9 yaşındayım. dayı kızım da 11 yaşında. yenge hanım rahatsız hastanede yatıyor. kristalleri oynamış kulaktan. dayı işte. dayı oğlu da işte neyse. kuzenin bir halttan anladığı yok. birimiz mutfağa birimiz odaya girişti temizledik çocuk aklımızla. acıktık. peynir domates neyse biz yedik ama akşam eve 2 erkek gelecek yemek yok. buzdolabını açtım. domatesle yeşil biber aldım. sebzelikten de soğan patates. buzluktan da kıymayı çıkardım. aklımda karışık kızartma var. kuzenim manasız gözlerle bana bakıyor. yağ sıçrar da yanarım diye ağlamaya başladı bu fikirden vazgeçtim. ne yapacağımı bilmez halde tencereye biraz yağ koydum. soğanları eciş bücüş kestim. biberleri de... kıymayı da ekledim. annemden gördüğüm kadarıyla kıymanın pişip ayrılmasını bekledim. domatesi rendeledim patatesleri de soyup küp küp doğradım (sözde). patatesi de tencereye boca ettim. üstüne de domatesi ekledim bir de salçalı su yapıp kapattık.

yanına cacık yaptık sanırım sarımsağı biraz fazla kaçırmıştık. akşam üstü eve geldim. dayı oğlu aradı teşekkür için. yemek çok güzel olmuş dedi abime. yıllar sonra tekrar sordum yemek cidden iyi miydi diye. kızım valla iyidi dedi. şimdi ara ara yaparım.

yemeğin bir adı yok. tamamen doğaçlama.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gidenler bizden hep bir parça götürürler.
o parçanın yerinde de derin izler kalır.
herkesin bir yara izi vardır,
insanlardan gizlemeye çalıştığı saklamak için çok uğraştığı bir yara izi!
herkesin bir yara izi vardır,
kimseye dokundurtmayacak kadar güzel olan
baktıkça nefes alabiliyor olmanın kıymetini anlamanı sağlayacak bir yara izi.
bu izlerle yaşamaya alışırsın
bir sabah belki gün doğarken baktığında dışarı yaşamayı yeniden sevebilirsin
ve bir gün elbet birileri o yara izlerine dokunur
acın da biraz olsun hafiflemeye başlar.
devamını gör...

rahatlığından taviz veremecek beyfendi/hanimefendilerin yakınından bile geçmemesi gereken aktivite.
herkesle yapılmaz üstadım. valla yapılmaz. kamp biraz erezilliktir dogru ama kaz tüyü yataklarda yatanlar için çiledir. *
devamını gör...

temiz sözlük açısından olması gerekendir. az ötede konuşun.
devamını gör...

günaydın sözlük!

espresso gibi, ristretto gibi, lungo gibi, latte gibi yahut ‘gırande vayt çaklıt moka’ gibi elit bir günaydın değil ama…
böyle ciğerden, tavşan kanı, asmalı mahalle kıraathanesi çayı gibi sıcacık; üstüne eser miktarda pudra şekeri serpilmiş çıtır bir ‘doğu kökenli vatandaş’ böreği gibi çıtır, samimi bir günaydın hepinize… mikkemmele yakın bir gün geçirirsiniz umarım…

ille de gırandeli mırandeli kahve içeceklere ise; isimlerinin karton bardaklara ‘doğru’ yazıldığı bir gün diliyorum…
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: nasıl aseksüel oldum)
*
devamını gör...

ezik büzük bir köşe yastığıyım*
devamını gör...

kadın vücudu kapitalizmin bir malı bir metağıdır. kadınların soyundurup ticari faaliyetleri desteklemek için kullanan hatta meselede ilerleyip ülke ve dünya çapında bu kullanacakları malları büyük organizasyonlar(bkz: miss turkey) ile seçen güruh ve bu güruhun ticari başarıları ortadadır, ben etkilenmiyorum iş kafada bitiyor tipinde edebiyat safsatası yapan aklını kaybetmiş insanlara bunu görmesi tavsiye edilir.

ayrıyeten iş kafada bitiyor güruhunun açtığı başlıklarda ortadadır.
(bkz: soyunan bir kadın kadar güzel bir tablo yoktur)
ayrıyeten önünüze gelen ilk şarkıyı açıp dahi bu fikri çürütebilirsiniz size yardımcı olalım
(bkz: tarkan) tarkan 'dan tesettürün hikmetleri

yani ortam şu şekildedir; kadınların soyunması için elinden geleni yapan bir güruh, kadın soyunduktan sonra sessiz kalıp hiçbir yorum yapmaz kadın soyunduktan sonra kadın bedeni hakkında söz söylemek tabudur adeta. mesela dekolteye methiyeler dizen ahmaklar karşısına dekolteli biri geldiğinde hanfendi dekolteniz gerçekten çok hoş olmuş, çok yakışmış diyemez derse kendinden aşağı kabul ettiği geri kalmış insanlar grubuna tedenni edeceğini düşünür ve hatta bırakın yorum yapmayı direkt olarak bakamaz bile ve hatta direkt olarak bakmamanın meziyetlerini takdir eden yüzlerce sayfa ekşimiş sözlük entrysi bulabilirsiniz.

zaten bu denli bir akıl tutulması böyle bir sessizlik ve tabu ile desteklenmeden devam ettirilemezdi herhalde.

kim demiş avrupa insanı medeni? ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni!
eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni; desenize hayvanlar bizden daha medeni!

ayrıca(bkz: deyyus)
devamını gör...

victoria secret’in 2018 yılındaki defilesinde bu şarkı ile tam olarak şov yapmıştır.

halsey’in melekleri
devamını gör...

bir şey söyleceğim ama kızma. kesin kalbim kırılır kesin.
devamını gör...

türklere çamur atma şenlikleri yine başlamış dw türkçe! isimli sözde haberci olan ama özünde türk düşmanlığı ile fonlanan yayıncı kuruluşa göre:

"dünyada en fazla çerkes nüfusu türkiye'dedir ve maalesef en büyük asimilasyon da"

türkiye'de yaşayan çerkesler ve osmanlı imparatorluğu'na göç hikayeleri...


gibi haber yapıp açıkça türk düşmanlığı yapmışlar. tabi ki yanlı olarak kasıtlı olarak bunları gündeme getiriyorlar. rusların yok etmeye çalıştıkları çerkeslere kucak açanları şimdi asimilasyon ile suçluyorlar.
beşinci kol faaliyeti yürüten yeşil foncu almanların kaşıntısı yine tutmuş yine azmışlar.
bizde soruyoruz o zaman;

dünyada en fazla asimilasyon türkiye'deyse, dünyanın bütün vatansızları niye buraya geliyor?

şahsen kendi adıma konuşmak gerekirse, türk milliyetçisi geçinen onlarca çerkes biliyorum.
milliyetçi geçinen partilerde yönetici bile oluyorlar.
videoda konuşanlar veya bu haberi yapanlar ise bütün suçu türklere ihale etmişler.

rahmetli necip hablemitoğlu alman vakıfları ve bergama dosyası isimli kitabında bu reziller bütün ipliğini pazara dökmüştü işte bu kalanlar onların devamı olan bnd döküntüleri.
gözleri doymuyor utanmıyorlar.

twitter
devamını gör...

en en en sevdiğim tatlılardır biridir. yumuşak olanı tercihimdir. bir de üzerine tahin döküldü mü ba-yı-lı-rım.
tanım: balığın akvaryumunu şeker komasına sokabilecek olan tek tatlıdır.
devamını gör...

aşkı memnu beşir elçi.
yahu evin kızına aşık olunur mu? hadi gönül diyelim. yahu evin babası aldatılıyorsa niçin böylesine gönlün dağlandı senin? madem öyle gidip söylesen en başından olmuyor muydu? kendini denizlere atınca adnan beyciğin aldatılmadı mı? bir insanın kendine yaptığı kötülüğü kimse kimseye yapamazmış be beşir..
devamını gör...

sosyolog ve psikologlar daha iyi bilir elbette, ama bence bir çocuk için en uygun büyüme ortamı bir anne ve bir baba ile olandır. özgürlük falan değildir, cinsel eğilimlerini herkes dilerim gönlünce yaşar, ama bir cocugu bu denkleme sokmayı kimse özgürlük olarak adlandirmasin bir zahmet.
devamını gör...

bazen bu bakana bazı sorular sormak istiyorum ya da ne değişecek ki deyip direkt suikast düzenlemek istiyorum. kim jong-un bi de bizimkinin çaresine baksa iyi olacak. ne eğitim ne sistem kaldı. o tatlı, yumşak sesiyle kimi kandırıyor acaba? bu kişiye gençliğin eğitimi verilmemeliydi.
bu eğitim sisteminde gelecek parlak değil
çok saçma sapan bir hal aldı ve devam ediyor. pekini çıkardık bi de iyice sıvamışlar ohh miss gençlik düşünsün.
arkadaşım dedi ki, bizim kuşak ülkesini seven fakat sistem yüzünden geleceği olmadığı için burdan gitmeye çalışan bir kuşak. ben de şimdiden planlıyorum gideceğim,elimden geleni yapıp gitcem. ülkemi seviyorum ama sistem lanet ötesi.
yazıklar olsun cahil, yobaz kesime de bize bunları yaşatacak kişileri başa getirdiler ve çoban gibi güdülmeye razı geldiler. herkes neyin ne olduğunun farkında. allah yardımcımız olsun.
devamını gör...

giacomo papi’nin radikal şıklarını sayımı isimli kitabında geçen bir kavramdır. ama gramsci’nin kuramlaştırdığı gibi ekonomik aygıtları da elinde bulunduran egemen sınıfın bireyleri kendi dünya görüşüne uygun doğrultuda yönlendirmesi anlamında kullanılan bir kavram değildir kültürel hegemonya bu kitapta. çok daha farklı bir şey anlatır.

burda kavramın sahip olduğu anlam ona entelektüel olduğu için bir grup insan tarafından dövülerek öldürülen giovanni prospero yorumu ile aktarılır bize. yazara göre kültürel hegemonya kelimeler, akıl ve diyalog yoluyla ahmaklığın önüne geçmektir.

bu kavram prospero’ya göre bir siyasi görüşün diğeri üzerinde kurmaya çalıştığı üstünlüğü ifade etmez. aslında anlatmaya çalıştığı şey aklın aptallık karşısındaki üstünlüğüdür.

bilgi insanları uygar bir kalıba sokmak için gerekli olan şeydir ve bunun içinde akıl ve mantığa ihtiyaç duyarız. ama günümüzde bilgi gücünü ve işlevini kaybettiği için artık akla ve mantığa da ihtiyaç duymuyoruz.

ve kültürel hegemonyanın bitişini müjdeleyen her türlü olayı saygıyla karşılayarak yeni bir çağa hoş geldin diyoruz. selamlar olsun sana aptalın egemenliği.
devamını gör...

öncelikle buyrunuz
farsça hem (-deş -daş) ekinin derde eklenmesiyle oluşmuş birleşik kelime. yani derde ortak olan kişilerden ziyade dertleri aynı olan kişilere hemdert denir.
her insanın dünyayı algılayışı farklıdır. bu farklılık kişinin karakteri ve doğumundan beri yaşadıklarıyla ilgilidir. çocukken izlediğimiz çizgifilmden tutun test kitabında okuduğumuz paragrafa kadar her şey karakterimizde eser miktarda da olsa bir değişme meydana getirir. bizi bugünkü biz haline getiren milyonlarca değişken var. haliyle yolda gördüğümüz bir ağaç dahi bizim için yanımızdakilerle birebir aynı şeyi ifade etmiyor. aynı şekilde herkesin dert algısı da farklı. bizim için mühim sayılabilecek bir dert başkası için bahsi geçmesi bile lüzumsuz olabilir. yani dertlerin dert olmasının sebebi bilfiil biziz. şöyle ki dertlerin tohumu ne kadar dışarıdan atılsa da bittiği yer yine bizim derunumuz. tanpınar da saatleri ayarlama enstitüsü kitabında bu konuyla alakalı olabilecek şunları diyor:
"çünkü her insanın hayatında hiçbir muhayyillenin icat edemeyeceği kadar aksaklık vardır, ve bu aksaklıklar o insanla beraber yetişmiş, büyümüş şahsi, nevi kendine mahsus şeylerdir."
şahsi ve nevi kendine mahsus; dertlerimiz için de denilebilecek en doğru betimlemelerden sanırım. bu perspektifte bakınca insanların anlaşılma çabası ne kadar da beyhude geliyor.
yazmaya başlayınca gayriihtiyari konuyu çok dağıttım, ana konuya dönüp toparlamaya çalışayım. tekrar kısa bir tanım yapmak gerekirse dert ortağı bizim derdimizle dertlenene, hemdert ise bizden bağımsız olarak bizimle aynı derdi çekenlere denir. derdimize ortak bulmak nispeten kolaydır. arkadaşlarımız, sevdiklerimiz, dostlarımız derdimize ortak olabilirler. ama bu derdi ne kadar anlayıp içselleştirebilirler. dert ortağı dinler, konuşur, teselli vermeye çalışır. hemdert ise bizimle aynı dertten muzdarip olana denir. aynı sıkıntıyı çeken değil, görülen sıkıntının içimizde aynı derdi meydana getirdiği kişi hemderdimiz olur. birazcık somutlastırmak için örnek veriyorum; sıkıntı parasızlık olsun birinin derdi açlığı birinin derdi muhtaçlığı ise onlar hemdert değillerdir. hatta her ikiside muhtaciyetten dert çekseler dahi hemdert olmayabilirler ki nitekim muhtaçlık algıları farklı olabilir. insanların belki de en büyük ihtiyaçlarından biri anlaşılmak, anlayabilecek tek kişi ise hemdertleri. hemderdimiz var mıdır varsa karşılaşmak mümkün müdür işte orası bilinmez.
devamını gör...

halen sorgulayıcı gözlerle dolaşıyorum sözlük sokaklarında... inanamadığım şeyler var burada.
sözlüğe kayıt oldum; peş peşe 3 hoş geldin mesajı aldım. gelen mesajlar bot olmadıkları konusunda beni ikna etmeye çalıştılar. sonra başlıklar arasında dolaştım; temiz, küfürsüz, sevecen bir ortam.
şimdi de bu yardım kampanyası... kardeşim siz gerçekten gerçek misiniz.

şimdiye kadar kendi çabalarımla bir çok öğrencinin ihtiyaçlarını gidermeye çalıştım. şimdi de bu kampanyanın bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyacağımdan eminim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim