pencere (yazar)
şahane bir yazardır. kıymeti bilinmemiş değil, henüz keşfedilmemiş bir incidir. var olsun, hep yazmaya devam etsin.
tatlı insan kendini hemen belli ediyor. *
tatlı insan kendini hemen belli ediyor. *
devamını gör...
erkekler için doğum kontrol hapı
ingiliz bilim insanlarının açıklamasına göre 2021’de raflarda yerini alacak olan ilaç.
ilk kez ingiltere'de 60 yıl önce ortaya çıkan kadınlar için doğum kontrol hapının erkeklerdeki muadili için bilim insanları, son 25 yıldır aralıksız çalışıyor. son araştırmalar ise, erkeklerin jeller, günlük haplar, aylık enjeksiyonlar ve kalıcı olmayan kimyasal vazektomi gibi önleyici ilaçların bu yıl raflarda ve sağlık kuruluşlarında yerini alabileceğini gösteriyor. araştırmacılar, bazıları yüzde 97,3 oranına varan yüksek başarı düzeyi elde eden bu ilaçların, aile planlaması ve cinsel sağlık için dönüm noktası niteliğinde olacağını açıkladı. buradan
ilk kez ingiltere'de 60 yıl önce ortaya çıkan kadınlar için doğum kontrol hapının erkeklerdeki muadili için bilim insanları, son 25 yıldır aralıksız çalışıyor. son araştırmalar ise, erkeklerin jeller, günlük haplar, aylık enjeksiyonlar ve kalıcı olmayan kimyasal vazektomi gibi önleyici ilaçların bu yıl raflarda ve sağlık kuruluşlarında yerini alabileceğini gösteriyor. araştırmacılar, bazıları yüzde 97,3 oranına varan yüksek başarı düzeyi elde eden bu ilaçların, aile planlaması ve cinsel sağlık için dönüm noktası niteliğinde olacağını açıkladı. buradan
devamını gör...
türkiye’de mutsuzların sayısı artışta
tüik verilerine göre türkiye’de mutsuz olanların sayısı mutlu olanlara göre hâlâ geride olsa da geçen yıla kıyasla mutsuzların sayısı artışta. ankete göre evliler evli olmayanlara, kadınlar erkeklere, eğitimsizler eğitimlilere oranla daha mutlu. pandemi süreci ankete de yansıdı. 2020’de bireyleri en mutlu eden durum ‘sağlıklı olmak’ oldu.
www.hurriyet.com.tr/amp/yaz...
www.hurriyet.com.tr/amp/yaz...
devamını gör...
jonathanlivingston (yazar)
kendisiyle az konuşmuş olmama rağmen çok naif, kibar, samimi bir yazarımız olduğunu düşünüyorum. kafa sözlük’ e hoş gelmiş. kalemine kuvvet diliyorum swh.
devamını gör...
kendisi silmiş
o güzel yazarlar, o güzel hesaplarını silip, gittiler.
başlığın yanlışına, girdinin formata uymayanına kaldık.
dedirten yazar durumu.
başlığın yanlışına, girdinin formata uymayanına kaldık.
dedirten yazar durumu.
devamını gör...
800 tanım giren 100 yazara kitap önerileri
ince bir kitap olmasına rağmen modern iran edebiyatının kurucusu sadık hidayetin kör baykuş(bufi kur) kitabıdır
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
devleti kutsallaştırmak. devlet halk için var olmalıyken halkın devlet için var olması gerektiğine inanmak. kutsallaştırdıktan sonra sorgulamamak, eleştirmemek, yapılması gereken yapıldığında lütuf algılamak, yapılmaması gereken yapıldığında vardır bir hikmeti demek doğal olarak takip ediyor zaten.
devamını gör...
kısas vs idam
ve lekum fîl kısâsı hayâtun yâ ulîl elbâbi leallekum tettekûn (bakara, 179)*
allah muhammed aşkına, sadece bakara suresi 179. ayeti paylaşarak idam/kısas allah’ın emridir saçmalığını bırakın. okuduğunuz kur’an-ı kerim’i bari anlayın ya. ayetin açıklaması yapıyorum.
linç is coming.
“ey akıl sahipleri! iyi düşünecek olursanız, kısasta sizin için hayat vardır. umulur ki sakınıp korkarsınız.” ikinci cümleyi paylaşmak kimsenin işine gelmiyor nedense ama asıl mesaj orada. neyse bizim ayıbımız olsun bu da.
yani diyor ki; insan hayatını muhafaza konusunda, hayatın karşılığında hayat söz konusudur diye düşünecek olursanız; kendi hayatınızın gideceği korkusuyla başkasının hayatına kıyamazsınız! başkasını öldürmeye eliniz varmaz! buna istinaden; cinayet, öldürme konusunda islamiyet’in bu derece ağır, bu derece güçlü bir müeyyide vazetmiş olması, yani böyle ağır bir ceza koymuş olması, insan hayatını korumaya yöneliktir. öldüreni öldür, tecavüz edene tecavüz et ya da bıçaklayanı bıçakla demiyor.
insan hayatının korunmasında önemli bir ibret vardır diyor. bunu düşünürseniz bu yanlış fiillerden kendinizi alıkoyarsınız diyor. iyi düşünürseniz kurtulursunuz diyor. yani kısas derken aslında aklını kullan diyor.
hala anlamadıysan; eğer birisi birisini öldürecek olursa ve işlediği cinayetten sonra ne olacağını iyi bir muhakeme yoluyla değerlendirirse cinayet işlemekten vazgeçer diyor.
insan hayatı, kur’an-ı kerim’e göre o kadar aziz ve o kadar kutsaldır ki canı veren allah’tır. ve yine o canı sadece allah’ın alacağını bilmelidir insan diyor.
ps: ben inançsız bir adamım bana allah’ı savundurttunuz lan. böyle de bir insanım işte. allah affetsin.
allah muhammed aşkına, sadece bakara suresi 179. ayeti paylaşarak idam/kısas allah’ın emridir saçmalığını bırakın. okuduğunuz kur’an-ı kerim’i bari anlayın ya. ayetin açıklaması yapıyorum.
linç is coming.
“ey akıl sahipleri! iyi düşünecek olursanız, kısasta sizin için hayat vardır. umulur ki sakınıp korkarsınız.” ikinci cümleyi paylaşmak kimsenin işine gelmiyor nedense ama asıl mesaj orada. neyse bizim ayıbımız olsun bu da.
yani diyor ki; insan hayatını muhafaza konusunda, hayatın karşılığında hayat söz konusudur diye düşünecek olursanız; kendi hayatınızın gideceği korkusuyla başkasının hayatına kıyamazsınız! başkasını öldürmeye eliniz varmaz! buna istinaden; cinayet, öldürme konusunda islamiyet’in bu derece ağır, bu derece güçlü bir müeyyide vazetmiş olması, yani böyle ağır bir ceza koymuş olması, insan hayatını korumaya yöneliktir. öldüreni öldür, tecavüz edene tecavüz et ya da bıçaklayanı bıçakla demiyor.
insan hayatının korunmasında önemli bir ibret vardır diyor. bunu düşünürseniz bu yanlış fiillerden kendinizi alıkoyarsınız diyor. iyi düşünürseniz kurtulursunuz diyor. yani kısas derken aslında aklını kullan diyor.
hala anlamadıysan; eğer birisi birisini öldürecek olursa ve işlediği cinayetten sonra ne olacağını iyi bir muhakeme yoluyla değerlendirirse cinayet işlemekten vazgeçer diyor.
insan hayatı, kur’an-ı kerim’e göre o kadar aziz ve o kadar kutsaldır ki canı veren allah’tır. ve yine o canı sadece allah’ın alacağını bilmelidir insan diyor.
ps: ben inançsız bir adamım bana allah’ı savundurttunuz lan. böyle de bir insanım işte. allah affetsin.
devamını gör...
toplum içinde en rahatsız hissettiğiniz yer
herhangi bi şeyle veya durumla ilgili yargılayıcı bakışlara maruz kalınan her yer.
devamını gör...
sexting
daha gereksiz bir şey duymadım.
devamını gör...
normal sözlük'ün siyasi çizgisi
sözlüğün siyasi görüşü ve partisi olsa olsa ekmek partisidir. etrafta kime partisini ve siyasi görüşünü sorsak "ben ekmek partiliyim" der.
devamını gör...
eş cinsellerden nefret etme hakkı
hâlâ böyle başlıklar açıldığına göre şöyle açıklamam gerekiyor: eşcinsellik boy, kilo, göz rengi, ten rengi, cinsiyet vb. gibi kişiye atanmış bir özelliktir. eşcinsellik tercih değildir (kimse haklarının ihlal edilmesi, dışlanması, iş bulamaması ve insan yerine konulmaması uğruna bir seçim yapmaz). eşcinsellik bir hastalık değildir (bir iki tane makale okumayı beceren herkes bunu idrak edebilecektir diye umuyorum). eşcinsellik yeni var olmuş, özenti ya da moda bir şey değildir (antik yunan'dan osmanlı'ya dek eşcinsel bireyler vardı). eşcinsellik kimsenin karışmaya hakkı olduğu bir varoluş biçimi değildir (insanların özeline tecavüz etmeye meraklı psikopatları tenzih ediyorum). şimdi esas meseleye gelirsek nasıl ki kutsalınıza bir şey yapıldığında dünyaları yakıyorsunuz, islamofobik kişileri kınıyorsunuz, siyahi bireylerin yaşadığı haksızlığa karşı çıkıyorsunuz, kadın haklarına sahip çıkıyorsunuz (pek sanmamakla birlikte öyle olduğunu umuyorum), eşcinsel ya da herhangi bir lgbt bireyine karşı da ayrımcılık yapamazsınız. ne bu kişilerin varoluşsal özelliklerine ne de tavırlarına nefret kusamazsınız. öte yandan kimse demesin ki "lut kavmi helak oldu". bu ülke arap ülkesi de islam ülkesi de değil. burası laik bir ülke ve hâlâ arap masallarını önümüze serip "eşcinseller helak olacak" gibi zırvalıklar etmeyi kesin. 21. yüzyılda halen konuştuğumuz konu iki birbirini seven kişinin neyi yapmaktan hoşlandığı olmamalı. kimse kimseyi ayrıştırmak niyetinde olmamalı. bunca yıldır hangi çatı altında bir olunmuş ki? artık bırakalım nefreti, ayrıştırmayı ve saygısızlığı da herkesi olduğu ve olmak istediği gibi kabullenip hoşgörelim. tek çatı altında farklı dinler de diller de tenler de yönelimler de birbirini kınamadan varolabilsin artık. nefretin kimseye, hiçbir zaman ve hiçbir yerde faydası olmamıştır, olmayacak da. tek yol barış, sevgi ve hoşgörüdür; kim ne derse desin.
devamını gör...
vallahi sizi 15 temmuz'dan beter yaparız
içişleri bakanı süleyman soylu'nun chp grup başkanvekili engin altay’ın recep tayyip erdoğan ile ilgili söylemlerine ilişkin söylediği söz.
içişleri bakanı süleyman soylu, chp grup başkanvekili engin altay'ın bir televizyon kanalında cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'a yönelik söylemlerine sert tepki gösterdi.
soylu, twitter'dan yaptığı paylaşımda, "tarih fukarası, cahil... siyasete, demokrasiye, millete inanmayan, hâlâ darbeyi iktidar aracı gören zavallılar... ‘menderes'in sonunu erdoğan'a yakıştırmak...’ vallahi sizi, 15 temmuz'dan beter yaparız..." dedi.
buradan
içişleri bakanı süleyman soylu, chp grup başkanvekili engin altay'ın bir televizyon kanalında cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'a yönelik söylemlerine sert tepki gösterdi.
soylu, twitter'dan yaptığı paylaşımda, "tarih fukarası, cahil... siyasete, demokrasiye, millete inanmayan, hâlâ darbeyi iktidar aracı gören zavallılar... ‘menderes'in sonunu erdoğan'a yakıştırmak...’ vallahi sizi, 15 temmuz'dan beter yaparız..." dedi.
buradan
devamını gör...
sanma ki dert bir sende var sendeki derdi nimet sayanlar var
evet başkasının yoksunluğu bizdeki varlığa şükür için bir motivasyon olabilir. yine de insan, başkasının noksanına veya fazlasına bakmaksızın elindekinin kıymetini bilecek olgunluğa erişirse, insanlığa da o denli yaklaşmış olur.
devamını gör...
üniversiteden mezun olacak yazarlara tavsiyeler
muhtemelen mezun olmak üzere olan kişilerin heyecanla beklediği ama zaten duymuş oldukları tavsiyelerdir.
heyecanlısınız, biliyorum. hayatınız değişiyor artık ve işsizlikle boğuşan bir ülkede sizi strese sokacak bir döneme giriyorsunuz. ama korkmayın, derin bir nefes alın ve her şeyin iyi olacağına inanın. biraz pozitif düşünmek kimseye zarar vermez. *
öncelikle ben 2 yıl kadar önce mezun oldum ve mezun olduktan 2-5 ay sonra ilk işime girdim, çalışırken daha iyi bir iş teklifi alıp iş değiştirdim. eski iş yerimde de yeni iş yerimde de sevilen bir insan oldum. bir de benimle aynı donanıma sahip bir arkadaşım ise daha yeni iş buldu ve bu durum kesinlikle şans ya da tesadüf değil, eylemlerimizin sonucu. bu bilgiler ışığında affınıza sığınarak bir şeyler bildiğimi düşünüyorum ve birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum.
- öncelikle iş bakarken tek bir alana bağlı kalmayın. çoğunuzun mesleği ya da okuduğu alanlar buna izin veren alanlar diye düşünüyorum. sosyal bir alandan mezunsanız mesela, iş bulma ihtimaliniz olan paralel alanlara da bakın. sosyal medya uzmanlığı gibi işler mesela birçok alanın mezunlarının başvurabileceği alanlara giriyor.
- birçok ilana başvuracaksınız, başvurun da zaten, ama cevap almadıkça çekinmeyin. :) başvurduğunuz ilanlar genelde hayalinizdeki iş olacak ve çoğunlukla onlardan herhangi bir geri dönüş almayacaksınız. çünkü şartları iyi işler tecrübe istiyor genelde.
- ilk başta tam içinize yatmasa da yapmak isteyeceğiniz alanla uzaktan da olsa alakası olan işlere başvurun. alanınızla alakalı hiçbir şey bulamıyorsanız bile çağrı merkezi elemanlığı, müşteri temsilciliği gibi alanlara yönelin. bu tavsiyeyi vermek istemezdim ama eğer aileniz zengin değilse ne yazık ki atmanız gereken bir adım. çünkü iş verenler boş duranları sevmiyor, bir yandan böyle bir işte çalışıp bir yandan da daha iyi bir iş aramaya devam edin. inanın şansınız o zaman daha fazla olacak.
- iş hayatına girdiğinizde atılgan olun. yapmanız gereken şeyleri öğrenirken bol bol soru sorun, ilgili olduğunuzu muhakkak fark ettirin. yoksa siz arka planda o alanda birçok yeni şey öğrenseniz bile bu fark edilmediği sürece bir değeri olmuyor. meraklı olun ve bunu fark ettirin.
- yine iş hayatında bilmiyorum kelimesini unutun. bilmediğiniz konular olunca çok gerek olmadıkça bilmediğinizi söylemeyin, "hemen gerekli bilgileri edinip geri dönüşte" bulunacağım tarzı laflarla işi lehinize çevirin.
benden şimdilik bu kadar, oldukça klasik tavsiyeler biliyorum ama yine de ben de yazayım dedim. umarım hepiniz çok iyi yerlere gelirsiniz, bol şans diliyorum.
heyecanlısınız, biliyorum. hayatınız değişiyor artık ve işsizlikle boğuşan bir ülkede sizi strese sokacak bir döneme giriyorsunuz. ama korkmayın, derin bir nefes alın ve her şeyin iyi olacağına inanın. biraz pozitif düşünmek kimseye zarar vermez. *
öncelikle ben 2 yıl kadar önce mezun oldum ve mezun olduktan 2-5 ay sonra ilk işime girdim, çalışırken daha iyi bir iş teklifi alıp iş değiştirdim. eski iş yerimde de yeni iş yerimde de sevilen bir insan oldum. bir de benimle aynı donanıma sahip bir arkadaşım ise daha yeni iş buldu ve bu durum kesinlikle şans ya da tesadüf değil, eylemlerimizin sonucu. bu bilgiler ışığında affınıza sığınarak bir şeyler bildiğimi düşünüyorum ve birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum.
- öncelikle iş bakarken tek bir alana bağlı kalmayın. çoğunuzun mesleği ya da okuduğu alanlar buna izin veren alanlar diye düşünüyorum. sosyal bir alandan mezunsanız mesela, iş bulma ihtimaliniz olan paralel alanlara da bakın. sosyal medya uzmanlığı gibi işler mesela birçok alanın mezunlarının başvurabileceği alanlara giriyor.
- birçok ilana başvuracaksınız, başvurun da zaten, ama cevap almadıkça çekinmeyin. :) başvurduğunuz ilanlar genelde hayalinizdeki iş olacak ve çoğunlukla onlardan herhangi bir geri dönüş almayacaksınız. çünkü şartları iyi işler tecrübe istiyor genelde.
- ilk başta tam içinize yatmasa da yapmak isteyeceğiniz alanla uzaktan da olsa alakası olan işlere başvurun. alanınızla alakalı hiçbir şey bulamıyorsanız bile çağrı merkezi elemanlığı, müşteri temsilciliği gibi alanlara yönelin. bu tavsiyeyi vermek istemezdim ama eğer aileniz zengin değilse ne yazık ki atmanız gereken bir adım. çünkü iş verenler boş duranları sevmiyor, bir yandan böyle bir işte çalışıp bir yandan da daha iyi bir iş aramaya devam edin. inanın şansınız o zaman daha fazla olacak.
- iş hayatına girdiğinizde atılgan olun. yapmanız gereken şeyleri öğrenirken bol bol soru sorun, ilgili olduğunuzu muhakkak fark ettirin. yoksa siz arka planda o alanda birçok yeni şey öğrenseniz bile bu fark edilmediği sürece bir değeri olmuyor. meraklı olun ve bunu fark ettirin.
- yine iş hayatında bilmiyorum kelimesini unutun. bilmediğiniz konular olunca çok gerek olmadıkça bilmediğinizi söylemeyin, "hemen gerekli bilgileri edinip geri dönüşte" bulunacağım tarzı laflarla işi lehinize çevirin.
benden şimdilik bu kadar, oldukça klasik tavsiyeler biliyorum ama yine de ben de yazayım dedim. umarım hepiniz çok iyi yerlere gelirsiniz, bol şans diliyorum.
devamını gör...
kendi çocukluğunu evlat edinmek
ilahi yazar nereden açtın bu başlığı.
ya her şey dökülüp saçılırsa, ya o yalnız çocuk yaralarını hatırlamaya hazır değilse daha.
kendimi evlat edinsem onu şefkatle büyütür,sık sık sarılır,güzel olduğunu,onu çok sevdiğimi söylerdim.gece uyuyamamışsa nelerin onu üzdüğünü,kaygılarını anlamaya çalışırdım.uyuyana kadar en sevdiği hikayeleri anlatırdım.
hiç yaralanmasın diye, salt korkutmak yerine insanları tanıtmaya çalışırdım.bu sayede öğrendikleriyle kendini geliştirebilir, güzel ve derin ilişkiler kurabilirdi.
üzgün hissetsem de nedenini anlatırdım,ona da kendini ifade etmeyi gösterebilirdim böylece.
hiç gizlimiz saklımız olmadan yaşardık, bana bütün aklından geçenleri yargılanacağını düşünmeden ifade edebilirdi.asla şöyle nasihat etmezdim : ‘çocuğunla mesafe koymalısın araya’.
seçme şansı verirdim,benim düşünce dünyamdan başka dünyaların da olduğunu kabul ederek büyütürdüm.
bir gece bile yanağına öpücüğü kondurmadan göndermezdim.her gün onun varlığına nasıl da şükrettiğimi söylemekten hiç bıkmazdım.
ya her şey dökülüp saçılırsa, ya o yalnız çocuk yaralarını hatırlamaya hazır değilse daha.
kendimi evlat edinsem onu şefkatle büyütür,sık sık sarılır,güzel olduğunu,onu çok sevdiğimi söylerdim.gece uyuyamamışsa nelerin onu üzdüğünü,kaygılarını anlamaya çalışırdım.uyuyana kadar en sevdiği hikayeleri anlatırdım.
hiç yaralanmasın diye, salt korkutmak yerine insanları tanıtmaya çalışırdım.bu sayede öğrendikleriyle kendini geliştirebilir, güzel ve derin ilişkiler kurabilirdi.
üzgün hissetsem de nedenini anlatırdım,ona da kendini ifade etmeyi gösterebilirdim böylece.
hiç gizlimiz saklımız olmadan yaşardık, bana bütün aklından geçenleri yargılanacağını düşünmeden ifade edebilirdi.asla şöyle nasihat etmezdim : ‘çocuğunla mesafe koymalısın araya’.
seçme şansı verirdim,benim düşünce dünyamdan başka dünyaların da olduğunu kabul ederek büyütürdüm.
bir gece bile yanağına öpücüğü kondurmadan göndermezdim.her gün onun varlığına nasıl da şükrettiğimi söylemekten hiç bıkmazdım.
devamını gör...
yurt dışına tarihi eser kaçırma
ben olaya farklı gözle bakıyorum.
hep mağdur edebiyatı görüyorum insanlarda ama madalyonun öbür yüzünde şu var,
kaçırılan bir eser yada anlaşmalar ile götürülen, götürülmeden önce bizim insanımıza göre değersiz
nereden mi biliyoruz, müze gezen yok, gezenler çok az veya foto çekinip çıkıyor
okuyan, destekleyen az.
halkın umrunda değil
bir eser değerliyse bu batılılar değerli dediği için değerli bizde
eser gidene kadar kimse yüzüne bakmaz, eser gidince vay efendim
siz, eserleri değil, batının verdiği değeri istiyorsunuz
nereden mi biliyorum, kaçırılan bir eser varsa 1000 eser hala toprak alında
kimin umrunda
ben söyliyim , avrupalı bir arkeolok gelip, kazmak isterse , oooo oluyoruz
kazmak istemezse, at çöpe , kır yada maloz yap, bina yapçam oraya,
tarihi eserin kazmasıda , taşıması da maaliyetli
insan ev yapçam diyor, bakıyor eser var, ya denize atıyor ya kırıyor, çöpe möpe
ama tarihi eserler umrumuzda
biiiiiipppp umrumuzda
eğer umrumuzdaysa kimse niye umursamıyor yerli arkeolokları
adamlar aç, maaşsız çalışıyor ve genelde h ödenek almıyor, kimin umrunda !!! hemen hemen kimsenin
kusura bakmayın ama bu biraz ikiyüzlülük
gerçekten tarihe, ülkeye, vatana değer veriyorsanız bunu koruyan, çıkaran arkeolokların durumunu halk biraz irdelesin
ama kimsenin umrunda değil, yabancılar avrupa kültürünün temelleri anadoludada olduğu için çalışıyor
bizde o yüzden gaza geliyoruz, yoksa halkın umrunda değil
bir eser değerliyse british museum da , yada diğer avrupa müzelerinde olduğu için önemli
bizde olduğu için değil, avrupa önem vermese boşa para, israf der, üzerine bile konuşmayız.
şimdi kim haklı, kim haksız, eserlerle gerçekten kim ilgileniyor, hangi halk ve millet
doğru olandan ben de artık o kadar emin değilim
hep mağdur edebiyatı görüyorum insanlarda ama madalyonun öbür yüzünde şu var,
kaçırılan bir eser yada anlaşmalar ile götürülen, götürülmeden önce bizim insanımıza göre değersiz
nereden mi biliyoruz, müze gezen yok, gezenler çok az veya foto çekinip çıkıyor
okuyan, destekleyen az.
halkın umrunda değil
bir eser değerliyse bu batılılar değerli dediği için değerli bizde
eser gidene kadar kimse yüzüne bakmaz, eser gidince vay efendim
siz, eserleri değil, batının verdiği değeri istiyorsunuz
nereden mi biliyorum, kaçırılan bir eser varsa 1000 eser hala toprak alında
kimin umrunda
ben söyliyim , avrupalı bir arkeolok gelip, kazmak isterse , oooo oluyoruz
kazmak istemezse, at çöpe , kır yada maloz yap, bina yapçam oraya,
tarihi eserin kazmasıda , taşıması da maaliyetli
insan ev yapçam diyor, bakıyor eser var, ya denize atıyor ya kırıyor, çöpe möpe
ama tarihi eserler umrumuzda
biiiiiipppp umrumuzda
eğer umrumuzdaysa kimse niye umursamıyor yerli arkeolokları
adamlar aç, maaşsız çalışıyor ve genelde h ödenek almıyor, kimin umrunda !!! hemen hemen kimsenin
kusura bakmayın ama bu biraz ikiyüzlülük
gerçekten tarihe, ülkeye, vatana değer veriyorsanız bunu koruyan, çıkaran arkeolokların durumunu halk biraz irdelesin
ama kimsenin umrunda değil, yabancılar avrupa kültürünün temelleri anadoludada olduğu için çalışıyor
bizde o yüzden gaza geliyoruz, yoksa halkın umrunda değil
bir eser değerliyse british museum da , yada diğer avrupa müzelerinde olduğu için önemli
bizde olduğu için değil, avrupa önem vermese boşa para, israf der, üzerine bile konuşmayız.
şimdi kim haklı, kim haksız, eserlerle gerçekten kim ilgileniyor, hangi halk ve millet
doğru olandan ben de artık o kadar emin değilim
devamını gör...

