arkadaş bu kadar her şeyi bilen ama bildiği her şeyi yanlis bilen kaç millet vardır acaba?

lazlar güney kafkasyalı halktır. bildiğim kadarıyla lazlar megrellerin atasıdır ki megreller gürcistanlıdır. ki lazca ve megrelce birbirine çok benzer, türkçe ile hiç ilgisi de yoktur. var benim tanıdığım lazlar, lazca biliyorlar. lazca bilmeyen bir tane laz yoktur herhal ama laz olmadığı halde laz damarum tutti ha diyen yüzlerce insan gördüm.

adam giresunlu laz damarım tuttu diyor. laz mısın diyorum, laz'ım diyor. lazca biliyor musun diyorum, adam şivesini lazca sanıyor. bakıyorum adama 90 cm bacak boyu, bildiğin karadenizli tipi. başkası geliyor birine aşık olmuş adam laz ona göre, aslında trabzonlu ama o kadar bilmiyor ki kadın bu işleri adama laz damgasını vuruyor. babam laz'a vermez beni diyor. keşke vermese baban seni.

oysa doğrusu nedir? lazlar ağırlıklı olarak rize ve özellikle artvin'de birkaç ilçesinde yaşar. sonradan müslüman oldukları için ben arap anlayışı benimsemiş bir laz görmedim. ki göçmenler nihayetinde dağlıdır ve sabaha kadar müslüman olduklarını söyleseler bile inançları paganizm temelinden ötesine geçmez. o alkarısılar, çarşamba nineleri, türkiye'de olan cin anlayışı paganizm ile alakalıdır. bir arap aynı cin anlayışını benimsemez mesela. ya da iki farklı köyün cin anlayışı farklıdır.

yani laz tüm çoğu karadeniz için söylenemez, doğru da değildir. trabzonlu trabzonlu, rizeli rizeli, çerkes çerkes, laz laz'dır. özellikle türkiye'de göçmenleri bağlı bulundukları şehirler ile söylemek doğru değildir çünkü kapalı topluluklardır, kendi dilleri ve kültürleri ile yaşarlar. görünüşleri türkler ile de pek benzemez, gürcüler ile ben aralarında fark göremiyorum. yine onca göçmen arkadaş içinde lazlar kadar inatçı ve uyanık tip görmedim. laz dediğin zaman bir durup düşünür, mümkünse beyni tam kapasite kullanırım ki uyduruk fıkralara inanıp alay konusu olmayayım. çünkü uyanık tiplerdir.

laz değilim. lazların ana dilde eğitim hakkı talebi de yoktur açıklaması elbette yapmayacağım. pasha ile aynı sözlükte kaç yıl yazdık, o kadar bildiğim biri ki.

ancak türk milliyetçisi arkadaşların yine türklerin yapmış olduğu bazı durumları lazların üstüne atması, dahası türkiye sevdalısı insanların kendi ülkelerinde yasayan etnik gruplar hakkında bu kadar bilgisiz olmasına sessiz kalamadım. son derece komik çünkü.
devamını gör...

toplumsal hareketleri baz alarak söyleyecek olursak gustava le bon'un klasik toplumsal hareketlerde öne sürmüş olduğu kavramın adıdır. insanlarin irrasyonel canlılar olmasından kaynaklı olarak duygularıyla hareket ettiğini söylemiştir düşünür. bunun yanında insanların birbirlerini de etkilediklerini söyleyebiliriz. asil vurucu nokta da insanların birbirlerini etkilemeleridir. aslında gustave le bon burada toplumsal hareketleri olumlamamakla beraber aşırı bir eleştiride de bulunmuştur çünkü ona göre bir toplumun zekasını o toplumdaki en düşük zekalı insanın zekasına eşittir.

gustava le bon un bunlari 1800lu yillarda söylediğini düşünecek olursak o dönemlerde var olan devlet yapılarının söz söyleyen insanların genelde üst sınıflarda yer alan insanların olduğunu söyleyebiliriz. ve bu insanların tabi ki devlete karsi ortaya çıkan hak iddialarında devletin yanında olamalari çok olasıdır. bununla beraber fransız ihtilali'nin ardindan ortaya çıkan uygulamalarından bu söylemi doğrulayacak yani vardır. fransız ihtilali'nin ardindan fransız sokaklarında kanlar akacağı boyutta giyotinle idamlar olmuştur bu da ihtilali yapan topluluğun zekasının gerçekten o toplumdaki insanların en düşük zekalısına eşit olduğunu göstermektedir.

yeni toplumsal hareketleri düşündüğümüzde ise durum daha farklıdır. insanların artık ciddi bir kimlik dertleri vardır, devletlerin yapısı da hala sınıfsal yapı devam etmekle birlikte bu sınıfsal yapı çok katmanlı hal almıştır. bu da insanlarin artık devletin ihlal ettiği haklara karşı bir arada yer aldıkları hareketleri ortaya çıkarmıştır. bunu daha sonra başka bir başlık (yeni toplumsal hareketler) altında inceyebiliriz.
devamını gör...

gustav klimt - öpücük
vang gogh - yıldızlı gece
devamını gör...

fatih sultan mehmet ve kazıklı voyvoda olarak bildiğimiz 3. vlad'ın beraber büyüyüp beraber eğitim almış olması.
devamını gör...

suç ve ceza diyerek çıtayı arş-ı alaya çıkartacak yoksa ben ayşegül serisi demek istiyorum. çocukluğumun ilk kitaplarından utandım abi nasıl okuyabildiniz siz öyle kitapları?
devamını gör...

güzel bir şehir ama önlenemeyen bir koku var.son zamanlarda nasıl bilmiyorum ama benim aklıma o koku geliyor.ha bide kediler çok sevecen ve sıcakkanlı,hemen geliyorlar yanınıza sevebiliyosunuz falan.
devamını gör...

hale soygazi ve nihat ileri'nin başrollerini paylaştığı film, vizyona girdiği zamanlar tartışmalara sebep olmuştu. film, birbirlerine nispet yaparcasına ihanet eden bir karı kocanın hikayesini konu ediniyor.
barış pirhasan'ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini yaptığı 1989 yapımı bu filmin kadrosunu oluşturan oyuncular hale soygazi, nihat ileri, derya köroğlu, atacan arseven, yasemin alkaya, füsun erbulak . film, gösterime girdiği zamanlar, ciddi eleştiriler almıştı. üzerinde sıklıkla tartışılan bu film yakalamış olduğu küçük detaylar, değişik diyaloglar, kullanılan dekorlar ve oluşturulan atmosferle dikkat çekiciydi. görüntü yönetmenliği anton klima tarafından yapılan film oldukça muntazam bir sinema diline sahip. küçük balıklar üzerine bir masal filmi, barış pirhasan'ın da ilk yönetmenlik tecrübesi. filmde yan karakter olarak yeni türkü grubunun solisti derya köroğlu da dikkat çekiyor. filmin müziklerinde de yine aynı grup elemanı olan selim atakan imzası var.
film, bildiğim kadarıyla yakın zamanlarda televizyonda yayınlanmadı. internet ortamında da videosu bulunmuyor. pirhasan'ın bu filmden dolayı başarısız olduğu ve zarara uğradığını hatırlıyorum.
devamını gör...

seni düşünürken
bir çakıl taşı ısınır içimde
bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
bir gelincik açılır ansızın
bir gelincik sinsi sinsi kanar


seni düşünürken
bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
deliler gibi dönmeğe başlar
döndükçe yumak yumak çözülür
çözüldükçe ufalır küçülür
çekirdeği henüz süt bağlamış
masmavi bir erik kesilir ağzımda
dokundukça yanar dudaklarım

seni düşünürken
bir çakıl taşı ısınır içimde
devamını gör...

ara biraz limoniyken pıtı pıtı gidip sarılmak.
devamını gör...

valla tek kelime fransızca bilmiyorum ama bazı şarkıları dinlemenin beni duygulandırdığı da bir gerçek. kelimeleri anlamasam da duygular ortak.

devamını gör...

tutmayan, hakettiği değeri görmeyen,elimden geldiğince oy fav ile desteklemeye çalıştığım,bu sözlüğün öksüz gariban başlıkları.

(bkz: sözlüğün kaos sevmesi)
devamını gör...

ece temelkuran kitabıdır.

bir televizyon programında masaya doğru eğilerek karşısındakinin gözlerinin içine bakarak hayalkırıklığı, başkasının adına duyulan bir utanç, şaşkınlığın cilaladığı bir öfke ve tüm güzelliğiyle şöyle demişti ece:

“ siz ne zaman bu kadar zalim oldunuz.”

evet, sonuna soru işareti koymadım, fikir tartışmalarını imla ve noktalama hataları ya da anlatım bozuklukları üzerinden yürüten sanal insanlar rahatsız olabilir bundan ama ece bir soru sormadı aslında orda. ne yaptığını varın siz düşünün.

yukarıdaki paragraftan el alarak devam edeyim yazmaya. insanlar sanki tek derdimiz anlatım bozukluğu imiş, sanki başka bir bozukluk yokmuş dünyada, sanki her yer cioran’ın virgülleri ile doluymuş gibi dilbilgisel dertlerle hemhal olurken dünya hiç olmadığı kadar vahşi bir hale gelmekle meşgul. hem de bu işle o kadar meşgul ki içinde yaşayan insanların umutsuzluğunun farkına bile varmıyor.

bir üst paragrafta anlattıklarıma bakmayın siz. neyi nasıl anlattığımız önemlidir tabii ki. muktedirlerin dilini kullanmaya başlayan mazlum yenilmeye mahkumdur. tam da o durumdayız şu an. güçlü olanın kötü dediğine kötü demeye başladık ve bu bize sahte bir güvenlik hissi veriyor ama şimdilik. şimdilik çünkü gücü elinde bulunduranlar bir gün bize de kötü diyecekler. o zaman kendi kendine savaşmaya başlamamak için kendi kendine savaşmaya başlayacak insanlar kendi içlerinde.

bir zamanlar gazete okumak gibi bir alışkanlığım vardı. üç sözcüklü cümleleri alt alta yazıp köşe kapmaca oynayan yazarlar baş tacı edilince bıraktım bu alışkanlığı ama o günlerden bana kalan “ gelip benim deli köşemde duran” ece’dir. onun yazılarını okumak için alırdım gazeteyi. özlemişim ece’yi, hem de çok. sanki yıllar sonra buluşmuş gibi olduk bu kitapla.

dünya kötü, daha da kötü olacak. dibi gördükçe karanlık artıyor. karanlık arttıkça dip daha derinlere kaçıyor. düşmelere doyamadık. gözlerimiz karanlığa o kadar alıştı ki aydınlıktan korkar olduk.

ama bu da geçer...
devamını gör...

neden uçurulduğunu öğrenince gitmesine sevindiğim yazar. zaten dünya pislik rezillik dolu bari şurada başımız şişmesin. teşekkürler modlar.
devamını gör...

az önce gördüğüm acı durum.

çaylak arkadaşlar, birine mesaj atmaya çalışıp "bu yazar şunu kapatmış" falan görünce sövdünüz büyük ihtimalle. sövmeyin arkadaşlar kimsenin haberi yoktu.

açtım ben şindik.
devamını gör...

köpekleri çok minnoş bir hayvan gibi görüyoruz ama emin olun yanılıyoruz.
köpek dediğimiz hayvan bir kurt'u boğabilen, çenesi hemen hemen bir kurt kadar güçlü ve iri bir hayvan. bir ısırıkta bir insanı rahatça sakat bırakabilir.
asıl sorun sokakta köpek olması da değil aslında, köpeklerin çeteleşmesi, gruplaşması.
gruplaşınca çok tehlikeli bir hale geliyorlar ve inanılmaz saldırganlaşıyorlar.
ayrıca köpekten korkan insanlar da bir hayli fazla, köpekten değil insandan korkun gibi içi boş cümleleri söylemenin hiçbir anlamı yok. korku denen şey öyle bir iki lafla geçecek bir şey değil. kimse köpekler öldürülsün demiyor sadece sokaklardan daha iyi koşullarda yaşayabilecekleri bir yere toplanmaları hem onlar için hem insanlar için daha iyi olurdu.
devamını gör...

sevdiğin işi ve eşi bulursan saçlar sapasağlam kalır. türkiye şartlarında ikisinden birini mutlaka yapamayacağın içinde üzülme . dökülenler bizden değildir.
devamını gör...

güney afrika cumhuriyeti'nde, siyahların uyguladığı, başlık parası geleneğidir.
erkek evlenecegi kadının babasına inek veriyordu, tabi artık inek değil, ineğin parası veriliyor.
kadının güzelliği, okumuş olması ve mesleği lobola'nın fiyatında etki yapıyor. beyaz bir sporcu, televizyonda program yapan bir siyah kadınla evlenmiş ve epey lobola vermişti.
siyahlarda evlenme kısıtlaması olmadığı için, eğer paran varsa istediğin kadar kadınla evlenebilirsin. eski cumhurbaşkanı zuma'nın yedi karısı vardı.
devamını gör...

senaryolarında, dergi köşelerinde yazdıklarında, kitaplarında anlattıklarında, kullandığı dilde, ettiği beddua ve küfürlerde, aktarmak istediklerini anlatırken yaptığı şakalarda buram buram 90’lar kokusu aldığım ve çok fazla sevdiğim bir kalem burak aksak...

bu kitap da içinde yukarıda saydıklarımı fazlasıyla barındıran, onlarca mini öykü ve denemelerden oluşan bir öykü kitabı...

yermek için söylemiyorum fakat çıkaracağı işlerin hemen arefesinde; anlamsız bir ‘popüler kültür uğrunda yitirir miyiz’ endişesi taşıyorum.

nitekim, bu kitabında da endişelerimin yersiz olmadığını gördüğümü üzülerek belirtmek isterim.

burak aksak’ın mizahını seviyorum. gerçekten çok seviyorum.

dolandırmadan bodoslama konuya dalışını da seviyorum, absürt ve alışılagelenin çok dışında kurgusunu da...

lakin bu kitap biraz şey koktu burnuma okurken:

yazmış olmak için yazmış..

içinde çok beğendiğim hikayeler de var elbet. sizlerin de beğeneceğini öngörüyorum. lakin bazıları gerçekten okurken; “keşke yazmasaydın be abicim...” dedirtmedi desem yalan olur.

kitap kötü değil.

ama iyi de değil.

kitabın kalınlığına aldanmayın çünkü gayet büyük puntolarla basılmış.

illa ki yüreğinizde bir kaç yere dokunacak bir kaç satır barındırıyor içinde. bunu rahatlıkla söyleyebilirim ama;

kurban olayım burak hoca,

zorlamayla olmuyor işte sen de farkındasın, biliyorum.

yazasın yoksa yazma n’olur.

çünkü çok belli oluyor...

yine de meraklıları okuduğuna pişman olmayacaktır.
devamını gör...

13 kilometre. az görünebilir ama düz taban bir insan için bitmek bilmeyen bir mesafedir.
devamını gör...

ben kendi isteğimle yapıyordum çalıştığı için.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim