normal sözlük yazarlarının sevmediği özellikleri
insanları baştan sevip
zamanla hiç sevememek yada daha çok sevmek.
ölçüm kendime has.
zamanla hiç sevememek yada daha çok sevmek.
ölçüm kendime has.
devamını gör...
goldilocks bölgesi
devamını gör...
başka bir şehirde yeni bir hayata başlamak
yeni bir şehir, yeni bir cadde, yeni bir mahalle, yeni bir adres, yeni bir muhtarlık, yeni komşular, yeni insanlar...
alışma süreci isteyen yeni ve farklı bir hayat.
alışma süreci isteyen yeni ve farklı bir hayat.
devamını gör...
kızıl saç
bugün de ahlakın kizil da olmadığını öğrendik.. hamd olsun..
soyleyiverin ahlaklı renkleri ona göre boyatalim..
soyleyiverin ahlaklı renkleri ona göre boyatalim..
devamını gör...
türk dizi tarihinin en orijinal karakteri
akasya durağı tırın tırırın sinan.
devamını gör...
pazırık halısı
pazırık kurganı'nda bulunan ve tarihin en eski halısı unvanına sahip olan haldır.
asya hun devletine aittir.
bu halı, asya hun devleti'nin dokumacılıkla uğraştığının kesin kanıtıdır.
asya hun devletine aittir.
bu halı, asya hun devleti'nin dokumacılıkla uğraştığının kesin kanıtıdır.
devamını gör...
paul eluard
dadaizm'in sınırlarında dolaşan sürrealist fransız şair. savaşı büyük bir dehşet ve çürümüşlük olarak görmüş, savaş yıllarında yaşadıklarının etkilerini le devoir'de yansıtmıştır. savaş yıllarından sonra dadaizm ile tanışmıştır ve aşağı yukarı aynı zamanda gerçeküstücü akıma katılım sağlamıştır. eluard öyle büyük bir okuma aşkı ile tutuşan bir figürdür ki savaş süresince nereye giderse gitsin kütüphanesi asla yanından ayırmayacak kadar ileri gitmiş hatta basit bir iş için dışarı çıkarken bile bir kaç kitabını yanından eksik etmemiştir. ben bunun hastalığı neticesinde çocukluğunda ve gençlik yıllarında pek eğitim görememesi ve bu süreçte gerçek bir otodidakt olarak kendi kendini eğitme alışkanlığı edinmesinden kaynaklı olduğu kanatindeyim. 20. yüzyılın gördüğü en iyi lirik şairlerden biridir. eski eşi olan ve daha sonra onu salvador dali için terk eden gala ile olan yazışmaları letters to gala isimli kitapta derlenmiştir ve okurken insanın ruhunu yorar. éluard aşkın ve devrimin şairi olarak anıldı ve bu şekilde de öldü. liberté bugün hâlâ özgürlüğün bir sembolü olarak öylece duruyor.
(bkz: la vie immédiate)
(bkz: cours naturel)
(bkz: les yeux fertiles)
(bkz: la rose publique)
(bkz: poèmes politiques)
(bkz: défense de savoir)
(bkz: la dame de carreau)
(bkz: à toute épreuve)
--- alıntı ---
un hiver tout en branches et dur comme un cadavre
un homme sur un banc dans une rue qui fuit la foule
et que la solitude comble
place à l'appareil banal du désespoir
a ses miroirs de plomb
a ses bains de cailloux
a ses statues croupissantes
place à l'oubli du bien
aux souvenirs en loques de la vérité
lumière noire vieil incendie
aux cheveux perdus dans un labyrinthe
un homme qui s'est trompé d'étage de porte de clé
pour mieux connaître pour mieux aimer
où commence le paysage
a quelle heure
où donc se termine la femme
le soir se pose sur la ville
le soir rejoint le promeneur dans son lit
le promeneur nu
moins gourmand d'un sein vierge
que de l'étoile informe qui nourrit la nuit
ıl y a des démolitions plus tristes qu'un sou
ındescriptibles et pourtant le soleil s'en évade en
chantant
pendant que le ciel danse et fait son miel
ıl y a des murs déserts où l'idylle fleurit
où le plâtre qui se découd
berce des ombres confondues
un feu rebelle un feu de veines
sous la vague unique des lèvres
prenez les mains voyez les yeux
prenez d'assaut la vue
derrière les palais derrière les décombres
derrière les cheminées et les citernes
devant l'homme
sur l'esplanade qui déroule un manteau de poussière
traîne de fièvre
c'est l'invasion des beaux jours
une plantation d'épées bleues
sous des paupières écloses dans la foule des feuilles
c'est la récolte grave du plaisir
la fleur de lin brise les masques
les visages sont lavés
par la couleur qui connaît l'étendue
les jours clairs du passé
leurs lions en barre et leurs aigles d'eau pure
leur tonnerre d'orgueil gonflant les heures
du sang des aubes enchaînées
tout au travers du ciel
leur diadème crispé sur la masse d'un seul miroir
d'un seul cœur
mais plus bas maintenant profondément parmi les
routes abolies
ce chant qui tient la nuit
ce chant qui fait le sourd l'aveugle
qui donne le bras à des fantômes
cet amour négateur
qui se débat dans les soucis
avec des larmes bien trempées
ce rêve déchiré désemparé tordu ridicule
cette harmonie en friche
cette peuplade qui mendie
parce qu'elle n'a voulu que de l'or
toute sa vie intacte
et la perfection de l'amour.
--- alıntı ---
(bkz: la vie immédiate)
(bkz: cours naturel)
(bkz: les yeux fertiles)
(bkz: la rose publique)
(bkz: poèmes politiques)
(bkz: défense de savoir)
(bkz: la dame de carreau)
(bkz: à toute épreuve)
--- alıntı ---
un hiver tout en branches et dur comme un cadavre
un homme sur un banc dans une rue qui fuit la foule
et que la solitude comble
place à l'appareil banal du désespoir
a ses miroirs de plomb
a ses bains de cailloux
a ses statues croupissantes
place à l'oubli du bien
aux souvenirs en loques de la vérité
lumière noire vieil incendie
aux cheveux perdus dans un labyrinthe
un homme qui s'est trompé d'étage de porte de clé
pour mieux connaître pour mieux aimer
où commence le paysage
a quelle heure
où donc se termine la femme
le soir se pose sur la ville
le soir rejoint le promeneur dans son lit
le promeneur nu
moins gourmand d'un sein vierge
que de l'étoile informe qui nourrit la nuit
ıl y a des démolitions plus tristes qu'un sou
ındescriptibles et pourtant le soleil s'en évade en
chantant
pendant que le ciel danse et fait son miel
ıl y a des murs déserts où l'idylle fleurit
où le plâtre qui se découd
berce des ombres confondues
un feu rebelle un feu de veines
sous la vague unique des lèvres
prenez les mains voyez les yeux
prenez d'assaut la vue
derrière les palais derrière les décombres
derrière les cheminées et les citernes
devant l'homme
sur l'esplanade qui déroule un manteau de poussière
traîne de fièvre
c'est l'invasion des beaux jours
une plantation d'épées bleues
sous des paupières écloses dans la foule des feuilles
c'est la récolte grave du plaisir
la fleur de lin brise les masques
les visages sont lavés
par la couleur qui connaît l'étendue
les jours clairs du passé
leurs lions en barre et leurs aigles d'eau pure
leur tonnerre d'orgueil gonflant les heures
du sang des aubes enchaînées
tout au travers du ciel
leur diadème crispé sur la masse d'un seul miroir
d'un seul cœur
mais plus bas maintenant profondément parmi les
routes abolies
ce chant qui tient la nuit
ce chant qui fait le sourd l'aveugle
qui donne le bras à des fantômes
cet amour négateur
qui se débat dans les soucis
avec des larmes bien trempées
ce rêve déchiré désemparé tordu ridicule
cette harmonie en friche
cette peuplade qui mendie
parce qu'elle n'a voulu que de l'or
toute sa vie intacte
et la perfection de l'amour.
--- alıntı ---
devamını gör...
nada
türkiye'de (bkz: deneysel müzik) anlamında başarılı işler icra eden ve iki kadın kişisinden oluşan zehir gibi grup.
kendilerine özgü yorumları, ifade şekilleri ve müzikleri var. babylon ve bronx pi'de epey sahne almışlıkları vardır. henüz yakalayamadım ancak bir gün mutlaka.
ilk kez dinleyecekseniz, gece düştü adlı parçayı şiddet ve sevgi ile öneririm.
kendilerine özgü yorumları, ifade şekilleri ve müzikleri var. babylon ve bronx pi'de epey sahne almışlıkları vardır. henüz yakalayamadım ancak bir gün mutlaka.
ilk kez dinleyecekseniz, gece düştü adlı parçayı şiddet ve sevgi ile öneririm.
devamını gör...
dead poets society
son zamanlarda izlediğim en güzel şeylerden bir tanesi... bu film hakkında şunu fark ettim, filmdeki her oyuncunun performansı o kadar iyi ki, bir zamandan sonra izlediğimiz şeyin bir film olmadığını düşünecek kıvama büründüm... filmdeki her repliği o kadar içlerine sinerek ve o kadar içtenleştirerek söylemişler ki, bir zamandan sonra o mağaranın içerisinde, o sınıfta... tamamen o filmin içerisinde bir yerde bulunmuş gibi hissettim...
devamı da var, çekilen her sahne çok özensiz gözükmesine rağmen o kadar özen ve hoş detaylar barındırıyor ki; misal çantanın içerisinden dökülen bi ton malzeme içerisinde itina ile kameraya yansımış elmalar ve vurgulanan ekmek...
dahası da, film tam çıkmaza girecek bir monotonluğa bürünecek olsa bir anda bambaşka bir şey olmuş ve ters köşe diye nitelendirdiğim o şaşırmayı yaşatmış bana.
filmin her sahnesinde, her repliğinde insanı düşündürüp bambaşka yerlere götüren detaylar var... dahası da insanı en çok eğitim sisteminin bizi ne hale getirdiği ve bambaşka şeyler olsa ne hoş bir detaya dönüştürebileceğini düşündürmüş bana, üzerine de bir sigara yaktırmış... beni en etkilemiş filmlerden birisi oldu, iyi ki izlemişim diyorum.
devamı da var, çekilen her sahne çok özensiz gözükmesine rağmen o kadar özen ve hoş detaylar barındırıyor ki; misal çantanın içerisinden dökülen bi ton malzeme içerisinde itina ile kameraya yansımış elmalar ve vurgulanan ekmek...
dahası da, film tam çıkmaza girecek bir monotonluğa bürünecek olsa bir anda bambaşka bir şey olmuş ve ters köşe diye nitelendirdiğim o şaşırmayı yaşatmış bana.
filmin her sahnesinde, her repliğinde insanı düşündürüp bambaşka yerlere götüren detaylar var... dahası da insanı en çok eğitim sisteminin bizi ne hale getirdiği ve bambaşka şeyler olsa ne hoş bir detaya dönüştürebileceğini düşündürmüş bana, üzerine de bir sigara yaktırmış... beni en etkilemiş filmlerden birisi oldu, iyi ki izlemişim diyorum.
devamını gör...
ergen yazarların mahlasımı engellemesi gerekliliği
yaş grubuna göre ergenlik belirleyen, kimi engelleyeceğine karar verenlerde varmış. vay be.
devamını gör...
gidince anlaşılacağını sanan yazar
aslında ben sözlükten çok sıkıldım gider ayak kıskananları da çatlatayım demek isteyen yazardır o. *
kendini yok ederek anlaşılmanın insana ne faydası olur? olsa öyle bir fayda vincent van gogh köşe olurdu.
genelde bir süre sonra yeni bir nick ile yeni bir yazar gibi geri geliyorlar. bir tür nerde hareket orda bereket.
her yeni gelen bir eski giden olabilir.
büyük konuşmayayım da bana göre değil.
kendini yok ederek anlaşılmanın insana ne faydası olur? olsa öyle bir fayda vincent van gogh köşe olurdu.
genelde bir süre sonra yeni bir nick ile yeni bir yazar gibi geri geliyorlar. bir tür nerde hareket orda bereket.
her yeni gelen bir eski giden olabilir.
büyük konuşmayayım da bana göre değil.
devamını gör...
glow up
ilk iki sezonunu bir hafta gibi bir süreyle bitirdiğim 3. sezonu netflix’te yayınlanmış olan makyaj yarışması.
yarışma yüzlerce kişinin arasından seçilen 10 makyaj artistinin makyajlarını (adeta sanatlarını) gözler önüne seriyor. sanatlarını diyorum çünkü bu insanlar makyaj değil ciddi anlamda sanat yapıyorlar. makyaja ilgim yok, normalde sadece rimel kullanan bir insan olarak izlerken yüzümü tuval gibi boyamak istiyorum.
yarışmanın jürileri de hayatlarını makyaja adamış, birçok ünlü isimle ve moda haftalarında çalışmış olan dominic skinner ve val garland. artı olarak bu jürilere bölüm başı makyaj konseptine göre misafir jüri katılıyor. yarışmacılar 3 jüri tarafından değerlendirilerek elemeye kalıyorlar. her bölüm bir kişi eleniyor. izlemesi bu yönden de zevkli her bölüm heyecanla ve yapılan sanatı hayranlıkla izliyorsunuz. kazanan ne kazanıyor derseniz dünyanın en başarılı makyaj artistleri ile bir sözleşme imzalıyor.
kısacası makyaja ilgisi olmayan bir insanın bile sıkılmadan izleyebileceği görsel şölen olarak tanımlarsam yanlış olmaz sanırım. canınız sıkılıyorsa bir şans verebilirsiniz.
artı olarak jüri olan dominic’in 58 yaşında olduğunu öğrendiğim için şoktayım.
yarışma yüzlerce kişinin arasından seçilen 10 makyaj artistinin makyajlarını (adeta sanatlarını) gözler önüne seriyor. sanatlarını diyorum çünkü bu insanlar makyaj değil ciddi anlamda sanat yapıyorlar. makyaja ilgim yok, normalde sadece rimel kullanan bir insan olarak izlerken yüzümü tuval gibi boyamak istiyorum.
yarışmanın jürileri de hayatlarını makyaja adamış, birçok ünlü isimle ve moda haftalarında çalışmış olan dominic skinner ve val garland. artı olarak bu jürilere bölüm başı makyaj konseptine göre misafir jüri katılıyor. yarışmacılar 3 jüri tarafından değerlendirilerek elemeye kalıyorlar. her bölüm bir kişi eleniyor. izlemesi bu yönden de zevkli her bölüm heyecanla ve yapılan sanatı hayranlıkla izliyorsunuz. kazanan ne kazanıyor derseniz dünyanın en başarılı makyaj artistleri ile bir sözleşme imzalıyor.
kısacası makyaja ilgisi olmayan bir insanın bile sıkılmadan izleyebileceği görsel şölen olarak tanımlarsam yanlış olmaz sanırım. canınız sıkılıyorsa bir şans verebilirsiniz.
artı olarak jüri olan dominic’in 58 yaşında olduğunu öğrendiğim için şoktayım.
devamını gör...
emekli koca sendromu
erkeğin emekliliğinden sonra evde daha çok vakit geçirmesi ile kadınlarda yaşanan psikolojik kökenli rahatsızlıktır.
her kültürde farklı etkilerle yaşansa da japonlara ait bir hastalık olarak bilinir. öyle ki eşi emekli olan yaşlı japon kadınların büyük bir kısmında döküntü, astım, ülser, yüksek tansiyon gibi fizyolojik rahatsızlıklara da sebep olur.
temel sebep olarak eşinin tüm gün işte olması ile evinde kendisine özel bir hayat kuran japon kadın, eşi emekli olduktan sonra strese girmektedir. japonyada söz konusu fizyolojik şikayetler ile gelen kadınlara doktorların ilk sorduğu soru eşinin yakında emekli olup olmadığıdır.
bilgi için kaynak
her kültürde farklı etkilerle yaşansa da japonlara ait bir hastalık olarak bilinir. öyle ki eşi emekli olan yaşlı japon kadınların büyük bir kısmında döküntü, astım, ülser, yüksek tansiyon gibi fizyolojik rahatsızlıklara da sebep olur.
temel sebep olarak eşinin tüm gün işte olması ile evinde kendisine özel bir hayat kuran japon kadın, eşi emekli olduktan sonra strese girmektedir. japonyada söz konusu fizyolojik şikayetler ile gelen kadınlara doktorların ilk sorduğu soru eşinin yakında emekli olup olmadığıdır.
bilgi için kaynak
devamını gör...
konusu açıldığında strese sokan şeyler
sizin evlilik işi ne oldu?
evlilik ne zaman?
bu sene evlilik var mı?
şeklindeki sorularla beni kuyuya çekmeye çalışmaları.
çözüm buldum ama 'evlendik biz sizi çağırmadık' diyorum onlar stres oluyor. şimdi onlar düşünsün.
evlilik ne zaman?
bu sene evlilik var mı?
şeklindeki sorularla beni kuyuya çekmeye çalışmaları.
çözüm buldum ama 'evlendik biz sizi çağırmadık' diyorum onlar stres oluyor. şimdi onlar düşünsün.
devamını gör...
yazarların en çok para harcadığı şeyler
kitap ve film/dizi ürünleri.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
aşk olsun domestic..
ne dedim ki ben sana..
arzum sadece okumakti..
kim ne yazarsa ..
ne dedim ki ben sana..
arzum sadece okumakti..
kim ne yazarsa ..
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevdiği reklamlar
hepinizi ananas gibi görüyorum repliği gećen reklam
devamını gör...


