bu fasula yedibuçuk lira
hem kaynasın hem oynasın
yandan halimem yandan
severim seni candan
seviyorsan candan
boşan gel kocandan

neydi bu şimdi.
devamını gör...

ağız ile fazlasıyla karıştırılır. ağız; ülke içinde illere hatta köylere göre değişen küçük farklılıklardır. genelde roman, hikaye hatta dizi ve filmlerde gerçekliği yakalamak için kullanılır.
örneğin: evermek- evlendirmek.

şive ise, belirli bir zaman diliminde ana dilden ayrılmış kollara denir.
örneğin: kazakça ve özbekçe, türkçenin şiveleridir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kırmızı bültenle arandığım hızlı zamanlar.
devamını gör...

anladığım kadarıyla terbiyesizin tekidir. bu gibi yerlerde fazla barınamayacağını öğrenmeli...
her şey bir engele bakar. kendi kendinizi yok ediyorsunuz arkadaşlar.
burası ulu değil. kimse sizin kahrınızı çekmez. basar engeli. kendi kendinize yazar durursunuz.
buradan size ekmek çıkmaz. sizin de zamanınız geçti.
devamını gör...

bunalımların şairi, zavallı cahit sıtkı tarancı'nın en sevilen, en bilinen şiiridir. ne var ki, yaş otuz beş, yolun yarısıdır dese bile 46 yaşında hayata gözlerini yummuştur:


yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
dante gibi ortasındayız ömrün.
delikanlı çağımızdaki cevher,
yalvarmak yakarmak nafile bugün,
gözünün yaşına bakmadan gider.

şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
benim mi allahım bu çizgili yüz?
ya gözler altındaki mor halkalar?
neden böyle düşman görünürsünüz,
yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

zamanla nasıl değişiyor insan!
hangi resmime baksam ben değilim.
nerde o günler, o şevk, o heyecan?
bu güler yüzlü adam ben değilim;
yalandır kaygısız olduğum yalan.

hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
hatırası bile yabancı gelir.
hayata beraber başladığımız
dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
gittikçe artıyor yalnızlığımız.

gökyüzünün başka rengi de varmış!
geç farkettim taşın sert olduğunu.
su insanı boğar, ateş yakarmış!
her doğan günün bir dert olduğunu,
insan bu yaşa gelince anlarmış.

ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
her yıl biraz daha benimsediğim.
ne dönüp duruyor havada kuşlar?
nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

n'eylersin ölüm herkesin başında.
uyudun uyanamadın olacak.
kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
bir namazlık saltanatın olacak.
taht misali o musalla taşında.
devamını gör...

bugünkü radyo yayınıyla çıtayı arşa çıkarmış güzel öğretmen...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayattan zevk alıyor muyum? mhmm.. eminim o benden daha çok zevk alıyordur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
starbucks a giderken çektim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

eat the rich!
devamını gör...

içimde çocukluktan kalma bir boşluk,
gittikçe büyüyen,
büyüdükçe aksi ve hırçın yapan dünkü çocuğu,
büyüdükçe kendime kol kanat germek için yine kendi canımı yaktığım,
iç çekişlerime karışırken tuzlu gözyaşlarım,
ayakları gökyüzüne uzanmış bir çocuk salıncakta ruhum...

sonra sonra anlıyor insan;
gökten üç elmanın düştüğü masallar anlatılmamış çocuklar hiçbir zaman büyüyemiyormuş,
ve hiçbir şey ile dolmuyormuş o boşluk.
insan ona o masalı anlatıp, saçlarını okşayacak şefkati arayıp duruyormuş ömür boyu,
yine canını yakanda arıyormuş dermanı...


şanssız mücadeleci...
devamını gör...

sürekli cinsellik içeren başlıklardır. engellemekten bıktım
devamını gör...

evlenmek.
devamını gör...

10 ocak 2021 tarihli köşe yazısında boğaziçi üniversitesine rektör olarak atanan melih bulu'ya yapmış olduğu tavsiyelerdir.

--- alıntı ---

-halay çeken çocuklarla halay çek.
- “yuh yuh” uyarlamasını çok beğendiğini söyle.
-kapını çalıp şakalar komiklikler yapan öğrenciye gül.
- dışarıda dans eden öğrencilerle dans et.
-arkasını dönen hocalara, elini uzat.

--- alıntı ---

yani diyorki onlardan biri olmaya çalış. belki seni kabul ederler.

fakat ahmet hakan da çok iyi biliyorki ne yaparsa yapsın kabul etmeyecekler.

kaynak: bundle.app/Ux2JBNLL
devamını gör...

seni tanıyordum.

elinde silah, komünist avına çıktığın ta o ilk günlerden beri seni tanıyordum.

önce ankara'da, sonra istanbul'da ve tüm bir ülkede kana bulamadığın sokak, kahvehane, okul avlusu, fabrika önü kalmamıştı.

ev baskınları yaptın; kör karanlıklarda.

boğarak öldürdüğün arkadaşlarımın üstüne, kurşun yağdırmak marifetlerin arasındaydı.
bahçelievler' de yedi canıma sen kıydın.

ellerine bulaşmış insan kanıyla, yüzünü yıkıyordun her sabah.

sarkık bıyıkların, yaz-kış üstünden çıkarmadığın kara ceketin, korkak- hain sinsi, kan oturmuş bakışların, gözümün önünden hiç gitmedi.

16 mart katliamı'nda kardeşlerimin üstüne kurşun yağdıranların başında sen vardın.

1979 kışında, ankara ziraat fakültesi öğrencisi, kayınbiraderim sabit torun'u balgat'ta evinin önünde pusu kurup, yaylım ateşine tutanların başında sen vardın.

kalbura çevirdiğiniz o körpe bedendeki, yirmi bir kurşunun dört adedi, senin cinayet aletinden çıkmıştı.

maraş'ı kana sen buladın.

annelerimizin karnındaki bebeklerimizi katlettin.

bir değil, beş değil, on değil yüzlerle canımızı ateşe verdin.

yozgat, çorum ve 93'te sivas'ta yine sen vardın.

bir dağ başında, elinde silahın uluyan resimlerini anımsıyorum, madımak ateşe verildiğinde, "tahrik var" diyen yine senin ölüm kokulu sesindi.

korkağın tekiydin.

uçan kuştan, akan sudan, kararmış geceden, gündüz güneşten ve insan sesinden ödün patlardı.
bu yüzden olsa gerek, seni yalnız başına kimse görmedi!

kuyruğunu kıstırıp, sokak köşelerine pusu kuran, uyuzluk misali yaşadın.

ardında iş ortağın onca "tosuncuk" varken, hep güvencede hissettin kendini.

bu ülke katillerini seviyor ya, seni daha çok seviyorlar!

bahçeli de seviyor seni, baykal da, tayyip de, erbakan da.

halen arkan sağlam.

ardından methiyeler düzülüyor!

yazık oldu sana yazık. ölümün böyle olmamalıydı!

ateşe verdiğin o maraş yolu, canını aldı!

çakılıp kaldın bir dağın başına.

beş santim buz tutmuş bedenin.

zavallı ürkek yüreğin donmuş!

üzülmedim.

hiç unutmayacağım; söz!

aklıma faşizm düştüğü her an, önce seni anıyordum, yine seni anacağım.



orhan aydın
30 mart 2009
devamını gör...

bazen bir son yeni bir baslangici olusturur. jeff bezos'ta benim gibi dusunenlerden...oncelikle bu abimizin ceo'luktan azad olmasi amazon'dan elini ayagini cektigi anlamina gelmesin, cunku amazon'da ciddi bir hisseye sahip dolayisiyla hala sirket icerisinde soz sahibi. peki neden birakti? cunku gozunu tipki elon musk gibi uzay ve uzay turizmine cevirdi/mis. bu amacla spacex'e rakip bizzat kendisinin kurdugu sirketi (bkz: blue origin) bile bulunmakta. amaci bu sirkete daha cok zaman ayirip, uzay turizmine acılmak. elon musk'la bu alanda ortaklasa isler bile yapacagi soyleniyor ama bakalim...
daha fazla bilgi icin
devamını gör...

burda anonim takılan,
bu gün a yarın b sonra c olup devam eden yazarın, orijinal olmaması, copyci pastci olması.*
bana ırak hal. ben oldum bittim ben takılmayı severim.
kelime başlıkları hariç, girdiğim tanımlar yüzde yüz benden.
başkasının anlattığı şeyi de onu da anarak bahsetmesi bana daha anlatılır geliyor. ilber ortaylı demiş ki demesi hoş, sanki benimle sohbet ederken demiş gibi. *
devamını gör...

ing. flow cytometer

işim gereği sağ kolum olan milyon dolarlık cihaz. yeni teknolojiyle akustik fokus gibi çeşitli yöntemler çıksa da klasik cihazlarda 2 farklı sıvı akışının arasındaki basınç farkından yararlanılarak fokuslama sağlanır. temelde birçok bilim dalının bir araya gelerek geliştirdiği bir yöntem (ve cihaz). ağır mühendislik, fizik, elektrik, optik ve kesin unuttuğum birtakım başka bilimler yatar altında, bu yüzden her daim benim gözümde tanrısal bir düzeyde olacak bunu tasarlayan adamlar.

çok basitçe çalışma prensibi şu şekilde: hücre karışımı içeren sıvıyı cihazın sample acquisition probuna bağlarsınız. mikrofluidics ve pressure fokus ile hücreler her bir damlaya bir tane gelecek şekilde cihaz tarafından ayarlanır. yukarıdan aşağı, musluk gibi akan bir kılcal sıvı düşünün. bu sıvı çeşitli renklerdeki lazerlerin önünden geçer, geçiş sırasında oluşan gölge ve yansıma açısı pmt (photomultiplier tüp) ve dedektörler/filtreler/sensörler tarafından dijital hale getirilir. türkçesi: hücreyi yukardan aşağı akarken lazerle vuruyoruz. gölgesini ve ışığı yansıttığı açıyı, yansıtma şeklini, rengini vs analiz ediyoruz.

bu cihaz daha çok araştırma için ama rutin tanıda da çok güzel kullanıldığı örnekler var. örneğin 6 aydan sonra bebek sürekli tekrarlayan benzer bakteriyel enfeksiyonlarla kliniğe geliyorsa kan alıp bakarız. normal bir insanda bulunan bağışıklık sistemi hücrelerinin bir kısmı doğuştan olmadığını görürüz, scid tanısını yapıştırıp kemik iliği transplantasyonu için tedavisi planlarız vs.

görsel anlatım için şu linki bırakayım (ingilizce).
devamını gör...

önce neden ağladığıni bilmeliyiz. cocuklar ilk olarak fiziksel ihtiyaçları karşılanmasi için ağlar. bazen çocuk fiziksel ihtiyacı farkedip istemek yerine başka bir şey için ağlamaya başlar ama özünde sebep fiziksel ihtiyaçların karşılanmamasidir. örneğin aşırı hareketli görünen bir çocuk uyku saati geçtiği dusunulmezse bir süre sonra sudan sebeplerle aglayacaktir. yetişkin onun ağlama sebebinin uykusuzluk olduğunu farketmezse ağlama davranışı başka sebeplere kaymaya devam edecektir. bu nedenle çocukların fiziksel ihtiyaçları rutin olarak karşılanmalıdır. düzenli bir hayat ağlama sayı ve süresini azaltır.

başka bir ağlama sebebi ise engellenmişlik hissidir. özellikle 1.5 yaş ile başlayip 3 yaşına kadar hatta belki biraz daha ötesine kadar devam eder. çünkü bu yaşta çocuk memeden emzikten bezden ayrılmak zorunda kalmaktadır ayni zamanda yürüme yemek yeme deneme yanılmalarda bulunmak isteyecek ve çoğu zaman engellenecektir. bu nedenle en çok ağlama bu surecte olur. bu dönemde yetişkin çocuğun çevresini düzenleme, deneme yanılmalarina fırsat vermelidir. memeden ve emzikten ayirma tuvalet eğitimi alanında doğru uygulamalar da ağlama süresini ve miktarını azaltir.

4 yaşından sonra çocukların aglama davranışında azalma beklenir. okula başlayan ve sosyalleşen çocuk eğer ağlıyorsa cogu zaman ağlama nedenini net ifade eder. bu noktada ağlama sebebi ilgi çekmek mi , sıraya veya kurala uymakta zorlanmak mi, isteklerini ağlayarak elde etme çabası mi olduğuna dikkat edilmelidir. haklı bir isteği ağlayarak elde etmeye çalışan çocuğa, kurallara uymak istemeyen , sıra beklemeyen çocuğa bu dönemde önce bir kaç kez uyararak ama sonunda tutarlı bir şekilde ağladığı için istediği şeyi haklı olsa da hı elde edemeyeceği gösterilmelidir.

ağlama anında konuşmak, ağlama demek, özellikle düştüğü icinn aglayan çocuğa kızmak , sen nasıl abla/abisin vb demek ağlamayı azaltmaz.

çocuklar ağlar. ağlamak onların duygularını ifade ediş şeklidir. her çocuğun fıtratı farklidir. bazı çocuğun ağlamasına izin verip şefkat gösterip "hadi biraz ağla, sakinlesince konuşalım" diyerek başını oksadiginiz zaman susabilir. bazı çocuk ise baslayinca dürtüsel olarak susmayı başaramaz. bu tip çocuklar için en kısa ve etkili yol dikkati başka yöne çekmektir.

sustirmak icin daha çok bağırmak , sarsmak, neden ağlıyorsun diye bağırmak o anda sustursa bile ileriki dönemlerde ağlama süresini artırır. çünkü her çocuğun ihtiyacı sakin ve güvenilir bir yetiskindir.
devamını gör...

"oturuyorum, öyleyse varım..." *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vefadir.. sadece istanbul da bir semt olmadığını kemiklerinize kadar hissedersiniz..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim