yazarların itiraf köşesi
içimde mânâsız bir sıkıntı var. deli gibi ağlamak istiyorum. bağırarak hem de.
devamını gör...
normal sözlük'teki gruplaşmanın hissedilmeye başlanması
ben hiç hissetmiyorum. kimse benimle gurup olmamış galiba..üzdü..
devamını gör...
27 yaş krizi
30 olmadan önce bu düşünce çok ürkütücü geliyor ama girince alışıyorsun çokta şey yapmamak lazım.
devamını gör...
normal sözlük detoksu
çok haklı bir karar. bazı zamanlar detoks şart. saçmalamaya başladın zaman bulunduğun yeri terketmen gerekir.
en son geğirme sesi paylaşan yazarın beyanı. ara vermekte haklı.
en son geğirme sesi paylaşan yazarın beyanı. ara vermekte haklı.
devamını gör...
intihar notu
kimi zaman suçlama kimi zaman teselli amacı ile yazılan notlar. lautréamont, 'sans autres renseignements.' yazarak zirveye çıkarmıştır işi. muhtemelen ben de uyduruk bir kağıda 'daha fazla bilgi yok' yazar ve çenemin altına dayadığım bir 38'lik ile veda ederdim. suçlanacak veya teselli edilecek kimse yoktur bazen, yalnızca kendin olmaya tahammül edemezsin belki de hayatın kendisine.
devamını gör...
balta
mavi sakal'ın kan kokusu albümünde yer alan sevdiğim şarkılardan birisidir. zaten albümü edinme hikayemi ve bu şarkılarla nasıl tanıştığımı ''başladım yürümeye'' başlığında yazmıştım ama biraz önce yine baltayı dinlerken buldum kendimi. eh yazmazsak olmazdı. albümün'ün ikinci sıradaki parçasıdır ve girişine bayılırım. sonra gelen dinginlik hissi de cabası. tabi erken yaşlarda dinlenen bir parça olması ve albümün bende hikayesinin olması bu şarkıların değerini benim indimde arttırır. şarkının sözleriyse, soruların ve cevapların peşinden koşmak açısından ve sorgulama sürecine etkisi sebebiyle önem arz eder.
misal;
''bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
meclisler biz kara koyunları düşünür mü?''
tam da bu soruların zihninizi kurcalamaya başladığı dönemlerde, soruyu müzikal anlamda sürekli kafanıza çivi gibi çakması vesilesiyle cevabın peşine düşüp daha sık okumamıza sebep olmuştur.
bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
vatan kurtaranlar, arkamızdan ne söylerler?
takiben ikinci can alıcı soru gelir ve size bunları düşünürken üzerinize düşen sorumluluğu hatırlatır.
bu baltaya oooo sakın sakın
bu baltaya oooo sakın sakın sap olma
ve can alıcı mesajlardan biri de buradadır. müesses nizamın, sistemin sapı olmamanız konusunda kendince öğüt verir. tabi siz kara koyunları, size vakti zamanında güzel bir ülke bırakan adamları/kadınları düşünürken, içinde bulunduğunuz ortamın saplarına kafayı takarsınız. ülkeyi bu noktaya taşıyanlar, işte o baltaya sap olanlardır. koca çınarı, sapı oldukları baltanın kesmesine destek olurlar. o sebeple de bu baltaya sap olmamak en doğru tercihtir. çınarınıza sahip çıkın!
şarkıyı şöyle bırakalım;
tabi sonrasında balta deyince aklıma bir de aşık ihsani gelir. onun türküsünü de çok severim. demek ki şarkı isimlerinde balta adının geçmesi bende olumlu etki doğuruyor. *
onu da şöyle bırakalım;
misal;
''bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
meclisler biz kara koyunları düşünür mü?''
tam da bu soruların zihninizi kurcalamaya başladığı dönemlerde, soruyu müzikal anlamda sürekli kafanıza çivi gibi çakması vesilesiyle cevabın peşine düşüp daha sık okumamıza sebep olmuştur.
bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
vatan kurtaranlar, arkamızdan ne söylerler?
takiben ikinci can alıcı soru gelir ve size bunları düşünürken üzerinize düşen sorumluluğu hatırlatır.
bu baltaya oooo sakın sakın
bu baltaya oooo sakın sakın sap olma
ve can alıcı mesajlardan biri de buradadır. müesses nizamın, sistemin sapı olmamanız konusunda kendince öğüt verir. tabi siz kara koyunları, size vakti zamanında güzel bir ülke bırakan adamları/kadınları düşünürken, içinde bulunduğunuz ortamın saplarına kafayı takarsınız. ülkeyi bu noktaya taşıyanlar, işte o baltaya sap olanlardır. koca çınarı, sapı oldukları baltanın kesmesine destek olurlar. o sebeple de bu baltaya sap olmamak en doğru tercihtir. çınarınıza sahip çıkın!
şarkıyı şöyle bırakalım;
tabi sonrasında balta deyince aklıma bir de aşık ihsani gelir. onun türküsünü de çok severim. demek ki şarkı isimlerinde balta adının geçmesi bende olumlu etki doğuruyor. *
onu da şöyle bırakalım;
devamını gör...
fakirliğini tek cümleyle anlat
kafa sözlükte yazarım.
ekşi hep sosyete ve altlarında passat var, burda körler sağırlar misali, yok yok buradaki yazarların gönlü zengin.
ekşi hep sosyete ve altlarında passat var, burda körler sağırlar misali, yok yok buradaki yazarların gönlü zengin.
devamını gör...
yokumsama
bireyin dışında, bireyden bağımsız olarak bulunan, ama bireyin kendini savunduğu kimi istek ve düşüncelerin üzerine yansıtıldığı gerçek olguların yoksanmasıdır.en yalın haliyle var olan şeyi yok olarak kabul etmek,inkar etmektir.
devamını gör...
türklerin başarılı olduğu alanlar
en iyisinden başlayarak, sırasıyla;
(bkz: gastronomi) türk mutfağı dünyadaki en hacimli ve lezzetli mutfaklarından, son yıllarda bunu dışarıya çok daha iyi pazarlamaya başladık. nusret, cznburak vs. gibi internet fenomenleri türk mutfağına ilgiyi arttırdı.
(bkz: konfeksiyon) konfeksiyon diyerek geçmeyin, türkiye bu alanda avrupa'nın en büyük ihracatçı ülkelerinden ve avrupaya ihraç ettiğimiz ürünler gerçekten kaliteli. bu alanda başarılı olduğumuzu söylebilirim.
(bkz: halıcılık) özellikle avrupa'nın yüzyıllardır sürmekte olan ilgisi sayesinde halen en önde olduğumuz alanlardan. avrupa'da en kaliteli halılar türk halısı olarak kabul görüyor. dokuma sanayimiz ihracat yaptığından dolayı gelişmiş durumda , tabi türklerin bu sektörde 2500 yıldır olduğunu da belirtmeliyiz.
(bkz: otomotiv yedek parça üretimi) onlarca tesisimizle yedek parça üretim ve imalatında başarılı bir konumdayız. son yıllarda büyük markaların yatırımdan kaçmasından dolayı sektör yavaşlasa da hala üretim durmadan devam ediyor. otomotivin yanında beyaz eşya parça üretiminde de başarılı bir konumdayız. tabi burada beyaz eşya üretimine de ayrı bir parantez açmak gerekir.
(bkz: beyaz eşya üretimi) türkiye bu alanda avrupa'nın en büyük üreticisi konumunda, dünyada ise ikinciyiz. beko (arçelik) özellikle avrupa'da prestijli bir marka.
(bkz: savunma sanayi) uzun uzun yazılabilir, ama şunu bilelim ki artık türk silahlı kuvvetleri büyük ölçüde ihtiyaçlarını kendisi karşılıyor. bu dışa bağımlı olmama durumu da ortaya çıkardığı özgün savunma ürünlerini satabilmesine imkan vermekte. özellikle bu alanda yurt içinde ve yurt dışında ilk akla gelen sihalar oluyor, ama perde arkasında elektronik sistemlerden yazılımlara daha bir çok ürün bulunmakta. son yıllarda devlet bu alana yatırımı hiç esirgemiyor. yerli üretimleri överek anlatmak, şova dökmek amacında değilim ama yapılan doğru adımların da arkasındayım.
(bkz: turizm sektörü) çok planlı ve düzenli gelişmese de türkiye'nin en büyük nimetlerinden biri turizm. avrupa'lıların türkiye denilince ilk aklına gelen şey (en azından birçoğu için diyelim) deniz, kum, güneş. milyonlarca turist türkiye'ye geliyor, tekrar geliyor, döviz artıyor "eh bir daha gelelim" diyor. otelcilikte de hiç fena durumda değiliz. genel anlamda turizm'de başarılı sayılırız ama bu yeterli değildir. türkiye'nin problemlerinden azcık sıyrılması, lanet virüsün bitmesi ve düzgün turizm politikaları ile turizm en parlak sektörlerimizden biri olabilir. hatta, cennet vatanımda olmaması hiçten bile değil.
(bkz: gastronomi) türk mutfağı dünyadaki en hacimli ve lezzetli mutfaklarından, son yıllarda bunu dışarıya çok daha iyi pazarlamaya başladık. nusret, cznburak vs. gibi internet fenomenleri türk mutfağına ilgiyi arttırdı.
(bkz: konfeksiyon) konfeksiyon diyerek geçmeyin, türkiye bu alanda avrupa'nın en büyük ihracatçı ülkelerinden ve avrupaya ihraç ettiğimiz ürünler gerçekten kaliteli. bu alanda başarılı olduğumuzu söylebilirim.
(bkz: halıcılık) özellikle avrupa'nın yüzyıllardır sürmekte olan ilgisi sayesinde halen en önde olduğumuz alanlardan. avrupa'da en kaliteli halılar türk halısı olarak kabul görüyor. dokuma sanayimiz ihracat yaptığından dolayı gelişmiş durumda , tabi türklerin bu sektörde 2500 yıldır olduğunu da belirtmeliyiz.
(bkz: otomotiv yedek parça üretimi) onlarca tesisimizle yedek parça üretim ve imalatında başarılı bir konumdayız. son yıllarda büyük markaların yatırımdan kaçmasından dolayı sektör yavaşlasa da hala üretim durmadan devam ediyor. otomotivin yanında beyaz eşya parça üretiminde de başarılı bir konumdayız. tabi burada beyaz eşya üretimine de ayrı bir parantez açmak gerekir.
(bkz: beyaz eşya üretimi) türkiye bu alanda avrupa'nın en büyük üreticisi konumunda, dünyada ise ikinciyiz. beko (arçelik) özellikle avrupa'da prestijli bir marka.
(bkz: savunma sanayi) uzun uzun yazılabilir, ama şunu bilelim ki artık türk silahlı kuvvetleri büyük ölçüde ihtiyaçlarını kendisi karşılıyor. bu dışa bağımlı olmama durumu da ortaya çıkardığı özgün savunma ürünlerini satabilmesine imkan vermekte. özellikle bu alanda yurt içinde ve yurt dışında ilk akla gelen sihalar oluyor, ama perde arkasında elektronik sistemlerden yazılımlara daha bir çok ürün bulunmakta. son yıllarda devlet bu alana yatırımı hiç esirgemiyor. yerli üretimleri överek anlatmak, şova dökmek amacında değilim ama yapılan doğru adımların da arkasındayım.
(bkz: turizm sektörü) çok planlı ve düzenli gelişmese de türkiye'nin en büyük nimetlerinden biri turizm. avrupa'lıların türkiye denilince ilk aklına gelen şey (en azından birçoğu için diyelim) deniz, kum, güneş. milyonlarca turist türkiye'ye geliyor, tekrar geliyor, döviz artıyor "eh bir daha gelelim" diyor. otelcilikte de hiç fena durumda değiliz. genel anlamda turizm'de başarılı sayılırız ama bu yeterli değildir. türkiye'nin problemlerinden azcık sıyrılması, lanet virüsün bitmesi ve düzgün turizm politikaları ile turizm en parlak sektörlerimizden biri olabilir. hatta, cennet vatanımda olmaması hiçten bile değil.
devamını gör...
akp'li olmanın izin belgesi için yeterli kriter olması
eğer akpli iseniz allah olma şansınız bile yok değil.
devamını gör...
üzüntüyü belli etmemek
"bazen diyorum ki eğer beni tanıyorlarsa şu an üzgün olduğumu ben söylemeden anlamaları gerekir. anlamıyorsunuz deyince anlatmıyorsun ki bilelim diyorlar anlatsan boşver geçer deyip kendi dertlerini anlatıyorlar. üzgün olduğunu belli etsen de ilgi görmek içinmiş gibi oluyor. desenize yine çıktı mı kapılar yalnızlığa..."
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
"seviyorum seni delice
seviyorum ah seni çok
kurbane cana to biye
ay ay gülüşün hediye."
devamını gör...
ekşi sözlük nickiyle normal sözlük'ten nick alan insan
hayatı boyunca o nick ile her yere üye olduğu için normal insandır.
insanın ismi öyle kolay kolay değişir mi yahu?
insanın ismi öyle kolay kolay değişir mi yahu?
devamını gör...
kezban profilindeki asyalı bebe
devamını gör...
hani kurşun sıksan geçmez geceden
"ölüm, böyle altı okka koymaz adama; susmak ve beklemek müthiş!" dizeleriyle az cümleyle çok şey anlatan ahmed arif şiiri.*
seslendirilmiş halini de bırakayım;
yiğit harmanları, yığınaklar,
kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
dize getirilmiş haydutlar,
hayınlar, amana gelmiş,
yetim hakkı sorulmuş,
hesap görülmüş.
demdir bu...
demdir,
derya dibinde yangınlar,
kan kesmiş ovalar üstünde mayıs...
uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
çelik kadavrası koruganların.
ölünmüş, canım, ölünmüş
murad alınmış...
gel gelelim,
beter, bize kısmetmiş.
ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
susmak ve beklemek, müthiş
genciz, namlu gibi,
ve çatal yürek,
barışa, bayrama hasret
uykulara, derin, kaygısız, rahat,
otuz iki dişimizle gülmeğe,
doyasıya sevişmeye, yemeğe...
kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
ve asıl biz biliriz kederi.
içim, bir suskunsa tekin mi ola?
o malta bıçağı, kınsız, uyanık,
ve genç bir mısradır
filinta endam...
neden, neden alnındaki yıkkınlık,
bakışlarındaki öldüren buğu?
kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
nasıl da almış aklımı,
sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
dost, düşman söz eder kendi kavlince,
kınanmak, yiğit başına.
bu, ne ayıp, ne de yasak,
öylece bir gerçek, kendi halinde,
belki, yaşamama sebep...
evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
ve zehir - zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık...
seslendirilmiş halini de bırakayım;
yiğit harmanları, yığınaklar,
kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
dize getirilmiş haydutlar,
hayınlar, amana gelmiş,
yetim hakkı sorulmuş,
hesap görülmüş.
demdir bu...
demdir,
derya dibinde yangınlar,
kan kesmiş ovalar üstünde mayıs...
uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
çelik kadavrası koruganların.
ölünmüş, canım, ölünmüş
murad alınmış...
gel gelelim,
beter, bize kısmetmiş.
ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
susmak ve beklemek, müthiş
genciz, namlu gibi,
ve çatal yürek,
barışa, bayrama hasret
uykulara, derin, kaygısız, rahat,
otuz iki dişimizle gülmeğe,
doyasıya sevişmeye, yemeğe...
kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
ve asıl biz biliriz kederi.
içim, bir suskunsa tekin mi ola?
o malta bıçağı, kınsız, uyanık,
ve genç bir mısradır
filinta endam...
neden, neden alnındaki yıkkınlık,
bakışlarındaki öldüren buğu?
kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
nasıl da almış aklımı,
sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
dost, düşman söz eder kendi kavlince,
kınanmak, yiğit başına.
bu, ne ayıp, ne de yasak,
öylece bir gerçek, kendi halinde,
belki, yaşamama sebep...
evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
ve zehir - zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık...
devamını gör...
evernevergreen
sözlükteki editörlüğü hakkıyla yapan güzel yürekli sevgili editörümüz.
devamını gör...
korkutan telefon araması
tanımadığım numaradan,nefes aldırmadan art arda arama.kalp krizi eşliğinde küfür etmelik.
devamını gör...
ankara deyince akla gelenler
anıtkabir, karanfil, kurtuluş parkı, dost kitabevi, 7.cadde, tunalı, dtcf, neşet usta.
devamını gör...


