kedi fobisi
insanlar kedilerin umrunda değil. sen yaklaşsan bile o sana yaklaşmaz. korkabilinir tamam da abartmamak lazım. istese de sana büyük bir zarar veremez.
devamını gör...
osilatör
osilatör (salıngaç), elektronik devrelerde, sinüs, kare, testere ve üçgen elektrik sinyallerini veren elektronik düzenektir.
osilatör çıkış sinyalinden aldığı sinyali kendi sinyali yapan bir yükselticidir.
televizyon, radyo, telsiz, fm alıcı-verici gibi sistemlerde ve daha çok elektronik-haberleşme sistemlerinde ve otomasyon sistemlerinde yaygın biçimde kullanılırlar.
osilatör çıkış sinyalinden aldığı sinyali kendi sinyali yapan bir yükselticidir.
televizyon, radyo, telsiz, fm alıcı-verici gibi sistemlerde ve daha çok elektronik-haberleşme sistemlerinde ve otomasyon sistemlerinde yaygın biçimde kullanılırlar.
devamını gör...
gününüz nasıl geçti sorunsalı
cevabı nickimde saklı olan sorunsal.
devamını gör...
diyarbakır askeri cezaevi
bir döne çok ciddi insan hakkı ihlallerinin yapıldığı ve üzeri ustaca örtülen olaylara şahit olmuş bir cezaevi.
devamını gör...
progresif gece şiirleri
neden düşlemek ve düşünmek istemedikçe en zifiri karanlıklarımda bile dehşet saçmaya devam ediyorsun. nedir bu ansızın sezgilerle yüklü olarak yürekten fışkıran ve hüznün yumuşacık havasını estiren şey?
hâlâ bilmiyorum artık son düşümü ne zaman terk edeceğini ışığının ne zaman artık ürkütemeyeceğini düşlerimi ve geceyi
mahmurluğun ne zaman sonrasız olarak ve tek bitip tükenmez bir rüyaya dönüşeceğini. cenneti çağrıştıran bir yorgunluk hissediyorum içimde. uzak ve yorucu bir yolculuktu kutsal yüreğine yaptığım hac ziyareti. kâbenin ağırlığı eziyordu karanlık düşlerimi. ama baştan çıkaramazsın beni hatıraların yosun tutmuş karanlıklarından ayrılmam için. yalnızca yorgunluklarıma sadık kalır bu gizli yüreğim birde onun yardakçısı olan küstah sevgiye. bana gösterebilir misin sadakatini sonuna kadar koruyan bir yüreği? senin düşlerinin beni tanıyan sevgi dolu gözleri var mı? yorgunluklarımın uzanan ellerini yakalıyorlar mı? sen misin ısrarla kapısını çalan gecenin? ya da gece miydi kapıları sonuna dek yüzüne açan? fütursuzca ölümün şehvetini yaşamın hazzıyla sunabilmektesin mazinin paslanmış dizelerine. hâlâ kendime gelmem için su çarpıyor geceme geleceğin tozlu rafları. ben de her geçen gün o tozların tabakalaşmasına göz yumuyorum.
sarhoş bir yaşam dalgalanıyor içimde tüm gücüyle. yukarıdan sana aşağılara bakıyorum. oralardaki sana. bir gölge taşımakta, sönüp gitmekte parıltın. ben değil sen tüket beni ey sevgili! sonuna kadar tüket ki uykuya dalayım ve tekrar sevebileyim seni. hissedebiliyorum sevginin ölümünü. yaşıyorum karanlık vakitlerde inanç ve korkaklıkla. yapmamız gereken vatana geri dönmek. zaten terk etmek hataydı bu yüzdendir birbirine yabancılaşan şu iki devlet. nedir hâlâ alıkoyan bizi dönmekten. hangi canlı hissedebilen varlık çevresinde yayılıp giden uzamın tüm karanlık görüntülerini aydınlatan kendi mavi denizlerinde yüzen sevgiye arkasını döner ki? ama yinede tatlı bir sarhoşluk içersinde açmaktasın ruhun ağır kanatlarını. bir cenneti çağrıştırmaktalar. ne kadar yoksul ve çocukça geliyor değil mi yazılanlar ve henüz görmediğin yazılmamışlar.
hâlâ bilmiyorum artık son düşümü ne zaman terk edeceğini ışığının ne zaman artık ürkütemeyeceğini düşlerimi ve geceyi
mahmurluğun ne zaman sonrasız olarak ve tek bitip tükenmez bir rüyaya dönüşeceğini. cenneti çağrıştıran bir yorgunluk hissediyorum içimde. uzak ve yorucu bir yolculuktu kutsal yüreğine yaptığım hac ziyareti. kâbenin ağırlığı eziyordu karanlık düşlerimi. ama baştan çıkaramazsın beni hatıraların yosun tutmuş karanlıklarından ayrılmam için. yalnızca yorgunluklarıma sadık kalır bu gizli yüreğim birde onun yardakçısı olan küstah sevgiye. bana gösterebilir misin sadakatini sonuna kadar koruyan bir yüreği? senin düşlerinin beni tanıyan sevgi dolu gözleri var mı? yorgunluklarımın uzanan ellerini yakalıyorlar mı? sen misin ısrarla kapısını çalan gecenin? ya da gece miydi kapıları sonuna dek yüzüne açan? fütursuzca ölümün şehvetini yaşamın hazzıyla sunabilmektesin mazinin paslanmış dizelerine. hâlâ kendime gelmem için su çarpıyor geceme geleceğin tozlu rafları. ben de her geçen gün o tozların tabakalaşmasına göz yumuyorum.
sarhoş bir yaşam dalgalanıyor içimde tüm gücüyle. yukarıdan sana aşağılara bakıyorum. oralardaki sana. bir gölge taşımakta, sönüp gitmekte parıltın. ben değil sen tüket beni ey sevgili! sonuna kadar tüket ki uykuya dalayım ve tekrar sevebileyim seni. hissedebiliyorum sevginin ölümünü. yaşıyorum karanlık vakitlerde inanç ve korkaklıkla. yapmamız gereken vatana geri dönmek. zaten terk etmek hataydı bu yüzdendir birbirine yabancılaşan şu iki devlet. nedir hâlâ alıkoyan bizi dönmekten. hangi canlı hissedebilen varlık çevresinde yayılıp giden uzamın tüm karanlık görüntülerini aydınlatan kendi mavi denizlerinde yüzen sevgiye arkasını döner ki? ama yinede tatlı bir sarhoşluk içersinde açmaktasın ruhun ağır kanatlarını. bir cenneti çağrıştırmaktalar. ne kadar yoksul ve çocukça geliyor değil mi yazılanlar ve henüz görmediğin yazılmamışlar.
devamını gör...
saatlerce bilgisayar başında oturmak
bezdim yeminle bezdim. bacaklar tutmaz. ayak uyuşur. bel fıtığına davetiye.
devamını gör...
yasak ilişkiden doğan çocuk
bu yanlış bir ifade değil mi?
"yasak ilişki" çocuğunun zıddı "yasal ilişki" çocuğu mudur? çocuğun bu ilişkideki suçu nedir ki toplum tarafından bu şekilde yaftalanıyor, hayatı boyunca bu etiketle yaşıyor. bu durum ilişkinin taaa başından tarafların oturmuş veya oturmamış bilinçleriyle ve birbirlerine olan saygılarıyla ilgili. çünkü sonuçları konuyla hiç ilgisi olmayan üçüncü kişiyi ilgilendiriyor.
bu durum geleceğe dönük ortak planları olan, evliliklerini farklı sebeplerle erteleyen ama çok iyi bir uyum içinde olan çiftlerin yaşadığı bir olay ise olası süreci hızlandırıp, çocuk sebebiyle işin resmi boyutunu tamamlamalarına sebep oluyor ve sonucunda çoğunlukla güzel yürüyen bir yuva kuruluyor. ancak aynı halin olumsuz örnekleri de oluyor ki yakın çevremde bu durumların her ikisini de yaşayanlar oldu.
eğer sevgililik dönemlerdeki ilişkilerini dahi kör-topal ilerleten bir çift iseler, bu durumla karşılaştıklarında özellikle toplum baskısı sebebiyle çözümü evlilik olarak görüyorlar. kendi aralarındaki uyumu dahi sorguladıkları bir süreçte, yanlışı ikinci bir yanlışla çözmenin çıkar yol olduğunu düşünme gafletine düşüyorlar. bu durumda çocuk, sadece o başlıktaki etiketi yemesin diye yapılan bir evliliğin meyvesi oluyor ve yürümeyeceği ilk günden belli bir ailenin evladı olarak dünyaya geliyor.
başka bir başlıkta çocuk yaparak evliliği kurtarmak şeklinde benzer bir konuya değinilmişti. çocuk yaparak evlilik kurtarılamadığı gibi, sözüm ona çocuğun adını lekelememek* için yapılan evlilikler de yuva olamıyor, maalesef yürümüyor. sürecin çilesini de en çok, en masum taraf, bir ömür boyunca çekiyor.
"yasak ilişki" çocuğunun zıddı "yasal ilişki" çocuğu mudur? çocuğun bu ilişkideki suçu nedir ki toplum tarafından bu şekilde yaftalanıyor, hayatı boyunca bu etiketle yaşıyor. bu durum ilişkinin taaa başından tarafların oturmuş veya oturmamış bilinçleriyle ve birbirlerine olan saygılarıyla ilgili. çünkü sonuçları konuyla hiç ilgisi olmayan üçüncü kişiyi ilgilendiriyor.
bu durum geleceğe dönük ortak planları olan, evliliklerini farklı sebeplerle erteleyen ama çok iyi bir uyum içinde olan çiftlerin yaşadığı bir olay ise olası süreci hızlandırıp, çocuk sebebiyle işin resmi boyutunu tamamlamalarına sebep oluyor ve sonucunda çoğunlukla güzel yürüyen bir yuva kuruluyor. ancak aynı halin olumsuz örnekleri de oluyor ki yakın çevremde bu durumların her ikisini de yaşayanlar oldu.
eğer sevgililik dönemlerdeki ilişkilerini dahi kör-topal ilerleten bir çift iseler, bu durumla karşılaştıklarında özellikle toplum baskısı sebebiyle çözümü evlilik olarak görüyorlar. kendi aralarındaki uyumu dahi sorguladıkları bir süreçte, yanlışı ikinci bir yanlışla çözmenin çıkar yol olduğunu düşünme gafletine düşüyorlar. bu durumda çocuk, sadece o başlıktaki etiketi yemesin diye yapılan bir evliliğin meyvesi oluyor ve yürümeyeceği ilk günden belli bir ailenin evladı olarak dünyaya geliyor.
başka bir başlıkta çocuk yaparak evliliği kurtarmak şeklinde benzer bir konuya değinilmişti. çocuk yaparak evlilik kurtarılamadığı gibi, sözüm ona çocuğun adını lekelememek* için yapılan evlilikler de yuva olamıyor, maalesef yürümüyor. sürecin çilesini de en çok, en masum taraf, bir ömür boyunca çekiyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
o kadar kırıldım, örselendim, ötekileştirildim, yanlışlandım ve dışlandım ki artık bir şey hissedemiyorum. onlar benim bir şey hisseden yerlerimi de kırıp attılar. tutunacak ellerimi kestiler benim...
sonra bir gülü verdiler.
ben de onlara gülüverdim.
istemiyorum artık sizin zor sevginizi.
peşimi bırakın...
siz artık kocaman bir boşluksunuz.
sonra bir gülü verdiler.
ben de onlara gülüverdim.
istemiyorum artık sizin zor sevginizi.
peşimi bırakın...
siz artık kocaman bir boşluksunuz.
devamını gör...
porto rikolu sendromu
nadir görülen bu hastalık, dövüşme hastalığı olarak bilinir. kişi ani durumlarda önüne çıkan herkese vurmak ister.dövüşme hastalığı olarak bilinen bu sendrom, kişinin geçmişinde yaşadığı bir travma nedeniyle yada başka bir hastalık sonrası ortaya çıkabilir.
tedavi edilmezse kendisi ve çevresindeki diğer insanlar için önemli derece risk teşkil ederler.
tedavi edilmezse kendisi ve çevresindeki diğer insanlar için önemli derece risk teşkil ederler.
devamını gör...
cesur yeni dünya
veya cesur yeni dünya isimli kitap, aldous huxley'nin yevgeni zamyatin'in biz adlı kitabından esinlenip yazdığı, 1930 yılında yayımlanan distopya tarzı kitaptır.
bununla birlikte bu kitabın george orwell'a 1984'ü yazmasında ilham kaynağı olduğu bilinir
bununla birlikte bu kitabın george orwell'a 1984'ü yazmasında ilham kaynağı olduğu bilinir
devamını gör...
boston çay partisi
amerika'daki kolonistlerin büyük britanya'dan gelen yüksek vergili çayı ve büyük britanya'yı protesto etmek için 16 aralık 1773'te boston limanı'nda ingiliz gemilerindeki tonlarca çayı kızılderili kılığına girerek denize dökme eylemidir. bu eylem amerikan bağımsızlık savaşı'nı çıkartan kıvılcımlardan birisi olacaktır.
devamını gör...
zamanla sevmek vs ilk görüşte aşk
zamanla sevmek daha sağlam ilişkilere sebep olacak gibi bir düşüncem var. çünkü ilk görüşte aşk daha çok dış görünüşle alakalı, mesela gülümsemesine tutulursun. zamanla tanıdıkça hayal kırıklığına uğramazsan şanslısın, ama ya tersi olursa? zamanla sevdiğin durumlarda adım adım o insanı tanıyorsun, bir çok halini görmüşsün, sevdiğini bile farkedemiyorsun çoğu zaman. karşılıklaysa bir de, çok sağlam, güvenli birliktelikler oluşturulabilinir diye düşünüyorum.
devamını gör...
meja (yazar)
severek takip ettiğim yazaların başında gelmektedir. her paylaşımını dikkatlice okuyorum çünki bilgi dolu paylaşımlar yapmaktadır kendileri.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
kafa sözlük çocuk korosu haluk levent'ten daha güzel söylemiş diyenler?
bu şarkıyı piyasaya sürelim, şahsen ben zil sesim yapmak istiyorum müsadenizle!
çok seviyorum sizi çook çoook çoook !
bu şarkıyı piyasaya sürelim, şahsen ben zil sesim yapmak istiyorum müsadenizle!
çok seviyorum sizi çook çoook çoook !
devamını gör...
absürt komedi
ülkemizdeki en iyi örneklerinden biri leyla ile mecnun dizisiydi, özellikle ilk sezonuyla.
devamını gör...
ayna testi
fransız psikolog henri wallon ve akabinde meslektaşı gordon gallup jr. ayna karşısında bebek ve hayvanların davranışlarını inceleyip, karşılaştırdığı test.
özellikle gallup şempanzeleri kullanarak öz farkındalıkları karşılaştırmıştır. buna göre şempanze ayna karşısındaki görüntüsünü algılasa bile, kısa sürede dikkati dağılmakta. yansımasıyla ilgilenmemektedir. 6 aylık bir bebek ise ayna karşısındaki yansımasına karşısında "büyülenir". bebek burada kendisi ve nesneler arasındaki farkı anlamlandırır. yetersiz haldeki yansıması karşısında kendi benliğini tanımlar. böylece "aynadaki yansısı açısından altı aylık bir insan yavrusunun, aynı yaştaki şempanzeden nasıl ayrılabileceği" gösterilir.
ayna testini ileriye götüren psikanalistin en önemli isimlerinden jacques lacan, ayna teorisi ile birlikte bu deneyi refarans göstererek bebeklikte "benliğin" oluşumunu ve imgelemini tanımlamaya çalışır.
özellikle gallup şempanzeleri kullanarak öz farkındalıkları karşılaştırmıştır. buna göre şempanze ayna karşısındaki görüntüsünü algılasa bile, kısa sürede dikkati dağılmakta. yansımasıyla ilgilenmemektedir. 6 aylık bir bebek ise ayna karşısındaki yansımasına karşısında "büyülenir". bebek burada kendisi ve nesneler arasındaki farkı anlamlandırır. yetersiz haldeki yansıması karşısında kendi benliğini tanımlar. böylece "aynadaki yansısı açısından altı aylık bir insan yavrusunun, aynı yaştaki şempanzeden nasıl ayrılabileceği" gösterilir.
ayna testini ileriye götüren psikanalistin en önemli isimlerinden jacques lacan, ayna teorisi ile birlikte bu deneyi refarans göstererek bebeklikte "benliğin" oluşumunu ve imgelemini tanımlamaya çalışır.
devamını gör...
hayvanların dini inançları
domuzların müslüman olmadığı konusunda hem fikiriz galiba.
devamını gör...
üçlü arkadaş grubu
çoğu zaman aralarından iki kişinin daha çok anlaştığı görülür 3. kişi az da olsa dışlanır. kaldırımda yürürken arkadan gelen kişi de dışlanan o kişinin ta kendisidir.
devamını gör...
boşanmak isteyen eşine iç çamaşırını bırakan kadın
zavallı kadın az bile yapmış. hamileyken antidepresan kullanmak zorunda kalmış. adam 1. sınıf hödük tayfadan belli. 6.5 aylık hamile bir kadına boşanmak istiyorum demek nedir ya? niye evlendin oğlum o zaman hıyarağası? söylenecek şey çok ama format elimizi kolumuzu bağlıyor ne yazık ki.
devamını gör...
