epinefrin
adrenalin olarak bilinen, salgılandığında kalp atışını hızlandıran, damarları genişleten, kan basıncını artıran, göz bebeklerini büyüten hormon.
devamını gör...
ekşi sözlük
az önce kafa sözlük başlığını gördüğüm yer. evet şimdi burdayım. kimse bilsin istemiyorum beni burda açıkçası. kaçıp saklanma alanım ve içimi özgürce döktüğüm yer olsun.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
nerde az önce ki kafiye ve uyağın
anlat hadi sende kulağım
can sıkıntısıyla oturuyordum gece gece
yazdıkların bana anca eğlence.
anlat hadi sende kulağım
can sıkıntısıyla oturuyordum gece gece
yazdıkların bana anca eğlence.
devamını gör...
earth similarity index
dünya benzerlik endeksi. adı üzerinde, bir gezegen ya da uydunun dünya'ya ne kadar benzediğini belirten tanımlama.
dirk schulze-makuch, abel méndez ve diğerlerinin 2011 yılında astrobiology'de yayımlanan makalesiyle ileri sürülmüştür. buna göre, bir gök cisminin yarıçapı, yoğunluğu, yüzey sıcaklığı ve kurtulma hızı kullanılarak hesaplanır. hatta bu hesaplamanın formülü de şöyledir:

[görsel, mevzubahis makalenin yazarlarından biri olan méndez tarafından hazırlanan bir internet sayfasından alınmıştır. hesaplamanın detaylarına ilişkin bilgi aynı sayfadan görülebilir.]
gök cisimleri bu formülle 0'dan 1'e kadar derecelendirilir. 1, bizzat dünya'yı temsil ederken; 0'dan ne kadar yukarı bir değer elde edilirse benzerlik de o kadar artar.
örneğin, gezegenimizin ikiz kardeşi olarak betimlenen mars, 0.70 değerine sahiptir. buna karşın, koi-4878.01 adlı bir gezegen** 0.98 değerini taşır. yalnız bir sorun var, koi-4878.01 bizden 1075 ışık yılı uzakta. diyelim ki, şu anda elimize devasa lazerler alıp buradan selam gönderebilseydik, onlara 3096 yılında ulaşırdı. o zamana kadar bir nükleer savaşla türümüzü çoktan yok edecek olduğumuzdan*, en iyi ihtimalle 4171 yılında (orada gerçekten akıllı yaşam formları varsa ve hemen cevap verirlerse) alacağımız cevabı hiç göremezdik.
1075 ışık yılı fazla kaçtı, o yüzden gezegenimize en çok benzeyen (ve henüz keşfedebildiğimiz) 2. gezegene bakalım: trappist-1e. trappist-1e, bizden sadece 40 ışık yılı uzakta. elbette henüz oraya seyahat edebilecek teknolojik yeterliliğe sahip değiliz ama belki bir şekilde iletişim kurabiliriz. ama yine bir sorun var: büyük ihtimalle yıldızına kütle çekim kilidiyle bağlı. yani bir taraf günlük güneşlik, barındırdığı olası sıvı suyla cenneti andırırken; diğer tarafında mutlak sıfıra yakın eksi bilmemkaç derece yüzünden kelimenin tam anlamıyla popo donduran soğukları** yaşanıyor. bu kütle çekim kilidi meselesi kesin olmayabilir, ama trappist-1 gerçekten çok küçük bir sistem (öyle ki, bütün sistem güneş'le merkür arasına rahatça sığabilirdi, hatta bayağı boşluk da kalırdı), bilim insanları o sebepten böyle düşünmeyi uygun görmüşler.
gezegenimize en çok benzeyen 3. gezegen** ise teegarden b. çok yakınlarda, 2019'da keşfedildi. bizden sadece 12 ışık yılı uzaklıkta ve yıldızının yaşanabilir bölgesinde. üzerine araştırmalar hâlâ devam ediyor. hakkında henüz hiçbir olumsuz koşula rastlamadık. büyük ihtimalle, gelecekteki olası yıldızlararası seyahatimizdeki ilk duraklarımızdan biri olacak. canım benim.
listenin geri kalanının bir kısmı şöyle:

[ingilizce wikipedia'da güzelce sıralandığını görünce dayanamadım, ekran görüntüsü aldım. linki bırakayım, isteyen gidip baksın.]
bitirmeden önce bahsetmek gereken önemli bir şey daha var. yukarıdaki örneklerden anlaşılabileceği gibi, earth similarity index, yaşanabilirlikten* bağımsızdır. yani, bir gök cismi 1 değerine sahip olsa bile, bu yaşanabilir olduğu anlamına gelmez. çünkü o gök cisminin yıldızının aktivitesi, kütle çekim kilidine tutulup tutulmadığı ya da bir manyetik alana sahip olup olmadığı gibi hayati sorunları göz ardı eder. ama yine de yaşanabilir ötegezegenlerin ve bunlarda yaşayan akıllı yaşam formlarının araştırılması hususunda önemlidir. çünkü bilim insanlarının "ya ilk olarak nerelere baksak?" sorununa kabataslak bir çözüm getirir. yani "kesinkes burada yaşam vardır" demez, "herhâlde vardır" der.
---
bütün bu giriyi "ya düşünsenize, dünya'ya %98 benzeyen bir gezegen var ama hakkında hiçbir zaman, hiçbir şey öğrenemeyeceğiz" diyebilmek için yazdım.** yazmadan önce de şu kaynağı okudum. oradan öğrendiklerimi kendi bildiklerimle harmanlayınca ortaya bu çıktı. o sebepten benzerlik olması normaldir, intihal yapmış demeyin sonra. gerçi isterseniz de deyin, yine de meja'nın henüz açmadığı uzayla ilgili bir başlığı açmak benim için çok zevkliydi.*
dirk schulze-makuch, abel méndez ve diğerlerinin 2011 yılında astrobiology'de yayımlanan makalesiyle ileri sürülmüştür. buna göre, bir gök cisminin yarıçapı, yoğunluğu, yüzey sıcaklığı ve kurtulma hızı kullanılarak hesaplanır. hatta bu hesaplamanın formülü de şöyledir:

[görsel, mevzubahis makalenin yazarlarından biri olan méndez tarafından hazırlanan bir internet sayfasından alınmıştır. hesaplamanın detaylarına ilişkin bilgi aynı sayfadan görülebilir.]
gök cisimleri bu formülle 0'dan 1'e kadar derecelendirilir. 1, bizzat dünya'yı temsil ederken; 0'dan ne kadar yukarı bir değer elde edilirse benzerlik de o kadar artar.
örneğin, gezegenimizin ikiz kardeşi olarak betimlenen mars, 0.70 değerine sahiptir. buna karşın, koi-4878.01 adlı bir gezegen** 0.98 değerini taşır. yalnız bir sorun var, koi-4878.01 bizden 1075 ışık yılı uzakta. diyelim ki, şu anda elimize devasa lazerler alıp buradan selam gönderebilseydik, onlara 3096 yılında ulaşırdı. o zamana kadar bir nükleer savaşla türümüzü çoktan yok edecek olduğumuzdan*, en iyi ihtimalle 4171 yılında (orada gerçekten akıllı yaşam formları varsa ve hemen cevap verirlerse) alacağımız cevabı hiç göremezdik.
1075 ışık yılı fazla kaçtı, o yüzden gezegenimize en çok benzeyen (ve henüz keşfedebildiğimiz) 2. gezegene bakalım: trappist-1e. trappist-1e, bizden sadece 40 ışık yılı uzakta. elbette henüz oraya seyahat edebilecek teknolojik yeterliliğe sahip değiliz ama belki bir şekilde iletişim kurabiliriz. ama yine bir sorun var: büyük ihtimalle yıldızına kütle çekim kilidiyle bağlı. yani bir taraf günlük güneşlik, barındırdığı olası sıvı suyla cenneti andırırken; diğer tarafında mutlak sıfıra yakın eksi bilmemkaç derece yüzünden kelimenin tam anlamıyla popo donduran soğukları** yaşanıyor. bu kütle çekim kilidi meselesi kesin olmayabilir, ama trappist-1 gerçekten çok küçük bir sistem (öyle ki, bütün sistem güneş'le merkür arasına rahatça sığabilirdi, hatta bayağı boşluk da kalırdı), bilim insanları o sebepten böyle düşünmeyi uygun görmüşler.
gezegenimize en çok benzeyen 3. gezegen** ise teegarden b. çok yakınlarda, 2019'da keşfedildi. bizden sadece 12 ışık yılı uzaklıkta ve yıldızının yaşanabilir bölgesinde. üzerine araştırmalar hâlâ devam ediyor. hakkında henüz hiçbir olumsuz koşula rastlamadık. büyük ihtimalle, gelecekteki olası yıldızlararası seyahatimizdeki ilk duraklarımızdan biri olacak. canım benim.
listenin geri kalanının bir kısmı şöyle:

[ingilizce wikipedia'da güzelce sıralandığını görünce dayanamadım, ekran görüntüsü aldım. linki bırakayım, isteyen gidip baksın.]
bitirmeden önce bahsetmek gereken önemli bir şey daha var. yukarıdaki örneklerden anlaşılabileceği gibi, earth similarity index, yaşanabilirlikten* bağımsızdır. yani, bir gök cismi 1 değerine sahip olsa bile, bu yaşanabilir olduğu anlamına gelmez. çünkü o gök cisminin yıldızının aktivitesi, kütle çekim kilidine tutulup tutulmadığı ya da bir manyetik alana sahip olup olmadığı gibi hayati sorunları göz ardı eder. ama yine de yaşanabilir ötegezegenlerin ve bunlarda yaşayan akıllı yaşam formlarının araştırılması hususunda önemlidir. çünkü bilim insanlarının "ya ilk olarak nerelere baksak?" sorununa kabataslak bir çözüm getirir. yani "kesinkes burada yaşam vardır" demez, "herhâlde vardır" der.
---
bütün bu giriyi "ya düşünsenize, dünya'ya %98 benzeyen bir gezegen var ama hakkında hiçbir zaman, hiçbir şey öğrenemeyeceğiz" diyebilmek için yazdım.** yazmadan önce de şu kaynağı okudum. oradan öğrendiklerimi kendi bildiklerimle harmanlayınca ortaya bu çıktı. o sebepten benzerlik olması normaldir, intihal yapmış demeyin sonra. gerçi isterseniz de deyin, yine de meja'nın henüz açmadığı uzayla ilgili bir başlığı açmak benim için çok zevkliydi.*
devamını gör...
serçe
yerdeyken normal yürümek yerine hoplaya zıplaya ilerleyen şen mahluk.
inceden kıl olduğum güvercinlerin aksine son derece sevdiğim, şehir hayatının en güzel yanlarından biri olan mini minnacık hayvanat. inanılmaz adaptasyon yetenekleri sayesinde (antartika gibi buzdan yerler haricinde) dünyanın her yerinde yaşarlar.
ne zaman görsem izlerim, hareketlerini incelerim. elimde yemek varsa koparır atarım. onlar da şehre alışmışlardır. tanırlar yemeği görünce, gelirler uzaktan yan yan bakarlar, vermenizi beklerler. verince de o bir serçe 20 serçe olur. mercimek kadar koparır koparır yerler.
çok sevimlidir piçler. fit fit diye zıplaya zıplaya gezerler. o ufacık gövdelerine son derece uyumlu bir şekilde şimşek hızıyla uçar, keskin manevralar ile şaşırtırlar.
insanı gülümsetirler sonunda.
ülkemizde 8 türü yaşar. görülen tüm cinsleri aşağıdaki gibidir;
(bkz: ev serçesi) (bkz: passer domesticus)
(bkz: ağaç serçesi) (bkz: passer montanus)
(bkz: söğüt serçesi) (bkz: passer hispaniolensis)
(bkz: kaya serçesi) (bkz: petronia petronia)
(bkz: kar serçesi) (bkz: montifringilla) (bundan hiç görmedim mesela)
(bkz: sarı boğazlı serçe) (bkz: gymnoris xanthocollis)
(bkz: boz serçe) (bkz: carpospiza brachydactyla)
(bkz: küçük serçe) (bkz: passer moabiticus moabiticus) (sezen aksu değil. kuş olanından bahsedilmiştir.)
inceden kıl olduğum güvercinlerin aksine son derece sevdiğim, şehir hayatının en güzel yanlarından biri olan mini minnacık hayvanat. inanılmaz adaptasyon yetenekleri sayesinde (antartika gibi buzdan yerler haricinde) dünyanın her yerinde yaşarlar.
ne zaman görsem izlerim, hareketlerini incelerim. elimde yemek varsa koparır atarım. onlar da şehre alışmışlardır. tanırlar yemeği görünce, gelirler uzaktan yan yan bakarlar, vermenizi beklerler. verince de o bir serçe 20 serçe olur. mercimek kadar koparır koparır yerler.
çok sevimlidir piçler. fit fit diye zıplaya zıplaya gezerler. o ufacık gövdelerine son derece uyumlu bir şekilde şimşek hızıyla uçar, keskin manevralar ile şaşırtırlar.
insanı gülümsetirler sonunda.
ülkemizde 8 türü yaşar. görülen tüm cinsleri aşağıdaki gibidir;
(bkz: ev serçesi) (bkz: passer domesticus)
(bkz: ağaç serçesi) (bkz: passer montanus)
(bkz: söğüt serçesi) (bkz: passer hispaniolensis)
(bkz: kaya serçesi) (bkz: petronia petronia)
(bkz: kar serçesi) (bkz: montifringilla) (bundan hiç görmedim mesela)
(bkz: sarı boğazlı serçe) (bkz: gymnoris xanthocollis)
(bkz: boz serçe) (bkz: carpospiza brachydactyla)
(bkz: küçük serçe) (bkz: passer moabiticus moabiticus) (sezen aksu değil. kuş olanından bahsedilmiştir.)
devamını gör...
kurtlara söyle eve döndüm
''yolun geri kalanında camdan dışarıyı seyrettim. bina,ağaç,araba,araba,minübüs,boş arsa,minibüs... her şeyi en ince ayrıntısına kadar inceleyerek gördüğüm şeylerin içinde bir düzen bulmaya çalışıyordum.yeterince dikkatli bakarsam belki de dünyanın parçaları bir araya gelip anlayabileceğim bir bütün oluşturur umuduyla yapıyordum bunu.''
yıllar önce okuduğum ilk lgbt temalı kitaptı kendisi. ismi ilgimi çekmişti öncelikle:kurtlara söyle eve döndüm.
aşk insanı büyütür; önce hissettirdiği tarifsiz mutluluk sonra kaybetmenin verdiği derin acıyla.. demiş yazarı carol rifka brunt.
kitabın konusuna gelecek olursa, june isminde bir baş karakterimiz var. ailesi ve ablası greta'yla birlikte olağan yaşantasına devam eden. june kafası atınca ormanın derinliklerine kaçıp sakinleşmeye çalışan bir kız. neyse , june'nun bir de dayısı var finn. kızımız çokca hayran dayısına ve çok seviyor onu. ressam olan finn kurtlara söyle eve döndüm isminde bir tablo yapıyor.
bir süre sonra aids olan dayısı ölüyor ve derinden sarsılıyor tabii ki june. daha sonra dayısının neden aids olduğunu araştırmaya başlıyor. dayısının toby adında bir sevgilisi olduğunu öğreniyor. nefret ediyor tabii toby'den.
dayısının cenazesinden sonra june'a bir paket geliyor. içinden kurtlara söyle eve döndüm tablosu ve bir not çıkıyor. notta june'un toby'ye çok iyi bakmasını ve onları çok sevdiği yazıyor. finn aynı şeyi toby'ye de yazıyor ve ona da june'a çok iyi bakmasını tembihliyor. june toby'den başlangıçta nefret etse de dayısı için onu tanımak istiyor ve ikisinin finn'in ardından dostlukları başlıyor. toby finn'i ne kadar sevdiğini, yaşadıkları güzel anları anlatıyor june'a ve tabloya yeni eklemeler yapıyorlar zaman içinde.
june ve toby'in dostluğu devam ederken toby'nin bedeni de yavaş yavaş zayıflamaya ve hastalanmaya başlıyor ve toby ölüyor. june'da toby ve finn'in küllerini karıştırarak onların aşkını ölümsüzleştiriyor.
yıllar önce okuduğum ilk lgbt temalı kitaptı kendisi. ismi ilgimi çekmişti öncelikle:kurtlara söyle eve döndüm.
aşk insanı büyütür; önce hissettirdiği tarifsiz mutluluk sonra kaybetmenin verdiği derin acıyla.. demiş yazarı carol rifka brunt.
kitabın konusuna gelecek olursa, june isminde bir baş karakterimiz var. ailesi ve ablası greta'yla birlikte olağan yaşantasına devam eden. june kafası atınca ormanın derinliklerine kaçıp sakinleşmeye çalışan bir kız. neyse , june'nun bir de dayısı var finn. kızımız çokca hayran dayısına ve çok seviyor onu. ressam olan finn kurtlara söyle eve döndüm isminde bir tablo yapıyor.
bir süre sonra aids olan dayısı ölüyor ve derinden sarsılıyor tabii ki june. daha sonra dayısının neden aids olduğunu araştırmaya başlıyor. dayısının toby adında bir sevgilisi olduğunu öğreniyor. nefret ediyor tabii toby'den.
dayısının cenazesinden sonra june'a bir paket geliyor. içinden kurtlara söyle eve döndüm tablosu ve bir not çıkıyor. notta june'un toby'ye çok iyi bakmasını ve onları çok sevdiği yazıyor. finn aynı şeyi toby'ye de yazıyor ve ona da june'a çok iyi bakmasını tembihliyor. june toby'den başlangıçta nefret etse de dayısı için onu tanımak istiyor ve ikisinin finn'in ardından dostlukları başlıyor. toby finn'i ne kadar sevdiğini, yaşadıkları güzel anları anlatıyor june'a ve tabloya yeni eklemeler yapıyorlar zaman içinde.
june ve toby'in dostluğu devam ederken toby'nin bedeni de yavaş yavaş zayıflamaya ve hastalanmaya başlıyor ve toby ölüyor. june'da toby ve finn'in küllerini karıştırarak onların aşkını ölümsüzleştiriyor.
devamını gör...
it's always sunny in philadelphia
hiçbir insani değeri, ahlaki kaygısı olmayan, adeta politik doğruculuğa tepki olarak doğmuş 4 gencin gündelik maceralarını anlatan sağlam bir komedi dizisi. gençler paddy’s adında başarısız bir irish pub işletmektedirler ve olaylar gelişir şeklinde özetleyebiliriz.
şimdilik 14 sezon 154 bölüm yayınlandı fakat 4 sezon daha onay aldı. bununla birlikte abd’de animasyon olmayıp en uzun süre yayınlanan sitcom özelliğini kazanmıştır.
bölümler 20’şer dakika, bir çırpıda bitiveriyor. etliye sütlüye karışmayan bir komedi olmadığını belirtmek isterim. friends vb tadında bir şey arıyorsanız size hitap etmez.
şimdilik 14 sezon 154 bölüm yayınlandı fakat 4 sezon daha onay aldı. bununla birlikte abd’de animasyon olmayıp en uzun süre yayınlanan sitcom özelliğini kazanmıştır.
bölümler 20’şer dakika, bir çırpıda bitiveriyor. etliye sütlüye karışmayan bir komedi olmadığını belirtmek isterim. friends vb tadında bir şey arıyorsanız size hitap etmez.
devamını gör...
zenginlerin bilmediği zevkler
bakkaldan soğuk bir şeyler alıp banka oturup etrafı izleyerek keyifle içmek.
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak
devamını gör...
kur'an-ı kerim'deki bilimsel bilgiler
zorlamadır, olmayandır.
devamını gör...
prenses_aurora
bu yazarın yazılarını seviyorum. bazen tam o anki ruh halime karşılık gelen bir şiir paylaşıyor sonra beni kendime getiriyor. yazmaya devam ediniz efenimm. keyifli sözlükleerrr.*
devamını gör...
troll
troll, aslında iskandinavya sözlü kültüründe genellikle dev ya da cüce olarak resmedilen ve mağaralarda yaşayan çirkin bir yaratıktır. ancak son yıllarda özellikle twitter* gibi sosyal ağlarda, konular hakkında alaycı, mizahi, ortalığı karıştırıcı, hatta mahkemeye verdirici sözlerle ortalığı bulandıran kişilere ''troll'' denir.
devamını gör...
gökyüzü herkesindir
şiiri'de yazmadan olmaz.
“bir gün çok bunalırsan
denizin dibinde, yosunlara takılmış gibi soluksuz…
sakın unutma gökyüzüne bakmayı
gökyüzü senindir
gökyüzü herkesindir”
“bir gün çok bunalırsan
denizin dibinde, yosunlara takılmış gibi soluksuz…
sakın unutma gökyüzüne bakmayı
gökyüzü senindir
gökyüzü herkesindir”
devamını gör...
gölcük tabiat parkı
dört mevsimin ayrı ayrı görsel şölen sunduğu doğa harikası olan tabiat parkıdır.
bolu'nun 13 km güneyinde ormanlar arasında suni olarak yapılmış küçük ve şirin bir set gölüdür. etrafı sarıçam ve köknar ağaçları ile kaplı gölün her mevsim görüntüsü muhteşemdir. doğanın olağan üstü güzelliğiyle kaplı olan gölün hemen kenarında devlet konukevi olarak kullanılan şirin bir ev bulunmaktadır. gölün etrafında bu tesisten başka kır gazinosu adıyla bir restaurant ve kafeterya vardır. göl ve etrafı tabiat parkı olarak milli parklarca koruma altındadır.
kaynak: bolu.gov.tr


görsel sahibi: fazıl karaduman
bolu'nun 13 km güneyinde ormanlar arasında suni olarak yapılmış küçük ve şirin bir set gölüdür. etrafı sarıçam ve köknar ağaçları ile kaplı gölün her mevsim görüntüsü muhteşemdir. doğanın olağan üstü güzelliğiyle kaplı olan gölün hemen kenarında devlet konukevi olarak kullanılan şirin bir ev bulunmaktadır. gölün etrafında bu tesisten başka kır gazinosu adıyla bir restaurant ve kafeterya vardır. göl ve etrafı tabiat parkı olarak milli parklarca koruma altındadır.
kaynak: bolu.gov.tr


görsel sahibi: fazıl karaduman
devamını gör...
gülümsemek
"sevdiğin kişi tarafından ilgi görünce caydanliga bile gülümsüyorsun.
sonra neden gülüyorsun diyorlar?
hadi
gel de anlat.."
cemal süreya
sonra neden gülüyorsun diyorlar?
hadi
gel de anlat.."
cemal süreya
devamını gör...
hayattan zevk alıyorum aktiviteleri
kitap okumak, filtre kahve eşliğinde kafa sözlükte takılmak, dışarı çıkıp yürüyüş yapmak.
devamını gör...



