hekimlerin 81 ilde eylem yapması
önce haberi verelim; salgın kontrolden çıktı.
ttb'nin düzenlediği basın açıklamasına 81 ili temsil eden 65 tabip odası başkanları ve yönetim üyeleri katıldı. tablonun 'korkunç' olduğunu söyleyen hekimler 15 nisan'da uyarı eylemi yapacak.
kaynağıda ekleyelim;
buradan
ttb'nin düzenlediği basın açıklamasına 81 ili temsil eden 65 tabip odası başkanları ve yönetim üyeleri katıldı. tablonun 'korkunç' olduğunu söyleyen hekimler 15 nisan'da uyarı eylemi yapacak.
kaynağıda ekleyelim;
buradan
devamını gör...
üniversitedeki kadınların yüzde 70’i başörtülü değilse orada özgürlük yoktur
bir konu hakkında bir fikir beyan edebilmek için herhangi bir duyu organımızdan bilgilerin alınması, kendi içinde yorumlanması ve bilgilerin karşılaştırılması gerekir. görme, işitme veya dokunma yoluyla bilgi edinme, beynin birçok alanını eş zamanlı olarak çalıştırır. fakat broca alanı, wernicke alanından iletilen düşüncelerin dışarıya aktarıldığı yerdir. eğer broca alanı tahrip olursa, kişi söylemek istediklerini bilir, buna karar da verir fakat kelimeleri seçemez. anlamlı şeyler söyleyemez ve saçma sesler çıkartır. konuşmak veya tabiri caizse fikir beyan etmek bu kadar komplike bir olgu iken, bunu dünyanın en gereksiz cümlelerini sarf etmek için kullanmak akıl tutulmasıdır.
tanım: kendisine aynı şekilde ''kadınların %70'i başörtülü ise orada özgürlük yoktur'' denildiği vakit şiddetle karşı çıkacak kişinin anlamsız, saçma, tamamiyle kendi değerleri üzerinden topluma mâl etmek istediği, şuursuzca, fütursuzca, vizyonsuzca, aptal saptal, bireysel özgürlüğü savunduğunu zannederken aslında savunmayıp bireysel dini değerlerini yücelten, ne idüğü belirsiz, arap sevici, aciz, ötekileştirici, dışlayıcı, nefret söylemleri barındıran bir fikrin maalesef ses tellerinden dile zuhur etmesi hadisesidir.
edit: eyyorlamam bu kadar zira aklıma başka kelime gelmedi, eklemek isteyen olursa portakallasın.
tanım: kendisine aynı şekilde ''kadınların %70'i başörtülü ise orada özgürlük yoktur'' denildiği vakit şiddetle karşı çıkacak kişinin anlamsız, saçma, tamamiyle kendi değerleri üzerinden topluma mâl etmek istediği, şuursuzca, fütursuzca, vizyonsuzca, aptal saptal, bireysel özgürlüğü savunduğunu zannederken aslında savunmayıp bireysel dini değerlerini yücelten, ne idüğü belirsiz, arap sevici, aciz, ötekileştirici, dışlayıcı, nefret söylemleri barındıran bir fikrin maalesef ses tellerinden dile zuhur etmesi hadisesidir.
edit: eyyorlamam bu kadar zira aklıma başka kelime gelmedi, eklemek isteyen olursa portakallasın.
devamını gör...
erkekleri çekici kılan detaylar
kibar oluşu
zekası
ince ruhlu oluşu
sadakati
iyi kalpli ve şefkatli oluşu
merhameti
sevdiğini ve değer verdiğini gösterenlerden olması
zekası
ince ruhlu oluşu
sadakati
iyi kalpli ve şefkatli oluşu
merhameti
sevdiğini ve değer verdiğini gösterenlerden olması
devamını gör...
andromeda galaksisinde yer alan en gizemli nötron yıldızı
hergün tatlı telaşlı uğrar beğenileriyle selam verir. yazılarını okuduğunu değer verdiğini gösterir.mahlasını göremeyince endişe duymaya başlarım. motive eden yazarlarımızdan iyi ki vardır kendisi müzik sever yazarımıza bu da vişneden gelsin o zaman.
devamını gör...
yazarların eksikliğini hissettiği şeyler
vefalı, kıymet bilen insan.
devamını gör...
ot dergi
ticari kaygıları ön plana alan sözümona edebiyat dergisidir. beş para etmez bir oluşumdur. yıllardır türk edebiyat dergiciliğinin adını lekelemiş, gelişimi geriletmiş, popüler akım ın başındaki tuvalet kağıdıdır. tıpkı daha sonradan kurulan kafa dergisi gibidir. zaten ikisini ayırabilene aşk olsundur.
kaldı ki ahmet mümtaz taylan, hakan gunday, menderes samancılar, jehan barbur, sinem sal, hayko cepkin, murat menteş, ahmet ümit gibi isimler zaten herhangi bir dergide yazsa yine istenilen ivmeyi yakalayabilir. onlar olmadan eksiye düşerler.
kaliteli edebiyat amacıyla değil, okumayan kitlenin gazını almak, ceplerini boşaltmak için kurulmuştur. çoğu yerde eskiden leman dergisinin yaptığı gibi ot kafe isimli gastro barlar açmışlardır.
kapak resmi bulamadığında frida kahlo'yu, cemal süreya'yı basan dergidir. çok sevdiğiniz cahit zarifoğlu'nu, nazım hikmet'i kahve fincanı haline getiren, bardak altlığı, tişört haline getiren ticari atraksiyondur.
kaldı ki ahmet mümtaz taylan, hakan gunday, menderes samancılar, jehan barbur, sinem sal, hayko cepkin, murat menteş, ahmet ümit gibi isimler zaten herhangi bir dergide yazsa yine istenilen ivmeyi yakalayabilir. onlar olmadan eksiye düşerler.
kaliteli edebiyat amacıyla değil, okumayan kitlenin gazını almak, ceplerini boşaltmak için kurulmuştur. çoğu yerde eskiden leman dergisinin yaptığı gibi ot kafe isimli gastro barlar açmışlardır.
kapak resmi bulamadığında frida kahlo'yu, cemal süreya'yı basan dergidir. çok sevdiğiniz cahit zarifoğlu'nu, nazım hikmet'i kahve fincanı haline getiren, bardak altlığı, tişört haline getiren ticari atraksiyondur.
devamını gör...
şehirlerin meşhur buluşma yerleri
ankara- dost kitabevi/karanfil sokak
devamını gör...
ursula k. le guin
“bence olgunluk kabuk değiştirmek değil, serpilip gelişmektir. yetişkin bir insan ölü bir çocuk değil, yaşamayı başarmış bir çocuktur.”
çok severim bu sözünü.
çok severim bu sözünü.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
bugün yeni hayatımın ilk günü diyeceğim ama o pazartesi. bugün yeni hayatımın ilk gününe 5 gün kalası. üff sabah sabah ne diyorsam..
neyse işte bugün ev bakacağım. artan kira fiyatları karşısında yagami kardeşinize şans dileyin. bir de lütfen orayı seveyim.
bende günaydınlı görsel yoktu. bu kadar.
bugün yeni hayatımın ilk günü diyeceğim ama o pazartesi. bugün yeni hayatımın ilk gününe 5 gün kalası. üff sabah sabah ne diyorsam..
neyse işte bugün ev bakacağım. artan kira fiyatları karşısında yagami kardeşinize şans dileyin. bir de lütfen orayı seveyim.
bende günaydınlı görsel yoktu. bu kadar.
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
beklemek. yazılmamış mı? hayret. gözümden kaçmamıştır sanırım.
devamını gör...
spawn
gelişiyle güneşi getiren sevdiceğiyle çok güzel bir gün geçiren, ancak gidişiyle ağlayan izmit'te şu anda yağmurdan sakınmak için bir saçağa sığınan yazar.
evet az sonra da fabrikaya gidip, çalışacak...
evet az sonra da fabrikaya gidip, çalışacak...
devamını gör...
çamaşır suyu ile tuz ruhunu karıştırmak
o kadar da başak burcu olmadığımı anladığım ekşin.*
domestosum yetiyor bana, bende onu onla bunla karıştırmıyorum.
domestosum yetiyor bana, bende onu onla bunla karıştırmıyorum.
devamını gör...
sevgisiz büyümüş insan
yarım kalmıştır. hayatı boyunca bu yarımlığın ne olduğunu bilmeden onu doldurmaya çalışır.
devamını gör...
anti-psikiyatri
günümüzde bir tür “burjuva bilimi” olarak kabul gören psikiyatriyi eleştirdiğinizde sizi “düz dünyacılarla” ya da “aşı karşıtlarıyla” bir tutup küçümsemeye çalışabilirler.
ekşisözlük’te bu konuyla ilgili görüşlerini, iğrenç bir uslüpla belirtmiş olan cinsiyetçi birinin yazısını paylaşacağım şimdi. söyledikleri hakkında tek bir bilimsel kanıt yok bu arada.
(https://eksisozluk.com/entry/46102224)
bu arkadaşın sözde argümantasyonunu da tek bir soruyla sarsalım. “bipolar bozukluk” gerçekten organik bir rahatsızlıksa, bu rahatsızlıktan muzdarip olanlara antidepresanları niçin nörologlar değil de “psikiyatrlar” reçete ediyor?
ekşisözlük’te bu konuyla ilgili görüşlerini, iğrenç bir uslüpla belirtmiş olan cinsiyetçi birinin yazısını paylaşacağım şimdi. söyledikleri hakkında tek bir bilimsel kanıt yok bu arada.
(https://eksisozluk.com/entry/46102224)
bu arkadaşın sözde argümantasyonunu da tek bir soruyla sarsalım. “bipolar bozukluk” gerçekten organik bir rahatsızlıksa, bu rahatsızlıktan muzdarip olanlara antidepresanları niçin nörologlar değil de “psikiyatrlar” reçete ediyor?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük zaafları
hayır diyememek. karşıdaki üzülmesin diye kırk parçaya bölünmek
devamını gör...
kendime saygım yok davranışları
sokak ortasında ağzını yaya yaya sakız çiğnemek.
beni ilgilendirmiyor ama gerçekten çok irrite edici değil mi sizce de? yazarken bir garip oldum.
beni ilgilendirmiyor ama gerçekten çok irrite edici değil mi sizce de? yazarken bir garip oldum.
devamını gör...