kafede kitap okuyan tip
birini beklerken boş boş oturmamak için yaptığımdır.
bazen de canım kahve ister ama birlikte içecek birini bulamam, kitap okuyarak içerim.
kitap çok sürükleyicidir, devamını merak ederim.
yağmur yağıyordur şemsiyem yoktur arabam da uzaktadır, tek başıma gözümü dikip insanlara bakmak yerine çıkartıp kitabımı okurum.
hatta canım ister lan havalı görüneyim millet baksana ne entelektüel kızmış desin diye gözlüğümü takar kahvemi alır okurum.
olabilir böyle şeyler.
bazen de canım kahve ister ama birlikte içecek birini bulamam, kitap okuyarak içerim.
kitap çok sürükleyicidir, devamını merak ederim.
yağmur yağıyordur şemsiyem yoktur arabam da uzaktadır, tek başıma gözümü dikip insanlara bakmak yerine çıkartıp kitabımı okurum.
hatta canım ister lan havalı görüneyim millet baksana ne entelektüel kızmış desin diye gözlüğümü takar kahvemi alır okurum.
olabilir böyle şeyler.
devamını gör...
normal sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği
harika bir destek çalışmasıdır. sevgili admini bu ince düşüncesinden dolayı kutluyor bizlere bu fırsatı sunduğu için teşekkür ediyorum ve gözlerinden öpüyorum.
devamını gör...
türkiye'de 9 milyon suriyeli mülteci olması
yakın tarihte aktif siyaset sahnesinde temsilcilerini görebilme ihtimalimiz yüksektir. akkebee temsilcilerinden fırsat buldukları gibi girişeceklerini düşünüyorum. yeni anayasa çalışmalarına bakınca, insan hakları adı altında yüce tayyibin özgürlükçü 11 maddelik toplum sözleşmesiyle* önlerinin açılacağını düşünüyorum. bu ülkede yerliler olarak azınlık kalacaksınız arkadaşlar. imkanınız varsa çıkın gidin, ben gitçem inş.
devamını gör...
normal sözlük bahar etkinliği
artı oy verdiğim ve desteklediğim etkinliktir. az sayıdaki bilgi-kitap-film-dizi kategorisi yazarından birisi olduğumu varsayaraktan konuşuyorum (en azından tevazuyla): pek okunan kategoriler değil bunlar. en azından benimkiler... *
örneğin, anna karenina (kitap) hakkında epey yazmak istedim geçenlerde ve yazdım da. lakin yazdığım ya gerçekten "niteliksiz" - ki insanlar beğenmiyor- ya da gerçekten nitelikli fakat insanlara "uzun" geliyor. belki kalemim ağırdır benim -olabilir ama ben bütün bu şartları da sağlayan ve dahası imlaya da dikkat eden yazılar yazmaktayım. fakat insanlar, dediğim gibi -sanırım- okumaya üşeniyorlar.
elbette okumaya üşenmeleri bir noktada anlaşılabilir: nitekim onca kitap incelemesi varken niçin gidip de piyanistin "kitap yazısı"nı okusun? inceleme demeye bile dilim varmıyor, görüyorsunuz ya. çünkü şu an ben bile buna şüpheyle yaklaşıyorum.
tabii beğenilmek bir noktada umrumda değil.
ama umrumda olan bir husus var: karma puanı.
örneğin, -benim gibi bir sürü yazar var, biliyorum- kısa tanımlar girmek huyum çok azdır. o yüzden de uğraştığımı söyleyemem kısa tanımlar için. bu da haliyle puan biriktirmeme engel oluyor... puan biriktirmek de istiyorum çünkü çok tatlı rozetler var ve alamıyorum. * aradan epey gün geçmeli uzun tanımlar girmem ve "beğenilmeyi ummam" için. çünkü, şahsen, bu uzun tanımlara epey ruhumdan da yediriyorum. bu da beni yoruyor. ve gün sonunda ruh kimsenin umrunda olmuyor hanımlar, baylar... ben başka bir gözle okusam benim de umrumda olmazdı belki. ama yazan benim işte. durum bu.
o yüzden bir "ödül" daha eklenmeli diye düşünüyorum: bilmem kaç tane karma puanı. ya da karma puanında düzenlemeye gidilmelidir ve sözüm ona "nitelikli" tanımların karma puan kazancı azaltılmalıdır. tam bir kapitalist olduk. * aşırı hızlı yaşıyoruz burada da. aynı şekilde "nitelikli varsayılabilecek" tanımların da karma puan kazancı artırılmalıdır. tabii bunun ayarlama zamazingosu epey zahmetli ve bir bakıma zor olmalıdır diye düşünüyorum. bu yüzden o bilgi-kitap-film-dizi tanımlarının karma puan kazancı da artırılabilir vs. vs.
son olarak bu yazıyı birilerini gömmek veya kendimi yüceltmek için yazmadığımı belirtmek isterim. (gerçi sanıyorum epey anlaşılırdı ya.) kimimiz sözlükte kafa store'un tamamını satın alma potansiyeline sahip. ve bu bazı isimleri epey kapitalist görüyorum. * ve - affedersiniz ama- pek nitelikli tanımlar girdikleri de yok o bazı zenginlerin. yani... durum bu şekilde işte. biraz içerlendim de ben. biraz daha içeyim en iyisi. *
örneğin, anna karenina (kitap) hakkında epey yazmak istedim geçenlerde ve yazdım da. lakin yazdığım ya gerçekten "niteliksiz" - ki insanlar beğenmiyor- ya da gerçekten nitelikli fakat insanlara "uzun" geliyor. belki kalemim ağırdır benim -olabilir ama ben bütün bu şartları da sağlayan ve dahası imlaya da dikkat eden yazılar yazmaktayım. fakat insanlar, dediğim gibi -sanırım- okumaya üşeniyorlar.
elbette okumaya üşenmeleri bir noktada anlaşılabilir: nitekim onca kitap incelemesi varken niçin gidip de piyanistin "kitap yazısı"nı okusun? inceleme demeye bile dilim varmıyor, görüyorsunuz ya. çünkü şu an ben bile buna şüpheyle yaklaşıyorum.
tabii beğenilmek bir noktada umrumda değil.
ama umrumda olan bir husus var: karma puanı.
örneğin, -benim gibi bir sürü yazar var, biliyorum- kısa tanımlar girmek huyum çok azdır. o yüzden de uğraştığımı söyleyemem kısa tanımlar için. bu da haliyle puan biriktirmeme engel oluyor... puan biriktirmek de istiyorum çünkü çok tatlı rozetler var ve alamıyorum. * aradan epey gün geçmeli uzun tanımlar girmem ve "beğenilmeyi ummam" için. çünkü, şahsen, bu uzun tanımlara epey ruhumdan da yediriyorum. bu da beni yoruyor. ve gün sonunda ruh kimsenin umrunda olmuyor hanımlar, baylar... ben başka bir gözle okusam benim de umrumda olmazdı belki. ama yazan benim işte. durum bu.
o yüzden bir "ödül" daha eklenmeli diye düşünüyorum: bilmem kaç tane karma puanı. ya da karma puanında düzenlemeye gidilmelidir ve sözüm ona "nitelikli" tanımların karma puan kazancı azaltılmalıdır. tam bir kapitalist olduk. * aşırı hızlı yaşıyoruz burada da. aynı şekilde "nitelikli varsayılabilecek" tanımların da karma puan kazancı artırılmalıdır. tabii bunun ayarlama zamazingosu epey zahmetli ve bir bakıma zor olmalıdır diye düşünüyorum. bu yüzden o bilgi-kitap-film-dizi tanımlarının karma puan kazancı da artırılabilir vs. vs.
son olarak bu yazıyı birilerini gömmek veya kendimi yüceltmek için yazmadığımı belirtmek isterim. (gerçi sanıyorum epey anlaşılırdı ya.) kimimiz sözlükte kafa store'un tamamını satın alma potansiyeline sahip. ve bu bazı isimleri epey kapitalist görüyorum. * ve - affedersiniz ama- pek nitelikli tanımlar girdikleri de yok o bazı zenginlerin. yani... durum bu şekilde işte. biraz içerlendim de ben. biraz daha içeyim en iyisi. *
devamını gör...
regl oldum demenin alternatif yolları
kesinlikle bu algıyı yok edecek kişi yine kadındır. kadınlar direk bunu söylerse sıradanlaşıp normalleşeceğine inanıyorum.
devamını gör...
spawn
ohooo ben buralara uğramayalı uzun zaman olmuş, bir ziyaret edeyim dedim. kendisine güvenim sonsuzdur, çok da iyi bilir bunu. deli ve manyak ama delilere olan sevgimi de çoğu kişi bilir sanırım. kendisini de ayrı bir severim. günaydınnnnn, kalk sabah oldu!!!
devamını gör...
can sıkan durumlar
bir zamanlar hayatında olan insanın, şimdi başka bir insana senden daha fazla değer verdiğini görmek.
devamını gör...
(tematik)
sevdan bir ateş
söz ve müziği murat çelik'e ait olan bir düş sokağı sakinleri şarkısıdır. 1993 yılında düş sokağı albümü ile piyasaya sürülmüştür.
senin alev gözlerin
eritse şu ruhumu
buz olur kesilirim
yanarken içim
sesin bir uçurum
çağırırsa beni
kuş olur uçarım
yanarken içim
sevdan bir ateş oldu bende
gönlüm bir deli
coştu sende
saçların rüzgarından
savururken gönlünü
sürgün olur göçerim
bu diyarlardan
kime dokunur ellerim
kimi görür gözlerim
ölüm çıkar karşıma
yine sen derim
sevdan bir ateş oldu bende
gönlüm bir deli
coştu sende
dinlemek için buradan tık
senin alev gözlerin
eritse şu ruhumu
buz olur kesilirim
yanarken içim
sesin bir uçurum
çağırırsa beni
kuş olur uçarım
yanarken içim
sevdan bir ateş oldu bende
gönlüm bir deli
coştu sende
saçların rüzgarından
savururken gönlünü
sürgün olur göçerim
bu diyarlardan
kime dokunur ellerim
kimi görür gözlerim
ölüm çıkar karşıma
yine sen derim
sevdan bir ateş oldu bende
gönlüm bir deli
coştu sende
dinlemek için buradan tık
devamını gör...
bazlama
bi sıkma değildir yani. bazlamayı oldum olası yağlı bulurum. sıkma candır can.
devamını gör...
ak parti seçimi kaybettiğinde iktidarı bırakmaz ise olabilecekler
bir kaç gündür aklımı kurcalayan ihtimaller bütünüdür. ak partinin gerçekten iktidarı demokratik yol ile bırakacağına inanmayanlardanım. iran devrimi gibi bir olay olur demiyorum ( ki onun da yolu açılabilir ) fakat bence kan dökülecek hale gelecektir. amerika'da bile olanları gördük. türkiye gibi kutuplaşmanın korkunç boyutlarda olduğu bir ülkeyi düşünürsek ortalık karışacaktır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
yeraltından notlar-fyodor dostoyevski
devamını gör...
zevk için sevişmek haramdır
(bkz: atın ölümü arpadan olsun)
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
mozambik televizyonlarındaki tartışma programları. konular hep değişir fakat her programa çıkan aynı herbokologlar her konuda uzmandır. akılları yoktur ama fikir beyan ederler. mozambik halkı bunlara nasil tahammül ediyor anlamıyorum. gerçi bana ne ben türkiye'de yaşıyorum.
devamını gör...
war of the portakals
biz onu dutlukta bulduk özür dileriz . yine güldürdü hep güldürüyor, çaylaklara özel bir bölüm olmuş sevdim yahu!! *
devamını gör...
ağlarken aynaya bakmak
ağlarken değil de sonrasında bakınca kendimi güçlü hissettiğim durum. çok acıdı canın ama bak hala ayaktasın, yürü be diyorum içimden.
devamını gör...
tatava yapma
öncelikle tatava nedir?
tdk tanımı: çok fazla söz.
argoda ise boş lakırdı, saçma sapan sözler kalabalığı.
bazı insanlara bunu ağız dolusu söylemek istiyorum ama işte kibar ve minnoş bir kız olduğum için söyleyemiyorum ama söylerim he beni sinir etmeyin.*
tdk tanımı: çok fazla söz.
argoda ise boş lakırdı, saçma sapan sözler kalabalığı.
bazı insanlara bunu ağız dolusu söylemek istiyorum ama işte kibar ve minnoş bir kız olduğum için söyleyemiyorum ama söylerim he beni sinir etmeyin.*
devamını gör...
beyza ile tatlı sert
çirkeflik diye tabir ettiğini kendi uyguluyor, etik bulamadım. zira bana da #739105 aynısını yapan yazardır. başlık açıp kendini açıklama/yüceltmeye çalışıp, beklemediği tepkilere maruz kalınca tanımın yarısından çoğunu silen, üstelik linç kültüründen nemalanmakla itham edip, eleştiriyi kaldıramayan, burayı twitter, instagram, tumblr şeklinde kullanan şahıstır.
edit: millete laf atıp, içimize dert olan yazarmış, aynen. her şey etkiye tepkidir.
edit: millete laf atıp, içimize dert olan yazarmış, aynen. her şey etkiye tepkidir.
devamını gör...
kızını zorla tesettüre sokan aile
çok fazla yaşanan bir hadise. böyle bir şey olmadığını iddia edenler türkiye gerçeklerinden çok uzak yaşıyordur ya da gerçekleri görmek istemiyordur.
ben kendi isteğimle kapandım, yedinci sınıftaydım. ama üniversiteye geçerken açılmak istediğinde psikolojik baskıyla karşılaştım. eğer açılırsan benim kızım olmazsın dendi, duygusal sömürü yapıldı. 2 sene daha bu şekilde devam ettim ama bu sürede psikolojim bozuldu. 2 sene sonra tekrar aynı konuyu açtığımda baskı daha da büyüdü, bu sefer ben daha nettim ama. annem 6 ay benimle konuşmadı, bu arada ben depresyona girdim, annemle bir daha hiç konuşmayacağımı düşündüm. bir şekilde kabullendi sonra. şu anda hala onlardan ne kadar uzak bir yaşam stili benimsediğimi bilmiyorlar. ama açılmak verdiğim en iyi kararlardan biriydi, en güzel zamanlarım olması gereken iki senemi şu anda inanmadığım bir dindeki kural yüzünden, baskı altında, kendim gibi hissetmediğim, mutlu olmadığım şekilde yaşadığım için üzgünüm, geriye dönsem daha önce yapardım bunu.
velhasıl istediğiniz kadar baskı kurun o kişi günün birinde kendi kararlarını kendi verdiği hayatı yaratacak, özgürleşecek; bir şeylere zorlayarak tek yaptığınız o kişinin birey olmasına saygı duymamak ve kendinizden uzaklaştırmak oluyor.
ben kendi isteğimle kapandım, yedinci sınıftaydım. ama üniversiteye geçerken açılmak istediğinde psikolojik baskıyla karşılaştım. eğer açılırsan benim kızım olmazsın dendi, duygusal sömürü yapıldı. 2 sene daha bu şekilde devam ettim ama bu sürede psikolojim bozuldu. 2 sene sonra tekrar aynı konuyu açtığımda baskı daha da büyüdü, bu sefer ben daha nettim ama. annem 6 ay benimle konuşmadı, bu arada ben depresyona girdim, annemle bir daha hiç konuşmayacağımı düşündüm. bir şekilde kabullendi sonra. şu anda hala onlardan ne kadar uzak bir yaşam stili benimsediğimi bilmiyorlar. ama açılmak verdiğim en iyi kararlardan biriydi, en güzel zamanlarım olması gereken iki senemi şu anda inanmadığım bir dindeki kural yüzünden, baskı altında, kendim gibi hissetmediğim, mutlu olmadığım şekilde yaşadığım için üzgünüm, geriye dönsem daha önce yapardım bunu.
velhasıl istediğiniz kadar baskı kurun o kişi günün birinde kendi kararlarını kendi verdiği hayatı yaratacak, özgürleşecek; bir şeylere zorlayarak tek yaptığınız o kişinin birey olmasına saygı duymamak ve kendinizden uzaklaştırmak oluyor.
devamını gör...

