"propagandada kullanılan yalanlar ne kadar büyük olursa insanların onlara inanması kolaylaşır, yalanın etkisi artar."
teorik olarak yalan sayılmaz aslında doğru bir tespittir.
devamını gör...

türk dil kurumunun yabancı bir kelime için uydurduğu kelime. tahmin edebilirsiniz belki, tatmayı seven, tat bilen adama ne denir, tabii ki gurme denir. gurme kelimesi için uydurulmuş ve tdk sözlüğüne girmiş bir kelimedir.
devamını gör...

zorundasınız, memnun ediliyorsanız,
memnun etmek zorundasınız.
devamını gör...

karadelikler kütlesine yani büyüklüklerine göre 3 sınıfa ayrılmaktadır. bunlar; küçük karadelikler, büyük yıldızların kendi içlerine çökmesi sonucu meydana gelen yıldız karadelikleri ve kendinden küçük karadelikleri yutarak büyümekte olan süper kütleli karadeliklerdir.

kainatta en çok karadeliğin yıldızların içine çökmesi sonucu oluşan yıldız karadelikleri olduğu tahmin edilmektedir.

küçük karadeliklerin kütlesi yaklaşık bir gezegenin kütlesinden, boyutları ise inanması zor ama bir kalem ucu olabilecek kadar kısa ömürleri olan karadeliklerdir. bu karadeliklerin kütleleri en az 20 güneş kütlesi kadardır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

süper kütleli karadelikler ise milyonlarca güneş kütlesine sahip olabilirler. bu karadeliklerden biri de samanyolu sistemimizin merkezinde olan sagittarius a*'dır.

sagittarius a*, samanyolu galaksimizin merkezindeki süper kütlesi olan dev bir karadeliktir. tüm samanyolu galaksisi bu karadeliğin etrafında dönmektedir. sagittaius a*, güneş'imizin yaklaşık 4 milyon katı daha fazla kütleye sahiptir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu karadelik ilk keşfedildiği zamanlarda tespit edilen dalga boylarının ne anlama geldiği tartışma konusu olmuş olsa da keşif ve çalışmaların teknolojiyle beraber bir hayli ilerlemesi sonucunda günümüz bilim dünyası bu dalga boylarının samanyolu galaksi'sinin merkezinde olan bir karadeliğe ait olduğu ve tıpkı galaksimiz gibi diğer galaksilerin de merkezlerinde bir dev kütleli karadelik olduğu doğrulanmıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sagittarius a*, diğer karadeliklere kıyasla tok gözlü bir karadeliktir. bunun nedeni ise, etrafında bulunan diğer gezegen, yıldız ve tüm nesneleri yutup yok etmek için acele etmiyor olmasıdır. sagittarius a* etrafında yutulmayı bekleyen yaklaşık 10.000 civarında küçük kara delik olduğu tahmin edilen süper kütleli bir karadeliktir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sagittarius a* diğer karadelikler gibi doğrudan gözlemlenememektedir. yalnızca radyo, gama ve x ışınlarının dalga boylarında gözlem yapabilen teleskoplarla görülmektedir.

bilindiği üzere karadeliklerin "olay ufku" bulunmaktadır. sagittarius a* karadeliğinin, hiç bir varlığın kaçamayacağı olay ufku ölçümlere göre yaklaşık 24 milyon kilometre çapındadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hem beğeniyor mutlu oluyorum hem de gözlerimi iyice açıp dikkatimi toplayacak
tanımlar yazıyor kül oluyorum kültür oluyorum.
helal olsun.
devamını gör...

çok tatlı bir tanımına -#826994- denk gelip okuduktan sonra kayıtsız kalamamış bu güzel tanım için mesaj atmıştım sevgili miko'ya.
öyle güzel bir enerjisi var ki sanki uzun yoldan çat kapı ziyaretine gitmişsiniz ama o sanki hep sizi bekliyor gibi açmış kapıyı ve "yorgunsun değil mi? haydi dinlen ben bir kahve yapıp geleyim." diye karşılıyor sizi.
yaptığı yayının da böyle olacağına eminim. dinleyicilerine sevgili dışımızdaki irlandalı ile "hoşgeldin" deyip misafir edecekler, güler yüzle ağırlayacaklar hepimizi.
görürsünüz anlattıklarımın fazlası olacak eksiği olmayacak.
hayırlı olsun canım miko ve sevgili dışımızdaki irlandalı. çok başarı bol dinleyici diliyorum, yerimi aldım beklemedeyim. *
devamını gör...

dizisini henüz bitirmediğimden mütevellit webtoon olarak yorum yapmak istediğim harika bir webtoon serisi. türü psikoloji.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu webtoon'u birkaç ay önce japon kültürüne aşık bir arkadaşım önermişti "sen psikoloji seversin kıskıskıs" diyerek. başta okumayı istemedim, konusu falan çok ilgimi çekmiyordu. basit görünüyordu gözüme daha doğrusu. canımın sıkıldığı bir gün bir şans vereyim, diyerek okumaya başladım.

ailesi hakkında henüz kesin bilgim olmayan doktor frost*, daha öncesinde eğitimini gördüğü üniversitenin danışmanlık merkezi'ne psikoterapist olarak gelir. olağanüstü bir "insanı okuma" yetisi vardır ve kendisine göre bu adamı değerli yapan şey duygularının olmamasıdır. danışmanlık merkezi'ne gelen birçok farklı vakayı inceler ve yanında stajyer olarak çalışan yoon sung-ah'a da öğretmenlik yapar.

••
çizimler gerçekten çok güzel. bazı tepkiler öyle gerçekçi ki olayları okumuyor da izliyor gibi hissediyorsunuz. günlük yaşantınızda kullanıp fayda elde edebileceğiniz ufak psikolojik bilgiler de yer alıyor. bu bilgileri kullanarak etrafınızdaki insanları daha net görmeye başlamamanız işten değil. eğer webtoon, manga türü şeyler okumayı seviyorsanız pişman olmayacağınızı da söylemek isterim. okumak isteyen olursa linki için mesaj kutuma portakal atabilir.
••
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"profesyonellere paramızı emanet ederiz. ayrıca bedenlerimizi de hatta evlerimizin dekorasyonu ve çocuklarımızın eğitimi gibi titizlik gerektiren işlerimizi de. evlilik kararlarımızı bile. bir çok şeyi profesyonellere emanet edebiliriz. peki ya zihinlerimizi?"

açıklama kısmında yer alan cümleler bunlardı. pek ilgi çekici değil kabul ediyorum fakat ilk bölümden itibaren garip bir şekilde sarmaya başlıyor. zaten ilk bölümdeki giriş gerçekten harikaydı. bir psikoloğun yazdıklarından yola çıkarak yapılan bir çıkarım yazılıydı. hemen çıkarımı da aktarayım;

"1952 yılında, ünlü amerikan psikolog gordon exner, en ünlü tezine şu ifadelerle başladı; eğer gezegende 6 milyar insan varsa, 6 milyar farklı düşünce tipi, kişilik ve huy olmalı. her insanın psikolojik durumu, kişiliği ve huyları farklı olduğundan, her insan eşsizdir.

ama ölümünden önce kaleme aldığı denemede bu ifadesini değiştirdi ve şu şekilde sonlandırdı; aslında bunlar sadece tek bir insanın 6 milyar farklı yansımasıdır."

bu şekilde ister istemez düşüncelere iten bir sürü aforizma, düşünce yazısı vs. var. yere göğe sığdıramamamdan da anlamışsınızdır ne kadar sevdiğimi ve başarılı gördüğümü. webtoon okumak ilginizi çekiyorsa kesinlikle tavsiyemdir. dizisi de çok güzel, on bölümden oluşuyor. okumayla uğraşamam derseniz mesaj kutucuğunuza dizinin linkini bırakabilirim.

şimdiden keyifli okumalar/seyirler.

edit: harf eki.
devamını gör...

sanılanın aksine bu ölümcül bir durum değil.
eğer doğru hareket edip, doğru olanı yaparsanız , saldırıya maruz kalmadan kurtulabilirsiniz.

bu başlığı açmamın sebebi; sözlükte dolaşırken bir arkadaşın korktuğu durum olarak ‘’köpekbalığı saldırısından’’ bahsetmiş olması.


öncelikle filmlerde bize tanıtılan köpekbalığı imajı kesinlikle yanlış.işin içerisinde kurgusallığın olması sebebiyle, köpekbalıkları aşırı zeki, kurnaz ve son derece mantıklı hareket eden hayvanlar gibi gösteriliyor.


evet köpekbalıkları suda hızlıdır, çeviktir ama insanlardan zeki olduklarını düşünmüyorum. taktiksel oynarsanız, her şekilde kazanabilirsiniz diye inanıyorum çünkü ıq taşıyan varlıklar bizleriz, balıklar değil.unutmayın ki köpekbalığı büyük ebatlı ve büyük dişlide olsa , bir balıktır.onlarda balinalardan kaçarlar çünkü balinaların besin zinciri içerisindelerdir.


1. olarak ;

açık denizde yüzmek, yelkenli yapmak gibi bir eğiliminiz varsa, her zaman hazırlıklı olmanız gerekir.açık denizler tabiri caizse okyanuslar sadece köpekbalıklarını değil, her türü barındırabilir.bu yüzden özellikle yüzmek için açık denize gitmeyin.gideceksenizde, öncesinde bölgede yaşayan biyologtan ya da bölge sakinlerinden denizin canlı türünü öğrenin.
köpekbalıklarının türleri vardır ve her türü farklı su koşullarına adapte olabilir.dolayısıyla bulunduğunuz okyanusta hangi türünün olduğuda önemli.


özellikle bulunduğunuz bölgede deniz yüzeyinde bir deniz canlısı leşi görürseniz, çevresinde dalış yapmayın.köpek balığının avlanma sahasına girme şansınız vardır.

2 tür köpek balığından çekinmeniz gerekir.

1) boğa
2) büyük beyaz.

bu ikisi tehlikeli olarak adlandırılan türlerdendir.

şimdi gelelim diyelim ki açılmak istedik? açık denizde yüzüyoruz;


işinizi asla şansa bırakmayın. mutlaka dalış yaparken mayonuzun cebine ya da bikininizin alt kısmının kenarına bir orta boy çakı sıkıştırın ve öyle yüzün.olagandışı bir durumda , kendinizi korumak için elinizde şans olur.ayrıca teknede mutlaka zıpkın ya da aksi bir durumda kullanabileceğiniz bir avlanma silahınız olsun.siz sudayken, teknede olan kişininde sizi koruma şansı olur.

öncelikle köpekbalıkları her zaman denizin üst kısmına yakın alanda hareket etmez.yani normalde köpek balıklarını görmemizi sağlayan şey denizin üst yüzeyinde görülen uzvudur.fakat her zaman bu şekilde görünür olmayabilirler. dolayısıyla yüzerken etrafınızı kontrol etmek için kafanızı suyun üstünde tutmayın, dalın ve etrafınızı suyun altında kontrol edin.köpekbalıkları genelde aşağıdan yukarıya doğru hareket ederler.yani olası bir atağın denizin altından yüzeye doğru gelme ihtimalı mevcuttur ve denizin üstünde bekleyen biri , açık hedef konumunda kalabilir.

köpekbalığı ile karşılaştığınızda korkmayın ve panik yapmayın.panik yaptığınızda yüzme ihtiyacı güdersiniz ve yanlış yüzerseniz dikkatini çekebilirsiniz.köpekbalığı sanılanın aksine insan eti yemez ve tadını sevmediği söylenir.insanlara saldırma sebepleri ise; bizim gövdesel açıdan fok balıklarına benzetilmemiz.bizi denizin altından fok balığına benzettikleri için saldırırlar ve eğer ısırabilirse, ilk saldırı anında ısırdığı etin fok balığı olmadığını anlar ve insanı bırakır çünkü fok balıklarının etinin yağlı , insan etinin ise yavan olduğu söylenir.bu sebeple onlarla karşılaştığınızda fok olduğunuzu düşündürtücek hareketler yapmamanız gerekir.

ne gibi?

bir kere yüzerken ayaklarınızı çırpmayın,

denizin altında , üstünde fark etmez kollarınızı bedeninizden ayrı tutmayın, kollarınızı gövdenizle birleştirin ve hareket ettirmeyin.

herhangi bir yeriniz kanıyorsa, mutlaka sudan çıkın çıkamıyorsanızda kanayan yerin üstüne bir şeyler ile basınç yaparak, kanın suda dağılmasını engelleyin çünkü köpek balıkları kanın kokusuna hassastır.bulunduğunuz alan onlarla çevrelenebilir.

diyelim ki ? bunlara rağmen hissel olarak saldıracağını fark ettiniz?

köpekbalıklarının size saldırıp, saldırmayacağına emin olmanız için, denizin üstünde değil, dalış yaparak altında olun.nefesinizin yettiği kadar dalın ve nasıl hareket ediyor, nereye doğru geliyor gözlemleyin.

köpek balıkları ısıracağı anda, alt çenesi sabit kalarak üst çenesi bir tık ileri gider.üst çenenin ileri gitmesinin sebebi; avı yakalamak.dolayısıyla ısırmayı hedeflediği anda odaklanmanız gereken üst çenesi.üst çeneden kaçabilirseniz, alt çenesi pek işleve sahip değildir.

çok çeviktirler.başka bir yere giderken bir anda yön değiştirebilirler.

bir saldırı anında odaklanmanız gereken 2 alan vardır; genelde yan kısımlarında bulunan solungaçları ile alt gövdesi.ikisinden birine bir şey saplarsanız , durumu kendi adınıza bir tık iyi hale getirebilirsiniz.

eğer yeterli derecede dikkatini çekecek bir harekette bulunmazsanız, saldırıya maruz kalmayabilirsiniz.

sonuçta köpekbalıkları ile yüzebilen ve bunun eğitimini veren kişiler var.nasıl hareket edeceğiniz önemli.

bunu bildikten sonra kendinize güvenin ve yinede eğlence için açık denizleri tercih etmeyin özellikle açık denizde dalmak konusunda deneyiminiz ya da eğitiminiz yoksa bu riske girmenizi tavsiye etmem.

şans eseri böyle bir durumla karşılaşmak ayrıdır bile bile bu riski almak ayrı.

korkmayın, kendinize inanın.köpekbalıkları zeki değildir.hızlı ve çeviktir ama düşünme yeteneği olan sizsiniz.bu yüzden kendinizi yabana atıp, ‘’sonum geldi’’ diye düşünmeyin.’’nasıl kurtulabilirim?’’ diye düşünün.
devamını gör...

çinlilere karşı söylemek istediğim başlık.
devamını gör...

bedava yaşıyoruz, bedava;
hava bedava, bulut bedava;
dere tepe bedava;
yağmur çamur bedava;
otomobillerin dışı,
sinemaların kapısı,
camekanlar bedava;
peynir ekmek değil ama
acı su bedava;
kelle fiyatına hürriyet,
esirlik bedava;
bedava yaşıyoruz, bedava.
devamını gör...

natüralizmin temsilcilerinden olan danimarkalı yazar, şair ve bilim insanı jens peter jacobsen'ın 1880 yılında yayımlanan novellası. hermann hesse ve gerçekçiliğin babası adledilen henrik ibsen'i dahi etkisi altında bırakmış olan jacobsen; niels lyhne ile rainer maria rilke'nın da edebi yönünü epey beslemiştir. briefe an einen jungen dichter*'da rilke bundan açıkça söz eder. tanımın sonuna çevirisi ile beraber not düşeceğim.

iskandinav edebiyatında natüralizmin en önemli temsilcilerinden biri olan eser; sonu belirsizce biten, kendi benliğini bulamamış ve yolculuğunda başarısız olmuş bir karakterin kasvetli ve huzursuz edici öyküsüdür esasında. bu 'çöküş' romanında esere ismini vermiş olan ana karakter niels; yaşamı, gelişimi, yasak ilişkisi -yakın dostu erik'in eşi ile olan- ve iç karmaşaları ile açıkça bir anti-kahraman olarak okuyucuya sunuluyor. belirtmek gerekir ki niels, açıkça jacobsen'ın darwinci görüşünden beslenmiş bir karakter bu yüzden jacobsen eserin pek çok yerinde bu idealist genç şairi sürekli darwin'in teorileri ile karşı karşıya bırakıyor ve bu çatışmanın altında aynı zamanda teolojik sorular yer alıyor.

ayrıca not düşmek gerekir ki; niels lyhne, danimarkalı yazar henrik pontoppidan'ın 8 ciltlik lucky per'i ile tam olarak benzerlik göstermese de aynı düşüncenin ürünü olarak ortaya çıkar esasında fakat jacobsen'in bu kadar kısa bir novellada 8 ciltlik bir eserin şiddetini hissettirmesi tartışmasız büyük bir başarıdır bence ki; pesten i bergamo'da yalnızca 'çarmıha ger' gibi tekrarlanan basit bir cümleyle bile dehşetvari bir etki bıraktığını düşünürsek bu şaşılacak bir durum sayılmaz.

haven't you noticed that we women daydream infinitely less than you men? we can't anticipate pleasure in our imagination or keep suffering out our lives with some imaginary consolation.whatever is, is.ımagintion! ıt's so paltry! yes, when you've grown older, as ı have, you occasionally make do with the poor comedy of the imagination. p.17

briefe an einen jungen dichter, rainer maria rilke:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel "size anlatmak istediğim ikinci şey ise: tüm kitaplarım arasında yalnızca birkaç tanesi benim için vazgeçilmezdir ve gittiğim her yere içlerinden iki tanesini mutlaka götürürüm. burada da yanımdalar: incil ve büyük danimarkalı şair jens peter jacobsen'in kitapları. eserlerini biliyor musunuz? bazıları reclam'in evrensel kitap serisinden çıktığı için temin etmesi kolay. çevirileri de gayet iyi. j. p. jacobsen'in alu öykü'sünün küçük cildini ve romanı niels lyhne'yi alın. bütün bir dünya, bir dünyanın mutluluğu, bolluğu, tasavvur edilemez enginliği saracak sizi. bir süre bu kitapların içinde yaşayın, öğrenmeye değer bulduklarınızı öğrenin onlardan ama en önemlisi onları sevin."

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel "bu sevgi size binlerce ve binlerce kez geri dönecek, yaşamınızda ne olursa olsun -geri dönecek, bundan eminim. varlığınızın tüm dokularına, tıpkı tüm deneyimlerinizin, hayal kırıklıklarınızın ve sevinçlerinizin en önemli parçaları gibi işleyecek. yaratıcılığın özüne ait en büyük deneyimi, derinlikleri ve sonsuzluğu bana kimin verdiğini söylemem gerekirse, sözünü edecegim salt iki isim olurdu: o harika, yüce ozan jacobsen ve günümüzde hayatta olan tüm sanatçılar arasında eşi olmayan, heykeltıraş auguste rodin. yolunuzda başarılar!"
saygılarımla, rainer maria rilke


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel "paskalya mektubunuzla beni çok memnun ettiniz sevgili bayım, zira iyi haberlerinizle doluydu. jacobsen'in görkemli ve kıymetli sanatından konuşma şekliniz, sanatınızı ve sorularınızı bu bereketli alana yönlendirmekle hata etmediğimi gösterdi bana. niels lyhne, ihtişamın ve derinliklerin kitabı. size açılacak; ne kadar sık okunursa o ölçüde her şeyi barındırdığını görürsünüz, yaşamın en algılanamaz kokularından en ağır meyvelerinin muazzam tatlarına varan dek. belleğin titreyen yankısında anlaşılmayan, kavranmayan, deneyimlenmeyen ve bilinmeyen hiçbir şey yoktur; hiçbir deneyim çok az değildir ve en küçük olay bir kader gibi açılır ve kaderin kendisi harika, geniş bir ağ gibidir; sonsuz hassas bir el tarafından yönlendirilir ve diğerinin yanına yerleştirilir ve yüzlerce kişi tarafından tutulur ve taşınır."

edit: imla.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kitle psikolojisi en iyi şekilde propaganda aracılığıyla kontrol altına alınır. bu propagandayı bazen din adamları, bazen devlet adamları, bazen büyük şirketler, çoğunlukla da hepsi birlikte yapar.

hemen bir örnekle açıklayayım. sene 2004'te ingiltere; abd-ırak savaşına asker gönderme kararı alıyor. ingiliz halkı bu karara, yapılan anketlerde %70'in üzerinde olumsuz görüş belirtiyor, asker gönderilmesini istemiyor. daha sonra ırak'ta bulunan resmi bir belgede ırak'ın yani saddam hüseyin'in ingiltere'ye nükleer başlıklı füzeyle saldırı planladığı ortaya çıkıyor. bu belge bir anda ingiltere'deki bütün televizyon ve radyo kanallarında hızla yayılıyor. ingiliz halkı çok kısa bir süre içerisinde asker gönderme kararına %70'in üzerinde olumlu bakıyor bu sefer. ingiltere hükümeti asker gönderiyor, savaşta etkin rol alıyor ve sonra bu belgenin sahte olduğu ortaya çıkıyor.

tarih boyunca kitleyi etkilemek, teker teker bireyleri etkilemekten her zaman daha kolay olmuştur. bunun için örnekte gördüğümüz gibi küçücük bir kağıt parçası yeterli olmuştur. sahte de olsa.
devamını gör...

yüce tanrı pan, the great god pan, galler'li -wales'li- yazar arthur machen'ın 1894 tarihinde yayınlanan bir kitabıdır. ülkesindeki pagan tapınaklarını gezerken ilham alan yazar kitapta mitolojide insanlara korku salan tanrı pan'ı on dokuzuncu yüzyıla taşımaktadır. bir doktorun ruhani dünyaya erişmek için yaptığı ''yüce tanrı pan'ı görmek'' adlı deneyden sonra şehirde art arda vuku bulan gizemli olayları anlatan kitap bir korku klasiği olarak geçmektedir. kitap ilk çıktığı zamanlarda içeriği sebebiyle yazarın ününü zedelese de zaman içinde kabul görmüş ve kültleşmiştir. roman: howard phillips lovecraft, bram stoker, stephen king gibi yazarları etkilemiş; sinema sahnesine de taşınmıştır. pan'ın labirent'i filmine esin kaynağı olmuştur.

buradan sonrası kişisel fikirlerimi içeriyor ama okumadan önce bilmemeniz gereken bir şeyleri söylemeyeceğim. gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. kitapta toplam karakter sayısı az, kitabın sayfa sayısının da az olduğunu düşünürsek bir çırpıda kolayca anlaşılabilecek bir kitap. fakat ben çevirisinden pek hoşlanmadım (itahki yayınları). kime hitap edildiği, kimin hitap ettiği özellikle son sayfalarda karışıyor. bazı cümleler devrik ve bazı cümlelerde -belki de yazarın cümleyi uzun tutmasından dolayı- bağlaçlar sıfatlar birbirine giriyor.

gelelim korku edebiyatı meselesi. okuduğum ilk ''korku'' romanı olduğu için bir karşılaştırma yapamayacağım fakat gizem öğesi kesinlikle okuduğunuz her satırda hissediliyor. bir polisiye romanı havasında geçmemesi de ayrı bir noktası. sürekli yeni bir bilgi sayesinde farklı sonuçlara ulaşmıyorsunuz. kitap başından sonuna sizi tek bir konuda diken üstüne tutuyor. olaylar yaşanırken değil yaşandıktan sonra anlatılıyor kitapta. sanıyorum kısa olmasının sebebi bu. geçmiş zaman ile, karakterler olayları yaşadıktan sonra anlatıyorlar; olayı yaşayan karakterler anlatılmıyor. konuşmalarla, hikayelerle, olaylarla ve iç seslerle geçen kitap -tekrar söylüyorum- başından sonuna kadar sizi bu gizemin içinde tutuyor.

daha uzun olmasını dileyeceğim ama ne yazık ki çabucak biten bir kitap olarak da sonlanıyor. istenirse birkaç yüz sayfaya yayılabilecek bir konu yüzüncü sayfaya bile gelmeden bitiyor. gizemli, doğaüstü, sürükleyici roman okumayı sevenlerin seveceğini düşünüyorum bu kitabı. okurken, atmosferin içinde hissetmek isteyenler için de kesinlikle başarılı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. belki karakterlerle birlikte nefesiniz kesilmeyecek ama o gri havada, evlerin arasında ve odalarda karakterle birlikte gezeceksiniz gibi geliyor bana.
devamını gör...

gastronomi okuma fikri, çık aklımdan.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

allah bereket versin.
devamını gör...

cidden çok abartıldı. youtube yorumu gibi entry giriyorlar.
gidin okuyun son yazılanları. videonun altına yorum olarak atılacak şeyler sözlüğe tanım olarak girilmiş. kaç yıldır sözlük okuyucusuyum böyle bir şeye denk gelmedim.
devamını gör...

kaynağını dünyanın en derin gölü olan baykal gölü'nden alıp yenisey nehrini besleyen rusya'daki 1849 km uzunluğundaki nehirdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kalbim olabilir. eskittiler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim