çocukların yetişkinlerden daha iyi yaptığı şeyler
insan kalabilmek.
devamını gör...
sözlükte cahil yazar artışı
kime göre cahil anlamadım. yani siz kendinizi insanların bilgilerini ölçüp tartacağınız bir konumda mı görüyorsunuz? o kadar yüce varlıklar iseniz burda işiniz ne? evet cahil var. misal şovenizmi şov yapmak sananlar var. trollük adı altında en ufak bir zeka kırıntısı dahi barındırmayan, tebessüm ettirmeyen tipler var. bunlar kabak gibi ortada zaten.
yani hiç eğlenceli şeyler de yazılmasın mı? hep erdoğan ciddiyetinde, gılışdar gibi mi yazalım? abi anlamıyorum siz hangi sıfatla kendinizi sensei gibi gösteriyorsunuz allah allah ya.
yani hiç eğlenceli şeyler de yazılmasın mı? hep erdoğan ciddiyetinde, gılışdar gibi mi yazalım? abi anlamıyorum siz hangi sıfatla kendinizi sensei gibi gösteriyorsunuz allah allah ya.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
masumlar apartmanı sezon finalinde inci'nin kaldığı bağdat resort
yalova
tavsiye ederim görüldüğünden daha güzel, çok daha fazla aktivitesi olan bir kampüs.
yalova
tavsiye ederim görüldüğünden daha güzel, çok daha fazla aktivitesi olan bir kampüs.
devamını gör...
selene
selene, (roma'da luna) yunan mitolojisindeki ay tanrıçası. hyperion ve theia isimli titanların kızıdır. zeus'tan pandia isminde kızı olmuştur.
helios *'un ve eos * 'un kızkardeşidir. helios gökyüzündeki yolculuğunu bitirdiğinde, selene'nin yolculuğu başlar.
pandoranın kutusundan çıkan son çıkan şey olan umudu korumakla görevliydi.
helios *'un ve eos * 'un kızkardeşidir. helios gökyüzündeki yolculuğunu bitirdiğinde, selene'nin yolculuğu başlar.
pandoranın kutusundan çıkan son çıkan şey olan umudu korumakla görevliydi.
devamını gör...
dispraksi
bağışıklık ve sinir sistemi üzerinde etkin rol oynayan bir hastalıktır. hastalığa sahip kişilerde hareket, hafıza ve diğer bilişsel beceriler sorunludur. gelişimsel koordinasyon bozukluğu olarak da anılır.
daha öncesinde dipsraksi için "hantal çocuk sendromu" deniyordu. fakat artık bu deyimi kullanılmamaktadır.
kişinin motor becerilerine ve işleme yetisine hasar veren bu hastalık, çoğu zaman bireyin dil becerisine de zarar vermektedir. zeka seviyesini etkilemez lakin öğrenme güçlüğü meydana getirir. bazen düşünme, algılama ve faaliyete geçirme uygulamalarına da zarar verir.
daha öncesinde dipsraksi için "hantal çocuk sendromu" deniyordu. fakat artık bu deyimi kullanılmamaktadır.
kişinin motor becerilerine ve işleme yetisine hasar veren bu hastalık, çoğu zaman bireyin dil becerisine de zarar vermektedir. zeka seviyesini etkilemez lakin öğrenme güçlüğü meydana getirir. bazen düşünme, algılama ve faaliyete geçirme uygulamalarına da zarar verir.
devamını gör...
karakovan balı
kafkas arısı türü tarafından üretilen, arıların şeker ve diğer katkı maddesi almadan ürettiği besin değeri yüksek bir bal türü.
toprak kovan denilen, söğüt dallarından yapılan , etrafı tezek ve çamurlarla sıvanan özel ve eski yöntemlere dayalı kovanlarda üretiliyor. bu kovanlar daha çok doğu anadolu bölgesi'nde ilkbahar aylarında zengin floraya sahip yüksek dağ ve yaylalara bırakılıyor.
toprak kovan denilen, söğüt dallarından yapılan , etrafı tezek ve çamurlarla sıvanan özel ve eski yöntemlere dayalı kovanlarda üretiliyor. bu kovanlar daha çok doğu anadolu bölgesi'nde ilkbahar aylarında zengin floraya sahip yüksek dağ ve yaylalara bırakılıyor.
devamını gör...
yalnızlık
çok güzel şiirler yaz, çok kitap oku, çok gül çok eğlen gözlerini kapattığında yalnızlık yine acıtır. yalnızlık kapanmayan iyleşmeyen yaradır. güzelle yalnızlığı, pohpohla kişisel gelişimin tepesine koy yine acıtır. yalnızlık acıtır. her ne yaparsan yap acıtır.
devamını gör...
dilenci değilim fazla 250 karma puanınız var mı sorusu
soruyu görünce normal sözlük ahalisinin bonkörlüğünü göstereceği açık bir talep...
devamını gör...
the pursuit of happyness
bir gabrielle muccino filmidir.
chris gardner’ın gerçek yaşam öyküsünden hareketle yapılmış olan film will smith’e en iyi erkek oyuncu oscar adaylığını getirmiştir. will smith filmde oğlu jaden smith’le harikalar yaratmakla kalmamış sinemaseverlere müthiş bir karakter de armağan etmiştir.

özetle; filmde başarısız girişimler ve özel hayatındaki başarısızlık yüzünden küçük oğlu ile beş parasız kalan chris’in azmi, cesareti ve karakteri ile ve iyi bir baba olmaktan vaz geçmeme onuru ile başarı basamaklarını tırmanması anlatılıyor.
beni filmde en etkileyen an ise filme ismini veren ve thomas jefferson tarafından amerikan bağımsızlık bildirgesine eklenen sözün yanlış yazılma nedenidir. bağımsızlık bildirgesinde şöyle bir bölüm vardır:
we hold these truths to be self-evident, that all men are created equal, that they are endowed by their creator with certain unalienable rights, that among these are life, liberty and the pursuit of happiness.
bu bölüm filme adını verirken aslında bir yazım yanlışı yapılmıştır. happyness diye yazılan sözcük aslında happiness diye yazılmalıdır. chris bu hatayı belirtirken “ there is no “ y” in happiness, there is “ i” in happiness” der ki biz bu cümleden şunu anlayabiliriz. mutlulukta neden yoktur, bir neden aramaya gerek yoktur. ( y = why ); mutlulukta “ ben” vardır. yani mutluluk insanın içindedir ve insanı kendine bakması mutluluk için yeterlidir.

filmi izlerken özellikle chris’in oğluna nasihatlerini ve oğlunun ona anlattığı fıkrayı dikkatle takip edin. ve mutluluğu kovalamayı asla bırakmayın. çünkü bu sizin en doğal hakkınız.
chris gardner’ın gerçek yaşam öyküsünden hareketle yapılmış olan film will smith’e en iyi erkek oyuncu oscar adaylığını getirmiştir. will smith filmde oğlu jaden smith’le harikalar yaratmakla kalmamış sinemaseverlere müthiş bir karakter de armağan etmiştir.

özetle; filmde başarısız girişimler ve özel hayatındaki başarısızlık yüzünden küçük oğlu ile beş parasız kalan chris’in azmi, cesareti ve karakteri ile ve iyi bir baba olmaktan vaz geçmeme onuru ile başarı basamaklarını tırmanması anlatılıyor.
beni filmde en etkileyen an ise filme ismini veren ve thomas jefferson tarafından amerikan bağımsızlık bildirgesine eklenen sözün yanlış yazılma nedenidir. bağımsızlık bildirgesinde şöyle bir bölüm vardır:
we hold these truths to be self-evident, that all men are created equal, that they are endowed by their creator with certain unalienable rights, that among these are life, liberty and the pursuit of happiness.
bu bölüm filme adını verirken aslında bir yazım yanlışı yapılmıştır. happyness diye yazılan sözcük aslında happiness diye yazılmalıdır. chris bu hatayı belirtirken “ there is no “ y” in happiness, there is “ i” in happiness” der ki biz bu cümleden şunu anlayabiliriz. mutlulukta neden yoktur, bir neden aramaya gerek yoktur. ( y = why ); mutlulukta “ ben” vardır. yani mutluluk insanın içindedir ve insanı kendine bakması mutluluk için yeterlidir.

filmi izlerken özellikle chris’in oğluna nasihatlerini ve oğlunun ona anlattığı fıkrayı dikkatle takip edin. ve mutluluğu kovalamayı asla bırakmayın. çünkü bu sizin en doğal hakkınız.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ezberlediği ilk şiir
nazım hikmet'in hoşgeldin kadınım şiirini ezberlemiştim.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
dinliyorum sevmediğim bir parça çalmadı henüz, ayrıca aynı tarzdan gitmemesi de güzel. mesela şu an queen akabinde zeynebim çalarak kulağımı kalibre etmekte.(bkz: swh)
devamını gör...
çiftlerin ayrıldıktan sonra arkadaş kalması
büyük medeniyet ve yürek gerektiren iş, gerçekten ama. hiçbir zaman bu kadar medeni bir insan olamadım, olamam da. arkadaş kalabilmem, benim için önemsiz bir insan haline gelmesi ile mümkün olabilir lakin bu durumda hayatımda zaten barındırmam. benim için hala kıymeti varsa da içimde bitmemiş demektir bu kez de bitmeyen bir hissin arkadaşlığa evrilmesi benim için imkansız derecesinde güçtür. çok imreniyorum arkadaş kalabilen çiftlere, ben çareyi sevgililik konusundaki medeniyetsizliğimle bir köşeye çekilmekte buldum.
devamını gör...
mahlassızım
takip ettiğim, yazılarını merakla beklediğim yazarlardan birisidir kendisi. bazı tanımlarını bir kereden daha fazla beğenme imkanım olsaydı demişimdir çok kez. ufkumuzu açan yazıları için teşekkür ederim.
devamını gör...
lorenz eğrisi
ekonomide gelir dağılımını gösteren eğridir.
ikiz kardeşi (bkz: gini katsayısı)'dır.
ikiz kardeşi (bkz: gini katsayısı)'dır.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
mutfakta sigara içmeyin demedim mi?
çabuk balkona!
çabuk balkona!
devamını gör...
kadınların 25 yaşından sonra çökmeye başlaması
25 yaşına gelince kafasında tek tel saç kalmayan, götündeki kıllar kadayıf olan erkeklerin kendini teselli etme şekli.
devamını gör...
piltdown adamı
sahte fosil. evet, bazen insanlar yeni bir insan türü keşfettiğini iddia ederek bazı kafataslarını ve s. ortaya çıkarmışlardır. daha sonra da bilim adamları bu fosillerin gerçek olmadığını kanıtlamışlar. bu fosillerden biri de (bkz: piltdown adamı) fosilidir. fosili bulduğunu söyleyen kişiyse, büyük britanyalı amatör tarihçi charles dawson'du. bildiğiniz çakma darwin.***
tabi bilim adamları ilk başta inanmış. bu da nee falan demişler. ama daha(yani 41 yıl sonra) sonra bazıları "olm bu işte bi iş var" demiş ve araştırmaya koyulmuş. sonuç neydi biliyor musunuz? bulunan kafatası aslında bizim gibi normal bir insana, çeneyse 500 yıllık bir orangutana aitti. ve bu sahtekarlığı yapan charles dawson, tarihin en büyük sahtekârlarından biridir. kim bilir, belki de en büyük trolldür kendisi. olm o değil de, sorarlar adama, lan manyak derler, 500 yıllık orangutan fosilini sen nerden buldun?
işte o büyük sahtekârın resmi:

bu da piltdown adamı:

peki mister charles neden bunu yapmıştı? ünlenmek için evrim yolunu mu seçti? neden? bu gibi sorular kendisine sorulamadı, çünkü kendisi 1916 yılında öldü. ama yine de, birinci dünya savaşı dönemi, ingiltere'nin itibarını yükseltme gibi bir amacının olduğunu düşünen insanlar da var.
tabi bilim adamları ilk başta inanmış. bu da nee falan demişler. ama daha(yani 41 yıl sonra) sonra bazıları "olm bu işte bi iş var" demiş ve araştırmaya koyulmuş. sonuç neydi biliyor musunuz? bulunan kafatası aslında bizim gibi normal bir insana, çeneyse 500 yıllık bir orangutana aitti. ve bu sahtekarlığı yapan charles dawson, tarihin en büyük sahtekârlarından biridir. kim bilir, belki de en büyük trolldür kendisi. olm o değil de, sorarlar adama, lan manyak derler, 500 yıllık orangutan fosilini sen nerden buldun?
işte o büyük sahtekârın resmi:

bu da piltdown adamı:

peki mister charles neden bunu yapmıştı? ünlenmek için evrim yolunu mu seçti? neden? bu gibi sorular kendisine sorulamadı, çünkü kendisi 1916 yılında öldü. ama yine de, birinci dünya savaşı dönemi, ingiltere'nin itibarını yükseltme gibi bir amacının olduğunu düşünen insanlar da var.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının stres atma yöntemleri
kafa yormayan dandik bir film izlemek
devamını gör...
eleanor fortescue-brickdale
1872 - 1945 yılları arasında yaşamış ingiliz ressam ve illüstratör.
refah seviyesi yüksek ve hatrı sayılır bir ailede doğmuştur, bu yüzden de kadınlardan sadece iyi bir evlilik yapması beklenilen bir zamanda ressam olma fırsatını zorla da olsa elde edebilmiştir.
resim yapmaya genç yaşlarda başlamış bir sanatçıdır. 1897'de royal academy schools'a girmeden önce crystal palace sanat okulu'nda eğitimine başladı. bu okullara kadınlar sadece 1860'tan beri kabul ediliyordu ve o zaten önemli dergiler için ticari illüstrasyonlar üreterek normalde kadın sanatçılardan beklenen sınırların ötesinde çalışıyordu.
akademide, john everett millais'in öğrencisi olan john byam liston shaw'un etkisi altına girdi. byam shaw, 1911'de kendi sanat okulunu kurduğunda, fortescue-brickdale orada öğretmen oldu.

the pale complexion of true love adlı bu eseri royal academy'de sergilenen ilk büyük eseridir. başlığı shakespeare'in as you like ıt adlı kitabından alınmıştır - bu tür edebi alıntılar viktorya dönemi sanatçıları arasında popülerdi ve ressam bu tarz alıntıları sık sık kullanmıştır. pre-raphaelite sanatçılarının erken rönesans ve öncesinden stilleri yeniden canlandırmasının üzerinden elli yıl kadar geçmiş olmasına rağmen, ressam bu elizabeth dönemi sahnesini benzer bir tarzda ve parlak renklerle betimlemiştir.
bu ve bunun gibi dönemi için epey eskiden kalan bir tarzda yaptığı resimler ve illüstrasyonlar onun birçok kez "son pre-raphaelite sanatçısı" olarak anılmasını sebep olmuştur.
(bkz: the little foot page) adlı tablosuyla ilgili başlık.
the gilded apple
refah seviyesi yüksek ve hatrı sayılır bir ailede doğmuştur, bu yüzden de kadınlardan sadece iyi bir evlilik yapması beklenilen bir zamanda ressam olma fırsatını zorla da olsa elde edebilmiştir.
resim yapmaya genç yaşlarda başlamış bir sanatçıdır. 1897'de royal academy schools'a girmeden önce crystal palace sanat okulu'nda eğitimine başladı. bu okullara kadınlar sadece 1860'tan beri kabul ediliyordu ve o zaten önemli dergiler için ticari illüstrasyonlar üreterek normalde kadın sanatçılardan beklenen sınırların ötesinde çalışıyordu.
akademide, john everett millais'in öğrencisi olan john byam liston shaw'un etkisi altına girdi. byam shaw, 1911'de kendi sanat okulunu kurduğunda, fortescue-brickdale orada öğretmen oldu.

the pale complexion of true love adlı bu eseri royal academy'de sergilenen ilk büyük eseridir. başlığı shakespeare'in as you like ıt adlı kitabından alınmıştır - bu tür edebi alıntılar viktorya dönemi sanatçıları arasında popülerdi ve ressam bu tarz alıntıları sık sık kullanmıştır. pre-raphaelite sanatçılarının erken rönesans ve öncesinden stilleri yeniden canlandırmasının üzerinden elli yıl kadar geçmiş olmasına rağmen, ressam bu elizabeth dönemi sahnesini benzer bir tarzda ve parlak renklerle betimlemiştir.
bu ve bunun gibi dönemi için epey eskiden kalan bir tarzda yaptığı resimler ve illüstrasyonlar onun birçok kez "son pre-raphaelite sanatçısı" olarak anılmasını sebep olmuştur.
(bkz: the little foot page) adlı tablosuyla ilgili başlık.
the gilded apple
devamını gör...
kolombiya
and dağları bölgesinin ortasında bulunan bir latin amerika ülkesi.
venezuela, panama, ekvador, peru, brezilya ile kara sınırı, pasifik okyanusu ve karayipler'e açılan deniz sınırına sahip. güçlü bir petrol, kömür, kahve üreticisi. ancak ispanyol sömürgeciliği burada siyasi sorunlar, toprak sorunları, sınıf sorunları gibi miras bıraktı.
venezuela, panama, ekvador, peru, brezilya ile kara sınırı, pasifik okyanusu ve karayipler'e açılan deniz sınırına sahip. güçlü bir petrol, kömür, kahve üreticisi. ancak ispanyol sömürgeciliği burada siyasi sorunlar, toprak sorunları, sınıf sorunları gibi miras bıraktı.
devamını gör...