sözlükteki bitmez vedaların yazarları
daha önce depresyona girip sessiz sedasız giden bir yazar olarak katıldığım başlıktır.
aldım ceketimi çıktım gittim. kimseye basın toplantısı yapıp duyurmadım. kimim ulan ben böyle hareketler yapacağım.
aldım ceketimi çıktım gittim. kimseye basın toplantısı yapıp duyurmadım. kimim ulan ben böyle hareketler yapacağım.
devamını gör...
mutsuz olalım
neden olmaz?" diye soruyorum. "mutsuz oluruz," diyorsun. "herkes mutlu olacak diye bir kural yok, biz de mutsuz olalım."
behzat ç.
behzat ç.
devamını gör...
cumartesi
bir haluk levent şarkısı, bir feridun düzağaç şarkısı. bir haluk levent - feridun düzağaç ortak şiiri? garip saçmasapan bişi.
önce 2002'de haluk beyefendi bu şehir şarkısının başında söylüyor.
sonra 2003'te feridun düzağaç efendi şarkı gibi bişi yapıyor, azcık farklı sözlerle. herhalde haluk efendinin değiştirdiği yerleri beğenmemiş. söz müzik f.d. yazıyor.
valla bugün burda da cumartesi efendiler. umarım siz de bir cumartesi günü mevzuyu kendi aranızda çözmüşsünüzdür.
önce 2002'de haluk beyefendi bu şehir şarkısının başında söylüyor.
sonra 2003'te feridun düzağaç efendi şarkı gibi bişi yapıyor, azcık farklı sözlerle. herhalde haluk efendinin değiştirdiği yerleri beğenmemiş. söz müzik f.d. yazıyor.
valla bugün burda da cumartesi efendiler. umarım siz de bir cumartesi günü mevzuyu kendi aranızda çözmüşsünüzdür.
devamını gör...
kar yağdığında gelen huzur
son yıllarda gelemeyen huzur.
eskiden çok severdim kar yağışını ve kar yağarken yaşanan sessizliği ama artık doğal gaz faturaları nedeniyle rahat rahat ısınamıyor olmak, sokaktaki canlıların ne durumda olduğunu düşünme bilincine erişmiş olmak gibi durumlar nedeniyle kıştan da kardan da nefret ediyorum.
eskiden çok severdim kar yağışını ve kar yağarken yaşanan sessizliği ama artık doğal gaz faturaları nedeniyle rahat rahat ısınamıyor olmak, sokaktaki canlıların ne durumda olduğunu düşünme bilincine erişmiş olmak gibi durumlar nedeniyle kıştan da kardan da nefret ediyorum.
devamını gör...
deniz benim değil kürdistan’ın kızıdır
şşş sakin. faşist kusmukların yeri burası değil. sakince oku. sakince yaz düşündüklerini. dene, hoşuna gidecek...
deniz poyraz türkiye cumhuriyeti devleti tarafından tanınan, mecliste temsil edilen -burası çokomelli- yasal olan bir siyasi partide; halkların demokratik partisinde görev alan, halkının; bu coğrafyadaki halkların sorunlarının siyasal enstrümanlar aracılığı ile çözüleceğine inanan gencecik bir kadın. parti binasını basıp bedenine 6 kurşun sıkan cani bir psikopat tarafından öldürüldü. buraya kadar tamam mıyız?
baba abdülilah poyraz'ın açıklamasına gelecek olursak, türkiye cumhuriyeti yasalarına göre suç teşkil eden bir açıklama.* hakkında işlem yapılacağı aşikar. bir parti binasında yasal yollardan mücadele eden kızının katlinin şoku, acısı, öfkesi ile ağzından çıkan cümleler... ama konu bu değil. şimdi 100 puanlık vicdan, muhakeme sorusu geliyor hazır mısınız? suç bireyseldir. tekildir. şahsidir. babanın açıklaması -görmezden gelmeye çalıştığınız ya da basitçe umursamadığınız- sebepleri de olsa kendisini bağlar. siz gencecik bir kadının, üstelik barışçıl yol tutmuş, siyasi mücadele içinde var olan bir kadının canice öldürülmesini makul bulup bunu neredeyse güzelleyecek kadar ne ara kötü oldunuz? yoksa hep mi kötüydünüz? buna cevap verin hele bi' önce.
deniz poyraz türkiye cumhuriyeti devleti tarafından tanınan, mecliste temsil edilen -burası çokomelli- yasal olan bir siyasi partide; halkların demokratik partisinde görev alan, halkının; bu coğrafyadaki halkların sorunlarının siyasal enstrümanlar aracılığı ile çözüleceğine inanan gencecik bir kadın. parti binasını basıp bedenine 6 kurşun sıkan cani bir psikopat tarafından öldürüldü. buraya kadar tamam mıyız?
baba abdülilah poyraz'ın açıklamasına gelecek olursak, türkiye cumhuriyeti yasalarına göre suç teşkil eden bir açıklama.* hakkında işlem yapılacağı aşikar. bir parti binasında yasal yollardan mücadele eden kızının katlinin şoku, acısı, öfkesi ile ağzından çıkan cümleler... ama konu bu değil. şimdi 100 puanlık vicdan, muhakeme sorusu geliyor hazır mısınız? suç bireyseldir. tekildir. şahsidir. babanın açıklaması -görmezden gelmeye çalıştığınız ya da basitçe umursamadığınız- sebepleri de olsa kendisini bağlar. siz gencecik bir kadının, üstelik barışçıl yol tutmuş, siyasi mücadele içinde var olan bir kadının canice öldürülmesini makul bulup bunu neredeyse güzelleyecek kadar ne ara kötü oldunuz? yoksa hep mi kötüydünüz? buna cevap verin hele bi' önce.
devamını gör...
burçlara inanan insanın zeka seviyesi
sert küfürler isteyen yazarın açtığı başlıktır.
bide maymun falan demiş tövbe tövbe.
bide maymun falan demiş tövbe tövbe.
devamını gör...
sevilmeyen insan davranışları
yalaka insan davranışlarıdır. yalaka insanlar dahil kimse yalaka insan davranışı sevmez. yalakalar ulan bak nasıl da yalakalanıyor diye sevmez. yalaka olmayanlar zaten topyekûn sevmez. kısaca sevilmez.
devamını gör...
askerlik anısı
sene 2000'lerin başı filan. kırıkkale'de jandarma olarak vatani görevimi yapıyorum. akşam 6-8 nöbetinden yeni dönmüştüm. komutan 3 asker bulun göreve gidiyoruz demiş. beni de aldılar götürdüler. yav dedim nöbetten yeni geldim başkasını alın, yok. bölük komutanına yanlış selam verdim diye ben gidecekmişim, cezalıymışım.
ilçede bi cinayet olmuş. bi tane araba tamircisi kardeşiyle bi adamı öldürmüşler. ölen kişinin küçük çocuğuyla genç bir karısı varmış falan filan neyse. yapan kişi belli ama ortada ceset yokmuş. onu arayacakmışız. askersin komutanada diyemiyosun ki komutanım ben nöbetten yeni geldim, erzurum'lu devrem gelsin benim yerime.
neyse bindik 3 araç gidiyoruz. işte savcısı, doktoru polisi filan. kırıkkale'de ne kadar hayrat varsa hepsine gittik. lavuk karanlık diye bir türlü emin olamıyor amk. yok ağaç varmışta, çeşmenin ilersindeymişte... bide karanlık gerçekten hiçbişey görülmüyor. savcısı doktoru ayrı bi kafa zaten tarlaya boş boş bakıp paso sigara içiyorlar. iyice dellenmeye başladım ben. "ulan" diyorum kendi kendime "yemekte yemedik bari bi yemek yeseydik."
allah'tan savcı insaflı çıktıda adını şimdi hatırlamadığım bi köye gittik. oranın muhtarı eve aldı bizi. yemek filan hazırlamışlar savcı gelecek diye. oturduk yer sofrasına 12 adam açlıktan çıkmış gibi yiyoruz. muhtarda boş boş anlatıyor "vay efendim köyün morgu yokmuşta ölüler kokuyormuş". işte "köylü halkı bunun için paraları çalıyor" diye dedikodu filan çıkarmışlar anlatıyorda anlatıyor. hay allah kahretsin ya nereye düştüm ben dedim kendi kendime. ya saat sabah 3 ne anlatıyosun dayı sen. banane morgtan, köyün parasından.
pelinlerin selinlerin mervelerin memesine yaslanıp uyuyacağım yaşta olduğum ortamın saçmalığı psikolojimi iyice darmaduman etti o gece. şafakta o zamanlar iyice sıkıştırıyordu. hiç unutmam atarsa 147.
bide pelin selin filan diyince söylemeden edemeyeceğim. muhtarın kızı efsane güzeldi. savcı doktor filan olmasa yürürdümde durup dururken 2 ay daha askerlik yapmayalım dedim. neolur neolmaz. sonuçta nüfuzlu adamlar.
neyse işte çay may içtik iki dinlendik çıktık yollara. sabaha karşı bir yere geldik. dediler eminiz kesin burası. iki kazdık toprağı bulduk cesedi. dedim şükürler allahım sonunda... nasıl mutluyum ama anlatamam. hadi alalım gidelim cesedi. yok tutanak tutulacakmışta falan filan. hay ananı bi saat daha burdayız dedim.
adamı domuz bağıyla bağlamış p*zevenkler. hayatım boyunca ilk defa o zaman ceset gördüm. bidaha da görmedim zaten. allah göstermesinde kimseye. tutanak tutuldu, cesedin ipini çözdük filan cesedi alıp gidicez. ulan ceset arabaya sığmıyor. eviriyon yok, çeviriyon yok. girmiyor ceset bagaja. bide ceset domuz gibi ağır allah günah yazmasın. baktık olmuyor bizde domuz bağıyla bağladık cesedi öyle soktuk bagaja.
valla yapacak bişey yoktu başka türlü sığdıramadık. katillerde sığmadı diye bağlamışlar zaten.
bu da böyle garip bi askerlik anısı işte. geldi geçti.
ilçede bi cinayet olmuş. bi tane araba tamircisi kardeşiyle bi adamı öldürmüşler. ölen kişinin küçük çocuğuyla genç bir karısı varmış falan filan neyse. yapan kişi belli ama ortada ceset yokmuş. onu arayacakmışız. askersin komutanada diyemiyosun ki komutanım ben nöbetten yeni geldim, erzurum'lu devrem gelsin benim yerime.
neyse bindik 3 araç gidiyoruz. işte savcısı, doktoru polisi filan. kırıkkale'de ne kadar hayrat varsa hepsine gittik. lavuk karanlık diye bir türlü emin olamıyor amk. yok ağaç varmışta, çeşmenin ilersindeymişte... bide karanlık gerçekten hiçbişey görülmüyor. savcısı doktoru ayrı bi kafa zaten tarlaya boş boş bakıp paso sigara içiyorlar. iyice dellenmeye başladım ben. "ulan" diyorum kendi kendime "yemekte yemedik bari bi yemek yeseydik."
allah'tan savcı insaflı çıktıda adını şimdi hatırlamadığım bi köye gittik. oranın muhtarı eve aldı bizi. yemek filan hazırlamışlar savcı gelecek diye. oturduk yer sofrasına 12 adam açlıktan çıkmış gibi yiyoruz. muhtarda boş boş anlatıyor "vay efendim köyün morgu yokmuşta ölüler kokuyormuş". işte "köylü halkı bunun için paraları çalıyor" diye dedikodu filan çıkarmışlar anlatıyorda anlatıyor. hay allah kahretsin ya nereye düştüm ben dedim kendi kendime. ya saat sabah 3 ne anlatıyosun dayı sen. banane morgtan, köyün parasından.
pelinlerin selinlerin mervelerin memesine yaslanıp uyuyacağım yaşta olduğum ortamın saçmalığı psikolojimi iyice darmaduman etti o gece. şafakta o zamanlar iyice sıkıştırıyordu. hiç unutmam atarsa 147.
bide pelin selin filan diyince söylemeden edemeyeceğim. muhtarın kızı efsane güzeldi. savcı doktor filan olmasa yürürdümde durup dururken 2 ay daha askerlik yapmayalım dedim. neolur neolmaz. sonuçta nüfuzlu adamlar.
neyse işte çay may içtik iki dinlendik çıktık yollara. sabaha karşı bir yere geldik. dediler eminiz kesin burası. iki kazdık toprağı bulduk cesedi. dedim şükürler allahım sonunda... nasıl mutluyum ama anlatamam. hadi alalım gidelim cesedi. yok tutanak tutulacakmışta falan filan. hay ananı bi saat daha burdayız dedim.
adamı domuz bağıyla bağlamış p*zevenkler. hayatım boyunca ilk defa o zaman ceset gördüm. bidaha da görmedim zaten. allah göstermesinde kimseye. tutanak tutuldu, cesedin ipini çözdük filan cesedi alıp gidicez. ulan ceset arabaya sığmıyor. eviriyon yok, çeviriyon yok. girmiyor ceset bagaja. bide ceset domuz gibi ağır allah günah yazmasın. baktık olmuyor bizde domuz bağıyla bağladık cesedi öyle soktuk bagaja.
valla yapacak bişey yoktu başka türlü sığdıramadık. katillerde sığmadı diye bağlamışlar zaten.
bu da böyle garip bi askerlik anısı işte. geldi geçti.
devamını gör...
aryan
nazi düşüncesinde yirminci yüzyılın başlarında patlak vermiş saf ırk, üstün ırk anlamına gelen kavramdır.
ayrıca;
yüzlerce dil ve lehçe içeren dünyanın en büyük dil ailesi olan hint-avrupa dil ailesine bağlı, hint-iran dilleri konuşmuş halkların kendilerini tanımlamak ve bölgede ki diğer halklardan ayırt etmek için kullandıkları bir terimdir.
ayrıca;
yüzlerce dil ve lehçe içeren dünyanın en büyük dil ailesi olan hint-avrupa dil ailesine bağlı, hint-iran dilleri konuşmuş halkların kendilerini tanımlamak ve bölgede ki diğer halklardan ayırt etmek için kullandıkları bir terimdir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının evdeki konumu
çaycı hüseyinlik ve part time bulaşıkçılık yapıyorum.
devamını gör...
normal sözlük cadıları
bazıları tatlı bazıları da acı olan cadılardır. tatlı olanlara selam olsun acı olanlar da şöyle ötede dursun. çocukça laf sokan normal sözlük cadılarını sevmiyorum ne yazık ki…
insan az büyümeli, olgunlaşmalı artık…
insan az büyümeli, olgunlaşmalı artık…
devamını gör...
almanya'da huzurevlerinin önlerinde bulunan sahte duraklar
almanyada yaşlı bakım evlerinden kaçış vakalarının artması sonucu insanların verdiği kararları gözden geçirip vazgeçmeleri ya da kaçma girişiminde bulunsalar bile kolayca yakalanabilmeleri için alman hükümeti huzurevlerinin yakınına sahte duraklar inşa etmiştir.
devamını gör...
fütürist
zeitgeist adında bir oluşum var ki bunlara da fütürist denmekte...gelecekte neler olabilir, teknoloji bizi nerelere götürür, sistem nasıl değişebilir öngörülerde bulunan bir anlamda tasarımcı millet..
devamını gör...
türkçenin yetersiz bir dil olması
orta çağ orta doğu'sunda var olan temelsiz inanış. kâşgarlı mahmud, dîvânu lugâti't-türk'ü yazarak açık bir şekilde arap oğullarına, ali şir nevaî ise muhakemetü'l-lugateyn'i yazarak fars oğullarına türk dilinin yeterli bir dil olduğu öğretmişlerdir. bugün ne türkoloji ne de dilbilimin içinde bu saçma düşüncenin zerresi yoktur. zaten diller bir at değildir ki yarıştırılsın. modern dilbilim her dili işlenmesi gereken bir cevher olarak görür, mesele o cevheri ne kadar iyi, işe yarar ve "saf" halini koruyarak işlediğiniz. haa orta çağ'dan kalma bu inanışlar söylediğim coğrafyada devam ediyorsa o onların geri kalmışlığıdır.
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
devamını gör...
alttaki yazara seri oy atıyoruz
bende 23 nisan'da koltuğumu bir günlüğüne veririm.
devamını gör...




