pişmiş kabak.. havuç.. ıspanak..
devamını gör...

challenger çukuru (deep) 10.994 metre derinliği ile dünyanın en derin yeridir. pasifik okyanusu'nda mariana çukuru’nun (trench) güney ucunda bulunur.



challenger çukuru'nun yer aldığı mariana çukuru (trench) pasifik okyanusu'nda mariana takımadalarının yakınında yer alan bir çukurdur. uzunluğu 2.542 kilometre, genişliği ise 69 kilometre olan mariana çukuru 1876 yılında hms challenger isimli gemi ile keşfedilmiştir.

1951’de ise echo-sounder donanımlı hms challenger 2 isimli gemi mariana çukuru’nda yaklaşık 11 km’lik derinlik ölçerek buranın en derin noktası olan challenger çukuru’nu keşfetti.
geminin adına ithafen buraya challenger çukuru adı verildi.

james cameron deepsea challenger isimli aracıyla bu çukura yaptığı dalışta 68’in üstünde yeni canlı türü keşfetmiştir.
1.086 bar basınca adapte olabilmiş ve omurgalı olmayan bu canlılar arasında 20 cm boyunda karides benzeri enteresan kabuklular da vardır.
devamını gör...

dilimize yeniçeriler tarafından kazandırılan, resmen yöneticiye karşı gelmek, ayaklanmak, isyan başlatmak anlamlarına gelen deyim. esasen tarihi bir gerçekliğe dayanır. öyle ki; yönetimden hoşnutsuz olan yeniçeriler, et meydanı'nda toplanır, "istemezük (istemeyiz)" nidaları eşliğinde koca kazanlarını (evet, bildiğiniz kazan) kaldırır, devirirlerdi. bu eylem ilgili yöneticiye karşı (artık sadrazam mıdır, divan-ı hümayun üyesi midir, yoksa padişahın bizzat kendisi midir bilinmez) başlatılan ayaklanmanın apaçık ilanı niteliğinde idi. aynı zamanda yönetime karşı son bir uyarı, son bir "bizi mutlu etmezseniz kötü olur" mesajıdır. nitekim koskoca padişahtan, koskoca sadrazam efendi hazretlerinin kellesinin istendiği; padişahın da zavallı kulundan biçare halde vazgeçtiği dahi görülmüştür.
devamını gör...

kadın değildir insandır o. kadın olsa duramazsın.
yani demem o ki beğenilmek, ilgi görmek de bir ihtiyaçtır.
her insanının hayatta gereksinim duyduğu dört şeyi şuraya iliştiriyorum hemen.
taktir, ilgi, sevgi, onay.
devamını gör...

hiç şüphesiz ki seçilmiş kişidir. yazdığı her tanım en az 3-4 oy alır. biraz çaba sarf etse nick altında destanlar yazılır. 1400 yıl önce yaşasa kim bilir neler neler olurdu.
devamını gör...

umut verici bir kampanya. çocuklar geleceğimiz ve biz her zaman geleceğimizi korumak zorundayız.
teşekkürler sözlük. iyiki varsınız.
devamını gör...

fazla oksijenden kafası güzel erkektir.
devamını gör...

son osmanlı sultanını neslişah 'ın hayatını anlatan murat bardakçı tarafından yazılan kitap.

neslişah, 4 şubat 1921 yılında sarayda doğmuştur. hanedan defterine adı yazılan son sultanıdır.
adına altın basılmıştır.

neslişah, son padişah sultan vahiddin ile son halife abdülmecid efendi'nin torunu, sabiha sultan ile şehzade ömer faruk efendi'nin büyük kızıdır.

mısır'ın son hıdivi ikinci abbas hilmi paşa'nın oğlu ve son kral naibi prens abdülmünim ile evlenmiştir.
bu evlilik babasının zoruyla olan bir evlilik olmuştur. bu evlilik olmasın diye neslişah günlerce ağlamıştır.
saraylı olmanın gereği sonunda evliliği kabul etmiştir. çünkü o her zaman mantıklı bir bir kadındır.
başta direndiği bu evlilik sandığı gibi çıkmamış, zamanla eşini sevmiştir.
bu evlilikten, prens abbas hilmi ile prenses ikbal moneim saviç'in dünyaya gelmiştir.

