günün karikatürü
bugünün karikatürü sevgili büfeci için gelsin. bu karikatürü görür görmez aklıma domestic hıyar ile ikisi geldi. domestic'in bu cümleyi büfeci'ye kurması biraz zor ama olsun, serde erkeklik var belki dener.*
devamını gör...
koronavirüs tedavisi gören hastanın oksijen tüpüyle arkadaşını öldürmesi
haberden;
''abd'nin california eyaletinde yeni tip koronavirüs (kovid-19) tedavisi gören kişi, aynı odayı paylaştığı diğer hastayı oksijen tüpüyle öldürdü.
los angeles polisi, cinayet ve nefret suçuyla suçlanan 37 yaşındaki jesse martinez'in, 82 yaşındaki oda arkadaşı dua etmeye başlayınca sinirlerinin bozulduğu yönünde ifade verdiğini açıkladı.''
haber linki
''abd'nin california eyaletinde yeni tip koronavirüs (kovid-19) tedavisi gören kişi, aynı odayı paylaştığı diğer hastayı oksijen tüpüyle öldürdü.
los angeles polisi, cinayet ve nefret suçuyla suçlanan 37 yaşındaki jesse martinez'in, 82 yaşındaki oda arkadaşı dua etmeye başlayınca sinirlerinin bozulduğu yönünde ifade verdiğini açıkladı.''
haber linki
devamını gör...
özdemir erdoğan'ın zeki müren'le ilgili açıklamaları
zeki müren türkçe'mizi çok iyi kullanan ve bize örnek olan biriydi, sırf bu yüzden bile saygı duyabiliriz ona. sadece şarkı söylemekle kalmayan, yazdığı şarkı sözleriyle ve yorumuyla kalpleri kazanan gerçek sanatçıydı. neredeyse tüm şarkılarını bilirim, hiç bir zaman da onun hayatıyla ilgilenmedim. ölümünün üzerinden yıllar geçmiş bir insandan ne istenir anlamak zor?
biz olmayacağız ya böyle, illa ki birilerini kıyaslayacağız, yaşamını eleştireceğiz vb. insanlarla uğraşmaya devam edeceğiz...
biz olmayacağız ya böyle, illa ki birilerini kıyaslayacağız, yaşamını eleştireceğiz vb. insanlarla uğraşmaya devam edeceğiz...
devamını gör...
çocuk sahibi olmak
eğer sabah kahvaltı hazırlayıp karnını güzelce doyurmayacaksanız, düştüğünde yaralarına bant yapıştırmayacaksanız, başını okşamayacaksanız, alıp kucağınıza öpmeyecekseniz, gıdıklayıp güldürmeyecekseniz, gece uyumadan önce masal okumayacaksanız kısacası ona sevginizi vermeyip bir köşede kendi kendine büyümesini bekleyeceksiniz gerçekleştirmeyin dediğim eylem.
devamını gör...
hypatia
daha çok hristiyan topluluğun ellerinde gerçekleşen dramatik ölümüyle ünlü olan hypatia (ms 355-415 civarı), matematiksel ve astronomik çalışmalarıyla hayranlık uyandıran neoplatonik bir öğretmendi.
öğrencilerinden biri olan hristiyan piskopos synesius; hypatia’ya hararetli mektuplar yazıyor, bu mektuplarda onunla sadece felsefe alanında değil aynı zamanda anlaşılması zor matematiksel ölçümler hakkında da bilgi değiş tokuşu yapıyordu.
hypatia, babası theon’un halk tarafından kabul görmesini sağlayan astronomik yorumunu da düzenledi.
antik dönemde yaşamış kadınların zekasını hatırlamak, hem tarihe bakış açımızı genişletiyor hem de bize modern karmaşık düşüncenin cinsiyetçi ögelerini anımsatıyor.
bu, özellikle de felsefe alanı için geçerli; felsefenin, modern üniversitelerde öğretilen beşeri bilimler arasında cinsiyet eşitsizliğini en fazla barındıran alan olduğu konusunda devamlı bir fikir birliği mevcut.
antik dünya, kadınların seslerini felsefe dalına dahil edecek alanı yaratabilmişti; antik dünyayı geleceğe taşımak bizim elimizde.
öğrencilerinden biri olan hristiyan piskopos synesius; hypatia’ya hararetli mektuplar yazıyor, bu mektuplarda onunla sadece felsefe alanında değil aynı zamanda anlaşılması zor matematiksel ölçümler hakkında da bilgi değiş tokuşu yapıyordu.
hypatia, babası theon’un halk tarafından kabul görmesini sağlayan astronomik yorumunu da düzenledi.
antik dönemde yaşamış kadınların zekasını hatırlamak, hem tarihe bakış açımızı genişletiyor hem de bize modern karmaşık düşüncenin cinsiyetçi ögelerini anımsatıyor.
bu, özellikle de felsefe alanı için geçerli; felsefenin, modern üniversitelerde öğretilen beşeri bilimler arasında cinsiyet eşitsizliğini en fazla barındıran alan olduğu konusunda devamlı bir fikir birliği mevcut.
antik dünya, kadınların seslerini felsefe dalına dahil edecek alanı yaratabilmişti; antik dünyayı geleceğe taşımak bizim elimizde.
devamını gör...
yalın alpay
okan bayülgen in uykusuzlar kulübünün post truth bölümünü izleyince dikkatimi çekti, aslında söylediği şeyler, çok önemli konular, ama adam o kadar mimiksiz ve tonlamasız konuşuyorki, birazda donuk bir tipi var ama muazzam bir zeka, muazzam bir vizyon var o belli, yalnız kendisini dinletmesi için, diksiyon konusunu da halletmesi lazım, hakkında yazılanlara bakınca, konuşması herkesin dikkatini çekmiş, bende izlediğim ve okuduğum herşeyden sıkıldığım şu günlerde, boş modern sohbetler video serisine başladım, gerçekten nefes almadan izleniyor dinleniyor, dinledikçe her cümlesinden birşeyler öğreniyorsunuz, çünkü sizi bekletmiyor, içinden bir cümle çıkaracağınız 30 dakikalık bir konuşmayı dinlemiyorsunuz, her cümlesi esas mevzuyu söylüyor, normalde bende bir fikri, düşünceyi anlatan bir yazı yazıyorsam, tekrar okurum, gereksiz cümleleri çıkarırım, komple yazdığım cümlelerin hepsi bir şey söylesin isterim ama bu hemen olmaz,
bu adam konuşurken üst üste çok anlamlı, derin cümleler kuruyor, durup iyice anlamak üzerine düşünmek gerekiyor, yani hakkında hep yazılan, "sanki kitap okuyor gibi konuşması var" lafı, normalde insanların okuyup yazıp üzerine çalışıp, düzeltip, kontrol edip sunduğu kitapları düşünün, bu adamın normal konuşması bu seviyede, boş modern sohbetlerde de soru soruluyor, bir saniye filan düşünüyor, sonra tarihten giriyor, romanlardan örnek veriyor, magazinden bile haberi var, e tabi bu kadar zekaya, komikmiş de,
bugün izlediğim bir bölümde, mutlaka siyasete atılacağını söyledi, çok mutlu oldum, neden böyle genç akıllı insanlar siyasete girmiyorki zaten,
aşkla ilgili bir bölümde de o kadar iddialı konuştuki kendiside iddialı olduğunu belirterek, bilimsel olarak bir konuda bu kadar çok bilgi sahibi olmanın, uygulayabildiği anlamına gelmediğini ve kadınların kendisine aşırı ilgisinin olduğunu da belirtip, "ben zannettiğiniz gibi biri değilim" dedi, hemde baya detaylı belirtmesi dikkatimi çekmişti, sonra öğrendimki aslan burcuymuş, yine de bir aslan erkeğine göre gayet mütevazı birisi, şu diksiyonunu biraz düzeltse ve birazda kımıldasa konuşurken, daha çok insana ulaşacağını düşünüyorum, çünkü gözünü kırpmıyor, put gibi,
kişisel bir sempatisi, cazibesi de yok, ben çekici olmayan, güzel yada çirkin hiç farketmez, alımlı, gösterişli olmayan bir aslan burcu insanına ilk defa rastlıyorum doğrusu,
ama kafası süper, iki gündür izliyorum, dinliyorum, yarın koşa koşa gidip, nitche nin güç istenci kitabını alıcam, roman hiç sevmem, michel diye bir adamın soyadını unuttum "değişme" diye bir romanını tavsiye etti, feci halde merak ettim, bana bunları not alıp yazdırdı, beynim yandı açıkcası, kafasını çok beğendim, bu aralar yalın alpay mode on durumundayım, ve huyum kurusun kusana kadar izlerim okurum ederim, öyle rahatlarım.
25.04.2021
edit : +4 gündür izliyorum videolarını, sinan canan da benim gibi ağzı açık izlerken buluyormuş kendini (gerçek anlamda)
bu adamın karşısına oturmak için, söylediklerini bir defada anlayacak hızda bir algı lazım, karşısına oturanlara da bakıyorum, tamamını anlamıyorlar, çünkü çok uzun ve çok fiilli, dallı budaklı cümleler kuruyor, adam herkesten ileride... bayaa ilerde bir yerde,
birde çok ürkütücü, sabit standart bir ifadesi var, ama çok da sevecen birisi galiba, program partneri bay ilker için çok tatlı bir veda yazısı yazmış, beraber çektikleri videolarda da sık sık çok iyi arkadaş olduklarını, kendisini ve dostuklarını çok sevdiğini belirtiyor, zaten flu tv den ayrılmayı da istememiş, çok ilgi gördüğü ve oluşan potansiyeli kendi hesabına kullanmak varken... bir videoda kendisini romantik bohemlere yakın bulduğunu söylemişti, ben pek ihtimal vermemiştim ama, öyle görünüyor,
bugün atölye çalışmalarına baktım, online şeylerden pek hoşlanmıyorum ama en yakın zamanda kendisiyle tanışmak ve beyin fırtınası yapma isteği uyandırdı bende, çok enteresandır, merak ettiği araştırdığı bir konunun peşinde değilse, isimler ve başlıklar, rakamlar hiç aklında kalmıyormuş benim gibi, yalnız herkeste aynı şaşkınlık, kendisine birşey sorulduğunda, hiç düşünmeden, ara vermeden, o cevap hazırmı orda, bu konuda bir araştırmam olmadı daha önce, bunu hiç düşünmemiştim daha önce diyor, ama böyle bir sesli düşünmek yok yani, adamın normal muhabbetini kaydet, yaz, bastır, kitap olarak sat, o içerde, kafada neler varki, bunlar böyle "kolay" ve bu kadar "hızlı" yazıcıdan çıkar gibi... nasıl yani ya dedirtiyor insana... bir videosunda bazen bir hafta, bir şekilde hasbelkader, hiç kimseyle konuşmadığı zamanlar oluyormuş, ve bu bir kere iki kere değil, çok sık oluyormuş, bugün bir paylaşımında el yazısını gördüm, amatör olarak ilgilenmiştim bir ara, biraz inceliycem, abarttım bende farkındayım ama, insan dinlerken, sürekli bilgi akan bir şelalenin altında gibi hissediyor kendini, hani bir yeriniz ağrıyordur filan, birisi size biraz masaj yapıyım der, ve masaj da ne tatlı bir şeydir, hiç bitmesin istersiniz, ama o insanın sürekli o masajı sürdürmesi gerekir, yorucudur, işte tamda bunun gibi, bu adamın masaj yaparken sıfır enerji sarfettiğini düşünün, hem masaj yapan, hem hiç yorulmayan birisi gibi, sürekli bana masaj yapılıyormuş, yada her saniye çikolata yiyormuşum gibi hissettiriyor, bütün vücudu kas yapmış birinin ağırlıkları çok kolay kaldırması gibi, çok kolay ve hızlı düşünüyor, beyninin heryerini kullanıyor onu anladım, ama o biyonik tavır, o çok soğuk görünüyor, birini dinlerken donuyor, sanırım dinlediği şeylere tam odaklandığı için, şimdi yazarken aklıma geldi, uzaylı olabilir diye düşünüyorum (ciddi)
serdar kuzuloğlu ve agah aydın ı geçti şu an bende, ama açık konuşayım, yalın alpay ı biraz dinleyip ara verip, anlayıp düşünüp, sindire sindire devam etmek gerekiyor, çünkü cümleleri uzadıkça ağırlaşıyor, ve gerçekten onun konuşması benim algımdan hızlı, tamam o anlattığı şeyleri zaten biliyorda, ben çoğunu ilk defa duyuyorum, bu arada bir sürü kelime, bir sürü yeni kavram öğrendim, yoruldum sözlük yeminlen yoruldum, ama doymadım, bazen insan ne aradığını onu bulunca anlarmış ya, o hesap, bu yalın efendi, zaten karışık olan kafamı iyice açtı, şimdi serdar kuzuloğlu yavaş geliyor bana, az geliyor, benim çıta fena bir yerde değildi zaten, hayatım da, az zordu, çok iyi oldu, tamda güzel oldu böyle, süper oldu, farkı görürsünüz yeni tanımlarımda, az uzun yazıyordum, şimdi artık, sayfalarca, tanımlarca yazarım, görüyormusunuz yine sözlüğe yarayacak bu kadar mesai, helal olsun, yarasın :)
edit 2 : üstün zeka olarak doğduğunu bilmeyen yoktur heralde, zekası sanırım 7 yaşında en son 171 e çıkmış birisi, üniversiteyi bitirdiğimde iş bulamadım diyor bir sohbetinin arasında, dondum kaldım inanamıyorum, çağrı merkezinde çalışmış, iktisat mezunu, tarih sosyoloji yüksek lisanslı, doktoralı bir insan, bin tane kitabı okumuş "anlamış" bir insanın donanımı, yetkinliği, iş görüşmesinde nasıl farkedilmez, iş nasıl ona teklif edilmez... yine videolarından birinde, kendisine yeni gelir kaynakları yaratmak için senaryo atölyesine katılmış, ve orada biz fanilerden çok çok ileride bir yerde olduğu farkedilmiş,
gerçekten çocukluğundan itibaren, zekası, kapasitesi üstün bir insanın yanına, türkiye de sadece haber yapmak için gidiliyor, 7 yaşındaki çocuğa, ehe ühe şunu biliyomusun, bunu biliyomusun diye sormaktan öteye gidemeyen bir magazin için gidiliyor, her işin magazinini çıkarmakta ustayız, böyle bir insanın sıradışı durumu için sağlıklı bir destek yok, çünkü öyle bir bilinç yok, kendisi bile diyorki, "normal insandan tek farkım veriler arası daha çok bağlantı kurmam, bu kadarcık şey için afişe edilecek bir şey yok bence" veri dediği de normal bir insanın hayatı boyunca okuduğu kitabı 7 yaşında yemiş içmişlik... veri dediği uzay, hızlı bağlantı dediği de, mesela bir soru soruyorsunuz, yazıcıdan kitabı çıkıyor çıtır çıtır, o yani, veriler arası hızlı bağlantıya indirgemek zorunda bırakılmış... inşallah hepimizden intikam alır...
bu adam konuşurken üst üste çok anlamlı, derin cümleler kuruyor, durup iyice anlamak üzerine düşünmek gerekiyor, yani hakkında hep yazılan, "sanki kitap okuyor gibi konuşması var" lafı, normalde insanların okuyup yazıp üzerine çalışıp, düzeltip, kontrol edip sunduğu kitapları düşünün, bu adamın normal konuşması bu seviyede, boş modern sohbetlerde de soru soruluyor, bir saniye filan düşünüyor, sonra tarihten giriyor, romanlardan örnek veriyor, magazinden bile haberi var, e tabi bu kadar zekaya, komikmiş de,
bugün izlediğim bir bölümde, mutlaka siyasete atılacağını söyledi, çok mutlu oldum, neden böyle genç akıllı insanlar siyasete girmiyorki zaten,
aşkla ilgili bir bölümde de o kadar iddialı konuştuki kendiside iddialı olduğunu belirterek, bilimsel olarak bir konuda bu kadar çok bilgi sahibi olmanın, uygulayabildiği anlamına gelmediğini ve kadınların kendisine aşırı ilgisinin olduğunu da belirtip, "ben zannettiğiniz gibi biri değilim" dedi, hemde baya detaylı belirtmesi dikkatimi çekmişti, sonra öğrendimki aslan burcuymuş, yine de bir aslan erkeğine göre gayet mütevazı birisi, şu diksiyonunu biraz düzeltse ve birazda kımıldasa konuşurken, daha çok insana ulaşacağını düşünüyorum, çünkü gözünü kırpmıyor, put gibi,
kişisel bir sempatisi, cazibesi de yok, ben çekici olmayan, güzel yada çirkin hiç farketmez, alımlı, gösterişli olmayan bir aslan burcu insanına ilk defa rastlıyorum doğrusu,
ama kafası süper, iki gündür izliyorum, dinliyorum, yarın koşa koşa gidip, nitche nin güç istenci kitabını alıcam, roman hiç sevmem, michel diye bir adamın soyadını unuttum "değişme" diye bir romanını tavsiye etti, feci halde merak ettim, bana bunları not alıp yazdırdı, beynim yandı açıkcası, kafasını çok beğendim, bu aralar yalın alpay mode on durumundayım, ve huyum kurusun kusana kadar izlerim okurum ederim, öyle rahatlarım.
25.04.2021
edit : +4 gündür izliyorum videolarını, sinan canan da benim gibi ağzı açık izlerken buluyormuş kendini (gerçek anlamda)
bu adamın karşısına oturmak için, söylediklerini bir defada anlayacak hızda bir algı lazım, karşısına oturanlara da bakıyorum, tamamını anlamıyorlar, çünkü çok uzun ve çok fiilli, dallı budaklı cümleler kuruyor, adam herkesten ileride... bayaa ilerde bir yerde,
birde çok ürkütücü, sabit standart bir ifadesi var, ama çok da sevecen birisi galiba, program partneri bay ilker için çok tatlı bir veda yazısı yazmış, beraber çektikleri videolarda da sık sık çok iyi arkadaş olduklarını, kendisini ve dostuklarını çok sevdiğini belirtiyor, zaten flu tv den ayrılmayı da istememiş, çok ilgi gördüğü ve oluşan potansiyeli kendi hesabına kullanmak varken... bir videoda kendisini romantik bohemlere yakın bulduğunu söylemişti, ben pek ihtimal vermemiştim ama, öyle görünüyor,
bugün atölye çalışmalarına baktım, online şeylerden pek hoşlanmıyorum ama en yakın zamanda kendisiyle tanışmak ve beyin fırtınası yapma isteği uyandırdı bende, çok enteresandır, merak ettiği araştırdığı bir konunun peşinde değilse, isimler ve başlıklar, rakamlar hiç aklında kalmıyormuş benim gibi, yalnız herkeste aynı şaşkınlık, kendisine birşey sorulduğunda, hiç düşünmeden, ara vermeden, o cevap hazırmı orda, bu konuda bir araştırmam olmadı daha önce, bunu hiç düşünmemiştim daha önce diyor, ama böyle bir sesli düşünmek yok yani, adamın normal muhabbetini kaydet, yaz, bastır, kitap olarak sat, o içerde, kafada neler varki, bunlar böyle "kolay" ve bu kadar "hızlı" yazıcıdan çıkar gibi... nasıl yani ya dedirtiyor insana... bir videosunda bazen bir hafta, bir şekilde hasbelkader, hiç kimseyle konuşmadığı zamanlar oluyormuş, ve bu bir kere iki kere değil, çok sık oluyormuş, bugün bir paylaşımında el yazısını gördüm, amatör olarak ilgilenmiştim bir ara, biraz inceliycem, abarttım bende farkındayım ama, insan dinlerken, sürekli bilgi akan bir şelalenin altında gibi hissediyor kendini, hani bir yeriniz ağrıyordur filan, birisi size biraz masaj yapıyım der, ve masaj da ne tatlı bir şeydir, hiç bitmesin istersiniz, ama o insanın sürekli o masajı sürdürmesi gerekir, yorucudur, işte tamda bunun gibi, bu adamın masaj yaparken sıfır enerji sarfettiğini düşünün, hem masaj yapan, hem hiç yorulmayan birisi gibi, sürekli bana masaj yapılıyormuş, yada her saniye çikolata yiyormuşum gibi hissettiriyor, bütün vücudu kas yapmış birinin ağırlıkları çok kolay kaldırması gibi, çok kolay ve hızlı düşünüyor, beyninin heryerini kullanıyor onu anladım, ama o biyonik tavır, o çok soğuk görünüyor, birini dinlerken donuyor, sanırım dinlediği şeylere tam odaklandığı için, şimdi yazarken aklıma geldi, uzaylı olabilir diye düşünüyorum (ciddi)
serdar kuzuloğlu ve agah aydın ı geçti şu an bende, ama açık konuşayım, yalın alpay ı biraz dinleyip ara verip, anlayıp düşünüp, sindire sindire devam etmek gerekiyor, çünkü cümleleri uzadıkça ağırlaşıyor, ve gerçekten onun konuşması benim algımdan hızlı, tamam o anlattığı şeyleri zaten biliyorda, ben çoğunu ilk defa duyuyorum, bu arada bir sürü kelime, bir sürü yeni kavram öğrendim, yoruldum sözlük yeminlen yoruldum, ama doymadım, bazen insan ne aradığını onu bulunca anlarmış ya, o hesap, bu yalın efendi, zaten karışık olan kafamı iyice açtı, şimdi serdar kuzuloğlu yavaş geliyor bana, az geliyor, benim çıta fena bir yerde değildi zaten, hayatım da, az zordu, çok iyi oldu, tamda güzel oldu böyle, süper oldu, farkı görürsünüz yeni tanımlarımda, az uzun yazıyordum, şimdi artık, sayfalarca, tanımlarca yazarım, görüyormusunuz yine sözlüğe yarayacak bu kadar mesai, helal olsun, yarasın :)
edit 2 : üstün zeka olarak doğduğunu bilmeyen yoktur heralde, zekası sanırım 7 yaşında en son 171 e çıkmış birisi, üniversiteyi bitirdiğimde iş bulamadım diyor bir sohbetinin arasında, dondum kaldım inanamıyorum, çağrı merkezinde çalışmış, iktisat mezunu, tarih sosyoloji yüksek lisanslı, doktoralı bir insan, bin tane kitabı okumuş "anlamış" bir insanın donanımı, yetkinliği, iş görüşmesinde nasıl farkedilmez, iş nasıl ona teklif edilmez... yine videolarından birinde, kendisine yeni gelir kaynakları yaratmak için senaryo atölyesine katılmış, ve orada biz fanilerden çok çok ileride bir yerde olduğu farkedilmiş,
gerçekten çocukluğundan itibaren, zekası, kapasitesi üstün bir insanın yanına, türkiye de sadece haber yapmak için gidiliyor, 7 yaşındaki çocuğa, ehe ühe şunu biliyomusun, bunu biliyomusun diye sormaktan öteye gidemeyen bir magazin için gidiliyor, her işin magazinini çıkarmakta ustayız, böyle bir insanın sıradışı durumu için sağlıklı bir destek yok, çünkü öyle bir bilinç yok, kendisi bile diyorki, "normal insandan tek farkım veriler arası daha çok bağlantı kurmam, bu kadarcık şey için afişe edilecek bir şey yok bence" veri dediği de normal bir insanın hayatı boyunca okuduğu kitabı 7 yaşında yemiş içmişlik... veri dediği uzay, hızlı bağlantı dediği de, mesela bir soru soruyorsunuz, yazıcıdan kitabı çıkıyor çıtır çıtır, o yani, veriler arası hızlı bağlantıya indirgemek zorunda bırakılmış... inşallah hepimizden intikam alır...
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in sözlüğü bırakması
arkadaşlar yoldaşla bu konu hakkında konuştuk sözlüğü 5 tl’ye eskiciye satmış.
devamını gör...
anime izleyen birini ciddiye almak
anime izleyeni ciddiye alırım, anime izleyeni ciddiye almayanı da dalgaya alırım. isteyen istediğini izlesin arkadaş sizi ne ilgilendirir. yok anime izleyen ergenmiş de miş miş miş. insanları kalıplara sokmaya çalışmaktan vazgeçin.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
zaten istanbul sözleşmesinin içerisinde yer almamız formalitedendi. yoksa hangi madde uygulanırken gördünüz ülkede.
ilerde başımız ağrımasın, siz sözleşmeye ters davranıyorsunuz demesinler diye ayrıldık, kafamız rahat bundan sonra.
zaten kadın kesmek serbestti ülkede, bundan sonra amaan pff diyerek kafalarını çevirecekler olaylara.
ilerde başımız ağrımasın, siz sözleşmeye ters davranıyorsunuz demesinler diye ayrıldık, kafamız rahat bundan sonra.
zaten kadın kesmek serbestti ülkede, bundan sonra amaan pff diyerek kafalarını çevirecekler olaylara.
devamını gör...
greyfriars bobby
john gray isimli bir vatandaş 1855 yılında zorunlu olarak edinburg'a yerleşmek zorunda kalır. işin esası bahçıvandır. ancak bir türlü kendisine göre iş bulamamaktadır. hal böyle olunca gece bekçiliği için edinburg polis teşkilatına başvurur ve göreve başlar. teşkilatın kurallarına göre gece bekçileri etrafı kolaçan ederken yanlarında bir köpeğin olması zorunludur. gray'in bahtına skye terrier cinsi bir köpek olan bobby düşer.
ikili ilk karşılaştıkları tarihten gray'in ölüm tarihine kadar bütün edinburg sokaklarını birlikte kolaçan ederler. ikilinin birliktelikleri gray'in tüberküloza yakalanıp ölmesi ile birlikte son bulur. hasta adamın son günlerinde bobby onun başında beklemiş ve son nefesini verdiği ana kadar da yanı başından ayrılmamıştır. herkesin hikaye burada bitti diyeceği anda ise, bobby'nin sadakati ve john'a olan düşkünlüğü yepyeni bir hikayenin başlamasına sebep olur.
john, greyfriars kirkyard mezarlığının bahçesine gömülür. bobby cenaze töreni bittikten sonra dostunun mezarının başından ayrılmaz. hatta mezarın üzerine kıvrılıverir. mezarlık görevlisi james brown, bobby'i ilk günden itibaren mezarlıktan kovalamaya başlar. ama küçük dostumuz inatçıdır ve mezarlığa bir şekilde geri dönmektedir. bobby bekçi amcada bumerang etkisi yaratmıştır. adamcağız ne yapsa köpeği mezarlıktan uzaklaştırmayı başaramaz ve her sabah kalktığında bu küçük yaramazı, dostunun mezarının üzerine kıvrılmış halde bulur. bu sevgi ve sadakat bağı karşısında pes eder, bobby ile john'u ayırmaya çalışmak nafile bir çabadır, bekçi bunu geçte olsa anlamıştır. sonrasında onun için korunaklı bir yer bile yapar. bobby'nin yemek ihtiyacı bekçi brown tarafından giderilmeye başlamıştır.
bobby'nin nöbeti artık legal hale gelmiştir. bobby nöbet esnasında mezarlıktan sadece öğlen vakti çıkmaktadır. tabi bu durum merak konusu olmuştur. sonrasında anlaşılmıştır ki, küçük bey kaleden atılan top sesini her duyuşunda, john ile birlikte gittikleri restoran'a doğru yol almakta ve anılarını yad etmektedir. bobby'nin hikâyesi tüm şehre yayılır. artık şehrin fahri mezarlık bekçisidir. bu görevini 16 yaşında hayata gözlerini yumana kadar sürdürür. edinburg'luların gönlü bobby ile john'u ayırmaya razı gelmez. bu halk kahramanı güzel yürekli köpek, john'un mezarının yakınlarına defnedilir. afili'de bir mezar taşı yapılır bobby için...
evet değerli kedi insanları, daha önce de söylediğimiz gibi kahramanlar köpeklerden çıkar*
hachikolar, bobby'ler, muhtar'lar ve niceleri kolay yetişmiyor. kediler uzaylı mıdır bilemem ama köpekler dünyalıdır ve insanların hayatlarına dokundukları gibi arkalarından yaslarını tutmasını da bilirler...
iskoçya'nın asil evladı bobby köpek severler seni asla unutmayacak! huzur içerisinde uyu!
ikili ilk karşılaştıkları tarihten gray'in ölüm tarihine kadar bütün edinburg sokaklarını birlikte kolaçan ederler. ikilinin birliktelikleri gray'in tüberküloza yakalanıp ölmesi ile birlikte son bulur. hasta adamın son günlerinde bobby onun başında beklemiş ve son nefesini verdiği ana kadar da yanı başından ayrılmamıştır. herkesin hikaye burada bitti diyeceği anda ise, bobby'nin sadakati ve john'a olan düşkünlüğü yepyeni bir hikayenin başlamasına sebep olur.
john, greyfriars kirkyard mezarlığının bahçesine gömülür. bobby cenaze töreni bittikten sonra dostunun mezarının başından ayrılmaz. hatta mezarın üzerine kıvrılıverir. mezarlık görevlisi james brown, bobby'i ilk günden itibaren mezarlıktan kovalamaya başlar. ama küçük dostumuz inatçıdır ve mezarlığa bir şekilde geri dönmektedir. bobby bekçi amcada bumerang etkisi yaratmıştır. adamcağız ne yapsa köpeği mezarlıktan uzaklaştırmayı başaramaz ve her sabah kalktığında bu küçük yaramazı, dostunun mezarının üzerine kıvrılmış halde bulur. bu sevgi ve sadakat bağı karşısında pes eder, bobby ile john'u ayırmaya çalışmak nafile bir çabadır, bekçi bunu geçte olsa anlamıştır. sonrasında onun için korunaklı bir yer bile yapar. bobby'nin yemek ihtiyacı bekçi brown tarafından giderilmeye başlamıştır.
bobby'nin nöbeti artık legal hale gelmiştir. bobby nöbet esnasında mezarlıktan sadece öğlen vakti çıkmaktadır. tabi bu durum merak konusu olmuştur. sonrasında anlaşılmıştır ki, küçük bey kaleden atılan top sesini her duyuşunda, john ile birlikte gittikleri restoran'a doğru yol almakta ve anılarını yad etmektedir. bobby'nin hikâyesi tüm şehre yayılır. artık şehrin fahri mezarlık bekçisidir. bu görevini 16 yaşında hayata gözlerini yumana kadar sürdürür. edinburg'luların gönlü bobby ile john'u ayırmaya razı gelmez. bu halk kahramanı güzel yürekli köpek, john'un mezarının yakınlarına defnedilir. afili'de bir mezar taşı yapılır bobby için...
evet değerli kedi insanları, daha önce de söylediğimiz gibi kahramanlar köpeklerden çıkar*
hachikolar, bobby'ler, muhtar'lar ve niceleri kolay yetişmiyor. kediler uzaylı mıdır bilemem ama köpekler dünyalıdır ve insanların hayatlarına dokundukları gibi arkalarından yaslarını tutmasını da bilirler...
iskoçya'nın asil evladı bobby köpek severler seni asla unutmayacak! huzur içerisinde uyu!
devamını gör...
bir ülkenin gelişmişlik seviyesini gösteren detaylar
güvenilir ve yaygın bir adalet sistemi,
güçlü ve nitelikli ulusal eğitim ağı,
hukukun üstünlüğü,
kuvvetler ayrılığı,
her alanda benimsenmiş reform ilkesi,
yeniliğe açıklık,
katma değer üretiminden elde edilmiş sermaye grupları
iyi ahlak ve en önemlisi de yerleşik kültür.
bu kültürün eleştirilmesi, türkiye gibi ülkelerde ciddi bir reaksiyonla karşılaşmanıza sebep olacaktır. mühendislikte; odtü, boğaziçi tıpta; çapa, cerrahpaşa ya da çeşitli köklü hukuk fakülteleri olan bir ülkede eğitim kalitesizliği konu değildir. ortalama eğitimin kalitesiz olduğunu savunabilirsiniz ama bu başka bir konu. asıl mesele, bir insanın eğitim yoluyla sıfat atlayabileceğine inanmasıdır. aksi durumda eğitim; kişinin kendi isteklerine ulaşma dürtüsü olma özelliğini kaybeder. maalesef insanların çok azı eğitimi nedenselleştirecek idealizme sahip. bunun tercümesi şudur: bu ülkenin kültüründe bir gün nobel ödülü kazanma hedefiyle doktora yapan insan sayısı çok çok az. maalesef rahat yaşam, toplumsal saygınlık, statü vs. daha baskın geliyor.
kültürün, hukuktan önce geldiğini savunan birisiyim. kültürü düzelttiğimiz zaman eğitim de, adalet de, katma değer de yaratabiliriz. ha kültürü düzeltmezsen de rasyonaliteyi yıllar evvel terk etmiş bir topluma ''bizi kıskanıyorlar'' diyerek toplumu buna inandırabilirsiniz. ama asla cari açık vermeden büyüyecek bir makroekonomik yapıyı kuramazsınız, çünkü yerleşik kültür buna asla izin vermeyecektir.
güçlü ve nitelikli ulusal eğitim ağı,
hukukun üstünlüğü,
kuvvetler ayrılığı,
her alanda benimsenmiş reform ilkesi,
yeniliğe açıklık,
katma değer üretiminden elde edilmiş sermaye grupları
iyi ahlak ve en önemlisi de yerleşik kültür.
bu kültürün eleştirilmesi, türkiye gibi ülkelerde ciddi bir reaksiyonla karşılaşmanıza sebep olacaktır. mühendislikte; odtü, boğaziçi tıpta; çapa, cerrahpaşa ya da çeşitli köklü hukuk fakülteleri olan bir ülkede eğitim kalitesizliği konu değildir. ortalama eğitimin kalitesiz olduğunu savunabilirsiniz ama bu başka bir konu. asıl mesele, bir insanın eğitim yoluyla sıfat atlayabileceğine inanmasıdır. aksi durumda eğitim; kişinin kendi isteklerine ulaşma dürtüsü olma özelliğini kaybeder. maalesef insanların çok azı eğitimi nedenselleştirecek idealizme sahip. bunun tercümesi şudur: bu ülkenin kültüründe bir gün nobel ödülü kazanma hedefiyle doktora yapan insan sayısı çok çok az. maalesef rahat yaşam, toplumsal saygınlık, statü vs. daha baskın geliyor.
kültürün, hukuktan önce geldiğini savunan birisiyim. kültürü düzelttiğimiz zaman eğitim de, adalet de, katma değer de yaratabiliriz. ha kültürü düzeltmezsen de rasyonaliteyi yıllar evvel terk etmiş bir topluma ''bizi kıskanıyorlar'' diyerek toplumu buna inandırabilirsiniz. ama asla cari açık vermeden büyüyecek bir makroekonomik yapıyı kuramazsınız, çünkü yerleşik kültür buna asla izin vermeyecektir.
devamını gör...
otobiyografinize yazacağınız son cümle
iyi ki.
devamını gör...
mesajlaşamayan insan
ben tam tersine mesajlaşırken rahatım. ama yüz yüze insanlarla konuşurken geriliyorum. konuşamıyorum.
devamını gör...
kokuların insanı geçmişe götürmesi
çok eskiden denizciler kaybolduğunda, yönlerini bulabilmek için mor çiçekli biberiye bitkisini koklarlarmış. yakın zamanda bilim insanları bir deney yapıyor. bu deney iki grup insandan oluşuyor. birinci gruba düzenli olarak biberiye bitkisini koklatıyorlar, ikinci gruba yani kontrol grubuna ise bir şey yapmıyorlar. yıllar geçiyor ikinci grupta bulunan insanlardan alzheimer hastalığına yakalananlar oluyor. fakat düzenli olarak biberiye koklatılan insanların akıl sağlıkları yerindedir. daha sonra biberiyenin akıl sağlığına iyi geldiğini ve hafızayı güçlendirdiği ispatlanmıştır. asırlar öncesinde denizcilerin uyguladığı bu tekniğin boş olmadığını her şeyin doğa ve bilimle mümkün olabileceğini görmüş oluyoruz. sınav zamanları biberiye yağını yanınızdan ayırmamanızı tavsiye ederim.
devamını gör...
niels bohr
tam adı niels henrik david bohr olan danimarkalı fizikçi.
kendisinden önce gelen bazı modellerin eksiklerini ve hatalarını gidererek geliştirdiği bohr atom modeli ile özellikle kuantum fiziğine büyük katkıları oldu ve 1922'de bu çalışmasıyla nobel fizik ödülü'nü aldı. kurduğu kopenhag teorik fizik enstitüsü'ne niels bohr enstitüsü adı verildi. periyodik tabloda atom numarası 107 olan ve yapay olarak elde edilen elemente bohriyum adı verildi. ayrıca ay'daki bir kratere ve bir asteroite ismi verildi.
nobel fizik ödülü dışında aldığı ödüllerin bir listesi:
- hughes madalyası
- matteucci madalyası
- franklin madalyası
- copley madalyası
- danimarka fil nişanı (bir çeşit şövalyelik unvanı)
- sonning ödülü
ayrıca birçok ülke bohr'un resimlerinin olduğu pullar bastı. danimarka ulusal bankası, 500 kronluk banknotlar üzerine onun fotoğrafını koydu.

(görsel, ntboxmag. com'dan alıntıdır.)
kendisinden önce gelen bazı modellerin eksiklerini ve hatalarını gidererek geliştirdiği bohr atom modeli ile özellikle kuantum fiziğine büyük katkıları oldu ve 1922'de bu çalışmasıyla nobel fizik ödülü'nü aldı. kurduğu kopenhag teorik fizik enstitüsü'ne niels bohr enstitüsü adı verildi. periyodik tabloda atom numarası 107 olan ve yapay olarak elde edilen elemente bohriyum adı verildi. ayrıca ay'daki bir kratere ve bir asteroite ismi verildi.
nobel fizik ödülü dışında aldığı ödüllerin bir listesi:
- hughes madalyası
- matteucci madalyası
- franklin madalyası
- copley madalyası
- danimarka fil nişanı (bir çeşit şövalyelik unvanı)
- sonning ödülü
ayrıca birçok ülke bohr'un resimlerinin olduğu pullar bastı. danimarka ulusal bankası, 500 kronluk banknotlar üzerine onun fotoğrafını koydu.

(görsel, ntboxmag. com'dan alıntıdır.)
devamını gör...
benimle ilgilenmeni istemiyorum demeden hissettirmek
bu hissi vermek bence karşı tarafa yapılan saygısızlıktır. hissettirilmeye çalışmak yerine doğrudan söylense hem şekilli şukullu hareketlere gerek kalmaz hem de karşı tarafın ne zamanı ne de hisleri çöpe gitmez.
yoksa herkes bilir umursamaz davranmayı, değersiz hissettirmeyi, geçiştirmeyi.
yoksa herkes bilir umursamaz davranmayı, değersiz hissettirmeyi, geçiştirmeyi.
devamını gör...
bedelli askerlik yapıp erkeğim diye dolaşmak
en azından bazıları gibi babamız mecliste diyip cürük raporu almıyoruz. hatta ve hatta testis kanseri ile cürük raporu alıp bir yıl sonra cocugum doğmadı. ve hatta bu sözde hastalık ile ilgili tedavi süreci bile görülmedi ama olsun rabbim şifa verdi. bu belgeler mi bi rabbim bilir başkasınında bilmesine gerek yok zaten.
(bkz: ahmet burak erdoğan)
(bkz: ahmet burak erdoğan)
devamını gör...
sokak köpeği
hakkında bir çok yanlış bilgi mevcut olan hayvanlardır.
bir iki tanesini sıralamak isterim.
öncelikle mikrop saçıp sizi yatağa düşürmezler, hayvanların ağzı insanların ağzından çok daha temizdir.
sokak hayvanları nasıl olsa yiyecek bulur diye bir şey yok, artık bütün çöp konteynırları kapalı. inanın bana yemek onlar için büyük bir sorun. lütfen elinizden geldiğince sizden yardım bekleyen hayvanlara 1 kap yemeği çok görmeyin.
"yaa bunları barınağa alıyorlar, orada rahat ediyor hayvanlar" bakın bu bilgi de çok yanlış. türkiye'de bir çok barınağın durumu cidden kötü. hala ve hala kötü.
bir iki tanesini sıralamak isterim.
öncelikle mikrop saçıp sizi yatağa düşürmezler, hayvanların ağzı insanların ağzından çok daha temizdir.
sokak hayvanları nasıl olsa yiyecek bulur diye bir şey yok, artık bütün çöp konteynırları kapalı. inanın bana yemek onlar için büyük bir sorun. lütfen elinizden geldiğince sizden yardım bekleyen hayvanlara 1 kap yemeği çok görmeyin.
"yaa bunları barınağa alıyorlar, orada rahat ediyor hayvanlar" bakın bu bilgi de çok yanlış. türkiye'de bir çok barınağın durumu cidden kötü. hala ve hala kötü.
devamını gör...
üzgün insandan özgür insana
uğur batı ve deniz bayramoğlu’nun yazdıkları ve içerisinde sosyoloji, sürü psikolojisi gibi birçok konudan bahsettiği biraz kişisel gelişim biraz tasavvuf biraz hikayeler biraz da alıntılar serpiştirilmiş okunası bir kitap.
ben cnntürk’te gündem özel sunduğu dönemden deniz bayramoğlu hayranı olarak aldım ve işin içinde olduğu için beklentimi yüksek tuttuğumdan çok tatmin olmadım.
yalnızca iki şey sonsuzdur; evren ve insanlığın aptallığı. ancak ilki hakkında şüphelerim var. einstein bu sözleriyle aptallığın sınırı olmadığına işaret ederken, amerikalı yazar harlan ellison aptallığın ne kadar yaygın olduğunu şu sözleriyle ifade ediyor: evrende iki şey çok boldur; hidrojen ve aptallık.
ben cnntürk’te gündem özel sunduğu dönemden deniz bayramoğlu hayranı olarak aldım ve işin içinde olduğu için beklentimi yüksek tuttuğumdan çok tatmin olmadım.
yalnızca iki şey sonsuzdur; evren ve insanlığın aptallığı. ancak ilki hakkında şüphelerim var. einstein bu sözleriyle aptallığın sınırı olmadığına işaret ederken, amerikalı yazar harlan ellison aptallığın ne kadar yaygın olduğunu şu sözleriyle ifade ediyor: evrende iki şey çok boldur; hidrojen ve aptallık.
devamını gör...
insan olmasaydın ne olmak isterdin sorunsalı
rüzgâr olup özgürce dünyayı dolaşmak isterdim..
devamını gör...