ergenlerin cirit attığı hikaye anlatma platformu.

kısa bir hikâye diyecek olursak: yeni okuluma kaydımı yaptırmış, ilk derste bir sıra bulmuş oturmuştum. o sırada serseri tipli biri geldi. yerine oturduğum için bana bunu ödeteceğini söyledi. berke’ymiş adı. sanırım aşık olmuştum. çıkışta kolumdan tuttu beni ve kendine çekti. onu çok istiyordum, seviştik.

elbette güzel hikâyeler de vardır ancak genel özeti yukarıda. ayrıca maalesef ki bunun için kesildiğini duysa ağacın hüngür hüngür ağlayacağı kitapların çıkma yerlerinden bir tanesidir.
devamını gör...

google>alışveriş>death note tişörtleri>satın al
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
iğrenç gerçekten.
devamını gör...

son zamanlarda boş vaktimin çok olmasından mütevellit zihnimi çokça kurcalayan sorunsal.

insan kendini keşfetmek için ne yapmalı?
bahsettiğim şey yetenekli olduğu ya da ilgisini çeken alanı bulmak değil. iki basketbol bi futbol oynayayım, bi de tenis oynarken kendime bakayım hoşuma gidecek mi, aa-aa! yabancı dile yatkınlığım mı varmış ya falan değil yani kısaca.
insan kendini ne zaman keşfeder? hangi koşullar altında keşfetmesi gerekir?
kafa rahat, hiçbir dert tasa olmadan sahilde iki bira yuvarlarken mi tam olarak kendim gibi davranıyorum? rahat olduğumda mı dönücem fabrika ayarlarıma? iyi de fabrika ayarlarım neydi ki benim?
ya da konfor alanımdan çıkıp sorumluluklarla boğuşmak mı bana beni katacak? yediğim kazıklar, deneyimlerim mi yeni bir benlik oluşturacak bende?

ilerisi için konuşmak gerekirse: insan sürekli olarak gelişen ve değişen, sosyal bi canlı. dolayısıyla geçmiş deneyimlerimiz şu anki benliğimizi oluşturuyor, ondan eminiz. fakat geçmişe dönüp baktığınızda kendinizi keşfetmiş ve sonradan kaybetmişseniz ne yapmalı?
daha önceden olduğum gibi mutlu ve sağlıklı bi bakış açısı kazanmak neden şu an için imkansız? neyi nasıl yapmam gerektiğini bildiğim halde neden artık yapamıyorum?

kendini keşfetmenin ne olduğunu tam olarak tanımlayamasam da * ne olmadığını biliyorum.

toparlayacak olursak, siz yazarların bu konudaki düşüncelerinizi merak ediyorum. soru basit, cevap zor: insan kendini nasıl keşfetmeli?
devamını gör...

eğitim bilimlerinde kullanılan bir terimdir. bu terim tekrar edici ve törensel olan hareketleri ifade etmek için kullanılır. özellikle otizm, uyaran eksikliği ve mental retardasyon gibi engel türlerinin tanılanmasında aranan bulgulardan birisidir. bunun dışındanorölojik ve psikolojik problemleri olan kişilerde de sıklıkla gözlenmektedir. ekolalide olduğu gibi stereotipik hareketler stres seviyesinin artmasına bağlı olarak artış gösterir. açlık, öfke, aşırı mutlu olmak, heyecanlanmak vb. gibi onlarca durum stres seviyesinin artmasına sebep olabilir. en bilinen streotipik hareketler; elleri sallamak, saçlarla oynamak, tırnakları kemirmek, eşyaları yalamak ve kulakları kapatmaktır.

stereotipik hareketler aynı zamanda bir uyarıcıdır. kişi, ilgi çekmek, kendini çevresel uyaranlara kapatmak ve duyusal açlıklarını bastırmak için bu hareketleri geliştirebilirler. örneğin; işitsel uyarana daha fazla ihtiyacı olan otizmli bir çocuk kulaklarını kapatmak veya ses yayan oyuncakları sallamak gibi davranışlar geliştirirken, tat duyusu zayıf olan çocuklar ise nesneleri yalamak gibi stereotipik hareketler geliştirebilir.

bu tür tekrar edici hareketler ile kendini uyaran çocuklarda; eğitim süreçleri ve iletişim becerileri olumsuz yönde etkilendiği için bu davranışlar azaltılmaya çalışılmaktadır. tepkiyi yarıda kesme ve yönlendirme, tepkiyi bloke etme vediğer davranışların ayrımlı pekiştirmesi gibi yöntemler başta olmak üzere çok fazla yöntem uygulanabilir.

konu ile ilgililer var ise;

anadolu üniversitesinin eğitim profesörlerinden halil ibrahim diken ve özlem toper korkmaz'ın bir ortak çalışması;
stereotipik davranışların azaltılmasında kullanılan yöntemlerin etkililiği; betimsel ve meta analizi
devamını gör...

utanarak söylüyorum eltilerin savaşı. ne yapayım biraz gülmeye çok ihtiyacım vardı.
devamını gör...

mario puzo’nun harika kitabı. bakın filmine henüz değinmiyorum. kitabı çok seven biri için, ne tür film yapılırsa yapılsın hayal kırıklığı oluşabiliyor. filme çevrilirken kitap kırpılıyor ve siz o kırpılan taraflar için göz yaşı döküyorsunuz.

bir mafya babasının gençliği ve bir mafya nasıl olunurun cevabını alıyorsunuz. don carlone’nin güçlü ve adaletli kimliği ön planda. aslında öldürdüğü kimseler olmasa , sempati bile besleyeceğimiz bir adam. iyilik yapıyor ama bir şartı var: bir gün ben de senden yardım isteyebilirim. yani bu ihtimali göz önüne al; hala yardım istiyorsan sana yardım edeyim.

michael carlone… kitaptaki karakterle filmdeki karakterin en çok uyduğu kişi. ailenin yaptığı işlerden ne kadar uzak kalmaya çalışsa da , doğduğun ev kaderindir misali, işin tam göbeğine düşüyor. şunu da belirteyim. michael’ın cinayeti işlediği zaman kaçtığı ve kaçtığı yerde aşık olduğu kız, kitapta daha büyük bir bölüm kaplıyor. filmde bu sahneler daha kısa geçilmiş; kitaptaki gibi yansıtılamamış; daha doğrusu uyarlaması başarılı olmamış.

sonny carlone… filmde en büyük hayal kırıklığım o oldu. kitapta ölümü o kadar beklenmedik ve olay sıralamasında öyle bir yere konmuştu ki, okurken duraklayıp ağladığımı biliyorum. filmde o olay örgüsünü , bahsettiğim şekilde yansıtmalarına imkan yoktu zaten.

kitapta, sonny’nin uğradığı saldırıdan önce don carlone’nin bir zamanlar iyilik yaptığı adama cenazeyi götürmesini okuyoruz. ‘baksana oğlumu ne hale getirdiler’ dedikten sonra kim olduğunu öğreniyoruz. sonraki sayfalarda ise saldırı anını anlatıyor.

film kötü müydü ? hayır. filmi izleyip sevenlere kitabını okumalarını öneriyorum. o zaman daha anlaşılır olacaktır yazdıklarım.
devamını gör...

istanbul da yapılabilecek aktiviteler kişinin imkanlarına göre değişir.
kız kulesinde yemek yiyebilir, bağcılar'da köşe başında bali çekebilirsiniz.
ürün yelpazemiz çok geniş anlayacağın sen tıkırdan haber ver.
devamını gör...

beni daha da şaşırtan gönderinin altındaki mentionlardır. bir çok insan celal şengör'ü savunmuş. neymiş, bu taciz miymiş? taciz olsa hoca böyle rahat anlatır mıymış? ve yine meşhur söz... kadın neden bir şey yapmamış? hastalıklı bir zihin yapısı gerçekten.

edit: şaplak "seksüel" bir amaçla atılmadığı için taciz denilemez diyenler olmuş. size celal şengör ağzıyla cevap vereyim. zırva. bal gibi de tacizdir bu hareket.
devamını gör...

hele ninno olasan allahidann bulasan.
devamını gör...

tevazudur, her insana yakışır. tevazu kılığına girmiş kibirden bahsetmiyorum.
devamını gör...

neden bize atılmadı ulan bu mesaj diye kahrolduğum sesli mesajdır.
devamını gör...

sağlıklı bir ruh var mıdır gerçekten? hepimiz hastayız, uygun zaman ve koşulları bekliyor ruhumuz, sahnedeki yerini almak için.
devamını gör...

pandemiden sonra sayısının arttığını düşündüğüm ülkelerdir.
canım yazarlarımın asla gitmem dediği bir ülkede 3 sene yaşamışlığım var.*
ve hiç hiç gidilmek istenmeyen bir diğer ülkeye de çok gitmek istiyorum. *
yani siz de haklısınız yeme, içme, temizlik vs ama ben olaya çok farklı bir yerden baktım hep.
ben her ortama uyum sağlayan bir buki olarak malesef bir ülke ismi veremeyeceğim.*
devamını gör...

yürü bre hızır paşa, senin de çarkın kırılır
güvendiğin padişahın, gün gelir oda devrilir.
devamını gör...

1945 doğumlu boşnak şair. deneme ve eleştiri yazılarıyla tanınıyor. "son bölge" isimli ilk kitabını 22 yaşında yayımladıktan sonra bir çok şiir kitabı yazmış. biçim, içerik ve deyiş yönünden boşnak şiirine bir çok yenilik getirmiş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne zaman sinemadan çıksam aklıma gelen değerli yazar
(bkz: sinemadan çıkmış insan)
devamını gör...

sevgilisinin isteği üzerine arkadaşlığınızı bitirdiği andır.
devamını gör...

bir pedro manas kitabıdır.

ö.t.e.k.i. gizli bir topluluktur. açılımını sizinle paylaşamam, bunu ancak kitabı okuduğunuz zaman öğrenebilirsiniz. ama çok tehlikeli olmasa da gizli bir topluluk olduğunu bilmenizde fayda var.

her şey franz’ın tembel gözünü kurtarmak için bir göz doktorunun tavsiyesi ile o gözüne bir bant takmaya başlamak zorunda kalması ile başlar. aslında çok daha önceden başlamalıydı ama kısmet o güneymiş.

her okulda, bahçede tek başına dolaşan, farklı olduğu için dışlanan, hiçbir gruba dahil olmayan, olamayan çocuklar vardır. bu çocuklar kekeme oldukları, fazla uzun boylu oldukları, yüzlerinde bir iz taşıdıkları, saçları başka türlü göründüğü, kocaman gözlükler takmak zorunda kaldıkları için dışlanmakla kalmayıp bir de bu çocuklara çok da yaratıcı olmayan ama ziyadesiyle aşağılayıcı isimler takılır.

işte ö.t.e.k.i. böyle çocukların oluşturduğu bir topluluk. franz ise dünyanın en normal çocuğu iken bir anda bir göz bandı takmak zorunda kalınca dışlananlar arasında yerini alır ve gizli topluluk da bu şekilde kurulmaya başlar.

topluluk belli kurallar çerçevesinde - aslında altı kural var ve bu kuralları eğer topluluğa kabul edilirseniz öğrenebilirsiniz- örgütlenir. her kural iyilikle bezenmiş olsa da sadece bir kez uygulanan altıncı kural ağır intikam içerir.

daha fazla anlatmak istemiyorum. kitabı okuyun ve bu topluluğa dahil olmak için benimle görüşün. sizin için eski kütüphanedeki kızılderili masalları isimli kitabın arasına bir not bırakacağım. beni bulun!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim