sözlükte güzel kız olmaması
şansını erkeklerde dene bir de.
devamını gör...
ilişkilere dair acı gerçekler
hep giderler.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
üniversitedeyiz erkek yurdunun halı sahası var, 150-200 m ileride kız yurdu, onun da 100-150 m ilerisi tıp fakültesi idi. futbol maçı yaparken arkadaşın bacağı kırıldı, şurdan şuraya zaten ölmez zaten hadi sırtlayalım, omuzlayalım şunu da hemen götürelim dedik. kız yurdunun önünden geçerken kapıda 2 tane ambulans gördük. güvenlikleri kendi arasında konuşurken: yine biri sevgilisinden ayrıldı galiba falan diyordu.
bizler ambulansları gereksiz meşgul etmeyelim durumu daha acil olan hastalara yetişsinler diye düşünürken, babalarının prensesinin yurduna, ambulansın biri giriyordu biri çıkıyordu.
bizler ambulansları gereksiz meşgul etmeyelim durumu daha acil olan hastalara yetişsinler diye düşünürken, babalarının prensesinin yurduna, ambulansın biri giriyordu biri çıkıyordu.
devamını gör...
sözlükteki herkes ile tanışma isteği
böyle çok tatlı geliyorsunuz gözüme. herkesin mesaj kutusuna girip tanışmak istiyorum. ama sonra diyorum ki yapma yanarız.*
normalde bana aşırı zıt bir düşünce bile güldürüyor beni. gerçi böyle görsem saydiracaklarim da var da oraya girmeyelim hiç.
öyle işte ya ben bu ara çok sevgi pıtırcığıyım ya da bazıları çok güzel rol yapıyor. bu kadar değişik insanın bir arada bulunması imkansız çünkü.*
normalde bana aşırı zıt bir düşünce bile güldürüyor beni. gerçi böyle görsem saydiracaklarim da var da oraya girmeyelim hiç.
öyle işte ya ben bu ara çok sevgi pıtırcığıyım ya da bazıları çok güzel rol yapıyor. bu kadar değişik insanın bir arada bulunması imkansız çünkü.*
devamını gör...
seneca
stoacı romalı düşünür.
çileli ve çalkantılı bir ömür geçirmiştir. bu anekdottan yola çıkarak kendisinin stoacı olmasının zemini kolayca kurulabilir ancak amerika'yı tekrar keşfetmeye gerek duymuyorum. onun yerine, kendisinin en meşhur eseri olan epistulae morales yani ahlak mektupları'ndan birazcık bahsedeceğim.
epistulae morales'te seneca, mektup tarzında sicilya'nın procurator'u olan lucilius'a seslenir. ahlaki prensiplere göre yaşamanın prensiplerinin seneca tarafından yalın bir dille çizildiği bu mektuplar aynı zamanda irade terbiyesi yolunda ilerlemek, yaşamdan aldığı keyfi artırmak ve verimliliğini güçlendirmek isteyen kişiler için bir rehber niteliği taşımaktadır. zamanın, doğa tarafından insana hediye edilen yegane şey olduğunu ancak bu şeyin dahi kaygan, kaçıp giden bir olguya tekabül ettiğinin altını çizen seneca, geçmişin üzüntülerinden ve geleceğin kaygılarından azade olmak gerekliliğini tane tane anlatır.
iyi yaşamanın, iyiliklerin en yücesi olarak erdemliliğin tanımlandığı bu eserde seneca, lucilius aracılığı ile doğal olarak okurla konuşur ve kendisinin zayıf yönlerini ortaya koymaktan da çekinmez. genel olarak kibirden uzak, sade bir şekilde yazılmış bu mektuplar birçok insana rehberlik edebilecek tavsiyeleri içermektedir.
seneca'nın bu eserinin fevkalade bir türkçe çevirisi, türkan uzel hocamız tarafından yapılmış ve jaguar yayınları tarafından basılmıştır.
seneca ise, ahlak mektupları'nda sık sık öğütlediği gibi; ölümü sık sık tefekkür etmiş, yaşama kendisini belki de bu şekilde bağlamış ve imparatorun direktifi gereği usulca intihar ederek yaşam sahnesinden çekilmiştir. ölümünü başkalarının eline bırakmaması, yalvarmaması ve üzerine düşeni yapmasıyla seneca, felsefesini davranışlarına yansıtarak; hocaları epikuros ve sokrates'i utandırmamıştır.
çileli ve çalkantılı bir ömür geçirmiştir. bu anekdottan yola çıkarak kendisinin stoacı olmasının zemini kolayca kurulabilir ancak amerika'yı tekrar keşfetmeye gerek duymuyorum. onun yerine, kendisinin en meşhur eseri olan epistulae morales yani ahlak mektupları'ndan birazcık bahsedeceğim.
epistulae morales'te seneca, mektup tarzında sicilya'nın procurator'u olan lucilius'a seslenir. ahlaki prensiplere göre yaşamanın prensiplerinin seneca tarafından yalın bir dille çizildiği bu mektuplar aynı zamanda irade terbiyesi yolunda ilerlemek, yaşamdan aldığı keyfi artırmak ve verimliliğini güçlendirmek isteyen kişiler için bir rehber niteliği taşımaktadır. zamanın, doğa tarafından insana hediye edilen yegane şey olduğunu ancak bu şeyin dahi kaygan, kaçıp giden bir olguya tekabül ettiğinin altını çizen seneca, geçmişin üzüntülerinden ve geleceğin kaygılarından azade olmak gerekliliğini tane tane anlatır.
iyi yaşamanın, iyiliklerin en yücesi olarak erdemliliğin tanımlandığı bu eserde seneca, lucilius aracılığı ile doğal olarak okurla konuşur ve kendisinin zayıf yönlerini ortaya koymaktan da çekinmez. genel olarak kibirden uzak, sade bir şekilde yazılmış bu mektuplar birçok insana rehberlik edebilecek tavsiyeleri içermektedir.
seneca'nın bu eserinin fevkalade bir türkçe çevirisi, türkan uzel hocamız tarafından yapılmış ve jaguar yayınları tarafından basılmıştır.
seneca ise, ahlak mektupları'nda sık sık öğütlediği gibi; ölümü sık sık tefekkür etmiş, yaşama kendisini belki de bu şekilde bağlamış ve imparatorun direktifi gereği usulca intihar ederek yaşam sahnesinden çekilmiştir. ölümünü başkalarının eline bırakmaması, yalvarmaması ve üzerine düşeni yapmasıyla seneca, felsefesini davranışlarına yansıtarak; hocaları epikuros ve sokrates'i utandırmamıştır.
devamını gör...
sabah yapılan ilk iş
yüzümü yıkayıp diş fırçalamak, 25 şınav çekip odayı 90sn'de terk etmek.
devamını gör...
kadınların tahammül edilemeyen hareketleri
sırf vajinamız ve bir çift mememiz var diye kendimizi ulaşılmaz görmüyoruz. kendimizi değerli görüyoruz, çünkü öyleyiz. birtakım aksi hareketlerimiz olsa da ufacık detaylara kalbimizi bırakabiliyoruz. merhametliyiz, vicdanımızın sesini duyuyoruz, en önemlisi tecavüz etmiyor ve de insan haklarını yok etmiyoruz.
kadınlara vajinadan/memeden oluşmuş gibi bakmayın. her neyse, sinirlerim gerildi.
bir kadın olarak şahsımın en uyuz olduğu kadın davranışı gelgitli ruh halidir.
kadınlara vajinadan/memeden oluşmuş gibi bakmayın. her neyse, sinirlerim gerildi.
bir kadın olarak şahsımın en uyuz olduğu kadın davranışı gelgitli ruh halidir.
devamını gör...
insanın memleketini sevme nedeni
memleket isterim
memleket isterim gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
memleket isterim ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
kardeş kavgasına bir nihayet olsun. memleket isterim ne zengin fakir,
ne sen ben farkı olsun;
kış günü herkesin evi barkı olsun. memleket isterim yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
olursa bir şikayet ölümden olsun.
(bkz: cahit sıktı tarancı)
memleket isterim gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
memleket isterim ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
kardeş kavgasına bir nihayet olsun. memleket isterim ne zengin fakir,
ne sen ben farkı olsun;
kış günü herkesin evi barkı olsun. memleket isterim yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
olursa bir şikayet ölümden olsun.
(bkz: cahit sıktı tarancı)
devamını gör...
at çalmaya gidiyoruz
çok huzurlu ve etkileyici bir roman.
iki farklı zaman dilimi içerisinde gidip geliyorsunuz. tam anlamıyla derin bir yüzleşme yaşanıyor. baş kahramanın hayatını anlamlandırmaya çalışmasına, varoluş sancısına şahit oluyorsunuz.
burada ki at çalmak ifadesi, yakın bir arkadaşla ormanda boş gördüğü ata binmek, dolaşmak anlamını taşıyor. tam bir çalma vakası değil kısa süreli el koyma desek daha hoş olur. *bütün aile sırları, kişilik buhranları işte bu 'at çalmak' hikayesi ile başlıyor. doğa’nın zor şartları, babaya benzeme çalışmaları (onun gibi güçlü, kudretli olma) ve baba’nın sırlarına şahit olup onun kafada ki o eşsiz görüntüsünün sarsılması, hayal kırıkları yaşanması ile sürekli dengeleri değiştiriyor.. her şey var bu kitapta. tıpkı yaşam gibi.. özellikle küçük yaştaki çocukların doğa koşulları altında direkt büyümesi aslında o çocukluğu yaşamadan ağır sorumluluk alıp kaldıramamalarını görüyoruz. roman insan’ın içindeki hazin bir tarafı da ortaya çıkartıyor.
ben orman olmuştum.
orman adamların hikayesi...
baş karakter trond yaşlılığını tıpkı çocukluğundaki gibi bir orman kulübesinde geçirmek istiyor. oraya dönüp geçmişle yüzleşme yaşayacağı kişi ile karşılaşıyor. bu karakterin hem 15 yaşındaki toy halinin hem de yaşlılık halinin tasviri o kadar güzel yapılmış ki.
kitapta en çok dikkatimi çeken ikizler olayıydı. iki yerde birbirinden bağımsız ikizler geçiyordu ve burası spoiler içerecek muhakkak biri ölüyordu.
yazar bir röportajında ikizler takıntısı olduğunu belirtmiş. kendisinin bir ikizi olmadığı için şanslı hissediyormuş. eğer bir ikizi olsaydı erken ölen muhakkak kendisi olurmuş gibi algılaması var. ilginç geldi.
yazarın diğer kitaplarınıda bu vesileyle okumaya çalışacağım. çünkü uzun zamandır bu kadar etkileyici bir anlatımla karşılaşmadım.
kitap evernevergreen önerisiydi.* benimle birlikte okuyan yagami light ın yorumu ile de taçlanmış, çiçeklenmiş.
kitap norveç köyünden el sallıyor, diyor ki,
haydi at çalmaya...
iki farklı zaman dilimi içerisinde gidip geliyorsunuz. tam anlamıyla derin bir yüzleşme yaşanıyor. baş kahramanın hayatını anlamlandırmaya çalışmasına, varoluş sancısına şahit oluyorsunuz.
burada ki at çalmak ifadesi, yakın bir arkadaşla ormanda boş gördüğü ata binmek, dolaşmak anlamını taşıyor. tam bir çalma vakası değil kısa süreli el koyma desek daha hoş olur. *bütün aile sırları, kişilik buhranları işte bu 'at çalmak' hikayesi ile başlıyor. doğa’nın zor şartları, babaya benzeme çalışmaları (onun gibi güçlü, kudretli olma) ve baba’nın sırlarına şahit olup onun kafada ki o eşsiz görüntüsünün sarsılması, hayal kırıkları yaşanması ile sürekli dengeleri değiştiriyor.. her şey var bu kitapta. tıpkı yaşam gibi.. özellikle küçük yaştaki çocukların doğa koşulları altında direkt büyümesi aslında o çocukluğu yaşamadan ağır sorumluluk alıp kaldıramamalarını görüyoruz. roman insan’ın içindeki hazin bir tarafı da ortaya çıkartıyor.
ben orman olmuştum.
orman adamların hikayesi...
baş karakter trond yaşlılığını tıpkı çocukluğundaki gibi bir orman kulübesinde geçirmek istiyor. oraya dönüp geçmişle yüzleşme yaşayacağı kişi ile karşılaşıyor. bu karakterin hem 15 yaşındaki toy halinin hem de yaşlılık halinin tasviri o kadar güzel yapılmış ki.
kitapta en çok dikkatimi çeken ikizler olayıydı. iki yerde birbirinden bağımsız ikizler geçiyordu ve burası spoiler içerecek muhakkak biri ölüyordu.
yazar bir röportajında ikizler takıntısı olduğunu belirtmiş. kendisinin bir ikizi olmadığı için şanslı hissediyormuş. eğer bir ikizi olsaydı erken ölen muhakkak kendisi olurmuş gibi algılaması var. ilginç geldi.
yazarın diğer kitaplarınıda bu vesileyle okumaya çalışacağım. çünkü uzun zamandır bu kadar etkileyici bir anlatımla karşılaşmadım.
kitap evernevergreen önerisiydi.* benimle birlikte okuyan yagami light ın yorumu ile de taçlanmış, çiçeklenmiş.
kitap norveç köyünden el sallıyor, diyor ki,
haydi at çalmaya...
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
"bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor." (bkz: simyacı)
devamını gör...
öksürük
derler ki, aşk gibidir gelince tutulamaz.
devamını gör...
son feci mars
sözlükte tanıştığım en tatlı insanlardan birisi.samimiyeti,tatlılığı,sohbeti o kadar güzel kii.insanları mutlu etmeyi seviyo ve çok da güzel başarıyo bence.umarım hep aramızda olur.
devamını gör...
suat suna
ansızın çektin gittin'i seslendiren karizma.
devamını gör...
kırıcı olmaktan korkmak
kiracı olmaktan korkmak şeklinde okuduğum başlık.
devamını gör...
gereksiz romantize edilen kavramlar
milliyetçilik, etnik köken
insan olun arkadaşım. bakın şikayet edip, sabah akşam sövdüğümüz, her seçimi kazanan parti gücünü bu iki kavramdan almaktadır. 21. yüzyılda hala bu kavramların romantize edilmesine çıldırıyorum. ranke bey rahat uyuyor musunuz mezarınızda? bu dertleri başımıza hep siz açtınız.
insan olun arkadaşım. bakın şikayet edip, sabah akşam sövdüğümüz, her seçimi kazanan parti gücünü bu iki kavramdan almaktadır. 21. yüzyılda hala bu kavramların romantize edilmesine çıldırıyorum. ranke bey rahat uyuyor musunuz mezarınızda? bu dertleri başımıza hep siz açtınız.
devamını gör...
küresel eşitsizlik
''en zengin 62 kişinin, dünyanın %50’sine tekabül eden 3,6 milyar insanla eşit mal varlığına sahip olduğu bir dünyada yaşıyoruz. en zengin 20 ülkenin geliri, en fakir 20 ülke gelirinin tam 46 katı daha fazla.'' bu adaletsizlik sizi rahatsız etti değil mi? eşitsizlik öyle bir hal almış ki, dünyadaki 5 yaşının altındaki çocuk ölümlerinin sayısının bile arasında uçurum kadar fark var. yaşam süresinden bahsetmiyorum bile.
2017 united nations publications verilerine göre, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin küresel ortalaması %3.9 iken, sadece somali'de ortalama %12.7, izlanda'da ise %0.21'dir. yüzdeler arasındaki eşitsizliğin elbette birçok nedeni var ve temelde sosyo-ekonomik faktörler yatıyor. çocuklar temiz suya ve yiyeceğe ulaşmakta güçlük çekiyor. hatta doğrusunu söyleyeyim mi? ulaşamayıp ölüyor! konaklamanın kaliteli olmamasından ve kızamık'tan bahsetmiyorum bile. evet, 21. yüzyılda hala kızamıktan ölen çocuklar var çünkü bu ülkeler tıpta gelişmemiş, dolayısıyla aşılama da olmuyor. anne faktörü de önemli tabii. anne gebeyken çalıştığı ve yeterli beslenemediği için çocuğunun bağışıklık sistemi de dirençli olmuyor.
insanlar bu kadar açgözlü bir haldeyken küresel eşitsizlik son bulmayacaktır hatta birçok konuda katlanarak artacaktır.
2017 united nations publications verilerine göre, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin küresel ortalaması %3.9 iken, sadece somali'de ortalama %12.7, izlanda'da ise %0.21'dir. yüzdeler arasındaki eşitsizliğin elbette birçok nedeni var ve temelde sosyo-ekonomik faktörler yatıyor. çocuklar temiz suya ve yiyeceğe ulaşmakta güçlük çekiyor. hatta doğrusunu söyleyeyim mi? ulaşamayıp ölüyor! konaklamanın kaliteli olmamasından ve kızamık'tan bahsetmiyorum bile. evet, 21. yüzyılda hala kızamıktan ölen çocuklar var çünkü bu ülkeler tıpta gelişmemiş, dolayısıyla aşılama da olmuyor. anne faktörü de önemli tabii. anne gebeyken çalıştığı ve yeterli beslenemediği için çocuğunun bağışıklık sistemi de dirençli olmuyor.
insanlar bu kadar açgözlü bir haldeyken küresel eşitsizlik son bulmayacaktır hatta birçok konuda katlanarak artacaktır.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
“eğer yumurtalar kırıldıysa çoktan, onlardan çok güzel bir omlet yapmalı.”
nerede duyduğumu hatırlamıyorum ama beni çok etkilemişti.
-yumurtaları hep kırdığım için sanırım*-
nerede duyduğumu hatırlamıyorum ama beni çok etkilemişti.
-yumurtaları hep kırdığım için sanırım*-
devamını gör...
şaman
diğer bir deyişle "kam"
kam davulu çalarak spiritual öğretilere dayanarak ruhlar, tanrılar (kut bulmuş yüce ruhlar ) ve insan arasında köprü görevi gören din insanlarıdır. günümüzde geleneksel şamanizme dayalı yeterli bilgi olmadığından , revize edilerek uygulanmaya başlanmış buna da neo-şamanizm adı verilmiştir. ritüellerini canlı canlı izlemek isteyenler 2 senede bir icra edilen uluslararası hun turan kurultayı için macaristana gidebilirler.
kam davulu çalarak spiritual öğretilere dayanarak ruhlar, tanrılar (kut bulmuş yüce ruhlar ) ve insan arasında köprü görevi gören din insanlarıdır. günümüzde geleneksel şamanizme dayalı yeterli bilgi olmadığından , revize edilerek uygulanmaya başlanmış buna da neo-şamanizm adı verilmiştir. ritüellerini canlı canlı izlemek isteyenler 2 senede bir icra edilen uluslararası hun turan kurultayı için macaristana gidebilirler.
devamını gör...
kürtçe
sözlük yazarlarının ciddi anlamda ekşideki aktrolleri aratmadığını görmüş olduğum başlık. bu ne hazımsızlıktır arkadaşlar. diller içinde kültür barındırır. farsça ile sayılarının aynı olduğunu yazan arkadaş, kürtçenin orijinal olmadığını vurgulamış. bravooo arkadaşım aydınlattın herkesi. farça bu dilin atasıdır zaten. yalnız bu arkadaşa türkçe olarak bildiği bir çok kelimeninde aslında farsça olduğunu söylemek isterim. üniversitede farsçanın bütün kurlarının almıştım. bütün arkadaşların ve hatta hocanın da kürtçe bildiğini fark ettiğimde şaşırmıştım. o güne kadar kürtçe dilini duymuşluğum vardı fakat bilgim yoktu. türkiyede konuşulduğu illerde farklılık gösterirmiş ve hatta birbirlerini anlayamazlarmış. bir de suriye'de, ırak'ta, ıran'da ve türkiye'de konuşulan kürtçe yine farklılık göstermekteymiş. dil değilmiş, orijinal değilmiş blaa blaa blaa. kardeşim sen bana söyle bakayım tanıl bora okudun mu hiç? okuduğun her cümleyi anlıyor musun? kendi dilinin orijinal halini bilmediğine o kadar eminim ki!
devamını gör...
