üstü açık arabaya kapıyı açmadan atlayarak binmek.
ayrıca binen kişinin 'hey dostum ne duruyorsun hadi bas gaza' şeklinde bir replik sarfetmesi durumu tamamlayıcı yegane klişedir...
devamını gör...

telefondan veya tabletten youtube açıp çocuğun önüne sürmek.
her saniye ve her salise fotoğrafını çekip instagrama yüklemek.
çocuğun anne baba değil de babanne anneanne ve dede tarafından yetiştirilmesi.
gibi güzelliklerdir.
devamını gör...

haklı bulamadığım ve bana biraz abartı gelen başlık.

aylar önce x yazarı sözlükte takip etmek için takip et kısmına tıkladığımda takip edemediğimi farkettim. durumu morun binbir tonu, koduyorum öyleyse varım fakat yeri geldi mi kodu'm mu oturturum! diyen iko'ya mesaj attım. durumu izah ettim.
"bilgisayara vur düzelir ya da telefonu aç kapa kendine gelir" dedi. inanılmaz bir fikir bu dedim. denedim. düzeldi mi ? hayır.

sonra kendi çözüm yöntemlerimi denedim. sayfayı yeniledim. başka tarayıcılardan girip, takip etmeyi denedim. sonunda takip etmek istediğim yazarı takip ettim. bu başarıyı yine kendime pay biçmedim ve sözlüğün teknik sorumlusu iko'ya mesaj attım. "ıko sorun halloldu, teşekkürler " dedim. tabi ben yine iko'nun 2,3 kafadan ezberlediği kodlarla ne yapıp edip bu sorunu düzelttiğini düşündüm. pııtt bir yeni mesaj. "ben bir şey yapmadım ki whis" dedi. görüyorsunuz bu kadar da mütevazidir kendisi. ıko'yu yedirmeyiz.

(bkz: onlar konuşur iko belediyesi yapar)
devamını gör...

bir arkadaşım demişti biz türklerde araba ve ev hariç ikinci el kültür mantığı yok, uğraşma diye, olur mu hiç öyle bir şey demiştim.

öyleymiş.

az önce bir şarjlı diş fırçası aldım , - sıfır - 230 lira dedim letgo da filan ne kadardır.

adam yazmış 1 ay kullandım, 350 lira, 400 lira, 300 lira.

ya bi piyasaya bakın kullanılmış satıyorsun birde, normalde olması gereken ev ve araba işte altın dı vs pahalı ürünler hariç 1/3 fiyatına satılır bir ürün.

burada amaç senin işine yaramayan ürün elinden çıksın nakit girdisi sana sağlasın.

sende o nakit girdisi ile dilediğin birşeyi al.

ben alınan ürünü tamir etçem, temizlicem, onarımı bakımını yapıcam ee tabi 3'de bir fiyatına olmalı.

satarken de öyle. kitaplarda öyle.

ne yazıkki herkes olmasada çoğu kişi aldığım fiyata satayım derdinde.

çok zekisin sen. yapmayalım böyle.

1/3 e uyalım, bende bilmiyordum bende böyle öğrendim, anamdan doğar doğmaz ikinci el kuralları bilir şekilde gelmedim ya.
devamını gör...

bir john steinbeck tanımlamasıdır.

modern insan histeri krizleri içinde. birilerinin onun zihnini ele geçireceğinden korkarken, zihnini kontrolünü kaybetmekten tedirgin olurken bir yandan da basit bir makine olan bedenine söz geçirmekten aciz bir hale düştü.

sürekli suçu başkalarına atarak kendi zevklerinin, menfaatlerinin peşinden koşmaktan başka bir gayesi yok hayatta. utanması, atlaması da yok artık. yaptığı hiçbir pislikten sonra yüzü kızarmıyor. ve hala hiç çekinmeden kendine modern insan demeye devam ediyor.

insan ırkının çürümüşlüğü beni yoruyor. asla ıssız bir adaya gidip bu insanlar cehenneminde kurtulmayı düşünmedim. onlara yakın olup, onların arasında olup onlardan elimden geldiğince uzak durarak dinlenmeye çalışmak benim niyetim.

teknoloji diye baş tacı ettiğimiz şeyden yoruldum. google logosunu gördüğü anda erekte olan insanların ahlak hakkında konuşmasından gına geldi. zavallılığını bir güç gibi görerek teknolojik gelişme üstüne gelişme gösteren insanların geliştirdiği robotların tecavüz mağduru olacağına neredeyse eminim artık.

toplumsal ilişkilerin yapaylığından yoruldum. herkes sırtına bineceği birini bulma peşinde. sırtlan sürüsü gibi dolaşan ağzında kan kokusu işe sağa sola saldıran vahşiler sürüsüne döndükçe kendini daha da modern sanmaya başladı insan ırkı. artık yapılan iyilikler bile korku veriyor herkese. altından ne çıkacağını merak etmeden gördüğü iyiliklere teşekkür bile edemiyor modern insan.

bu dünya çok yorucu bir hale geldi artık. ve john steinbeck üstadın dediği gibi:

uykuyla dinlenemeyecek kadar yorgunum artık.
devamını gör...

gözümü dört açıp ismimi arayacağım başlıktır.
noluyy yazar abiler noluyyy.
devamını gör...

başlığı açan trol olsun lütfen dediğim konudur. yahu kadın erkek fark etmez, koltuk altı ve kasıklar her daim kılsız tutulmadığı sürece koku yapar. duş ve deodorant bile yenemez bunu. seks hayatınız yok mu sizin?
devamını gör...

aşkım kusura bakma ama itiraf ediyorum.
(bkz: abdulseyidbincabbar)
devamını gör...

gerekli.
devamını gör...

durum: bir tavuk, bir yolda karşıdan karşıya geçer.

soru: tavuk karşıdan karşıya niçin geçer?

yanıtlar:

rene descartes:
yolun öbür tarafına geçmek için.

eflatun:
iyiliği için. gerçek, öteki taraftadır.

arıstoteles:
karşıdan karşıya geçmek tavuğun doğasıdır.

karl marx:
tarihsel olarak kaçınılmazdı.

hıpokrates:
pankreasının aşırı salgısı yüzünden.

martın luther kıng jr.:
tüm tavukların nedenini açıklamak zorunda kalmadan özgürce karşıdan karşıya geçtikleri bir dünya düşlüyorum.

rıchard m. nıxon:
tavuk karşıdan karşıya geçmedi. tekrar ediyorum, tavuk asla yolun karşısına geçmedi.

sıgmund freud:
tavuğun karşıdan karşıya geçmesiyle ilgilenmeniz, sizde güçlü bir cinsel güvensizlik duygusunu ele vermektedir.

buddha:
bu soruyu sormak, sizin kendi tavuk doğanızı inkar etmektir.

galıleo galıleı:
oysa tavuk karşıdan karşıya geçiyor...

charles de gaulle:
tavuk belki yolun karşısına geçti, ama otoyolun karşısına henüz geçmedi.

albert eınsteın:
tavuğun yolun karşısına geçmesi ya da yolun tavuğun ayakları altında yer değiştirmesi, tümüyle sizin gösterdiğiniz referansa bağlıdır.

bıll clınton:
anayasa üzerine yemin ederim ki bu tavukla aramda hiçbir şey geçmemiştir.

george w. bush:
tavuğun bu yolda bm kararlarına rağmen cezalandırılmadan karşıdan karşıya geçmesi, demokrasiye, özgürlüğe ve adalete kafa tutmaktır. bu durum, yolu bizim çoktan bombalamış olmamız gerektiğini göstermektedir.

nihat doğan:
benim ülkemin tavuğunun yürüyüşü bile farklı.

necati şaşmaz:
hlıfhngvoımhugş oıugogrruygcs

süleyman demirel:
tavuk geçmişse geçmiş, geçmemişse geçmemiştir.

tansu çiller:
bu memleket için karşıdan karşıya geçen tavuk da bizimdir, üstünden geçen traktör de bizimdir.

bülent arınç:
tavuğun karşıdan karşıya geçmesi çok manidardır.

r. tayyip erdoğan:
- ben imamhatip yıllarımda tavuklu sandviç de satmıştım.
- biz karşıdan karşıya geçmesini tavuktan öğrenecek değiliz.

ilber ortaylı:
cahiller anlamaz niçin karşıya geçtiğini
devamını gör...

bu yıl ne kadar evde olsak da hepimizin 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlu olsun dostlar....
devamını gör...

artık neredeyse adımız gibi bildiğimiz üzere türkçe, ural altay dil ailesinin altay koluna mensuptur ve sondan eklemeli bir dildir. türkçede kelime kökleri değişmez, kökten yeni kelimeler türetmek için çekim ekleri ve yapım ekleri kullanılır. ör: kitap - lık.
türkçede ünlüler arasında kalınlık-incelik ve düzlük-yuvarlaklık; ünsüzler arasında ise sertlik- yumuşaklık uyumu vardır.

türkçenin anlamsal özellikleri: yanlış anlama, hiç anlamama, eksik anlama ve anlam verememe'dir.

türkçenin anlam ilişkileri: eş adlılık, zıt anlam, temel ve mecaz anlam'dır.

gerçekten zengin ve bence güzel bir dilimiz var. en basitinden renklerimiz bile o kadar çeşitli ki, örneğin: gülkurusu, yavruağzı, fildişi vb. renklerin tonlarına göre farklı adlar alması, bir şeyi tasvir etmek için çeşitli birçok kelimeye sahip olmamız, cinsiyet ayrımına sahip olmayan bir dile sahip olmamız [sahip olan örneği için: (bkz: fransızca)] çok değerli. ve bunların dilimizi güzel yapan unsurlardan olduğunu düşünüyorum.

güzel, çünkü insanın kendisini rahatça ifade edebilmesi hem iletişim açısından hem de insanların birbirlerini anlaması ve kültür aktarımı bakımından çok önemli.
devamını gör...

zeki faik izer-inkılap yolunda.1933
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içerisi şampiyonlar ligi gibi mübarek.

en arka sıra cam köşesinde ki çocuklar vardır ya sınıflarda, işte o çocuk benim. tek fark dersi kaynatmak yerine sessiz sessiz dinlemek olacak. bir mani olmazsa dinlemede olacağım*.
devamını gör...

kitabın konusu ile ilgili @evernevergreen gerekli özeti yapmış. bense her zaman olduğu gibi gereksiz ayrıntılara gireceğim. * ''yıldız gemisi askerleri'' pek çok yapım ve eser için ilham kaynağı olmuş bir kurgu. tabi burada heinlein’in insanoğlunun tahlilini çok iyi yapmasının da rolü büyük. misal joe haldeman'ın forever war adlı kitabı buna en iyi örneklerden birisi. haldeman etkilenmenin ötesinde ufakta olsa satır aralarında karşı tezler öne sürer. özellikle kahramanların statüsü ve davranışları özelinde kurgusal bir çatışma çıkar karşınıza. ancak günün sonunda kazanan yine heinlein olur. zira özgünlük ve hikâye derinliği açısından haldeman'dan bir kaç fersah öndedir. tabi bunlar benim naçizane düşüncelerim. heinlein'ı okuduktan sonra haldeman'ı da okursanız sanırım anlatmak istediğimi çok daha iyi idrak edersiniz diye düşünüyorum. belki savaş tecrübesi açısından haldeman, heinlein'ın önünde olabilir ama yazarlık ve hayal gücü dediğimiz noktada rüzgar tam olarak tersi istikamete döner.

benim için en özel etkileşim ise elbette ki starcraft'dır. blizzard'ın çıkarttığı bu efsane oyun aslında heinlen'e bir saygı duruşudur. bunu özellikle terran ırkı için net bir şekilde söyleyebiliriz. bendeki terran takıntısının altında yatan temel sebep heinlen'ın ta kendisi olabilir, bilemiyorum tabi. * eh zerglerin de kime gönderme olduğu malum. bu zındıklar resmen arachnid'lerin kitaptan fırlayıp oyunda var olmuş hali gibidirler. zergleri görünce direkt olarak rico'ya dönüşüyorum. rakibim ya da rakiplerim zerg ise bu onlar için hayra alamet bir durum olmuyor çünkü motivasyonum bir kaç kat daha fazla hale geliyor. * protoss'lara karşı daha anlayışlı olduğumu söylemem gerek.

e tabi starship troopers filmine değinmezsek olmaz. usulen çekilmiş, heinlen'in kurgusunu dümdüz etmiş diyebiliriz. böcek avlayan askerler fikrinden öteye gidememiş zorlama bir yapım. yani bu filmi izleyip, beğenmeyip, kitabı okumamak gibi bir yanlışa düşmeyin derim. böylesine kült bir kitabı es geçmiş olursunuz ki, yazık olur, günah olur. zaten filmlerin bu noktada olumlu/olumsuz etkileri çok oluyor. o yıkıcı etkiden sizleri kurtarmak için bu şerhi koyma gereği duydum. hadi yine iyisiniz köftehorlar.

netice olarak bilim kurgu edebiyatı açısından ilk askeri kurgu olma özelliği gösteren bu kitabı okumak, kurgu severler açısından keyifli olacaktır diye düşünürüm. yine de siz bilirsiniz tabi. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu insanlar kurban rolünü kimliğine etiyle sütüyle katmışlar ve asla kopamıyorlar bu rolden.belki bilinçsizce bu role bağlılar ama uyarıldıklarında da ateşe değmiş gibi tepki göstermeleri yüzünden bıkıp uzaklaştırıyolar bizi ve yardım alamıyorlar
devamını gör...

sen benim tozumu duzgun almazsan, yemegimi suyumu zamaninda vermezsen, beni kendine baglamazsan, ben de alir basimi giderim diyen reyon.

karadeniz’de bulunmaktan bugalmis da olabilir, biraz temiz hava almak istemis olabilir, cips asigi birisi telekinezi yoluyla cagirmis olabilir, sana bana bize bi’ sey olabilir* de bunun konuyla alakasi yok.

findik yesin findik, iyi gelir.
devamını gör...

hep değişiyor.
bu isim burda bir yazarın adı, onu biliyorum.
bir dönem psikiyatristlerdi, bir dönem tarih yazarlarıydı, bir dönem öykü yazarları oldu,kısa bir dönem roman yazarları oldu, bir dönem kadın yazarlardı şu an arayıştayım.
şöyle beni alıp götüren bir yazar arıyorum.
sanırım ömrümde bir geçiş dönemindeyim.
hayır olsun.
devamını gör...

devleti ve hükümeti bilmiyorum ama millete doğru şahlanan bir şey var evet
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim