baş parmaklarla doldurulası 2 adet çukur.
devamını gör...

ingiliz müzik grubu.
nadide müzik kalite anlayışına hitap eden ve elbette dinlerken dünya ile bağlantılarımı kısa süreli kesmeme sebep şarkıların sahibi grup.

en sevdiklerimden ...
all mine
devamını gör...

yüzün ana arteri a.facialis'in dalı olan halk dilinde bademcik ameliyatı olarak bilinen tonsillektomi sırasında en fazla kanayan damardır.
devamını gör...

“yürüyemezsem dans ederim.”
devamını gör...

öncelikle kendisini kutluyorum, 10 bin karma puanı geçmiş. bir tanımında şöyle yazmıştı ; ‘günlerim 10 bin karma puana ulaşıp, ismimin yanına nasıl bir ünvan verileceğini merak etmemle geçiyor. umarım ‘memati’ olmaz demişti. baktım fakat herhangi bir ünvan verilmemiş, yinede kutluyorum kendisini.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yavuz turgul sinemasının en özgün örneklerinden olan, fantastik, metafizik ve biraz da tasavvufi öğeler barındıran bir yapıt. rüya pavyon isimli eğlence mekanında komedyen olarak çalışan ve birbirlerine zıt özellikler barındıran mahmut ile abidin'in, pavyona konsomatris olarak getirilen, ancak sağır ve dilsiz olduğu için kovulan kumru ile çıktıkları bir yolculuğu konu ediniyor. kumru' nun elinde bulmak istediği annesinin fotoğrafı ve arkasında okunması zor olan bir yazı vardır. fotoğrafla başlayan yolculuk, bir arayışa yöneliyor. filmin başında rüya pavyon*un saz heyeti hikaye anlatımına başlıyor.

mahmut (şevket altuğ) karakteri ahlaki değerlere sahip, utangaç ve vicdan sahibiyken, abidin ( şener şen) karakteri de düzenbaz, güven vermeyen, alçak karakterli bir adamdır. mahmut, kumru 'yu sokakta bırakmak istemediği için vicdanı temsil ediyor. ev sahibesinin ölmesiyle sokağa atılmaları, pavyon, sokaklar derken hiçbir yere ait olmadan sepetli motosiklet ile şehri dolaşmaları ve kumru'nun annesini aramaya koyulmaları, yani burada yolculuk ve arayış teması, tasavvuf felsefesini oluşturuyor. fizik ötesi özelliklere sahip evin sahibi yaşlı hanım ile insanların yüzlerini görünce öleceklerini bildiğini söyleyen fotoğrafçı da bu karakterlerdeki metafiziksel özelliklere değiniyor. filmin sonunda kumru kayboluyor ve sonra kumru'yu aramaya başlıyorlar, pavyondakilere soruyorlar, gerçekten kumru diye birini görmemişler, fotoğrafı çıkarıp göstermek istediklerinde de kumru, o fotoğraf karesinden de kaybolup gitmiştir. aklın ve gözün alabileceği bir boyut dışında olan kumru'nun varlığı. en sonunda abidin, mahmut'a şöyle bir soru sorar " iki kişi aynı rüyayı görür mü?".
devamını gör...

başlıcam nezlesine, üşütmesine, gribine ha! parmakların işaret ettiği organ gibiyim, puh!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fransa imparatoru. modern fransa devletinin temellerini atmış olan komutan ve devlet adamı. ayrıca batı tarihinin en önemli isimlerinden biridir. "profesyonel" askerlik hizmeti yapmış, belli bir rütbeye erişmiştir. fransız devrimi zamanı 1793 yılında toulon ele geçirilince ise general rütbesine erişmiştir.

bu dönemde gerçekleştirdiği askeri zaferler 1796 yılında ordu komutanı olarak atanmasıyla sonuçlanmıştır. 1790'lı yılların sonunda mısır'a askeri sefer düzenlemiştir. kasım 1799'da bir darbe gerçekleştirmiş ve ilk konsül olmuştur. sonraki yıllarda bir dizi siyasi ve idari reformlar gerçekleştirerek diktatörlük gücüne ulaşmıştır.

18 mayıs 1804 yılında ise imparator ilan edilmiştir. düzenlediği seferlerle fransa'yı daha da güçlü bir ülke haline getirdi. hatta fransa'yı kıtadaki ana güç yaptı. fakat büyük britanya'ya karşı yenilgisi fransa'nın gücünün kalıcılığı konusunda bir darbe olmuştu. ki 1812 yılında rus imparatorluğuna karşı yenilince, avrupa güçleri fransız karşıtı bir koalisyon kurdular.

koalisyon birlikleri paris'e girince 6 nisan 1814 yılında tahttan çekildi ve elba adasına sürgüne gitti. mart 1815 yılında tahta döndü fakat waterloo savaşı'nda son yenilgisini tattıktan sonra mecbur 22 haziran 1815'ta ikinci kez tahttan indi. son yıllarında ingilizlerle birlikte saint helena adasında yaşadı(daha doğrusu buraya hapse gönderildi) ve 51 yaşındayken 5 mayıs 1821 yılında mide kanserinden öldü.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“when i’m 80 years old and sitting in my rocking chair, i’ll be reading harry potter. and my family will say to me, 'after all this time?' and i will say, ‘always.” diyen alan rickman gibi ben de 80 yaşıma geldiğimde sallanan sandalyemde harry potter okuyacağım. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevgidir arkadaşlar, sevdiğimiz insanlardır. kalabalık sofralarda o insanlarla beraber oturabilmek, yüreğimize dokunan bir dostla sohbet edebilmektir.
devamını gör...

"tek yıldız kalmayacak gecede.
gece kalmayacak.
ben ölürken dayanılmaz evren de
tüm varlığıyla ölecek benimle,
sileceğim piramitleri, madalyaları,
kıtaları ve yüzleri.
sileceğim geçmişin birikimini.
toz edeceğim tarihi, tozu toz.
son günbatımını seyrediyorum şimdi.
son kuşu dinliyorum.
kimseye hiçbir şey bırakmıyorum."

jorge luis borges, intihar
devamını gör...

can sıkıntısından uydurduğum anlatı, vol2.

uykumdan korkarak uyanmıştım. bu huzursuzlukla uyuyamam deyip dışarı çıkmaya karar verdim. hava da kararmıştı, aksi gibi paltomu da almamış kendimi o iç sıkıntısıyla sokağa atmıştım. ortalık buz gibi, sanki saplanıyordu her içime çektiğim nefeste o soğuk. eve dönmek de istememiş, azıcık yürüsem iyi gelir diyerek ellerim pantolonumun cebinde, yüzüm yerde, gözlerim kısık bir halde ilerlemeye başlamıştım. derken bir ses "ulan şaziye ömrümü yedin ulan allahsız karı!" diye bağırıyordu. sanırım şaziye olacak, bir ses ona karşılık olarak "kes lan tatavayı düdük! bitirdin beni dengesiz herif!" diyordu. içimden "acaba bu kavga ilerler mi, biraz durup beklesem mi, bunlar birbirini boğazlar mı, karı da az manyak değilmiş hani adamı döver mi?" düşünceleriyle boğuşurken bulmuştum kendimi. derken, aniden sesler kesilmiş, ortalık derin bir sessizliğe gömülmüştü. alıp başımı yürümeye devam edecektim ki birden omzumda bir el, ensemde bir nefes hissettim. ani bir hareketle dönüp elin sahibine bakmıştım ki bir de ne göreyim? bakmaya doyulmayacak cinsten bir dünya güzeli. adeta dilim tutulmuş, nefesim kesilmişti. ben öylece ona bakarken o elimi tutup hızlı adımlarla evime doğru sürüklüyordu beni. şaşırmıştım, sahiden de evime gelmiş, odama girmiş ve taş kağıt makas oynamaya başlamıştık. halbuki ben başka şeyler hayal etmiştim... derken, aniden eline geçirdiği eşyaları kafama fırlatmaya başlamış "ne oluyor ulan!?!?" demeye kalmadan "uyan ulan hergele, kalk ekmek al da gel!" sözleri eşliğinde gözlerimi açmıştım. meğerse paralel evrenler içinden başka paralel evrenlere geçmiş, sonra kendi evrenime en son da evime dönmüştüm. ulan ne manyak evrenler var...
devamını gör...

k-pop üyeleri "inanç grubu gibi hareket ediyorlar. aşık olmaları, madde kullanmaları yasak. cinsiyetsizlik öneriyor ve kendilerine ciddi bir sadakat istiyorlar.''
bu nedenler yüzünden k-pop'un gençler için tehlikeli olduğu düşünülüyor.
(bkz: bts)
(bkz: everglow)
(bkz: blackpink)
(bkz: ıtzy)
(bkz: bigbang)
devamını gör...

(bkz: başlıktan yazarı tahmin etmek)
devamını gör...

üzerinde düşünmek için güzel bir soru.

aslında tek başına, mekanik bir alet, bir yazılım olarak düşündüğümüzde, herhangi bir yapay zekânın bilinç kazanması konusu epey tartışmalı hale gelebilir. ancak ben işe dahil edilmesi gereken bir konu daha olduğu görüşündeyim: yapay dokular ve sinir ağları.

bugün biliyoruz ki 3 boyutlu yazıcılarla canlı hücrelere sahip çeşitli organlar elde edilebiliyor. ayrıca robotlara hissetme ve acıya tepki verme konularının öğretildiği birtakım projeler de var. her ne kadar tüm bunların robotların kendilerini tehlikelere karşı savunabilmesi ve meydana gelebilecek mekanik yahut elektronik bozulmaların önüne geçmek amacıyla yapıldığı söylense de, hissedebilmeyi öğrenen ve kendiliğinden öğrenme yeteneği olan bir alet bana biraz tehlikeli gibi görünüyor.

bundan yıllar önce bir program izlemiştim. ışığa tepki veren bir robot yapılmıştı. ampul nereye götürülürse robot başını o tarafa çevirerek onu takip ediyordu. ampulü elinde tutan kişi onu bir anda robota doğru hızla yaklaştırdığında, robot irkilmiş gibi bir hareketle gözlerini kapatıp başını başka bir yöne doğru çevirdi. herhangi birimizin, gözüne aşırı ışık gelmesi durumunda yapabileceği bir hareket...

tabi ki bunu ışığa duyarlı sensörler ve birtakım kodlar aracılığıyla yapabilirsiniz. bu bir canlılık belirtisi olmak zorunda değil. fakat yapay dokularla, robotların hissetmesini sağlarsanız ve tüm bunları birbiriyle birleştirirseniz bunun sonu ne olur, kestirebiliyor musunuz?

diyoruz ki "bir yapay zekâ, ancak ona kodlanan bilgileri bilebilir." peki, kodlayıcıların her zaman iyi niyetli olacağına güvenme şansımız var mı? örneğin hissetme gücüne sahip bir yapay dokuyu bağladığınız bir robota, acımasızlık hissinin iyi, merhametin kötü olduğunu kodlarsanız, bu robot bir insanla karşılaştığında ona nasıl davranır, bir fikrimiz var mı? elysium adlı filmde gördüğümüz, şu türden bir yaratığa bu dediğim yazılımı yükleyerek onu polis, gardiyan, doktor falan yapsanız, sonuçları ne olur? sahip olduğu bu "yarı bilinç" ile aslında bir insana asla uygulamaması gereken acımasızca yöntemlerin iyi bir şey olduğunu "düşünerek" eyleme geçerse dünya nasıl bir yer olur?

bir de, kendiliğinden öğrenebilen yapay zekâların sınırlarını bilmiyoruz. kendiliğinden öğreneceği şeyler, sadece bizim ona verdiğimiz konulardan ibaret mi olacak, yoksa bir noktadan sonra tamamen kendi isteğiyle, etrafında görüp duyduğu her şeyi öğrenmeye başlayabilecek mi? bu noktada da bu kodları yazan kişilere ne kadar güvenebileceğiz?

örneğin fedor adlı robotun silah kullanmayı öğrenmesi epey tartışma yaratmıştı. video linki

bilinci falan geçtim, bir robota neden silah kullanmayı öğretirsiniz ki? bu robot ne için lazım olacak? bu soruların cevapları oldukça sıkıntılı yerlere çıkıyor gibi geliyor bana.

sorular, sorular...

neyse... izlememiş olan varsa ex machina (film) tavsiyemdir; izleyiniz.
devamını gör...

nasa tarafından evrende yaşamın izlerini araştırmak için oluşturulan bir ekibe kabul edilen türk bilim insanı.

marmara üniversitesi’nde kimya bölümünde okuyan kaçar, daha sonra howard hughes medical institute’a başvurdu ve biyomoleküler kimya alanında doktora yaptı.

2012 yılında harvard üniversitesi’nde organizma ve evrimsel biyoloji departmanı’nda görev aldı. 2017 yılında arizona üniversitesi’ne geçiş yaptı. burada da astronomi ile moleküler ve hücre biyolojisi alanında doçentlik yaptı.

betül kaçar, nasa’dan burs alan ilk türk vatandaşıdır. ayrıca tokyo teknoloji enstitüsü earth-life science institute’ta da doçentbet unvanı bulunuyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yönetmeni yoshifumi kondō olan 95 yapımı bir anime filmidir. kondō, miyazaki tarafından oldukça beğenilen bir anime çizeridir, hatta miyazaki kendisinden sonra gelecek kişinin o olmasını ister. ne yazık ki erken yaşta öldüğü için böyle bir olay yaşanamaz.

bu film ise tsukishima adlı bir genç kız etrafında döner. kendisi kitap okumayı ve yazmayı oldukça seven biridir. bir gün kütüphaneden aldığı tüm kitapların kartında bir adın yazdığını fark eder. bu, seiji amasawa'dır. seiji ve tsukishima tanıştıktan sonra bir süre anlaşamasa da, seiji'nin büyükbabasıyla tanıştıktan sonra tsukishima kendinin farkına varır. aynı zamanda seiji'yi de fark eder. seiji keman yapmak isteyen bir gençtir. fakat keman çalmaktan uzak durur, kendisi çalmakla uğraşmak istemez sadece yapımında bulunur. tabii ki bu işte kendisi kadar iyi olan birçok insanın varlığından haberdardır. bu yüzden yeteneğini ölçmek için italya'ya gider. seiji'nin bu tavrına karşı tsukishima da kendi yeteneklerinin sınırlarını ölçmeye çalışır. en iyi yaptığı yazma işine başvurur. gece gündüz demeden, seiji'nin büyükbabasının dükkanında gördüğü bir kedi heykelinden yola çıkarak yazısını yazar. bu süre boyunca okulu dahil her şeyi boşlamayı göze alır. sonunda işini bitirir ve seiji'nin büyükbabasına okutur. yazdığı okunurken tsukishima diken üstündedir. kendisi de iyi bir yazı yazmadığını farkındadır, ancak filmde de geçtiği gibi, içinde saklı olan cevheri ortaya çıkarmak için çalışmıştır. daha da çalışmasına ihtiyacı vardır ve bu farkındalıkla kendi hayatına döner.
devamını gör...

sürekli şikayet ettikleri "z kuşağını" yetiştiren nesildir.
devamını gör...

canımı sıkan başlık.
buraya bolca haset, fesat, kıskançlık bırakıyorum. *
şaka şaka afiyet olsun efem.
biz yalnızız canımız bir şey istemiyor yatakta salınıyoruz diye siz de mi aç kalacaksınız değil mi ya?
yine başlığa tanım girme esnasında 'ana kalkıp bari canım vitaminimi yudumlayayım' dedim ve canım balkonuma konumlandım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
çiçek ne iş diyenlere. yazılarımı takip edenler bilir çok yakın zamanda sevdiğim bir abimi kaybettim. ailesi kliniğini boşaltırken yanlarına uğrayıp bir tane çiçek istedim. istediğini alabilirsin dediler. gözü gibi bakardı çiçeklerine canım abim. işte bu hasan çiçeği. ara ara dertleşiyoruz kendisiyle eskiden hasan abiyle olduğu gibi. *
devamını gör...

üsküdar’da bir miktar orlaynım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim