(bkz: fakirlerin uğramadığı başlıklar)
devamını gör...

aramaya inanmayan sözlük yazarlarımızın açtığı başlıkları taşıyan çalışkan karıncalardır.
(bkz: aramaya inanmak)
lütfen inanın. böylelikle entryleriniz olması gereken yerde olur.*
devamını gör...

en az "boş yapmak" kadar çiğ, avam, havada/temelsiz ve hem çevreye hem bünyeye zararlı bir çeşit plastik hissiyatı uyandıran söz öbeğimsigillerden acaip bir "şey", deyiş.
devamını gör...

metehan diye bir çocuktan bahseder. bir akrabası olduğunu düşünerek sorarım: metehan kim
çocuk: metehan benim kayınvalidem
devamını gör...

bezgin, yılgın, motivasyonsuz hissetmeye verilen genel isim. her şeyi çabucak tüketen günümüz insanının artık tüketecek bir şeyi kalmadığında yaşama devam etmenin manasız olduğu fikrine kapılmasıdır. genelde kısa sürer fakat, belirtiler devam ederse ilerleyen süreçte depresyon ve daha sonra major depresyona kadar uzanabilir. çağımızın bireyi niçin yaşadığı gibi temel bir soruya dahi cevap üretemeyince yabancılaşma ve boşluk duyguları da kaçınılmaz oluyor tabii.
devamını gör...

o kadar mutlu oluyorum ki oamxoancoanfown
devamını gör...

alkol'e karşı fazla tolerans geliştirmemis bünye ye sahip olan insandır.sanslidir aynı zamanda.
devamını gör...

yine ben tezgahtayım...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

4 sene kadar önce olan şeydir benim için. birinden haddimden fazlasını umdum. orada neşemi, enerjimi bıraktım. annem der ki 'sen neden böyle umursamaz oldun?' yeni değil anam 4 sene oldu siz anca fark ettiniz.
devamını gör...

din adı altında yapılan ritüellerin en az yarısı.

türbe
mum dikmek
kırmızı kuşak
adak
ölüden istemek
kurşun dökmek
yolcuya su dökmek
süslü mezarlar
kulağı çekip tahtaya vurmak
ağıt (ölü-mevlüt)
cenaze yemeği
40 yas
gibi ve evrilmiş birçok inanış.
devamını gör...

"xxxxxx allahın var mı senin?"

kadın adamın geldiğini görmemişti, onun gelmesini beklediği tarafa doğru bakıyordu, adam ise her zamanki tersliğini ispatlar gibi tamamen alakasız yönden gelip oturan kadının yanına ilişti ve bu cümle çıktı ağzından.

" xxxxxx allahın var mı senin?"

2 saat öncesi...

adam uyandı, kafasının içinde her sabah uyandığında olduğu gibi çalan bir şarkı vardı, ne söyleyeni ne de sözlerini yazan adamı seviyor ama o şarkıyı çok seviyordu adam. "uzaktaa çok uzakta güneydeee "diye diye ite kaka çalışan telefonunu zor bela açtı, küfrederek telefonun aklının başına gelmesini bekledi. sonra ondan gelen mesajı gördü, daha çok küfretmeye başladı, içindeki öfke ve kırgınlığı karşı tarafın üstüne yıktı, tam gemileri yakmak üzereyken telefonu çaldı, arayan o idi.

adam şaşırdı, belki de aylar sonra biri ona "gel" diyordu, adamın olduğu yere yürüyerek yaklaşık yarım saatte varılacak bir yerde buluşma teklif etmişti. adam teklifi kabul etti, aklında binlerce iyi ve kötü senaryo ardarda uçuşurken şaşkınlık içinde yola çıktı, kadının dediği yere yürüyerek gitti. kadının yanına nefes nefese ilişti ve o cümleyi kurdu.

kadın adama bi baktı, ne olduğunu anlayınca adamı süzdü, adamın hali, üstü başı o kadar perişandı ki sanırım adamın halini az buçuk bilse bile kafasında bir haftadır yazıştığı adamın imajına pek oturtamadı. hemen yan taraftaki bir cafeye oturdular, kadın adama "ne içersin?" diye sordu, "kahve, sade, büyük" dedi adam zor bela, bir buçuk aydır kahveye hasretti, kadının masada bırakıtığı sigaradan yaktı.

kadın masaya döndüğünde ikisi de o ilk şaşkınlığı biraz üzerinden atmıştı, adam konuşmaya başladı, adam aylardır kanlı canlı, kendisini dinleyecek birini bulmanın telaşı içinde kadına neredeyse hiç söz hakkı vermeden içinde ne varsa, kendine ait, geçmişine ait ne varsa kadının üstüne kustu. saçmaladı, daldan dala atladı, içinden kendine "sus be adam, biraz da o konuşsun" dese de susmadı susamadı.

kadın çok yorgun gözüküyordu, tipi, havası, konuşması tam da adamın hayalinde olduğu gibiydi. ama rahattı, en azından o an için adama karşı, kendine karşı rahattı, bu hal adamın hoşuna gitti.
güldüler, gülüştüler, laf soktular ve en önemlisi birbirlerini anladılar.

zaman neydi, ne kadar sürede bir saat geçerdi önemli değildi, kadın gitmek zorundaydı, kalktılar, tam ayrılacakları zaman adam kadının omzuna gayri ihtiyari dokundu, bu dokunuş ilk ve son olacak gibiydi, bu fırsatı kaçırmak istememiş, güzel bir saatin üstüne bir de dokunuş eklemişti.*

adam karşıya geçti, dönüp arkasına bakmadı, sonra fark etti ki dudaklarında yine o şarkı var, gülümsedi.
gülümsedi.
gülümsedi.



tanım da bırakayım, silinmesin.

"insana bambaşka bir dünyanın kapılarını açan üstün yaşam formu"
devamını gör...

biraz daha kalsana.
devamını gör...

kapıyı kilitlememe rağmen ısrarla kapıyı açmaya çalışarak kapının kilitlenip kilitlenmediğini kontrol etmek.
devamını gör...

"bi gün ölür gidersem kaza kurşunuyla
beni vuran her kimse çıkar birkaç gün sonra
oysa ben hiç kimseyim hiç olmadım
bir hastahanede kadavrayım hiç ölmedim
bir dünya varsa ben orda yoksam ben nerdeyim"
pinhani-hiç kimseyim
çok sevdiğim pinhani'nin kalbime en çok dokunan şarkılarından.. ilk defa kadavra gördüğüm zamana gidiyorum. mezarlıklardan çok etkilendim hep ama o an çok farklıydı. kendimi o kadar yakın hissettim ki o kadavraya yoğun bir duygu patlaması yaşamıştım. bu şarkının bi hikayesi de oldu bende. belki de çok yakın olduğumuz için kadavrayla ayrılamadım ondan bir türlü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

isveç asıllı, progressive yapan ve iki bin onlu yıllar içerisinde "güzel" müzik yapabilen yeni nesil metal band gruplarından. iki bin on dokuz yılındaki istanbul konserine gitmediğim için pişmanım açıkçası. kim bilirdi dünyanın alt-üst olacağını.
devamını gör...

muhtemel aşıyı ercüment ovalı bulurdu, adını da ercüment çözer koyardı diye düşündüğüm sorunsal.
edit: ve hepimize ''neden bana saygı göstermiyorsunuz'' diye haşin gözlerle kızıp canımızı okurdu.
devamını gör...

anne baba ve çocukların mutlu olması gostergedir. detay ise kapı açıldığında burnunuza gelen yemek kokusu, duvarlara asılmış fotoğraflar, lavabonun önüne serilmiş sarı bezdir.
devamını gör...

özellikle geçen senenin son ales, yökdil gibi sınavları ertelemesinin ardından sınav takvimi konusunda gayet bocalayan kurum. yaklaşık bir ay geçti, şimdiye kadar sağlık bakanlığı'yla gerekli bilgi alışverişini yapıp duruma ve gidişata göre bir yol haritası çıkarmaları gerekiyordu. eğer gelecek hafta da 2021'in sınav takvimini ya da en azından ertelenen sınavların tarihini açıklamazlarsa çok başları ağrır. o kadar insan bekliyor çünkü. hele bir de akademik kariyer üzerine yapılan sınavların (ales, yökdil, yds vs.) 2020'de yalnızca birer kere yapıldığını düşünürseniz.
devamını gör...

2020 yapımı yönetmenliğini ve senaristliğini
j blakeson'ın yapımcılığını teddy schwarzman, ben stillman, michael heimler, j blakeson'ın üstlendiği komedi gerilim filmi.

oyuncular
rosamund pike
peter dinklage
eiza gonzalez
chris messina
dianne wiest

bu filme komedi dendiğine inanamıyorum. izlerken çok sinirlerimi hoplatmıştı. çok gerilmiş ve üzülmüştüm.

marla grayson (rosamund pike) diye yasal vasilik yapan bir hatun var filmde. katakulliyle insanlara raporlar aldırıp evlerinden ettiği yetmiyor birde onları bakım merkezlerine kapattırıyor. bir iki derken bir şirket kuruyor ve bir sürü sahipsiz yaşlıyı yerinden yurdundan ediyor. ben filmi izlerken içimden lanetler okudum kendisine siz sakin olun. neyse efem işte gel zaman git zaman sert bir kayaya çarpıyor kendileri. zengin mi zengin tontiş (yoo hiç tontiş değil ama ben korkuma tontiş dedim. başıma bir şey gelmesin sonra.) bir teyzeye dadanıyor kendileri. jenefer peterson (dianne wiest) tabi araştırıyor kimi kimsesi yok hemen sahte evraklar düzenleniyor ve aynı düzen alınıyor teyzemiz evinde.

peki ya o tontiş teyze sandığı kadar tontiş bir teyze mi? kendileri ortalıktan kaybolan çok ünlü bir rus mafyası roman lunyon'un (peter dinklage) anası. anlayacağınız olaylar olaylar. marla bu pes eder mi yahu çeşit çeşit çirkefliklere devam. izlerken saçını başını yolasım geldi. neyse roman bunla baş edemeyince buna iş teklifi ediyor. bu paraya para kattığı yetmiyor birde ünleniyor. gelde parçalama. içimden hep beddualar ettim pis kadına.

tabi sonunda karmanın tecellisi gerçekleşiyor. vay ki vay. ama yok ben yine sinirimi atamadım. neyse film pek beğenildi. ödül bile aldı. komedi veya müzikal en iyi kadın oyuncu dalında altın küre ödülü'ne layık görülmüş. arkadaşım bunun neresi komedi demezler mi insana? dememişler valla. neyse film bitti gitti ben o sarı kadına hala doluyum. ayağını denk al görmeyeyim seni bir yerlerde hahaha.

iyi seyirler efem. hee ben beğendim sayılır çok sinirli ve gergin izledim ama fena değildi. sonu biraz tırt ama idare eder. marla hedefine ulaşmış sonuçta. herkes kin kusuyor demek ki neymiş efendim oyunculuğu gerçekten mükemmelmiş.

iyi seyirler demiş miydim?
iyi seyirler...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim