telefonu kapatmak için üretilen bahaneler
karşı taraf fark ederse elde patlayacak bahaneler. bence direkt 'yeter bu kadar konuştuğun kapat telefonu' deyin gitsin. bu şekilde karşı taraf bir dahaki aramada kısa kesmesi gerektiğini anlayacaktır diye düşünüyorum. anlamazsa kandırmaya devam. o zaman ben de şu bahaneyi bırakayım; misafir geldi onlarla ilgilenmem gerek, sonra konuşuruz.
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
eskiden patlayan şekerler vardı 25 krş a onları yerken ne mutluydum bee .. şimdi birkaç dakika düşünmem gerekti ucuz ne var diye
devamını gör...
terk eden kişinin hala terk ettiği kişiyi anmasının nedeni
hırsını alamamış, içinde kalmış. iki kere daha terk etse, üç-beş kere patlatsa rahatlar.
devamını gör...
aç gözünü seyret tekrarı yok bunun
bir olacak o kadar vecizesi.
devamını gör...
yazarların çocukken en sevdiği oyuncakları
ne porselen bebeğim ne legolarım oldu çocukluğumda. kaysı ağaçlarının sulandıktan sonra oluşan çamurla yaptığım bebeklerin ve diğer oyuncaklarım benim için çok değerliydi. çünkü kendim üretiyordum ve emek harcıyordum.
devamını gör...
aklınıza gelen dil sürçmeleri
benim istememde büyükbabam muhabbet olsun diye bizim de hala kızı meryem enflasyon kapmış yoğun bakımda demişti. unutamıyorum
"büyükbabam istememden 2 ay sonra vefat etti" böyle tatlı bir anı kaldı geriye.
"büyükbabam istememden 2 ay sonra vefat etti" böyle tatlı bir anı kaldı geriye.
devamını gör...
kabarık ve kıvırcık saç sorunu
sahiden sorundur. arkadaşlarım bile bilmez çünkü günlük hayatta çok uzun yıllardır saçlarımı düz kullanıyorum ama banyodan sonra zenci kafasına sahip oluyorum. saçlar kıvırcıkken omzuma, düzleştirdiğim zaman kalçama geliyor. çoğu düz saçlı arkadaşın hayali olduğu için şımarıklık olarak görecekler ama nefret ediyorum ben. hiç benimseyemedim.
uzun süredir saçlarıma sürekli bakım yapıyorum. yağlar, maskeler, serumlar, bakım kremleri. saç yumuşadıkça kabarmayı bıraktı. istersen yerlerde yuvarlan, kabarmıyor. o yüzden bu sorundan muzdarip arkadaslara önerim saçınıza ne buluyorsanız sürün. net işe yarıyor.
uzun süredir saçlarıma sürekli bakım yapıyorum. yağlar, maskeler, serumlar, bakım kremleri. saç yumuşadıkça kabarmayı bıraktı. istersen yerlerde yuvarlan, kabarmıyor. o yüzden bu sorundan muzdarip arkadaslara önerim saçınıza ne buluyorsanız sürün. net işe yarıyor.
devamını gör...
three billboards outside ebbing missouri
geçenler de yayın açıp arkadaşlarımla aynı anda izledik bu filmi. dikkat! izlediyseniz okumaya devam ediniz zira:
eşinden şiddet görmesinin de etkisi olacak ki, başrol annemiz üzgün, depresif bi modla gündelik hayatını yaşarken kızı evden çıkmadan önce kavga ederler ve “bu evde yaşayacağıma tecavüze uğramayı tercih ederim” minvalinde bi cümle kullanır. bunun üstüne sinirlenen fakat umursamaz görünen anne: “umarım tecavüze uğrarsın” der. kızı ile kurduğu son iletişimin bu olduğunu bilmeksizin. *
başrol annenin ondokuz yaşındaki kızı tecavüz edilerek öldürülür. yedi ay boyunca bu davaya bakılır fakat zanlı bulunamaz, sonuç elde edilemez.
başrolün yerinde kim olsa psikolojik olarak çökerdi diye düşünüyorum çünkü evlat acısı hiç bir şeye benzemez. keşke ben ölsem dersin.
başrol karakterimiz kızının davasının adalete kavuşmadan kapanmasını kabullenmez ve olaylar gelişir.
filmde annemizin günah keçisi ilan ettiği polis ise kanserle mücadelesinin son evresindedir. mükemmel bir gün yaşatır ailesine. eve dönüp herkesi uyuttuktan sonra ailesinin aklında “güzel anılarla” kalmak, her geçen gün daha da sürünmemek ve ailesini daha da üzmemek adına intihar eder.
bu kısım da bana dokundu. adama o kadar hak verdim ki. karısı her ne kadar onu sevse de acı çekicekti eşinin durumu ilerledikçe. nitekim çok cesur bi eylem. takdir ettim. ben olsam bencillik yapar, son anıma kadar sevdiklerimle kalmak isterdim.
ucu açık ve tatmin etmeyen bi sonla bitti. yarıdamı kesildi acaba diye baktım, yuuoo kesilmemiş. ikinci filmi de yok. sevemedik sonunu ama yine de insanı dumura uğratan güzel bi drama idi. zaman ayırmanıza değicek bir film.
imbd: 8,1.
eşinden şiddet görmesinin de etkisi olacak ki, başrol annemiz üzgün, depresif bi modla gündelik hayatını yaşarken kızı evden çıkmadan önce kavga ederler ve “bu evde yaşayacağıma tecavüze uğramayı tercih ederim” minvalinde bi cümle kullanır. bunun üstüne sinirlenen fakat umursamaz görünen anne: “umarım tecavüze uğrarsın” der. kızı ile kurduğu son iletişimin bu olduğunu bilmeksizin. *
başrol annenin ondokuz yaşındaki kızı tecavüz edilerek öldürülür. yedi ay boyunca bu davaya bakılır fakat zanlı bulunamaz, sonuç elde edilemez.
başrolün yerinde kim olsa psikolojik olarak çökerdi diye düşünüyorum çünkü evlat acısı hiç bir şeye benzemez. keşke ben ölsem dersin.
başrol karakterimiz kızının davasının adalete kavuşmadan kapanmasını kabullenmez ve olaylar gelişir.
filmde annemizin günah keçisi ilan ettiği polis ise kanserle mücadelesinin son evresindedir. mükemmel bir gün yaşatır ailesine. eve dönüp herkesi uyuttuktan sonra ailesinin aklında “güzel anılarla” kalmak, her geçen gün daha da sürünmemek ve ailesini daha da üzmemek adına intihar eder.
bu kısım da bana dokundu. adama o kadar hak verdim ki. karısı her ne kadar onu sevse de acı çekicekti eşinin durumu ilerledikçe. nitekim çok cesur bi eylem. takdir ettim. ben olsam bencillik yapar, son anıma kadar sevdiklerimle kalmak isterdim.
ucu açık ve tatmin etmeyen bi sonla bitti. yarıdamı kesildi acaba diye baktım, yuuoo kesilmemiş. ikinci filmi de yok. sevemedik sonunu ama yine de insanı dumura uğratan güzel bi drama idi. zaman ayırmanıza değicek bir film.
imbd: 8,1.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
jane austen-aşk ve gurur.
t: yazarların şu an okuduğu kitapları içeren bir başlık.
t: yazarların şu an okuduğu kitapları içeren bir başlık.
devamını gör...
vişneizm
nick'ini sevmemek imkansiz olan ve tanımlarını da beğenerek okuduğum sevgili yazar nick altımı şereflendirmiş, çok tşk ederim güzel düşüncelerinden dolayı. hep yaz kuzguncuktaki vişne, her yazdığın keyifle okunuyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri

cukkası yedi iklim hazır kıta bekleyen şaryole bezeli yorgan kılıfı gibi dürülmüş halde buldum seni, hayat bir eskici dükkanını anımsatan mutluluklarla dolu. gramafonlardan, bahtımızın piyangosuna uzanan kırkbeşlikler gibi şans eseriyiz. kıymet bilmez ve teneke kalpliyiz, duygularımızı streçleyip deepfreeze attık. bizden ne homo sapiens olur ne de namuslu bir vatandaş.
seni bizi çok konuştuk, birde ben vardım bu arada, her şeyi olmadık bir biçime sokmaya, toplumsal düşünceye çomak sokmaya meşgulüm şu sıra. konuşmalarım öyle çiğ, öyle utanmaz, arlanmaz, gurursuzki, sakat birini karşıdan karşıya geçirmeye çalışıyorlarmış hissi uyandırıyorum herkeste. bakışlarım kefal, barbunyalarım hala taptaze ağzımda frengi tadı, sinirlerim alçıda. öyle laflar işitiyorum ki çat diye kırılıyor böbek taşlarım. başımı sokacak sıcak bir bela arıyorum. fikirlerim uyuz olmuş, dişlerim agresif, bana uzanan eli ısırıp sevgimi eti kemik geçen saatlere dönüştürmek istiyorum.
gazını çıkaran bebek gibi yazıyorum, kokusuz ama rahatlatıcı. hatta ebeveynlerimi mutlu ediyorum, artık mışıl mışıl uyuyabilirim.
devamını gör...
regl dönemini iğrenç bulan erkek
kadınsızlıktan kafayı yiyip bok atan erkektir.
lan birinizde beni sevin bee kafasıyla takılır sonra olmayınca saldırganlaşır.
geçmiş olsun.
lan birinizde beni sevin bee kafasıyla takılır sonra olmayınca saldırganlaşır.
geçmiş olsun.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
van minutes
devamını gör...
üst kattaki komşu
allah onları bildiği gibi yapsın*
sanki kanguru ailesi de evde zıplayarak gidiyorlar,gecenin körü koşuyorlar,sanki mabel matiz de konser veriyor.
o yetmiyor şimdi de alt komşu giriyor kadraja.tam uyuyacağım apartman içinde hönkürmeler, bağırışlar.araba,ev kapıları pat küt.gecenin ikisinde de misafir almazsın ve gardaş!
ne dolmuşum* hayır ev bizim bir yere gidemeyiz.ev bulun da gidin başımdan tez vakıtta.(her beğeni bir amin)
sanki kanguru ailesi de evde zıplayarak gidiyorlar,gecenin körü koşuyorlar,sanki mabel matiz de konser veriyor.
o yetmiyor şimdi de alt komşu giriyor kadraja.tam uyuyacağım apartman içinde hönkürmeler, bağırışlar.araba,ev kapıları pat küt.gecenin ikisinde de misafir almazsın ve gardaş!
ne dolmuşum* hayır ev bizim bir yere gidemeyiz.ev bulun da gidin başımdan tez vakıtta.(her beğeni bir amin)
devamını gör...
1992 yılındaymış gibi sözlüğe yazmak
olacak o kadar bu akşam değil miydi ya.
devamını gör...
artık yoruldum denilen şeyler
birilerin mutlu olması için çaba sarf etmekten yoruldum.
devamını gör...
görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda
alındı demiyor mu bir de... şu insan demeye dilimin varmadığı yaratıklar karşımda cayır cayır yansalar, elimdeki bir bardak suya muhtaç olsalar, karşılarına geçer o suyu kana kana içerim. öylesine kin ve nefret doluyum.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü rozeti
ücretsiz olmasını beklerdim, 1 karma puanım sonuna kadar helal olsun.
devamını gör...
panseksüel
tahminimce tavalardan hoşlanan cinsiyet.
devamını gör...
tinto brass
filmlerinde erotizmi yağmur gibi yağdırıp dolgun vücutlu hanımları çekici mi çekici erkeklerle bir araya getiren italyan yönetmen.
çığır açan performansların ve daha uçuk kaçık fantezilerin kol gezdiği porno sektöründe kendini kaybedenlere babacan tavırla kol kanat geren brass, filmlerinde her ne kadar fazla uçuk kaçıklık olmasa da - caligula hariç - dillendirilmesi güç makul* fantezi ve arzuları usul usul işlemeyi başarır.
caligula'yı daha önce yazmıştım zaten, diğer filmlerinden de ayrı tutmak gerekir kanaatindeyim. bunun dışında paprika, monella, fermo posta gibi filmlerinde gerçek tinto brass'ı görürsünüz. bol bol popo gösterir, bol bol kışkırtır. aşktan öte seksten beri anlarla dolup taşarken zaten size 'vermek' istediğini de vermiş olur.
tinto brass'ı sevme sebebim sanırım şu: "sırf bir hikaye olsun da nasıl olduğu önemli değil, onun etrafında insanlar bol bol sevişsinler, hep seks çekelim" gibi bir yönelimle çalışmıyor. tamam başarılı kurgu yok pek, oyunculuklar da bazı filmlerde çok çok kötü ama yapmak istediği ve oluşturduğu çizgi sayesinde takdirimi kazanıyor. erşan kuneri gibi düşünün siz. çünkü brass'ın bazı filmlerinde pek bilinmese de* mizah unsuru da yer alır. "konuşmaları atlaya atlaya izledim ben" diyor olabilirsiniz. ilk ben de öyle izledim, yalan yok.
yönetmenler bir kadın yaratacak olsaydı, ayakları tarantino'nun popoyu brass'ın seçmesini isterdim.
çığır açan performansların ve daha uçuk kaçık fantezilerin kol gezdiği porno sektöründe kendini kaybedenlere babacan tavırla kol kanat geren brass, filmlerinde her ne kadar fazla uçuk kaçıklık olmasa da - caligula hariç - dillendirilmesi güç makul* fantezi ve arzuları usul usul işlemeyi başarır.
caligula'yı daha önce yazmıştım zaten, diğer filmlerinden de ayrı tutmak gerekir kanaatindeyim. bunun dışında paprika, monella, fermo posta gibi filmlerinde gerçek tinto brass'ı görürsünüz. bol bol popo gösterir, bol bol kışkırtır. aşktan öte seksten beri anlarla dolup taşarken zaten size 'vermek' istediğini de vermiş olur.
tinto brass'ı sevme sebebim sanırım şu: "sırf bir hikaye olsun da nasıl olduğu önemli değil, onun etrafında insanlar bol bol sevişsinler, hep seks çekelim" gibi bir yönelimle çalışmıyor. tamam başarılı kurgu yok pek, oyunculuklar da bazı filmlerde çok çok kötü ama yapmak istediği ve oluşturduğu çizgi sayesinde takdirimi kazanıyor. erşan kuneri gibi düşünün siz. çünkü brass'ın bazı filmlerinde pek bilinmese de* mizah unsuru da yer alır. "konuşmaları atlaya atlaya izledim ben" diyor olabilirsiniz. ilk ben de öyle izledim, yalan yok.
yönetmenler bir kadın yaratacak olsaydı, ayakları tarantino'nun popoyu brass'ın seçmesini isterdim.
devamını gör...