tanımı görüyor ve sonuna kadar destekliyorum. haftaiçi sorumlulukların verdiği yük ve yapmak zorunda olmamın bilinciyle tüm işlerimi yerine getirirken cuma günü tüm sistemim çöküyor. yapacağım ne varsa cumadan pazara kadar ittiriyorum, pazar gününü hiç ediyorum böylece.
devamını gör...

jeneriğini severek izlediğim diziydi. şimdi nedense zevk vermiyor ne diziler ne jenerikleri.
devamını gör...

herkesi köpek kovalar, beni de inek kovalamıştı köyde küçükken. o zaman korkmuştum tabi ama şimdi o anı hatırlayınca komik geliyor. *
devamını gör...

kendisine saygısı olmakla ne alakasi olduğunu merak ettiğim eylem,allahtan deistimde kendime saygim var ateist olsam rezil bir insan olacakmisim(!).

edit:başlık sahibi kaçmış,ilk kez bir trolün doğuşuna tanıklık ettim sanırım.
devamını gör...

günden güne, gittikçe.
devamını gör...

iskandinav mitolojisinde cücelerin evi niðavellir (karanlık alanlar” ya da “düşük alanlar”) olarak adlandırılır. nidavellir cücelerin diyarı olarak bilinir. dokuz diyarı birbirine bağlayan devasa bir mitolojik ağaç olan yggdrasil'in dokuz diyarından birisidir.
gök gürültüsü ve şimşek tanrısı olan thor'un sahip olduğu ve tanrılar arasında sahip olunan en güçlü silah olan mjolnir'den da hatırlayacağınız üzere cüceler ustalık becerileri ile meşhurdur. tüm tanrıların kutsal eşyalarını da cüceler yapmışlardır.

nidavellir kaynak olarak ilk voluspa'da görülmektedir. maden kaynakları açısından oldukça zengin bir diyardır. snorri sturluson'un eddalarında ise cücelerin yaşadığı yer svartalfheim (kara elflerin ülkesi) olarak geçer.

cüceler kayalıkların altında mağaralarda yaşamlarını sürdürürler. hreidmar ise bu diyarın kralıdır. nidavellir'in en bilinen cüceleri; brokk, eitri, austri, vestri, nordri, ve sudri'dir.

dokuz diyardaki en iyi işçiliğin yanı sıra en iyi ocaklar da nidavellir'de bulunmaktadır. tüm tanrıların kutsal eşyalarını cüceler yapmışlardır. thor'un çekici, büyülü yüzük, odin'in mızrağı gungnir, frey'in gemisi skidbladnir bunlardan en bilinenleridir.

marvel evreninde ise rocket raccoon thor'a şöyle der: "nidavellir is real? seriously? ı mean, that place is a legend. they make the most powerful, horrific weapons to ever torment the universe. ı would very much like to go there, please."
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en sevdiğim türkülerden biri.
hikayesi de şu şekilde;

hemen hemen her aşk türküsünde kavuşamamak vardır. gençler, birbirini sever; evlenmek ister ama kızın ailesi bu evliliğe karşı çıkar. karşıtlığı, gerilimi aileler oluşturur. mayil ile gülizar da birbirlerini sever, evlenmek isterler ama gülizar’ın ailesi bu aşkı onaylamaz. gençler de çareyi kaçmakta bulur. ailesi de gülizar’ı hayatlarından siler.

gülizar da mayil de mutludur. mutlu olmasına mutludurlar da mayil’in vazgeçemediği av merakı vardır. evini, gülizar’ı bırakıp dağlara, ava çıkar sürekli. mayil, yine bir gün üç arkadaşıyla avlanmaya gider. av sonrası, arkadaşlar, söylenen saatte toplantı yerine geldiklerinde mayil’i göremezler. eve gittiğini düşünüp köye dönerler. köyde, gülizar’a mayil’i sorarlar ama mayil eve gelmemiştir. dağa gidip mayil’i aramaya başlarlar. nice sonra bir ağacın altında mayil’in cesedini bulurlar. gülizar’a haber tez gider. gülizar çıkar gelir. çıkar gelir de dağ, gülizar’ın başına yıkılır. mayil, uyur gibi yatmaktadır öylece. türkünün hikâyesi böyle…

kimi kimsesi olmayana gurbet zordur. hele bir başınaysan… dulsan hele. hele bir de kadınsan… gülizar, şimdi yabancı bir köyde tek başına… ıpıssız… annesine, babasına da gidemez. elin yabanında… kimse kimsesi değil. orta yerde… ıpıssız…

gurbette zaman geçmek bilmez. gündüz uzar yüzyıl, gece uzar bin yıl olur. gurbet akşamları zor… akşam olmaya görsün yeter ki gurbette. dertler depreşir, hesaplaşmalar başlar. akşam, gurbet elde zulüm demek… kahır demek… akşamlar olmaz olsun. akşamı batsın!

“bir ay doğar ilk akşamdan geceden
neydem neydem geceden
şavkı vurur pencereden bacadan
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben.”



kaynak: calakalem.com
devamını gör...

bahar geldiğinde mi ben böyle olurum?
yoksa böyle olduğunda mı gelir bahar?*
devamını gör...

bizimkiler kayısı ve ayvadan yemek yapıyorlar. doğranmış ayvaları patates sandım ilk başta, meyveden yemek işi bana ters geliyor.
devamını gör...

bende aslında bal porsuğuyum.
edit: hobaa gitti arkadaşlar bu gelen aynı klavyede başka bir yazar. bence daha samimi.
edit2: herkes sinirlenmiş. bir ben sinirlenmemişim. bana da haber verin böyle duyguları. hep yanlış anlıyorum.
devamını gör...

cehennemden
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hesap silme seçeneği isteyenleri anlayışla karşılıyorum. neticede bir seçim hakkı ve insanların bu opsiyonu kullanabilmesi lazım.

lakin ben meseleye farklı bir açıdan bakacağım;

eskiden bende bu meseleyi hararetle savunurdum. * zaman, tosbağaların da bazı konulardaki düşüncelerini değiştirebiliyor.

insanlar giderken buraya yazdıklarını/sundukları katkıyı da sırtlanıp gitmek istiyorlar. haklarıdır elbette. lakin şunu unutuyorlar; artık yazdıkları ve çizdikleri insanların zihinlerinde yer etmiş. kimisine gülmüş insanlar, kimisini efkârla okumuş, kimisi üzerine düşünmüşler ve benzeri yığınla duygu. yani ok yaydan çıkmış artık. fırlatmışsınız oku... gitmiş sizden. hal böyleyken pılımı pırtımı toplayayım gideyim demek ne kadar doğru bilemiyorum. insan yine gider. sevmediği, hoşlanmadığı, doğru görmediği şeyler vardır. arkasına bakmadan çeker gider. lakin her şeyi sileyim de gideyim diye beklemek, ne bileyim o bana biraz garip geliyor.

birde işin karşı tarafı var. adamlar/kadınlar bir araya gelmiş size burada yazma imkanı sunmuş. düşüncelerinizi ifade edebilmeniz için bir platform yaratmışlar. giderken kendi verdiklerinizi alıp gidebiliyorsunuz da, aldıklarınızı geri verebiliyor musunuz? güldüğünüz, bilgilendiğiniz, heybenize doldurduğunuz onca şeyi iade edebiliyor musunuz? yapamıyorsunuz. her şey karşıtı ile kaim. siz bunları iade edemezken verdiğiniz her şeyi geri almak istiyorsunuz ki, işte benim için zurnanın zırt dediği yer burası. bencilce geliyor bana. ama söylediğim gibi bu isteğe saygı duyuyorum.

gelgelelim benim durumuma; günün birinde şikayetlerim artarsa, beğenmediğim şeyler dev dalgalara dönüşüp beni boğmaya kalkarsa, kapıyı çarpar giderim. ama tanım ve başlıklarımı silmem. yani silmeyeceğim böyle bir karar aldım. ahde vefa gibi bir şey bu. kızsam da, hoşuma gitmese de burada duygu ve düşüncelerimi aktarmama bu insanlar vesile oldu. bir emek verdiler. ortada sadece benim emeğim yok onların da emeği var. dilerim ki; bu platform uzun yıllar varlığını sürdürsün. hem böylece bizden sonra gelenler de bu dedeler nineler ne yazmış diye arada bir bakınıp nostalji yapıp gülümserler belki. geleceği de düşünmek lazım *
devamını gör...

kadın tarafından "sen benim kocama karışamazsın" diyerek sizin dövülmeniz ile sonuçlanabilir. en temizi polisi aramaktır.
devamını gör...

adana büyükşehir belediye başkanı zeydan karalar, şahsi twitter hesabından belediyede asgari ücretle çalışanların maaşı konusunda paylaşımda bulundu.
sayın karaların paylaşımı şöyle ;
--- alıntı ---

açıklanacak asgari ücret ne olursa olsun, belediyemizde çalışan bir işçinin alacağı maaş 3100 tl' den az olmayacak. emekçi kardeşlerimize şimdiden hayırlı olsun.

--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...

sultandan kasıt bellidir. ama bu günler geçecek bu devran tekrar dönecek o zaman göreceğiz.
devamını gör...

kafa sözlük kitap kulübü sayesinde okuma fırsatı bulduğum victor hugo kitabı. 1829 senesinde yayınlanmış bu kitap romantizm akımının etkisinde yazılmış ve bu akımın iki önemli unsurları olan ölüm ve din konuları işlenmiştir.
konu olarak, adından da anlaşılacağı üzere bir idam mahkumunun son günlerinde düşündükleri, yaşadıkları, pişmanlıkları ve anıları işlenmiş. kitap hugo’nun 1932 senesinde yazdığı önsöz ile başlıyor. bu önsöz’de genel hatlarla hugo’nun idam hakkındaki düşüncelerini, dönemin siyasi gereksinim ve oluşumlarını, sınıfsal yapıları ve halkın genel durumunu okuyoruz.

şunu belirteyim, hugo bu önsöz’de idama komple karşı çıkmamıştır. yine de uygulanma tarzını ve uygulayıcıların genel etik anlayışını fazlaca eleştirmiştir. bu eleştirinin en öncül ve simgesel hedefi ise giyotin olmuştur.

önsöz’den sonraki kısımda ise kitap hakkında tartışan, dönemin asillerinin kendi aralarında geçen bir konuşmaya şahit oluyoruz. bu konuşmalar bize, kitap ilk yayınlandığında yüksek çevrelerde bıraktığı etkiyi anlatmakta.
genel anlamda baya olumsuz eleştirilerdir aynı zamanda. kimisi adını bile duymaktan iğrenirken, kimileri okuyup yarım bıraktıklarını söylüyor. çok az kısmı ise sonuna kadar okuduğunu ve topluma karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirtiyor.

sonrasında kitap başlıyor ve son anlarına kadar bir idam mahkumunun hayatını kısaca okuyoruz. bu mahkuma ait çok şey bilinmiyor maalesef. tek bildiğimiz, birini öldürdüğü, bir ailesi olduğu ve idama mahkum edildiği.

kitap ile ilgili düşüncelerime gelecek olursam, ben bu kitapta idam karşıtlığından öte otoriteye bir başkaldırı gördüm. yöneticiler için düşük kesimdekilerin pek bir anlam ifade etmediğini, ve yine bu yöneticilerin ağzından çıkan bir lafla bu zavallıları idama sürükleyebildikleri ve yine başka bir lafla o giyotin’den kurtarabildikleri, tabiri caise oyuncaklaşmış bir halk gördüm. yazarın bize bu gerçekleri, kolayca empati kurabileceğimiz bir idam mahkumunun ağzıyla anlatmasını ise çok mantıklı buldum. ve yine bu empatinin kolayca kurulabilmesi adına, bu mahkumun suçluluk veya suçsuzluğuna değinilmemesini de akıllıca bir hareket olarak aldım.
yazar bize diyor ki; haklılık veya haksızlık kavramlarını bir kenara bırakarak, idam gibi önemli kararların kimler tarafından ne şartlarda alındığına bakın ve yine kimler tarafından bu kararların göz ardı edilebildiğini görün.

bir diğer ironik unsur ise; kitabın yayınlandığı sene(1828) ile giyotin cezasının son kez uygulandığı sene(1977) arasındaki zaman farkıdır. sanki hiç kimsenin umrunda olmamış. yahut olmuş da elden bişey gelmemiş.

son olarak, kitabı beğendim ben. türünün sıkı takipçisi olmadığım halde çok kısa zamanda sıkılmadan bitirdim. okunması gereken bir kitap bence.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ışıklar içinde yatsın.
devamını gör...

rock n coke 2011'de beni büyülemiş, festival bittikten sonra eve dönerken aklımda hep şarkıları çalmıştı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bigger, better, faster, more!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim