gören kör
#nickaltının kalbi#
potansiyeli olan bir bilgi ağacı yazarımızla karşınızdayım. bu ağaç tanım girmekte üşeniyor, onu biraz silkelemeniz lazım. ogrenilcek tecrübeler ve bilgiler mevcut.ona sair ceketli yazar demek istiyorum siirden anlıyor. eprisi anlayışı da guzel.takdir ettim. gec farkettim ama güç olmasin.bu da tum nick altının kalbi niteliğinde bir tanım olsun.sag olsun.var olsun.kalemine sağlık.
(bkz: epsilondelta ile günün yazarı programı)
potansiyeli olan bir bilgi ağacı yazarımızla karşınızdayım. bu ağaç tanım girmekte üşeniyor, onu biraz silkelemeniz lazım. ogrenilcek tecrübeler ve bilgiler mevcut.ona sair ceketli yazar demek istiyorum siirden anlıyor. eprisi anlayışı da guzel.takdir ettim. gec farkettim ama güç olmasin.bu da tum nick altının kalbi niteliğinde bir tanım olsun.sag olsun.var olsun.kalemine sağlık.
(bkz: epsilondelta ile günün yazarı programı)
devamını gör...
vincent cassel
1966 doğumlu fransız oyuncu. tüm dünya er ergenlerinin 90larda düşmanıydı kendisi. çünkü monica belluci ile evliydi o dönem. çok saçma bi' modda uyandım bu sabah. sebepleri bana kalsın. özellikle avrupa ama kariyerin son 20 yılında da dünya sinemasının önemli isimlerinden biri olan adama yaptığım tanıma gel. neyse ciddileşelim.
bir karakter oyuncusu. çok sık görüyoruz bunu biliyorsunuz. üzerine yapışan prototipleri olan sinema sanatçıları var çokça. vincent cassel de onlardan biri. kötü adam ekolünden. hemen her filminde de hakkıyla yerine getiriyor bunu. gaspar noé'nin sansasyonel filmi* irreversible'da o dönem evli olduğu monica belluci'nin ünlü sahnesini cannes gösteriminde izlerken hüngür hıçkırık ağlamasıyla bir dönem oldukça söz ettirmişti adından. filmdeki performansı da son derece göz doldurucuydu gerçi. dünya sinema tarihinin en korkunç tecavüz-şiddet sahnelerinden birine sahip ve homofobik olduğu ile ilgili çokça eleştiri alan bu film, oyuncunun filmografisinde çok önemli bir yere sahip. açıkçası neredeyse 15 yıllık evlilikleri boyunca monica belluci ile çektiği onlarca filmi olmasa bu kadar tanınan bir aktör olabilir miydi ben çok emin olamıyorum. bu adamın başrol olduğu film hatırlamıyorum ben mesela. hep çok etkili yardımcı roller canlandırıyor. ama bir şekilde hep ön plana da çıkıyor. eastern promises, black swan ve oceans serisi gibi büyük bütçeli filmlerde de yer alan vincent abimiz çirkin ama seksi olma özelliği taşıyor.* şimdilerde 97 doğumlu model eşiyle* arzı endam etmekte. hayırlı işler diliyoruz kendisine.
edit: yazar arkadaşlarım çok haklı. la haine gibi bir filmi unuttuğum için sinema tanrılarının gazabına uğrayabilirim. mon roi'yi ise görme fırsatım olmamıştı, listeme ekledim. çok teşekkürler. sizi seviyore.
bir karakter oyuncusu. çok sık görüyoruz bunu biliyorsunuz. üzerine yapışan prototipleri olan sinema sanatçıları var çokça. vincent cassel de onlardan biri. kötü adam ekolünden. hemen her filminde de hakkıyla yerine getiriyor bunu. gaspar noé'nin sansasyonel filmi* irreversible'da o dönem evli olduğu monica belluci'nin ünlü sahnesini cannes gösteriminde izlerken hüngür hıçkırık ağlamasıyla bir dönem oldukça söz ettirmişti adından. filmdeki performansı da son derece göz doldurucuydu gerçi. dünya sinema tarihinin en korkunç tecavüz-şiddet sahnelerinden birine sahip ve homofobik olduğu ile ilgili çokça eleştiri alan bu film, oyuncunun filmografisinde çok önemli bir yere sahip. açıkçası neredeyse 15 yıllık evlilikleri boyunca monica belluci ile çektiği onlarca filmi olmasa bu kadar tanınan bir aktör olabilir miydi ben çok emin olamıyorum. bu adamın başrol olduğu film hatırlamıyorum ben mesela. hep çok etkili yardımcı roller canlandırıyor. ama bir şekilde hep ön plana da çıkıyor. eastern promises, black swan ve oceans serisi gibi büyük bütçeli filmlerde de yer alan vincent abimiz çirkin ama seksi olma özelliği taşıyor.* şimdilerde 97 doğumlu model eşiyle* arzı endam etmekte. hayırlı işler diliyoruz kendisine.
edit: yazar arkadaşlarım çok haklı. la haine gibi bir filmi unuttuğum için sinema tanrılarının gazabına uğrayabilirim. mon roi'yi ise görme fırsatım olmamıştı, listeme ekledim. çok teşekkürler. sizi seviyore.
devamını gör...
banucabirhayat
şu an nickaltı duvarında bulunduğum kıymetli yazar arkadaşıma #1007349iletisinden sonra iade-i ziyaret yapacağımı söylememe rağmen ,inatla nickaltımın pencerelerine taş şeklinde ileti #1058341 atmak suretiyle kırma çabaları içinde olmasına istinaden bu iletiyi girmek zorunda hissettim.
siz camı pencereyi indirene kadar, içinde bulunduğum durumu ve ortamı anlatayım
kıymetli yazar arkadaşım.
açmışım sertab erener'i son ses, evimde uzanmışım şezlong gibi koltuğuma, tv den sahil videosu açmışım ayaklarımı uzatmışım sanki tatildeymişim gibi ayak ve kitap özçekimi paylaşıyorum.ayrıca şu sözleri kafamda tekrarlıyorum.
"uzanmışım kumsala, güneş damlar yüzüme"
peki sonra ne oluyorr bir ses duyuyorum evin ortasında kocaman bir taş.hayır sizden önce başka bir arkadaşıma söyledim bu durumumu ne güzel anlayışla karşıladı ama siz hemen taş atın camı indirin. efendim kibarlıkta bir yere kadar aaa. artık gerçek hikayenizi paylaşma zamanımız geldi de geçiyor.
öncelikle "sen hayırdır kızım aloo" durumunu açıklayayım.
o zamanlar 20'li yaşlardayım üniversitenin 3.senesindeyim.* troll avcılığı bölümü okuyorum.sizin anlayacağınız hızlı olduğumuz dönemler.erasmus ile far far away krallığı enstitüsüne gitmeye hak kazanmışım.nasıl mutluyum nasıl mutluyum havalarda uçuyorum kanatsız bir şekilde. ah gitmez olaydım oraya, sizi kurtarmaz olaydım o kuleden de bugünleri görmez olaydım.neyse öncelikle krallığı tanıtan bir iki resim bırakıyorum.


böyle güzel bir krallıkta her gün bir köşeyi geziyorum,farklı türden yaratıklar ve büyülü şeylerle tanışıyorum. çok tatlı arkadaşlar edinmişim ki sormayın onlarla birlikte olduğumuz bir resim karesini şuraya bırakıyorum.

bir gün krallıktan haber geldi enstitüdeki tüm avcıları kral çağırıyormuş.
haydaa koskoca kral çağırıyor gitmesen atar vallahi krallıktan.oflayıp puflayıp
krallığa gittik arkadaşlarla. yok efendim bir kızları varmış dünya güzeliymiş, kulede uyuyormuş ,ejderhaa koruyormuş. dedim ben bu kızı tanıyorum adı "aurora" mı ? yok dediler prensesimizin ismi fiona banu. o nasıl isim ? böyle prenses ismi mi olur dedim.kral ben koydum oldu itirazın mı var diyince kellem vücuduma ağır gelmediği için ses çıkaramadım.
toplandık pikniğe gider gibi elimizi kolumuzu sallaya sallaya prensesi kurtarmaya gidiyoruz.karşımıza şöyle bir manzara çıktı.

takımın yarısının korkudan kapleri durdu.içinde bulunduğum diğer yarısından ise ben ve iki arkadaşım kaldı.claire,toby ve ben jimbo. claire bir gölge geçit açtı ejderha durumu anlamadan kuleye girmiş olduk. ne görelim efendim prenses horul horul uyuyor.

o sırada karşımıza prensesin evcil sevimli dostu çıktı.uyandırmayalım diye önce biraz dil döktü, "olmaz dedim", tırnaklarını gösterdi yine "olmaz dedim" en son şöyle bir bakış attı ki neredeyse bizi kandırıyordu yine "olmaz dedim".

dürtüyorum uyanmıyor, bağırıyorum uyanmıyor, türlü türlü şeyler denedik yok efendim uyanmıyorum sanki ölüm uykusuna yatmış. oturdum kara kara düşünüyorum nasıl uyandırsam diye. aklıma annemden kalma taktikler geldi. çok kibar biri olduğum için istemeden bunu yapmak zorunda kaldım.
"sen hayırdır kızım aloo, kalk yerine yat bak sırtın tutulacak orada" dediğim gibi bunun gözler bir anda açılmasın mı? meğer anne tarafından hemşehriymişiz tabi bunu sonradan öğrendik.efendim uyandı ama karşıma adeta bir seda sayan çıktı.bir atarlı giderli konuşmalar işte efendim yok prens gelecekmiş yok öpecekmiş bir ton hikaye saydı. dedim bana değil hanımefendi kral olacak babanıza anlatın bunları.
efendim krallığa dönene kadar dır dır dır bir susmadı.kendi kendimde şunu dedim
"keşke erasmusla öğrenci olmaz olaydım ,susmayıpta o kuleye inmez olaydım"
hayır gündüz başka gece başka biri çıkmasın mı bir de.hanımefendi görünür ama içinden bir başka prenses çıkabilir.

efendim geleyim çamur olayına. kendisi geceleri bir acayip hallere girdiği için shrek kardeşimi evinden kovdurmuş yerine geçmiş ve bataklıkta çamur banyoları yapar olmuş. yetmezmiş gibi beni çağırıyor çay içelim çamurdan kale yaparız. ya efendim diyorum ben anlamam çamur işlerinden sonra nasıl temizlerim üstümü başımı. bu zırh öyle kolay kolay temizlenmez masrafı çoktur diyorum
dinletemiyorum. babamın parası çok temizletiriz diyor. baba parasıyla övünmesine çok kızdım ve hemen yanından ayrıldım.
hayır ben memlekete geri döndüm arkamdan atıp tutuyormuş. "sen bana hayır dedin kala kala bu shrek devine kaldım seninle şöyle olabilirdik zalımın oğlu"
neyse hikayemiz böyleydi kusura bakma ama siz zorladınız efendim. o kadar yolu tepmiş gelmişsiniz sırf nickaltı penceremi kırmak için.
şimdi gelelim asıl fiona'yı tanıtmaya.
silivri'nin soğukluğundan korkmadan alttan alttan sağlam muhafelet yapan,kedilerini canı kadar seven, goy goy ise goy goy, siyaset ise siyaset, gitar ise gitar ne ararsanız azar azar ama her şeyden var.tam bir şoför nebahat abladır.isterse en tatlı hanımefendi olur isterse eli maşalı bir kavgacı.adeta bir mevsim salata gibidir. iletilerinden ne kadar samimi olduğunu zaten anlayacaksınız.kedili kadın olduğu için tanımlarını okurken genelde ekranıma kedi tüyleri gelir. karikatür paylaşmayı ve onlardan alıntılar yapmayı çok sever.bu paylaşımları ve alıntıları ile beni çok güldürür. bir ara kendisinden ters yapma eğitimi alacağımı bilmektedir.iletilerinden tersinin nasıl olduğunu çok net anlayabilirsiniz ki her an nickaltınıza bir levye ile saldırabilecek izlenimi vermektedir. ayrıca fırsatı olsa sözlükte kayıtlı her yazara nickaltı iletisi yazabilecek kadar sevgi dolu bir kalbe sahiptir. hepsi mutlu olsun yazmaya hevesli olsunlar diye defalarca nickaltı iletisi girebilir. keşke camları indirmese ama ne yapalım o da böyle biri.efendim beni tehdit ediyor ama bu kadar sevimli şekilde tehditte edilmez ki insan. kedilerini üstüme salmadan ben kaçayım artık. ziyaretim yeterlidir diye düşünüyorum. esen kalın efendim. elinize, ruhunuza, aklınıza sağlık.
takipteyiz şoför nebahat abla.
siz camı pencereyi indirene kadar, içinde bulunduğum durumu ve ortamı anlatayım
kıymetli yazar arkadaşım.
açmışım sertab erener'i son ses, evimde uzanmışım şezlong gibi koltuğuma, tv den sahil videosu açmışım ayaklarımı uzatmışım sanki tatildeymişim gibi ayak ve kitap özçekimi paylaşıyorum.ayrıca şu sözleri kafamda tekrarlıyorum.
"uzanmışım kumsala, güneş damlar yüzüme"
peki sonra ne oluyorr bir ses duyuyorum evin ortasında kocaman bir taş.hayır sizden önce başka bir arkadaşıma söyledim bu durumumu ne güzel anlayışla karşıladı ama siz hemen taş atın camı indirin. efendim kibarlıkta bir yere kadar aaa. artık gerçek hikayenizi paylaşma zamanımız geldi de geçiyor.
öncelikle "sen hayırdır kızım aloo" durumunu açıklayayım.
o zamanlar 20'li yaşlardayım üniversitenin 3.senesindeyim.* troll avcılığı bölümü okuyorum.sizin anlayacağınız hızlı olduğumuz dönemler.erasmus ile far far away krallığı enstitüsüne gitmeye hak kazanmışım.nasıl mutluyum nasıl mutluyum havalarda uçuyorum kanatsız bir şekilde. ah gitmez olaydım oraya, sizi kurtarmaz olaydım o kuleden de bugünleri görmez olaydım.neyse öncelikle krallığı tanıtan bir iki resim bırakıyorum.


böyle güzel bir krallıkta her gün bir köşeyi geziyorum,farklı türden yaratıklar ve büyülü şeylerle tanışıyorum. çok tatlı arkadaşlar edinmişim ki sormayın onlarla birlikte olduğumuz bir resim karesini şuraya bırakıyorum.

bir gün krallıktan haber geldi enstitüdeki tüm avcıları kral çağırıyormuş.
haydaa koskoca kral çağırıyor gitmesen atar vallahi krallıktan.oflayıp puflayıp
krallığa gittik arkadaşlarla. yok efendim bir kızları varmış dünya güzeliymiş, kulede uyuyormuş ,ejderhaa koruyormuş. dedim ben bu kızı tanıyorum adı "aurora" mı ? yok dediler prensesimizin ismi fiona banu. o nasıl isim ? böyle prenses ismi mi olur dedim.kral ben koydum oldu itirazın mı var diyince kellem vücuduma ağır gelmediği için ses çıkaramadım.
toplandık pikniğe gider gibi elimizi kolumuzu sallaya sallaya prensesi kurtarmaya gidiyoruz.karşımıza şöyle bir manzara çıktı.

takımın yarısının korkudan kapleri durdu.içinde bulunduğum diğer yarısından ise ben ve iki arkadaşım kaldı.claire,toby ve ben jimbo. claire bir gölge geçit açtı ejderha durumu anlamadan kuleye girmiş olduk. ne görelim efendim prenses horul horul uyuyor.

o sırada karşımıza prensesin evcil sevimli dostu çıktı.uyandırmayalım diye önce biraz dil döktü, "olmaz dedim", tırnaklarını gösterdi yine "olmaz dedim" en son şöyle bir bakış attı ki neredeyse bizi kandırıyordu yine "olmaz dedim".

dürtüyorum uyanmıyor, bağırıyorum uyanmıyor, türlü türlü şeyler denedik yok efendim uyanmıyorum sanki ölüm uykusuna yatmış. oturdum kara kara düşünüyorum nasıl uyandırsam diye. aklıma annemden kalma taktikler geldi. çok kibar biri olduğum için istemeden bunu yapmak zorunda kaldım.
"sen hayırdır kızım aloo, kalk yerine yat bak sırtın tutulacak orada" dediğim gibi bunun gözler bir anda açılmasın mı? meğer anne tarafından hemşehriymişiz tabi bunu sonradan öğrendik.efendim uyandı ama karşıma adeta bir seda sayan çıktı.bir atarlı giderli konuşmalar işte efendim yok prens gelecekmiş yok öpecekmiş bir ton hikaye saydı. dedim bana değil hanımefendi kral olacak babanıza anlatın bunları.
efendim krallığa dönene kadar dır dır dır bir susmadı.kendi kendimde şunu dedim
"keşke erasmusla öğrenci olmaz olaydım ,susmayıpta o kuleye inmez olaydım"
hayır gündüz başka gece başka biri çıkmasın mı bir de.hanımefendi görünür ama içinden bir başka prenses çıkabilir.

efendim geleyim çamur olayına. kendisi geceleri bir acayip hallere girdiği için shrek kardeşimi evinden kovdurmuş yerine geçmiş ve bataklıkta çamur banyoları yapar olmuş. yetmezmiş gibi beni çağırıyor çay içelim çamurdan kale yaparız. ya efendim diyorum ben anlamam çamur işlerinden sonra nasıl temizlerim üstümü başımı. bu zırh öyle kolay kolay temizlenmez masrafı çoktur diyorum
dinletemiyorum. babamın parası çok temizletiriz diyor. baba parasıyla övünmesine çok kızdım ve hemen yanından ayrıldım.
hayır ben memlekete geri döndüm arkamdan atıp tutuyormuş. "sen bana hayır dedin kala kala bu shrek devine kaldım seninle şöyle olabilirdik zalımın oğlu"
neyse hikayemiz böyleydi kusura bakma ama siz zorladınız efendim. o kadar yolu tepmiş gelmişsiniz sırf nickaltı penceremi kırmak için.
şimdi gelelim asıl fiona'yı tanıtmaya.
silivri'nin soğukluğundan korkmadan alttan alttan sağlam muhafelet yapan,kedilerini canı kadar seven, goy goy ise goy goy, siyaset ise siyaset, gitar ise gitar ne ararsanız azar azar ama her şeyden var.tam bir şoför nebahat abladır.isterse en tatlı hanımefendi olur isterse eli maşalı bir kavgacı.adeta bir mevsim salata gibidir. iletilerinden ne kadar samimi olduğunu zaten anlayacaksınız.kedili kadın olduğu için tanımlarını okurken genelde ekranıma kedi tüyleri gelir. karikatür paylaşmayı ve onlardan alıntılar yapmayı çok sever.bu paylaşımları ve alıntıları ile beni çok güldürür. bir ara kendisinden ters yapma eğitimi alacağımı bilmektedir.iletilerinden tersinin nasıl olduğunu çok net anlayabilirsiniz ki her an nickaltınıza bir levye ile saldırabilecek izlenimi vermektedir. ayrıca fırsatı olsa sözlükte kayıtlı her yazara nickaltı iletisi yazabilecek kadar sevgi dolu bir kalbe sahiptir. hepsi mutlu olsun yazmaya hevesli olsunlar diye defalarca nickaltı iletisi girebilir. keşke camları indirmese ama ne yapalım o da böyle biri.efendim beni tehdit ediyor ama bu kadar sevimli şekilde tehditte edilmez ki insan. kedilerini üstüme salmadan ben kaçayım artık. ziyaretim yeterlidir diye düşünüyorum. esen kalın efendim. elinize, ruhunuza, aklınıza sağlık.
takipteyiz şoför nebahat abla.
devamını gör...
hiçbir siyasi görüşe sahip olmamak
hiçbir ideolojik görüşe sahip olmamak dünyanın her yerinde rahatlatıcı bir durumken hiçbir siyasi görüşü olmamak rahatlatıcı bir durum değildir bence. eğer siyaseti umursamazlıksa evet çok iyi gerçekten ama siyasi görüşümüzün olamamasının sebebi demokrasinin veya o ülkedeki uygulanış şeklinin hataları, eksiklikleri yüzünden olabilir. bu da kötü bir durum. siyasetle ilgileniyorum ama benim görüşümü yansıtan, benim haklarımı savunan bi siyasi görüşü savunan iyi olduğunu düşündüğüm bir parti veya beni temsil etmesi gereken kişiler yoksa aciz bir durumdayım demektir.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
salatalık turşusu yemek.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
özne yok, özne!
özne olsa sanki kafamdaki her şey pırıl pırıl olacak, çakralar nirvanalar el çırpacak ama özne yok özne! puh!
bostancı oto sanayi / şanzımanı dağıttığımda / 2017
https://i.ibb.co/nffm1vn/jpeg.jpg
özne olsa sanki kafamdaki her şey pırıl pırıl olacak, çakralar nirvanalar el çırpacak ama özne yok özne! puh!
bostancı oto sanayi / şanzımanı dağıttığımda / 2017
https://i.ibb.co/nffm1vn/jpeg.jpg
devamını gör...
tek şarkısı dahi kötü olmayan şarkıcı
erkin koray
teoman
teoman
devamını gör...
yazarların şu an bulunmak istedikleri yer
en sevdiğim iki dostumla bir uçakta.. yine.. yeni bir seyahat.. belki de o seyahate yolda geçen eğlenceli vakitler için gidiyoruzdur..
sizi çok özledim çook..
sizi çok özledim çook..
devamını gör...
cehaletin sınırı
bunca zamandır erişileceğini umduğum ancak bir türlü göremediğim yerdir.
kitap okumadığı için övünenler, sosyal medyada takılıp eğitim alanları küçük görenler, az bilgisiyle bolca fikir sahibi olanlar bir taraftan yükseltirken çıtayı; okuyup okuyup anlamayanlar, çağdaş dünyanın gereklerini “istemezük” diyerek reddedenler, bolca bilgi edinip bunları yeni fikirlere tahvil edemeyenler öteki taraftan.
cehaleti bir sınırı yoktur belki de.
kitap okumadığı için övünenler, sosyal medyada takılıp eğitim alanları küçük görenler, az bilgisiyle bolca fikir sahibi olanlar bir taraftan yükseltirken çıtayı; okuyup okuyup anlamayanlar, çağdaş dünyanın gereklerini “istemezük” diyerek reddedenler, bolca bilgi edinip bunları yeni fikirlere tahvil edemeyenler öteki taraftan.
cehaleti bir sınırı yoktur belki de.
devamını gör...
eve gelen kuryeye çöpü de atar mısın demek
gelirken büfeye uğra sigara al gel diyenini duyduğum ancak çöp arttıranını hiç duymadığım olay.
biraz garipmiş.
biraz garipmiş.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının adını tahmin ediyoruz
rahmetli lucifer olsaydı koklayarak bütün kadın yazarların ismini tahmin ederdi.
eğlenceli başlıktır.
eğlenceli başlıktır.
devamını gör...
fırat yılmaz çakıroğlu
öldürmek istedikleri tarafından öldürülen ülkücü genç. bu gençlerin birbirlerine saldırıp öldürmelerini çok gördü ülke. ne bizi düzlüğe çıkardı ne de vatana millete bir faydası oldu. sadece darbecilere bahane, zemin oluşturdu. ülkesini bilinçli bir şekilde seven bir insan şu sokak, kampüs çatışmalarına girmez. zaten kafası çalışan insanların genel olarak çatışmadan uzak durmak gibi bir tavrı vardır.
devamını gör...
üniversitelerin ilkokula dönmesi
bu nasıl bir düşünce ya! nutkum tutuldu. resmen parası olmayan okumasın diyen düşüncenin herhangi ortalama bir üniversite öğrencisi gördüğünden şüpheliyim. hukuk okuyorum sınıf arkadaşlarımın hepsi yüksek puanlarla bölüme gelmiş başarılı öğrenciler ve birçoğunun bilgisayarı yok. bu, onlar 2 3 bin liralık bilgisayar alamadıkları için okuma haklarını ellerinden almak anlamına mı gelecek? günümüz şartlarında üniversite mezunları bile iş bulamazken, sadece yeterli parası olmadığı için okuma hakkı elinden alınan zeki öğrenciler işsiz mi kalacak? altın kaplama saraylardan çıkmak gerekiyor bu noktada. öğrencilerin nasıl şartlarla okumaya çalıştıklarını görememek çok acı.
devamını gör...
kum adam
gotik edebiyatın canı, ciğeri e.t.a. hoffmann romanıdır.
hepimizin korkuları vardır. ve bu korkuların çoğunun kaynağı çocukluğumuzda yaşadığımız anılardır. bu anlar zaman içinde çokça ortaya çıkar ve bize çocukluğumuzun korkularını hatırlatıp içimizin ürpermesine neden olur. ben de bu korkulardan birinden mustarip bir insanım ve içinde hala takip edildiğime dair kötü bir his var.
çok küçük yaşlardayken köye gittiğim zamanlar benden daha güçlü bir hayal gücü olan kardeşimle birlikte elimize fındık dalları alıp “ tepegöz” ü arardık. bu tepegöz dediğimiz yaratık alnının ortasında tek bir göz olan, şekilsiz vücuduyla sarsak bir şekilde yürüyen, beslenmek için ise taze insan eti tüketen bir nevi devdi.
bizim amacımız önce kendi köyümüzü, sonra şehri, elbette ülkeyi ve son olarak da dünyayı bu kötü kalpli canavardan kurtarmaktı. kendimizi bunu yapacak güçte ve cesarette görsek de hep ağaçların arkasına saklanıp izliyorduk tepegöz’ü. silahlarımızın sağlamlığı ve o zamanki teknolojiye ayak uyduracak seviyede olması elbette içimizi rahatlatıyordu ama yine de inceden bir tedirginlik duymuyor da değildik. çok yaklaşmadan defalarca takip ettik tepegöz’ü.
birçok kez yakaladık aslında onu ama her seferinde bir yolunu bulup elimizden kurtuldu. ama biz her küçük çocuğun yapacağı gibi yepyeni maceralara yelken açmak için onu aramaya devam ettik. ama bir süre sonra, yani büyümeye başladıkça tepegöz’ü aramaktan, onunla savaşmaktan vaz geçtik. ama tepegöz bizden hiç vaz geçmedi. rüyalarımıza dadandığı çok gece hatırlarım. şu an elbette tepegöz’ü hayali bir canavar olduğunu biliyorum. ve sizin sandığınız gibi geceleri yalnız başıma yürürken sık sık arkama bakmamın nedeni tepegöz değil. ben artık büyüdüm.
hoffman’ın kum adam’ı da benim tepegöz’üm gibi ama sanki hoffman benden daha çok korkmuş kum adamdan, bu kadar iyi anlattığına göre.
hepimizin korkuları vardır. ve bu korkuların çoğunun kaynağı çocukluğumuzda yaşadığımız anılardır. bu anlar zaman içinde çokça ortaya çıkar ve bize çocukluğumuzun korkularını hatırlatıp içimizin ürpermesine neden olur. ben de bu korkulardan birinden mustarip bir insanım ve içinde hala takip edildiğime dair kötü bir his var.
çok küçük yaşlardayken köye gittiğim zamanlar benden daha güçlü bir hayal gücü olan kardeşimle birlikte elimize fındık dalları alıp “ tepegöz” ü arardık. bu tepegöz dediğimiz yaratık alnının ortasında tek bir göz olan, şekilsiz vücuduyla sarsak bir şekilde yürüyen, beslenmek için ise taze insan eti tüketen bir nevi devdi.
bizim amacımız önce kendi köyümüzü, sonra şehri, elbette ülkeyi ve son olarak da dünyayı bu kötü kalpli canavardan kurtarmaktı. kendimizi bunu yapacak güçte ve cesarette görsek de hep ağaçların arkasına saklanıp izliyorduk tepegöz’ü. silahlarımızın sağlamlığı ve o zamanki teknolojiye ayak uyduracak seviyede olması elbette içimizi rahatlatıyordu ama yine de inceden bir tedirginlik duymuyor da değildik. çok yaklaşmadan defalarca takip ettik tepegöz’ü.
birçok kez yakaladık aslında onu ama her seferinde bir yolunu bulup elimizden kurtuldu. ama biz her küçük çocuğun yapacağı gibi yepyeni maceralara yelken açmak için onu aramaya devam ettik. ama bir süre sonra, yani büyümeye başladıkça tepegöz’ü aramaktan, onunla savaşmaktan vaz geçtik. ama tepegöz bizden hiç vaz geçmedi. rüyalarımıza dadandığı çok gece hatırlarım. şu an elbette tepegöz’ü hayali bir canavar olduğunu biliyorum. ve sizin sandığınız gibi geceleri yalnız başıma yürürken sık sık arkama bakmamın nedeni tepegöz değil. ben artık büyüdüm.
hoffman’ın kum adam’ı da benim tepegöz’üm gibi ama sanki hoffman benden daha çok korkmuş kum adamdan, bu kadar iyi anlattığına göre.
devamını gör...
fake hesaptan sevgilisini deneyen kadın
bunu denemeyi düşündüyse, geçmiş olsun dediğimdir.. o ilişki çoktan bitmişbitmiş...
iki yıl kadar önce, ben değilde bir kız arkadaşım, o zamanki erkek arkadaşım için demişti ki, bunun gözü göz değil, bu bi tuhaf, bu ne böyle, sen nasıl, sen ne alaka filan, bende toz kondurmuyorum, öyle karakterli böyle cool filan diyorum, kız arkadaşım dediki, ben bunu bi deneyim instagram dan, bende dedim kabul etmezki takip isteğini, assslaaa muhattap olmaz seninle, ben adamı nasıl lord yapmışsam artık gözümde :) bi kere tenezzül etmez kızım, o öyle biri diiiil.. (!) filan diyorum... benim arkadaşta biraz şeyy.. nasıl desem, cingöz bi kız, malın gözü yani, birde ailesinden dolayı memleket muhabbetini iyi biliyor, oğlanla da aynı yörelerden, şiveden filan girerim biyerlerden dedi, dedimki ko nuş maz benim sevgilim seninleee..
sonuç;
saniyesinde cevap verdi, gece 01 de..
sevgilim yok yalnızım dedi..
benim arkadaşımda zorladı kendisi biraz kokoş zaten, fotoğraf attı, yazlıktayım gelirmisin buraya filan dedi, bizimkide diyorki ben dünden razıyım, gidicek yer arıyorum zaten...
benim bu insanı bu kadar farklı zannetmemde, hayatımın en kötü, en mutsuz döneminde olmamın payı büyük tabi, denize düşen yılana sarılıyor gerçekten
şimdi hayatımda birisi olsa, yaparmıyım, yapmam, çünkü bana karşı başka, ben yanında değilken başka davrandığını düşünüyorsam, bunu onunla halletmem lazım, bu yöntem çok kalleşçe bence, direk ben yapmadığım halde, arkadaşım haklı çıktığı halde, hiç hoşlanmadım böyle bir resmin içinde olmaktan, hiç tarzım değil, şu an çok şükür, herşeye hemen inanmıyorum, bir iki saniye düşünüp öyle inanıyorum :)
zaten artık öğrenmişlerdir bu numaraları, bir şey yapacakları varsa da yapmazlar :)
iki yıl kadar önce, ben değilde bir kız arkadaşım, o zamanki erkek arkadaşım için demişti ki, bunun gözü göz değil, bu bi tuhaf, bu ne böyle, sen nasıl, sen ne alaka filan, bende toz kondurmuyorum, öyle karakterli böyle cool filan diyorum, kız arkadaşım dediki, ben bunu bi deneyim instagram dan, bende dedim kabul etmezki takip isteğini, assslaaa muhattap olmaz seninle, ben adamı nasıl lord yapmışsam artık gözümde :) bi kere tenezzül etmez kızım, o öyle biri diiiil.. (!) filan diyorum... benim arkadaşta biraz şeyy.. nasıl desem, cingöz bi kız, malın gözü yani, birde ailesinden dolayı memleket muhabbetini iyi biliyor, oğlanla da aynı yörelerden, şiveden filan girerim biyerlerden dedi, dedimki ko nuş maz benim sevgilim seninleee..
sonuç;
saniyesinde cevap verdi, gece 01 de..
sevgilim yok yalnızım dedi..
benim arkadaşımda zorladı kendisi biraz kokoş zaten, fotoğraf attı, yazlıktayım gelirmisin buraya filan dedi, bizimkide diyorki ben dünden razıyım, gidicek yer arıyorum zaten...
benim bu insanı bu kadar farklı zannetmemde, hayatımın en kötü, en mutsuz döneminde olmamın payı büyük tabi, denize düşen yılana sarılıyor gerçekten
şimdi hayatımda birisi olsa, yaparmıyım, yapmam, çünkü bana karşı başka, ben yanında değilken başka davrandığını düşünüyorsam, bunu onunla halletmem lazım, bu yöntem çok kalleşçe bence, direk ben yapmadığım halde, arkadaşım haklı çıktığı halde, hiç hoşlanmadım böyle bir resmin içinde olmaktan, hiç tarzım değil, şu an çok şükür, herşeye hemen inanmıyorum, bir iki saniye düşünüp öyle inanıyorum :)
zaten artık öğrenmişlerdir bu numaraları, bir şey yapacakları varsa da yapmazlar :)
devamını gör...
lise koridorundaki kalorifer
ne aşklara ne yıkışlara ne kavgalara ne dedikodulara şahit olmuştur. sıcacıktır, bizdendir.
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
içim kıpır kıpır, demekki bir şeyler yolunda.
devamını gör...
haftalık puan tablosu
aboo kendimi sınav sıralamama bakar gibi hissettim. 167. olmak nedir moralim bozuldu bak.
devamını gör...

