ahmet şerif izgören
kara oklar çetesi kitabı ile gönlümde taht kurmuş yazar. küçük yaşta okumuştum, hâlen elime aldığımda bir çırpıda okumak isterim.
devamını gör...
birinin dizinde uyumak
son nefesimi verirken yaşamak istediğim an.ümit ediyorum ki o'nun dizlerinde olur.
devamını gör...
kimlik numarası ezberleme metotları
içimizdeki fatih terimleri ortaya çıkaran metotlardır.
3+3+3+2 - 4+3+3+1 - 3+3+2+3 veya farklı türlerde ezberlenebilir düzgün bir metot geliştirirseniz akp hükümetinde milli eğitim bakanı bile olabilirsiniz.
3+3+3+2 - 4+3+3+1 - 3+3+2+3 veya farklı türlerde ezberlenebilir düzgün bir metot geliştirirseniz akp hükümetinde milli eğitim bakanı bile olabilirsiniz.
devamını gör...
yüze çarpan top
ardından beyin hücrelerim öldü, onlar bana sbs'de lazımdı diye ağlamama ve dershane pikniğindeki herkese rezil olmama sebebiyet veren acı hadise.
devamını gör...
rurouni kenshin (yazar)
bu sabah karşılaştığım kötü bir haber profilinde gördüğüm 'kafa izninde' yazısı. o benim çok sevdiğim abimdi. her konuda bana destek oldu. her zaman yanımda oldu. yeri geldi yazılarımı eleştirdi, kendimi geliştirebilmeme yardımcı oldu. yeri geldi yazılarını eleştirmemi istedi. güldük eğlendik. şimdi kafa izninde her gün konuştuğum, muhabbetine doyamadığım abim. umarım en kısa zamanda geri gelir. bana takılmış en güzel lakabı* takan sevgili abicim seni ve o güzel yazılarını büyük bir umutla bekliyor olacağım*.
devamını gör...
yalnızlığın en çok dokunduğu an
gece 12 de, karanlıkta, mutfakta o buzdolabının yanında iki büklüm olup oturmuş camdan dışarıdaki ağaçları seyrettiğim o an... gerçekten o kadar yalnız hissettim ki kendimi, o an bana çok dokundu işte.
devamını gör...
viswanathan anand
arkadaşları arasında lakabı ''vishy''dir. kocaman camlı, çerçevesi kalın gözlükleri beni benden alıyor.
hint satranç büyükustası. gelmiş geçmiş en iyi oyuncular arasında yer alır.
fıde reyting listesinde 2.800 puan barajını geçen beş oyuncudan biridir.
bugün, , satranç denilince akıllara düşen ülkeler denilince hindistanbeliriyorsa zihninizde, bunu kendisine borçluyuz. amerikalı bobby fischer'in 1975'te ünvanı terk etmesinden bu yana ilk kez , dünya satranç şampiyonu olmak için rus olmayan bir favori olarak ortaya çıktı.
satrancı 6 yaşında anasından öğreniyor. 16 yaşında ülke birincisi oldu.
1987 yılında dünya gençler şampiyonu oldu böylece bu turnuvayı kazanan ilk hintli, hisdistanda çıkan ilk gm, asyanın ilk dünya şampiyonu olarak tarih yazdı...
hızlı satrançta inanılmaz bir herif...
kendisi çok yönlü bir oyuncudur. modern satranç, turnuva maçları, maç ve nakavt formlarındaki tüm seçenekleri oynayabilir. sezgilerine güvenerek oynar.
rakibi carlsen'le sık sık maç yaparlar efenim...
kah yenilir kah yener...
kendisi tarafından yazılan, vishy anand: my best games of chess, yani en iyi satranç oyunlarım kitabını çıkarmıştır.
en önemli maçlarından bir ikisinin analizini bırakalım aşağı...
2005 vishy anand -veselin topalov:
1995, anand - kasparov:
''
''
hint satranç büyükustası. gelmiş geçmiş en iyi oyuncular arasında yer alır.
fıde reyting listesinde 2.800 puan barajını geçen beş oyuncudan biridir.
bugün, , satranç denilince akıllara düşen ülkeler denilince hindistanbeliriyorsa zihninizde, bunu kendisine borçluyuz. amerikalı bobby fischer'in 1975'te ünvanı terk etmesinden bu yana ilk kez , dünya satranç şampiyonu olmak için rus olmayan bir favori olarak ortaya çıktı.
satrancı 6 yaşında anasından öğreniyor. 16 yaşında ülke birincisi oldu.
1987 yılında dünya gençler şampiyonu oldu böylece bu turnuvayı kazanan ilk hintli, hisdistanda çıkan ilk gm, asyanın ilk dünya şampiyonu olarak tarih yazdı...
hızlı satrançta inanılmaz bir herif...
kendisi çok yönlü bir oyuncudur. modern satranç, turnuva maçları, maç ve nakavt formlarındaki tüm seçenekleri oynayabilir. sezgilerine güvenerek oynar.
rakibi carlsen'le sık sık maç yaparlar efenim...
kah yenilir kah yener...
kendisi tarafından yazılan, vishy anand: my best games of chess, yani en iyi satranç oyunlarım kitabını çıkarmıştır.
en önemli maçlarından bir ikisinin analizini bırakalım aşağı...
2005 vishy anand -veselin topalov:
1995, anand - kasparov:
''
''
devamını gör...
cem yılmaz'ın 1995 doğumlu sevgilisi
cemo fakir fukara bir çulsuz olsaydı ne sübyancılığı kalırdı ne de sapıklığı. değişen değer yargılarını anlayamayan iki kesim var ülkede. biri cırtlak sesli femolar diğeri de yobaz dinciler. kadın veya erkek fark etmiyor. artık reşit olan her birey güç ve erk istiyor. aynı zamanda bu uğurda kalıplaşmış ahlaki dogmaları da umursamıyor. iyi mi kötü mü mahkemesinin hakimliğini yapmak bize düşmemeli. dediğim gibi ; faber est suae quisque fortunae (herkes kendi talihinin mimarıdır)
devamını gör...
apsara
genellikle dans ederken resmedilen, hint mitolojisinde tanrı indra’nın cennet konutunda dans etmekle ve şarkı söylemekle görevli peridir.
bu perinin önceden su perisi olduğunu söyleyeyim. sonradan görev değişikliğine gidilmiş ve ‘sen artık erkeklere ve tanrılara zevk veren bir perisin’ denmiştir. ne güzel su ile oynarken, geldiği hale bak*.
bu perinin önceden su perisi olduğunu söyleyeyim. sonradan görev değişikliğine gidilmiş ve ‘sen artık erkeklere ve tanrılara zevk veren bir perisin’ denmiştir. ne güzel su ile oynarken, geldiği hale bak*.
devamını gör...
baba
kimilerine cezadır.
devamını gör...
ölürüm sana
küçükken kral tv'de ilk gördüğüm zamanlarda klipteki hanımefendinin neden bir çarkta olduğunu çözemediğim, çoook sonraları olaya ayıktığım klip.*
dönemin bomba kliplerinden biridir. neden mi? o zamanlar sanatçıların instagram'dan patlama veya streaming şansı falan yok arkadaşlar. şimdilerde "kalem sokarak geri sarardık" edebiyatını yaptığımız kasetlerle* ve kliplerle ana akım medyada yer buluyorlar.
tarkan ise o dönemki sanatçıların pek cüret edemediği bir hareketi yapıyor; rafet el roman'dan sonra gidip amerika'da klip çeken bir diğer sanatçı oluyor. zamanına göre cidden büyük hareket. neden mi? tv'ye bir bakıyorsunuz, arkasında orkestra ile bir sahne yerine gökdelenlerin arasında blue jean ile arz-ı endam eden biri var. belki de pek çok sözlük yazarının kafasındaki new york silüetinin nüveleri bu klip(ler) ile oluşmuş bile olabilir.
girişi güzel olan şarkılarda saymayanın ayıp edeceği şarkılardandır. o intro yok mu...
dönemin bomba kliplerinden biridir. neden mi? o zamanlar sanatçıların instagram'dan patlama veya streaming şansı falan yok arkadaşlar. şimdilerde "kalem sokarak geri sarardık" edebiyatını yaptığımız kasetlerle* ve kliplerle ana akım medyada yer buluyorlar.
tarkan ise o dönemki sanatçıların pek cüret edemediği bir hareketi yapıyor; rafet el roman'dan sonra gidip amerika'da klip çeken bir diğer sanatçı oluyor. zamanına göre cidden büyük hareket. neden mi? tv'ye bir bakıyorsunuz, arkasında orkestra ile bir sahne yerine gökdelenlerin arasında blue jean ile arz-ı endam eden biri var. belki de pek çok sözlük yazarının kafasındaki new york silüetinin nüveleri bu klip(ler) ile oluşmuş bile olabilir.
girişi güzel olan şarkılarda saymayanın ayıp edeceği şarkılardandır. o intro yok mu...
devamını gör...
suç ve ceza
uzun bir kitap ve cesitli bahanelerimle basta parça parça okudum ama bir yerden sonra beni öyle bağladı ki bitmesine üzüldüm. çünkü raskolnikovla beraber bütün her seyi yaşadım. dostoyevski harikalar yaratmissin.
kitabi okumaya başlamadan da isminden bile tahmin etmiştim aslında biri suç işlemistir ve duyduğu azabi anlatiyordur yakalanmasına itirafına doğru olan yolculuk yazılmıştır diye geçiyordu hep aklımdan. yalnılmadığımı gördüm ancak şöyle bir fark var ki raskolnikovun vicdan azabı suç işlediği için değildi.
raskolnikov bir hukuk öğrencisi ve okulunu maddi yetersizlikler nedeniyle bırakıyor. dışarıda öylesine yasayan insanların bir hiç oldugunu sadece cesurların ve tarif edemiyorum ama bazı kesimin yaşamının değer olduğunu düşünüyor dersem yanlış söylüyor sayılmam. aslında bu suçu işlemesinin nedeni cesareti (napolyon gibi düşündüğüne, olmak istediğine inanması) ve bir de yaşlı kadının dünyaya bir faydası olmadığı hatta zararı olduğu için oksijeni tüketmesine dayanamaması diyebiliriz. hukuk okumasının etkisiyle de kendince birşeyler düşünüyor ve harekete geçiyor. ama anın heyecanından kapıyı kapatmiyor ve tüm hesaplamalarına uymayan biri daha (lizavetta) o da bu cinayete tanık olduğu için onu da öldürdü. cinayet anını ve evden çıkışını baya heyecanla okudum. tefeci kadından aldığı eşyalara sonrasında hic dokunmadi. raskonilkov zaten bu cinayeti para için islememisti. onun varolussal sancilar çektiğini söylemek yanlış olmaz. bu cinayetten sonra kendisi bir hastalığa kapıldı, gunlerce hasta kaldı daha sonrasında delilik haline girdi. aslında böyle bile çoğundan akıllıydı. toplumsal bir takım olayları yansıtmasında, ailesiyle olan ilişkilerinde cok önemli noktalara deginilmisti. lujin onu hep psikolojik hilelerle köşeye kıstırmak istiyordu. aslında öyle de oldu raskolnikov hep düşünceleri yüzünden boğuldu. etraftaki baskılarda eklenince, anlattığı sonya onlari gizlice dinleyen kisi, lujinin sezgileri sonunda onun bu cinayeti daha fazla gizleyememsine neden oldu. cezasında hafifletici nedenler olmasina ben cok sevindim gercekten de az bir ceza alarak kurtuldu raskolnikov. aslında ben onun yrnilmeyecegine itiraf etmeyip sonyayla baska bir hayat kuracagini dusunuyordum ama sonunda itiraf etti suçunu. cezasını cekerken bile hala cinayet konusunda kendinin haklı olduğunu diger insanların bit oldugunu savunuyordu dusuncelerinde. sonra sonyayla olan duygusal birlikteligi baslayinca yani isin icine sevgi girince hayatin bir anlamı olduğunu farketti diyebiliriz sanırım. tabi bunlarin yani sira razumihin gercekten cok iyi bir arkadasti. lujin zaman zaman sinirlerimi bozsa da dedektiflik konusunda sezgileri ve olaylara bakis acisi gercekten takdire şayandı.ve svidrigaylov o kadar sinirimi bozdu ki bazen adi gecen yerleri karaladım kadınlara karsı bakışı ve davranislari beni cok sinirlendirmisti. kitaptaki psikolojik analizler o icinden cıkılmaz buhranlar hastalıklı delilik hali gercekten kusursuzca işlenmişti. okuması çok zevkliydi. altini cizdigim harika cümleler paragraflar oldu. onlardan bazılarını bu yazıma eklemek istiyorum.
-son ana dek, bir insani sırf iyilikten tavuskuşlarıyla süslerler, kötü bir şey gelmez akıllarına; madalyonun öbür yüzünü hissetseler bile, daha önceden kendilerine tek kelime etmezler; tek bir düşünceye saplanırlar; iki elleriyle birden uzaklaştırırlar gerçeği, ta ki süsledikleri kişi onlara kendi burnunu gösterinceye dek.
-ayrıntılar, ayrıntılar en önemlisi! işte bu ayrıntılar mahveder hep her şeyi.
-acı ve ağrı büyük bilinç ve derin kalp sahibi olanlar için zorunludur hep. gerçekten yuce olan insanlar bence, yeryüzünde büyük bir keder hissediyor olmalı.
-bazi incinmeler vardır, ne kadar istenirse istensinunutulamaz efendim. herkesin aşılması tehlikeli olan sınırları vardır; çünkü bir kez aşılınca geri dönmek imkansız olur.
-her şey insanın hangi koşullarda ve hangi ortamda olduğuna bağlıdır.
-bekliyorum ve umut ediyorum, hepsi bu!
-sonra öğrendim bunun asla olmayacağını, insanların değişmeyeceğini ve onları kimsenin değiştiremeyeceğini ve bunun çabalamaya değmediğini.
mutlaka okunmalı, mutlaka
kitabi okumaya başlamadan da isminden bile tahmin etmiştim aslında biri suç işlemistir ve duyduğu azabi anlatiyordur yakalanmasına itirafına doğru olan yolculuk yazılmıştır diye geçiyordu hep aklımdan. yalnılmadığımı gördüm ancak şöyle bir fark var ki raskolnikovun vicdan azabı suç işlediği için değildi.
raskolnikov bir hukuk öğrencisi ve okulunu maddi yetersizlikler nedeniyle bırakıyor. dışarıda öylesine yasayan insanların bir hiç oldugunu sadece cesurların ve tarif edemiyorum ama bazı kesimin yaşamının değer olduğunu düşünüyor dersem yanlış söylüyor sayılmam. aslında bu suçu işlemesinin nedeni cesareti (napolyon gibi düşündüğüne, olmak istediğine inanması) ve bir de yaşlı kadının dünyaya bir faydası olmadığı hatta zararı olduğu için oksijeni tüketmesine dayanamaması diyebiliriz. hukuk okumasının etkisiyle de kendince birşeyler düşünüyor ve harekete geçiyor. ama anın heyecanından kapıyı kapatmiyor ve tüm hesaplamalarına uymayan biri daha (lizavetta) o da bu cinayete tanık olduğu için onu da öldürdü. cinayet anını ve evden çıkışını baya heyecanla okudum. tefeci kadından aldığı eşyalara sonrasında hic dokunmadi. raskonilkov zaten bu cinayeti para için islememisti. onun varolussal sancilar çektiğini söylemek yanlış olmaz. bu cinayetten sonra kendisi bir hastalığa kapıldı, gunlerce hasta kaldı daha sonrasında delilik haline girdi. aslında böyle bile çoğundan akıllıydı. toplumsal bir takım olayları yansıtmasında, ailesiyle olan ilişkilerinde cok önemli noktalara deginilmisti. lujin onu hep psikolojik hilelerle köşeye kıstırmak istiyordu. aslında öyle de oldu raskolnikov hep düşünceleri yüzünden boğuldu. etraftaki baskılarda eklenince, anlattığı sonya onlari gizlice dinleyen kisi, lujinin sezgileri sonunda onun bu cinayeti daha fazla gizleyememsine neden oldu. cezasında hafifletici nedenler olmasina ben cok sevindim gercekten de az bir ceza alarak kurtuldu raskolnikov. aslında ben onun yrnilmeyecegine itiraf etmeyip sonyayla baska bir hayat kuracagini dusunuyordum ama sonunda itiraf etti suçunu. cezasını cekerken bile hala cinayet konusunda kendinin haklı olduğunu diger insanların bit oldugunu savunuyordu dusuncelerinde. sonra sonyayla olan duygusal birlikteligi baslayinca yani isin icine sevgi girince hayatin bir anlamı olduğunu farketti diyebiliriz sanırım. tabi bunlarin yani sira razumihin gercekten cok iyi bir arkadasti. lujin zaman zaman sinirlerimi bozsa da dedektiflik konusunda sezgileri ve olaylara bakis acisi gercekten takdire şayandı.ve svidrigaylov o kadar sinirimi bozdu ki bazen adi gecen yerleri karaladım kadınlara karsı bakışı ve davranislari beni cok sinirlendirmisti. kitaptaki psikolojik analizler o icinden cıkılmaz buhranlar hastalıklı delilik hali gercekten kusursuzca işlenmişti. okuması çok zevkliydi. altini cizdigim harika cümleler paragraflar oldu. onlardan bazılarını bu yazıma eklemek istiyorum.
-son ana dek, bir insani sırf iyilikten tavuskuşlarıyla süslerler, kötü bir şey gelmez akıllarına; madalyonun öbür yüzünü hissetseler bile, daha önceden kendilerine tek kelime etmezler; tek bir düşünceye saplanırlar; iki elleriyle birden uzaklaştırırlar gerçeği, ta ki süsledikleri kişi onlara kendi burnunu gösterinceye dek.
-ayrıntılar, ayrıntılar en önemlisi! işte bu ayrıntılar mahveder hep her şeyi.
-acı ve ağrı büyük bilinç ve derin kalp sahibi olanlar için zorunludur hep. gerçekten yuce olan insanlar bence, yeryüzünde büyük bir keder hissediyor olmalı.
-bazi incinmeler vardır, ne kadar istenirse istensinunutulamaz efendim. herkesin aşılması tehlikeli olan sınırları vardır; çünkü bir kez aşılınca geri dönmek imkansız olur.
-her şey insanın hangi koşullarda ve hangi ortamda olduğuna bağlıdır.
-bekliyorum ve umut ediyorum, hepsi bu!
-sonra öğrendim bunun asla olmayacağını, insanların değişmeyeceğini ve onları kimsenin değiştiremeyeceğini ve bunun çabalamaya değmediğini.
mutlaka okunmalı, mutlaka
devamını gör...
istanbul'u çekici yapan detaylar
bir sehirden ote olmasi... ıstanbul siradan bir sehir degildir efendim. tarihinin her doneminde bile tarihe yon verebilmis bir sehirdir ıstanbul. onu feth etmek komutanlarin, devlet liderinin hayali olmustur mesela. yasanmislik kokan bir sehirdir ayrica. galatasi, kiz kulesi, essiz mimarideki camileri, bir birinden guzel saraylari...besiktas'i, ortakoy'u, kadikoy'u, taksim'i, uskudar'i camlica'si ve diger yerleri. istanbul iste ya... balat'i ayri bir medeniyet, eminonu ayri bir guzellik. yillansa da, bozulsa da degismeyen guzellikleri var. e bir de yasayanlar icin anılari...


devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
kars çıldır gölü
buradan
buradan
devamını gör...
penguen
kendi yavrularını kaybettiklerinde hiç acımadan başka penguenlerin yavrularını çalabilen hayvan. o paytak paytak yürüyen hayvan gidiyor, yerine adeta bir çita geliyor. sinsice yaklaşıp yavrucağı alıp kaçması yok mu, fatma girik'in evladını kapan karga sanki.
edit: kartaldır efendim o hayvan, kargaları zan altında bırakmayalım. minicik hayvana iftira atmışım.
uyarı için simay benim karım lan'a teşekkür ediyorum.
edit: kartaldır efendim o hayvan, kargaları zan altında bırakmayalım. minicik hayvana iftira atmışım.
uyarı için simay benim karım lan'a teşekkür ediyorum.
devamını gör...
bir başkadır
dün oturup tek oturuşta başlayıp bitirdiğim netflix dizisidir. hem karakterler hem de gösterdikleri görüntüler ile gerçekten de bir türkiye portresi sunuyor. şahsım beğendi. yalnız gözüme bir şey takıldı.
--! spoiler !--
hocanin kızının evlatlık olduğunu öğreniyoruz. bu tabi güzel bir insanlık örneği. burayı geçelim. yalnız dinen bir aile kız evlatlık edindiğinde bu kız babaya namahrem* oluyor diye biliyorum. erkek evlatlık edindiğinde ise ancak anne onu emzirirse namahrem olmuyor. yoksa diğer türlü de erkek çocuk, anneye namahrem oluyor. karışık bir durum tabi. e bu durumda kız çocuklar evlatlık alınamıyor mu? bilemedim. senaristler bunu biliyor muydu yoksa hocanın da aslında dinen kusursuz olmadığını, yanlış yapabilen bir insan olduğunu mu göstermek istediler insanlara.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
hocanin kızının evlatlık olduğunu öğreniyoruz. bu tabi güzel bir insanlık örneği. burayı geçelim. yalnız dinen bir aile kız evlatlık edindiğinde bu kız babaya namahrem* oluyor diye biliyorum. erkek evlatlık edindiğinde ise ancak anne onu emzirirse namahrem olmuyor. yoksa diğer türlü de erkek çocuk, anneye namahrem oluyor. karışık bir durum tabi. e bu durumda kız çocuklar evlatlık alınamıyor mu? bilemedim. senaristler bunu biliyor muydu yoksa hocanın da aslında dinen kusursuz olmadığını, yanlış yapabilen bir insan olduğunu mu göstermek istediler insanlara.
--! spoiler !--
devamını gör...
irene
yunan mitolojisi'ndinde barış tanrıçasıdır.
devamını gör...
yakışıklı erkek vs komik erkek
komik sevgili, komik arkadaş her zaman herkese tercih edilir, ayrıca komik insanlar hep hareketlidir, canlıdır, bir sorun olduğu zaman ona da kafası çalışır, herşeyden anlar, boş bir insan komik olamaz, bir insanın komik olabilmesi için, elinde donelerin olması lazım, konuşacak bir şeyi olan insan komik bir şey söyler,
o yüzden, insanın duyduğu anda gülmesini sağlayacak bir şeyi akıl eden adam, benim her zaman, her türlü dikkatimi çeker...
o yüzden, insanın duyduğu anda gülmesini sağlayacak bir şeyi akıl eden adam, benim her zaman, her türlü dikkatimi çeker...
devamını gör...

