bob ross happy accidents betrayal & greed
dün gece uyumadan önce biraz izleyeyim sonra uyurum diyerek açtığım ve sonra bitene kadar izlediğim nefis belgeseldir.
her zaman netflix belgeseli tanımı girerken söylediğim gibi harika bir belgesel. netflix bu belgeselleri çok iyi yapıyor. en iyi yaptığı işler genelde belgeseller oluyor ve izlerken çok keyif alıyorum.
bob ross, küçükken izlediğim ve beni mutlu hissettiren bir ressamdı. dedemin evinde kaldığım sıralarda hep trt izlerdi ve denk gelince severek izlerdim. bana mutluluk verirdi.
belgesel dün yayınlandı yani 25 ağustosta. belgeselin yönetmeni joshua rofe çok iyi iş çıkarmış aynı zamanda belgeselin yapımcılığını üstlenmiş. editörlüğünü alan duso yapmış. belgeselinin müziklerinin bestesini h. scott salinas yapmış. çok beğendim. ayrıca sinematografiyi çok başarılı buldum. resim belgeseli yapıyorsanız işte böyle şeyler yapmalısınız. sinematografiyi ronan killeen üstlenmiş ve çok güzel iş çıkarmış. keyif aldım.
belgesel bob ross'un hayatını ve nasıl gelişim gösterdiğini anlatıyor. televizyonda ne kadar başarılı işler yaptığını ve bütün dünyanın ona hayran olmasını anlatıyor. tabii sonrasında maalesef şirketi ismini kullanarak bizim ressamı dolandırmaya kalkıyor. hala isim hakları o şirkette ve çocukları yararlanamıyor. şirket sahibi olan o iki kişinin ressam ross'a ihanetini ve hırsını üzülerek izledim. adamın emekleri mahvolmuş ve kendisini sürekli kullanmışlar.
bob ross'un bazı arkadaşları bu olanlar yüzünden korkmuşlar ve belgeselde oynamak istememişler. sadece oğlu ve korkmayan bir kaç arkadaşı gerçekleri açıklıyor. mutlu ve sürekli gülümseyen seyircilere umut aşılayan bob ross'un yaşadıkları üzücü şekilde aktarılmış.
resim konusunda herkesin bir şeyler başarabileceğini ve çalışmanın ne kadar önemli olduğunu öğütleyen bob ross'un yaşadığı başarı izlerken mutlu ediyor tabii yaşadığı olumsuzluklarda seyirci olarak beni üzdü.
hemen hemen herkes başarılı ressam bob ross'u tanıyordur ama daha iyi tanımak için kesinlikle izlenmesi gereken güzel bir belgesel olmuş. tavsiye ederim.
her zaman netflix belgeseli tanımı girerken söylediğim gibi harika bir belgesel. netflix bu belgeselleri çok iyi yapıyor. en iyi yaptığı işler genelde belgeseller oluyor ve izlerken çok keyif alıyorum.
bob ross, küçükken izlediğim ve beni mutlu hissettiren bir ressamdı. dedemin evinde kaldığım sıralarda hep trt izlerdi ve denk gelince severek izlerdim. bana mutluluk verirdi.
belgesel dün yayınlandı yani 25 ağustosta. belgeselin yönetmeni joshua rofe çok iyi iş çıkarmış aynı zamanda belgeselin yapımcılığını üstlenmiş. editörlüğünü alan duso yapmış. belgeselinin müziklerinin bestesini h. scott salinas yapmış. çok beğendim. ayrıca sinematografiyi çok başarılı buldum. resim belgeseli yapıyorsanız işte böyle şeyler yapmalısınız. sinematografiyi ronan killeen üstlenmiş ve çok güzel iş çıkarmış. keyif aldım.
belgesel bob ross'un hayatını ve nasıl gelişim gösterdiğini anlatıyor. televizyonda ne kadar başarılı işler yaptığını ve bütün dünyanın ona hayran olmasını anlatıyor. tabii sonrasında maalesef şirketi ismini kullanarak bizim ressamı dolandırmaya kalkıyor. hala isim hakları o şirkette ve çocukları yararlanamıyor. şirket sahibi olan o iki kişinin ressam ross'a ihanetini ve hırsını üzülerek izledim. adamın emekleri mahvolmuş ve kendisini sürekli kullanmışlar.
bob ross'un bazı arkadaşları bu olanlar yüzünden korkmuşlar ve belgeselde oynamak istememişler. sadece oğlu ve korkmayan bir kaç arkadaşı gerçekleri açıklıyor. mutlu ve sürekli gülümseyen seyircilere umut aşılayan bob ross'un yaşadıkları üzücü şekilde aktarılmış.
resim konusunda herkesin bir şeyler başarabileceğini ve çalışmanın ne kadar önemli olduğunu öğütleyen bob ross'un yaşadığı başarı izlerken mutlu ediyor tabii yaşadığı olumsuzluklarda seyirci olarak beni üzdü.
hemen hemen herkes başarılı ressam bob ross'u tanıyordur ama daha iyi tanımak için kesinlikle izlenmesi gereken güzel bir belgesel olmuş. tavsiye ederim.
devamını gör...
hayatın anlamı
dolu dolu yasamakta gizli sanirim. sevmekte, sevilmekte, icindeki iyiligi gelistirmekte hatta bulastirmakta...bol bol okumakta, kendini gelistirmekte, farkli pecerelerden hayata bakmakta, uzun yolculuklar yapmakta, guzel yerler gormekte, farkli insanlarla tanismakta, farkli kulturleri tanimakta...bir de kahve icmekte, bir bitki yetistirmekte,bir cocugu sevindirmekte, bir hayvanin sevdigi olmakta, bir de guzel manzarayi izlemekte hatta ve hatta sukretmekte...insana iyi gelen neler varsa butun anlamlar onlarda...
devamını gör...
24 mayıs 2021 habertürk süleyman soylu yayını
programın özeti:
süleyman soylu soru sordu sedat peker yanıtladı.
süleyman soylu soru sordu sedat peker yanıtladı.
devamını gör...
dersim
atalarimin geldigi topraklar.
sacma sapan milliyetcilikten bikmis biri olarak dersim adini daha cok seviyorum. tunceliliyim diyene kadar 10 kere lilili diyerek halay cekme moduna giriyor insan.
ayni sekilde diyarbakir mi amed mi diye sorsalar, diyarbakir derim. daha güzel bana göre.
sacma sapan milliyetcilikten bikmis biri olarak dersim adini daha cok seviyorum. tunceliliyim diyene kadar 10 kere lilili diyerek halay cekme moduna giriyor insan.
ayni sekilde diyarbakir mi amed mi diye sorsalar, diyarbakir derim. daha güzel bana göre.
devamını gör...
elhamdülillah
karşı tarafa nispet yaparcasına dini inancını belirtmek maksadıyla kullanıldığında, kullanan kişiyi son derece itici gösteren sözcük.
devamını gör...
dilek özçelik
kimse konuşmadı dilek’i, halbuki o da çok güzel bir insandı.
konuşmadı derken, yanlış anlaşılmak istemem, hakkında tivitler atıldı elbette, televizyonda haber de oldu ama aslında kimse dilek’ten bahsetmedi.
neden önemliydi dilek? edirne’de dönemin bakanlarından erdoğan bayraktar’a ulaşıp kanser ilaçlarının temini için yardım istemişti dilek. sadece kendi için değil ilaç bulamayan bütün kanser hastaları içindi dilek’in haykırışı.
bakan ise bir devlet adamında bulunması elzem olan merhamet duygusu ile ve de kendini tanımladığı dünya görüşüne uygun olarak elini cebine atıp dilek’e üç kuruş para vermeye kalktı. dilek onurlu kızdı, kabul etmedi elbette. bakan beyimiz de daha ne yapacağını bilemediğini söyleyerek devletin halkını kurtarmakta ne kadar büyük bir acz içinde olduğunu anlattı bize.
sonra dilek hepimizi isyan ettirmesi gereken o cümleyi kurdu:
“ görüyorum ki çaresizliği tatmamışsınız hayatta”
tabii ki bakan beyimiz tatmamıştı çaresizliği, tatmış olsa o el sadaka vermek için cebine girmezdi.
dilek, ingilizce öğretmeni olacaktı. benim meslektaşım, zümre arkadaşım olacaktı. bakanın ilaçların teminine yardımcı olması dilek’i hayatta tutmayacaktı belki ama en azından insanlık adına bir umut olacaktı içimizde.
peki neden konuşulmadı dedim dilek için? çünkü böyle bir merhametsizlik karşısında dağlar yerinden oynamalıydı, herkes avazı çıktığı kadar bağırmalıydı, elini tutmalıydı herkes dilek’in. olmadı.
benim ülkemde olmaz zaten. dilek “ yalnız ve güzel ülkemin” yalnız ve güzel bir öğretmeni olarak ayrıldı aramızdan.
kalbim hala dilek’le.
konuşmadı derken, yanlış anlaşılmak istemem, hakkında tivitler atıldı elbette, televizyonda haber de oldu ama aslında kimse dilek’ten bahsetmedi.
neden önemliydi dilek? edirne’de dönemin bakanlarından erdoğan bayraktar’a ulaşıp kanser ilaçlarının temini için yardım istemişti dilek. sadece kendi için değil ilaç bulamayan bütün kanser hastaları içindi dilek’in haykırışı.
bakan ise bir devlet adamında bulunması elzem olan merhamet duygusu ile ve de kendini tanımladığı dünya görüşüne uygun olarak elini cebine atıp dilek’e üç kuruş para vermeye kalktı. dilek onurlu kızdı, kabul etmedi elbette. bakan beyimiz de daha ne yapacağını bilemediğini söyleyerek devletin halkını kurtarmakta ne kadar büyük bir acz içinde olduğunu anlattı bize.
sonra dilek hepimizi isyan ettirmesi gereken o cümleyi kurdu:
“ görüyorum ki çaresizliği tatmamışsınız hayatta”
tabii ki bakan beyimiz tatmamıştı çaresizliği, tatmış olsa o el sadaka vermek için cebine girmezdi.
dilek, ingilizce öğretmeni olacaktı. benim meslektaşım, zümre arkadaşım olacaktı. bakanın ilaçların teminine yardımcı olması dilek’i hayatta tutmayacaktı belki ama en azından insanlık adına bir umut olacaktı içimizde.
peki neden konuşulmadı dedim dilek için? çünkü böyle bir merhametsizlik karşısında dağlar yerinden oynamalıydı, herkes avazı çıktığı kadar bağırmalıydı, elini tutmalıydı herkes dilek’in. olmadı.
benim ülkemde olmaz zaten. dilek “ yalnız ve güzel ülkemin” yalnız ve güzel bir öğretmeni olarak ayrıldı aramızdan.
kalbim hala dilek’le.
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
her şeyi dürüm yaparak yiyebilme kapasitesi.
devamını gör...
antidepresan etkisi gösteren şeyler
devamını gör...
regl dönemindeki kadının istekleri
çikolata, çikolata, ha bi de çikolata
devamını gör...
pandemide kendini geliştiren insan
sinsi gibi dil öğrenip, ders falan çalışan tiptir. bu ne hırs aslanım tamam dünyayı sen kurtaracaksın.
devamını gör...
erdoğan'a yapılması planlanan suikast girişimi
cumhurbaşkanı erdoğan'ın siirt'teki programı için görevlendirilen bir polis memurunun aracının altına teröristlerce yerleştirilen patlayıcı düzeneği, polisin dikkati sayesinde patlamadan etkisiz hale getirildi.
sabah saatlerinde mardin'den siirt'e göreve gidecek olan polis memurunun patlayıcıyı fark etmesiyle katliamın eşiğinden dönülürken, teröristlerin yakalanması için çalışma başlatıldı.
buradan
başkanımıza hem de siyasi hayata başladığı şehir de, inanılır gibi değil.
darbe gecesi uçağı sistem tarafından görülemeyen büyük başkanımızı bu büyük tehlikeden koruyan yaradana hamdolsun.
sabah saatlerinde mardin'den siirt'e göreve gidecek olan polis memurunun patlayıcıyı fark etmesiyle katliamın eşiğinden dönülürken, teröristlerin yakalanması için çalışma başlatıldı.
buradan
başkanımıza hem de siyasi hayata başladığı şehir de, inanılır gibi değil.
darbe gecesi uçağı sistem tarafından görülemeyen büyük başkanımızı bu büyük tehlikeden koruyan yaradana hamdolsun.
devamını gör...
demokles'in kılıcı
antik çağdan günümüze kadar gelen bu terim insanın en iyi durumlarda, mevkilerde olduğunda bile tedirginliğin olduğunu ifade eder.
sicilya kralı olan dionysos fakir bir aileden gelip kıvrak zekasıyla tahta kadar geçmiştir. şiddet ve savaşla da ülkesini güçlü hâle getirmeyi başarmıştır. kılıcıyla da halka gözdağı vermek amacıyla insanların kafasını kesmiş ve adaletli olduğunu iddia etmiştir. demokles bu kralın hizmetkârı aynı zamanda da en yakın arkadaşıdır. sürekli krala yaptığı işin çok kolay olduğunu kılıcıyla her işi hâllettiğini söyleyen demokles, bu sözleriyle kralı bıkkınlığa uğratmıştır ve sonunda demoklese ders vermek amacıyla "krallığın ne demek olduğunu öğrenmeni istiyorum demokles. bir günlüğüne gel ve tahta otur." der. demokles bunu duyduğunda sevinçten havalara uçar. dionysos da adamlarına kılıcını tahtın üzerine gelecek şekilde bağlattırır. ertesi gün demokles gelir ve tahta oturur fakat tepesinde bulunan kılıç sürekli onu tedirgin etmektedir. düşecek korkusuyla demokles o gün hiçbir şey yapmadan günü bitirir. demokles de bu tedirginlikle iş yapmanın ne kadar zor olduğunu anlamıştır.
sicilya kralı olan dionysos fakir bir aileden gelip kıvrak zekasıyla tahta kadar geçmiştir. şiddet ve savaşla da ülkesini güçlü hâle getirmeyi başarmıştır. kılıcıyla da halka gözdağı vermek amacıyla insanların kafasını kesmiş ve adaletli olduğunu iddia etmiştir. demokles bu kralın hizmetkârı aynı zamanda da en yakın arkadaşıdır. sürekli krala yaptığı işin çok kolay olduğunu kılıcıyla her işi hâllettiğini söyleyen demokles, bu sözleriyle kralı bıkkınlığa uğratmıştır ve sonunda demoklese ders vermek amacıyla "krallığın ne demek olduğunu öğrenmeni istiyorum demokles. bir günlüğüne gel ve tahta otur." der. demokles bunu duyduğunda sevinçten havalara uçar. dionysos da adamlarına kılıcını tahtın üzerine gelecek şekilde bağlattırır. ertesi gün demokles gelir ve tahta oturur fakat tepesinde bulunan kılıç sürekli onu tedirgin etmektedir. düşecek korkusuyla demokles o gün hiçbir şey yapmadan günü bitirir. demokles de bu tedirginlikle iş yapmanın ne kadar zor olduğunu anlamıştır.
devamını gör...
durumumuz yoktu sevisemedik
varlığı ile de yokluğu ile de insanın iliklerine kadar hissettiği,yer yer nabza göre şerbet veren,zevk düşkünü sevgili yazarımız.*
devamını gör...
kız tavlama taktikleri
insan olursanız veya olmaya çalışırsanız tavlamanıza bile gerek kalmaz.
kadınlar size yaklaşır zaten.
kadınlar size yaklaşır zaten.
devamını gör...
40 yaşında olup 20 yaşında gösteren insan
20 yıl sonra kendisi olacağım insandır.
şuan ise maazallah boğaz ağrısı sebebiyle hastaneye yolum düşecek olsa yenidoğan servisine alınıyorum hemen. şırıngayla bebek maması falan veriyorlar. swh
şuan ise maazallah boğaz ağrısı sebebiyle hastaneye yolum düşecek olsa yenidoğan servisine alınıyorum hemen. şırıngayla bebek maması falan veriyorlar. swh
devamını gör...
katı meyve sıkacağı
hem otomatik hem de manuel olan iki çeşidi mevcut olan meyve sıkacağıdır.
açıkçası otomatk olanını pek tercih etmem, manuel candır.
açıkçası otomatk olanını pek tercih etmem, manuel candır.
devamını gör...
esrarengiz yazarlar
(bkz: ali teoman)

ilk kitabı gizli kalmış bir istanbul masalı kitabını nurten ay adıyla yazmış. ve bu kitabıyla haldun taner öykü ödülüne layık görülmüştür. yazar, 16 yıl sonra kimliğini ifşa ederken jürinin eserleri değerlendirirken adaletli olup olmadığını test etmek istediğini söyler.
haber kaynağı

ilk kitabı gizli kalmış bir istanbul masalı kitabını nurten ay adıyla yazmış. ve bu kitabıyla haldun taner öykü ödülüne layık görülmüştür. yazar, 16 yıl sonra kimliğini ifşa ederken jürinin eserleri değerlendirirken adaletli olup olmadığını test etmek istediğini söyler.
haber kaynağı
devamını gör...
hasan hüseyin korkmazgil
koçero vatan'ın üçüncü bölümü yitik şiirler'de yer alan bir örnek insan portresi*, ışıklarla oynamayın'ın birinci bölümündeki yeni manifesto* ve oğlak koleksiyonunun ikinci bölümü seçmeler'de yer alan ağustos şiiri* ile hafızama kazınmış olan güzide şairimiz. yazdığı onlarca şiir kitabı, çocuk kitapları ve hikayeleri ile yaşamı boyunca türk edebiyatına sayısız eser kazandırmış fakat çoğu zaman gölgede kalma talihsizliğini yaşamıştır. esirgenmiş bir dünyada anlaşılmamak da müthiş bir yalnızlıktır.*
bir örnek insan portresi:
demek hiç aç kalmadın sen öyle mi
açıkta kalmadın ha?
kirinden gömleğinin
dirseğinin yamasından
eziklik duymadın ha?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek hiç sövmediler anana avradına
hiç kimseye sövmedin ha?
bir gececik olsun çekip kafayı
şakır şakır oynamadın
hıçkırarak ağlamadın öyle mi?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek yalnızlıktan böğürmedin hiç
akrep sokmuş gibi sıçramadın geceleri ha?
hiç sevmedin öyle mi
kendini öldürmeyi çekip gitmeyi
büyük işler becermeyi düşünmedin ha?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek bu musluklar hep bu ellerde
bu düzen bu dünya bu gidiş
sen hep böyle mutlu kişi örnek vatandaş
giden ağam gelen paşam, öyle mi?
bin yaşasın seni sokmayan yılan
sen mi kaldın düzeltecek, öyle mi?
haksızlığa uğramadın taşlanmadın ha?
ne şam'ın şekeri, ha
ne arabın yüzü, ha?
yaşadın da bunca yıl şu bataklıkta
gül sandın bu kokuyu öyle mi?
hadi be hırbo sen de
adam mısın sen de be!
yeni manifesto:
çocuklar var
öldürülecek
analar var
ağlatılacak
ocaklar var
söndürülecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
selam olsun sırtlana
çakala selam
aslan çoktan adımız
akrebe selam
ormanlar var
yakılacak
sular var
kurutulacak
zincirler var
vurulacak
hapisler var
yatılacak
ağıtlar var
düzülecek
acılar var
çekilecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
vatanlar var
yutulacak
dünyanın bütün patronları birleşin
ağustos şiiri:
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
hep böyle havalar besler fırtınaları
korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...
ben mısralarımı kerpiç gecelerinden çekmişim
beş numara lamba kaderi var mısralarımda benim
deli çizgi gözlerimi kör etmiş, kör etmiş, kör etmiş
göçmüş kıtalar üstünde kuşlar dönüyor garipsi
çığlık çığlığa kuşlar dönüyor evcil ve tedirgin
gök mavisi bir türkü dolanmış yüreciğime
selsele yolculuklar tütüyor gözlerimde, neyleyim
insan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim gidemiyorum...
kaderim kaderleri demişim güzelim
sen olmasan ben böyle değildim
böyle uysal ve kırılmış değildi şiirlerim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...
rüzgâr gibi ağustos geçti ellerimizden
meyvalar bizi bal renkli günahlara çağırıyorlar
bir yanda yaşanmamış günlerin hırsı
bir yanda boşa geçen gecelerin acısı
malum o dramın en güzel perdesindeydik
ağustos şarap olmuş, kanımıza akmıştı
göçmüş kıtalar üstünde kuşlar gibiydik
her gören didik didik bizi denetliyordu
biz kendi derdimize düşmüştük...
orda da akşamlar olacak güzelim
kanlı mendil gibi ağustos akşamları
şu benim çektiklerimi görmeyeceksin
belki yanında başkaları olacak
belki düşlerine bile girmeyeceğim
gün oldu acıların şiirini yaşadım
gün oldu zehir gibi yokluğunu yaşadım
bana sen ne diye duyurdun yalnızlığımı
ne diye gurbet gibi mısralarıma sindin
dokunsan parmaklarıma tutuşacağım...
yere batan şehrin tek yalnızıyım
yüzyılın ağrısını anlayarak çekiyorum
ekmeğime barut sinmiş bulanık özgürlükler
tepmişim rahatımı, boynu bükük mutluluğumu
yaşıyorsam erkekçe yaşıyorum...
düşün ki coğrafyanın en güzel yerindeyiz
en güzel günlerinde gençliğimizin
ölümden ötesini aklım almıyor
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
istesek cenneti kurtarabiliriz
ben bir ışık için tepmişim rahatımı
bu güleç yüzlülerin, bu acı türkülerini
bu yoksul yerleri anlayarak seviyorum
delicesine anlayarak güzelim
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
bir örnek insan portresi:
demek hiç aç kalmadın sen öyle mi
açıkta kalmadın ha?
kirinden gömleğinin
dirseğinin yamasından
eziklik duymadın ha?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek hiç sövmediler anana avradına
hiç kimseye sövmedin ha?
bir gececik olsun çekip kafayı
şakır şakır oynamadın
hıçkırarak ağlamadın öyle mi?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek yalnızlıktan böğürmedin hiç
akrep sokmuş gibi sıçramadın geceleri ha?
hiç sevmedin öyle mi
kendini öldürmeyi çekip gitmeyi
büyük işler becermeyi düşünmedin ha?
bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!
demek bu musluklar hep bu ellerde
bu düzen bu dünya bu gidiş
sen hep böyle mutlu kişi örnek vatandaş
giden ağam gelen paşam, öyle mi?
bin yaşasın seni sokmayan yılan
sen mi kaldın düzeltecek, öyle mi?
haksızlığa uğramadın taşlanmadın ha?
ne şam'ın şekeri, ha
ne arabın yüzü, ha?
yaşadın da bunca yıl şu bataklıkta
gül sandın bu kokuyu öyle mi?
hadi be hırbo sen de
adam mısın sen de be!
yeni manifesto:
çocuklar var
öldürülecek
analar var
ağlatılacak
ocaklar var
söndürülecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
selam olsun sırtlana
çakala selam
aslan çoktan adımız
akrebe selam
ormanlar var
yakılacak
sular var
kurutulacak
zincirler var
vurulacak
hapisler var
yatılacak
ağıtlar var
düzülecek
acılar var
çekilecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
vatanlar var
yutulacak
dünyanın bütün patronları birleşin
ağustos şiiri:
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
hep böyle havalar besler fırtınaları
korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...
ben mısralarımı kerpiç gecelerinden çekmişim
beş numara lamba kaderi var mısralarımda benim
deli çizgi gözlerimi kör etmiş, kör etmiş, kör etmiş
göçmüş kıtalar üstünde kuşlar dönüyor garipsi
çığlık çığlığa kuşlar dönüyor evcil ve tedirgin
gök mavisi bir türkü dolanmış yüreciğime
selsele yolculuklar tütüyor gözlerimde, neyleyim
insan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim gidemiyorum...
kaderim kaderleri demişim güzelim
sen olmasan ben böyle değildim
böyle uysal ve kırılmış değildi şiirlerim
bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...
rüzgâr gibi ağustos geçti ellerimizden
meyvalar bizi bal renkli günahlara çağırıyorlar
bir yanda yaşanmamış günlerin hırsı
bir yanda boşa geçen gecelerin acısı
malum o dramın en güzel perdesindeydik
ağustos şarap olmuş, kanımıza akmıştı
göçmüş kıtalar üstünde kuşlar gibiydik
her gören didik didik bizi denetliyordu
biz kendi derdimize düşmüştük...
orda da akşamlar olacak güzelim
kanlı mendil gibi ağustos akşamları
şu benim çektiklerimi görmeyeceksin
belki yanında başkaları olacak
belki düşlerine bile girmeyeceğim
gün oldu acıların şiirini yaşadım
gün oldu zehir gibi yokluğunu yaşadım
bana sen ne diye duyurdun yalnızlığımı
ne diye gurbet gibi mısralarıma sindin
dokunsan parmaklarıma tutuşacağım...
yere batan şehrin tek yalnızıyım
yüzyılın ağrısını anlayarak çekiyorum
ekmeğime barut sinmiş bulanık özgürlükler
tepmişim rahatımı, boynu bükük mutluluğumu
yaşıyorsam erkekçe yaşıyorum...
düşün ki coğrafyanın en güzel yerindeyiz
en güzel günlerinde gençliğimizin
ölümden ötesini aklım almıyor
beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
istesek cenneti kurtarabiliriz
ben bir ışık için tepmişim rahatımı
bu güleç yüzlülerin, bu acı türkülerini
bu yoksul yerleri anlayarak seviyorum
delicesine anlayarak güzelim
yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
devamını gör...

