her şeyi eleştirdiğinde gelen farklıyım havası
yazılarını, konuşmalarını, latince,yunanca veya ingilizce kelimeler ile süsler, anlaşılmaz olmaya çalışırlar.
yani siz bilmesi niz,ben bilirim havası, filozof felsefesi ile konuşurlar.
yani siz bilmesi niz,ben bilirim havası, filozof felsefesi ile konuşurlar.
devamını gör...
normal sözlük'te tüm yazarların evli olması
mahlasın gizeminden cesaret alan, kim ne yapıyor, kiminle yapıyor diye merak eden laubali komşu olmaya aday yazar kafası sorunsalı
devamını gör...
serebral tuz kaybı sendromu
beyin hasarı sonucunda santral sempatik deşarjın azalması ve beyin natriüretik peptit(bnp) başta olmak üzere natriüretik faktörlerin artmasına bağlı gelişen natriürez(idrarla sodyum atılımı) ve hiponatremi tablosudur.
klinik olarak en erken bulantı kusma halsizlik;daha sonrasında konfüzyon,letarji,kafa içi basınç artışı (kibas),papil ödemi gelişebilir.
tedavi olarak sodyum açığı belirlenerek sodyum replasmanı yapılır.
eğer akut ve semptomlar ağır durumda ise %3 lük nacl kullanılırken;
asemptomatik olgularda hiponatremi yavaş yavaş düzeltilmelidir aksi takdirde santral pontin miyelinozis tablosu oluşabilir.
klinik olarak en erken bulantı kusma halsizlik;daha sonrasında konfüzyon,letarji,kafa içi basınç artışı (kibas),papil ödemi gelişebilir.
tedavi olarak sodyum açığı belirlenerek sodyum replasmanı yapılır.
eğer akut ve semptomlar ağır durumda ise %3 lük nacl kullanılırken;
asemptomatik olgularda hiponatremi yavaş yavaş düzeltilmelidir aksi takdirde santral pontin miyelinozis tablosu oluşabilir.
devamını gör...
klasik dikotomi
klasik (liberal) iktisatçılar göre para yansızdır diğer bir deyişle nötrdür. para ekonomik ilişkilerin üzerini örten adeta bir peçedir. asıl olan malla malın değişimidir (trampa ekonomisi). dolayısıyla para bu değişime aracılık etmektedir. bu yüzden parasal ilişkiler reel ilişkileri etkilemez. bu duruma klasik diktomi ya da ikiye bölünmüşlük adı verilir. klasik, piyasa yanlısı, iktisatçılara göre para yalnızca işlem (mübadele) güdüsüyle talep edilmektedir.
devamını gör...
babaların garip huyları
sabahın köründe çekmece karıştırmak... ne var yani, ne olabilir orda sabah sabah adam, yat da bi uyu daa.*
devamını gör...
new york
kapalı alan korkusu olan insanların, yüksek gökdelenler nedeniyle zorluk yaşayabileceği şehir. filmlerde görülenin aksine; cafcaflı hayatı dışında; bir de evsizlerin hayatı vardır. her sokak arasında kartonlarda yatan insanları görebilirsiniz, eğer akşam sokaklara çıkarsanız; kolum boyundaki farelere rastgelebilirsiniz.
edit: o fareleri gördükten sonra, bir ara splinter usta gerçek olabilir mi acaba diye düşünmüştüm.
edit: o fareleri gördükten sonra, bir ara splinter usta gerçek olabilir mi acaba diye düşünmüştüm.
devamını gör...
ölüm gibi bir şey olup ölünmeyen durumlar
geleceğim, bekle dedi, gitti.
ben beklemedim,
o da gelmedi
ölüm gibi bir şey oldu.
ama kimse ölmedi
özdemir asaf
ben beklemedim,
o da gelmedi
ölüm gibi bir şey oldu.
ama kimse ölmedi
özdemir asaf
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
eserlerinde kullandığı mavi rengine adını* vermiş olan maxfield parrish ile bugünün kepenklerini kapatıyorum. çok güzel değil mi?
norwich, vermont (1954)
norwich, vermont (1954)
devamını gör...
büyük resmi görmek
büyük resmi görmek zordur .çok uzaklaşmak gerekir resimden.soyutlaması gerekir insanın kendini .ama bizim insanımızın büyük resmi görmesi için bakması yeterli.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
şöyle 10-15 gün kafa dinlemek için, internetten uzak ağacın kuşun böceğin içinde paso kitap okumayı düşünerek geldiğim anneannemin evinde bugün ikinci günüm ve 150 kilo kırmızı biber temizledik salça yapmak için, şu an hiç iyi değilim. benim annem neden adanalı arkadaşlar ya imdat.
devamını gör...
türkçenin dünya dili olması
katıldığım beyan. türkçe gerek konuşucu sayısı gerek tarihsel derinliği ve zenginliği gerek üretkenliği ile en azından birleşmiş milletler'in resmî dillerinden biri olmalıydı. dünya dili olmayı en azından ispanyolcadan daha çok hak ediyor desem abartmış sayılmam (belki de sayılırım bilemedim, neyse).
sayın cumhurbaşkanının burada parmak bastığı nokta, anladığım kadarıyla türkçe konuşan insanların dillerine gereken ehemmiyeti vermemeleridir. bu konuda yerden göğe kadar haklı çünkü ortalama bir türk günlük hayatını en iyimser tahminle 100 küsür kelimeyle idame ettiriyor ve bu kelimelerin çoğu da ''yattım, kalktım, acıktım, yedim, içtim, gittim, geldim'' gibi şeylerden ibaret. ilkel kabilelerin kelime dağarcığı bile bizden daha geniştir desem, demin ispanyolca için söylediğim gibi mübalağa etmiş sayılmam herhalde.
türkçe gerçekten de çok zengin ve kullanışlı bir dil ama tüm bu zenginliği türk edebiyatının klasikleri içerisinde ölüme terk edilmiş. okuyan yok, kullanan yok. türkçenin kötü kullanımı ile alakalı kenan ışık'ın çok yerinde tespitleri var:
sayın cumhurbaşkanının burada parmak bastığı nokta, anladığım kadarıyla türkçe konuşan insanların dillerine gereken ehemmiyeti vermemeleridir. bu konuda yerden göğe kadar haklı çünkü ortalama bir türk günlük hayatını en iyimser tahminle 100 küsür kelimeyle idame ettiriyor ve bu kelimelerin çoğu da ''yattım, kalktım, acıktım, yedim, içtim, gittim, geldim'' gibi şeylerden ibaret. ilkel kabilelerin kelime dağarcığı bile bizden daha geniştir desem, demin ispanyolca için söylediğim gibi mübalağa etmiş sayılmam herhalde.
türkçe gerçekten de çok zengin ve kullanışlı bir dil ama tüm bu zenginliği türk edebiyatının klasikleri içerisinde ölüme terk edilmiş. okuyan yok, kullanan yok. türkçenin kötü kullanımı ile alakalı kenan ışık'ın çok yerinde tespitleri var:
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kaç zamandır boğazımda bir yumru ile dolaşıyorum. ne yutkunabiliyorum ne de tükürebiliyorum. hayatımda her şeyi paldır küldür yapan ben, ilk kez yavaş yavaş hayatımı değiştiriyorum. tek tek tüm kabukları kaldırıyorum. kiminin altında pis, kirlenmiş, kokuşmuş, bastırılmış duygular; kiminde de iyileşmiş, yenilenmiş olanlar. ama meselem onlarla değil. meselem güzel hatıralar ile. acıtanı söküp atmak kolay. çok kolay. çıksın gitsin istiyor insan. ama güzel olan öyle mi? önce bir gülümseme yayılıyor insanın yüzüne. yaşanan anın hisleri boca oluyor. sonra da gözpınarlarında biriken yaşlar eşlik ediyor bu coşkuya. bazen akıp gidiyor, bazen de içine içine batıyor!
yenilerine kucak açmak için eski anıları yavaş yavaş silmek...
bu yüzden zor. çok zor veda etmek.
yenilerine kucak açmak için eski anıları yavaş yavaş silmek...
bu yüzden zor. çok zor veda etmek.
devamını gör...
balıkesir'de 17 yaşındaki çocuğun eşini öldürmesi
başlığın tam hali "balıkesir'de 17 yaşındaki çocuğun, 'imam nikahıyla' birlikte yaşadığı 16 yaşındaki kızı öldürmesi." olacaktı lakin karakter sınırına takıldım. ölen de çocuk, öldüren de çocuk. ülke o kadar boka batmış durumda ki etiyle kemiğiyle herkes yozlaşmış. konu imam nikahı da değil. konu 16 ve 17 yaşındaki çocukların evlenmesine izin verilmesi. yaş olarak dahi yeterli olgunluğa ulaşmamış iki çocuğun birbirini tanıdığına ve sevdiğine aileleri nasıl ikna olur anlamış değilim. neyse uzatmayacağım, haberin detaylarını aşağıya bırakıyorum.
balıkesir'in edremit ilçesinde meydana gelen olayda, 17 yaşındaki s.y. ile 'imam nikahı' kıyılarak birlikte yaşadığı 16 yaşındaki m.a. arasında tartışma çıktı. s.y., m.a.’yı bıçakla yaralayıp olay yerinden kaçtı.
ağır yaralı halde edremit devlet hastanesi'ne kaldırılan m.a., ilk müdahalenin ardından balıkesir şehir hastanesi kalp damar cerrahisine sevk edildi. ameliyata alınan m.a., kurtarılamadı.
edremit ilçe emniyet müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar neticesinde yakalanan şüpheli s.y. nöbetçi savcı talimatıyla gözaltına alındı.
haberin detayları
balıkesir'in edremit ilçesinde meydana gelen olayda, 17 yaşındaki s.y. ile 'imam nikahı' kıyılarak birlikte yaşadığı 16 yaşındaki m.a. arasında tartışma çıktı. s.y., m.a.’yı bıçakla yaralayıp olay yerinden kaçtı.
ağır yaralı halde edremit devlet hastanesi'ne kaldırılan m.a., ilk müdahalenin ardından balıkesir şehir hastanesi kalp damar cerrahisine sevk edildi. ameliyata alınan m.a., kurtarılamadı.
edremit ilçe emniyet müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar neticesinde yakalanan şüpheli s.y. nöbetçi savcı talimatıyla gözaltına alındı.
haberin detayları
devamını gör...
çaresizliği anlatan en iyi cümle
bir çığlıktı yalnızlığım hepiniz mi sağırdınız cümlesidir.
devamını gör...
dreyfus olayı
bir suçsuzun suçlanma olayıdır.
1894 yılında alfred dreyfus adında yahudi bir asker suçlanır. bir sahte mektup yüzünden ömür boyu hapis cezasına çarptırılır.
dreyfusu almanya’ya yardım etmekle suçlarlar ve askeriyeden dedikodularla mektubun sahte olduğu ortaya çıkar. her şeye rağmen dreyfus haksızlığa kurban gitmiştir.
emile zola bu konu hakkında cumhurbaşkanına mektup yazar. daha sonra bu mektup kitap haline getirilmiştir adı suçluyorum.
bu olay fransa tarihi için çok önemlidir. bu olaydan sonra artık sağ ve sol yoktur. dreyfus savunucuları ve dreyfusu suçlu bulanlar vardır.
bazı yazarlar dreyfusu savunan eserler yazarlar ve ona destek çıkarlar. ülkede destek çıkanlar eleştirilir.
ikiye ayrılan ülkede artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
bazı yazarlar bu olaydan sonra eşitlik, adalet, hak, hukuk hakkında daha net yazılar yazarlar. ayrımcılığı kınayan kitaplar ortaya çıkar.
emile zola mektubunda bu olayın bir hukuk skandalı olduğunu yazar. seneler sonra bile bu olayda siz hatırlanacaksınız diye başkanı uyarır.
dreyfusun 1906 yılında haklı olduğu kanıtlanır ve elinden alınan nişanları geri verilir. rütbesi yükseltilir.
insan hayatının ne kadar basit harcanabileceğini gösteren bir olay. insanın ne kadar büyük canavar olacağını gösteren bir olay.
o dönem iyi ki bazı yazarlar bazı insanlar korkmamışlar ve susmamışlar. bunların başında emile zola geliyor.
sonuç olarak ders çıkaracağımız ve herkesin ders çıkarması gereken bir olay dreyfus olayı.
1894 yılında alfred dreyfus adında yahudi bir asker suçlanır. bir sahte mektup yüzünden ömür boyu hapis cezasına çarptırılır.
dreyfusu almanya’ya yardım etmekle suçlarlar ve askeriyeden dedikodularla mektubun sahte olduğu ortaya çıkar. her şeye rağmen dreyfus haksızlığa kurban gitmiştir.
emile zola bu konu hakkında cumhurbaşkanına mektup yazar. daha sonra bu mektup kitap haline getirilmiştir adı suçluyorum.
bu olay fransa tarihi için çok önemlidir. bu olaydan sonra artık sağ ve sol yoktur. dreyfus savunucuları ve dreyfusu suçlu bulanlar vardır.
bazı yazarlar dreyfusu savunan eserler yazarlar ve ona destek çıkarlar. ülkede destek çıkanlar eleştirilir.
ikiye ayrılan ülkede artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
bazı yazarlar bu olaydan sonra eşitlik, adalet, hak, hukuk hakkında daha net yazılar yazarlar. ayrımcılığı kınayan kitaplar ortaya çıkar.
emile zola mektubunda bu olayın bir hukuk skandalı olduğunu yazar. seneler sonra bile bu olayda siz hatırlanacaksınız diye başkanı uyarır.
dreyfusun 1906 yılında haklı olduğu kanıtlanır ve elinden alınan nişanları geri verilir. rütbesi yükseltilir.
insan hayatının ne kadar basit harcanabileceğini gösteren bir olay. insanın ne kadar büyük canavar olacağını gösteren bir olay.
o dönem iyi ki bazı yazarlar bazı insanlar korkmamışlar ve susmamışlar. bunların başında emile zola geliyor.
sonuç olarak ders çıkaracağımız ve herkesin ders çıkarması gereken bir olay dreyfus olayı.
devamını gör...
tanımını düzeltirken düzeltme sebebine düzeltme yazmak
bana çok komik gelen durumdur. tanım düzenlemesinden sonra düzeltme sebebi diye bir yer var ve oraya düzeltme yazılabiliyor. sizce de komik değil mi?
+neymiş düzeltme sebebi baktın mı?
-düzeltmeymiş efendim.
+ha olur o zaman.
+neymiş düzeltme sebebi baktın mı?
-düzeltmeymiş efendim.
+ha olur o zaman.
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
yoğurt kaymağı.
devamını gör...
bekareti bacak arasına indirgeyen insansı kitle
artık bıkkınlık getiren, tam insan olamamış, homoerectus kitledir.
sen evlenene kadar her kadınla yatmayı düşün hatta yat, sonra evleneceğim kadın bakire olsun... yok öyle dünya efendim. seks bir zevk işidir kadın da bu zevkten mahrum kalmadı diye yadırganmamalı. önemli olan bacak arası değil, beyinde ne düşündüğüdür.
sen evlenene kadar her kadınla yatmayı düşün hatta yat, sonra evleneceğim kadın bakire olsun... yok öyle dünya efendim. seks bir zevk işidir kadın da bu zevkten mahrum kalmadı diye yadırganmamalı. önemli olan bacak arası değil, beyinde ne düşündüğüdür.
devamını gör...
