yazarların kitaplığındaki kitap sayısı
şu an dolabımda 13 tane kitap var. niye bu kadar az? çünkü okuduğum kitapları ya kütüphaneye ya okullara ya da çevremdeki insanlara veriyorum. çünkü bir kitabın kitaplıkta yıllarca okunmadan durması hiçbir şeye yaramaz. en azından çevremizdekilere vererek onlarında kitap okumasını sağlayabiliriz.
devamını gör...
mevlana’nın gay olduğu iddiası
iddiasıdır o, gerçeği değildir.
devamını gör...
yahya kemal beyatlı
bir şair.
kelimelerin derinliğinde kaybolmuş.
hayatında üç şehir, üç devir olan şair.
üsküp, çocukluk ve aile hayatı; paris, köklerinden kaçıp tekrar ona dönmesini sağlayan şehir; istanbul, vatan topraklarıdır onun için.
ilk aşkı beş yaşında iken karşılaştığı ve etkisi altına girdiği redife hanım. 15 yaşında iken üçüncü karşılaşmasında ona hasretinden dersleri, eğlenceleri bir yana bırakmış, genç yaşında ıztırabını şiirle dile getirmiş şair.
fustel de coulanges'ın "fransız milletini bin yılda fransa’nın toprağı yarattı." cümlesinin zihninde yarattığı metodla türklerin anadolu'ya girdiği tarih 1071'i başlangıç şiar eden ve tarihe yönelen şair.
arap ve acem tesirini atmak için yunan ve latin mirasını kabul eden, milli mücadele'ye dek bu fikri benimseyen, o dönemden sonra
" bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
bin atlı o gün dev gibi orduyu yendik!" * diyen şair.
verlaine'den etkilen saf şiir anlayışı ile bir şiirde*uygun kelimeyi bulana dek şiirini on yılda tamamlayacak kadar titizlenen, şiirleri kitaplaşmadan dilden dile sokakları arşınlayan şair.
celile'yi severken" dillere bu denli düşmüş bir kadınla ben nasıl evlenebilirim" diyerek hem celile'nin hem nazım'ın hem bizlerin kalbini kıran şair.
ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım
tekrar o alev gömleği giymiş gibi uyandım.
kelimelerin derinliğinde kaybolmuş.
hayatında üç şehir, üç devir olan şair.
üsküp, çocukluk ve aile hayatı; paris, köklerinden kaçıp tekrar ona dönmesini sağlayan şehir; istanbul, vatan topraklarıdır onun için.
ilk aşkı beş yaşında iken karşılaştığı ve etkisi altına girdiği redife hanım. 15 yaşında iken üçüncü karşılaşmasında ona hasretinden dersleri, eğlenceleri bir yana bırakmış, genç yaşında ıztırabını şiirle dile getirmiş şair.
fustel de coulanges'ın "fransız milletini bin yılda fransa’nın toprağı yarattı." cümlesinin zihninde yarattığı metodla türklerin anadolu'ya girdiği tarih 1071'i başlangıç şiar eden ve tarihe yönelen şair.
arap ve acem tesirini atmak için yunan ve latin mirasını kabul eden, milli mücadele'ye dek bu fikri benimseyen, o dönemden sonra
" bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
bin atlı o gün dev gibi orduyu yendik!" * diyen şair.
verlaine'den etkilen saf şiir anlayışı ile bir şiirde*uygun kelimeyi bulana dek şiirini on yılda tamamlayacak kadar titizlenen, şiirleri kitaplaşmadan dilden dile sokakları arşınlayan şair.
celile'yi severken" dillere bu denli düşmüş bir kadınla ben nasıl evlenebilirim" diyerek hem celile'nin hem nazım'ın hem bizlerin kalbini kıran şair.
ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım
tekrar o alev gömleği giymiş gibi uyandım.
devamını gör...
ezhel'in bu hükümet meşruiyetini tamamen yitirmiştir açıklaması
birçok sanatçının yapamadığını yaptığı için takdir etmek gerek. ülkeden gitmişte bilmem ne diyerek doğru söyleyeni dokuz köyden kovma taktiğinizi bir kenara bırakın artık. gerçekleri görmezden gelmekle bir yere varamayız. şarkılarını da kendisini de çok severdim. en iyisini yapmış. olanı biteni pat diye söylemiş. helal olsun çocuğa.
devamını gör...
freud purosu
rivayete göre freud, arkadaşlarına sigaranın bilinçaltında farklı bir şeyi sembolize ettiğini anlatmış. bir arkadaşı da “sen sigaranın büyüğü olan puro içiyorsun” deyince; freud “bazen bir puro sadece bir purodur” diyerek cevabı yapıştırmış. en yalın ve en anlamlı sözleri sembolize eder freud purosu.
bazen bir puroyu başka bir şey zannetmekte ısrar etmek daha büyük yanılgıların kapısını açar.
aklı, zekayı, bilgeliği çağrıştıran yazıları ile kafa sözlük'e damgasını vurmuş sağlam bir reformcudur. ilham verici yazıları ile hayatın gerçeklerini anlatan takip edilesi bir yazardır. “her şeye illa bir anlam atfetmeyin” der, sözlükteki hastaları sözleri ile tedavi eder, olgunluğu ile anlayış ve hoşgörüyü yayar.
bazen bir puroyu başka bir şey zannetmekte ısrar etmek daha büyük yanılgıların kapısını açar.
aklı, zekayı, bilgeliği çağrıştıran yazıları ile kafa sözlük'e damgasını vurmuş sağlam bir reformcudur. ilham verici yazıları ile hayatın gerçeklerini anlatan takip edilesi bir yazardır. “her şeye illa bir anlam atfetmeyin” der, sözlükteki hastaları sözleri ile tedavi eder, olgunluğu ile anlayış ve hoşgörüyü yayar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının mal varlıkları
canım...
devamını gör...
bmw'yi bemeve diye okuyan insan
türkide'de bemeve şeklinde okunuyor, kalıplaşmış bir yanlış olduğu için sıkıntı yok.
tam aksine biri nike'a "nayki" bmw'ye "bi em dabilyu" falan dediği zaman gülmekten yerlere yatasım geliyor. allahın kekosu hayatında araba görmemiş gelip bana burda bi em dabilyu şekli yapıyor sdlksfhsds
tam aksine biri nike'a "nayki" bmw'ye "bi em dabilyu" falan dediği zaman gülmekten yerlere yatasım geliyor. allahın kekosu hayatında araba görmemiş gelip bana burda bi em dabilyu şekli yapıyor sdlksfhsds
devamını gör...
eski sevgilinin evlenmesi
lisedeyken ben böyle aşık maşık değildim öyle hevesvari bir ilişkiydi açıkcası hatta sevgili bile olduğumuz söylenemez o zamanlar flört kavramı yoktu şimdi olsa flört derdik yani ve çok üzülmedim dolayısıyla. ama bana 1 hafta konuşmayalım demişti 1 hafta sonra yanına gidince yüzüğünü göstermişti ben sözlendim demişti. tamam çok sevmiyoruz falan ama yine de insan bir afallıyor yüzüğü takmış evleniyor bakın hele şu kahpeye moduna girdim tabi. neyse depresyona kolay girilirdi bir de o zamanlar. şimdi hayatımızın altı ğstüne geliyor bir kahve yapıp yanında sigara içiyoruz geçti diyoruz. o zamanlar her şey çooook büyük geliyordu ben nasıl yaşayacağım tribine giriyorduk hemen. neyse ben girdim bu tribe kalktım şehir dışına ablamın yanına gidip tatil yaptım güya. ama bir gör nasıl üzgünüm geçmişe gitsem kendime salak sevgilin bile sayılmaz kendine gel derdim. memlekete döndüm arkadaşlarım dedi ki x de buluşalım. x de dış çekim mekanı yani her gelin damat lrda çektirecek o fotoğradı yoksa nikah memuru nikahı geçerli saymıyor. neyse kapalı koyu pembe gelinlikli kız geliyor. damatın kravatıyla uyumlu. aaa dedim ne güzelmiş rengi... biraz daha yaklaştılar dedim ki ben senin kravatının rengine de sana da... insan gözüme sokmaz. sanki bilerek gelmişler ya. ergen egosantrizmi diyoruz bu duruma. ergen dünyadaki her şey kendine inat ya da kendine özel oluyor sanıyor... beni üzen nokta şu olmuştu babamı yeni kaybetmiştim ve çökük yaşlarımdı. hayatından 3 yıl sil deseler hiiiç düşünmeden o yılları silerim o kadar berbattı ki. ve ben o ilk yüzüğü gösterdiği gün sorduğumda senin psikolojin bozuk, benim ailem senim gibi birini niye istesin falan gibi şeyler söylemişti... neyse bu hikaye böyle bitti.. yani bitti sanıyordum yıllaaar sonra yazdı bana . ben senin ahını aldım hiç mutlu olamadım diye. karısı aldatmış. bir kızı varmış ama kendisinden olduğuna bile emin olamadığı için görmek istemiyormuş. benimle olan bir tanecik resmi vardı. çerçeveletmiş yeni evinin resmini atmıştı televizyonun yanında duruyor. o ne dedim içip içip günlerce onla konuşmuş öyle dedi.. ah ettim mi hayır asla etmedim. dediğim gibi zaten benim yıkık yıllarımda yaşandı bu ve daha büyük sıkıntılarım vardı. benim ahım değil ama allahın adaleti bu yaşanan yani.herkes hakettiğini er ya da geç yaşıyor yani canlarım.. teşekkürler okuduğunuz için.
devamını gör...
erasmus
tam zamanında -korona gelmeden bir yıl önce- erasmus yapmış biri olarak imkanı olan herkese tavsiye ettiğim, olmayanlara da bir yolunu bulup gidebiliyorlarsa zorlamalarını önerdiğim öğrenci değişim programı. mesela benim erasmus için aldığım borcun bir kısmı hala ödenecek duruyor, mezun olunca ödeyeceğim.
ilk 3 hafta zorlu geçmişti benim için, alışmak, insanlarla kaynaşmak zaman alıyor. çok da dışa dönük bir insan olmayan benim için daha da zordu. ingilizce konuşma yeteneklerime de pek güvenmiyordum başlarda, ama biraz kabuğunuzdan sıyrılınca çok rahat ilerliyor.
son günlerine yaklaştıkça fazladan biraz daha kalmak adına her türlü yola başvurmak da erasmus sevdasına dahil bence.
çok kısa sürede bir sürü farklı milletten, kültürden insanlarla tanışıyor, fazlaca da gezme fırsatı yakalıyorsunuz. haliyle vizyonunuz ve hayata bakış açınız oldukça değişiyor.
dünyada ilk 100de bulunan iyi bir teknik okulda erasmus yapmama ve aldığım 6 dersin 5 ini iyi notla geçmeme rağmen eğlenmeye, dinlenmeye bol bol vaktimin kaldığı, kesinlikle türkiye'deki kadar stresli bir ders/ödev/sınav sistemi olmayan bir ortamdı. biraz bütçe ayırabilirseniz birkaç kez ülke dışı gezilerde de bulunabilirsiniz rahatça.
hayatınızın hem en zor hem de en güzel günleri olacak muhtemelen. kıymetini bilin.
erasmus yapacaklara bir kaç küçük tavsiyede bulunacak olursam da;
-eğer ingilizce dışında yeni bir dil öğrenme gibi bi arzunuz varsa yerel halkın ingilizceyi yaygın olarak bildiği ve kullandığı bir ülke tercih etmeyin. böylece yerel dili öğrenmek zorunda kalacaksınız. diğer türlü insan kendini dil öğrenmeye veremiyor. (ben verememiştim en azından)
-önceliğinizi iyi belirleyin:
a) iyi bir üniversiteye gideyim, ilerde referans olarak kullanabileyim, hem de kaliteli bir eğitim alayım diyorsanız iyi bir üniversite seçin, ama diğer erasmus yapan arkadaşlarınıza oranla bir tık fazla ders çalışmanız gerekebilir. bunun bilincinde olun.
b) ben ders çalışmak istemiyorum diyorsanız da tercihinizi görece ucuz, daha düşük eğitim standardı olan ülkelerden yana kulllanın. böylece hem bol bol vaktiniz hem de bol bol paranız olur. eğer boş yapmak için iyi bir üniversiteye giderseniz geçmeniz gereken toplam kredi sayısını tamamlamakta zorlanabilir, hibenizin %20sini alamayabilir hatta üzerine geri ödeme yapmak durumunda kalabilirsiniz.
-gideceğiniz ülkeyi/şehri iyi araştırın. ikliminden, insanlarından bi haber gitmeyin . böylece sizi neyin beklediğini bilir ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
- kalacak yer ayarlama işlerini kesinlikle son ana bırakmayın, genelde okulların anlaşmalı olduğu yerler oluyor. onu kullanın. kendiniz de bulabilirsiniz elbet, ama çok daha zorlu bir süreç olur.
benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. hollanda/delft özelinde sorusu olan olursa cevaplayabilirim
ilk 3 hafta zorlu geçmişti benim için, alışmak, insanlarla kaynaşmak zaman alıyor. çok da dışa dönük bir insan olmayan benim için daha da zordu. ingilizce konuşma yeteneklerime de pek güvenmiyordum başlarda, ama biraz kabuğunuzdan sıyrılınca çok rahat ilerliyor.
son günlerine yaklaştıkça fazladan biraz daha kalmak adına her türlü yola başvurmak da erasmus sevdasına dahil bence.
çok kısa sürede bir sürü farklı milletten, kültürden insanlarla tanışıyor, fazlaca da gezme fırsatı yakalıyorsunuz. haliyle vizyonunuz ve hayata bakış açınız oldukça değişiyor.
dünyada ilk 100de bulunan iyi bir teknik okulda erasmus yapmama ve aldığım 6 dersin 5 ini iyi notla geçmeme rağmen eğlenmeye, dinlenmeye bol bol vaktimin kaldığı, kesinlikle türkiye'deki kadar stresli bir ders/ödev/sınav sistemi olmayan bir ortamdı. biraz bütçe ayırabilirseniz birkaç kez ülke dışı gezilerde de bulunabilirsiniz rahatça.
hayatınızın hem en zor hem de en güzel günleri olacak muhtemelen. kıymetini bilin.
erasmus yapacaklara bir kaç küçük tavsiyede bulunacak olursam da;
-eğer ingilizce dışında yeni bir dil öğrenme gibi bi arzunuz varsa yerel halkın ingilizceyi yaygın olarak bildiği ve kullandığı bir ülke tercih etmeyin. böylece yerel dili öğrenmek zorunda kalacaksınız. diğer türlü insan kendini dil öğrenmeye veremiyor. (ben verememiştim en azından)
-önceliğinizi iyi belirleyin:
a) iyi bir üniversiteye gideyim, ilerde referans olarak kullanabileyim, hem de kaliteli bir eğitim alayım diyorsanız iyi bir üniversite seçin, ama diğer erasmus yapan arkadaşlarınıza oranla bir tık fazla ders çalışmanız gerekebilir. bunun bilincinde olun.
b) ben ders çalışmak istemiyorum diyorsanız da tercihinizi görece ucuz, daha düşük eğitim standardı olan ülkelerden yana kulllanın. böylece hem bol bol vaktiniz hem de bol bol paranız olur. eğer boş yapmak için iyi bir üniversiteye giderseniz geçmeniz gereken toplam kredi sayısını tamamlamakta zorlanabilir, hibenizin %20sini alamayabilir hatta üzerine geri ödeme yapmak durumunda kalabilirsiniz.
-gideceğiniz ülkeyi/şehri iyi araştırın. ikliminden, insanlarından bi haber gitmeyin . böylece sizi neyin beklediğini bilir ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
- kalacak yer ayarlama işlerini kesinlikle son ana bırakmayın, genelde okulların anlaşmalı olduğu yerler oluyor. onu kullanın. kendiniz de bulabilirsiniz elbet, ama çok daha zorlu bir süreç olur.
benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. hollanda/delft özelinde sorusu olan olursa cevaplayabilirim
devamını gör...
öğrencilere öneriler
buradan hemen çıkıp ders çalışın!
devamını gör...
normal sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği
kafa sözlüğün normal bir sözlük olmadığının kanıtıdır. amaç köy okullarında çocuklara kitap göndermektir. masum çocukların gözlerinin gönderdiğimiz kitapların üzerinde dolaşacak olması bir insanın hissedeceği en büyük mutluluklardan bir tanesidir. kim düşündüyse teşekkürü borç bilirim. bende kitap göndererek katkıda bulunacağım. babama kargoya vermesi için kitapları vermiştim babam aradı az önce şirketteki arkadaşlarda kitap vermek istedi daha fazla toplayalım dedi çok sevindim daha fazla kitap gönderme şansı elime geçti mutluyum.
devamını gör...
oil
daha önce şikago mezbahaları isimli kitabını okuduğum amerikalı yazar upton sinclair’in dilimize petrol adıyla çevrilen muhteşem bir dönem romanı. sel yayıncılık tarafından kıvanç güney çevirisiyle tekrar basılmış kitap. nispeten uzun bir eser ( 592 sayfa) olmasına rağmen kolay okunuyor. 2008 yılında there will be blood adıyla sinemaya da uyarlanmış.
baba j. arnold ross ile hayırsız evladının, adım adım petrol devi olma yolundaki hikâyesini okuyorsunuz. arka fonda ise sendikal faaliyetler, rüşvet, yolsuzluk, medya manipülasyonu ve usulsüzlükle beslenip büyüyen kapitalist çarkın barındırdığı çelişkiler, sınıf çekişmeleri, seçim yolsuzlukları, tarikat lideri sahte peygamberler, petrol baronları, hollywood yıldızları, kısacası 20. yüzyılın erken dönem amerika’sına dair ne ararsanız var. kitap tüm bu konuları teapet dome skandalı bağlamında işliyor. 1920’li yıllarda amerikan donanmasının petrol rezervlerinin bulunduğu bölgenin adıymış teapot dome. bu petrol rezervlerinin bulunduğu bölgenin yönetimi, önce donanmadan alınıyor ve içişleri bakanlığına devrediliyor. daha sonra da ihale yapılmaksızın rüşvet karşılığında petrol şirketlerine peşkeş çekiliyor. tüm bunların yapılabilmesi için başkanlık yarışı kampanyalarının nasıl finanse edildiğini, milyonlarca dolar rüşvetin nasıl verildiğini çok güzel anlatıyor yazar.
baba j. arnold ross ile hayırsız evladının, adım adım petrol devi olma yolundaki hikâyesini okuyorsunuz. arka fonda ise sendikal faaliyetler, rüşvet, yolsuzluk, medya manipülasyonu ve usulsüzlükle beslenip büyüyen kapitalist çarkın barındırdığı çelişkiler, sınıf çekişmeleri, seçim yolsuzlukları, tarikat lideri sahte peygamberler, petrol baronları, hollywood yıldızları, kısacası 20. yüzyılın erken dönem amerika’sına dair ne ararsanız var. kitap tüm bu konuları teapet dome skandalı bağlamında işliyor. 1920’li yıllarda amerikan donanmasının petrol rezervlerinin bulunduğu bölgenin adıymış teapot dome. bu petrol rezervlerinin bulunduğu bölgenin yönetimi, önce donanmadan alınıyor ve içişleri bakanlığına devrediliyor. daha sonra da ihale yapılmaksızın rüşvet karşılığında petrol şirketlerine peşkeş çekiliyor. tüm bunların yapılabilmesi için başkanlık yarışı kampanyalarının nasıl finanse edildiğini, milyonlarca dolar rüşvetin nasıl verildiğini çok güzel anlatıyor yazar.
devamını gör...
gazve
gazvat” kelimesinin müfredi olan “gazve kelimesi “ga- ze - ve” kökünden türemiştir.
lügatte savaşmak manasına gelir.
ıstılahta ise muhammed’in bizzat ve şahsen katıldığı her savaşa “gazve” denir.
lügatte savaşmak manasına gelir.
ıstılahta ise muhammed’in bizzat ve şahsen katıldığı her savaşa “gazve” denir.
devamını gör...
kum zambağı
deniz kenarında bulunan kumların arasında yetişen beyaz ve uzun yapraklarıyla çok kibar bir görünüme sahip olan çiçek türü. her yerde yetişmemesi ve neslinin azalmaya başlaması sebebiyle görebilmek çok da kolay değil. bir gün seni bulup koklayacağım ruhumun saf, temiz ve güzel çiçeği.
devamını gör...
meriç entryleri ifşa platformu
linç kültürünün abidesi. sizin cidden başka işiniz yok mu?
devamını gör...
probis
çoçukken çokoprensin vitaminlisi olarak bildiğimiz yiyecektir.
devamını gör...
koklaması zevkli olan şeyler
yanmış kibrit çöpü
devamını gör...
fiyata dikkat eden insan
an itibari ile sıkıysa bakma halini alan insani durum.
devamını gör...
yazlık kışlık kıyafet değişimi
aslında tam zamanı olan, en üşendiğim eylem. daha erken bence soğur bu havalar yakında. *
devamını gör...
hediye gelen borcamı hediye etmek
ülke içindeki borcam sirkülasyonunun sağlanması bu duruma bağlıdır. çünkü koca 80 milyonluk ülkede bir tane borcam var. o da elden ele geziyor işte.
devamını gör...