neslişah kitapta, çocukluğunda ve gençliğinde ona öğretilen saray adetlerini anlatır.
nasıl konuşması gerektiği, nasıl durması gerektiğini anlatır.
ortalıkta ağlayamayacağını ve yüksek sesle gülemeyeceğini anlatır.
saraylı olmanın, olanları kabullenmek ve eldekiyle huzur bulmak olduğunu anlatır.

kitap 2011 yılında çıkar. neslişah 2012 yılında ölür.

osmanlıya ilgi duyanların, kadın bakışına ilgi duyanların hoşuna gidebilecek bir biyografi.
devamını gör...

eskiden * 2 saatti, bu tempoya 3 sene dayanabildim, sonra yatak odasından çalışma odasına gidilme süresi yani yaklaşık 1 dakika oldu *.
devamını gör...

konu ikili ilişkilerse; sevgiden başka bağ kuracak hiçbir mefhum yoktur. çünkü: "sevmek de yetmiyormuş. çok önceden karşılaşacaktık." gibi acı bir gerçek vardır.

değilse; ortak acılar ve hayatlardır...

kur'an'a göreyse; ruhlar grup gruptur. birbirine benzeyenler tanışıp kaynaşır. benzemeyenlerse ayrışır... bu, daha galübelada meydana gelmiş bir husustur...
devamını gör...

gözlem mekanizmasından ziyade, bir denetim biçimidir; olanı gören göz değil, ideali yaptıran bir sistem. mahkumlar bu sistemde her an, her saniye olması gerektiği gibi davranmaya bir nevi zorlanmıştır.
devamını gör...

ben tam 30 ama kurtarıyor muyum? yoksa benimde ipimi çekecek misiniz amca?*
devamını gör...

bir gün dönüp geçmişe baktığınızda, mücadelelerle geçen yılların hayatınızın en güzel yılları olduğunu fark edeceksiniz.
devamını gör...

pavyon denince akla ilk gelen 1. şey ankara , 2. şey ise sari tutkudur.
devamını gör...

hikayeler uluslar arasında dolaşır dururlar. simyacı'nın öyküsü de böyledir.
simyacı' nın öyküsü ile arakiyeci ibrahim efendi'nin öyküsü de benzerlikler taşır.
arakiyeci ibrahim efendi, istanbulun fethinden sonra suriçinde yaşayan bir adamdır. yıllarca bir rüya görür, gördüğü bu rüyada, ak sakallı bir dede, bağdat içerisinde bir cami var, o caminin bahçesinde bir asma var, o asmanın altında üç yastık kılıfı altın var, oraya git, o altınlar senin kısmetin der. arakiyeci bu hikayeyi karısına, saygı dıyduğu insanlara anlatır, herkes ya boşver, rüya işte derler.
arakiyeci bir gün karar verir bağdat'a gitmeye, aylarca sürecek yolculuk için, birkaç hayvanını satar ve yola çıkar.
aylarca süren uzun bir yolculuktan sonra bağdata varır ve bir asma gölgesinde dinlenmek ister, yanına bir adam gelir, sohbet ederler ve arakiyeci bağdata geliş sebebini anlattığında, adam da efendim ben de 10 yıldır bir rüya görmekteyim, iatanbulda arakiyeci ibrahim efendi diye bir adam varmış, onun evinin bahçesinde 3 yastık kılıfı dolusu altın varmış, geçiniz efendim bunları, rüya için yola mı çıkılır.
ibrahim efendi, rüyasında gördüğü altınların kendi evinin bahçesinde olduğunu anlamış ve aylarca süren bir yolculuktan sonra istanbula dönmüş ve bahçesini kazdığında altınları bulmuş.
lakin altın bulduğunu kime söylesem diye düşünmeye başlamış.
sabah erken kalkmış, tavuk kümesinden 3 yumurta almış ve yatağa dönüp yumurtaların üstüne yatmış. hanımı kendisini çağırınca gelemem hanım demiş. hanımı merak etmiş neden gelemezsin falan diyince, ibrahim efendi yumurtaları gösterip, kimseye söyleme hanım ama ben yumurtladım demiş. tabii hanımı da olur mu öyle şey bey demiş.
öğle namazı için evden çıkan ibrahim beyi görenler kahkahalar atarak gıdaklamaya başlamışlar.
tabii ibrahim bey altın bulduğunu eşine söylerse, dünya alemin bu hikayeyi öğreneceğini anlamış.
ibrahim bey, bulduğu altınlarla suriçinde arakiyeci ibrahim bey camisini yaptırmış.

çok ilginçtir, ispanyollarla osmanlı hikayeleri, kıssaları çakışırlar.
en erken dönem yazılı bask hikayesi yakup çelebinanın öyküsüdür.
yakup çelebi sultan murat'ın oğlu, yıldırım beyazıt'ın kardeşidir. bu bask hikayesinde osmanlıdaki taht kavgasını anlatır.

bı da böyle bir anımdır.

islamansiklopedisi.org.tr/t...
devamını gör...

kediler aleminin sezgileri güçlü ve duygusal üyeleri. sarı, beyaz, gri türdeşleri gibi sokağın acımasız şartlarına mahkum edilmiş en büyük grubu oluşturuyorlar. sateni andıran parlak tüylü renge sahip siyah kediler hem diğer renge sahip kedilere göre daha az sahiplenilen hem de yaralama ve öldürülmeye yönelik şiddete en fazla uğrayan kedilerdir.
devamını gör...

türk popunun atanamamış prensi.

ilk albümü benimle oynamayı 1994'te, henüz 21 yaşındayken çıkardı. hem müziğiyle, hem tarzıyla, hem de sesiyle pek çok insanı etkiledi. öyle ki liseli kızların bir anda sevgilisi konuma geldi. ilk albümünü çıkardıktan sonraki iki senede toplam 300 konser verdi. mtv local hero ödülünü aldı.

1995'te ikinci albüm olan nereden geldim nereye gideceğim çıktı. londra'da ve new york'ta klipler çekti. o zamana dek yurtdışında klip çekmek, türk şarkıcıları arasında pek de popüler değildi. bebeto burak, özellikle new york'ta çektiği yaşandı bitti klibiyle türk popunu salladı götürdü. öylesine bir sallantı ki bu, doksanlarda ve iki binlerde yurtdışında çekilmiş çoğu klipte bebeto'dan esinlenme söz konusudur. tarkan'ın ölürüm sana'sı, rafet el roman'ın macera dolu amerika'sı ve daha fazlası... onun dönemine kadar, saçları elektrik çarpmış gibi diken diken yapmak da yoktu mesela. bebeto öylesine sallamıştı ki piyasayı, bugün dahi saçını diken yapan insanlar vardır.

ikinci albümün ardından askere giden burak, döndüğünde bıraktığı türk müziğini bulamadı. 1997'de kendi kurduğu şirketten küçük prens isimli albümü çıkardı ancak diğer albümler kadar ses getirmedi maalesef. daha sonrasında şirketi kapattı diye biliyorum. bir dönem uyarlama bir şarkı olan komple ile tutunmaya çalışsa da eski albümlerindeki vuruculuk, bundan sonraki eserlerinde olmadı.

her şeye rağmen burak kut türk popu için dönüm noktasıdır. pek çok sanatçının aksine, katıldığı programlarda ve etkinliklerde playback yapmayı pek tercih etmez. çıplak sesi bile gayet vurucudur.
devamını gör...

uykusuzkahve ile tanışmak isterim. kısacık konuşmalarımızdan bile çok tatlı bir insan olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

hepimizin izin verildiği kadar özgür olmamızdır. hepimiz toplumdan farklı ya da özgür olduğumuza inanıyor ya da buna çabalıyoruz ama bu çocuğa verilen şeker misali bir avuntu sadece.
devamını gör...

bu dünyada kendine yer bulamamış insanları kandırmak mı kskskdksks arkadaşlar şaka gibisiniz. de ki eskiden seviyordum artık ilgimi çekmiyor. sizin zevkleriniz değişti ya büyüdünüz ya kendinizce hemen gereksiz bir yaftalama başlatın. izlediğiniz o lotr harry potter got hepsi o bahtsız insanlar(!) üzerinden para kazanma amaçlı yazılmış aynen. o kadar sığ bir tespit ki şuraya kusasım geldi devam etmeyeceğim.

tanım: okumaktan büyük keyif aldığım edebiyat türü.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim