sözlüğü ciddiye almıyorum deyip hayatın merkezine oturtmak
kendini kabulden dolayı olandır.
bireyin zamanını harcadığı her alana kıymet vermesidir.
zamanını harcadığı alana kıymet, kendine kıymettir.
en son jess nickli yazarla çok verimli paylaşımlarımız oldu.
bana meditasyon ile ilgili çok değerli bilgiler verdi.
bende ona yazı ile ilgili destekde bulundum. sonrasında benden beni çok mutlu eden bir isteği oldu.
bir ucunda kıymetli insanlar olan, verimli zaman geçirdiğim sözlüğü ben niye ciddiye almayayım?
ciddiye alıyorum, hatta seviyorum.
içkim yok, sigaram yok, kumarım yok, bir kafa sözlük var bağımlısı olduğum.
çok şükür.
bireyin zamanını harcadığı her alana kıymet vermesidir.
zamanını harcadığı alana kıymet, kendine kıymettir.
en son jess nickli yazarla çok verimli paylaşımlarımız oldu.
bana meditasyon ile ilgili çok değerli bilgiler verdi.
bende ona yazı ile ilgili destekde bulundum. sonrasında benden beni çok mutlu eden bir isteği oldu.
bir ucunda kıymetli insanlar olan, verimli zaman geçirdiğim sözlüğü ben niye ciddiye almayayım?
ciddiye alıyorum, hatta seviyorum.
içkim yok, sigaram yok, kumarım yok, bir kafa sözlük var bağımlısı olduğum.
çok şükür.
devamını gör...
ankara
çankaya'sı ile, kızılay'ı ile, anıttepe'si ile, odtü ormanı ile, konur'u ile, karanfil'i ile, tunalı hilmi'si ile, kuğulu parkı ile, yeşili ile, kedisi ile, köpeği ile, aoç sütü ile vs... kendine has özelliklerini barındıran, sevenin çok sevdiği, sevmeyenin hiç sevmediği, orta yollu sevgisine pek rastlamadığımız başkentimiz.
devamını gör...
mes que un club
fc barcelona'nın; bir kulüpten daha fazlası anlamına gelen sloganıdır.
bu sloganın altını doldurmak gerekirse; ispanya’da faşist diktatör franco döneminde katalanlara büyük zulüm uygulanmaktaydı. kamuya açık alanda katalanca konuşmak dahi yasaklanmıştı.
katalanların en büyük spor kulübü olan fc barcelona’nın stadı camp nou’da bir araya gelen katalan taraftarlar, kendi dillerinde marşlarla, tezahüratlarla bu yasağı delerek diktatörlüğe bir başkaldırı sergiledi.
fc barcelona, taraftarlarıyla vermiş olduğu bu bağımsızlık mücadelesiyle; bu iddialı sloganı fazlasıyla hak etmiştir.
bu sloganın altını doldurmak gerekirse; ispanya’da faşist diktatör franco döneminde katalanlara büyük zulüm uygulanmaktaydı. kamuya açık alanda katalanca konuşmak dahi yasaklanmıştı.
katalanların en büyük spor kulübü olan fc barcelona’nın stadı camp nou’da bir araya gelen katalan taraftarlar, kendi dillerinde marşlarla, tezahüratlarla bu yasağı delerek diktatörlüğe bir başkaldırı sergiledi.
fc barcelona, taraftarlarıyla vermiş olduğu bu bağımsızlık mücadelesiyle; bu iddialı sloganı fazlasıyla hak etmiştir.
devamını gör...
insana kendini güvende hissettiren şeyler
koşulsuz sevilmek.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
“oysa benim ruhumda savaş var.
durmadan ölüyor içimdeki insanlar.”
-william shakespeare
durmadan ölüyor içimdeki insanlar.”
-william shakespeare
devamını gör...
ateşin insan evrimine etkileri
konuya ilgisi olanların okuması gerekendir.
ateş, insanın evriminde çok büyük bir öneme sahiptir. öncelikle sizlerle ateşin geçmişine bir göz atalım:
şimdiye kadar keşfedilmiş olan en eski ateş kalıntısı günümüzden 476 milyon yıl önce, karaları işgal eden bitkilerin yandığı orta ordovisyen dönem'e aittir. bu tarih önemlidir, çünkü bu zamanlardan önce atmosferdeki oksijen oranı oldukça düşüktü ve yanmaya kolay kolay izin vermiyordu. zaten karalarda da yoğun bir yanıcı madde birikintisi olmadığından, alevli yanma tepkimesine pek rastlanmıyordu. ancak ne zaman ki karalar bitkiler tarafından işgal edilmeye başladı ve oksijen oranları %13 ve üzerine ulaştı, işte o zaman bildiğimiz anlamıyla alevli tepkimeler ve hatta geniş alanlara yayılan yangınların izlerine rastlamaya başladık. keşfedilen ilk geniş çapta yangın kalıntısı, günümüzden 420 milyon yıl öncesine, geç silüryen devre aittir. bu zamanlardan sonra ise her dönemde yanma tepkimesi görülebilmiştir.
tarih sahnesine oldukça geç evrimleşmiş bir tür olarak çıkan insanlar ise, ateşi bilinçli olarak kontrol altına alabilmiş tek türdür. bu da ateşi bizler için daha anlamlı yapmaktadır. diğer türlerde ateşle birlikte evrimleşme söz konusu olabilse de, ateşi bilinçli kontrol edebilen başka bir hayvan türü tespit edilememiştir. örneğin avusturalyalı ateş şahini, yangın kavramının bilincindedir ve özellikle yangın olan bölgelerde, alevlerden kaçan hayvanları avlayarak beslenir. abd'de bolca bulunan uzun yapraklı çam gibi bitkiler, tohumları alev almaksızın çimlenemez. dolayısıyla yangınlar, bir yandan birçok canlıyı yok ederken, bir diğer yandan evrimsel süreçte sıklıkla gördüğümüz yangınla paralel bir evrim geçirmiş canlıları hayata bağlamaktadır. ancak hiçbir tür, yemek hazırlamadan tarıma, avcılardan korunmaktan avlanmaya, maddeleri işlemekten sağlığa, kimyasal çalışmalardan ısınmaya, dini kavramlardan mağara resimlerine, sanata, felsefeye ve daha nice konuya dahil ettiğimiz ateşi, biz insanlar kadar kapsamlı olarak algılayamaz ve kullanamaz. bu da, beynimizin evriminin önemli sonuçlarından biridir.
burada anlattığımız gibi, ateşi birçok farklı iş için kullanmaktayız. bunlara burada girerek sizleri sıkmak istemiyoruz, zaten ne amaçlarla kullanıldığını gayet iyi bilmektesinizdir. ancak burada bahsetmek istediğimiz, insan türlerinin evrimlerinin hangi noktasında ateşi kontrol altına alabildiğidir.
ne yazık ki bu konuda kesin bir yargı bulunmamaktadır. en net bulgularla konuşacak olursak, ateş günümüzden 400.000 yıl kadar önce homo erectus tarafından kontrol altına alınmıştır. 125.000 yıl kadar önce ise, birçok farklı insan türünün net bir şekilde ateşi kontrol edebildiğini biliyoruz. ancak bazı bilim insanları, ateşin kontrolünün 1.7 milyon yıl kadar öncesine gittiğini iddia etmektedirler. açıkçası bu iddialar çoğunlukla çürütülmüş veya yalanlanmıştır, çünkü bu dönemlere ait ateşin kontrolüne dair bulgular ya aşırı belirsizdir ya da düzmecedir. dolayısıyla bilim camiası bu konuda oldukça hassas ve titiz çalışmaktadır. küçük çapta bile olsa yangınlar çok yaygın ve aşırı sık olan olaylar olarak araştırmacıların kafalarını karıştırabilecek birçok iz arkada bırakabilmektedirler. önemli olan bu izlerden hangilerinin gerçekten kontrollü bir ateşe ait olduğunu tespit edebilmektir.
ateşin kontrolüne dair bulgular kesin olmadığı için, bu konudaki tartışmalara burada pek fazla girmeyeceğiz. ancak kabaca 400.000 yıl kadar önce, daha ortada homo sapiens türüne, yani bize ait hiçbir iz yokken atalarımızın ateşi kontrol altına aldığını söyleyebiliriz. peki bu bizim evrimimizi nasıl etkiledi? ateşi kontrol etmenin evrimimiz ile alakası nedir?
ateşin kontrolünün ilk etkilerinin davranışsal olduğu düşünülmektedir. çünkü kontrollü bir ateş, insanların diledikleri zaman ışık yaratabilmeleri anlamına gelmektedir. böylece gündüzcül (gündüz avlanan) bir hayvan türü olan insan, aktivitelerini gün ışığı ile sınırlandırmak zorunda kalmamaya başlamıştır. üstelik eskiden korktuğu avcılarının (yırtıcı kediler gibi) ve rahatsız edici misafirlerin (birçok böcek ve omurgasız türü) ateşten korkarak uzak durduğunun keşfi, insana çok ciddi bir evrimsel avantaj sağlamaya başlamıştır.
tüm bunlar bir yana ateş, insanın giderek etçilleştiği (baskın meyvecil diyetten, etçile kayan hepçil bir diyete geçtiği) ve bu sebeple beyin evrininin hızlandığı bir dönemde, sindirimi zor olan besinlerini pişirmesine yaramıştır. beslenme tipinin değişmesi, bir türün evrimsel değişimine etki eden en önemli özelliklerden biridir. hele ateşte pişen bir yemekte özellikle nişastaya dayalı karbonhidratlar bulunuyorsa, ateşin etkisiyle bu kimyasallar parçalanır ve insanlar bu ürünleri çok daha kolay sindirebilirler. bu sayede çok daha verimli ve yüksek bir enerji kaynağı elde etmiş olurlar. işte bu sebeple de evrimsel ekonomilerine ciddi katkılar sağlamış olurlar. yani evrimsel patikaları, hiç beklenmedik bir şekilde değişmeye başlar.
burada yanlış bir anlaşılma da sıklıkla yapılmaktadır: sanki ateşin kontrolü ve yemeklerimizi pişirmemiz, sadece et ürünleri ile alakalı bir durummuş gibi lanse edilmektedir. bu, ciddi bir hatadır. az önce belirttiğimiz yazımızda da sıklıkla vurguladığımız gibi insan türleri, evrimsel süreç içerisinde meyvecil bir diyetten ete ağırlık veren omnivor (hepçil) bir diyete geçmiş olsalar bile bu, yeşil beslenmeden uzak durdukları veya bu tip beslenmenin sona erdiği anlamına gelmemektedir. tam tersine, ateşin kontrolü sayesinde yüz binlerce ve milyonlarca yıldır sindiremedikleri bazı bitkisel ürünleri tüketebilmeye başlamışlardır. çünkü daha basit şekerler ve karbonhidratlardan oluşan çiçekleri, tohumları ve etli meyveleri sindirebilsek de; özellikle ham selüloz içeren bitki gövdeleri, yetişkin yapraklar, genişlemiş kökler ve bitki tüberlerini apandiksimiz evrimsel süreçte köreldiği için sindirememekteydik. ancak ateş sayesinde bu bitki kısımlarını pişirerek selülozu kısmen de olsa parçalayabilmeye ve bir miktar sindirebilmeye başladık (halen de ateş olmadan sindiremeyiz). üstelik ham haliyle zehirli olan bazı tohumlar ve bitki kısımları, ateşte pişirme sayesinde zehirsiz hale getirilebilmeye başladı. bu da diyetimize ciddi anlamda etki etti ve evrimsel sürecimize adeta yön verdi.
bazı bilim insanları ateşin insan beyninin evrimine etki etmediğini iddia etseler de, evrimsel biyologların ezici bir çoğunluğu bunun doğru olmadığını, ateşin beslenmemizi doğrudan etkilediğini, beslenmemizin de evrimsel değişimimizi doğrudan etkilediğini, bu yüzden de ateşin evrimimizde çok önemli bir rolü olduğunu belirtmektedirler. öyle ki, beslenme tipimizin değişmesi sebebiyle sadece beynimiz irileşmekle kalmadı (tabii ki bundaki tek sebep beslenme etkisi deği), aynı zamanda yüz ve çene yapımız da değişmeye başladı. vücudumuzdaki en belirgin körelmiş organlar olan 20 yaş dişlerimizin varlığı bile , bu durumu göstermeye yetmektedir.
tüm hatlarıyla baktığımızda, ateşin insan evrimi için oldukça önemli olduğunu görmek mümkündür. diyetimizi etkilemediğini varsaysak bile, davranışsal olarak çok ciddi etkileri olduğunu, dolayısıyla evrimsel avantajlarımıza doğrudan etki ettiğini söylememiz hiç hatalı olmayacaktır.
kaynak
ateş, insanın evriminde çok büyük bir öneme sahiptir. öncelikle sizlerle ateşin geçmişine bir göz atalım:
şimdiye kadar keşfedilmiş olan en eski ateş kalıntısı günümüzden 476 milyon yıl önce, karaları işgal eden bitkilerin yandığı orta ordovisyen dönem'e aittir. bu tarih önemlidir, çünkü bu zamanlardan önce atmosferdeki oksijen oranı oldukça düşüktü ve yanmaya kolay kolay izin vermiyordu. zaten karalarda da yoğun bir yanıcı madde birikintisi olmadığından, alevli yanma tepkimesine pek rastlanmıyordu. ancak ne zaman ki karalar bitkiler tarafından işgal edilmeye başladı ve oksijen oranları %13 ve üzerine ulaştı, işte o zaman bildiğimiz anlamıyla alevli tepkimeler ve hatta geniş alanlara yayılan yangınların izlerine rastlamaya başladık. keşfedilen ilk geniş çapta yangın kalıntısı, günümüzden 420 milyon yıl öncesine, geç silüryen devre aittir. bu zamanlardan sonra ise her dönemde yanma tepkimesi görülebilmiştir.
tarih sahnesine oldukça geç evrimleşmiş bir tür olarak çıkan insanlar ise, ateşi bilinçli olarak kontrol altına alabilmiş tek türdür. bu da ateşi bizler için daha anlamlı yapmaktadır. diğer türlerde ateşle birlikte evrimleşme söz konusu olabilse de, ateşi bilinçli kontrol edebilen başka bir hayvan türü tespit edilememiştir. örneğin avusturalyalı ateş şahini, yangın kavramının bilincindedir ve özellikle yangın olan bölgelerde, alevlerden kaçan hayvanları avlayarak beslenir. abd'de bolca bulunan uzun yapraklı çam gibi bitkiler, tohumları alev almaksızın çimlenemez. dolayısıyla yangınlar, bir yandan birçok canlıyı yok ederken, bir diğer yandan evrimsel süreçte sıklıkla gördüğümüz yangınla paralel bir evrim geçirmiş canlıları hayata bağlamaktadır. ancak hiçbir tür, yemek hazırlamadan tarıma, avcılardan korunmaktan avlanmaya, maddeleri işlemekten sağlığa, kimyasal çalışmalardan ısınmaya, dini kavramlardan mağara resimlerine, sanata, felsefeye ve daha nice konuya dahil ettiğimiz ateşi, biz insanlar kadar kapsamlı olarak algılayamaz ve kullanamaz. bu da, beynimizin evriminin önemli sonuçlarından biridir.
burada anlattığımız gibi, ateşi birçok farklı iş için kullanmaktayız. bunlara burada girerek sizleri sıkmak istemiyoruz, zaten ne amaçlarla kullanıldığını gayet iyi bilmektesinizdir. ancak burada bahsetmek istediğimiz, insan türlerinin evrimlerinin hangi noktasında ateşi kontrol altına alabildiğidir.
ne yazık ki bu konuda kesin bir yargı bulunmamaktadır. en net bulgularla konuşacak olursak, ateş günümüzden 400.000 yıl kadar önce homo erectus tarafından kontrol altına alınmıştır. 125.000 yıl kadar önce ise, birçok farklı insan türünün net bir şekilde ateşi kontrol edebildiğini biliyoruz. ancak bazı bilim insanları, ateşin kontrolünün 1.7 milyon yıl kadar öncesine gittiğini iddia etmektedirler. açıkçası bu iddialar çoğunlukla çürütülmüş veya yalanlanmıştır, çünkü bu dönemlere ait ateşin kontrolüne dair bulgular ya aşırı belirsizdir ya da düzmecedir. dolayısıyla bilim camiası bu konuda oldukça hassas ve titiz çalışmaktadır. küçük çapta bile olsa yangınlar çok yaygın ve aşırı sık olan olaylar olarak araştırmacıların kafalarını karıştırabilecek birçok iz arkada bırakabilmektedirler. önemli olan bu izlerden hangilerinin gerçekten kontrollü bir ateşe ait olduğunu tespit edebilmektir.
ateşin kontrolüne dair bulgular kesin olmadığı için, bu konudaki tartışmalara burada pek fazla girmeyeceğiz. ancak kabaca 400.000 yıl kadar önce, daha ortada homo sapiens türüne, yani bize ait hiçbir iz yokken atalarımızın ateşi kontrol altına aldığını söyleyebiliriz. peki bu bizim evrimimizi nasıl etkiledi? ateşi kontrol etmenin evrimimiz ile alakası nedir?
ateşin kontrolünün ilk etkilerinin davranışsal olduğu düşünülmektedir. çünkü kontrollü bir ateş, insanların diledikleri zaman ışık yaratabilmeleri anlamına gelmektedir. böylece gündüzcül (gündüz avlanan) bir hayvan türü olan insan, aktivitelerini gün ışığı ile sınırlandırmak zorunda kalmamaya başlamıştır. üstelik eskiden korktuğu avcılarının (yırtıcı kediler gibi) ve rahatsız edici misafirlerin (birçok böcek ve omurgasız türü) ateşten korkarak uzak durduğunun keşfi, insana çok ciddi bir evrimsel avantaj sağlamaya başlamıştır.
tüm bunlar bir yana ateş, insanın giderek etçilleştiği (baskın meyvecil diyetten, etçile kayan hepçil bir diyete geçtiği) ve bu sebeple beyin evrininin hızlandığı bir dönemde, sindirimi zor olan besinlerini pişirmesine yaramıştır. beslenme tipinin değişmesi, bir türün evrimsel değişimine etki eden en önemli özelliklerden biridir. hele ateşte pişen bir yemekte özellikle nişastaya dayalı karbonhidratlar bulunuyorsa, ateşin etkisiyle bu kimyasallar parçalanır ve insanlar bu ürünleri çok daha kolay sindirebilirler. bu sayede çok daha verimli ve yüksek bir enerji kaynağı elde etmiş olurlar. işte bu sebeple de evrimsel ekonomilerine ciddi katkılar sağlamış olurlar. yani evrimsel patikaları, hiç beklenmedik bir şekilde değişmeye başlar.
burada yanlış bir anlaşılma da sıklıkla yapılmaktadır: sanki ateşin kontrolü ve yemeklerimizi pişirmemiz, sadece et ürünleri ile alakalı bir durummuş gibi lanse edilmektedir. bu, ciddi bir hatadır. az önce belirttiğimiz yazımızda da sıklıkla vurguladığımız gibi insan türleri, evrimsel süreç içerisinde meyvecil bir diyetten ete ağırlık veren omnivor (hepçil) bir diyete geçmiş olsalar bile bu, yeşil beslenmeden uzak durdukları veya bu tip beslenmenin sona erdiği anlamına gelmemektedir. tam tersine, ateşin kontrolü sayesinde yüz binlerce ve milyonlarca yıldır sindiremedikleri bazı bitkisel ürünleri tüketebilmeye başlamışlardır. çünkü daha basit şekerler ve karbonhidratlardan oluşan çiçekleri, tohumları ve etli meyveleri sindirebilsek de; özellikle ham selüloz içeren bitki gövdeleri, yetişkin yapraklar, genişlemiş kökler ve bitki tüberlerini apandiksimiz evrimsel süreçte köreldiği için sindirememekteydik. ancak ateş sayesinde bu bitki kısımlarını pişirerek selülozu kısmen de olsa parçalayabilmeye ve bir miktar sindirebilmeye başladık (halen de ateş olmadan sindiremeyiz). üstelik ham haliyle zehirli olan bazı tohumlar ve bitki kısımları, ateşte pişirme sayesinde zehirsiz hale getirilebilmeye başladı. bu da diyetimize ciddi anlamda etki etti ve evrimsel sürecimize adeta yön verdi.
bazı bilim insanları ateşin insan beyninin evrimine etki etmediğini iddia etseler de, evrimsel biyologların ezici bir çoğunluğu bunun doğru olmadığını, ateşin beslenmemizi doğrudan etkilediğini, beslenmemizin de evrimsel değişimimizi doğrudan etkilediğini, bu yüzden de ateşin evrimimizde çok önemli bir rolü olduğunu belirtmektedirler. öyle ki, beslenme tipimizin değişmesi sebebiyle sadece beynimiz irileşmekle kalmadı (tabii ki bundaki tek sebep beslenme etkisi deği), aynı zamanda yüz ve çene yapımız da değişmeye başladı. vücudumuzdaki en belirgin körelmiş organlar olan 20 yaş dişlerimizin varlığı bile , bu durumu göstermeye yetmektedir.
tüm hatlarıyla baktığımızda, ateşin insan evrimi için oldukça önemli olduğunu görmek mümkündür. diyetimizi etkilemediğini varsaysak bile, davranışsal olarak çok ciddi etkileri olduğunu, dolayısıyla evrimsel avantajlarımıza doğrudan etki ettiğini söylememiz hiç hatalı olmayacaktır.
kaynak
devamını gör...
cep telefonuyla oynamaktan karşındakiyle sohbet etmemek
kesinlikle karşınızda bunu yapan insanın size değer vermediğini gösterir. varsa bir işin halleder sohbetine dönersin. zırt pırt çalan telefon da aynı etkiyi yapar. kendinize öz saygınız varsa bu insanlardan olmayın ve bu insanlarla aynı ortamda bulunmayın.
bırakın sabaha kadar oynasınlar!
bırakın sabaha kadar oynasınlar!
devamını gör...
nasipse adayız
az önce bitirdiğim ercan kesal'ın yazıp yönettiği filmdir.
filmin netflixe geleceğini duyduğumdan beri bekliyordum ve bugün kavuştuk.
film kemal güner isimli doktorun beyoğlu belediye başkanlığı aday adaylığı sürecini anlatıyor.
kemal güner üstünden ülkemizde siyasetin nasıl ilerlediğini ve ne kadar trajikomik olduğunu görüyoruz.
ercan kesal çok değerli bir isim ve kendisini ayakta alkışlıyorum çok sakin çok yalın bir film ortaya çıkarmış.
her sahnede kendimi o sahnenin içinde hissettim kamera genelde omzun arkasında ve çok hoşuma gitti. müzikler , diyaloglar , metaforlar , göndermeler çok güzeldi.
ülkemizde siyasetin ne kadar iğrenç bir şekilde işlediğini çok güzel anlatmış ercan kesal.
zaten daha önce aynı isimli kitabını okumuştum ve kitaba yakın güzel bir film izlediğim için memnun kaldım.
ayrıca kitapta en sevdiğim kısmı filme yerleştirmişler çok hoşuma gitti.
kemal güner bir garson kıza yürüyor ve onunla birlikte olmak istiyor. sonra garson kızı şoförüyle seks yaparken yakalıyor ve bir anadolu insanı gibi şu cümleleri söylüyor senin anan bacın yok mu lan.
izlenmeye değer bir film olmuş herkese tavsiye ederim.
filmin netflixe geleceğini duyduğumdan beri bekliyordum ve bugün kavuştuk.
film kemal güner isimli doktorun beyoğlu belediye başkanlığı aday adaylığı sürecini anlatıyor.
kemal güner üstünden ülkemizde siyasetin nasıl ilerlediğini ve ne kadar trajikomik olduğunu görüyoruz.
ercan kesal çok değerli bir isim ve kendisini ayakta alkışlıyorum çok sakin çok yalın bir film ortaya çıkarmış.
her sahnede kendimi o sahnenin içinde hissettim kamera genelde omzun arkasında ve çok hoşuma gitti. müzikler , diyaloglar , metaforlar , göndermeler çok güzeldi.
ülkemizde siyasetin ne kadar iğrenç bir şekilde işlediğini çok güzel anlatmış ercan kesal.
zaten daha önce aynı isimli kitabını okumuştum ve kitaba yakın güzel bir film izlediğim için memnun kaldım.
ayrıca kitapta en sevdiğim kısmı filme yerleştirmişler çok hoşuma gitti.
kemal güner bir garson kıza yürüyor ve onunla birlikte olmak istiyor. sonra garson kızı şoförüyle seks yaparken yakalıyor ve bir anadolu insanı gibi şu cümleleri söylüyor senin anan bacın yok mu lan.
izlenmeye değer bir film olmuş herkese tavsiye ederim.
devamını gör...
iskandinav ülkelerinde 6 ay gündüz 6 ay gece olması
iklimimiz güzel ,haritada güzel yerdeyiz evet.peki imkanımız nasıl? iskandinav antalya'yı biliyor biz dibimizdeki yere yeri geliyor gidemiyoruz.bu da bir tercih size kalmış. kimi ne olursa olsun buralar güzel yer der,diğeri götür beni buralardan karanlık falan sökmez bana der. şimdi ne diyeyim ben ..gece moduna geçtim karanlıktan yazıyorum hissetmek için.bu kadar da empatik bir insanım biraz da alışmak adına.alın beni buradan ya..
devamını gör...
bonfile
büyükbaş hayvanların sırt ve arka kısmından çıkarılan çok değerli bir et. iç bonfile olarak da bilinir. hayvan başına 1.5 ile 2.5 kilo çıkar. daha çok ızgara için kullanılır. yumurta sarısı, galeta unu ve kızdırılmış tereyağı kullanılarak kızartılabilir. yağ ve sinir barındırmayan bir et olduğu için çiğköfte yapımında çok tercih edilir.https://r.resimlink.com/rqp3.jpg
devamını gör...
son singapur vapuru (yazar)
sözlüğün 3.haftası aramıza katılmış olan yazar.
8.400 tanım, 31.000 karma puan ile 10.sırada.
birlikteliği daim olsun!
(bkz: kocaman alkış)
8.400 tanım, 31.000 karma puan ile 10.sırada.
birlikteliği daim olsun!
(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...
yazarların duyduğu en ilginç lakap
t: kulağa ilginç gelen lakaplar.
bir tatil köyünde mehmet diye bir adamı arıyorduk muhtar kahvededir oraya gidin şerefsiz mehmet kim diye sorsanız herkes gösterir dedi. kahveye girdim. ama şerefsiz mehmet demeye dilim varmadı mehmet abi kim diye sordum birisi burda herkes mehmet yoksa sen şerefsiz mehmet i mi arıyorsun dedi bende evet dedim. he o benim dedi çıktı geldi adam. ismiyle o kadar bağtaştırmışki bir yabancının bile ona böyle seslenmesine aldırış etmiyor. o an çok duygulandım benimde böyle ismimle bağdaşan bir lakabım olsun isterim.
bir tatil köyünde mehmet diye bir adamı arıyorduk muhtar kahvededir oraya gidin şerefsiz mehmet kim diye sorsanız herkes gösterir dedi. kahveye girdim. ama şerefsiz mehmet demeye dilim varmadı mehmet abi kim diye sordum birisi burda herkes mehmet yoksa sen şerefsiz mehmet i mi arıyorsun dedi bende evet dedim. he o benim dedi çıktı geldi adam. ismiyle o kadar bağtaştırmışki bir yabancının bile ona böyle seslenmesine aldırış etmiyor. o an çok duygulandım benimde böyle ismimle bağdaşan bir lakabım olsun isterim.
devamını gör...
ergenliğe adım atan kız çocuğuna tokat atmak
gereksiz ve boş adetlerden biridir. çocuk zaten bana neler oluyor deyip telaşa kapılıyor. sesi, vücudu fizyolojik değişime uğruyor ve çoğu ailenin yanlış davranışı yüzünden kendinden utanıyor. bir de bu saçmalık...
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
koca
devamını gör...
kansa
kabilenin bir ismide kaw'dır. a.b.d'nin kansas eyaletine isimlerini vermiş, siouan dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
eskiden ohio vadisinde yaşarken, büyük ovalara gelmişlerdir. bölgeye ilk gelen beyazlar olan fransız kürk tacirleriyle ticaret yapmışlardır. amerikalılar geldikten sonra onlardan salgın hastalık kaptılar ve sayıları düştü. eyalet oluşturulduktan sonra a.b.d ile antlaşma yapıp rezervasyonda yaşamayı kabul ettiler ve herhangi bir savaşları olmadı.
bugün çoğu kansas'da, bazılarıda oklahoma'daki rezervasyonlarda yaşamaktadır.
eskiden ohio vadisinde yaşarken, büyük ovalara gelmişlerdir. bölgeye ilk gelen beyazlar olan fransız kürk tacirleriyle ticaret yapmışlardır. amerikalılar geldikten sonra onlardan salgın hastalık kaptılar ve sayıları düştü. eyalet oluşturulduktan sonra a.b.d ile antlaşma yapıp rezervasyonda yaşamayı kabul ettiler ve herhangi bir savaşları olmadı.
bugün çoğu kansas'da, bazılarıda oklahoma'daki rezervasyonlarda yaşamaktadır.
devamını gör...
ateist olmak
#420019 bu süperzeka hem böyle bir entry giriyor hem ateistlere sallıyor.
devamını gör...
scottish fold
sağda solda paylaşmak ve 'bakın ben hayvanseverim' pozları vermek için satın alınan, türlü rahatsızlıkları olan kedi cinsi.
acılı bir hayat yaşıyorlar yaşadıkları acılara değiyor mu aldığınız beğeniler?
acılı bir hayat yaşıyorlar yaşadıkları acılara değiyor mu aldığınız beğeniler?
devamını gör...


