kamera: samsung s10+
lightroom ile renk yapıldı.
mekan: emirgan korusu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal şartlarda çok zeki ve öngörülü bir insan olan annemin bana ikinci bir isim olarak koyduğu isim tipi.
bilememiş ki ilkokulda ismimden dolayı sınıftan atılacağımı falan.
bana hamileyken tanıştığı bir kızı çok beğenmiş ona benzesin kızım diye onun adını koymuş. benzemiş miyim? tabiki hayır.
devamını gör...

(bkz: mobilet) olarak da bilinen bir motosiklet çeşididir.
devamını gör...

kpss. şöyle anlatayım sınavdaki rakipleri düşününce bir buçuk yıl önceden çalışmaya başlıyorsunuz. eğer atama puanı alırsanız uzun bir süre atanmak için bekliyorsunuz. alamazsanız tekrar çalışıyorsunuz. sınırda bir puan alırsanız çalışmakla çalışmamak arasında kalıyorsunuz. daha nasıl anlatayım.
devamını gör...

bir sözlük yöneticisine aşık olmaktan daha imkansız olmayan bir aşktır.
devamını gör...

hedefsiz, plansız, programsız, vakit geçirmek için okumanın hiçbir işe yaramaması.

yani ben bugüne kadar eğlence olsun diye dünya klasiklerini, ansiklopedileri vs. bitirip çok iyi yerlere gelen, makam mevki sahibi olan, parmakla gösterilen birilerini görmedim ama belli bir plan dahilinde, hedefine odaklanarak, hedefiyle ilgili kitap okuyup gayet güzel yerlere gelen, üreten ve parmakla gösterilen çok insan gördüm. en basitinden kendimizi düşünelim. meslek edinmemizi sağlayan ve geldiğimiz konuma bizi ulaştıran kitaplar gelişigüzel okuduğumuz değil belirli bir plan dahilinde, sindire sindire okuduğumuz bilimsel/kültürel kitaplardır.

o yüzden hedefsiz okumak yerine, kendimize, bizi bir üst noktaya taşıyacak hedefler koyup o hedefe ulaşmak için okuma yapmalıyız. aksi halde plansız ve hedefsiz kitap okumanın sosyal medyada haber veya twit okumaktan bir farkı olmayacaktır. sadece anlık bir zevk verecektir.
devamını gör...

ya çok güzel bir kitap okunurken ya da kafa çok uzaklardayken kitap okumaya çalışılınca ortaya çıkan durum.
devamını gör...

çikolatanın en çok yakıştığı yiyecek. çikolata ve fındık için, birbirine yakışan iki ürün diyebiliriz.
devamını gör...

evettttt.

hem kürtçe hem türkçe hallerini bırakacağım.

kürtçe :

xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin
naqosên dêran kerr...
minare kin...
doktrînên dekolte lixwekirî evdal...
sarincên ji baranên derengmayî, derengbarî hatibû
damezrandin, bi derbeke neşterê ya dirinde, şolî bûne
barûyên ji evînên nukleerî, di serdabên ji krîstalên rokoko
hatibûn kemilandin qîtik qîtikî bûne, ji xewnên bêxwedî
xeyîdîme, pekiyame û hatime janya, ji nalînên min re
vokalîstiyê bike
(ji qevmê pezkoviyan re xew heram e)

peykerekî: antîk, derîzî û mîtolojîk im, nêm ji min dihere, li
ezmanê hundirê min, qaqlîbaz firînên kamîkazeyî li dar
dixin, kovanên genimî, li ber aşên êşan, kêliyekê jî aş nabin,
aj nabin, hûr dibin û hey hûr dibin, ji elfabêtan tîpek kêm
dibe ku dimirim, w... ey waweylê janya, kezeba min dike di
devê min re derkeve ji qehra...

çiqas êvarên şînboz bihurîn û çûn ji keştiya xeyalan
çirûskeke serzer peya nebû, li peravên hestên min ên hestî û
çermmayî, pêxemberekî sexte di nav kirasê xwe yê
gewrîboz de, bi derewan be jî dest dirêjî min nekir, min
venexwend cemeata xwe, ferîşteyeke fahîşe sing venekir,
maran jî ez ji kom û refên xwe aferoz dikirim, bi qasî yez-
danekî bêqûl tenê dimam, mezhebên şêx û mirîdên wê ez,
min diafirand di çarmixan de, min her çavê xwe li destmal-
ka bixwîn, ya destê weronîkayê digerand, bi îskeîskeke zen-
garî, mîna guran tim dizûrriyam, hosteyê dînîtiyê mam,
goştê hov ji te re ricifeke ruh divê,
nêrîneke şêtiya şûran divê,
ez heta qirikê binicihê tirbê
..............................hilnayêm janya
..............................hilnayêm porkurê
..............................di tirban de hilnayêm ha! ! !

a li eniya te nivîsî ne ne qeder e, soneya serpêhatiya temenê
min e, dengê min diêşe, welê bi sewteke berz û peritî min
dilê xwe têr rehet nekir li qîrîniya navê te, çirreke şiîr
didoşim ji hewraniyên sipîboz ji bona çivîkên çavên te xwezî
janya min îmana te ya rewnaq bihewanda, xwezî berxê ji
xeynî te pê ve, bi tu fikaran min tehma hişê xwe xera nekira,
bêxem min tu li suqulîka xwe bikira û sûk bi sûk bigeren-
da, di şaneşînên nêrgiz û nesrînan de, min devê te biki-
ra zîndana zimanê xwe
lê xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin
ez hêmayeke heyama hewaran,
di herban de nîşangeha riman
serî gog, çav xar, zikçirîyayî
fermo janya êdî tu dikarî xwe bikujî


veeee türkçe :


tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
kiliselerin çanları sağır…
minareler kısa…
dekolte doktrinler giyinmiş abdal…
geç kalmış, geç yağmış yağmurlarla dolmuş
sarnıçlar, yırtıcı bir neşter darbesiyle, bulanmışlar
nükleer sevdalardan olan kuleler, rokoko kristallerle
süslenmiş tünellerde lime lime olmuşlar, bikes düşlere
darılmışım, sıçramışım ve gelmişim janya, sızlayışlarıma
vokalistlik yapsana
(dağ keçisi kavmine uyku haramdır)

antik, mitolojik ve çatlamış bir heykelim, irin akıyor benden,
içimin semasında, martılar kamikazeyî uçuşlar
yapıyor, buğdayî hasretler, acılar değirmeninde, bir an olsun dinmiyorlar,
filizlenmiyorlar, ufaldıkça ufalıyorlar, alfabelerden bir harf eksiliyor
öldüğüm zaman, aahhh… yazık janya, yüreğim ağzımdan
çıkacak oluyor kahırlardan…

kula renginde kaç akşam geçip gittiyse de, hayaller gemisinden
sarı saçlı bir kıvılcım inmedi, bir deri bir kemik kalmış duygularımın
kıyılarına, kül rengi entarisinin içinde
sahte bir peygamber, yalandan da olsa elini uzatmadı bana, davet
etmedi beni cemaatine, kahpe bir melek kucak açmadı,
yılanlar bile aforoz ederlerdi beni sürülerinden, kulsuz bir tan-
rı kadar bir başıma kalırdım, şeyhi ve müridi olduğum mezhepler,
çarmıhlarda beni yaratırdı, gözlerimi veronikanın kanlı mendi-
line her sürdüğümde, pas-
lı bir hıçkırıkla, kurtlar gibi uluyordum hep, deliliğin ustası (olarak) kaldım,
hoyrat et senden bir titreyişlik ruh ister,
kılıç(lar) deliliğinde bir bakış ister,
ağzına kadar mezar yerlisi ben
sığamıyorun janya
sığamıyorum evi yıkılasıca
mezarlara sığamıyorum ha!

alnında yazılı olan kader değil, ömrümün hikâyesinin
sonesidir, sesim acıyor, şöyle koca ve harap olmuş bir sesle
adını haykırmakla doyasıya rahatlatamadım yüreğimi, bembeyaz bulutlardan
bir oluk şiir sağıyorum kuşları için gözlerinin, keşke
janya ihtişamlı inancını taşıyabilseydim, keşke kuzum
senden başka hiçbir dertle bozmasaydım tadını aklımın,
kedersizce seni omzuma alıp çarşı pazar dolaştırsay-
dım, nergiz ve nesrinlerin balkonlarında, ağzını dili-
min zindanı edebilseydim
ama tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
ben medet haykırışı devrinin bir işareti,
savaşlarda mızrakların hedefi
başı top, gözü bilye, karnı deşik

buyur janya öldürebilirsin artık kendini...


