6 sezonluk amerikan yapımı bir dizi. aksiyon, suç severler ekran başına. hukuk, avukatlar, savcılar, mahkemelerin sahnede olduğu suit'ten sonra başarılı bulduğum bir dizi. kimin eli kimin boynunda türünden ters köşe bolluğu yaşatıyor. başrolde başarılı ve alfa bir avukat kadın yer alıyor. aynı zamanda hukuk dersi veriyor. mezun verene kadar yanına asistan aldığı 5 öğrenci var, eskileri mezun edince yeni dönem tekrar seçiyor ve olaylar böyle başlıyor. diziden çıkarmanız gereken anlam, katile yardım etmeyin falan(!) herhalde? öyle derin anlamlar içermiyor, mısırını patlatıp koltuğa yayıla yayıla izlemelik, arada başını koyup kestirmelik bir seri işte.



oliver ve conner'ı asla yakıştıramadım, conner'ı bencil sanıyordum ama oliver tam pick me boy çıktı. asistanlar arasından sevdiğim tek karakter conner'dır. geri kalan sümüksüklerin ağlayıp zırlamalarından sıkılıp çoğunlukla atlayarak izledim. annalise'in kocasının eski eşinden olan oğlunun adını hatırlayamadım, ama o da tam anlamıyla sinir katsayımı arttıran bir tipti. bu hikayede mutlu olmayı hak eden 4 kişi vardır, annalise, conner ve bonnie. hiçbir sahnede ağlamadım sanırım ama bonnie ve sevgilisinin beraber ölüşü mahvetmişti beni. tam kavuştular derken her şey mahvoldu, gördüğüm en dokunaklı ölümdü.
devamını gör...

dünyanın en zor işlerinden bir tanesidir, başarabileni cindir. bir yandan videodaki ablamızın "bunu yapabilirsin" nidaları bir yandan kapının açılıp içeriye annenin girmesiyle sönen motivasyon...
devamını gör...

scooby doo izlerken şemsiyeyle yüksek bi yerden atlıyodu, salına salına iniyordu aşağıya. koltuklardaki ufak denemelerim sonrasında balkondan atlamayı uygun görerek balkona çıkıp küçük şemsiyemi açıp tam atlayacakken babam tutmuştu beni. yine b.k yoluna gidiyomuşuz.
devamını gör...

kadınlardaki güzellik algısının cinsiyet değiştirmiş hali.
gülme komşuna gelir başına.
bence hiç bir mahzuru yok.
kanat getirecek kadar şişenler uçabilecek mi diye merakla bekliyorum.
devamını gör...

aksaray'ın merkeze bağlı sevinçli köyü muhtarı umut ş.

kız kaçırmak için yakınlarıyla birlikte köyde bir evi basmış. kaçırmak istedikleri 15 yaşındaki kızı evde bulamayınca eve silahla ateş açıp aileyi taş ve sopalarla darbetmiş. 1'i ağır 3 kişinin yaralandığı olayda 7 kişi gözaltına alınmış.

muhtar kızı daha önce bir defa kaçırmış. vali devreye girip kızı bulmuş ve ailesine teslim etmiş. fakat muhtar rahat durmayıp kızı yine kaçırmaya çalışınca olaylar bu noktaya gelmiş. hayır yani ilk kaçırmasında neden bu adam içeri tıkılmıyor da dışarda dolaşıyor. kafayı yememek elde değil. teksas sanki.

kızın 15 yaşında olmasına mi üzülsem, olayı gerçekleştiren kişinin muhtar olmasına mı küfretsem, yoksa daha önce kaçırdığı halde dışarda dolaşmasına mı kafa yorsam anlamadım gitti.

kaynak: www.haberler.com/kiz-kacirm...
devamını gör...

türkiye sosyolojisine az biraz hakim olan kişinin şaşırmayacağı durumdur. hatta aksine bekar olup ailesiyle aynı şehirde yaşamasına rağmen kendi evine çıkmış bir kişi daha çok şaşkınlık vericidir. olması gereken, ideal olan yahut seçme şansımız olsa tercih edeceğimiz durumlar ile yaşadığımız coğrafya ve toplumun gerçeklerini karıştırmayalım derim. zira bu ülkede değil ayrı bir eve, kendine ait bir odaya bile sahip olmayan nice 30 yaşında insanlar var. üstelik kendine yeni bir ev tutacak maddi gücü olduğu halde bu şekilde yaşıyorlar. hele ki bir de kadınsa bu kişi çok istisnadır ki evlenmeden ayrı eve çıkabilsin. bu ülkede pek çok "ekonomik özgürlüğü olan" kadın bile sadece kendine ait bir alanı yani özgürlüğü olsun diye evleniyor. çok acı ama öyle. tüm bunları bildiği ve gördüğü halde hâlâ bu "tip"e şaşıran yoktur sanıyorum.
devamını gör...

kimisi elsiz doğar, kimisi kolsuz, kimisi de vicdansız doğmuştur bu başlıktaki mahlukat gibi.
devamını gör...

zıtlıkların şairi louis aragon tarafından kaleme alınmış şiir. 1959 yılında koleksiyonlaşmış olan eserin bir parçası olan şiir; sait maden çevirisi ile elsa'ya şiirler kitabında bulunuyor. şiirin orijinal ismi je vais te dire un grand secret, neredeyse birebir çevrildiğini söylemek sanıyorum yanlış olmayacaktır. aragon'un şiirlerinde elsa'yı bambaşka bir gözle görüyoruz; azap ve tutkunun iki ayrı yüzü. mutlu aşk yoktur (il n’y a pas d’amour heureux) şiirini yorumlarken şairin elsa'yı anlattığı şiirlerine de göz atmak gerek, sana büyük bir sır söyleyeceğim şiiri bu şiirlerin başında geliyor çünkü aragon aşkın mutsuz yanının yitip gideceğini bilmek olduğunu; zamanın ne denli hızlı akıp her şeyi toza ve çamura bulayacağını biliyordu. bu şiir; insanın gözlerinin önünde duran güzelliğin ona yalnızca sevgi değil derin bir azap da hissettirebileceğinin bir portresi. aragon kelimeleri bıçak gibi keskin kullanmış, dizeler var olan tüm oyuntularımıza kan gibi doluyor ve elsa'yı aragon'un gözlerinden görmeye zorluyor bizi. attilâ ilhan'ın böyle bir sevmek şiirinde söylediği gibi: " böyle bir sevmek görülmemiştir."

--- alıntı ---

je vais te dire un grand secret le temps c'est toi
le temps est femme ıl a
besoin qu'on le courtise et qu'on s'asseye
a ses pieds le temps comme une robe à défaire
le temps comme une chevelure sans fin
peignée
un miroir que le souffle embue et désembue
le temps c'est toi qui dors à l'aube où je m'éveille

c'est toi comme un couteau traversant mon gosier
oh que ne puis-je dire ce tourment du temps qui ne passe point
ce tourment du temps arrêté comme le sang dans les vaisseaux bleus
et c'est bien pire que le désir interminablement non satisfait
que cette soif de l'oeil quand tu marches dans la pièce
et je sais qu'il ne faut pas rompre l'enchantement
bien pire que de te sentir étrangère
fuyante
la tête ailleurs et le coeur dans un autre siècle déjà
mon dieu que les mots sont lourds ıl s'agit bien de cela
mon amour au-delà du plaisir mon amour hors de portée aujourd'hui de l'atteinte
toi qui bats à ma tempe horloge
et si tu ne respires pas j'étouffe
et sur ma chair hésite et se pose ton pas

je vais te dire un grand secret toute parole
a ma lèvre est une pauvresse qui mendie
une misère pour tes mains une chose qui noircit sous ton regard
et c'est pourquoi je dis si souvent que je t'aime
faute d'un cristal assez clair d'une phrase que tu mettrais à ton cou
ne t'offense pas de mon parler vulgaire ıl est
l'eau simple qui fait ce bruit désagréable dans le feu

je vais te dire un grand secret je ne sais pas
parler du temps qui te ressemble
je ne sais parler de toi je fais semblant
comme ceux très longtemps sur le quai d'une gare
qui agitent la main après que les trains sont partis
et le poignet s'éteint du poids nouveau des larmes

je vais te dire un grand secret j'ai peur de toi
peur de ce qui t'accompagne au soir vers les fenêtres
des gestes que tu fais des mots qu'on ne dit pas
j'ai peur du temps rapide et lent j'ai peur de toi
je vais te dire un grand secret ferme les portes
ıl est plus facile de mourir que d'aimer
c'est pourquoi je me donne le mal de vivre
mon amour."

--- alıntı ---

--- alıntı ---

sana büyük bir sır söyleyeceğim. zaman sensin
zaman kadındır. ister ki
hep okşansın diz çökülsün hep
dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
bir taranmış
bir upuzun saç gibi zaman
soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
daha beter seni kaçak
seni yabancı bilmekten
aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
tanrım ne ağırdır sözcükler. asıl demek istediğim bu
hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim
sen ki benim saat-şakağımda vurursun
boğulurum soluk alıp vermesen
tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
sana büyük bir sır söyleyeceğim. her söz
dudağımda bir dilenen zavallı
acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
işte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
kaba konuşmamdan gücenme benim. bu konuşma
ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
sana büyük bir sır söyleyeceğim. bilmem ben
sana benzeyen zamandan söz açmayı
bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
tıpkı uzun bir süre garda
el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
sana büyük bir sır söyleyeceğim. korkuyorum senden
korkuyorum yanın sıra gidenden. pencerelere doğru akşam üzeri
el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
sana büyük bir sır söyleyeceğim. kapat kapıları
ölmek daha kolaydır sevmekten
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
sevgilim.

--- alıntı ---
devamını gör...

ayaklarımızda yaşayan stafilokok bakterilerinin ürettiği uçucu kimyasal bileşenler ile bazı peynir küflerinin ürettiği uçucu kimyasal bileşenler aynı olduğundan dolayı burundaki koku reseptörleri koku hafızasına başvurarak beyine "aynı peynir/ayak gibi kokuyor" demesidir.
devamını gör...

güzel hikayedir, hoş hikayedir, göndermeleri ile insana takla attırır. armysuzy 'nin söylediği gibi yazıldığı dönem özelinde değerlendirilmesi gerekir zira göndermeler o noktada cidden önem arz eder. dönem özelinde mevzuya bakarsanız, bilimin yavaş yavaş yükselişe geçtiğini görüyorsunuz bu dönemde. din ve kilise olgusu yavaş yavaş bilim karşısında gücünü yitirmeye başlıyor. tam bu noktada zacharius usta gibi bir karakterle verne bilimin yükselişine işaret ediyor ama bunu yaparken de önemli bir şerh düşüyor; söz konusu yükselişin içinde nelerin olmaması gerektiğine de net bir şekilde vurgu yapıyor. kibir dediğimiz terane hristiyan inancına göre yedi ölümcül günahtan birisi ve cehennem kapılarını aralamakta pek mahir bir unsur. yani ihale yine şeytana kalıyor anlayacağınız ama hep öyle olmuyor mu? * işte verne'de oraya vurgu yapıyor ve şu sözleriyle hikayesini özetliyor; "kibir, iyilik için yaratılmış bir meleği yok etti!" tabi burada şeytana da çok yüklenmemek lazım, garibim ciddi anlamda sukutuhayale uğruyor. baba sevgisinden mahrum kalıyor falan, onun durumu da üzücü yani empati kurunca *

hikayedeki hizmetçi scholastique'de aslında enteresan bir gönderme. yani baltayı çift taraflı bilemiş verne. kibri ne bilim taşır ne de sırat köprüsü. duman olursunuz vallahi der gibi duruyor. insanolunbiraz 'ın söylediği ip cambazlığı tabirine şöyle bir gönderme yapayım. o kilo ile cambaz olunmaz arkadaş! * aslında o dönem zarfında yaşanan açmaz gayet güzel ortaya konmuş. ha bu arada iş bankası yayınlarından şaşmayın derim. yoksa diğerlerinde şaşkın bakkal misali veresiye defteri okur gibi ortada kalırsınız, o güzelim metaforlar duman olur benden söylemesi*
devamını gör...

kafiyeli başlık.
devamını gör...

bu kadar hiddetlenecek ne olduğunu anlamadığım başlıktır. daha ince yazmak için 0.5 uçlu kalem almış, alırken insanlardan izin mi istemesi gerekiyordu?
devamını gör...

2400 karma puanım olmasına karşın tek bir kafa store ürünü almamam.
devamını gör...

dürüst olan kolay yorulur bu çağda. üzülmemenin ilk kuralı, mümkün olduğunda sahte olmaktır.
devamını gör...

müptelalık.
devamını gör...

1963 yılında yeni zellandalı yarış pilotu bruce mclaren tarafından kurulan formula 1 tarihinin en eski ikinci yarış takımı ve aynı zamanda spor otomobiller üreten ingiliz firmasıdır.. şirketin merkezi ingiltere'nin woking şehrindedir.. tarihine bakıldığında formula 1'de ferrari'den sonra en başarılı ikinci takımdır.. 182 yarış galibiyeti, 8 sürücü şampiyonu ve 8 takım şampiyonluğu bulunmaktadır.. sadece formula 1'de değil, amerika'da ve diğer ülkelerde yerel/ulusal organizasyonlarda aktif olarak katılmış ve başarılar elde etmiştir..
yıllar içinde mclaren logosunun değişimi;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
takım kurulduktan sonra ilk formula 1 galibiyetini 1968 belçika grandprix'inde (spa) almış olsalar da, ilk yıldızlarının parlaması canadian-american challenge cup (can-am) isimli 1966'dan 1987'ye kadar sürmüş olan organizasyonda gerçekleşir.. bu şampiyonayı 1967-1971 yılları arasında resmen domine etmişlerdir..
bruce mclaren 1970 yılında can-am yarışları için yaptıkları mclaren m8d isimli aracı test ederken kaza yapıp hayatını kaybetmesi üzerine teddy mayer (kendisinin yarışçı geçmişi yoktur, hep yöneticilik yapmıştır) takımın başına geçmiştir ve bu galibiyetlere ek olarak bu yıllarda indianapolis 500 galibiyetleri de elde edilmiştir..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kuruluş hikayesine değinmek gerekirse;
bruce mclaren team cooper isimli formula 1 takımında pilot olarak çalışmaktaydı.. başarılı bir pilot iken australian tasmanian series yarış organizasyonuna katılmak istiyordu.. ama söz konusu organizasyon için kurallarla belirtilmiş 2.5 litrelik motorlar kullanılması gerekirken takım patronu john cooper 1.5 litrelik formula 1 standartlarına göre yapılmış motorlarını kullanmakta ısrar etmişti.. fikir ayrılığına düşen bruce mclaren reis oradan çıkmış ve formula 1'de beraber yarıştığı timmy mayer ile kendi yarış takımını kurup cooper'dan araç tedarik edip kendine göre yapıp yarışlara katılmaya başlamış.. 1964 yılında tasmanian series'te şampiyon olmuş ama takım arkadaşı timmy mayer son yarışta kaza yapıp hayatını kaybetmiş ve ortaklığı kardeşi teddy mayer ile devam etmiştir..
kullandığı formula 1 araçlarının renkleri genelde şöyledir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
formula 1'e 1966 yılında girmiş olsalar da indy 500'de kullandıkları v8 motoruyla çok da başarılı olamamışlar ve yarış sırasında sıkıntılar yaşamışlardır.. 2 yıl sonra yeni araçlarında cosworth'un geliştirdiği yılları domine etmiş meşhur dfv motoruna geçtikten sonra 1968 yılında spa'da ilk galibiyetlerini almışlardır..
bahsi geçen yeni araç ise bir mclaren m7a'dır..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
1968 yılında can-am aracı dikkat çeksin diye turuncuya boyamış ve başarılarında bu rengin uğurlu olduğuna inanınca formula 1 aracını da bu renge boyamıştır.. bundan sonraki formula 1 araçları da genel olarak turuncu tema'da olmuştur..
ilk takım şampiyonluğu 1974 yılında gelir.. ek olarak bu yılda malboro sponsorluğu başlar..
1981'de ron dennis project four racing takımı ile birleştikten sonra en başarılı yılları başlar.. porsche ve honda motorları ile 7 pilot şampiyonluğu (bu şampiyonlar 1 adet niki lauda, 3 adet alain prost, ve 3 adet ayrton senna) ve 6 takımlar şampiyonluğu kazanılır.. 1990'lı yılların ortasına kadar dominant olan mclaren takımı honda'nın formula 1'den çekilmesiyle 3 yıl kadar dominantlığını kaybetmiş olsa da 1998'de mercedes motoruna geçmeleriyle, adrian newey gibi formula 1'in en başarılı mühendislerinden birini bünyelerine almalarıyla ve mika hakkinen ile birlikte 1998-1999 yıllarında tekrar şampiyon olmuşlar ve 2008'de luis hamilton ile son şampiyonluğunu alana kadar formula 1'de kafaya oynayan takımlardan biri olmuşlardır..

günümüzde formula 1'in yanı sıra hala aktif olarak indicar'da ve formula e'de de yer almaktadır..

formula 1 tarihine ek olarak mclaren 1992 yılında dünya'nın en hızlı seri üretim yol otomobili olan mclaren f1 otomobilini yapmış 1998 yılında 386 km/h hız yaparak bu rekora sahip olmuştur.. bu araçta bmw motoru bulunmaktadır ve lemans için yapılan mclaren f1 gtr versiyonu ile 1995 yılında le mans 24 saat yarışını kazanmıştır..
devamını gör...

saramagonun ölüm bir varmış bir yokmuş isimli romanında değinilmiş bir durum, azrail öldüreceği kişilerin evine bir hafta önceden pembe renkli bir mektup yolluyordu hazırlıklı olmaları için. ancak eceli gelenlerin yaptığı tek şey dehşete düşmek oluyordu.
devamını gör...

bu vahhabi köpekleri yaygın olarak bulundukları meslek grupları ve çalışma alanlarında babunlar gibi örgütlenerek mafyalaşma yoluna gidiyor ve sonunda da bu sürecin doğal bir sonucu olarak söz konusu alan tamamen onların kontrolüne geçiyor. bu alanda çalışan tc vatandaşlarının işsiz kalması bir yana resmen hayati tehlike içerisindeler.

yine bu durumun bir benzerini suriyeliler yapıyor. suriye mafyası diye iğrenç bir gerçek var sayelerinde artık.*

tanım: son derece haklı ve yerinde bir isyandır.
devamını gör...

tame ımpala’nın gerek sound bakımından gerekse sözleriyle etkileyici olan bir şarkısı.(bkz: https://youtu.be/dK6Gvee-ri4)
devamını gör...

tolgame en akıllıca soruyu sormuş bence, kadın doğası gereği ilk adımı/mesajı atmamalı doğru, nasıl yaklaşmak gerektiği ise önemli bir konu, mesaj sözlükte gerçekleşiyorsa işiniz daha kolay, yazdıklarını okuyup, önce nasıl bir karakteri olduğunu anlayıp, önceliklerini, hassas olduğu konuları öğrenebilirsiniz, kendine ait bir fikri, savunduğu bir düşüncesi vardır, sizin de söyleyecek birşeyiniz varsa, böyle bir konuda sohbet edebilirsiniz, mesaj gönderebiliyorsanız, sözlükte yada herhangi bir mecrada, bu tip tanışmalara da açıktır. doğru yaklaşırsanız, görüşebilirsinizde.

popo konusu gerçekten şehir efsanesi..
ben şahsen ilk önce derli toplu temiz birisimi ona bakarım, eli yüzü, üstü başı, sonra, düşündüğünü nasıl cümlelerle anlatıyor, üslubu, kelime hazinesi, fikirleri zenginmi, birşey konuşuyorsak farklı bir bakış açısı varmı ve bunu anlaşılır bir şekilde söyleyebiliyormu, kendinden emin huzurlu bir görüntü veriyormu, mesela gergin, söyleneni anlamadan, hemen bir açık, bir kelime bulup üste çıkmaya çalışan tipler çok itici oluyor.

kendi aramızda kritik yapıyoruz.
benim öncelikli konum, karşılıklı ilgi/sevgi alışverişi, bunlar ilişkiyi sürdürecek şekilde beni tatmin etmiyorsa, trip işine hiç girmem, ihtiyaç duymam, benim içimden geliyor, onun gelmiyorsa, içinde yoktur diye düşünür, ilişkiyi bitiririm, tahminler, imalar, trip, kapris gereksiz şeylerdir.. istekler beklentiler baştan konuşulmadıysa bile, kırmızı çizgiler belli olur zaten, tepkiler zamanında ve nezaket çerçevesinde hissettirilmelidir.
siz bir kadına değer verip mutlu ediyorsanız, bunun üstünede trip görüyorsanız, mecbur değilsiniz sonuçta. ayrılabilirsiniz yani, böylede bir hakkınız var. insanlar birbirini sevmek, mutlu olmak için birbirlerine eşlik etmelidir, başka şeyler peşindeyse egosunu beslemek istiyordur bence.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim