selamlar, sevgiler. bugün kayıp efsaneler serisi diye bir konsept belirledim ve perşembeleri kayıp efsaneler serisi ile düş kurma zamanında olacağım, kayıp efsaneler serisinin ilk konuğu da elbette kutsal kase konusu olacak; kutsal kase'den bahsedip şarkılar çalacağım.

saat 23:00'te zamanınız olursa sizi bekliyorum!
devamını gör...

bizim için değerli olduğunu sandığımız şeylerin aslında zamanla bize zarar verdiğini fark etmek.
devamını gör...

arkadaş bu nasıl ucu açık bir başlık dediğim harf.
devamını gör...

hesap vermeden ölmüştür.
devamını gör...

aslında çok değerli bir özgürlüğümüz. kesinlikle şahsi ve biricik; başka birine bazı ayrıntılarını anlatsak bile asla aynı rüyayı deneyimleyemez, kimse başkasının rüyasına girip karışamaz. ben rüya gördüğümde genellikle çok huzurlu hissediyorum. her zaman güzel şeyler görmesem de o rüyanın sadece benim oluşu ve kimsenin burnunu sokamayacağı bir yer oluşu iyi geliyor. yalnızlıktan hoşlanmamın da bu durumda bir etkisi var muhakkak.

ama bir şirket veya devlet (herhangi bir otorite), rüyalara müdahale edebiliyor olsaydı nasıl olurdu? mesela philip k. dick'in 1969 yılında yazdığı galaktik çömlek tamircisi adlı kitapta tasvir edilen gelecekte herkes aynı rüyayı görmek zorunda. kitaptan, sadece mekanizmanın ne olduğu ve nasıl işlediği ile ilgili bir kısmı paylaştım aşağıda, gördüğü rüya kısmını da koymadım. hikayeyle ilgili önemli bir sürprizbozan yok ama siz bilirsiniz yine de.

--! spoiler !--

yatıp dört saat uyumaya karar verdi. saat yediydi; saatin alarmını on bire kurabilirdi.

doğru düğmeye bastığında duvardan kayan bir yatak odanın neredeyse tümünü kapladı. az önceki oturma odası şimdi yatak odası olmuştu. yatağın saat mekanizmasını dört saate kurdu, daracık yatağın izin verdiği ölçüde kendine rahat bir pozisyon buldu. mümkün olan en derin uyku halini hızlı ve güçlü bir biçimde harekete geçiren düğmeyi el yordamıyla buldu.

cihazdan bir vızıltı geldi.

lanet olası rüya devresi, dedi kendi kendine, bu kadar erken vakitte bunu kullanmak zorunda mıyım? birden fırlayıp kalktı, yatağın yanındaki çekmeceyi açtı ve kullanma kılavuzunu çıkardı. evet, yatak her kullanıldığında zorunlu rüya şarttı... elbette, eğer seks kolunu indirmezse. öyle yapayım bari, diye düşündü. kendi kendine, "makineye bir dişiyle birlikte olacağımı söyleyeceğim," dedi.

bir kez daha yatağa uzandı, uyku düğmesini etkinleştirdi.

"ağırlığınız yetmiş kilo," dedi yatak. "şu an üzerimde uzanan ağırlık tam olarak bu kadar. yani şu an bir cinsel birleşme yaşamıyorsunuz." mekanizma uyku düğmesini açmasını geçersiz kıldı ve aynı zamanda yatak ısınmaya başladı. yatağın içindeki ısı bobinleri joe'nun altında göstere göstere parladı.

öfkeli yatakla tartışamazdı. böylece uyku-rüya etkileşimini açtı ve kaderine razı olarak gözlerini kapadı.

hemen uykuya daldı; her zaman böyle olurdu. mekanizma kusursuzdu. rüya, yani o sırada dünyanın her yerinde uyumakta olan herkesin gördüğü rüya başladı.

herkes için tek rüya ama neyse ki her gece değişiyordu.

neşeli bir rüya sesi, "merhaba," dedi, "bu akşamki rüya reg baker tarafından yazıldı. adı, derin izler bırakan anılar. unutmayın dostlar, rüya fikirlerinizi gönderin ve büyük para ödülleri kazanın! eğer rüyanız kullanılırsa, masraflarının tümünün tarafımızdan karşılanacağı bir dünya dışı seyahat kazanacaksınız, üstelik dilediğiniz herhangi bir yöne."

rüya başladı.

--! spoiler !--
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kahraman tazeoğlu gibi şairler, müzik kalitesi olmayan şarkılar, sanatçı(?)lar.
devamını gör...

doğrusu:
boom boom boom (gotta get that)
boom boom boom (gotta get that)

benim söylediğim:
buum buumm buummm (karı gitt gitt)
buum buumm buummm (karı gitt gitt)
devamını gör...

#453504 buna çok gülmüştüm.

#458950 bunu yeni gördüm gayet güzel.

#458544 bu da fena değil.*
devamını gör...

ben bu başlığı solda her gördüğümde, "devleti şu kadar hortumladım, birilerini böyle dolandırdım, şu fenalıkları yaptım" gibi itiraflar görmek umuduyla geliyorum ama tek gördüğüm; "kahvaltıda çiköfte yedim, midemde kelebekler uçuşuyor, mouse un pili bitti" gibi itiraflar oluyor. bunca yıllık ömrümde yaşamadığım kadar hayal kırıklığı yaşadım burada.
devamını gör...

insanlar için gözlerini feda etsen, zaten kördü derler.
devamını gör...

t: ilk sezonu 2013 yılında yayımlanan ingiliz polisiye dizisi. üst düzey oyunculukları ile başrolleri david tennant ve olivia colman paylaşmaktadır.
underrated olduğunu düşünüyorum. polisiye-sever seyircilerce sanki gözden kaçıyor gibi.
ilk sezon gerçekten harikaydı, 2. ve 3. sezonlar ise tartışılır.
birçok toplumsal konuyu ele alması başka bir artı yanıdır. çoğu standart polisiye gibi bir suçun etrafında dönem gizemden beslenmiyor yalnızca, karakterlerin hayatlarındaki sorunlar en ince ayrıntısına kadar işleniyor, suçlara ve suçluya toplumun nasıl baktığı, birçoğumuzun dert yakındığı linç kültürünün sonuçları vb. konular da büyük yer kaplıyor. bana, sanki dizideki suç teması sanki bu konuları ele almak için bir araç olmuş gibi düşündürdü. işte tam da burada drama özelliği öne çıkıyor; aslında dizi tam bir crime-drama.
iddia ediyorum ki katili ilk bölümden tanırım diyenler bile zorlanacaktır. gizem sonuna kadar korunmaktadır.

lokasyonu da pek bir güzeldir. west bay, dorset

devamını gör...

hiçbir inançla alay edilmez, kötülükten kötülük doğar, o da kalkar senin kutsalına bir laf eder zoruna gider, kaldıramazsın.
devamını gör...

hiçbir gelin robot değildir kesitini hatırlatan şeydir
devamını gör...

go home yanki
devamını gör...

entry nick uyumu ile yerimi aldığım başlık.
devamını gör...

muhtemelen video izlemeyi seven insandır.
(bkz: olamadığım insan)
devamını gör...

keşke aynı hassasiyeti erkekler içinde gösterselerdi.
biz de öyle mi, sanki narkotik operasyonu hemen bırak o elindekini yat yat yat.
devamını gör...

atmak her zaman rahatlatır ve o kadar rahatlatır ki lan niye mesaj attım ki diye tasalanılır. pişman olup olmamak karşıya göre değişir ama içinizde kalacağına emeğinizde kalsın.
devamını gör...


istanbul'un kağıthane ilçesinde yaşanan olayda iddiaya göre 50 yaşındaki caner ünal geçtiğimiz günlerde sahip olduğu daireyi satarak parasını, kripto paraya yatırdı. olay günü sabah saatlerinde cadde üzerindeki iş yerine gelen ünal, bilgisayarının başına oturarak borsaya bakmaya başladı.

büyük zarar ettiğini gören ünal, ruhsatsız tabancasını çıkararak başına başına tek el ateş etti. sesleri duyan çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, ağır yaralı ünal’ı yaptıkları ilk müdahalenin ardından ambulansla kağıthane’deki özel bir hastaneye kaldırarak tedavi altına aldı.

buradan
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim