sen benim kim olduğumu biliyor musun terör örgütü
dinazorların mersin balıklarından sonraki akrabası olarak yeryüzündeki temsilcisi olan bu tür, nev-i şahsına münhasır tavır ve el kol uyuşmazlıkları ile toplumda dikkati çekerler.
bu soru kalıbına bilmiyorum değil; evet biliyorum diyin. sudan çıkmış balık gibi suyuna geri dönmeye çalışacaktır.
çoğunlukla anoxia sonucu ex olurlar.
bu soru kalıbına bilmiyorum değil; evet biliyorum diyin. sudan çıkmış balık gibi suyuna geri dönmeye çalışacaktır.
çoğunlukla anoxia sonucu ex olurlar.
devamını gör...
marlo morgan
aborjinler çölde giderken aniden dururlar. morgan da onlara "mola zamanı değil, neden durduk?" diye sorar. yerli reis der ki; "çok hızlı ilerledik, ruhlarımız geride kaldı, ruhlarımızı bekliyoruz."
böyle yazar bir çift yürek romanında marlo morgan.
ruhların geride kalması meselesi ve ruh bütünlüğü ile ilgili teorilerini, söz konusu romanına yansıtan yazar, bu konuyla ilgili ciddi baskılara maruz kalmış ve romanda anlattıklarının, ne dereceye kadar doğru olduğunu açıklamaya ve kanıtlamaya zorlanmıştır. en sonunda da kitaplarında yer alan hikayelerin doğru olmadığını açıklayarak bu baskıları bertaraf etmiştir.
1937, amerika doğumlu kadın yazar şu an 83 yaşındadır. lowa'da dünyaya gözlerini açmış ve eğitim hayatına, önce düz okullarda devam etmiş, lise döneminde önce normal, mahalli bir liseye gitmiş, ardından da kolej eğitimi alan yazar, kolej eğitiminin ardından missouri üniversitesi'nde biyokimya alanında eğitim almış, daha sonra bu alanlarda ve ek olarak alternatif tıp ilaçları hususunda doktora eğitimini tamamlamıştır.
amerika'nın kansas eyaletinde evlenip iki çocuk sahibi olmasının akabinde yani 25 yılı devirdikten sonra, sağlık alanındaki görevini bırakarak yazın hayatına giriş yapmıştır.
işte bu zamanda ilk kitabı olan bir çift yürek'i yazmış ve yayınlamıştır.
yazdığı birçok kitabında aborjinlerin yaşamına değinen morgan, aborjinli protestocuların tepki ve engellemelerine maruz kalmış, kitapları, film senaryoları hatta hale hazırdaki film çekimleri engellenmeye çalışılmış ve başarılı da olmuşlardır. yine de aborjinlerle tabışmasından memnun olan morgan, yukarıda da belirttiğim gibi baskı ve engellemelere daha fazla dayanamayarak kitaplarında anlattıklarının, kendisi tarafından uydurulmuş olduğunu itiraf etmiştir. son olarak aborjinlerle ilgili seminer ve konferans etkinliklerine düzenlemeye ve bu konuda bilgi vermeye devam etmiştir.
yazarın diğer kitapları ise; sonsuzluğun mesajı, traumfaenger, traumfänger: die reise einer frau in die welt der aborigines, walkabout woman: messenger for a vanishing tribe, det ægte folk : budskabet til mutanterne, to mēnyma, anazētōntas tis rizes, making the message mine'dır.
kitapları birçok dile çevrilen ve dünya üzerinde oldukça yankı uyandıran morgan'ın eserlerinden, henüz sadece iki tanesi dilimize çevrilmiştir. *
devamını gör...
darbe başarısız plan
gümbür gümbür patladığım bir kesit olmuş tebrikler tartarus. *
şaka maka kafa sözlük sineması gelişiyor.
şaka maka kafa sözlük sineması gelişiyor.
devamını gör...
kitap alıntıları
"kişi iyi şeylerle uğraştıktan sonra kötü biri olmaktan utanır. cesaret eğiticidir, bir bebek bile henüz öğrenmediği şeyleri duymaya ve söylemeye çalışır. bir kimse iyi şeyler öğrenirse, yaşlandıkça bunları korumayı sever. bu yüzden çocukları iyi eğitin."
"yaşamın rengi kısadır. bunu da kederlerle değil, olabildiğince mutlu sürmek gerekir."
yakarıcılar - euripides
"yaşamın rengi kısadır. bunu da kederlerle değil, olabildiğince mutlu sürmek gerekir."
yakarıcılar - euripides
devamını gör...
hata yapmayı kazanım olarak görmek
"başarısızlık,daha akıllıca bir karar vermek için mükemmel bir fırsattır."
henry ford
henry ford
devamını gör...
anne babanın sürekli kavga etmesi
birbirlerine uygun olmadıklarını gösteren eylem.
hele bir de "çocuklar için" ayrılmadıklarını söylerler ki, ayrılsalar aslında çocuklar için çok daha iyi ve huzurlu bir ortam çıkacaktır ortaya. anlaşamayan insanların bir arada kalmak için deli gibi çaba harcaması anlamsızdır. onun yerine çocuğa, ayrılmanın çocuğu da terk etmek anlamına gelmediğini güzel güzel anlatsalar ve herkes hayatına baksa çok daha hayırlı olur.
hele bir de "çocuklar için" ayrılmadıklarını söylerler ki, ayrılsalar aslında çocuklar için çok daha iyi ve huzurlu bir ortam çıkacaktır ortaya. anlaşamayan insanların bir arada kalmak için deli gibi çaba harcaması anlamsızdır. onun yerine çocuğa, ayrılmanın çocuğu da terk etmek anlamına gelmediğini güzel güzel anlatsalar ve herkes hayatına baksa çok daha hayırlı olur.
devamını gör...
uyku kalitesini yükselten şeyler
nefes çalışması yapın yatmadan önce. uykuda sağlıklı bir şekilde nefes alıp vermek uyku kalitenizi olumlu etkiler, sabah daha dinç kalkarsınız.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
gündüz gördüğüm ya da geceleri görmek istediğim rüyalara adadığım şahsım adına konuşuyorum, benden iz olmaz. olmaz çünkü yazgının hiç olmayan tarafını yaşarım.
- gerçeklere dön.
- düşünmeden konuşma.
düşünmeden konuşanlara kızarız ya hep; aslında üzerinde durulması gereken konuşmadan düşünmenin olmazı. dil, zincirimse eğer; kırarsam anlatamam ki. heidegger’in eviyken bu çember, nietzsche’den gadamer’e kadar birçok düşünür de unutulmuşluğuna dikkat çeker.
çok unutulmuş bir söz olsun. dikkatimi çek içine. asıl.
unutulmuşluk, ölüm korkusunun başlıca nedeni. eski paradigmayı yıkmayı başaran einstein’ın fiziğindeki kaos aslında bu. bilimin dışladığı mitleri de kucaklaması gayet doğal. tıpkı modern mitlerdeki kaos tanrısının yok ettikleri gibi asıl kâbus, gitmek değil; unutulmak. mezarlar evlerimizden ne kadar uzaksa, ölüm o kadar hatırlanmayacak. bu yüzden herkes birbirinin tarihine geçmek ister. tanrı öldürürse hayat ile ayrılırsın. ama kaos öldürürse daha önce hiç var olmamış gibi hafızalardan yok olursun. kaos öldürürse kimseden iz olmaz. neyse ki birlikte dua eden çiftler ayrılmazmış.
hava da çok erken.
hazır bir kış daha geçerken suretimden, dilimi unuttum. rüzgardan sayfa kapanmasa benim de daha yazacaklarım vardı elbet. bugün rüzgara rağmen düşen her damlanın tadını çıkardım. çok tehlikeli bir şey yaptım. aslında ben de herkes gibi dengemi sağlamaya çalışıyorum. fena halde zamansız. kapıyı açtığım anda içeri hücum eden bir anıydı çünkü. o zaman kitabına on ayraç gerekir. yine yeniden kurulmaktan sıkılmış bir tuzak kadar av aslında. yeniden sıkılmaktan tetik.
kar sustursun şehri, gece olsun.
- gerçeklere dön.
- düşünmeden konuşma.
düşünmeden konuşanlara kızarız ya hep; aslında üzerinde durulması gereken konuşmadan düşünmenin olmazı. dil, zincirimse eğer; kırarsam anlatamam ki. heidegger’in eviyken bu çember, nietzsche’den gadamer’e kadar birçok düşünür de unutulmuşluğuna dikkat çeker.
çok unutulmuş bir söz olsun. dikkatimi çek içine. asıl.
unutulmuşluk, ölüm korkusunun başlıca nedeni. eski paradigmayı yıkmayı başaran einstein’ın fiziğindeki kaos aslında bu. bilimin dışladığı mitleri de kucaklaması gayet doğal. tıpkı modern mitlerdeki kaos tanrısının yok ettikleri gibi asıl kâbus, gitmek değil; unutulmak. mezarlar evlerimizden ne kadar uzaksa, ölüm o kadar hatırlanmayacak. bu yüzden herkes birbirinin tarihine geçmek ister. tanrı öldürürse hayat ile ayrılırsın. ama kaos öldürürse daha önce hiç var olmamış gibi hafızalardan yok olursun. kaos öldürürse kimseden iz olmaz. neyse ki birlikte dua eden çiftler ayrılmazmış.
hava da çok erken.
hazır bir kış daha geçerken suretimden, dilimi unuttum. rüzgardan sayfa kapanmasa benim de daha yazacaklarım vardı elbet. bugün rüzgara rağmen düşen her damlanın tadını çıkardım. çok tehlikeli bir şey yaptım. aslında ben de herkes gibi dengemi sağlamaya çalışıyorum. fena halde zamansız. kapıyı açtığım anda içeri hücum eden bir anıydı çünkü. o zaman kitabına on ayraç gerekir. yine yeniden kurulmaktan sıkılmış bir tuzak kadar av aslında. yeniden sıkılmaktan tetik.
kar sustursun şehri, gece olsun.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara tavsiyeler
bu başlığa girilen tanımları sallayın.
devamını gör...
kitap okumak
bu cehennem dünyasındaki en güzel cennettir.
devamını gör...
devlet memurları bu ülkenin kanayan yarası kamburu kanseridir
çok ağır olduğu için katılmadığım önerme. memurluk kavramında sorunlar var mı? devasa sorunlar var ama ülkenin kanseri denecek noktada da değil.
öncelikle savuşturma amaçlı şu bilgileri paylaşayım: annem babam memurdu, kardeşim de şu an memur. memur düşmanı değilim, olmam da. bir ek not olarak da ömrümde hiç 'k' kodlu bir sınava girmedim, nasip de olmasın zaten.
gelelim memurluk kavramındaki sorunlara. bunlardan ilki bence performansa bağlı iş sonlandırma olmaması. tabii şimdi "bizim ülkede liyakat mi var? bu kötüye kullanılır" diyecekler olabilir, haklılık payları da var ancak ben hiç işini iyi yapamadığı için işten çıkarılan memur görmedim. bir insan işinde başarısızsa başarısızdır. "ömürlük iş" mantığı maalesef memurluğun en büyük sorunlarından biri.
yine bu "ömürlük iş" konusuna bağlı olarak oluşan ortam. birkaç ana başlık hariç işten atılamazsınız. ne yaparsanız yapın kınama, tutanak, soruşturma ve nadiren sürgün ile memurlukta kalırsınız. bu ne demek oluyor peki? taciz(cinsel olması şart değil), mobbing, adamcılık, gruplaşma ve benzeri 50 küsur şey daha iş hayatında yer edinir. iyi bir iş yerinin prensipleri ve disiplini olur. disiplinin olmadığı yerde başarısızlık kaçınılmazdır.
bir diğer konu da maaşların düşüklüğü ve bunun rekabetçi ortamı ortadan kaldırması. maaşlar belki kötünün iyisi olabilir şu anki ortamda ama kesinlikle yüksek denemez.(evet memur maaşlarının çok daha yüksek olması gerektiğini düşünüyorum) peki maaş konusu neyi getiriyor? iyi bilgisayar mühendisleri kpss'ye girmiyor bile. bir nevi elemanın kötüsü devlete kalıyor. milyonluk şirketler bile personelin en iyisini alırken milyarlık, 10 milyarlık işler yapan devlet personelin kötüsünü alıyor. özellikle kritik alanlarda maaşlar kesinlikle rekabetçi olmalı ki insanlar devlette çalışmak istemeli.
öncelikle savuşturma amaçlı şu bilgileri paylaşayım: annem babam memurdu, kardeşim de şu an memur. memur düşmanı değilim, olmam da. bir ek not olarak da ömrümde hiç 'k' kodlu bir sınava girmedim, nasip de olmasın zaten.
gelelim memurluk kavramındaki sorunlara. bunlardan ilki bence performansa bağlı iş sonlandırma olmaması. tabii şimdi "bizim ülkede liyakat mi var? bu kötüye kullanılır" diyecekler olabilir, haklılık payları da var ancak ben hiç işini iyi yapamadığı için işten çıkarılan memur görmedim. bir insan işinde başarısızsa başarısızdır. "ömürlük iş" mantığı maalesef memurluğun en büyük sorunlarından biri.
yine bu "ömürlük iş" konusuna bağlı olarak oluşan ortam. birkaç ana başlık hariç işten atılamazsınız. ne yaparsanız yapın kınama, tutanak, soruşturma ve nadiren sürgün ile memurlukta kalırsınız. bu ne demek oluyor peki? taciz(cinsel olması şart değil), mobbing, adamcılık, gruplaşma ve benzeri 50 küsur şey daha iş hayatında yer edinir. iyi bir iş yerinin prensipleri ve disiplini olur. disiplinin olmadığı yerde başarısızlık kaçınılmazdır.
bir diğer konu da maaşların düşüklüğü ve bunun rekabetçi ortamı ortadan kaldırması. maaşlar belki kötünün iyisi olabilir şu anki ortamda ama kesinlikle yüksek denemez.(evet memur maaşlarının çok daha yüksek olması gerektiğini düşünüyorum) peki maaş konusu neyi getiriyor? iyi bilgisayar mühendisleri kpss'ye girmiyor bile. bir nevi elemanın kötüsü devlete kalıyor. milyonluk şirketler bile personelin en iyisini alırken milyarlık, 10 milyarlık işler yapan devlet personelin kötüsünü alıyor. özellikle kritik alanlarda maaşlar kesinlikle rekabetçi olmalı ki insanlar devlette çalışmak istemeli.
devamını gör...
bilgi kategorisi
gelmesini istediğim ve beklediğim bir özellikti. aktif kullanımı arttıkça teknoloji, tarih, sinema vb. kategorilere bölünmesi muhtemel.
devamını gör...
hermann göring
1. dünya savaşı başladığında sadece bir teğmendi. küçüklüğünden beri (bunda babasının da eski bir asker olmasından dolayı) askeri bir kariyer oluşturma hayali vardı. çocukluğu plastik oyuncak askerlerle oynamakla geçmişti. arkadaşlarını da bu oyunlara davet ederdi. büyüdükçe farketti ki istediği kariyer kara kuvvetlerinde değildi, onun aşkı havadaydı ve her zaman onu isteyecekti.
bu yüzden, bunun için göstereceği emek boşa gitmemeliydi. çok uğraşması gerekse de bir şekilde hedefe varmalıydı. sürekli reddedildi ama pes etmedi. bir gün cephe savaşları devam ederken dizlerinde eklem romatizması sorunları başladı. hemen hastaneye kaldırıldı. amacına ulaşmak için gereken sebep sanki tanrı tarafından ona veriliyordu, bu bir mesaj mıydı? bu fırsatı değerlendirerek bir süre cepheden uzak kalan göring, bir dizi pilot eğitimine katılarak luftstreitkräfte'ye* dahil olmayı başardı. bu göring'in her şeyin başlangıcında attığı o ilk adımdı...

"1917 yılında göring"
bu yüzden, bunun için göstereceği emek boşa gitmemeliydi. çok uğraşması gerekse de bir şekilde hedefe varmalıydı. sürekli reddedildi ama pes etmedi. bir gün cephe savaşları devam ederken dizlerinde eklem romatizması sorunları başladı. hemen hastaneye kaldırıldı. amacına ulaşmak için gereken sebep sanki tanrı tarafından ona veriliyordu, bu bir mesaj mıydı? bu fırsatı değerlendirerek bir süre cepheden uzak kalan göring, bir dizi pilot eğitimine katılarak luftstreitkräfte'ye* dahil olmayı başardı. bu göring'in her şeyin başlangıcında attığı o ilk adımdı...

"1917 yılında göring"
devamını gör...
emmanuel adebayor
arsenal'den city'e transfer olup eski takımına gol atınca, yaklaşık 50 metre depar atıp eski takımının taraftarlarının önünde sevinmiş futbolcu.
ülkemizde başakşehir futbol kulübünde iyi bir performans sergilemiştir.
ülkemizde başakşehir futbol kulübünde iyi bir performans sergilemiştir.
devamını gör...
freud mutluluğun mimarı
bir stefan zweig kitabıdır.
stefan zweig tarafından, freud anlatılıyor. güzel bir kitap ama objektif bir bakış açısıyla anlatılmamış. diyorsanız ki ben freud öğrenmek istiyorum ve tanımak istiyorum işte o zaman bu kitabı tavsiye etmem. yanlı bir şekilde freud anlatılıyor. freud kitapta anlatılan bir insan değil.
kitap karışık bir kitap değil. gayet anlaşılır ve sade bir kitap. okurken hem keyif aldım hem çok hoşuma gitti. freud ve çalışmaları detaylı ve basit şekilde inceleniyor. incelenirken neden öyle yaptığı ve ne düşündüğü basit şekilde anlatılıyor. özel hayatı ve yaşama şekli aktarılıyor. örnekler ve gözlemler son derece yerinde. freud ve psikolojiye getirdiği farklılıklar güzel şekilde aktarılıyor. yeri geliyor çok övülüyor ama kitabın objektif olmadığını anladıktan sonra pek sorun olmuyor.
ilk sayfadan itibaren zweig abi nasıl bir freud hayranı anlıyorsunuz. sevdiği birini gözlemlerken objektif olmamış ama büyük bir keyifle anlatmış. ruh halini az buçuk anladım okurken. herif zevk alarak yazmış kitabı.
yazar kitabında freud'un psikanaliz'i icat ederek insan ruhunun içini aydınlatmayı başardığını ve mutlu etmeyi başardığını ileri sürüyor. yaptıklarını bir devrim olarak görüyor ki bence burada haklı.
freud tarih boyunca en çok yanlış anlaşılan insanlardan birisiydi ve zweig bu yanlış anlaşılmaları düzeltmeye çalışarak kitabına ekliyor. freud ve bazı çalışmalarının yanlışlığını düzeltmeye çalışıyor. ayrıca dönemin avrupası'nın durumu gözler önüne seriliyor. hasta avrupa denilen tabirin sebepleri aktarılıyor. güzel bir çalışma.
ben zaten freud hakkında birçok eser okuduğum için bana pek övgü tarafı batmadı. rahatsız olmadan okudum sevdim. basit ve güçlü bir kitap. alıp rahatça okunabilir çok kafa patlatmaya ve üzerine düşmeye gerek yok.
benim elimdeki kitap zeplin yayınlarının kitabıydı. kitabın çevirisini mine bali yapmış. kitap 180 sayfa ve iyi bir kitap rahatlıkla tavsiye edebilirim. hem de herkese tavsiye edebilirim. bu kitabı okumak için illa bir birikime sahip olmanıza gerek yok.
yazımı kitabın kapağında bulunan bir yazıyla sonlandırıyorum.
insan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir.
stefan zweig tarafından, freud anlatılıyor. güzel bir kitap ama objektif bir bakış açısıyla anlatılmamış. diyorsanız ki ben freud öğrenmek istiyorum ve tanımak istiyorum işte o zaman bu kitabı tavsiye etmem. yanlı bir şekilde freud anlatılıyor. freud kitapta anlatılan bir insan değil.
kitap karışık bir kitap değil. gayet anlaşılır ve sade bir kitap. okurken hem keyif aldım hem çok hoşuma gitti. freud ve çalışmaları detaylı ve basit şekilde inceleniyor. incelenirken neden öyle yaptığı ve ne düşündüğü basit şekilde anlatılıyor. özel hayatı ve yaşama şekli aktarılıyor. örnekler ve gözlemler son derece yerinde. freud ve psikolojiye getirdiği farklılıklar güzel şekilde aktarılıyor. yeri geliyor çok övülüyor ama kitabın objektif olmadığını anladıktan sonra pek sorun olmuyor.
ilk sayfadan itibaren zweig abi nasıl bir freud hayranı anlıyorsunuz. sevdiği birini gözlemlerken objektif olmamış ama büyük bir keyifle anlatmış. ruh halini az buçuk anladım okurken. herif zevk alarak yazmış kitabı.
yazar kitabında freud'un psikanaliz'i icat ederek insan ruhunun içini aydınlatmayı başardığını ve mutlu etmeyi başardığını ileri sürüyor. yaptıklarını bir devrim olarak görüyor ki bence burada haklı.
freud tarih boyunca en çok yanlış anlaşılan insanlardan birisiydi ve zweig bu yanlış anlaşılmaları düzeltmeye çalışarak kitabına ekliyor. freud ve bazı çalışmalarının yanlışlığını düzeltmeye çalışıyor. ayrıca dönemin avrupası'nın durumu gözler önüne seriliyor. hasta avrupa denilen tabirin sebepleri aktarılıyor. güzel bir çalışma.
ben zaten freud hakkında birçok eser okuduğum için bana pek övgü tarafı batmadı. rahatsız olmadan okudum sevdim. basit ve güçlü bir kitap. alıp rahatça okunabilir çok kafa patlatmaya ve üzerine düşmeye gerek yok.
benim elimdeki kitap zeplin yayınlarının kitabıydı. kitabın çevirisini mine bali yapmış. kitap 180 sayfa ve iyi bir kitap rahatlıkla tavsiye edebilirim. hem de herkese tavsiye edebilirim. bu kitabı okumak için illa bir birikime sahip olmanıza gerek yok.
yazımı kitabın kapağında bulunan bir yazıyla sonlandırıyorum.
insan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir.
devamını gör...
aykut (yazar)
çözüm odaklı, yazılı düşünme kabiliyeti olan, seri düşünen, nezaketli ve seri yazan bir moderatör.
devamını gör...
ateistlerin başka dertleri yok gibi dinlerle uğraşması
elimizi vicdanımıza koyup derin bir şekilde düşünelim ve hatırlayalım. gerçekten ateistler mi daha çok dinle uğraşıyor, dinciler ve dinler mi ateistlerle daha çok uğraşıyor? daha doğrusu dinin ve dindarların uğraşmadığı bir şey var mı? kadınlar, lgbtqi+ bireyleri, solaklar...
devamını gör...
melancholy man
sözlerinde herkesin kendinden bir parça bulabileceği 1970 yılından süzülüp gelen harika bir the mody blues. dile kolay tam 51 yıl...
devamını gör...

