bir bilen (yazar)
türkiye'de dahi yasal bir suç olmayan eşcinsellik ile yasalarda suç olarak tescillenmiş zoofili, pedofiliyle aynı gören homofobik zat. korkunun yarattığı bir kafa olsa gerek.
"ben nasıl hetero birey olarak yürüyüş yapmıyorsam onlar da yapmayacak" gibi sözler söyleyebilen boş beleş adam. hetero olduğu için sürekli ölüm tehditleri alıp darp ediliyordur eminim. bu gibi bireyin özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik söylemleri şiar edinmiş ve kendi görüşünden olmayan insanların can ve mal güvenliği konusunda gördüğü zararları zerre umursamayan, görmezden gelen kişilerin kendini haklı görmek için her şeyi yok saydığı ortada.
"ben nasıl hetero birey olarak yürüyüş yapmıyorsam onlar da yapmayacak" gibi sözler söyleyebilen boş beleş adam. hetero olduğu için sürekli ölüm tehditleri alıp darp ediliyordur eminim. bu gibi bireyin özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik söylemleri şiar edinmiş ve kendi görüşünden olmayan insanların can ve mal güvenliği konusunda gördüğü zararları zerre umursamayan, görmezden gelen kişilerin kendini haklı görmek için her şeyi yok saydığı ortada.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının takipçi sayıları
28. her takip bildiriminde ayrı heyecanlanıyorum, ayrı mutlu oluyorum. beni mutlu eden herkese teşekkürler buradan. herkes önceden kaç takipçisi olduğunu söylemiş, ben yazar olalı bir ay geçti mi geçmedi mi ondan bile emin değilim ondan bilemiyorum, minik minik arttı takipçilerim. *
devamını gör...
aşk ve gurur
özgün ismiyle pride & prejudice yani gurur ve ön yargı'dır.
yönetmenliğini joe wright'ın senaristliğini
deborah moggach'ın yapımcılığını tim bevan, eric fellner, paul webster'ın üstlendiği 2005 yapımı romantik, dram filmidir.
yazar jane austen'ın 1813'te yazılan gurur ve önyargı kitabından uyarlanmıştır.
oyuncular,
keira knightley
matthew macfadyen
brenda blethyn
donald sutherland
tom hollander
rosamund pike
jena malone
talulah riley
judi dench
bennet ailesi anne, baba ve 5 kızdan oluşan ingiltere kırsalında çiftlik yöneten orta sınıf bir aile. kızları; jane, elizabeth, mary, kitty ve lydia'nin evlilik ve ahlak kavramlarını, hayata bakışlarını konu alan renkli bir filmdir. anne bennet kızlarını biran önce evlendirmek ister kızları da bu doğrultuda anneyle aynı fikirdedir elizabeth (keira knightley) hariç. elizabeth aşık olmak ister. daha özgür ruhlu daha farklı bir genç kızdır. algıları, hayata bakışı, beklentileri farklıdır. ve bu anne bennet'in pek hoşuna gitmez.
filmin asıl konusu elizabeth ve darcy'nin (matthew macfadyen) itmeli, çekmeli gurur üzerine inşaa edilmiş aşklarıdır.
diğer kardeşlerin aşklarına, evliliklerine de değinen dönemin sorunlarını ve aile hayatını yansıtan güzel bir filmdir.
ben filmi 2008 yılında 10'u geçkin kere izlemiştim. görüldüğü üzere izleme sayısındanda anlaşılacağı üzere pek beğenmiştim. hah filmde kendimde bir şeyler bulduğumdan pek bir ilgimi çekmişti.
kitabını okumadım malesef nasıl büyük bir eksiklik, hata şuan daha iyi anlıyorum. ilk fırsatta okumayı planlıyorum.
umarım siz de beğenir keyifle izlersiniz. iyi seyirler...
yönetmenliğini joe wright'ın senaristliğini
deborah moggach'ın yapımcılığını tim bevan, eric fellner, paul webster'ın üstlendiği 2005 yapımı romantik, dram filmidir.
yazar jane austen'ın 1813'te yazılan gurur ve önyargı kitabından uyarlanmıştır.
oyuncular,
keira knightley
matthew macfadyen
brenda blethyn
donald sutherland
tom hollander
rosamund pike
jena malone
talulah riley
judi dench
bennet ailesi anne, baba ve 5 kızdan oluşan ingiltere kırsalında çiftlik yöneten orta sınıf bir aile. kızları; jane, elizabeth, mary, kitty ve lydia'nin evlilik ve ahlak kavramlarını, hayata bakışlarını konu alan renkli bir filmdir. anne bennet kızlarını biran önce evlendirmek ister kızları da bu doğrultuda anneyle aynı fikirdedir elizabeth (keira knightley) hariç. elizabeth aşık olmak ister. daha özgür ruhlu daha farklı bir genç kızdır. algıları, hayata bakışı, beklentileri farklıdır. ve bu anne bennet'in pek hoşuna gitmez.
filmin asıl konusu elizabeth ve darcy'nin (matthew macfadyen) itmeli, çekmeli gurur üzerine inşaa edilmiş aşklarıdır.
diğer kardeşlerin aşklarına, evliliklerine de değinen dönemin sorunlarını ve aile hayatını yansıtan güzel bir filmdir.
ben filmi 2008 yılında 10'u geçkin kere izlemiştim. görüldüğü üzere izleme sayısındanda anlaşılacağı üzere pek beğenmiştim. hah filmde kendimde bir şeyler bulduğumdan pek bir ilgimi çekmişti.
kitabını okumadım malesef nasıl büyük bir eksiklik, hata şuan daha iyi anlıyorum. ilk fırsatta okumayı planlıyorum.
umarım siz de beğenir keyifle izlersiniz. iyi seyirler...
devamını gör...
berbat bir yaşama rağmen bu denli yaşama isteği
yaşama isteği demeyelim de zorunlu yaşama diyelim.
devamını gör...
güzel kadın çirkin erkek birlikteliği
daha önce yazmıştım bu başlığa. yeniden yazma gereği doğdu. bilirsiniz sözlük ortamında çoğu yazar avukat, doktor, mafya, şair, yazar, sosyolog, psikolog gibi farklı özelliklere sahiptir. 87 iq ile her şey haline gelir ve hadsizleşir. sonrasında beklentisi şu olur. benim istediğim gibi yazmalısınız! benim istediğim başlıklara yazmalısınız! benim düşündüğüm gibi düşünmüyorsanız o zaman laf sokarım! benimle aynı görüşe sahip değilseniz o zaman doğru şeylerden bahsetmiyorsunuz ve derhal öteki olarak sizi etiketlerim! sözlükler gibi basit oluşumların bile kullanim amacını anlamayan tiplerin başkasına teşhis koyabilecek haddi kendinde bulması sahiden incelenesi bir konu.
hayatta herkesin tercihleri vardır. daha önce yazmıştım. benim hayatıma giren insanlar hep çok karizmatik tiplerdi. karizmasından ödün verebilen kişiler hiç degillerdi. özellikle seçimim bu oluyor, şekilciyim herhalde. olabilir. ancak bugün güzel sözlüğümüze yakışır bir ponçiklik ile bu başlığı çok farklı şekilde ele alacağım. çünkü inanılmaz ama buna başlık denir ve yazarlar başlıklara göre fikir belirtir.
başlıyorum.
pardoğğnn ama çirkin diye bir şey yoktur. kısa boy diye yine bir şey yoktur. büyük burun, kocaman ağız, hatta sivilce diye bir şey yoktur. çirkinliğin ve güzelliğin, zekanın ve aptallığın insanın psikolojisini etkilemesi diye bir şey hiç olamaz. hepimiz insanız. hepimiz eşitiz. ilişkiler tek tiptir ve gözlem denilen şey yoktur.
mesela bir şeyi iddia ediyorsan o zaman o sensindir. transların olduğunu mu iddia ediyorsun? o zaman sen bir transsın! ve en önemlisi çirkinlik diye bir şey yoktur. ruh güzelliği vardır ama ruh çirkinliği yoktur. kafa sözlük burası. burada sadece güzel şeyler konuşulmalı.
o nedenle başlık tümden hatalı zaten. bu başlık kadın ve erkek birlikteliği olarak açılmalıydı. çünkü konuşulması gereken binlerce farklı konu varken işimiz gücümüz bu mu? bazı şeyleri özetleyip incelemeyi bırakmalıyız.
orada 90 kilo hatçe varken ve sahiden zeki, güzel karakterli biriyken nerdeyse herkes 49 kiloluk melis ile ilgilenir. ama güzellik ve çirkinlik yoktur, ruh güzelliği vardır. bu nedenle ben bu ilişkinin sonsuz bir huzur ortamında devam edeceğini düşünüyorum. birbirlerini tamamlayıp net olarak evlenirler. en ideal ilişkidir. erkek çok değer bilir ve asla daha güzelinin peşinden gitmez.
çirkinlik diye bir şey yoktur.
yeniden gelip ponçikliklerime devam edeceğim. bu sözlük insanın içini pembe pembe yapıyor.
hayatta herkesin tercihleri vardır. daha önce yazmıştım. benim hayatıma giren insanlar hep çok karizmatik tiplerdi. karizmasından ödün verebilen kişiler hiç degillerdi. özellikle seçimim bu oluyor, şekilciyim herhalde. olabilir. ancak bugün güzel sözlüğümüze yakışır bir ponçiklik ile bu başlığı çok farklı şekilde ele alacağım. çünkü inanılmaz ama buna başlık denir ve yazarlar başlıklara göre fikir belirtir.
başlıyorum.
pardoğğnn ama çirkin diye bir şey yoktur. kısa boy diye yine bir şey yoktur. büyük burun, kocaman ağız, hatta sivilce diye bir şey yoktur. çirkinliğin ve güzelliğin, zekanın ve aptallığın insanın psikolojisini etkilemesi diye bir şey hiç olamaz. hepimiz insanız. hepimiz eşitiz. ilişkiler tek tiptir ve gözlem denilen şey yoktur.
mesela bir şeyi iddia ediyorsan o zaman o sensindir. transların olduğunu mu iddia ediyorsun? o zaman sen bir transsın! ve en önemlisi çirkinlik diye bir şey yoktur. ruh güzelliği vardır ama ruh çirkinliği yoktur. kafa sözlük burası. burada sadece güzel şeyler konuşulmalı.
o nedenle başlık tümden hatalı zaten. bu başlık kadın ve erkek birlikteliği olarak açılmalıydı. çünkü konuşulması gereken binlerce farklı konu varken işimiz gücümüz bu mu? bazı şeyleri özetleyip incelemeyi bırakmalıyız.
orada 90 kilo hatçe varken ve sahiden zeki, güzel karakterli biriyken nerdeyse herkes 49 kiloluk melis ile ilgilenir. ama güzellik ve çirkinlik yoktur, ruh güzelliği vardır. bu nedenle ben bu ilişkinin sonsuz bir huzur ortamında devam edeceğini düşünüyorum. birbirlerini tamamlayıp net olarak evlenirler. en ideal ilişkidir. erkek çok değer bilir ve asla daha güzelinin peşinden gitmez.
çirkinlik diye bir şey yoktur.
yeniden gelip ponçikliklerime devam edeceğim. bu sözlük insanın içini pembe pembe yapıyor.
devamını gör...
evanjelizm
isa mesih'in yeryüzünde zuhur edip tanrının krallığını kurması için ilk önce armageddon savaşı denilen büyük bir dünya savaşının patlak vermesi gerektiğine inanan bir hristiyan topluluğu, tarikatı, mezhebi artık her ne denirse. trump iktidarında amerikan bürokrasisine evanjelist olduğunu gizlemeyen bir sürü insan getirilmiştir. bu abiler armageddon savaşı artık çıksın diye dünyadaki her savaşı desteklerler hatta ve hatta yıkım daha büyük olsun da isa hemencecik gelip tanrının göksel krallığını kursun diye nükleer silahların bile kullanılması gerektiğini savunurlar. baya baya zararlı bir cemiyettir kendileri.
devamını gör...
başlık açarken dikkat edilmesi gereken kurallar
(1) başlık, genellikle ilgili kavramın ismi olmalıdır. (örn, müphem)
(2) başlıkta kullanılan kısaltmalar, bitişik yazılır. (örn; tbmm)
(3) belli bir tarihi ifade eden başlıklar “gün - (yazıyla) ay – yıl xxxxx” şeklinde olmalıdır. (örn; 04 mart 2021 ümit özdağ’ın iyi parti’den istifası)
(4) başlık, soru cümlesi olarak açılmamalıdır. (örn; “trump’un ne dediğini anlayan var mı” değil; “trump’ın ne dediğinin anlaşılmaması” şeklinde olmalıdır.)
(5) bir kişi, kavram, nesne hakkında açılan başlıklara istisnaî durumlar dışında isim, takı eklenmemelidir. (örn, “elma meyvesinin faydaları” değil, “elmanın faydaları” şeklinde olmalıdır.)
(6) kişiler hakkında açılan başlıklarda kişinin adı tam olarak yazılmalıdır. (örneğin, “5 mart 1953 stalin’in ölümü” şeklinde değil, “5 mart 1953 josef stalin’in ölümü” şeklinde olmalıdır.)
(7) başlık açmadan önce o başlığın anahtar kelime ya da kelimelerini arama butonunda taratıp, daha önce o konuda başlık açılıp açılmadığı kontrol edilmelidir.
(8) belli bir kesimi belirtmek amacıyla şahıs kipleri kullanılmamalıdır. (örneğin, “eski nişanlımın evlenmesi” değil; “eski nişanlının evlenmesi” şeklinde olmalıdır.
(9) toplumun genelince hakaret, sövme, küfür olarak kabul gören kelimelerle başlık açılmamalıdır. (tck m. 125/1).
(10) her türlü teknolojik alet, araba, vs. ile ilgili olarak özel modelinin adı/kodunun belirtilerek başlık açılmalıdır. (örneğin, “iphone 12 pro max, maserati quattroporte) vb. şeklinde olmalıdır.
(11) içki isimleri içeren başlıklarda tam isim kullanılmalıdır. (örn, absolut citron, puschkin black sun, smirnoff ice, kavaklıdere angora) vb. şeklinde olmalıdır.
(12) "rusça, yunanca, arapça, japonca gibi latin yazı sistemi kullanmayan dillerdeki özel isimler (ve özel isim olarak sınıflandırılabilecek yerleşik kavramlar ve terimleşmiş sözcükler), türkçenin ses özelliklerine uygun olarak okunduğu gibi yazılır. (örn, çaykovski, vasabi, hiroşima ) vb. şeklinde olmalıdır.
(13) bir tanımdan ziyade bir olay, durum, haber vb. ile ilgili başlık açan kişinin ilk girdinin sahibi olması sebebiyle “güvenilirliği yüksek kaynak göstererek” başlık açmalıdır. başlıkta teyit edilmiş (mavi tik’li) kişisel ya da kurumsal hesaplar hariç twitter vb kaynakların kaynak olarak gösterilmesinden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.
(14) başlık açarken kullanılan kelimelerin doğru yazıldığından emin olunarak başlık açılmalıdır. yazımı için emin olunamayan kelimeler için tdk yazım kılavuzuna bakmaktan imtina edilmemelidir.
(15) eften püften konular için “sorunsalı” kelimesi ile biten başlık açılmamalıdır. nitekim sorunsal denilen şey, çözümü belirsiz olan bir sorundur, hatta ortada sorun olup olmadığı bile belli değildir.
(16) unutulmamalıdır ki, doldurulan her ukte, sözlüğe yeni bir başlık olarak katılacaktır. dolayısıyla başlık açarken en uygun olan eylem, ilk girdinin bir tanım olması, sonrasında da örneklemelerle devam edilmesi, gerekiyorsa ekstra tanımların da yapılması şeklindedir.
(17) ötekileştiren, nefret söylemi içeren başlık açılmamalıdır. (bkz: empati)
(2) başlıkta kullanılan kısaltmalar, bitişik yazılır. (örn; tbmm)
(3) belli bir tarihi ifade eden başlıklar “gün - (yazıyla) ay – yıl xxxxx” şeklinde olmalıdır. (örn; 04 mart 2021 ümit özdağ’ın iyi parti’den istifası)
(4) başlık, soru cümlesi olarak açılmamalıdır. (örn; “trump’un ne dediğini anlayan var mı” değil; “trump’ın ne dediğinin anlaşılmaması” şeklinde olmalıdır.)
(5) bir kişi, kavram, nesne hakkında açılan başlıklara istisnaî durumlar dışında isim, takı eklenmemelidir. (örn, “elma meyvesinin faydaları” değil, “elmanın faydaları” şeklinde olmalıdır.)
(6) kişiler hakkında açılan başlıklarda kişinin adı tam olarak yazılmalıdır. (örneğin, “5 mart 1953 stalin’in ölümü” şeklinde değil, “5 mart 1953 josef stalin’in ölümü” şeklinde olmalıdır.)
(7) başlık açmadan önce o başlığın anahtar kelime ya da kelimelerini arama butonunda taratıp, daha önce o konuda başlık açılıp açılmadığı kontrol edilmelidir.
(8) belli bir kesimi belirtmek amacıyla şahıs kipleri kullanılmamalıdır. (örneğin, “eski nişanlımın evlenmesi” değil; “eski nişanlının evlenmesi” şeklinde olmalıdır.
(9) toplumun genelince hakaret, sövme, küfür olarak kabul gören kelimelerle başlık açılmamalıdır. (tck m. 125/1).
(10) her türlü teknolojik alet, araba, vs. ile ilgili olarak özel modelinin adı/kodunun belirtilerek başlık açılmalıdır. (örneğin, “iphone 12 pro max, maserati quattroporte) vb. şeklinde olmalıdır.
(11) içki isimleri içeren başlıklarda tam isim kullanılmalıdır. (örn, absolut citron, puschkin black sun, smirnoff ice, kavaklıdere angora) vb. şeklinde olmalıdır.
(12) "rusça, yunanca, arapça, japonca gibi latin yazı sistemi kullanmayan dillerdeki özel isimler (ve özel isim olarak sınıflandırılabilecek yerleşik kavramlar ve terimleşmiş sözcükler), türkçenin ses özelliklerine uygun olarak okunduğu gibi yazılır. (örn, çaykovski, vasabi, hiroşima ) vb. şeklinde olmalıdır.
(13) bir tanımdan ziyade bir olay, durum, haber vb. ile ilgili başlık açan kişinin ilk girdinin sahibi olması sebebiyle “güvenilirliği yüksek kaynak göstererek” başlık açmalıdır. başlıkta teyit edilmiş (mavi tik’li) kişisel ya da kurumsal hesaplar hariç twitter vb kaynakların kaynak olarak gösterilmesinden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.
(14) başlık açarken kullanılan kelimelerin doğru yazıldığından emin olunarak başlık açılmalıdır. yazımı için emin olunamayan kelimeler için tdk yazım kılavuzuna bakmaktan imtina edilmemelidir.
(15) eften püften konular için “sorunsalı” kelimesi ile biten başlık açılmamalıdır. nitekim sorunsal denilen şey, çözümü belirsiz olan bir sorundur, hatta ortada sorun olup olmadığı bile belli değildir.
(16) unutulmamalıdır ki, doldurulan her ukte, sözlüğe yeni bir başlık olarak katılacaktır. dolayısıyla başlık açarken en uygun olan eylem, ilk girdinin bir tanım olması, sonrasında da örneklemelerle devam edilmesi, gerekiyorsa ekstra tanımların da yapılması şeklindedir.
(17) ötekileştiren, nefret söylemi içeren başlık açılmamalıdır. (bkz: empati)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının almış olduğu en güzel iltifat
gırtlak kanseri olduğu için boynuna açılan delikten nefes alan birisine yemeklerin tadını alıp alamadığını sormuştum, çok şaşırıp iltifat etmişti, kimsenin şimdiye kadar bunu sormadığını söylemişti.
bu arada merak edenler için yazayım, yemeklerin tadını alırken aynı anda kokusunu da alıp bütün olarak algılıyoruz. nezleyken yemeklerden tat alamayız ya… o da artık burnundan nefes almadığı için yemeklerin tadını tam olarak algılayamıyormuş. cevabı tam hatırlamıyorum açıkçası, yıllar oldu, sadece beni zeki hissettirmişti onu hatırlıyorum.
bu arada merak edenler için yazayım, yemeklerin tadını alırken aynı anda kokusunu da alıp bütün olarak algılıyoruz. nezleyken yemeklerden tat alamayız ya… o da artık burnundan nefes almadığı için yemeklerin tadını tam olarak algılayamıyormuş. cevabı tam hatırlamıyorum açıkçası, yıllar oldu, sadece beni zeki hissettirmişti onu hatırlıyorum.
devamını gör...
etkin rol oynar mısın
bir feyyaz yiğit eseri.
özellikle ülkenin gidişatını toplaya çıkara tarihi 1000 yılına düşürmesiyle insanı derin düşüncelere gark eder.
şöyle dolu dolu mana içeren boş işlere aç bırakıldık. günümüzün boş işleri dümdüz boş iş.
hayatımın nasıl değiştiğini soruyorlar,
bi gün evde oturuyordum dizi izliyordum salonda
cebime hiç tanımadığım bi numaradan mesaj geldi.
mesajda “faal misiniz?” yazıyordu, şaşırdım.
allah allah kim dedim bu hiç tanımadığım bi numara…
sadece faal olup olmadığımı merak ediyor,
cevap verdim, “faalim” dedim,
hemen geri döndü
“çok büyük bi projede etkin rol oynar mısınız?”
yani afalladım şimdi hani büyük projelere alışığım gerçi ama bi süredir faal değildim, şimdi bi anda etkin rol oynayabilir miyim bilmiyorum diye geri döndüm onlara.
vay efendim sen misin bunu diyen…
yerini biliyoz, adresini biliyoz, numaran bizde var, işte göreceksin sen, bilmem ne falan filan.
allah allah al başına belayı…
ben dizi izliyorum gayet keyfim yerinde,
hiç tanımadığım bi numara başıma bela oldu
bana yok etkin misin? faal misin? aktif rol oynar mısın? yerini biliyoruz falan filan…
dedim “sizi derhal şikayet ediyorum! hukuki işlem başlatacağım!”
bürokrasiyle aram hiç iyi olmadığı için, hani hukuki işlem nerden başlatılıyor falan, hiç bilmiyorum; kendi kendime başlatamam hukuki işlem*
hemen telefon defterimi çıkarttım, hani az çok bu işlerden anlayan bir arkadaşımı aradım,
dedim ki “böyle böyle bana bir telefon geldi, şey pardon bi mesaj geldi, mesajda faal misin diyo, evet dedim, etkin rol oynar mısın dedi, oynayamam deyince iş çığırından çıktı falan.
nasıl yapalım bunu,
ben bir hukuki işlem başlatmak istiyorum” dedim
bi durdu…
dedi ki,
sen boş ver huhuği işlemi.
allah allah!
şimdi biliyorsunuz, çok büyük bi havaalanı yapılacak.
şimdi onu istemiyorlar,
yani kim ister, istemiyorlar,
engel oluyorlar şimdi.
dünyanın en büyük havaalanı şimdi, nerden baksan türkiye 50 60 sene geriye gidiyor
önceden de oldu bu hani, dünyanın en büyük otobüs terminali yapılacaktı,
gene istemediler, istemiyorlar
yani engel oluyorlar istemiyorlar.
şimdi ordan topla ordan da bi 60 70 ekle.
şehir merkezine muazzam bi büfe yapılacaktı mesela,
tam yapılacak hani istemediler gene, istemiyorlar yani…
engel oldular.
ordan da bi 100 150 falan toplasan.
şimdi mesela bugünün tarihi 2014
ama hani türkiye’nin gerçek tarihi ne diye sorarsan
bin yılındayız.
bindeyiz şu anda biz
ama hani işin diğer tarafından da bakacak olursak misal şimdi yunanistan duysak mesela, çok büyük bi terminal yapacak,
nasıl bi şey hissedersin?
istemezsin yani,
sen de istemezsin yani,
şey dersin hani niye yapılıyor bu kadar büyüğü falan diye bi konuşulur aramızda, istemeyiz,
onlar çok büyük bi mesela çok büyük bi büfe yapacaklar mesela,
diyelim duyduk, yunanistanda,
sen ben vatandaş olarak, bi kötü hissederiz,
engel olmak isteriz ona, istemeyiz…
o yüzden anlıyorum.
özellikle ülkenin gidişatını toplaya çıkara tarihi 1000 yılına düşürmesiyle insanı derin düşüncelere gark eder.
şöyle dolu dolu mana içeren boş işlere aç bırakıldık. günümüzün boş işleri dümdüz boş iş.
hayatımın nasıl değiştiğini soruyorlar,
bi gün evde oturuyordum dizi izliyordum salonda
cebime hiç tanımadığım bi numaradan mesaj geldi.
mesajda “faal misiniz?” yazıyordu, şaşırdım.
allah allah kim dedim bu hiç tanımadığım bi numara…
sadece faal olup olmadığımı merak ediyor,
cevap verdim, “faalim” dedim,
hemen geri döndü
“çok büyük bi projede etkin rol oynar mısınız?”
yani afalladım şimdi hani büyük projelere alışığım gerçi ama bi süredir faal değildim, şimdi bi anda etkin rol oynayabilir miyim bilmiyorum diye geri döndüm onlara.
vay efendim sen misin bunu diyen…
yerini biliyoz, adresini biliyoz, numaran bizde var, işte göreceksin sen, bilmem ne falan filan.
allah allah al başına belayı…
ben dizi izliyorum gayet keyfim yerinde,
hiç tanımadığım bi numara başıma bela oldu
bana yok etkin misin? faal misin? aktif rol oynar mısın? yerini biliyoruz falan filan…
dedim “sizi derhal şikayet ediyorum! hukuki işlem başlatacağım!”
bürokrasiyle aram hiç iyi olmadığı için, hani hukuki işlem nerden başlatılıyor falan, hiç bilmiyorum; kendi kendime başlatamam hukuki işlem*
hemen telefon defterimi çıkarttım, hani az çok bu işlerden anlayan bir arkadaşımı aradım,
dedim ki “böyle böyle bana bir telefon geldi, şey pardon bi mesaj geldi, mesajda faal misin diyo, evet dedim, etkin rol oynar mısın dedi, oynayamam deyince iş çığırından çıktı falan.
nasıl yapalım bunu,
ben bir hukuki işlem başlatmak istiyorum” dedim
bi durdu…
dedi ki,
sen boş ver huhuği işlemi.
allah allah!
şimdi biliyorsunuz, çok büyük bi havaalanı yapılacak.
şimdi onu istemiyorlar,
yani kim ister, istemiyorlar,
engel oluyorlar şimdi.
dünyanın en büyük havaalanı şimdi, nerden baksan türkiye 50 60 sene geriye gidiyor
önceden de oldu bu hani, dünyanın en büyük otobüs terminali yapılacaktı,
gene istemediler, istemiyorlar
yani engel oluyorlar istemiyorlar.
şimdi ordan topla ordan da bi 60 70 ekle.
şehir merkezine muazzam bi büfe yapılacaktı mesela,
tam yapılacak hani istemediler gene, istemiyorlar yani…
engel oldular.
ordan da bi 100 150 falan toplasan.
şimdi mesela bugünün tarihi 2014
ama hani türkiye’nin gerçek tarihi ne diye sorarsan
bin yılındayız.
bindeyiz şu anda biz
ama hani işin diğer tarafından da bakacak olursak misal şimdi yunanistan duysak mesela, çok büyük bi terminal yapacak,
nasıl bi şey hissedersin?
istemezsin yani,
sen de istemezsin yani,
şey dersin hani niye yapılıyor bu kadar büyüğü falan diye bi konuşulur aramızda, istemeyiz,
onlar çok büyük bi mesela çok büyük bi büfe yapacaklar mesela,
diyelim duyduk, yunanistanda,
sen ben vatandaş olarak, bi kötü hissederiz,
engel olmak isteriz ona, istemeyiz…
o yüzden anlıyorum.
devamını gör...
eski türkiye
özlenir.
bir anıyla o günleri hatırlatmak istiyorum. yıl 2000 civarı, bizim köyde bir düğününe iştirak ettik. köy anadolu'nun tam ortasında toplasan 200 kişilik bir köy.
-kadın erkek karışık yenilip içiliyor. - günümüzde köy düğünleri haremlik selamlık.
-herkes isterse alkol tüketiyor. ergenliğine gelmiş gençler dahil. - günümüzde köyde kadın oturup erkeklerle rakı içecek öyle mi ? wowwww
-2 adet köçek* var. sanatını hem kadınlara hem erkeklere sunuyor. isteyen herkes* kalkıp oynayabiliyor. - günümüzde dansöz nadir olsa da var ama kadınlara düğünlerde dansözün oynadığını görmedim. hele bir kadının erkeklerin içinde oynadığını görmek modern düğünler haricinde imkansıza yakın*
-sesi güzel olan genç kızlar şarkı söylüyor masalarda. - günümüzde adı çıkar ama.
-genç kadınlar ve erkekler masalara hizmet ediyor rakı dolduruyor kavun kesiyor. - günümüzde anadolu'da hangi baba izin verir buna ?
daha minnacık çocuktum ama bu günü aklımdan çıkaramıyorum. o eğlenceyi. insanların rahat tavırlarını. ankara-istanbul'da en kral mekanda bu kadar rahat davranamaz şuan insanlar.
görünüşe göre o günlerin gelmesi zor. yavaş yavaş ısıtıldık yandığımızın farkına varamadık. şimdi hayal geliyor. ama bunlar yaşanıyordu.
şimdi haremlik-selamlık diye bir şey geldi. nasıl mı geldi ? işte böyle böyle geldi.
bir anıyla o günleri hatırlatmak istiyorum. yıl 2000 civarı, bizim köyde bir düğününe iştirak ettik. köy anadolu'nun tam ortasında toplasan 200 kişilik bir köy.
-kadın erkek karışık yenilip içiliyor. - günümüzde köy düğünleri haremlik selamlık.
-herkes isterse alkol tüketiyor. ergenliğine gelmiş gençler dahil. - günümüzde köyde kadın oturup erkeklerle rakı içecek öyle mi ? wowwww
-2 adet köçek* var. sanatını hem kadınlara hem erkeklere sunuyor. isteyen herkes* kalkıp oynayabiliyor. - günümüzde dansöz nadir olsa da var ama kadınlara düğünlerde dansözün oynadığını görmedim. hele bir kadının erkeklerin içinde oynadığını görmek modern düğünler haricinde imkansıza yakın*
-sesi güzel olan genç kızlar şarkı söylüyor masalarda. - günümüzde adı çıkar ama.
-genç kadınlar ve erkekler masalara hizmet ediyor rakı dolduruyor kavun kesiyor. - günümüzde anadolu'da hangi baba izin verir buna ?
daha minnacık çocuktum ama bu günü aklımdan çıkaramıyorum. o eğlenceyi. insanların rahat tavırlarını. ankara-istanbul'da en kral mekanda bu kadar rahat davranamaz şuan insanlar.
görünüşe göre o günlerin gelmesi zor. yavaş yavaş ısıtıldık yandığımızın farkına varamadık. şimdi hayal geliyor. ama bunlar yaşanıyordu.
şimdi haremlik-selamlık diye bir şey geldi. nasıl mı geldi ? işte böyle böyle geldi.
devamını gör...
tatili en çok hak eden meslek mensupları
turizm çalışanları
her sezonda çalışıyorlar bir sezon tatile gitseler bütün kış aç kalacaklar.
her sezonda çalışıyorlar bir sezon tatile gitseler bütün kış aç kalacaklar.
devamını gör...
ben babamla evleneceğim
dünya trip atma şampiyonası olsa annem şampiyon olur benim. ömrünün babamı tanıdıktan sonra yaşadığı kısmının 3'te 1'ini uyuyarak geçirdiyse, kalanın yarısını adama trip atarak geçirmiştir. babam tuttuğunu koparan, inatçı, vazgeçmeyen ve istediğinde inanılmaz romantik olabilen bir adam olmasaydı, 35 kez falan boşanmışlardı eminim. gerçi babam böyle bir adam olmasaydı annem de öyle bir kadın olamazdı ya neyse. romantik ilişkilerde güç dinamikleri...
benim yaş takribi 6 falan. okula gitmiyorum çünkü. yine annem babama tripli. babamın çok önemli bir iş yemeği var. herkesin eşiyle katılacağı. diller döküyor, gidip mağazaya en sevdiği renkte (mavi) elbise falan alıyor, çiçeksiz eve gelmiyor ikna etmek için, annem nuh da demiyor peygamber de. hepimizi örgütlüyor babam, anneme mektuplar yazıyoruz. ananemi devreye sokuyor. en son beti büyütüp annemin arkadaşına yolluyor beni, babam sürpriz hazırlayacak annemi davet eder misin dedirtiyor, sabah işe gider gibi evden çıkıp, eve geri dönüyor ve anneme sürpriz masa hazırlıyor yumurta bile kıramayan adam; annem evde yemek vardı, ziyan olacak bunlar şimdi diye yine olay çıkarıyor. yemek işin bahanesi, babam 1 haftayı geçmiş küslüğün artık sonlanması için dişini tırnağına takıyor.
en son artık ne kadar kızdıysam ben, babam yine bir akşam diller dökerken, ayağa kalktım. avazım çıktığı kadar bağırarak, "bırak baba yaa, gelmesin, barışmasın da seninle, ben gelirim senle, babamın karısıyım derim olmaz mı?" dedim hırstan gözlerim dolu dolu. annem yemeğe gitmedi, babam da beni götürmedi. babamla evlenmedim ama sonra başka bir adamla evlendim. ben babam oldum, kocam annem.
ödipal dönemimde kavramları doğru oturtamadıysam demek... spoiler alert; benim imagom annemmiş.
ekleme: yalnız doğru oturtmak demişim, rahatsız oldum kendimden. karşı cinse yönelimi olan biri için "doğru".
benim yaş takribi 6 falan. okula gitmiyorum çünkü. yine annem babama tripli. babamın çok önemli bir iş yemeği var. herkesin eşiyle katılacağı. diller döküyor, gidip mağazaya en sevdiği renkte (mavi) elbise falan alıyor, çiçeksiz eve gelmiyor ikna etmek için, annem nuh da demiyor peygamber de. hepimizi örgütlüyor babam, anneme mektuplar yazıyoruz. ananemi devreye sokuyor. en son beti büyütüp annemin arkadaşına yolluyor beni, babam sürpriz hazırlayacak annemi davet eder misin dedirtiyor, sabah işe gider gibi evden çıkıp, eve geri dönüyor ve anneme sürpriz masa hazırlıyor yumurta bile kıramayan adam; annem evde yemek vardı, ziyan olacak bunlar şimdi diye yine olay çıkarıyor. yemek işin bahanesi, babam 1 haftayı geçmiş küslüğün artık sonlanması için dişini tırnağına takıyor.
en son artık ne kadar kızdıysam ben, babam yine bir akşam diller dökerken, ayağa kalktım. avazım çıktığı kadar bağırarak, "bırak baba yaa, gelmesin, barışmasın da seninle, ben gelirim senle, babamın karısıyım derim olmaz mı?" dedim hırstan gözlerim dolu dolu. annem yemeğe gitmedi, babam da beni götürmedi. babamla evlenmedim ama sonra başka bir adamla evlendim. ben babam oldum, kocam annem.
ödipal dönemimde kavramları doğru oturtamadıysam demek... spoiler alert; benim imagom annemmiş.
ekleme: yalnız doğru oturtmak demişim, rahatsız oldum kendimden. karşı cinse yönelimi olan biri için "doğru".
devamını gör...
stephen king
sadist kitabını okuduğum zaman 3 gün tuvalete giderken koşarak gidip geldiğim yazardır . ne mükemmel bir yazıştır sanki beni esir aldın adam yaşadım kitabı resmen ..
devamını gör...
saç uzatan erkeklere tavsiyeler
akraba ziyaretine gitmemek olabilir. gittiğiniz takdirde kız yerine koyulup, esprilere konu olmanız an meselesidir.
devamını gör...
kendinden önce başkalarının menfaatini düşünen kişi
değeri bilinmez sadece üzüldüğünüz ile kalırsınız.
devamını gör...
lovage
mike patton ve jennifer charles'ın vokalliğini yaptığı trip-hop , psychedelic türünde music to make love to your old lady by isimli tek albüme sahip müzik oluşumu.
düşük metronomlu seks esnasında dinlenebilecek türden şarkılar içeriyor bu albüm. seks esnasında siz susuyorsunuz onlar sizin yerinize konuşuyor resmen.
uyarı: uluorta yerde dinlemeyin.
birkaç öneri de bırakayım.
stroker ace
sex, i'm a..
book of the month
düşük metronomlu seks esnasında dinlenebilecek türden şarkılar içeriyor bu albüm. seks esnasında siz susuyorsunuz onlar sizin yerinize konuşuyor resmen.
uyarı: uluorta yerde dinlemeyin.
birkaç öneri de bırakayım.
stroker ace
sex, i'm a..
book of the month
devamını gör...
kitap alıntıları
" bazen sessiz kalmak kırıldığını göstermenin en iyi yoludur."
tomris uyar
tomris uyar
devamını gör...
anna karenina
rivayet odur ki; tolstoy'un yazarken kendisine aşık olduğu kadın karakteri.
devamını gör...

