coğrafya kader midir sorunsalı
tek kader olsa.. coğrafya kederdir
devamını gör...
tüm gününü normal sözlük’te geçirmek
evet sayın sözlük, bu ara gerçekleştirdiğim durum. portakal görsem aklıma burası geliyor, bir saat tanım girmesem eller zapır zapır titriyor, ikinci saatte gözüm seğiriyor. hayattan kaçma noktam oldu meret. amatemi aradım bu bağımlılık henüz envantere girmemiş.
devamını gör...
tek bakışta insan analizi yeteneği
böyle bir yetenek olsa olsa annelerde olur. etrafımdaki hangi insan için dikkat et dediyse haklı çıktı.
devamını gör...
her gün kahve içmek
kıhvisiz ıyılımım cınım taam mı?
alışkanlık oluyor bir süre sonra, yahu bir şey eksik bugün demeye başlıyorsunuz. ama fazla anlam yüklemeden, güzel damağınıza uygun bir kahve bularak yapmak makbul bu eylemi. olamaz burada starbucks yok muaaaööö? veya 2 tili firlkli yımışak içim lütfen acık da vanilla şırıbı başka türlü vıllaha içemiyorum şeklindeki triplere gerek yok.
alışkanlık oluyor bir süre sonra, yahu bir şey eksik bugün demeye başlıyorsunuz. ama fazla anlam yüklemeden, güzel damağınıza uygun bir kahve bularak yapmak makbul bu eylemi. olamaz burada starbucks yok muaaaööö? veya 2 tili firlkli yımışak içim lütfen acık da vanilla şırıbı başka türlü vıllaha içemiyorum şeklindeki triplere gerek yok.
devamını gör...
kış savaşı
başlamadan önce robnaja adlı yazara çok teşekkür ederim bu yazıyı okuyabilmenizi sağladığı için.
30 kasım 1939 ile 13 mart 1940 arasındaki 3 aylık süre içinde finlandiya ve sovyetler arasında gerçekleşen oldukça kanlı bir savaştır. polonya'nın almanlar ve sovyetler arasında pay edilmesi ve sovyet baskısına dayanamayan baltık ülkelerinin ilhakından sonra sovyetler gözünü finlandiyaya dikmiş ve leningrad için ön savunma yapılabilecek alan oluşturmaya hemde finlandiya körfezindeki üstleri talep ederek finlandiya için ağır bir talepte bulunmuştur.
finlerin stalin'in talebini reddetmesi üzerine sınır çatışması olarak başlayan bu savaş mannerheim hattı üzerinde en şiddetli haline ulaşmıştır. bu hat zamanın en destansı hatlarından biridir her ne kadar uzun vadede sayıca tükenmek bilmeyen sovyetler karşısında çöksede dönemin eni olarak kabul edilen maginot hattı'na kıyasla çok daha başarılı olmuştur. ayrıca ileri safhalarda devam savaşı almanlar tarafından barbarossa harekatı sırasında leningrad kuşatmasında kullanılmıştır.
finler hava ve tank anlamında sovyetler ile aralarında uçurum olmasına rağmen tarihin şanlı direnişlerinden birine imza atarak tam anlamıyla sovyetler için kabus olmuşlardır. kendilerinden 4 kat daha fazla olan ve ekipman açısından üstün sovyetlere karşı gerilla taktikleri ile sürekli yıpratma operasyonları düzenliyen finler oldukça başarılı olmuş özellikle sovyet tanklarını ele geçirerek onlara kendi silahlarını tattırmışlardır lakin uzun vadede savunma hatlarının çökmesiyle iki taraf arasında antlaşma yapılmıştır. her ne kadar finler antlaşma ile karelia'yı kaybetseler de sovyetler için bedeli hesapladıklarından çok daha ağır olmuştur. farklı rakamlar söylense de ortalama 450 bin sovyet askerinin hayatını kaybettiği veya kaybolduğunu söyleyene bilir öte yandan finlerde 60 bin civarında kayıp vermiştir. savaş başı 40 tankı ve 100 avcı uçağı olan finlandiya ise yaklaşık 2000 tank ve 200 uçak ele geçirmeyi başarmıştır.
bu savaşın ön ünlü ismi ise fin hatlarından çıkan simo häyhä'dır, kendisi sovyet askerleri tarafından beyaz ölüm olarak adlandırılmış vatan sevdalısı bir finlandiyalıdır. mevzu bahis vatan olduğunda bir insanın neler yapabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. yerini belli ettiği için silahına dürbün takmayan ve atış öncesi nefesi gözükmesin diye ağzına bir avuç kar dolduran bu adam resmi olarak 260 sovyet askerini öldürmeyi başarmıştır, kendi kişisel günlüğünde ise yaklaşık 500 kişiyi vurduğunu belirtmiştir.
öte yandan kış savaşından sonra hitler sovyetlerin askeri açıdan o kadar da korktuğu kadar güçlü olmadığını izlenimine kapılmıştır ki sonra olanlar malum tabi bunda stalin'in kendi kendine acaba bu ülkenin deneyimli komutanları nereye kayboldu diye sorarak aklını başına almasının etkisi olduğu da kaçınılmaz bir gerçek.
30 kasım 1939 ile 13 mart 1940 arasındaki 3 aylık süre içinde finlandiya ve sovyetler arasında gerçekleşen oldukça kanlı bir savaştır. polonya'nın almanlar ve sovyetler arasında pay edilmesi ve sovyet baskısına dayanamayan baltık ülkelerinin ilhakından sonra sovyetler gözünü finlandiyaya dikmiş ve leningrad için ön savunma yapılabilecek alan oluşturmaya hemde finlandiya körfezindeki üstleri talep ederek finlandiya için ağır bir talepte bulunmuştur.
finlerin stalin'in talebini reddetmesi üzerine sınır çatışması olarak başlayan bu savaş mannerheim hattı üzerinde en şiddetli haline ulaşmıştır. bu hat zamanın en destansı hatlarından biridir her ne kadar uzun vadede sayıca tükenmek bilmeyen sovyetler karşısında çöksede dönemin eni olarak kabul edilen maginot hattı'na kıyasla çok daha başarılı olmuştur. ayrıca ileri safhalarda devam savaşı almanlar tarafından barbarossa harekatı sırasında leningrad kuşatmasında kullanılmıştır.
finler hava ve tank anlamında sovyetler ile aralarında uçurum olmasına rağmen tarihin şanlı direnişlerinden birine imza atarak tam anlamıyla sovyetler için kabus olmuşlardır. kendilerinden 4 kat daha fazla olan ve ekipman açısından üstün sovyetlere karşı gerilla taktikleri ile sürekli yıpratma operasyonları düzenliyen finler oldukça başarılı olmuş özellikle sovyet tanklarını ele geçirerek onlara kendi silahlarını tattırmışlardır lakin uzun vadede savunma hatlarının çökmesiyle iki taraf arasında antlaşma yapılmıştır. her ne kadar finler antlaşma ile karelia'yı kaybetseler de sovyetler için bedeli hesapladıklarından çok daha ağır olmuştur. farklı rakamlar söylense de ortalama 450 bin sovyet askerinin hayatını kaybettiği veya kaybolduğunu söyleyene bilir öte yandan finlerde 60 bin civarında kayıp vermiştir. savaş başı 40 tankı ve 100 avcı uçağı olan finlandiya ise yaklaşık 2000 tank ve 200 uçak ele geçirmeyi başarmıştır.
bu savaşın ön ünlü ismi ise fin hatlarından çıkan simo häyhä'dır, kendisi sovyet askerleri tarafından beyaz ölüm olarak adlandırılmış vatan sevdalısı bir finlandiyalıdır. mevzu bahis vatan olduğunda bir insanın neler yapabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. yerini belli ettiği için silahına dürbün takmayan ve atış öncesi nefesi gözükmesin diye ağzına bir avuç kar dolduran bu adam resmi olarak 260 sovyet askerini öldürmeyi başarmıştır, kendi kişisel günlüğünde ise yaklaşık 500 kişiyi vurduğunu belirtmiştir.
öte yandan kış savaşından sonra hitler sovyetlerin askeri açıdan o kadar da korktuğu kadar güçlü olmadığını izlenimine kapılmıştır ki sonra olanlar malum tabi bunda stalin'in kendi kendine acaba bu ülkenin deneyimli komutanları nereye kayboldu diye sorarak aklını başına almasının etkisi olduğu da kaçınılmaz bir gerçek.
devamını gör...
telefonda bir şey gösterirken telefonu kendi eline alan tip
meraklı maydonoz grubuna girerler genelde.
devamını gör...
ilk buluşmada maaşını söyleyen erkek
her ne şekilde söylediyse söylesin iticidir.
maaş konuşulmaz yahu. son anda bilmen gereken şeydir bence, o da yani bir hayat kuracaksın sonuçta bu yükü paylaşmak için, ayağını yorganına göre uzatmak için bilirsin.
maaş soran, maaşını söyleyen, para konuşan, şöyle aldım, böyle verdim diye muhabbetini yapan her türlü insan itici gözümde.
maaş konuşulmaz yahu. son anda bilmen gereken şeydir bence, o da yani bir hayat kuracaksın sonuçta bu yükü paylaşmak için, ayağını yorganına göre uzatmak için bilirsin.
maaş soran, maaşını söyleyen, para konuşan, şöyle aldım, böyle verdim diye muhabbetini yapan her türlü insan itici gözümde.
devamını gör...
bardağı iki eliyle tutan kadın
üstteki yazar arkadaşın da dediği gibi demir eksikliği sebebiyle elleri üşüyor olabilir.
ayrıca hiçbir şey olmasa bile o bardağı iki elle tutmak çok güzel bir histir.
ayrıca hiçbir şey olmasa bile o bardağı iki elle tutmak çok güzel bir histir.
devamını gör...
dissosiyatif füg
evden, iş ortamından beklenmeyen bir şekilde uzaklaşma, seyahat etme, yeni bir iş ve kimlik edinme ile karakterize rahatsızlıktır.
hasta durumun farkında değildir, füg sırasında geçmişi hatırlamaz, iyileşme döneminde de füg sırasında olanları hatırlamaz.
hasta durumun farkında değildir, füg sırasında geçmişi hatırlamaz, iyileşme döneminde de füg sırasında olanları hatırlamaz.
devamını gör...
sevmediğiniz birini görünce telefonla oynamak
görmezden gelmenin, sizi görünce de "aaa pardon ya görmedim" demenin etkili bir yolu. sizi henüz görmemişse, hemen telefon çıkarılır ve holding patronu taklidi yapılır. yanından geçilip tehlike atlatıldığında da telefon bırakılır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
resimag.com/p1/9eeb9520d0a1.jpeg
arabayı kendim photoshoptan boyama çalıştım. pek başarılı olmadı ama olsun.
arabayı kendim photoshoptan boyama çalıştım. pek başarılı olmadı ama olsun.
devamını gör...
konseri bedava olsa bile gidilmeyecek şarkıcı
mustafa ceceli. kişisel bir sinirim var adama (bkz: tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok)
devamını gör...
ani işitme kaybı
bir sabah uyandığınızda artık kulağınızın duymadığını düşünün. işte böyle bir şeydir ani işitme kaybı.
acil vakadır. idiopatiktir. iç kulakta bulunan işitme organı olan koklea'nın işitme hücrelerinin bir şekilde hasar görmesi sonucu meydana gelir. bazen vertigo, nistagmus ve tinnitus semptomları da eşlik edebilir.
genellikle kortizon ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulanır ama bu tedavilerin beklemeden hemen yapılması gerekir. işitme kaybı tamamen olmasa da bir miktar kalacak şekilde düzeltilir ya da hiç düzelemez.
acil vakadır. idiopatiktir. iç kulakta bulunan işitme organı olan koklea'nın işitme hücrelerinin bir şekilde hasar görmesi sonucu meydana gelir. bazen vertigo, nistagmus ve tinnitus semptomları da eşlik edebilir.
genellikle kortizon ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulanır ama bu tedavilerin beklemeden hemen yapılması gerekir. işitme kaybı tamamen olmasa da bir miktar kalacak şekilde düzeltilir ya da hiç düzelemez.
devamını gör...
çamaşır suyu ile tuz ruhunu karıştırmak
yanlış bilmiyorsam ikisinin tepkimesi klor gazı açığa çıkartıyor. klor da nefes borusuna girince içerde tepkime yaratıp solunum yolunda tahribat oluşturuyor. filmin sonu ölümle bitebilir.
devamını gör...
tiktok canlı yayınında kızını taciz eden sapık baba
mahrem nedir bilmeyen bir insan müsvettesi daha. bunlara baba demeyin ya. bunlar değil baba insan bile değil. ulu orta kızını pazarlar gibi söylemler filan. başım kaldırmıyor artık bu pislikleri izlemeyi. yaşlanıyorum.
geri kalan tüm söylenecekleri yukarıda yazar arkadaşlar söylemiş zaten, ağızlarına sağlık.
geri kalan tüm söylenecekleri yukarıda yazar arkadaşlar söylemiş zaten, ağızlarına sağlık.
devamını gör...
final fantasy vii remake
wrpg'nin kölesi olmuş yurdum oyuncularının jrpg'ye karşı canavar gözüyle bakmasından ötürü kıymeti bilinmemiş güzelim square enix oyunu. yıllarca süründükten sonra 2020 yılında artık derin bir nefes aldık ff hayranları olarak, yoksa almadık mı? oynanışa vs. geçmeden biraz final fantasy vii'den bahsetmek gerek, sana sonra geleceğim tetsuya nomura. aşağı yukarı jrpg seven her oyuncunun en az bir kere oynamış olduğu 1997 yapımı sıra tabanlı efsane bir oyun final fantasy vii. yıl 2004, 11 yaşlarında etrafta avare avare dolanan bir çocuğum daha o zamanlar. bir gün abim vasıtasıyla final fantasy vii elime geçti ama oyun japonca ve ben o kadar anlamıyorum ki. yine de az buçuk hikayedeki boşlukları kendi kafamda doldura doldura oynayıp bitirdim oyunu ama tadı damağımda kaldı resmen. çocuk aklımla o summonlar, büyüler, kılıçlar falan derken aklımı kaçıracağım öyle sevdim oyunu gerçi crpg falan da hiç anlamıyorum o zamanlar tabi. neyse daha sonra square enix oyun üstüne oyun çıkarmaya devam etti ama hiçbiri yedinci oyunun yanından bile geçemiyordu ve ben de bir süre sonra bunları oynayacağıma gider gow oynarım kafası ile bıraktım oyunları takip etmeyi. en sonunda yıllardır neden remake gelmiyor diye ağladıktan sonra sonunda 2020 yılında beklediğim oyun elime geçti ve koskoca kadın oturup çocuklar gibi mutluluktan ağladım, adamlar yapmış ve olmuş ne diyeyim.
önce biraz eksikliklerden bahsetmek gerek. final fantasy vii gerçek anlamda çok geniş bir haritaya sahipken sadece oyunun başında oynadığımız midgar'da geçen bölümü neden remake diye oyunculara itelemeye çalıştın eeey tetsuya nomura denen üşengeç piç? aslında bir açıdan mantıklıydı, kabul edilebilir bir durum. yan karakterlerin ana hikayelerine odaklanıp, midgar'da daha fazla cevaplara ulaşmak hikaye gidişatı açısından tatmin ediciydi ben dahil pek çok oyuncu için yine de tek oyundan 4-5 oyun çıkarıp yılların efsane oyununun ekmeğini yemeye çalışıyorsunuz, etik bile değil. oyun sadece midgar'da geçmesine rağmen sıkıcı değildi ama final fantasy 7'nin o geniş haritasına nazaran hayal kırıklığıydı. bir oyunu bitirebilmek için aşağı yukarı 8 sene beklemekten kimse hoşlanmaz. yan karakterlerin hikayelerinin daha da derinleşmesi evreni daha temeli sağlam hale getirmiş ama yine de başka eksiklikleri beraberinde getiriyor bu durum. sephiroth -hey gidi one winged angel- olmadan bir final fantasy vii düşünülemezdi ama oyunu parçalara bölme aptallıkları yüzünden sephiroth ile mecbur ilk oyunda karşılaşıp bir de final boss olarak kesiyoruz adamı. 97'de çıkan versiyonunda sephiroth bu kadar basite indirgenmiş değildi, oynarken ara ara adını duyduğumuz ve bizi korkudan titreten bir villaindi ama remake yüzünden adamın tüm zorluğu ve korkutuculuğu gitmiş durumda. ilk oyunda yendiğim adamdan neden diğer oyunda korkayım ki? hikayenin tüm etkileyiciliğini almış bu durum. boss fight yerine sadece oyunun başında gördüğümüz vizyonlar gibi görmeye devam etseydik en azından diğer oyunlar açısından daha verimli olurdu. gerçi sephiroth'u görmek için o kadar sene beklemek de zoruma gidebilirdi biraz.
onun dışında mekan tasarımları, korunmuş yarı açık dünya mantığı, yeni bir sisteme uyarlamada gösterilen başarı ve vuruş hissiyatı ile -ki gerçekten gow ile yarışırdı, buster sword oyunda akıyor- gerçek anlamda tertemiz iş çıkarmış adamlar. yalnız, hadi yeni bosslar eklediniz ki sevdiklerim oldu aralarında mesela speed demon gibi ama bu oyunda hikayeyi koruduk diğer oyunlar için söz veremeyiz temalı bir final dumura uğrattı beni. kaderi yenmek falan, hep senin işin bunlar nomura amca. güzelim hikaye senin fantezilerine kurban gitmez umarım. ölüler ölü olarak kalmaya devam etmeli, eğer onları kurtarma gibi bir şansımız olursa hikaye çok başka yerlere gidecek çok belli. o yüzden allah belanı versin tetsuya nomura diyor, karakter modellemelerinde muhteşem bir iş çıkardığı için maasaki kazeno'ya içten teşekkürlerimi sunarak bu tanımı yarı ağlak yarı mutlu bir biçimde sonlandırıyorum.
kısa özet: midgar'ın simp kralı -ki o cloud oluyor- reaktör patlatıp, robot doğrayarak aslında çoktan ölü olması gereken beyaz saçlı elemanı dövüyor... square enix sunar.
edit: anlam bozukluğu, bir takım devrik cümleler ve kelime hataları...
önce biraz eksikliklerden bahsetmek gerek. final fantasy vii gerçek anlamda çok geniş bir haritaya sahipken sadece oyunun başında oynadığımız midgar'da geçen bölümü neden remake diye oyunculara itelemeye çalıştın eeey tetsuya nomura denen üşengeç piç? aslında bir açıdan mantıklıydı, kabul edilebilir bir durum. yan karakterlerin ana hikayelerine odaklanıp, midgar'da daha fazla cevaplara ulaşmak hikaye gidişatı açısından tatmin ediciydi ben dahil pek çok oyuncu için yine de tek oyundan 4-5 oyun çıkarıp yılların efsane oyununun ekmeğini yemeye çalışıyorsunuz, etik bile değil. oyun sadece midgar'da geçmesine rağmen sıkıcı değildi ama final fantasy 7'nin o geniş haritasına nazaran hayal kırıklığıydı. bir oyunu bitirebilmek için aşağı yukarı 8 sene beklemekten kimse hoşlanmaz. yan karakterlerin hikayelerinin daha da derinleşmesi evreni daha temeli sağlam hale getirmiş ama yine de başka eksiklikleri beraberinde getiriyor bu durum. sephiroth -hey gidi one winged angel- olmadan bir final fantasy vii düşünülemezdi ama oyunu parçalara bölme aptallıkları yüzünden sephiroth ile mecbur ilk oyunda karşılaşıp bir de final boss olarak kesiyoruz adamı. 97'de çıkan versiyonunda sephiroth bu kadar basite indirgenmiş değildi, oynarken ara ara adını duyduğumuz ve bizi korkudan titreten bir villaindi ama remake yüzünden adamın tüm zorluğu ve korkutuculuğu gitmiş durumda. ilk oyunda yendiğim adamdan neden diğer oyunda korkayım ki? hikayenin tüm etkileyiciliğini almış bu durum. boss fight yerine sadece oyunun başında gördüğümüz vizyonlar gibi görmeye devam etseydik en azından diğer oyunlar açısından daha verimli olurdu. gerçi sephiroth'u görmek için o kadar sene beklemek de zoruma gidebilirdi biraz.
onun dışında mekan tasarımları, korunmuş yarı açık dünya mantığı, yeni bir sisteme uyarlamada gösterilen başarı ve vuruş hissiyatı ile -ki gerçekten gow ile yarışırdı, buster sword oyunda akıyor- gerçek anlamda tertemiz iş çıkarmış adamlar. yalnız, hadi yeni bosslar eklediniz ki sevdiklerim oldu aralarında mesela speed demon gibi ama bu oyunda hikayeyi koruduk diğer oyunlar için söz veremeyiz temalı bir final dumura uğrattı beni. kaderi yenmek falan, hep senin işin bunlar nomura amca. güzelim hikaye senin fantezilerine kurban gitmez umarım. ölüler ölü olarak kalmaya devam etmeli, eğer onları kurtarma gibi bir şansımız olursa hikaye çok başka yerlere gidecek çok belli. o yüzden allah belanı versin tetsuya nomura diyor, karakter modellemelerinde muhteşem bir iş çıkardığı için maasaki kazeno'ya içten teşekkürlerimi sunarak bu tanımı yarı ağlak yarı mutlu bir biçimde sonlandırıyorum.
kısa özet: midgar'ın simp kralı -ki o cloud oluyor- reaktör patlatıp, robot doğrayarak aslında çoktan ölü olması gereken beyaz saçlı elemanı dövüyor... square enix sunar.
edit: anlam bozukluğu, bir takım devrik cümleler ve kelime hataları...
devamını gör...
venus (yazar)
kendisi kırmızı çizgim yazarlar listemin üyesidir. inanılmaz tatlı, sevimli ve de saygılı bir bireydir. genç yaşının çok ötesindedir tanımları bence ayrıca. dünyada kötülüğün uğramadığı seçkin insanlardandır. ömür boyu mutlu olsundur ki olacağına eminim.*
devamını gör...
homofobi
burası haricinde hesabımın olduğu tek bir sözlük var, zamanın birinde şöyle bir tanıma denk gelmiştim orada.
homophobia:
the fear that gay men will treat you the way you treat women.
homofobi:
gey erkeklerin, sana, senin kadınlara muamele ettiğin gibi muamele edecekleri korkusu.
homophobia:
the fear that gay men will treat you the way you treat women.
homofobi:
gey erkeklerin, sana, senin kadınlara muamele ettiğin gibi muamele edecekleri korkusu.
devamını gör...