veee arkadaşlar iyi geceler :)
devamını gör...

o hep 19 yaşında.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir barış pirhasan filmidir.

o zamanlar dünyanın en güzel şehri ankara’daydım. sinemada izlediğim bir filmin öncesine fragmanına denk geldim ve film müziği olan ulaş özdemir ve engin arslan’ın söylediği bir ay doğar’ı duyunca filmi izlemeye karar verdim. o gün benim movie frenzy ( bunu daha sonra bir tanımla anlatacağım) günüm olduğu için izlediğim film biter bitmez hemen bu filmin seansına yetiştim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
iyi ki de yetişmişim. film içime işledi resmen. kötü bir okul döneminden sonra ceza olarak bir kasabaya gönderilen genç kızın o dönem içinde büyümesi ve ilk aşkını bulmasını anlatıyor film. detaya girmeyeceğim. izleyin ve görün. ama usta beni öldürsen e kitabını okuyup filmini de izlediğim barış pirhasan her zaman içine işler insanın. bu aklınızda olsun.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
düşünsenize birine gidip ilk aşkınızı anlatırken “ o da beni seviyor” demek ne güzel bir histir. nasıl bir heyecan olduğunu hatırlayın, nasıl bir hafiflik, nasıl bir mutluluk. hepsini tekrar hissedeceksiniz filmi izlerken. insanolunbiraz sözü.

izleyip dediklerimi bulamayanlar için şikayet hattım da mevcuttur.

şuraya da türküyü bırakıyorum:

bir ay doğar
devamını gör...

bugün dergimizi şereflendiren yazarımız:
holylight. bir solukta okunacak bu güzel yazıya buradaki öne çıkanlardan ulaşabilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...

toplumların dahiyane buluşu, büyük kandırmaca. muazzam bir emeğin göz boyayan rahatlatıcı karşılığı.

biyolojik bir olay olan doğurma eylemi, beraberinde kadına çocuğu büyütme yükünün büyük kısmını veriyor. belki evrimsel açıdan bakıldığında birçok memeli türü de bu görevi anneye bırakıyor. aslında buraya kadar bir sorun görünmüyor. fakat insan, içgüdüleriyle savaşmaya başlayan bir bilince sahip olunca, işler insansı atalarının izinde kalamıyor.

evin içini çekip çeviren bir kadın ve dışarıda çalışan, maddi yükü sırtlayan bir erkekten oluşan ailede kadın görünmez oluyor, tek gayesi çocukları yetiştirmeye yöneliyor. aile, toplum ve devlet, yolunda gibi görünen bu düzenin bozulmaması adına müthiş bir kavram üretiyor. anneliğin kutsallığı. bu öyle bir kavram ki, en çok inanan, emeğine karşılık arayan anneler oluyor. bir çeşit savunma mekanizması. değerini yüceltecek bir tanım.

kutsiyet ağına düşmüş ve bunu içselleştirmiş olan kadın yüceltilirken, anne olamayan veya olmayan, kutsal mertebesine ulaşamayan kadın bunun baskısı altında eziliyor. baskının altından kalkamayan kadın üreyerek döngünün devamını sağlıyor. artık hayatını adaması gereken bir varlığa sahip olduğunda ise bu kandırmacanın devamını sağlayan role bürünüyor. çünkü buna ihtiyacı var ve emeğin bir karşılığı olmalı. böylece kutsallık kendini yeniden üretiyor.

üremeyi teşvik etmek devletin en önemli uğraşlarındandır. işçi, asker ve vergi ihtiyacı bitmeyecektir. cumhurbaşkanı “en az üç çocuk” diye boşuna bağırmıyor. dikkat edilirse bu konuşmaları da genellikle kadın kollarına yapıyor. onlara diyeceği şeyler bellidir. annelik kutsaldır. cennet annelerin ayakları altındadır.

anneliğin içgüdüsel olduğu tezi ise türümüz için artık tek gerçek değildir. tercihin olduğu bir yerde sadece içgüdüden bahsedemeyiz. eğitim ve üremenin ters orantılı bağıntısını kabul etmek durumundayız. eğitim arttıkça kutsallık azalmaya mahkumdur.

annelik kutsal değildir. cennet de anaların ayakları altında değildir. sadece biyolojik bir olaydır. fakat şu bir gerçek ki; yaşamını başka bir canlıya adamaya rıza kazandıran “kutsallık” buluşu büyük başarıdır.
devamını gör...

(bkz: dark tranquillity)
(bkz: wardruna)
devamını gör...

"1943 yılında kıbrıs'ın mağusa şehrinde ingiliz askerleri tarafından öldürülen arap ali için yakılan ağıt yıllarca halkın dilinde türkü olarak çalınıp söylenmiş ve gönüllerde yer etmiştir."
en sevdiğim yorum... *
serenad bağcan
devamını gör...

1950 ile 1970 yılları arasında yaptığı zihin kontrolü çalışmalarıyla tarihe geçen ispanyol doktor. "bize çip takacaklar" mevzusunun da esas çıkış noktalarından biridir çalışmaları.

ispanya iç savaşı'nın hemen öncesinde doktorluk unvanını kazanmıştı delgado. başlarda göz doktoru olmak istiyordu babası gibi ama bazı makaleler okuduktan sonra beyin daha çok ilgisini çekmeye başladı.

bugün çok net biliyoruz ki, beynimiz elektrik sinyalleri yayıyor ve bu sinyallerin manipülasyonu mümkün. delgado da bunu başaran en ünlü isim.

***

delgado, stimoceiver adlı bir alet icat eder. bu aletle beynin yaydığı sinyalleri kontrol etmek mümkündür. insanlar ve hayvanlar üzerinde çeşitli deneyler yapan delgado, 20 yıl içerisinde bu konu hakkında 134 makale yayımladı. deney sonuçları oldukça ilginçti: sakin hayvanları vahşileştirme, vahşi hayvanları sakinleştirme, 2 kişinin birbirine aşık olmasını sağlama vesaire...

***

delgado bunları ilk başta, kablolu birtakım aracıların beyne yerleştirilmesi aracılığıyla yapıyordu. ancak zamanla yöntemi geliştirmiş ve çip + uzaktan kumanda ile işi halletmeye başlamıştı. yaklaşık 50-60 yıl önce bu aşamaya gelmiş olan bir işin günümüzde hangi aşamaya geldiği bilinmez ama özellikle "bize aşıyla çip takacaklar" iddiasının çıkış noktası budur, başta dediğim gibi. yani çip konusu insanları takip etmek amacıyla değil, zihin kontrolü sağlama amacıyla birlikte anılmaktadır literatürde.

delgado'nun en meşhur deneyinden bir parça izleyelim. matadora saldırmak üzere olan bir boğanın, düğmeye basıldığı an durduğunu videodan izleyebilirsiniz:

devamını gör...

kayınvalidesinin annesiyle konuşabilmek ve kızı istemek için çince (bkz: mandarin) öğrenmiş kişi. gayet de akıcı konuşuyor:

devamını gör...

nörobilime merak duyanların okuması gereken david eagleman kitabı. “içimizdeki kozmos” da denilen çok sevdiğim tanımlamasıyla beyin ve onun muazzam karmaşıklıktaki yapısı, kararları veren ne kadar biz sorusu ve nasıl çalıştığını okudukça bazı önyargıların yine o beyin içinde tuz buz olması. okumak isteyenler için sinirbilim dünyasına iyi bir başlangıç olacaktır. en azından bende öyle olmuştu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatını anlatan erkek karşısındakini değerli gören erkektir. kendinden, olduğu gibi, yalansız bir şekilde bahseden erkek tanıştığı kadınla bir şeyleri paylaşmak istediğini belli ediyordur. samimi davranmak, içinden geldiği gibi konuşmak yanlış olmamalı.
tabi kişi kendisinde bu değeri görmek istemiyorsa başka tabi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim