rusça
dünyada 150 milyondan fazla kişinin konuştuğu dil. diğer slav dileri ile benzerlikleri olsa da vurgu ve yumuşatmaların sebep olduğu ses değişiklikleri vardır. örnek vermek gerekirse;
rusça deri: кожа
makedonca deri: кожата
öğrenme sürecinden bahsetmek gerekirse bu kişiden kişiye göre çok değişsede ben o kadar zor olduğunu düşünmüyorum. işin en kolay kısmı kiril alfabesini öğrenmek. kiril alfabesini hallettikten sonra yavaş yavaş cinsleri ve çekim mantıklarını kavramaya başlarsınız. cins mevzusunu biraz daha açmak gerekirse;
sessiz harfler ile biten kelimeler erkek cinstir (mesela город = şehir)
а - я ile biten kelimeler dişidir (сестра = kız kardeş)
son olarak ise o ve e sesi ile biten kelimeler orta cinstir. (молоко = süt)
bu basit mantığı oturttuktan sonra iyeleri, basit fiillerin çekimlerini, zaman zarflarını hallettiğiniz zaman büyük ölçüde günlük seviyede bir rusçaya sahip olursunuz. rusçayı zor yapan asıl mesele vurgular. vurguları anadili rusça olan birinden duymadığınız sürece kavramanız zor olabilir. vurgunun olmadığı o harfleri a diye okunur örneğin başkent moskova'yı ruslar "maskva" diye telaffuz eder çünkü vurgu son hecededir bizim gibi vurguyu ilk hecede yapsalar moskva derlerdi. verdiğim örneğe benzer bir sürü vurgu var bence rusçayı zor yapan şey bu.
rusça deri: кожа
makedonca deri: кожата
öğrenme sürecinden bahsetmek gerekirse bu kişiden kişiye göre çok değişsede ben o kadar zor olduğunu düşünmüyorum. işin en kolay kısmı kiril alfabesini öğrenmek. kiril alfabesini hallettikten sonra yavaş yavaş cinsleri ve çekim mantıklarını kavramaya başlarsınız. cins mevzusunu biraz daha açmak gerekirse;
sessiz harfler ile biten kelimeler erkek cinstir (mesela город = şehir)
а - я ile biten kelimeler dişidir (сестра = kız kardeş)
son olarak ise o ve e sesi ile biten kelimeler orta cinstir. (молоко = süt)
bu basit mantığı oturttuktan sonra iyeleri, basit fiillerin çekimlerini, zaman zarflarını hallettiğiniz zaman büyük ölçüde günlük seviyede bir rusçaya sahip olursunuz. rusçayı zor yapan asıl mesele vurgular. vurguları anadili rusça olan birinden duymadığınız sürece kavramanız zor olabilir. vurgunun olmadığı o harfleri a diye okunur örneğin başkent moskova'yı ruslar "maskva" diye telaffuz eder çünkü vurgu son hecededir bizim gibi vurguyu ilk hecede yapsalar moskva derlerdi. verdiğim örneğe benzer bir sürü vurgu var bence rusçayı zor yapan şey bu.
devamını gör...
sezgin tanrıkulu’nun amedspor’u savunması
twitter.com/bpthaber/status...
bu adam chp’li mi yoksa, hdp’li mi? amedspor’lu oyuncu jiletle saldırmadı mı? taraftarları istiklal marşını yuhlamadı mı? bu adam daha neyini savunuyor? cidden oy kaybedelim diye yapıyorlar. atam olsaydı ilk başta bunları sallandırırdı.
bu adam chp’li mi yoksa, hdp’li mi? amedspor’lu oyuncu jiletle saldırmadı mı? taraftarları istiklal marşını yuhlamadı mı? bu adam daha neyini savunuyor? cidden oy kaybedelim diye yapıyorlar. atam olsaydı ilk başta bunları sallandırırdı.
devamını gör...
lalochezia
yunanca kökenli bir kelimedir. kişilerin gerginlik, üzüntü, stres ve sinirli olduğu anlarında rahatlamak için küfür edip bağırmaları anlamına gelmektedir.
-kafa sözlük’te yapılamayacak eylem mesela swh.*
-kafa sözlük’te yapılamayacak eylem mesela swh.*
devamını gör...
mirkelam
çok sevdiğim ''hatıralar'' şarkısına sahip olan sanatçı. kendine has bir karizması da var gerçekten. sesi de çok güzel. abartmıyorum efenim ciddi anlamda yetenekli bir sanatçımız kendisi.
devamını gör...
wakey wakey eggs and bakey
genellikle amerika’nın güney ve batı kısımlarında kullanılan bir sözdür. günaydın demenin daha melodik ve daha neşeli bir yoludur. ve muhattap olan kişi uyandığında onu lezzetli bir sürpriz beklediğini ima eder.
bu sözün kökenin ne olduğu, ilk olarak nerede kullanıldığı ile ilgili net bir bilgi olmamakla birlikte çok yaygın bir kullanım olduğu da bir gerçek.
eggs and bacon klasik bir amerikan kahvaltısıdır. yumurta ve domuz pastırmasından oluşan bu kahvaltıyı birçok amerikan filminde gördüğümüz için lezzeti ile ilgili de bir fikrimiz varmış gibi hissederiz.
başlıkta bahsettiğimiz söz kahvaltını hazır olduğunu, bir an önce uyanılması gerektiğini ve muhtemelen neşeli ve mutlu bir kahvaltı geçirileceğine işaret eder.
ayrıca bu söz karşımıza kill bill volume 2’da da çıkar. michael madsen’ın canlandırdığı sidewinder olarak da bilinen ve bill’in erkek kardeşi olan budd tarafından beatrix kiddo’ya söylenmiştir. filmde budd gelini alt etmeyi başarmış tek insan olarak karşımıza çıkar ve tam bu esnada bu sözü kullanır. ancak söz yukarıda anlattıklarımdan çok uzak bir ima ile kullanılmıştır.
bu sözün kökenin ne olduğu, ilk olarak nerede kullanıldığı ile ilgili net bir bilgi olmamakla birlikte çok yaygın bir kullanım olduğu da bir gerçek.
eggs and bacon klasik bir amerikan kahvaltısıdır. yumurta ve domuz pastırmasından oluşan bu kahvaltıyı birçok amerikan filminde gördüğümüz için lezzeti ile ilgili de bir fikrimiz varmış gibi hissederiz.
başlıkta bahsettiğimiz söz kahvaltını hazır olduğunu, bir an önce uyanılması gerektiğini ve muhtemelen neşeli ve mutlu bir kahvaltı geçirileceğine işaret eder.
ayrıca bu söz karşımıza kill bill volume 2’da da çıkar. michael madsen’ın canlandırdığı sidewinder olarak da bilinen ve bill’in erkek kardeşi olan budd tarafından beatrix kiddo’ya söylenmiştir. filmde budd gelini alt etmeyi başarmış tek insan olarak karşımıza çıkar ve tam bu esnada bu sözü kullanır. ancak söz yukarıda anlattıklarımdan çok uzak bir ima ile kullanılmıştır.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sevdiğimi asla belli edemiyorum. bildiğiniz odunum dostlar. sevgi sözcükleri ile aram zaten hiç yok. ne iltifat ne bir güzel söz. odun geldim odun gidiyorum.
devamını gör...
öğretmen tribi
çok biliyorsan çık kendin anlat
sınava girecek olan ben değilim
sınavda da öyle cevaplarsın o zaman
ben sizin ananız babanız değilim beni alakadar etmez
ben dersi anlatır çıkarım
sınava girecek olan ben değilim
sınavda da öyle cevaplarsın o zaman
ben sizin ananız babanız değilim beni alakadar etmez
ben dersi anlatır çıkarım
devamını gör...
üçüncü sayfa radyo yayını
zevkle dinliyorum..
var olunuz..
var olunuz..
devamını gör...
duvarlar kadar
bugün tanıştık kendisiyle çok sevdim çok sıcakkanlı biri.* iyi ki gelmiş bu sözlüğe hiç gitmez yazmaya devam eder umarım. edebiyat sever biri de galiba en sevdiğim.
devamını gör...
normal sözlük’teki oylama alışkanlığı
geçen bir tanımıma baktım sadece 86 kişi beğenmiş. yahu yapmayın etmeyin sözlük sakinleri. kıpırdamak lazım.
devamını gör...
cahil insanlarla baş etme yolları
devamını gör...
utangaç erkek
-bazıları- çok sempatik ve sevimli olabilen erkeklerdir.
devamını gör...
haz duyulan küçük sapıklıklar
yataktayken yastığın soğuk tarafını çevirmek bunu herkes bilir .
devamını gör...
astral seyahat
konu yine gelip bu videoya dayandı desenize.
devamını gör...
trt 2
şubat ayı boyunca orijinal dilinde yayımlanacak filmler:
1 şubat pazartesi 21.00 "transit"
2 şubat salı 21.00 "the diving bell and the butterfly" (kelebek ve dalgıç)
3 şubat çarşamba 21.00 "five easy pieces" (beş kolay parça)
4 şubat perşembe 21.00 "anons"
5 şubat cuma 21.30 "about elly" (elly hakkında)
6 şubat cumartesi 21.30 "the butler" (başkanların hizmetkârı) tv'de ilk
7 şubat pazar 21.30 "good day's work" (çalışmak için iyi bir gün)
8 şubat pazartesi 21.30 "mister twister at the pitch" (bizim sınıf sahada)
9 şubat salı 21.00 "salesman" (satıcı)
10 şubat çarşamba 21.00 "admiral" (amiral)
11 şubat perşembe 21.00 "aydede"
12 şubat cuma 21.30 "hostiles" (vahşiler)
13 şubat cumartesi 21.30 "big eyes" (büyük gözler)
14 şubat pazar 21.30 "midnight in paris" (paris'te gece yarısı)
15 şubat pazartesi 21.30 "cloudboy" (niilas'ın öyküsü)
16 şubat salı 21.00 "the wind will carry us" (rüzgar bizi sürükleyecek)
17 şubat çarşamba 21.00 "kuyucaklı yusuf"
18 şubat perşembe 21.00 the silence" (sükut)
19 şubat cuma 22.15 "honeyland" (bal ülkesi)
20 şubat cumartesi 21.30 "looking for eric" (hayata çalım at)
21 şubat pazar 21.30 "the man who knew ınfinity" (sonsuzluk teorisi)
22 şubat pazartesi 21.00 "journeyman"
23 şubat salı 21.00 "the truth" (saklı gerçekler)
24 şubat çarşamba 21.00 "the children of genghis" (cengiz'in çocukları)
25 şubat perşembe 21.00 "çırak"
26 şubat cuma 21.30 "deep rivers" (derin nehirler)
27 şubat cumartesi 21.30 "supa modo" (süper kahraman)
28 şubat pazar 21.30 "black snow" (siyah kar)
1 şubat pazartesi 21.00 "transit"
2 şubat salı 21.00 "the diving bell and the butterfly" (kelebek ve dalgıç)
3 şubat çarşamba 21.00 "five easy pieces" (beş kolay parça)
4 şubat perşembe 21.00 "anons"
5 şubat cuma 21.30 "about elly" (elly hakkında)
6 şubat cumartesi 21.30 "the butler" (başkanların hizmetkârı) tv'de ilk
7 şubat pazar 21.30 "good day's work" (çalışmak için iyi bir gün)
8 şubat pazartesi 21.30 "mister twister at the pitch" (bizim sınıf sahada)
9 şubat salı 21.00 "salesman" (satıcı)
10 şubat çarşamba 21.00 "admiral" (amiral)
11 şubat perşembe 21.00 "aydede"
12 şubat cuma 21.30 "hostiles" (vahşiler)
13 şubat cumartesi 21.30 "big eyes" (büyük gözler)
14 şubat pazar 21.30 "midnight in paris" (paris'te gece yarısı)
15 şubat pazartesi 21.30 "cloudboy" (niilas'ın öyküsü)
16 şubat salı 21.00 "the wind will carry us" (rüzgar bizi sürükleyecek)
17 şubat çarşamba 21.00 "kuyucaklı yusuf"
18 şubat perşembe 21.00 the silence" (sükut)
19 şubat cuma 22.15 "honeyland" (bal ülkesi)
20 şubat cumartesi 21.30 "looking for eric" (hayata çalım at)
21 şubat pazar 21.30 "the man who knew ınfinity" (sonsuzluk teorisi)
22 şubat pazartesi 21.00 "journeyman"
23 şubat salı 21.00 "the truth" (saklı gerçekler)
24 şubat çarşamba 21.00 "the children of genghis" (cengiz'in çocukları)
25 şubat perşembe 21.00 "çırak"
26 şubat cuma 21.30 "deep rivers" (derin nehirler)
27 şubat cumartesi 21.30 "supa modo" (süper kahraman)
28 şubat pazar 21.30 "black snow" (siyah kar)
devamını gör...
bilim insanlarının sosyal mesafesiz haziran açıklaması
aman inşallah.
bir dünya planım var,bu yaz için.
şurda ne kadar daha ömrüm kaldı. *
bir dünya planım var,bu yaz için.
şurda ne kadar daha ömrüm kaldı. *
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
çok komiksin sen keşke yakışıklı olsaydın.
devamını gör...
gençlerdeki işsizlik oranının artması
gençler umutsuz, geleceği görünmeyen bir durum ile karşı karşıya.
iş bulsa köle olmak zorunda, üstelik açlık sınırında para karşılığında.
çalışıyorlar aç, çalışmıyorlar yine aç!
fark eden bir şey yok.
ne kadar çok üniversite o kadar çok gizli işsiz.
iş bulsa köle olmak zorunda, üstelik açlık sınırında para karşılığında.
çalışıyorlar aç, çalışmıyorlar yine aç!
fark eden bir şey yok.
ne kadar çok üniversite o kadar çok gizli işsiz.
devamını gör...

