şener şen replikleri
eğer bu alemde ali osman'a meydan okuyacaksan, onun kaç tabanca taşıdığını bileceksin!
(bkz: kabadayı)
(bkz: kabadayı)
devamını gör...
lucifer (yazar)
latincede venüs gezegeninin sabahları gökyüzündeki parlak halini tanımlamak için kullanılan ve "ışık getiren" anlamına gelen, hristiyanlıkta ise şeytan veya şeytanın oğlunu temsil eden kelime.
devamını gör...
merhaba poğaçacı (yazar)
çok hoş bir mahlasa sahip yazar. bir insana merhaba demek zaten başlı başına iç ısıtan eylem iken bir de sonuna poğaça gibi dehşet-ül vahşet lezzette bir şey ekliyoruz. her seferinde de aklıma karaköy poğaçası geliyor. böyle yuvarlak, tabanı; sıcak tabla içinde durmaktan hafif kıtırlaşmış, içi dolu dolu, üzeri de çörek otlu pambık gibi bir poğaça...
merhaba poğaçacı...*
merhaba poğaçacı...*
devamını gör...
sözlük sapığı
muhtemelen eli sürekli şeyinde olan ve cinsellikle ilgili trollük yapandır. özel mesaj aracılıyla birisi sapıklık yapıyorsa size engeli basın şerefsize. çok sinirlendim yine bak!
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
evlenirken yapılan bir çok saçma sapan gelenek var ama benim en nefret ettiğim kesinlikle kına geceleri, yüksek yüksek tepeler,saçma sapan kıyafetler, ağlamalar arkasından göbek atmalar bitmeli artık.
devamını gör...
ankara'da öz kızını hamile bırakan babanın evinin köylüler tarafından ateşe verilmesi
yasal süre bu gibi durumlarda dikkate alınmayabiliyor diye biliyorum. lütfen öyle olsun. yoksa kızcağız kendi kardeşini doğuracak. çıldırırsın ya. deli olur insan.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
açılın ben geldim
hale.. jale.. tüm mahalle
manidir kural tanımaz..
yanımda kimsenin esamesi okunmaz..
hale.. jale.. tüm mahalle
manidir kural tanımaz..
yanımda kimsenin esamesi okunmaz..
devamını gör...
powerbank'e türkçe isim önerileri
çok oturgaçlı doldurgaç.
devamını gör...
bilgi çağı
bilgi çağı deniliyor ama cehalet çağı bence. yalan yanlış şeyler o kadar fazla ki insanlar bunlara çok rahat ulaşıyor ee tabi sorgulama falan da olmayınca maruz kalıyorlar bunlara. zaten insanların ilgisini de çoğunlukla bu tarz boş şeyler çekiyor. en basitinden pandemi buna güzel bir örnek oldu bence. çip takacaklar,virüs yok falan diyip saçma sapan komplo teorileri uyduranlar milyonlarca izleniyor.
devamını gör...
dişini kırmak
emek vermek, zaman harcamak anlamında deyim.
iki sene öncesine kadar sıkça kullanırdım, dişimi kırınca vazgeçtim.
sarf edilen sözlerin, dua olduğunu deneyimledim.
iki sene öncesine kadar sıkça kullanırdım, dişimi kırınca vazgeçtim.
sarf edilen sözlerin, dua olduğunu deneyimledim.
devamını gör...
lucifer (yazar)
sokak ortasında ağlayan kadın tespiti ile biraz yumuşadım kendisine. girdim baktım profiline, tanımlarını kimlerin beğendiğine. öyle isimler gördüm ki şok oldum şok. siz kadınlar gerçekten çok ikiyüzlüsünüz. demek ki bu adamın tespitleri
boşuna değil. ulan bundan sonra ben de senciyim be lucifer. yaşasın karanlık taraf.
boşuna değil. ulan bundan sonra ben de senciyim be lucifer. yaşasın karanlık taraf.
devamını gör...
doğum kontrol teknikleri
bazı insanları tanıdıkça keşke ailesi daha fazla önlem alsaymış diye düşündüren , çoğu nafile sonuçlanmış teknik .
devamını gör...
orgazmdan daha zevkli anlar
uzun süredir tutulan çişi özgürlüğüne kavuşturmak.
devamını gör...
taviz vermek
sigmund freud' un söylediği bir sözü okuduğumdan beri hayatımin geneline uyguladığım bir ilke oldu benim için, başlarda biraz zor ve sabır gerektiriyor ama tavsiye ediyorum.
"beklemesini bilen bir insanın hiç bir şey için taviz vermesine gerek yoktur."
"beklemesini bilen bir insanın hiç bir şey için taviz vermesine gerek yoktur."
devamını gör...
aşık olunan kişi reddederse alınacak pozisyon
gençlik dertleri ne güzel hayat.
herhangi bir pozisyon almanıza gerek yok diğer yarışmacı da şansınızı deneyin.
herhangi bir pozisyon almanıza gerek yok diğer yarışmacı da şansınızı deneyin.
devamını gör...
vasalisa
güzel anlatımı için asıl ben kaşkolnikov'a teşekkür ederim.
vasalisa, sırp kültürüne ait nesillerdir aktarılan bir masalın baş kahramanı. aynı zamanda vasalisa; biziz. içimizde yaşayan ve zamanı gelince ölmesine izin vermemiz gereken fazla şirin/nazik kız.
masalda birçok sembol var ve tıpkı vasalisa'nın temsil ettiği gibi onların da temsil ettiği çok önemli kavramlar var. birkaç tanesine değinmek istiyorum.
-fazla iyi anne: direkt "anne" demek istemedim çünkü karakterin sembolize ettiği tam olarak buydu. küçük kız çocuğunu koruyan, onun yerine düşünen, onun uzaklaşmasına izin vermeyen, gölgesindeyken hayatın kavurucu ateşiyle yüzleştirmeyen anne. bu karakteri ister annemiz olarak ister kendimize uyguladığımız aşırı kontrol olarak yorumlayabiliriz. fazla iyi annenin ölmesine izin vermek, onun koruyuculuğundan sıyrılıp hayatla yüzleşmek ve o bebeği emanet almak gerekiyor. hangi bebeği?
-bebek: masalda vasalisa'ya yol gösteren, sorması ve sormaması gerekenler için uyaran, onun yerine işlerini yapan bir misyonu var. temsil ettiği kavram ise "sezgilerimiz." onu beslememiz, aklın sesine kulak vermemiz gerekiyor. rüyalarımızı anlamlandırmamız, kendi kendimizin yol göstericisi ve akıl hocası olmamız gerekiyor. erginleşme yolunda en büyük kazanımımız bu.
-baba yaga: masalda korkunç bir yaratık olarak tasvir ediliyor. muhakkak öyle ama adaletsiz değil. vasalisa'ya istediklerini yapmazsa ve doğru söylemezse onu yiyeceğini, eğer doğru söylerse de ona istediği ateşi vereceğini söylüyor. vasalisa'nın karşısında o bir güç unsuru. vahşi, öğretici ve güçlü. temsil ettikleri yalnızca bundan ibaret de değil. baba yaga, bizim en saf halimiz. olmamız gereken kişi. daima içimizde bir yerlerde bizi bekleyen o en eski kadın. la loba. la que sabe. bu yüzden onun istediğini verirsek, kendimiz olursak ve sezgilerimizi dinlersek bize daima ateşi verecektir.
genel olarak çıkarımlarıma gelecek olursak; vasalisa'nın yolculuğundaki gibi kendi yolculuğumun neresinde olduğumu düşündüm. bu açıdan kitabı vasalisa'nın bebeğine benzetiyorum. sezgilerimin yerine koymuyorum ama ihtiyacım olan bebeğin kimde olduğunu/zamanının geldiğini gösterdi.
sahiden olmamız gereken kim? bu soruyu o kadar çok o kadar çok sormamız gerekiyor ki.. mükemmel olana, kusursuza bakış açımız bile aslında bize dayatılanlardan ibaret. topluca haykırılan kurallar, bu kuru gürültü; iç sesimizi bastırıyor. la loba ile aramızdaki çölü genişletiyor. kimi zaman bu uzaklığı yakın edip korkunç bir büyücü gibi çıkıyor karşımıza. böyle zamanlarda hem ona sığınıyor hem de yanlış sorular soruyoruz. çünkü sezgilerimizle çıkmıyoruz onun karşısına. tek düşündüğümüz ateşe en kısa yoldan ulaşabilmek.
esas mesele, hepsinin aynı kadın olduğunu anlamak diye düşünüyorum. vasalisa, baba yaga, yol gösteren bebek.. hepsi aynı kadın. hepsi aynı ağırlıkta bulunmak istiyor içimizde. kabullenmek, özümüze ulaşmak, o son kilometreyi kat etmek gerekiyor.
şimdi çok hızlı ve saçma bir geçiş olacak ama bu masalla ilgili bir illüstrasyon bırakmak istiyorum. çünkü çok beğendim. bu kadar.
vasalisa, sırp kültürüne ait nesillerdir aktarılan bir masalın baş kahramanı. aynı zamanda vasalisa; biziz. içimizde yaşayan ve zamanı gelince ölmesine izin vermemiz gereken fazla şirin/nazik kız.
masalda birçok sembol var ve tıpkı vasalisa'nın temsil ettiği gibi onların da temsil ettiği çok önemli kavramlar var. birkaç tanesine değinmek istiyorum.
-fazla iyi anne: direkt "anne" demek istemedim çünkü karakterin sembolize ettiği tam olarak buydu. küçük kız çocuğunu koruyan, onun yerine düşünen, onun uzaklaşmasına izin vermeyen, gölgesindeyken hayatın kavurucu ateşiyle yüzleştirmeyen anne. bu karakteri ister annemiz olarak ister kendimize uyguladığımız aşırı kontrol olarak yorumlayabiliriz. fazla iyi annenin ölmesine izin vermek, onun koruyuculuğundan sıyrılıp hayatla yüzleşmek ve o bebeği emanet almak gerekiyor. hangi bebeği?
-bebek: masalda vasalisa'ya yol gösteren, sorması ve sormaması gerekenler için uyaran, onun yerine işlerini yapan bir misyonu var. temsil ettiği kavram ise "sezgilerimiz." onu beslememiz, aklın sesine kulak vermemiz gerekiyor. rüyalarımızı anlamlandırmamız, kendi kendimizin yol göstericisi ve akıl hocası olmamız gerekiyor. erginleşme yolunda en büyük kazanımımız bu.
-baba yaga: masalda korkunç bir yaratık olarak tasvir ediliyor. muhakkak öyle ama adaletsiz değil. vasalisa'ya istediklerini yapmazsa ve doğru söylemezse onu yiyeceğini, eğer doğru söylerse de ona istediği ateşi vereceğini söylüyor. vasalisa'nın karşısında o bir güç unsuru. vahşi, öğretici ve güçlü. temsil ettikleri yalnızca bundan ibaret de değil. baba yaga, bizim en saf halimiz. olmamız gereken kişi. daima içimizde bir yerlerde bizi bekleyen o en eski kadın. la loba. la que sabe. bu yüzden onun istediğini verirsek, kendimiz olursak ve sezgilerimizi dinlersek bize daima ateşi verecektir.
genel olarak çıkarımlarıma gelecek olursak; vasalisa'nın yolculuğundaki gibi kendi yolculuğumun neresinde olduğumu düşündüm. bu açıdan kitabı vasalisa'nın bebeğine benzetiyorum. sezgilerimin yerine koymuyorum ama ihtiyacım olan bebeğin kimde olduğunu/zamanının geldiğini gösterdi.
sahiden olmamız gereken kim? bu soruyu o kadar çok o kadar çok sormamız gerekiyor ki.. mükemmel olana, kusursuza bakış açımız bile aslında bize dayatılanlardan ibaret. topluca haykırılan kurallar, bu kuru gürültü; iç sesimizi bastırıyor. la loba ile aramızdaki çölü genişletiyor. kimi zaman bu uzaklığı yakın edip korkunç bir büyücü gibi çıkıyor karşımıza. böyle zamanlarda hem ona sığınıyor hem de yanlış sorular soruyoruz. çünkü sezgilerimizle çıkmıyoruz onun karşısına. tek düşündüğümüz ateşe en kısa yoldan ulaşabilmek.
esas mesele, hepsinin aynı kadın olduğunu anlamak diye düşünüyorum. vasalisa, baba yaga, yol gösteren bebek.. hepsi aynı kadın. hepsi aynı ağırlıkta bulunmak istiyor içimizde. kabullenmek, özümüze ulaşmak, o son kilometreyi kat etmek gerekiyor.
şimdi çok hızlı ve saçma bir geçiş olacak ama bu masalla ilgili bir illüstrasyon bırakmak istiyorum. çünkü çok beğendim. bu kadar.
devamını gör...
merhaba poğaçacı (yazar)
nickim yapmak istediğim öbekti fakat kaydolurken nickte türkçe karakter kullanılabildiğine dair malumatım yoktu ve pogacaci çok kötü görünür diye düşünmüştüm. içeride türkçe karakterli yazarlar görünce yıkım yıkım yıkıldım. bana lütfen fahri merhaba poğaçacı deyiniz.
edit: hi my i run bana öyle bir kıyak yaptı ki alzheimer olsam unutmam.
edit: hi my i run bana öyle bir kıyak yaptı ki alzheimer olsam unutmam.
devamını gör...


