şikayetini doktora tuhaf şekilde anlatmak
evet.doktora gittiniz ve şikayetinizi sordu.karsidaki doktor olunca okumuş yazmış insan sonucta, sizde ona alengirli birşeyler söylemek istiyorsunuz ya da anadolu insanı derdini doğal bir şekilde izah ediyor.birkac örnek vereyim.
dr -şikayetiniz nedir?
hasta-böğrümü köpek geviyor gibi oluyor.(yan ağrısı)
dr-sikayetiniz nedir?
hasta -töhmeledim. (düşmüş)
ya iste böyle tıpta bunlar yazmaz.
dr -şikayetiniz nedir?
hasta-böğrümü köpek geviyor gibi oluyor.(yan ağrısı)
dr-sikayetiniz nedir?
hasta -töhmeledim. (düşmüş)
ya iste böyle tıpta bunlar yazmaz.
devamını gör...
146'dan internete girmiş efsane nesil
ev telefonunun sürekli meşgul çalmasına sebep oldukları için aile üyeleri tarafından azarlanmış nesildir.
devamını gör...
covid-19’u 30 saniyede tedavi eden ilacın müjdesi
kıraathanelerde ''şu elimde gördüğünüz ürün'' şeklinde pazarlanan şeylere benziyor.
devamını gör...
bilgi verici başlıklar açalım kampanyası
açıyorum sık sık
ama insanlar bilgi verdiğim başlıkları görmeyip troll yaptığım başlıklara takılıyorlar ve beni öyle sanıyorlar.
ama insanlar bilgi verdiğim başlıkları görmeyip troll yaptığım başlıklara takılıyorlar ve beni öyle sanıyorlar.
devamını gör...
bütün ateistleri alkolik ve seksomanyak sanan müslüman
bakış açısı bütün müslümanları cahil,salak ve isidci sanan ateistle aynı olandır.
devamını gör...
yoğurdun en çok yakıştığı yemek
mantı.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
dediler ki bir atışma varmış
bensiz buraları hep darmış
dinlemem ben vişne filan
duyalım bakalım ne dermiş?
bensiz buraları hep darmış
dinlemem ben vişne filan
duyalım bakalım ne dermiş?
devamını gör...
büyüdükçe özlenen şeyler
yarını düşünmeden uyuyabilmek.
devamını gör...
kıtmir
relax isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
eshab-ı kehf'in köpeğinin ismidir. dini kaynaklarda cennette gideceğine inanılan hayvanlardan biridir.
ayrıca hurma çekirdeğinin ortasındaki küçük zara da kıtmir denir.
eshab-ı kehf'in köpeğinin ismidir. dini kaynaklarda cennette gideceğine inanılan hayvanlardan biridir.
ayrıca hurma çekirdeğinin ortasındaki küçük zara da kıtmir denir.
devamını gör...
normal sözlük’ün ömrünün kısa olacak olması
bir tahmindir.
umarım öyle bir şey olmaz.
gerçi site ayakta kaldığı sürece buralarda 10 kişi de olsa yazmaya devam edeceğim en azından ben kendi adıma böyle düşünüyorum.
yazar arkadaşların gereksiz numune yazarları tespit edip prim vermemesiyle daha güzel bir sözlük ortamı mutlaka oluşacaktır.
ayrıca bazı avam yazarların ortadan kaybolduğunu görüyorum ve bu hoşuma gidiyor demek ki o tip yazarlar defolup gidiyorlar veya gönderiliyorlar.
umarım değerli yazar arkadaşın bu tahmini gerçekleşmez.
umarım öyle bir şey olmaz.
gerçi site ayakta kaldığı sürece buralarda 10 kişi de olsa yazmaya devam edeceğim en azından ben kendi adıma böyle düşünüyorum.
yazar arkadaşların gereksiz numune yazarları tespit edip prim vermemesiyle daha güzel bir sözlük ortamı mutlaka oluşacaktır.
ayrıca bazı avam yazarların ortadan kaybolduğunu görüyorum ve bu hoşuma gidiyor demek ki o tip yazarlar defolup gidiyorlar veya gönderiliyorlar.
umarım değerli yazar arkadaşın bu tahmini gerçekleşmez.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
ben. çünkü fikrimin birileri tarafından kabul görmesi iyi hissettiriyor. bir yerlerde görüşlerimin uyuştuğu insanlar olması hoşuma gidiyor. iyi ki varsınız. yalnız değilim, yalnız değilsiniz.
devamını gör...
kapatınca kafa ütülüyormuş denilen şeyler
klima. özellikle de gece.
devamını gör...
bayılmak
kısa süreli bilinç kaybıdır.
beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur.
(bkz: senkop) olarak da geçer.
beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur.
(bkz: senkop) olarak da geçer.
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
eskiden yani teknoloji bu kadar gelişmemişken, seda sayan kendi program kameralarına penti 15 numara kadın çorabı geçirtirmiş. kendisinin çok net ve güzel ve kırışıksız görünmesini sağlayan yegane güç penti kadın çorabıymış, ayrıca burnu yok etmiyordu. o kadar gerçekçiydi ki hologram hak getire.....
devamını gör...
magnolia
aslında pratik bi tatlı olmasına rağmen nasıl bu kadar vaktimi aldığına şaşırdığım tatlıdır. ama lezzeti mükemmel olduğu için buna değer.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin.
devamını gör...
emevi kralı mervan'ın inşa ettiği mescid i aksa
başlıkta geçenin aksine mescid-i aksa inşa edilmemiştir. çünkü mescid-i aksa bir yapı değildir. 144 dönümlük bir bölgedir. kubbet’üs-sahra mescid-i aksa'nın içinde bulunan sarı kubbeli mabettir. emevi hükümdarı mervan'ın inşa ettirdiği yapı da budur. selahaddin eyyübi'nin kudüs'ü alıncaya kadar geçen sürede müslüman olmayanlar tarafından kullanılmış ve çeşitli değişiklikler yapmışlardır. selahaddin eyyübi ve kanuni sultan süleyman tarafından bakımı ve tamiratı yapılmıştır. (binanın dış yüzeyindeki çiniler kanuni zamanında yapılmıştır.)
ayetle ilgili olarak; bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu mescid-i harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız mescid-i aksâ’ya götüren allah eksikliklerden münezzehtir. o, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir. isra 17/1 ayette de görüldüğü üzere; mescid-i aksâ’nın çevresinin mübarek kılındığı bildirilmektedir. çünkü burada hz. muhammed’den hz. îsâ’ya kadar pek çok peygamber gelmiş geçmiş; çoğu burada vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. lahut; insanın ilâhî ve mânevî yönü anlamında bir tasavvuf terimidir. kılması ve mescid-i haram'dan mescid-i aksa'ya götürüldüğünden bahsediliyor. yani iki mekandan bahsediliyor. ayrıca hadis-i şerifte; peygamber muhammed ise mescid-i aksa hakkında şöyle demiştir: "yolculuk ancak şu üç mescid'den birine olur: benim şu mescidime (mescid-i nebevî), mescid-i haram'a ve mescid-i aksa'ya." (müslim, kitâbu'l-hacc, 15/415, 511, 512) bunun lahut olup olmadığına dair bir açıklamama gerek olduğunu sanmıyorum. 3 mescit ifadesi zaten geçiyor. (sırf inkar etmek için hadisi de kabul etmeyenler ortaya çıkacaktır.)
ayrıca dinci aksiyonerler, din kalpazanları ifadesini kullanarak, hakaret ederek ne amaçlanıyor anlamıyorum. muhafazakar islamcı, siyasal islamcı, bilmem o hakaretlerideki insanlar değil, sadece müslümanız. araştırıp okuduğunuzu sanıyorsunuz, müslümanların kendi kafasından uydurduğunu sanıyorsunuz ancak bunu yaftalarken siz aynısını yapıyorsunuz. yarım yamalak başlıkla, yarım yamalak ifadelerle, aksine nasıl bir bilgi varsa onu kullanma mücadelesi içindesiniz.
ayetle ilgili olarak; bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu mescid-i harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız mescid-i aksâ’ya götüren allah eksikliklerden münezzehtir. o, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir. isra 17/1 ayette de görüldüğü üzere; mescid-i aksâ’nın çevresinin mübarek kılındığı bildirilmektedir. çünkü burada hz. muhammed’den hz. îsâ’ya kadar pek çok peygamber gelmiş geçmiş; çoğu burada vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. lahut; insanın ilâhî ve mânevî yönü anlamında bir tasavvuf terimidir. kılması ve mescid-i haram'dan mescid-i aksa'ya götürüldüğünden bahsediliyor. yani iki mekandan bahsediliyor. ayrıca hadis-i şerifte; peygamber muhammed ise mescid-i aksa hakkında şöyle demiştir: "yolculuk ancak şu üç mescid'den birine olur: benim şu mescidime (mescid-i nebevî), mescid-i haram'a ve mescid-i aksa'ya." (müslim, kitâbu'l-hacc, 15/415, 511, 512) bunun lahut olup olmadığına dair bir açıklamama gerek olduğunu sanmıyorum. 3 mescit ifadesi zaten geçiyor. (sırf inkar etmek için hadisi de kabul etmeyenler ortaya çıkacaktır.)
ayrıca dinci aksiyonerler, din kalpazanları ifadesini kullanarak, hakaret ederek ne amaçlanıyor anlamıyorum. muhafazakar islamcı, siyasal islamcı, bilmem o hakaretlerideki insanlar değil, sadece müslümanız. araştırıp okuduğunuzu sanıyorsunuz, müslümanların kendi kafasından uydurduğunu sanıyorsunuz ancak bunu yaftalarken siz aynısını yapıyorsunuz. yarım yamalak başlıkla, yarım yamalak ifadelerle, aksine nasıl bir bilgi varsa onu kullanma mücadelesi içindesiniz.
devamını gör...
küçükken doğru bildiğimiz yanlışlar
hamileler yemek yediklerinde yedikleri şeylerin karınlarındaki bebeğin üstüne düştüğüne inanıyordum. gözümün önünde kafası gözü salça, sebze falan olmuş ceninler beliriyordu ve "yazık hep kirleniyor bu bebekler," diye çok üzülüyordum.
devamını gör...
ekmeğin fethi
anarko komünist pyotr alekseyeviç kropotkin’in muhteşem eseri. uzun bir zamandır piyasada bulunmayan eser, 2020 yılının sonlarında mazlum beyhan çevirisiyle afrika yayınlarından tekrar basıldı. mazlum beyhan öyle bir çeviri yapmış ki, kitap sanki türkçe yazılmış gibi hissediyorsunuz. son zamanlarda böyle başarılı bir çeviri okumamıştım.
anarşist komünizmin ilkelerini, devrimin başarılı olmasında karın tokluğunun rolünü, anarşist komünizme yöneltilen eleştirilerin cevabını, adeta okuyucu ile sohbet havasında tartışan bu esere, ispanya’da işçilerce “la conquista del pan” yani, ekmeğin fethi ismi verilmiş.
bildiğiniz üzere büyük bir toprak zengini ve soylu olan kont tolstoy, yazdıklarım ve yaşadıklarım birbiri ile çelişiyor diyerekten 82 yaşında evi terk etmiş. biraz geç kalmış olsa da bunca zenginliği elinin tersiyle itip bir tren istasyonunda zatürreye yenik düşen kont’a saygımız vardır. kropotkin ise tolstoy’un yaptığını çok daha genç yaşlarda yapabilmiş, muhteşem bir adam. soylu ve zengin bir prens olmasına rağmen değerleri için hapis yatmış, mücadeleler vermiş ilginç bir anarşist. kitaptan iki güzel alıntıyla bitirelim;
“hazret, artık kentin saygıdeğer simalarından biridir; önce kentin kendisi gibi saygıdeğerleriyle, üst düzey devlet görevlileriyle, valilerle, paşalarla oturup kalkmaya başlar, ardından da servetini bir başka büyük servetle birleştirebilmenin bir yolu olarak varsıl bir kızla evlenir. çocukları için yurtlar yuvalar edinir, sonra bir de bakmışsınız bir devlet ihalesi onda kalıverir: askeriye için çürük çarık çizme ya da yerel hapishane için kurtlanmış un vb. gibi şeyler... servet ha babam katlanır böylece, hele şansına bir savaş çıkıverirse ya da savaşın kendisi değilse bile, söylentisi yayılıverirse, deme gitsin! ya savaşla ilgili bazı gereçlerin üstencisi olacaktır, ya da şöyle esaslı bir banker-borsa üçkâğıdı çevirecek ve tam anlamıyla para babası olacaktır.” (sayfa 90)
“bir yunan yontucu mermeri yontmaya başladığı zaman o sert taşa içinde yaşadığı topluluğun, kentin, cumhuriyetin aklını ve yüreğini katardı. yapıtında geçmişin tüm tutkuları, şanlı söylenceleri canlanırdı. günümüzde ise kent, varlığını bütünsel olarak sürdüren bir organizma olmaktan çıkmıştır. aynı kentte yaşayan insanlar arasında hiçbir ruhsal temas, manevi ortaklaşma kalmamıştır. kentler artık birbirini tanımayan, birbirlerinin sırtından zengin olmak dışında ortak hiçbir şeyleri olmayan rastgele insanların toplandıkları sıradan yerlerdir. eski yunan'da ya da ortaçağda olduğu gibi, orda yaşayan insanların ortak yurdu olma niteliği kalmamıştır kentlerin. öyle ya, uluslararası spekülasyonlarla uğraşan bir bankerin ve bir fabrika işçisinin nasıl ortak yurdu olabilir ki?” (sayfa 184)
anarşist komünizmin ilkelerini, devrimin başarılı olmasında karın tokluğunun rolünü, anarşist komünizme yöneltilen eleştirilerin cevabını, adeta okuyucu ile sohbet havasında tartışan bu esere, ispanya’da işçilerce “la conquista del pan” yani, ekmeğin fethi ismi verilmiş.
bildiğiniz üzere büyük bir toprak zengini ve soylu olan kont tolstoy, yazdıklarım ve yaşadıklarım birbiri ile çelişiyor diyerekten 82 yaşında evi terk etmiş. biraz geç kalmış olsa da bunca zenginliği elinin tersiyle itip bir tren istasyonunda zatürreye yenik düşen kont’a saygımız vardır. kropotkin ise tolstoy’un yaptığını çok daha genç yaşlarda yapabilmiş, muhteşem bir adam. soylu ve zengin bir prens olmasına rağmen değerleri için hapis yatmış, mücadeleler vermiş ilginç bir anarşist. kitaptan iki güzel alıntıyla bitirelim;
“hazret, artık kentin saygıdeğer simalarından biridir; önce kentin kendisi gibi saygıdeğerleriyle, üst düzey devlet görevlileriyle, valilerle, paşalarla oturup kalkmaya başlar, ardından da servetini bir başka büyük servetle birleştirebilmenin bir yolu olarak varsıl bir kızla evlenir. çocukları için yurtlar yuvalar edinir, sonra bir de bakmışsınız bir devlet ihalesi onda kalıverir: askeriye için çürük çarık çizme ya da yerel hapishane için kurtlanmış un vb. gibi şeyler... servet ha babam katlanır böylece, hele şansına bir savaş çıkıverirse ya da savaşın kendisi değilse bile, söylentisi yayılıverirse, deme gitsin! ya savaşla ilgili bazı gereçlerin üstencisi olacaktır, ya da şöyle esaslı bir banker-borsa üçkâğıdı çevirecek ve tam anlamıyla para babası olacaktır.” (sayfa 90)
“bir yunan yontucu mermeri yontmaya başladığı zaman o sert taşa içinde yaşadığı topluluğun, kentin, cumhuriyetin aklını ve yüreğini katardı. yapıtında geçmişin tüm tutkuları, şanlı söylenceleri canlanırdı. günümüzde ise kent, varlığını bütünsel olarak sürdüren bir organizma olmaktan çıkmıştır. aynı kentte yaşayan insanlar arasında hiçbir ruhsal temas, manevi ortaklaşma kalmamıştır. kentler artık birbirini tanımayan, birbirlerinin sırtından zengin olmak dışında ortak hiçbir şeyleri olmayan rastgele insanların toplandıkları sıradan yerlerdir. eski yunan'da ya da ortaçağda olduğu gibi, orda yaşayan insanların ortak yurdu olma niteliği kalmamıştır kentlerin. öyle ya, uluslararası spekülasyonlarla uğraşan bir bankerin ve bir fabrika işçisinin nasıl ortak yurdu olabilir ki?” (sayfa 184)
devamını gör...
kırtasiyeye girince gelen her şeyi alma isteği
aslında evden çıkarken hiçbir şeye ihtiyacın yoktur. ama o kırtasiyeye girdiğin an evdeki defterlerin, kalemlerin bir bir yok olur. artık her şeye ihtiyacın vardır. renkli kalemler, defterler, kitaplar...hepsi seni bekliyor. işte o an gözün fiyatlara kayar. sakince elindekileri yerine bırakıp "evde var ki bunlardan" dersin. gözlerin yaşlı...
ama ben almasam bile o rafları incelemeyi çok seviyorum. hiç sıkılmadan saatlerimi kırtasiyede geçirmişliğim bile var.
ama ben almasam bile o rafları incelemeyi çok seviyorum. hiç sıkılmadan saatlerimi kırtasiyede geçirmişliğim bile var.
devamını gör...