kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gençlik türü araba yarışı filmlerinden, dünyayı kurtaran adam konulu aksiyona evrilen seri.

dominic toretto karakteri iyice john wick, rambo falan gibi bir karaktere dönüştü. en zeki, en iyi şöför, en iyi dövüşen, en iyi silah kullanan, kısaca her şeyin toplandığı tek beden oldu çıktı. suç dünyasının lideri bir anda devletin baş adamı oldu. ne zaman amerika'nın, aslında filme gösterilene göre dünyanın başı sıkışsa -çünkü onlara göre dünyayı daima amerika korur, kurtarır- koca ülkede tek kurtarıcı dom oluyor. hemen kapısında bitiyorlar yetiş ya muhammed yetiş ya ali modunda. onca teknoloji, silah, milyonlarca asker falan hikaye. dom ve çetesine verin birkaç araba, yaslanın arkanıza onlar halleder.

hani bir filmi ve ya diziyi onca zaman izleyince bir bağ oluşur da kopamazsın ya, ister istemez izlersin devamını. uzun süredir o gözle izliyorum. evet mantık aramadan izleyince iyi aksiyon filmleri; ciddi bütçe harcanıyor, uçaktan araba atma/binadan binaya araba uçurma gibi değişik fantastik şeyler deneniyor ancak uzun zamandır ana konudan uzaklaştığından eski tadı alamıyorum.
seriye paul walker için başlamıştım. her ne kadar ilk filmde de başrol vin diesel görünse de film paul üzerinden ilerliyordu ve bence başrol oydu. sonralarında bariz şekilde diesel'e geçti, paul yan karaktere evrildi. paul'un ölümüyle tamamen kayış koptu. film hızlı ve öfkeli'den çok adı değişse yadırganmaz derecede dominic toretto'ya evrildi, bu sebeple serinin artık biteceğine seviniyorum, çünkü devam etse biliyorum yine izliycem.

son olarak; r.ı.p paul walker..
devamını gör...

elimden geldiğince, acımasızca yapmaya çalıştığım eylem.
su çok güzel gelsenize.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

çektiğim manzara fotoğrafları stoğum bitene kadar paylaşacağım her gün. umarım rahatsızlık vermiyorumduuuur.

ordu.
devamını gör...

türkiye’de ise ulusal engelli veri taban’ına göre engelli birey sayısı 1.559.222. (ancak resmi olmayan rakamlara göre %13 düzeyinde, 9 milyon olduğu söyleniyor) bunların %27’si 0-21 yaş, %36’sı 22-49 yaş, %37’siyse 50-64 yaş arasında…


iki milyon badem bıyıklı g*tü pantolonundan taşan müptezel yerine bu insanlara öncelik verilir mi?
zannetmiyorum!
devamını gör...

fayda getiren istisnai durumlar olmakla birlikte genelde yarardan çok zarar getirdiğini düşündüğüm şey. niyet iyi olabilir fakat dün dünde kalmıştır, dünün doğruları çoğunlukla ne bugün ne de yarın işe yaramaz. bu yüzden dünün doğrularında ısrar faydadan ziyade zarar getirir.

bir belgeselde günümüze kadar varlığını sürdüren kabilenin teki konu alınmış ve beni baya etkilemişti. kabilenin günümüze kadar pek fazla değişikliğe uğramamasının sebebi dışarıyla olan iletişiminin sıfıra yakın olmasıydı. hatta bu yüzden yerinde saymanın vermiş olduğu bıkkınlık kabileyi uyuşturucu tüketimine teşvik etmiş. kabilenin dışarıyla etkileşiminin zayıf olmasının sebebi ormanlık alanda olmaları ve ormanın çok sık ağaçlarla bezeli olması. araştırmacılar nasıl buldu onları, gerçekten hatırlamıyorum. belki de dünyada adım atılmamış dediğimiz yerlerden birine daldılar da buldular o kabileyi. yaşadıkları yeri, biraz edebi ve havalı bir betimleme ile anlatmak gerekirse duvarları mavi yeşil bir hapishane diyebiliriz.

kabileden yarı kopuk bir kişi vardı. uyuşturucu içmiyor ve kabileyi ziyaret eden araştırmacılara yakın davranıyordu. en mutsuzu oydu. köyün delisiydi işte o arkadaş. hemen tanıdım. bir de o duvarları mavi yeşil hapishaneden kendini dışarıya atabilmiş bir kadın vardı. çocuğu için kaçmıştı oradan. hasta çocuğuna çare bulmak için. bu iki istisna benim için umut vaat edici örneklerle olmakla birlikte annelik içgüdüsünün ne kadar da güçlü olduğuna dair güzel bir örnek.

şöyle ki, bu kabile, yaşadıkları hayattan haliyle pek memnun değil. hep aynı şeyler var. hiç memnun değillerdi be. ben de bu sebepten dolayı uyuşturucuya başladıklarını fark ettim. hadi bir yere kadar dayanırsın dayanmasına ama belli bir noktadan sonra olmaz o iş. sonunda halüsinasyonlara muhtaç olur uyuşturucu içersin işte. buraya kadar her şey normal olmasa da, normal gibi ama normal olmayan ve geçmişten gelen doğrular konusunda olan ısrarın küçük çocuklara yansıtılması sonucunda 5 6 yaşlarından itibaren çocukların uyuşturucuya başlatılması pek normal gelmedi bana.

aklınca koca koca insanların çocukların iyiliğini düşünerek onlara yapmış olduğu saçma sapan bir dayatma bu. kendin sıkılmışsın ve kaybetmişsin. hapishaneden çıkamıyorsun ve (burada art niyet aramıyorum) çocuklarına henüz senin yaşadığın problemlerle karşı karşıya kalmadan önce aklınca iyilik yapıp, problemle başa çıkma yöntemini empoze ediyorsun. sayın kabile şefi olmuyor ama ya. sonra neden bunca zaman o kabile oradan çıkamamış. hadi bir deli içti gitti onu. sen ne diye bebelere veriyorsun ki kendi doğrularını. hem yaş olarak hem de zaman olarak ortada bir problem var. sen ayık kafayla çıkamamışsın, senden sonrakiler nasıl çıksın, çocuk yaşta bağımlı olduktan sonra.

art niyet yok ama zararın çok kabile reisi hebele kardeş. ayık arkadaşınız iletişime açıktı ve paçayı kurtarabilirdi. çocuğu hasta olan anne destan yazdı gitti. ya siz? kendi yargılarınızın esiri olup sizden sonrakilere ön yargılar verdiniz ve yerinizde saydınız. belki suç sizde de değil, sizin iyiliğinizi düşüneyim derken kötülüğe neden olan ana babanızın. aynı şekilde suç onlarda da değil, atalarında.

devamını gör...

ne zaman süresim gelse, dışarıda istisnasız rüzgarlı hava olur ve saçlarım ağzıma yapışır.
devamını gör...

bir body bulma uygulaması. (şey body işte şey.)

yıllar yıllar önce bir arkadaşım indir kız çok güzel bir sürü çocukla tanıştım dediydi. o gece indirdim sabah namazına müteakip kaldırdım telefondan. gece uyumuşum sabah bir baktım telefonda mesaj kıyamet. ve alabildiğine seks. hahah yav ben muteassıp insanım böyle şeylerle ne işim olur.

yani tercih etmediğim bir durum. bir günde tanışıp hemencecik başka mevzulara girmek ve bunun bu kadar aleni olması pek doğru gibi gelmiyor. erkekler zaten malum (hepsiciği değil yav.) onlarda mevzu pek duygusal değil ama kadınların genelde duyguyla alakalı diye bilirdim. yanlış biliyormuşum. neyse bizi bağlamıyor yani diğerlerine hayırlı işler.

hee bir de bir yerde bu uygulamayla ilgili bir serzeniş okumuştum. hep para karşılığı isteyen kadınlarla dolmuş bu ne iş ya diye. hahah çok komik gelmişti. ekonomiye can gelsin indirin gitsin.
devamını gör...

maskenin çok yardımcı olduğu insandır.*
devamını gör...

bir dönemin efsane kedisidir.

malum şahıslar tarafından sıkça bahane olarak kullanılır.
devamını gör...

istemediğin bir şeyi yapmak zorundaysan gayet tabii bir durumdur.
devamını gör...

laubalilik ya da tersi aşırı çekimserlik bu ikisi olmuyor. her şeyin bir ölçüsü var işte.
devamını gör...

tasvirlerinin efsunu ruhu sarmalayan; okurken, başımızı samimiyetle göğsüne yaslamış, saçımızı okşuyor gibi sıcak ve güvende hissettiren yazar. zihnimde devrimler yaratmıştır. sıkışmış ruh halini, çaresizliklerini düşündükçe içimi acıtmıştır. kendisine epey minnettarım. ne derler, ışıklar içinde uyusun mu?.. her neyse.
devamını gör...

malum sözlükten gelme ergendir. bilenler bilir, orada her üç başlıktan birisi belden aşağıdır.

"yazarımız çok olsun" ayağına tuttular onları sözlükte. her hal şimdi durumlar pek eyi değilmiş.
devamını gör...

ne güzel dertler var ya, çok tatlısınız!*
ben kişisel ileti derim.
devamını gör...

birkan onat'a ait şiirdir.
"ortalıkta kocaman sessizlik, acaba neyin belirtisi,
gün başladı ama, ne gün ışığı var, ne kuş sesi,
insanlar neden mutsuz, neden yok kimsenin neşesi,
yoksa hep böyle mi olur, yardan ayrılmanın ertesi..."
devamını gör...

marshmallow.
devamını gör...

orta çağda ispanyol mahkemelerinde sapıklar için kullanılan işkence yöntemidir.
devamını gör...

sümer tanrıları tembeldir ama diğer mitolojilerdeki tanrılara göre daha dürüsttürler. neticede insanları kendi ayak işlerini yapmaları, mabetlerde kendilerine adak adamaları ve bolca dua etmeleri için yaratmışlardır ve bunu da açıkça itiraf ederler. diğerleri gibi kıvırmazlar. bu yüzden takdire şayandırlar. sümer yaratılış efsanesi özellikle ülgen ve ak ana hikayesi ile bayağı bir paralellik arz eder. oradan da mevzuyu hemen kendimize yontalım. *

bunun haricinde tamamlayıcı olması açısından dilmun şehri mevzusuna da girmek lazım. bu tembel sümer tanrılarının süper ötesi bir şehri var. orada bir elleri yağda bir elleri balda yaşarlar. tam tanrılara göre bir mekan. ne hastalık var, ne ölüm... yalnız muazzez hocanın anlattığına göre bu şehirde su yok. yani koskoca tanrı milleti daha alt yapı işlerini tam olarak halledememiş. oysa kadroda ankara'nın eski belediye başkanı gibi bir figür olsa, dilmun nasıl da güzel kalkınırdı. sular seller kaplardı tüm şehri. bonus olarak da, dinozorları kondurdu mu, değmeyin tanrıların keyfine. hem mitolojik hikayelere böylece dinozorları da eklemiş olurlardı ve dünya kültür mirasına daha büyük katkıları olurdu. neyse imkanları bu kadarmış diyelim o mevzuyu kapayalım. elde böyle süper figür olmayınca ünlü sümerolog kramer'e göre su tanrısı ile güneş tanrısı kuyu açıyorlar. yahu gel de gülme, tanrıların haline ahvaline bakar mısınız? su kuyusu açmak nedir? tamam bizim ülkemizde de 2002 yılından önce su yoktu ama daha sonra muazzam bir alt yapıya kavuştuk. tanrı milleti ise su kuyusu açmakla uğraşmış. vallahi şaka gibi. yazık günah sizin tanrılığınıza!

ama bu şaka dilmun şehrinin cennete dönüşmesine yol açacak bir atılım haline geliyor. bir su kuyusundan cennet doğuyor. her yer bağ bahçe haline dönüşüyor. hele bir tanesi var ki, ona cennet bahçesi adını veriyorlar. burada 8 tane özel meyve yetiştiriyorlar. bunların yenmesi yasak. niye yasak? o kısmı muamma. tanrıya yasak olur mu arkadaş? hayır yani yenmeyecekse niye bu meyveleri yetiştiriyorsunuz, amacınız nedir sizin?

benim gibi düşünmüş olsa gerek ki, bilgelik tanrısı enki başlarım sizin yasağınıza diyerek bilgeliğini konuşturuyor ve bütün meyveleri afiyetle mideye indiriyor. bilgelik işte böyle bir şey. sorunca sorgulayınca sonuca varıyorsun. ama tanrılar arasında bağnazlık hakim. yer altı tanrıçası ereşkigal, enki'nin meyveleri yediğini duyunca onu ölümle lanetliyor. yahu psikopat kadın, adam sadece meyve yemiş, neyin tatavası bu. neyse efendim bu tanrıların arasından pek aklı selim çıkmaz zaten. ben doğal karşılıyorum artık bunları. diğer tanrılar üzülüyorlar enki'nin haline, bilgelik tanrısı ölecek gidecek, e ne olacak? sonsuz cehalet dünyayı kaplayacak. bence enki öleli çok olmuş. sadece gerçekleri bizden saklamışlar, yoksa enki yaşıyor olsa dünya bu halde mi olurdu? her yer cehalet, her yer rezalet! ama anlatılan hikâye yaşadığına dair bir kurmaca işte. neymiş efendim, diğer tanrılar yer altı tanrıçasını ikna etmişlerde, o da enki'nin farklı organlarında oluşan sıkıntılar için tanrı ve tanrıçalar yaratmış. bak ben bunu da anlamıyorum neden kısa yoldan iyileştirmiyorsun da bu kadar merasime gerek duyuyorsun? baksanıza resmen bürokratik hantallık var bunların her adımında. hah işte o tanrıçalardan birinin adı ninti yani kaburga hanım ya da yaşam hanım. bu kaburga kısmına niye girdim peki? eh o da başka bir yaratılışın tetikleyicisi de o yüzden. onu da israil oğulları düşünsün bana ne! bu arada yunanlılara da çok kırgınım. ereşkigal'in cinsiyetini değiştirip ne diye hades yaptınız arkadaş? hiç utanma arlanma yok sizde vallahi. neyse böyle işte, çok karışık bu işler...
devamını gör...

daha önce sahip olduğum cilt tipi. yıllarca ne yapsam kurtulamadım. güvenilir bulduğum bir güzellik merkezine başvurduktan sonra hydrofacial işlemiyle birlikte, kullandığım yanlış ürünlerden vazgeçerek cilt tipimi de normal olarak değiştirmiş oldum.

öncelikle cildin yağlı olması nemli olduğu anlamına gelmiyor. cilt nem ihtiyacını gideremediği için yağlanıyor olabilir. bu nedenle cildin neme doyması gerekiyor.

tercih edilen ürün içeriği çok önemli. ben gittiğim güzellik uzmanının önerisiyle yüz bakımım için sadece eczaneden satın aldığım ürünleri kullanıyorum. maalesef kozmetik markaların ürünleri uzun vadede çözüm getirmiyor, çoğunun içeriği berbat. onun dışında garnier gibi markaların kağıt maskelerini yine tercih ediyorum.

cildi içten de beslemek çok önemli, su içmenin, iyi beslenmenin ihmal edilmemesi gerekiyor.

o makyaj güzel temizlenmeli yoksa o güzel emekler o güzel nemleri itip çöp olabiliyor*.

önceden kozmetik markaların üreticisi olduğu asla derdime deva olmayan çeşit çeşit maske, krem, temizleyici kullanırken şu an kullandığım* ürünler: yağlı ciltler için jel temizleyici, yağlı ciltler için tonik, yağsız güneş kremi, yağsız (su bazlı) bir nemlendirici krem (nadiren kullanıyorum). güneş kremi kullanmak cildi korumak için özellikle çok önemli. çeşit çeşit ürüne gerek yokmuş.

yağlı cilt kader değilmiş (bkz: ben bugün bunu öğrendim).
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim