tigon
adı, tiger ve lion kelimelerinden türetilmiştir, türkçesi aklandır.
erkek kaplan ve dişi aslanın çiftleştirilmesiyle dünyaya gelen melez yırtıcı hayvandır. ters melezi olan ligerlere göre daha küçük yapılıdırlar. bunun sebebi kedigillerde büyüklük faktörlerinin anneye bağlı olmasıdır. aslanlar kaplanlardan biraz daha ufak yapıda oldukları için bu melezlerden liger tigona göre daha iridir. dişi aslanların cinsel çekici olarak algıladıkları yele, erkek kaplanlarda olmadığı için dişi aslanlar, erkek kaplanlara karşı cinsel çekim duymazlar, bundan dolayı tigonlara daha az rastlanmaktadır.
erkek kaplan ve dişi aslanın çiftleştirilmesiyle dünyaya gelen melez yırtıcı hayvandır. ters melezi olan ligerlere göre daha küçük yapılıdırlar. bunun sebebi kedigillerde büyüklük faktörlerinin anneye bağlı olmasıdır. aslanlar kaplanlardan biraz daha ufak yapıda oldukları için bu melezlerden liger tigona göre daha iridir. dişi aslanların cinsel çekici olarak algıladıkları yele, erkek kaplanlarda olmadığı için dişi aslanlar, erkek kaplanlara karşı cinsel çekim duymazlar, bundan dolayı tigonlara daha az rastlanmaktadır.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
ne kadar iyi olursan ol en küçük hatanda en kötü sensin.
devamını gör...
sarı gelin
farid farjad yorumu çok güzel olan türküdür.
buradan
buradan
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
kalkış saati 21:00 olan yayın. sıkı hazırlandık ama bilemiyorum altan.
edit : iki dişinin sohbet mekanına niye brothers düğüm salonu dediğimizi soranlar olmuş. dinlemeye gelen bu efsunlu gizemin sırrına erecektir. gelmeyen de avcunu falan yalasın işte.
edit : iki dişinin sohbet mekanına niye brothers düğüm salonu dediğimizi soranlar olmuş. dinlemeye gelen bu efsunlu gizemin sırrına erecektir. gelmeyen de avcunu falan yalasın işte.
devamını gör...
moderatör esprisine gülme zorunluluğu
diğer sözlüklerle alakalı en çok dikkatimi çeken durum bu olmuştu. 2000'li yılların başında adminlerin yahut moderatörlerin yazdıkları entryler saçma da olsa alttaki yazarlar dünyanın yağını yakıyordu.
umarım bu sözlükte böyle bir durum yoktur.
umarım bu sözlükte böyle bir durum yoktur.
devamını gör...
yazarların başardıkları şeyler
erken kalkmak.
şekeri azaltmak.
her gün kitap okumak.
özgüven açısından ilerlemek.
şekeri azaltmak.
her gün kitap okumak.
özgüven açısından ilerlemek.
devamını gör...
kısa şiirler
birbirimizle dost olamadık
ama yine de birlikte olduk.
birbirimizin kollarındayken bile
yıldızlar kadar uzaktık.
şimdi yolda karşılaşsak
bir hiç için dövüşebiliriz.
birbirimizle dost olamadık
birbirimizin kollarındayken bile.
bertolt brecht
ama yine de birlikte olduk.
birbirimizin kollarındayken bile
yıldızlar kadar uzaktık.
şimdi yolda karşılaşsak
bir hiç için dövüşebiliriz.
birbirimizle dost olamadık
birbirimizin kollarındayken bile.
bertolt brecht
devamını gör...
damızlık kızın öyküsü
distopik bir kurgudur damızlık kızın öyküsü. ama hamurunda ortadoğu’dan izler olan kimseler bilir o kitapta yazanların bir yerlerde gerçek olduğunu. kadının din adı altında baskılanıp kontrol altında tutulmasının ne demek olduğunu, savaşla gözleri korkutulan insanların bastırılmasının ne demek olduğunu, “kadını yüceltiyoruz” diyip yerin dibine sokmanın ne demek olduğunu, yaşam hakkının kadın ve muhalifsen sana doğuştan verilmiş bir hak değil de itaat edenlerce sana bahşedilmiş bir şey olduğunun ne demek olduğunu bilir.
distopya diye değil acı gerçek diye okudum bu kitabı. hele serinin ikinci kitabı ahitler’i elime alınca kabusum yüzüme vurdu, uykularım kaçtı.
damızlık kızın öyküsü ve ahitler’i üstüne bir de persepolis’i okumalı bu ülkedeki herkes.
kadının aşağılandığı bir toplum çökmekten başka çıkar yol bulamaz. kadınların yandığı ateş bugün sizi ısıtsa yarın alevlerine teslim olmak zorunda kalırsınız.
distopya diye değil acı gerçek diye okudum bu kitabı. hele serinin ikinci kitabı ahitler’i elime alınca kabusum yüzüme vurdu, uykularım kaçtı.
damızlık kızın öyküsü ve ahitler’i üstüne bir de persepolis’i okumalı bu ülkedeki herkes.
kadının aşağılandığı bir toplum çökmekten başka çıkar yol bulamaz. kadınların yandığı ateş bugün sizi ısıtsa yarın alevlerine teslim olmak zorunda kalırsınız.
devamını gör...
türk halkı ne zaman ayaklanacak sorunsalı
ee patates soğan dağattılar ya yeğenim ne ayaklanması? milleti bu seviyeye düşürdüler, seni beni değil ama cahil kesmi. insanlar bunların maytap geçercesine yaptığı yardımlara muhtaç ve evet inanılması zor ama patates soğan veya birkaç erzak bile sus payı olarak yetiyor onlara! alkol mü? bu kesimden kimsenin alkolle işi yok ki!
devamını gör...
x kuşağının evliliklerde başarılı olmasının sebepleri
üst edit: konuyu anladığım şekilde yorum yapacağım, yanlış anlamışsam affola. *
x kuşağı diğer kuşaklara nazaran daha fazla sorgulayan bir kitleyi barındırıyor. tabii bu dediğim hepsi için geçerli değil, hâlâ olanı olduğu gibi kabullenenler var.
biriyle evlenmeden önce yapılması gereken en önemli şey; kalbi bir kenara koyup beyinle iletişime geçmektir. artılar, eksiler, olması veya olmaması gerekenler iyice düşünülmeli. kişilerin birbirine uyumu gözlemlenmeli. basit gibi görünüyor fakat sonuçta adı evlilik. iki ailenin birleşmesi, iki kişinin ayrılana/ölene kadar birlikte yaşaması. yabana atılacak şeyler mi bunlar? işte x kuşağı tüm bunları su yüzeyine çıkardı. birbirinize uygun değilseniz evlenmenin manası ne?
düşünüyorum mesela çocuklar duymasın (dizi) dizisindeki haluk gibi bir eşim olmasını asla istemezdim. mız mız, her şeye hayır, her şeye olmaz diyen bir tiple geçinemezdim muhtemelen. hal böyleyken neden sırf sevdiğim için böyle biriyle evleneyim ki? neden onu kendimle, kendimi onunla yorayım? x kuşağı olması gerekenin bu olduğunu gösterdi. eğer uygun değilseniz, kafalarınız uyuşmuyorsa evlenmeyin mesajını verdiler alttan alttan. bu yüzden de evliliklerde başarılılar.
x kuşağı diğer kuşaklara nazaran daha fazla sorgulayan bir kitleyi barındırıyor. tabii bu dediğim hepsi için geçerli değil, hâlâ olanı olduğu gibi kabullenenler var.
biriyle evlenmeden önce yapılması gereken en önemli şey; kalbi bir kenara koyup beyinle iletişime geçmektir. artılar, eksiler, olması veya olmaması gerekenler iyice düşünülmeli. kişilerin birbirine uyumu gözlemlenmeli. basit gibi görünüyor fakat sonuçta adı evlilik. iki ailenin birleşmesi, iki kişinin ayrılana/ölene kadar birlikte yaşaması. yabana atılacak şeyler mi bunlar? işte x kuşağı tüm bunları su yüzeyine çıkardı. birbirinize uygun değilseniz evlenmenin manası ne?
düşünüyorum mesela çocuklar duymasın (dizi) dizisindeki haluk gibi bir eşim olmasını asla istemezdim. mız mız, her şeye hayır, her şeye olmaz diyen bir tiple geçinemezdim muhtemelen. hal böyleyken neden sırf sevdiğim için böyle biriyle evleneyim ki? neden onu kendimle, kendimi onunla yorayım? x kuşağı olması gerekenin bu olduğunu gösterdi. eğer uygun değilseniz, kafalarınız uyuşmuyorsa evlenmeyin mesajını verdiler alttan alttan. bu yüzden de evliliklerde başarılılar.
devamını gör...
normal sözlük'e girdiğiniz ilk tanım
#21132 15 kasım 2020 gününde her şey bu tanımla başladı, bir merhaba ile.
o günden beri hala yazırik. en büyük aşklar, bazen sadece bir merhaba ile başlar. işte bir tanesi de bu sözlük oldu. ekşi'den saygıdeğer bir yazar tavsiye etti bana burayı. sağolsun valla, çok da iyi yaptı.
o günden beri hala yazırik. en büyük aşklar, bazen sadece bir merhaba ile başlar. işte bir tanesi de bu sözlük oldu. ekşi'den saygıdeğer bir yazar tavsiye etti bana burayı. sağolsun valla, çok da iyi yaptı.
devamını gör...
meditopia
vodafonelu iseniz indirimli olarak yararlanabileceğiniz bir uygulamadır.
devamını gör...
rücu
(edebiyatta) bir söz sanatı. bir duygu ve düşünceyi daha etkileyici kılmak için vazgeçiyormuş gibi yapıp daha sonra tam tersi pekiştirecek sözler söyler şair.
eski şiirlerde genelde "galat ettim'*-galat işledim" şeklinde kalıp kelimeler kullanılır.
"gördü geçen bu kızıl bulutu gözleriniz
demek bunların hepsi doğru! cevap veriniz
yok. hayır söylemeyin acısını bu yasın
zavallı kulaklarım iki defa duymasın"
eski şiirlerde genelde "galat ettim'*-galat işledim" şeklinde kalıp kelimeler kullanılır.
"gördü geçen bu kızıl bulutu gözleriniz
demek bunların hepsi doğru! cevap veriniz
yok. hayır söylemeyin acısını bu yasın
zavallı kulaklarım iki defa duymasın"
devamını gör...
insanı bitiren şey
(bkz: kaygı)
freud’un yaptığı bir ayrım var. öncelikle o ayrımı belirtip ardından yanıldığı yeri söyleyeceğim.
freud korku ve kaygı kavramlarını düşünürken şöyle bir ayrım yapıyor. diyor ki korktuğumuzda korktuğumuz şey bir nesni halindedir. yani neden korktuğumuzu biliriz, kaçtığımız şeyin ne olduğu biliriz. dolayısıyla korkuda bir nesne vardır. ancak kaygıda nesneleşmiş bir şey söz konusu değildir. dolayısıyla yaşanan durum bir anlamda çaresizliktir, çünkü ortada bir duygu durumu vardır fakat bunun nesnesi yoktur.
freud yanılıyordu; kaygının da nesnesi, kendini gösterdiği yerler var. sözgelimi diş sıkışlarımızda, mide bulantılarımızda, fiziksel olarak sıcaklanmalarımızda ya da dil sürçmelerimizde. yani her şekilde gün yüzüne çıkabilir.
ben genellikle dişlerimi sıktığım dönemlerde kendime sık sık o an var olan dertlerimin ne olduğu sorup çözüm aramaya çalışırım. çünkü bazen insan kendini kandırmaya çalışabiliyor. mutluluk yalanını bazen o kadar abartırız ki kendimize yabancılaşmaktan, geri dönecek bir kendilik bile bulamayabiliriz. fakat beden asla yalan söylemez, bedeninize baktığınızda (varsa) bir derdiniz muhakkak görürsünüz.
bana öyle geliyor ki insanı bitiren şey kaygıdır, korkuyla yüzleşilebilir fakat kaygıda bu durum çok zordur.
edit:imla
freud’un yaptığı bir ayrım var. öncelikle o ayrımı belirtip ardından yanıldığı yeri söyleyeceğim.
freud korku ve kaygı kavramlarını düşünürken şöyle bir ayrım yapıyor. diyor ki korktuğumuzda korktuğumuz şey bir nesni halindedir. yani neden korktuğumuzu biliriz, kaçtığımız şeyin ne olduğu biliriz. dolayısıyla korkuda bir nesne vardır. ancak kaygıda nesneleşmiş bir şey söz konusu değildir. dolayısıyla yaşanan durum bir anlamda çaresizliktir, çünkü ortada bir duygu durumu vardır fakat bunun nesnesi yoktur.
freud yanılıyordu; kaygının da nesnesi, kendini gösterdiği yerler var. sözgelimi diş sıkışlarımızda, mide bulantılarımızda, fiziksel olarak sıcaklanmalarımızda ya da dil sürçmelerimizde. yani her şekilde gün yüzüne çıkabilir.
ben genellikle dişlerimi sıktığım dönemlerde kendime sık sık o an var olan dertlerimin ne olduğu sorup çözüm aramaya çalışırım. çünkü bazen insan kendini kandırmaya çalışabiliyor. mutluluk yalanını bazen o kadar abartırız ki kendimize yabancılaşmaktan, geri dönecek bir kendilik bile bulamayabiliriz. fakat beden asla yalan söylemez, bedeninize baktığınızda (varsa) bir derdiniz muhakkak görürsünüz.
bana öyle geliyor ki insanı bitiren şey kaygıdır, korkuyla yüzleşilebilir fakat kaygıda bu durum çok zordur.
edit:imla
devamını gör...
iq ortalaması düşük ortamlar
(bkz: ülkücülerin bulunduğu yerler)
devamını gör...
seni sevdim
özellikle "seni birdenbire değil usul usul sevdim" ve " artık tek mümkünüm sensin" dizelerinin bilindiği çok hoş bir gülten akın şiiridir.
seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
"uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
nasıl yürür özsu dal uçlarına
ve gün ışığı sislerden düşsel ovalara
susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
yitik ceren arayı arayı anasını buldu
adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı ağustos dindi
seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi
seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
ve onların yoğun boyunlu kadınları
düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
senet senet satılmadan önce
şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
tanrı parsellenip kapatılmadan önce
seni sevdim. artık tek mümkünüm sensin.
seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
"uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
nasıl yürür özsu dal uçlarına
ve gün ışığı sislerden düşsel ovalara
susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
yitik ceren arayı arayı anasını buldu
adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı ağustos dindi
seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi
seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
ve onların yoğun boyunlu kadınları
düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
senet senet satılmadan önce
şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
tanrı parsellenip kapatılmadan önce
seni sevdim. artık tek mümkünüm sensin.
devamını gör...
yazarların okumayı sevdiği dergiler
herhalde ortaokul 1 den beri dergi okuyucusuyum, kadıköylü olup dergi sevmemek imkansız diye düşünüyorum, nezih kitabevine girip, bütün paramı bırakacak kadar, eve zor taşıyacak kadar çok dergi aldığım olmuştur, okumayı da çok seviyorum ama, görsel işlere tasarıma hep meraklı olduğum için, moda, mimarlık, mutfak banyo, dekorasyon, inşaat ve istanbulla ilgili bütün dergileri çok severdim, uzun süredir almıyorum çünkü bir hevesle alıyorsunuz, resmen yarısı reklam, ve içerikleri çok az artık, üstelik internetten her türlü görsele anında ulaşılıyor da ama yinede arada alıyorum hala, eskiden haftalık dergiler vardı,
tempo, aktüel, istanbul life, onları çok severdim, tabiiki bizim kuşakta (70-80 arası doğanlar) cosmopolitan, marie claire okumamış, abone olmamış o testleri yapmamış yoktur...
nezih kitap evine girer girmez banko aldığım dergiler, maison franches, house beautiful, boyutu ve kağıt kalitesi çok iyi olan elle decor her zaman konuları ve fotoğraflarıyla öne geçer, trend setter diye çok güzel bir dergi vardı, hala varmı bilmiyorum, artık bu dekorasyon dergileri bana yetmediği için banyo mutfak, inşaatla ilgili sektörel dergileri de alıyorum bazen, birde start up girişimcilik le ilgili yeni çıkan dergilerde çok güzel, eskiden herşeyin olduğu gibi dergilerde çok pahalı değilmiş, 8-10 tane alabiliyorduk, şimdi 2-3 tane alıyorsunuz 100 lira oluyor zaten, ama yine de, telefondan bilgisayardan görmekten, çok daha güzel dergide görmek, birde o dergileri alıp, eve gelip ambalajını açıp bakmak okumak çok keyiflidir, birçok şeyin 2. elini alırım, kullanırım, ama dergiyi öyle matbaa kokusuyla ilk sahibi olarak açıp okumayı çok seviyorum, sanırım bu da benim şımarıklığım, başka da bir lüksüm kalmamış zaten, şimdi düşündümde :)
tempo, aktüel, istanbul life, onları çok severdim, tabiiki bizim kuşakta (70-80 arası doğanlar) cosmopolitan, marie claire okumamış, abone olmamış o testleri yapmamış yoktur...
nezih kitap evine girer girmez banko aldığım dergiler, maison franches, house beautiful, boyutu ve kağıt kalitesi çok iyi olan elle decor her zaman konuları ve fotoğraflarıyla öne geçer, trend setter diye çok güzel bir dergi vardı, hala varmı bilmiyorum, artık bu dekorasyon dergileri bana yetmediği için banyo mutfak, inşaatla ilgili sektörel dergileri de alıyorum bazen, birde start up girişimcilik le ilgili yeni çıkan dergilerde çok güzel, eskiden herşeyin olduğu gibi dergilerde çok pahalı değilmiş, 8-10 tane alabiliyorduk, şimdi 2-3 tane alıyorsunuz 100 lira oluyor zaten, ama yine de, telefondan bilgisayardan görmekten, çok daha güzel dergide görmek, birde o dergileri alıp, eve gelip ambalajını açıp bakmak okumak çok keyiflidir, birçok şeyin 2. elini alırım, kullanırım, ama dergiyi öyle matbaa kokusuyla ilk sahibi olarak açıp okumayı çok seviyorum, sanırım bu da benim şımarıklığım, başka da bir lüksüm kalmamış zaten, şimdi düşündümde :)
devamını gör...
19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
kimin kayığına binse, onun küreğini çeken herkese inat; biz hala bandırma’dayız.
kutlu olsun!
kutlu olsun!
devamını gör...
