlış olsa da sevin gitsin, ziyanı yok. ne biliyorsunuz, belki ileride başka birinin doğru sevilmesine yardımcı olursunuz? zaman her şeyi süpürüyor, tozlanmadan, savrulmadan durabilmek mühim olan. en sonunda birbirimizin gözünün içine bakıyoruz riyasız, barışçıl, pırıl pırıl bakalım. "
devamını gör...

“sanırım ben dahil, bu başlığa yazan tüm yazarlar kanserden öleceğiz.”

-ozgur1ey

not: bu kadar abartmayın. aşk acısından ölen yok.
devamını gör...

başlık bana şifremi unuttuğumu hatırlattı, teşekkürler efendim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim