kırmızı kurdeleyi keserek, an itibarıyla açılışını yaptığım dernektir. eğer siz de sürekli bir iki harfi yanlış yazıp sonrasında tekrar düzenliyorsanız bu derneğe kaydınızı yaptırabilirsiniz. sadece bu manidar başlığa özgü olarak, yazımda herhangi bir yanlış yapmamak için kendimi yırtıyorum. ama yine de olur mu olur benden söylemesi.

edit: yine yaptım ya allah beni ne yapmasın...
devamını gör...

mavi, pembe balon patlatmaktan kat kat iyi gelenektir.
devamını gör...

çok sevimli bir harun kolçak şarkısıdır aynı zamanda, 1993'te çıkmış olan ve bütün şarkılarının ayrı güzel olduğu "en büyük aşk" albümünden.*

devamını gör...

çevirmeli telefonumuz bile vardı. ben de tarihi eser olmuşum.
devamını gör...

mesajı bir dakika açabilir mi dediğim yazar.
edit: neyse şey diyecektim, aynı başlığa birden fazla entry girerse flooddan silinir, uzaklaştırma bile alır, sonraki entrylerini ilk entrye edit olarak toplamasını tavsiye edecektim.
devamını gör...

ilk olarak mavi'yi izleyip bir ciğer feda ettiğimden mütevellit diğer iki filmini izleyemediğim üçlemedir. mavi gerçekten çok etkileyici bir filmdir. bir insanın kaybını, yas sürecini ve içine düştüğü o garip karanlığı, orada kendini nerelere vurduğunu ve oradan çıkma çabasını inanılmaz başarılı bir biçimde anlatıyor. sarsıcı ama bir yandan da çok zenginleştirici bir film. film bittiğinde boğazımda koca bir yumru ile kalkmıştım, ama şahit olmaktan son derece memnundum da hikayeye. filmin en az kendisi kadar etkileyici müzikeri de var. hazır olduğum bir vakit üç filmi de izlemek istiyorum peş peşe günlerde.
devamını gör...

önceki günlerde alınan ancak bir şekilde tüketilemeyen ekmekleri değerlendirmek için pek kıymetli annelerimizin başvurduğu yöntemlerden birisi. ekmeği değerlendirmek için akla onca yöntem gelirken “ben seviyorum ya” deyip tüm ev ahalisini o sevgiye boğmak da garip oluyor.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eleştirdikleri akp’nin son dönemi, vadettikleri akp’nin ilk dönemi. bu da böyle bir gerçek. aynı yolun yolcusu iki parti benim için, ne bir beklenti içerisindeyim ne de bir şeylerin değişeceği yönünde umudum var.
devamını gör...

nasıl ya kim ele verdi bizi.
devamını gör...

hiç beklemediğim bir anda nickaltımı onurlandıran, farkettiğimde tatlı bir tebessümle beni baş başa bırakan, dolu dolu entrylerini okumaktan haz aldığım, okurken düşündüğüm, okumak ve anlamak için zaman ayırdığım özel bir yazar.
devamını gör...

nerede okuduğumu hatırlamadığım ancak doğruluğuna inandığım "iki insan ayrılırken; şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır" * *şeklinde bir cümle var.
ilişkiyi aklında ve kalbinde bitirmiş, karşı tarafa artık bir şey hissetmeyen taraf ayrılık acısı yaşamadığı ya da daha az yaşadığı için daha metanetli ve şefkatli oluyor. hatta kendisi daha sakin ve daha az duygusal olduğu için karşı tarafı teselli edip duruma mantıksal yaklaşıyor.
oysa hala seven, ayrılığı istemeyen taraf mantıktan ziyade duygusal düşünerek hisleriyle hareket ediyor. kırıcı değil ancak isyankar davranıyor diyebilirim bir bakıma ya da o sırada canı acıdığı için acıtmaya çalışıyor.
buradan da mantık ve duygunun bizleri nasıl yönettiğini, tepkilerimizi nasıl değiştirdiğini görüyoruz aslında.
devamını gör...

bel altı muhabbetlere biraz ara verip belki beyninizi çalıştırırsınız diye.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

çok ağladık ama değmedi...
devamını gör...

franz kafka'nın aşkı milena jesenska'ya yazdığı mektupların derlendiği kitap. kafka; vasiyet olarak yakın arkadaşından ölümünün ardından içinde bu mektupların da olduğu birkaç romanının, günlüklerinin ve el yazılarının yakılmasını istemiş. ancak arkadaşı kafka'ya verdiği sözü tutmamış ve bu kitap da elimize böylece ulaşmış. tabii kafka bunu ne kadar isterdi, orası tartışılır.*

çok hevesle aldığım ancak nadiren yarım bıraktığım kitaplardan birisi oldu. özellikle bir yerden sonra, mektupları yalnızca franz kafka'nın ağzından okuduğumuz için olay örgüleri birbirinden çok kopuk ve akıcılığı yok. ayrıca gerçekten duygusal olarak ağır bir kitap olduğunu düşünüyorum. aşkın bu kadar yoğun tasvir edildiği cümleler romantizmden hoşlanmayan insanlar için yorucu gelebilir. yine de övüldüğü kadar olmasa da insanın içine işleyen pek çok kısmı var ve bu sebeple okunmaya değer.
devamını gör...

önce kendini doğru anlaman sonra da doğru kelimelerle doğru şekilde anlatabilmendir. bazen zor olabiliyor. çoğunluktan farklı düşündüğün ya da hissettiğin zamanlar özellikle. bir de işin kendimi ifade etmeme değer mi boyutu var. senin için zor ve değerli bir şey karşındakinin çok umrunda olmayabilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

uykucu şirin hepinize iyi uykular diler.
devamını gör...



“35 yaşındayım… daha hiç bir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. ama kenarındayım o kesin; hem de en kenarında, bizim mahalle gibi… hayatta en çok askerliği sevdim. ben askerken çok sevda mektubu yazdım; başkalarına. çok mektup okudum; başkalarının. elin gariplerine de eziyet ettim. niye? çünkü ben şehirliydim. nüfusumda buranın adı yazıyor; ama şehir beni takmıyor…”

yusuf (yeditepe istanbul-1. bölüm)
devamını gör...

amerika kıtasında en çok avrupa kökenli insan barındıran ülkedir. kızılderililer yok denecek kadar azdır ve eskiden oralarda yaşadıklarına dair iz bile bulunmaz.
devamını gör...

estonya'daki rus kökenli bir manyağın yaptığı eylem. işi gücü olmayan polis de hemen paketleyip göz altına almış.

video buradan
devamını gör...

(bkz: hiçbir neden yokken gelen mutsuzluk)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim