bazı başlıkları görmezden gelen yazarlar
bazı başlıklar fikir beyan etmeye değmez duruyor.
devamını gör...
40 yaş üzerinde olmak
nörolog olan bir tanıdığımızın söylediğine göre, insanın "öze dönüş"/"aslına rücu"* davranışlarını göstermeye başladığı yaşlar olarak değerlendirilen durum, eylem.
devamını gör...
josef k
kafkayı az çok tanıyanlar onun ruh halini bilir. içten içe hem babasına olan öfkesi, annesinden göremediği sevgisi, yahudi oluşu ve bulunduğu toplumda bu kimliğiyle varolamayışı*, hem ailesinde, hem inancında, hem de sosyal hayatında tutunacak bir dal bulamayışının gölgelerinin yansıdığı, hep suçlanmış, ama kendini ifade edememiş, çaresizce yollar arasa da en sonunda tembelliği ve umutsuzluğunun kurbanı olmuş kafka’nın iç dünyasını yansıtan bir karakter josef k.
her ne kadar hayat, insanlar ve hatta hak ve adalet noktasında eksik kalan hukuk sisteminin hukuksuz işleyişini ortaya seren bir kitap olsa da, o davanın arkasında koşan josef k’nın, aslında kendi kaybolmuşluğu ve çözümsüzlüğüyle olan mücadelesi de göze çarpar karakterde.
evsiz, yurtsuz, ailesiz ve hatta vatansız hisseden bir adamın tutunamayışının da öyküsüdür adeta. zira davayı ve sebebini öğrenmek için herkese dönüp dolaşıp sorduğu “benim suçum ne?” sorusu, ilk kucağına düştüğü annesi, kendinden nefret etmesine sebep olan babası ve daha nicelerine sormak isteyip de soramadığı ukde sorusu gibi kafkanın... ya da bir diğer deyişle josef k’nın...
her ne kadar hayat, insanlar ve hatta hak ve adalet noktasında eksik kalan hukuk sisteminin hukuksuz işleyişini ortaya seren bir kitap olsa da, o davanın arkasında koşan josef k’nın, aslında kendi kaybolmuşluğu ve çözümsüzlüğüyle olan mücadelesi de göze çarpar karakterde.
evsiz, yurtsuz, ailesiz ve hatta vatansız hisseden bir adamın tutunamayışının da öyküsüdür adeta. zira davayı ve sebebini öğrenmek için herkese dönüp dolaşıp sorduğu “benim suçum ne?” sorusu, ilk kucağına düştüğü annesi, kendinden nefret etmesine sebep olan babası ve daha nicelerine sormak isteyip de soramadığı ukde sorusu gibi kafkanın... ya da bir diğer deyişle josef k’nın...
devamını gör...
sürekli aç hissetmek
devamlı karbonhidrat tüketmekten mütevellit ortaya çıkan sonuçtur. protein insanı tok tutar, ve daha sağlıklıdır.
devamını gör...
vişne çürüğü
nedense benim pek hoşuma gitmeyen renktir.
kıyafetlerde vs güzel durabilir ama.
kıyafetlerde vs güzel durabilir ama.
devamını gör...
ilk aşkını hatırlamak
eğer karşılık bulunduysa boşluğa doğru aptal aptal gülümsetir. şayet karşılık bulunmadıysa da insanın içini hafiften bir burkar. ben ise kendimden 20 yaş büyük birine aşık olarak karşılık bulamamıştım haliyle.
devamını gör...
slow food
italyan yazar carlo petrini tarafından fitili ateşlenen harekettir. 1986 yılında roma'da piazza di spagna'da açılan mcdonalds'ı protesto ederek insanları eyleme çağırdı. fast food yerine slow food hareketini böylece başlatmış oldu. bu hareketin savunucuları hızlı yaşamanın yarattığı hızlı yemek sektörünü eleştiriyorlar ve yerel, organik olana dönüşü, tarım üretimini iyileştirmeyi ve biyoçeşitliliği amaç ediniyorlar. aslında slow food hareketi bilerek yavaş yapmak değil gereken hızında yapmayı amaçlıyor. bu yüzden bu hareketin sembolü olan salyangoz gibi yavaş yavaş yemek yiyorlar. yiyecek sektöründeki bu hareket hayatın tümüne entegre edilerek slow movementhareketini ortaya çıkarıyor.
devamını gör...
uğur mumcu
vatanını milletini seven nadir solculardan birisiydi. saygıyla anıyorum.
devamını gör...
normal sözlük'te yazar olarak zengin olabilir miyiz sorunsalı
ciddiye alarak söyleyebilirim ki atıyorum çok takip edilen bir yazarsınız her yazınızı binlerce kişi okuyor. bir marka ile anlaşıp link bıraktığınızı düşünürsek bu olağan bir durum olabilir ama eğer sözlükte reklam yapmak varsa tabii.
+ ha yazımızı binlerce kişi okudu bir de link kaldı he?
+ ha yazımızı binlerce kişi okudu bir de link kaldı he?
devamını gör...
aspidistra
george orwell’ın ,ismini o dönemde statü atlama sembolü olan aspidistra çiçeğinden alan romanı. kitap olaylardan çok, 29 yaşındaki kahramanımız gordon comstock’un düşüncelerinden ve duygularından oluşmaktadır.
konusu kısaca şöyle: bir kitapçıda çalışan gordon comstock , pansiyon tarzı bir binada eski bir odada yaşamaktadır. ucu ucuna yaşamaktadır. cebinde hiçbir zaman yeterli parası olmaz ve son paralarını yemeğe mi sigaraya mı harcaması gerektiği konusunda sürekli düşünce halindedir.
eline iyi iş fırsatları geçmiştir, ama o ‘sıkıntıya’ gelememiştir. düzene uyup iyi yaşamak yerine, parasız kalmayı tercih etmiştir ama yine mutsuzdur ve hayatındaki her kötü olayı parasızlığına vurur. kitap klübüne çağrılmamasını, arkadaşının ona göz devirmesini gibi.
o sırada bir sevgilisi de vardır. iyi bir kızdır ama parasızlığının verdiği özgüvensizlikle kıza da ters davranmaktadır. o dönem statü sembolü olan ve sınıf atlayan herkesin evinde bulunan aspidistrayı da eleştirmektedir.gordon düzene uyacak mı? yoksa cebinde metelikle sefalet içinde yaşamaya devam mı edecektir?
yazım dili çok sade, betimlemeleri yerinde. gordon’un zihninde yaşadığınızı hissediyorsunuz adeta. karakterin duygularını ve düşüncelerini mükemmel şekilde yansıtmış. hani gün içinde kafamızdan milyon tane düşünce geçer ya, yazarımız o düşünceleri yazıya iletecek kadar iyi bir karakter oluşturmuş.
içiniz ara ara sıkılacak, gordon’a üzülecek,acıyacak çoğu zaman da kızacaksınız. olaydan ziyade karakter etrafında dönen kitapları sevenler için iyi bir tercih olacaktır.
kitabın başlangıcında yer alan pavlus’un korintoslulara gönderdiği 1.mektup’dan alıntı şöyle:
insanoğlunun ve meleklerin diliyle konuşsam da,param olmadığından,ses üfleyen bir trompet ya da çınlayan çembalo konumundayım. geleceği görme,bütün gizemleri anlama yetim olsa da ,dağları yerinden oynatacağıma inansam da param yoksa, bir hiçim. bütün varlığımı yoksulları doyurmaya adasam da ,yakılmak üzere bedenimi sunsam da, param yoksa bunların hiçbir yararı yok. para çok acı çeker, naziktir; para kıskanmaz, para kendini övmez,şişinmez,uygunsuz davranmaz,kendini düşünmez, kolay aldanmaz,kötü şey düşünmez;eşitsizlikten hoşlanmaz,ama hakikatle coşar; her şeye katlanır,her şeye inanır,her şeyi umar,her şeye dayanır.ve şimdi ,inanç,umut ve para hüküm sürmekte ;bu üçü egemen,ama içlerinde en yücesi para.
konusu kısaca şöyle: bir kitapçıda çalışan gordon comstock , pansiyon tarzı bir binada eski bir odada yaşamaktadır. ucu ucuna yaşamaktadır. cebinde hiçbir zaman yeterli parası olmaz ve son paralarını yemeğe mi sigaraya mı harcaması gerektiği konusunda sürekli düşünce halindedir.
eline iyi iş fırsatları geçmiştir, ama o ‘sıkıntıya’ gelememiştir. düzene uyup iyi yaşamak yerine, parasız kalmayı tercih etmiştir ama yine mutsuzdur ve hayatındaki her kötü olayı parasızlığına vurur. kitap klübüne çağrılmamasını, arkadaşının ona göz devirmesini gibi.
o sırada bir sevgilisi de vardır. iyi bir kızdır ama parasızlığının verdiği özgüvensizlikle kıza da ters davranmaktadır. o dönem statü sembolü olan ve sınıf atlayan herkesin evinde bulunan aspidistrayı da eleştirmektedir.gordon düzene uyacak mı? yoksa cebinde metelikle sefalet içinde yaşamaya devam mı edecektir?
yazım dili çok sade, betimlemeleri yerinde. gordon’un zihninde yaşadığınızı hissediyorsunuz adeta. karakterin duygularını ve düşüncelerini mükemmel şekilde yansıtmış. hani gün içinde kafamızdan milyon tane düşünce geçer ya, yazarımız o düşünceleri yazıya iletecek kadar iyi bir karakter oluşturmuş.
içiniz ara ara sıkılacak, gordon’a üzülecek,acıyacak çoğu zaman da kızacaksınız. olaydan ziyade karakter etrafında dönen kitapları sevenler için iyi bir tercih olacaktır.
kitabın başlangıcında yer alan pavlus’un korintoslulara gönderdiği 1.mektup’dan alıntı şöyle:
insanoğlunun ve meleklerin diliyle konuşsam da,param olmadığından,ses üfleyen bir trompet ya da çınlayan çembalo konumundayım. geleceği görme,bütün gizemleri anlama yetim olsa da ,dağları yerinden oynatacağıma inansam da param yoksa, bir hiçim. bütün varlığımı yoksulları doyurmaya adasam da ,yakılmak üzere bedenimi sunsam da, param yoksa bunların hiçbir yararı yok. para çok acı çeker, naziktir; para kıskanmaz, para kendini övmez,şişinmez,uygunsuz davranmaz,kendini düşünmez, kolay aldanmaz,kötü şey düşünmez;eşitsizlikten hoşlanmaz,ama hakikatle coşar; her şeye katlanır,her şeye inanır,her şeyi umar,her şeye dayanır.ve şimdi ,inanç,umut ve para hüküm sürmekte ;bu üçü egemen,ama içlerinde en yücesi para.
devamını gör...
matta incili
ilk incil olup, papalık tarafından reddedilmiştir.
önceden böyle biri incilden haberdar değildim. şu an okuduğum isa’ya göre incil kitabında , yazar matta incilinden bahsedince ve yazdıklarının kaynağı bu incil olunca ufak bir araştırma yaptım; bu incilin de bir kısmını okudum. öncelikle uzun bir incil değil; yazdıklarım ilginizi çekerse google yardımıyla metnin tümüne ulaşabilirsiniz.
bu incilin yazarı ‘matta’adlı bir yahudi. diğer ismi de levi. matta, aslında romalılar için çalışan bir vergi memuru. kayıtları ve tuttuğu notlar bu nedenle güvenilir diyebiliriz. isa, öğretilerini yaymaya karar verdiğinde , matta ona seve seve eşlik etmiş. görevi de isa’nın yol güzergahları ve öğrencileriyle görüşmelerini not almaktı. şunu da belirteyim;matta bir yahudi olarak roma’ya hizmet etmekten nefret ediyordu. genel olarak yahudilikte ‘seçilmiş halk’ olduğu inancı ve musa sayesinde özgürleştikleri için, boyundurluk altına alınmaktan ve hele hele başka dinden kişilerin buyruğu altında olmaktan nefret ederlerdi.
öncelikle bu incilde oruç var, kurban var. isa, konuşmalarında oruçtan bahsediyor:
oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. öyle ki, insanlara değil, gizlide olan babanız’a oruçlu görünesiniz. gizlilik içinde yapılanı gören babanız sizi ödüllendirecektir.”
kurban için ise, yahudiliğin inancında olan fısıh kutlamalarında kesilen kurbanlara atıfta bulunuyor. kurban kesin veya kesmeyin demiyor, sadece kurban ile ilgili şu konuşması var:
ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanacaktır. kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, yüksek kurul’da yargılanacaktır. kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecektir. 23-24 bu yüzden, sunakta adak sunarken kardeşinin sana karşı bir şikâyeti olduğunu anımsarsan, adağını orada, sunağın önünde bırak, git önce kardeşinle barış; sonra gelip adağını sun. 25 senden davacı olanla daha yoldayken çabucak anlaş. yoksa o seni yargıca, yargıç da gardiyana teslim edebilir; sonunda da hapse atılabilirsin. 26 sana doğrusunu söyleyeyim, borcunun son kuruşunu ödemeden oradan asla çıkamazsın.”
burada kurbana atıfta bulunuyor. yani kurban kesmeyin demiyor size. bu durumda hristiyanlıkta da kurban var diyebiliriz.
ayrıca bu incil ile ilgili şöyle de bir mevzu var. meryem konusunda. bu incilde, meryem isa’ya hamileyken, yusuf ile nişanlıymış. yusuf, meryem’in hamile olduğunu öğrenince, onu gücendirmeden ayrılmak istemiş. fakat rüyasında ,meryem’in karnındaki çocuğun kutsal ruhtan geldiğini görünce, onunla evlenmiş. bu incilde bu şekilde belirtiyor; saramago’nun kitabında ise daha farklı anlatılıyor; kuran’da ise daha da farklı.
kral hirodes başlığında, beytüllahim kıyımı hakkında bilgi vermiştim. bu kıyım ile ilgili bu incilde de bölüm var. tekrara düşmemek adına , hirodes başlığında onunla ilgili bölümü okuyabilirsiniz.
tanımımı bitirmeden önce incilden şu bölümleri de ekleyeyim. hoşuma gidip kaydettim.
birisine sadaka verirken bunu borazan çaldırarak ilan etmeyin. ikiyüzlüler, insanların övgüsünü kazanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. siz sadaka verirken, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin. öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. gizlice yapılanı gören babanız sizi ödüllendirecektir.
hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. siz hem tanrı’ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz
matta’nın şahsıyla ilgili kaynak: tr.m.wikipedia.org/wiki/Mat...
kalan bilgi için kaynak. matta incili.
önceden böyle biri incilden haberdar değildim. şu an okuduğum isa’ya göre incil kitabında , yazar matta incilinden bahsedince ve yazdıklarının kaynağı bu incil olunca ufak bir araştırma yaptım; bu incilin de bir kısmını okudum. öncelikle uzun bir incil değil; yazdıklarım ilginizi çekerse google yardımıyla metnin tümüne ulaşabilirsiniz.
bu incilin yazarı ‘matta’adlı bir yahudi. diğer ismi de levi. matta, aslında romalılar için çalışan bir vergi memuru. kayıtları ve tuttuğu notlar bu nedenle güvenilir diyebiliriz. isa, öğretilerini yaymaya karar verdiğinde , matta ona seve seve eşlik etmiş. görevi de isa’nın yol güzergahları ve öğrencileriyle görüşmelerini not almaktı. şunu da belirteyim;matta bir yahudi olarak roma’ya hizmet etmekten nefret ediyordu. genel olarak yahudilikte ‘seçilmiş halk’ olduğu inancı ve musa sayesinde özgürleştikleri için, boyundurluk altına alınmaktan ve hele hele başka dinden kişilerin buyruğu altında olmaktan nefret ederlerdi.
öncelikle bu incilde oruç var, kurban var. isa, konuşmalarında oruçtan bahsediyor:
oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. öyle ki, insanlara değil, gizlide olan babanız’a oruçlu görünesiniz. gizlilik içinde yapılanı gören babanız sizi ödüllendirecektir.”
kurban için ise, yahudiliğin inancında olan fısıh kutlamalarında kesilen kurbanlara atıfta bulunuyor. kurban kesin veya kesmeyin demiyor, sadece kurban ile ilgili şu konuşması var:
ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanacaktır. kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, yüksek kurul’da yargılanacaktır. kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecektir. 23-24 bu yüzden, sunakta adak sunarken kardeşinin sana karşı bir şikâyeti olduğunu anımsarsan, adağını orada, sunağın önünde bırak, git önce kardeşinle barış; sonra gelip adağını sun. 25 senden davacı olanla daha yoldayken çabucak anlaş. yoksa o seni yargıca, yargıç da gardiyana teslim edebilir; sonunda da hapse atılabilirsin. 26 sana doğrusunu söyleyeyim, borcunun son kuruşunu ödemeden oradan asla çıkamazsın.”
burada kurbana atıfta bulunuyor. yani kurban kesmeyin demiyor size. bu durumda hristiyanlıkta da kurban var diyebiliriz.
ayrıca bu incil ile ilgili şöyle de bir mevzu var. meryem konusunda. bu incilde, meryem isa’ya hamileyken, yusuf ile nişanlıymış. yusuf, meryem’in hamile olduğunu öğrenince, onu gücendirmeden ayrılmak istemiş. fakat rüyasında ,meryem’in karnındaki çocuğun kutsal ruhtan geldiğini görünce, onunla evlenmiş. bu incilde bu şekilde belirtiyor; saramago’nun kitabında ise daha farklı anlatılıyor; kuran’da ise daha da farklı.
kral hirodes başlığında, beytüllahim kıyımı hakkında bilgi vermiştim. bu kıyım ile ilgili bu incilde de bölüm var. tekrara düşmemek adına , hirodes başlığında onunla ilgili bölümü okuyabilirsiniz.
tanımımı bitirmeden önce incilden şu bölümleri de ekleyeyim. hoşuma gidip kaydettim.
birisine sadaka verirken bunu borazan çaldırarak ilan etmeyin. ikiyüzlüler, insanların övgüsünü kazanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. siz sadaka verirken, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin. öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. gizlice yapılanı gören babanız sizi ödüllendirecektir.
hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. siz hem tanrı’ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz
matta’nın şahsıyla ilgili kaynak: tr.m.wikipedia.org/wiki/Mat...
kalan bilgi için kaynak. matta incili.
devamını gör...
kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler
yaşamak olsa gerek, görünürde nefes alıyor gibi gözüksek de oldukça derin bir çaba.
devamını gör...
keşke ben de yapabilsem dediğimiz şeyler
gece yürüyüşü.
devamını gör...
yardıma muhtaç yazarımıza destek oluyoruz
umarım gerekli yardım bulunur.
başa sabitlenmesi çok iyi olacak olan başlıktır.
başa sabitlenmesi çok iyi olacak olan başlıktır.
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arıya mor mahlas verilsin kampanyası
evet an itibari ile change.org'da imzaya açtığım kampanyadır. şimdi iko düşünsün!(bkz: sısısısı) kendisi sözlüğe kayıt olduğum günden beri tanıdığım cimcimedir. şekerliğin ve saflığın z kuşağında nadiren vicut bulduğu şahit numunedir. ayrıca sempatikliğiyle kazandığı karmaları yedi düveli kıskandırmaktadır. yeşil mahlas alabilecek olmasına rağmen rengi sevmediğinden, mor mahlas hayali olduğundan almamaktadır. yoksaa karmadan kaçmaz yaaani, pasar on bin garmayı! ben kefilim senetleri yollayın imzalayayım. herkesi davet ettiğim kampanyadır.
düzeltme: 1- ağlayan olursa ben yeşil mahlas alıyorum turuncuma gelsin.
2- bedava alsın demedim 10 bin karma dedim 10 bin karması olan herkes alsın ne var?
3- bana meriç diyen troller oldu ve olacaktır, senin kız kardeşin sana meriç mi diyor alüminyum?
ben bu cevapları da bırakayım da isteyen istediğini seçsin alsın. bir ünlü yazar der ki (bkz: sısısısı)
düzeltme: 1- ağlayan olursa ben yeşil mahlas alıyorum turuncuma gelsin.
2- bedava alsın demedim 10 bin karma dedim 10 bin karması olan herkes alsın ne var?
3- bana meriç diyen troller oldu ve olacaktır, senin kız kardeşin sana meriç mi diyor alüminyum?
ben bu cevapları da bırakayım da isteyen istediğini seçsin alsın. bir ünlü yazar der ki (bkz: sısısısı)
devamını gör...
coyamito akik taşı
kuzey meksika'daki chihuahua eyaletinde, laguna agate bölgesinden 40 mil uzaktaki bir yerleşkeden gelir. kırmızı, sarı, mavi, pembe gibi birçok rengi vardır.

bahsettiğim bölgedeki çoğu su birikintisinde bulunabilir ve yaşının yaklaşık olarak 38 milyon olduğu sanılmakta. üstelik söylenene göre coyamito akik taşı yalnızca o bölgede bulunan egzotik bir değerli taş.
taşın gerginliği azalttığına, bağışıklığı güçlendirdiğine ve hafızayı geliştirdiğine inanılıyor.

bahsettiğim bölgedeki çoğu su birikintisinde bulunabilir ve yaşının yaklaşık olarak 38 milyon olduğu sanılmakta. üstelik söylenene göre coyamito akik taşı yalnızca o bölgede bulunan egzotik bir değerli taş.
taşın gerginliği azalttığına, bağışıklığı güçlendirdiğine ve hafızayı geliştirdiğine inanılıyor.
devamını gör...
drakula istanbul'da
t: 1928 tarihinde yazılmış olan bir ali rıza seyfi romanıdır. aynı zamanda 1953 yılında filmi çekilmiş olup ilk türk korku filmi -yanlış hatırlamıyorsam- olma özelliğini taşımaktadır. fakat işbu tanım kitap hakkında olacaktır.
kitap 1997 yılında kamer yayınları tarafından latin harfli olarak giovanni scognamillo önsözüyle basılmıştır. malumunuz kont drakula karakterinin uluslararası tanınması bram stoker'ın meşhur dracula romanından sonra olmuştur. türkçe versiyonunu yazan ali rıza seyfi ise kendi kitabının konusunu, hatta her şeyini dracula kitabından alır. dracula kitabı 400-500 sayfa arası olup ali rıza seyfi'ninki 150-170 sayfa arasındadır. ali rıza seyfi'nin eseri bir nevi aslının özeti gibidir.
ali rıza'nın romanının gerçek adı "kazıklı voyvoda"dır. fakat kitabın latin harfli basımında "drakula istanbul'da" adı daha uygun görülmüş ki bence de isabetli olmuş.
orijinalinde incil, bizimkinde kur'an; orijinalinde sarımsak ve haç gibi nesneler kullanılırken bizimkinde haç yok doğal olarak fakat diğerleri var. mezar-türbe zıtlığı da mevcuttur.
orijinalindeki ana karakterin adı jonathan harker'dır, bu uyarlamada ise karakterimizin adı azmi. jonathon harker'ın sevgilisi olan mina harker, burada güzin olarak karşımıza çıkar. mina'nın arkadaşı lucy westenra ise şadan'dır. meşhur abraham van helsing ise doktor resuhi bey.
kitap 1997 yılında kamer yayınları tarafından latin harfli olarak giovanni scognamillo önsözüyle basılmıştır. malumunuz kont drakula karakterinin uluslararası tanınması bram stoker'ın meşhur dracula romanından sonra olmuştur. türkçe versiyonunu yazan ali rıza seyfi ise kendi kitabının konusunu, hatta her şeyini dracula kitabından alır. dracula kitabı 400-500 sayfa arası olup ali rıza seyfi'ninki 150-170 sayfa arasındadır. ali rıza seyfi'nin eseri bir nevi aslının özeti gibidir.
ali rıza'nın romanının gerçek adı "kazıklı voyvoda"dır. fakat kitabın latin harfli basımında "drakula istanbul'da" adı daha uygun görülmüş ki bence de isabetli olmuş.
orijinalinde incil, bizimkinde kur'an; orijinalinde sarımsak ve haç gibi nesneler kullanılırken bizimkinde haç yok doğal olarak fakat diğerleri var. mezar-türbe zıtlığı da mevcuttur.
orijinalindeki ana karakterin adı jonathan harker'dır, bu uyarlamada ise karakterimizin adı azmi. jonathon harker'ın sevgilisi olan mina harker, burada güzin olarak karşımıza çıkar. mina'nın arkadaşı lucy westenra ise şadan'dır. meşhur abraham van helsing ise doktor resuhi bey.
devamını gör...
anksiyete
(bkz: bak yeğenim biz neler yaşadık kendimizi attık mı sorusu) sorup hafife olan insanlar var olduğu sürece ne kadar tehlikeli olduğu anlaşılamayacak olan rahatsızlıktır.
eğer bu psikolojik rahatsızlığa sahipseniz veya sahip olduğunuzu düşünüyorsanız derhal bir psikiyatri uzman doktoruna danışmanızı öneririm.
ne kadar erken tespit edilirse ve tedaviye ne kadar erken başlanırsa süreç o kadar rahat işler ve o kadar çabuk adapte olursunuz bu rahatsızlığa.
daha detaylı tıbbi bilgi okumak isteyenler için de şu yazıyı alıntılayarak paylaşmak istiyorum:
anksiyete bir diğer adıyla kaygı bozukluğu, psikolojik bir rahatsızlıktır. günlük hayatımızda ara sıra anksiyete yaşamak olağandır. çünkü zaman içerisinde karşı karşıya kaldığımız olaylardan ötürü endişelenebilir ya da gelecek ile ilgili maddi-manevi anlamda kaygılar duyabiliriz. günlük yaşamda kaygı duymak her ne kadar normal olsa da, dozunda bir aşırılık mevcutsa o zaman tıbbi bir hastalıktan söz edebiliriz.
anksiyete bozukluğu olan kişilerde, yoğun, sürekli devam eden bir endişe hali ve günlük hayatta rastlanılan durumlara karşı korku vardır.panik atak krizleriyle de kendini gösterebilir. bu duyulan aşırı endişe, kaygı, panik durumu günlük aktivitelerin süregelmesini sekteye uğratır. kontrol edilmesi ve yönetilmesi zor olduğu gibi, zaman öngörüsünde de bulunulamamaktadır. bu halin belirtileri çocukluk, gençlik yıllarında başlayıp yetişkinliğe kadar devam edebilmektedir. yetişkinlik döneminin ardından azalma eğilimindedir.
anksiyete bozukluklarının kendi içinde; sosyal anksiyete bozukluğu, ayrılık anksiyetesi, spesifik fobiler, genelleştirilmiş anksiyete gibi bölümleri de mevcuttur. bu bağlamda sadece bir değil birden fazla anksiyete bozukluğundan muzdarip olabilirsiniz. bazen tıbbi bir tedavi ile çözüme ulaşılması gerekebilir.
kaynak.
eğer bu psikolojik rahatsızlığa sahipseniz veya sahip olduğunuzu düşünüyorsanız derhal bir psikiyatri uzman doktoruna danışmanızı öneririm.
ne kadar erken tespit edilirse ve tedaviye ne kadar erken başlanırsa süreç o kadar rahat işler ve o kadar çabuk adapte olursunuz bu rahatsızlığa.
daha detaylı tıbbi bilgi okumak isteyenler için de şu yazıyı alıntılayarak paylaşmak istiyorum:
anksiyete bir diğer adıyla kaygı bozukluğu, psikolojik bir rahatsızlıktır. günlük hayatımızda ara sıra anksiyete yaşamak olağandır. çünkü zaman içerisinde karşı karşıya kaldığımız olaylardan ötürü endişelenebilir ya da gelecek ile ilgili maddi-manevi anlamda kaygılar duyabiliriz. günlük yaşamda kaygı duymak her ne kadar normal olsa da, dozunda bir aşırılık mevcutsa o zaman tıbbi bir hastalıktan söz edebiliriz.
anksiyete bozukluğu olan kişilerde, yoğun, sürekli devam eden bir endişe hali ve günlük hayatta rastlanılan durumlara karşı korku vardır.panik atak krizleriyle de kendini gösterebilir. bu duyulan aşırı endişe, kaygı, panik durumu günlük aktivitelerin süregelmesini sekteye uğratır. kontrol edilmesi ve yönetilmesi zor olduğu gibi, zaman öngörüsünde de bulunulamamaktadır. bu halin belirtileri çocukluk, gençlik yıllarında başlayıp yetişkinliğe kadar devam edebilmektedir. yetişkinlik döneminin ardından azalma eğilimindedir.
anksiyete bozukluklarının kendi içinde; sosyal anksiyete bozukluğu, ayrılık anksiyetesi, spesifik fobiler, genelleştirilmiş anksiyete gibi bölümleri de mevcuttur. bu bağlamda sadece bir değil birden fazla anksiyete bozukluğundan muzdarip olabilirsiniz. bazen tıbbi bir tedavi ile çözüme ulaşılması gerekebilir.
kaynak.
devamını gör...
fareler ve insanlar
kitapta kast sistemi ve siyahilere yapılan ayrımcılık 2 arkadaşın macerasıyla çok güzel bir şekilde anlatılmış.
devamını gör...
