türkçülük
ırkçılıksa ırkçılık.
beğenmeyen iltica edebilir.
gerçi milliyetçi değerlere anca klavye başından sataşıp hakaret edebilir bu s*lcular çok da şeetmeyin.
neticede adamdan kan alırlar böyle bir şeyi gerçek hayatta dillendirdiklerinde*.
beğenmeyen iltica edebilir.
gerçi milliyetçi değerlere anca klavye başından sataşıp hakaret edebilir bu s*lcular çok da şeetmeyin.
neticede adamdan kan alırlar böyle bir şeyi gerçek hayatta dillendirdiklerinde*.
devamını gör...
şanlıurfa'da yaşayan normal sözlük yazarları
sözlüğün üzerime çip taktığına emin olduğum ve ürküten başlık.
şu an birkaç günlüğüne ankara'dayım ama dönünce... neden olmasın? *
şu an birkaç günlüğüne ankara'dayım ama dönünce... neden olmasın? *
devamını gör...
elon musk
bir şovman ve gösteri adamı. tabi narsizm düzeyinde bir kendini beğenmişlik de var. insan ırkını kurturmaya soyunan adamdan ne beklenir. bu arkadışın yaptığı uzay yatırımları ile insan medeniyeti marsa taşınacakmış. ahahaha. kendisi inanıyor mu buna ya? 7 milyar adamı uzay gemilerine bindirip marsa mı götürecek? bak elon kardeşim, dünyanın ortalama sıcaklığı 4 derece değiştiğinde dahi endüstriyel medeniyetin çökeceği bir noktaya gelmiş oluyoruz. intensif tarım yüzünden dünyanın toprakları erozyona uğruyor, yer altı suları aşırı kullanımdan kendini yenilemiyor vb. ve tüm bunlar dünyayı dahi (ki hala canlılık devam ediyor, ki hala su var, ki hala içeride yaşayan canlılar var) bizim için yaşanılmaz bir yere hale getirme potansiyelini taşıyor ve sen şimdi diyorsun ki ot bile bitmeyen, su olup olmadığı belli olmayan, bir amipin bile yaşamadığı bir gezegene insan medeniyetini taşıyacağız. sana nasıl siktiri çekmiyorlar anlaşılır gibi değil.
üstelik yukarıdaki problemler, marsa gidilmesi halinde karşalacağımızı bildiğimiz problemler. bir de tahmin edemeyeceğimiz ve oraya gittiğimizde karşılacağımız ve ulan biz ne bok yemişiz diyeceğimiz problemler var. homo sapiens, milyarlarca yıllık bir evrim sonucunda dünya gezegenine adapte olmuştur. dünyadaki yer çekiminin, atmosfer basıncının, göğün renginin, güneşin geliş açısının vb. vd. dünyadaki türler üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkilerinin tamamını biliyor muyuz? hayır, elbette bilmiyoruz. bu sebeple marsa gittiğimizde, su bulsak, oksjien bulsak, sıcakığı ayarlasak dahi, dünya'nın, milyarca yıllık evrim sürecinde adapte olduğumuz ve bize ne açıdan gerekli olduğunu bilemediğimiz özelliklerinin yokluğunda oluşacak komplikasyonlar ne olacak?
ikinci paragrafta söylediklerim yalnızca bir spekülasyon değil. 1990'lı yıllarda texas'ta biyosfer ıı diye bir deney yaptılar ve on küsür civarında akademisyeni, doğal biyosferden tamamen izole ikinci bir yapay biyosfere kapattılar. bir nevi başka bir gezegendeki olası yaşamı simüle ettiler. fakat bir kaç haftanın sonunda katılımcılarda fizyolojik ve psikolojik sorunlar belirdi. iştahlarını kaybettiler, agresifleşmeye başladılar; kapalı biyosfere insanlar ile birlikte konulan evcil hayvanlar ölmeye başladı, içerisi böcek istilasına uğradı ve içeridekiler kafayı yeyip birbirlerini keseceklerken deneyi sonlandırdılar.
üstelik yukarıdaki problemler, marsa gidilmesi halinde karşalacağımızı bildiğimiz problemler. bir de tahmin edemeyeceğimiz ve oraya gittiğimizde karşılacağımız ve ulan biz ne bok yemişiz diyeceğimiz problemler var. homo sapiens, milyarlarca yıllık bir evrim sonucunda dünya gezegenine adapte olmuştur. dünyadaki yer çekiminin, atmosfer basıncının, göğün renginin, güneşin geliş açısının vb. vd. dünyadaki türler üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkilerinin tamamını biliyor muyuz? hayır, elbette bilmiyoruz. bu sebeple marsa gittiğimizde, su bulsak, oksjien bulsak, sıcakığı ayarlasak dahi, dünya'nın, milyarca yıllık evrim sürecinde adapte olduğumuz ve bize ne açıdan gerekli olduğunu bilemediğimiz özelliklerinin yokluğunda oluşacak komplikasyonlar ne olacak?
ikinci paragrafta söylediklerim yalnızca bir spekülasyon değil. 1990'lı yıllarda texas'ta biyosfer ıı diye bir deney yaptılar ve on küsür civarında akademisyeni, doğal biyosferden tamamen izole ikinci bir yapay biyosfere kapattılar. bir nevi başka bir gezegendeki olası yaşamı simüle ettiler. fakat bir kaç haftanın sonunda katılımcılarda fizyolojik ve psikolojik sorunlar belirdi. iştahlarını kaybettiler, agresifleşmeye başladılar; kapalı biyosfere insanlar ile birlikte konulan evcil hayvanlar ölmeye başladı, içerisi böcek istilasına uğradı ve içeridekiler kafayı yeyip birbirlerini keseceklerken deneyi sonlandırdılar.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
b grubu
hobaaa3434--> xxxyzzxxx vs 4-3-3 oynatan aykut--> 433oynatanaykut
1. maç 381/ 145
2. maç 391/ 197
tebrikler hobaaa3434--> xxxyzzxxx şans seninle olsun!
hobaaa3434--> xxxyzzxxx vs 4-3-3 oynatan aykut--> 433oynatanaykut
1. maç 381/ 145
2. maç 391/ 197
tebrikler hobaaa3434--> xxxyzzxxx şans seninle olsun!
devamını gör...
1 kelimelik hikayeler
özledim.
devamını gör...
veronika ölmek istiyor
paulo coelho’nun 1998 yılında yayımlanan kitabıdır. çok zaman oldu bu kitabı okuyalı ama aklımda kaldı ziyadesiyle çünkü o dönem çok tuhaf bir şey oldu. üniversite hayatımın ilk senesini tamamen kendime ayırmaya karar vererek gittim okula. ve o sene bolca kitap ve kitaptan daha çok filmle geçti. filmden kastım sinemaya giderek film izlemektir. o dönem türkiye’de sinemalarda gösterime giren bütün filmleri izledim. veronika’yı okuyup bitirdiğim gün yine bir sinemada film izlemek için çıktım kafeden ve ne zaman görsem sinema değilmiş de içeride başka karanlık işler dönüyormuş hissi uyandırdığı için daha önce hiç girmediğim bir sinemanın önünde bir afiş gördüm: “ wilbur ölmek istiyor”. daha önce adını bile duymamıştım filmin. hemen cesaretimi toplayıp girdim ve beni çok etkileyen bir film izledim. üç nedenden etkilendim filmden: 1. güzel bir filmdi. 2. veronika yeni bitmişti. 3. o sinemada dönen karanlık işler meğer sanat filmleri, festival filmleri göstermekmiş.
veronika ile böyle bir hikayemiz var bizim. veronika ölmek isteyip başaramayan ve bunu haber alan tanrı tarafından işi kolaylaştırılan bir kadının hikayesi. eduar ise tamamen bir son dilek hakkı veronika için.
okunası bir kitaptır.
veronika ile böyle bir hikayemiz var bizim. veronika ölmek isteyip başaramayan ve bunu haber alan tanrı tarafından işi kolaylaştırılan bir kadının hikayesi. eduar ise tamamen bir son dilek hakkı veronika için.
okunası bir kitaptır.
devamını gör...
her beğeni bir karma puan
niden beni beğenmiyorlar diye düşündüğümde aklıma geldi
başka yazarlarda beğeni aldıklarında mutlu olduklarına dair tanımlar girmişler.
ben de düşündüm ki; her beğeni attığımızda 1 karma puan kazansak, ortalık şenlenir.
şenlenmez mi?
hani teşvik gibi olur, karma puanın bir önemi yok ama birşeyler kazanmak , tatmin ediyor, hani doğru yoldaymışsın gibi. yazarlarda daha çok beğeni atmaya başlar.
ama favori atma için aynı şeyi söyleyemiyeceğim, onu not defteri gibi kullanan yazarlar var - benim gibi -
hani iyi bir şey gördün at fava, müsait olunca dön araştır/uygula.
başka yazarlarda beğeni aldıklarında mutlu olduklarına dair tanımlar girmişler.
ben de düşündüm ki; her beğeni attığımızda 1 karma puan kazansak, ortalık şenlenir.
şenlenmez mi?
hani teşvik gibi olur, karma puanın bir önemi yok ama birşeyler kazanmak , tatmin ediyor, hani doğru yoldaymışsın gibi. yazarlarda daha çok beğeni atmaya başlar.
ama favori atma için aynı şeyi söyleyemiyeceğim, onu not defteri gibi kullanan yazarlar var - benim gibi -
hani iyi bir şey gördün at fava, müsait olunca dön araştır/uygula.
devamını gör...
spawn
daha önce bu başlığa yazdım mı bilmiyorum ama kendisi 2-3. tanımı gayet de hak ediyor bence*.
arada nickaltıma uğrayıp mükemmel gifler bırakıp gidiyor ve hepsine bayılıyorum. gerçekten gülmekten ağlayacak hale getiriyor beni her seferinde. iyi ki var, uzun süre gifleriyle ve tanımlarıyla sözlüğümüzü renklendirmesi dileğiyle*.
arada nickaltıma uğrayıp mükemmel gifler bırakıp gidiyor ve hepsine bayılıyorum. gerçekten gülmekten ağlayacak hale getiriyor beni her seferinde. iyi ki var, uzun süre gifleriyle ve tanımlarıyla sözlüğümüzü renklendirmesi dileğiyle*.
devamını gör...
yazarlardan mesaj bekleyen çaylaklar veri tabanı
enseye samimi merhametle sempati ile şaplağı atıp naber leyn çaylak diyesim var.
devamını gör...
beşiktaş tribünlerinin sahaya oyuncak atması
hükümet istifa kadar rağbet görmedi. hatta hiç rağbet görmedi canım sözlüğümde. ama beni yine çok duygulandırdılar. dakika 04.17'yi gösterdiğinde* beşiktaş taraftarları sahaya binler çocuk oyuncağı attı ve "çocuklar hep gülsün" pankartını gördük. işte şimdi (bkz: gururlan)
düzenleme: girilen tanımları gördüm. ancak hükümet istifa tezahüratında olduğu gibi ayrı bir başlık açılması gerektiğini düşündüm.
düzenleme: girilen tanımları gördüm. ancak hükümet istifa tezahüratında olduğu gibi ayrı bir başlık açılması gerektiğini düşündüm.
devamını gör...
ivanmilinski is back
açılabilecek alternatif başlıklar tam liste: (bkz: ivanmilinski bizi discoya götür) (bkz: ivan buraya yumruk havaya)
devamını gör...
doğum günü olan arkadaşı hikayede paylaşmak
sevmediğim ve bana göre çok gereksiz bir uğraştır. o kişiye ne kadar değer versem ya da sevsem de bunu instagram'da paylaşmak ona olan sevgimi ikiye ya da bin beş yüze katlamıyor sonuç itibarıyla.
geçen doğum günümde en ufak bir isteğim ya da ricam olmamasına rağmen yakın arkadaşlarımdan biri bana bunu yaptı. çok utanmıştım, silebilir misin de diyememiştim ve sanırım doğum günü sezonu açılmış yine. şu sıralar çoğu kişinin doğum günü.* kendisinin de doğum günü çok yakın zamanda. üstelik bana güzel çıktığı bir fotoğrafını atıp "yaa yüzyüzeyken, şu fotoğrafı paylaşabilir misin doğum günümde? sende güzel çıktığım fotoğrafım yoktur büyük ihtimalle." yazmış... ne yapacağımı bilemiyorum sözlük. beni kullanmış resmen. sanırım son çare sadece onu ve birkaç kişiyi yakın arkadaşlarıma alıp paylaşmak olacak.*
geçen doğum günümde en ufak bir isteğim ya da ricam olmamasına rağmen yakın arkadaşlarımdan biri bana bunu yaptı. çok utanmıştım, silebilir misin de diyememiştim ve sanırım doğum günü sezonu açılmış yine. şu sıralar çoğu kişinin doğum günü.* kendisinin de doğum günü çok yakın zamanda. üstelik bana güzel çıktığı bir fotoğrafını atıp "yaa yüzyüzeyken, şu fotoğrafı paylaşabilir misin doğum günümde? sende güzel çıktığım fotoğrafım yoktur büyük ihtimalle." yazmış... ne yapacağımı bilemiyorum sözlük. beni kullanmış resmen. sanırım son çare sadece onu ve birkaç kişiyi yakın arkadaşlarıma alıp paylaşmak olacak.*
devamını gör...
zemheri
31 ocak 2022 itibarıyla bitmiş olandır. 40 günlük erbain bitti. kaldı 50 günlük hamsin. hamsin de kıştan ama 20 şubat gününden itibaren cemreler düşecek. toplamda sekiz günlük kocakarı soğukları var önümüzde...sonra bahar. dallara yuva yapan kuşlar; o dallardaki tomurcuklar. balkonuma gelen kırlangıçlar ve elbette göletlerde yüzmeye başlayan yavru kurbağalar. kepçe şeklinde.
zemheriden sağ çıkan o sene ölmez derler. çıktık ne güzel.
zemheriden sağ çıkan o sene ölmez derler. çıktık ne güzel.
devamını gör...
etik dinleyici ile akvaryum radyo yayını
herhangi bir mani olmadığı taktirde bu gece uk hiphop sahnesinden emceelere yer vericiiim. herhangi bi spesifik alt janr veya sound filan olmıcak, beğendiğim şarkılar sadece. istek mevzusu da yine bu çerçevede olduğu müddetçe yer verebilirim.
21 sularında sözlük radyosunda buluşabilmek dileğiyle.
21 sularında sözlük radyosunda buluşabilmek dileğiyle.
devamını gör...
kayseri'ye gideceklere tavsiyeler
gitmeyin derim mecbursanız konaklamadan hemen dönün.yürürken yere bakmayın tükürük kaynar.ramazanda iftar olmadan servis beklemeyin.özellikle gece ara sokaklara girmeyin.
devamını gör...
obez insanlardan ekstra sağlık vergisi alınsın
(bkz: eksi butonunun arandığı anlar)
kanser, şeker, tansiyon hastası insanlardan da alınacaksa olabilir tabii ki. siz sanıyorsunuz ki obezite bir seçimdir. hayır efendim obezite dümdüz bir hastalıktır. kimse bilerek obez olmayı seçmez.
kanser, şeker, tansiyon hastası insanlardan da alınacaksa olabilir tabii ki. siz sanıyorsunuz ki obezite bir seçimdir. hayır efendim obezite dümdüz bir hastalıktır. kimse bilerek obez olmayı seçmez.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
ilkini sevmeye mecburdum
çok iyiliği oldu bana
ve hayatımda hiçbir mecburiyeti onun kadar sevmedim
sevdiğim ikinci kadınsın sen
ilkinin yerini alman mümkün değil
o öğretti bana sevmeyi
o öğretmese sevemezdim seni bile
inan o tuttuğu için ellerimden
yürümeyi öğrendim, koşabildim sana
onun gözlerine benzediği için gözlerin
alamadım gözlerimi senden
sana aşığım, seni seviyorum
sevdiğim ikinci kadınsın sen
hayatım boyunca omzumda taşıyorum onu
ve sen her sabahımdasın
kıskanma
alfabede bile senin adının baş harfi ondan sonra gelir
kalbim şimdi senin
onun kadar sev beni yeter
o doğurdu, sen öldürme...
çok iyiliği oldu bana
ve hayatımda hiçbir mecburiyeti onun kadar sevmedim
sevdiğim ikinci kadınsın sen
ilkinin yerini alman mümkün değil
o öğretti bana sevmeyi
o öğretmese sevemezdim seni bile
inan o tuttuğu için ellerimden
yürümeyi öğrendim, koşabildim sana
onun gözlerine benzediği için gözlerin
alamadım gözlerimi senden
sana aşığım, seni seviyorum
sevdiğim ikinci kadınsın sen
hayatım boyunca omzumda taşıyorum onu
ve sen her sabahımdasın
kıskanma
alfabede bile senin adının baş harfi ondan sonra gelir
kalbim şimdi senin
onun kadar sev beni yeter
o doğurdu, sen öldürme...
devamını gör...
genç werther'in acıları
bu sene pek çok klasik eseri ilk kez okudum. beni en çok tatmin edenlerden biri bu kitaptı. kitap hakkında çok şey duymuştum doğal olarak, intihar üzerine özellikle. bu yüzden aşırı karamsar, iç sıkan bir kitap olacağına dair önyargılarım vardı. keşke haklı çıksaydım, belki o zaman bu kadar etkilenmezdim.
kitap o kadar ferah başlıyor ki ya nasıl kötü bir sona ilerliyor bu mektuplar diye merakımdan hızlı hızlı okudum. goethe depresyondayken yazmış bu eseri, o kadar belli ki. werther'in duyguları bariz bir depresyon gibi geldi çünkü bana. her şey çok ani ama her şey çok beklendik.
werther beni çok kızdırdı aslında. göz göre göre böyle bir aşka düşmek, bunun için hayatını bitirmek... tabii hikaye aşktan daha fazlası. bir gencin kendini aradığı günlerde kaybolmaların en karmaşık olanını yaşaması.
ben mi fazla anlam yüklüyorum acaba bu esere? öyle olsaydı şu an bir klasik olarak değerlendirmezdik ama sanırım.
ben çok duygusal değerlendirmeler yapma taraftarı değilim kitaplara ama bu kitapla ilgili başka türlü yazamazdım. zaten bu da bir değerlendirmeden çok iç dökme oldu.
kitap o kadar ferah başlıyor ki ya nasıl kötü bir sona ilerliyor bu mektuplar diye merakımdan hızlı hızlı okudum. goethe depresyondayken yazmış bu eseri, o kadar belli ki. werther'in duyguları bariz bir depresyon gibi geldi çünkü bana. her şey çok ani ama her şey çok beklendik.
werther beni çok kızdırdı aslında. göz göre göre böyle bir aşka düşmek, bunun için hayatını bitirmek... tabii hikaye aşktan daha fazlası. bir gencin kendini aradığı günlerde kaybolmaların en karmaşık olanını yaşaması.
ben mi fazla anlam yüklüyorum acaba bu esere? öyle olsaydı şu an bir klasik olarak değerlendirmezdik ama sanırım.
ben çok duygusal değerlendirmeler yapma taraftarı değilim kitaplara ama bu kitapla ilgili başka türlü yazamazdım. zaten bu da bir değerlendirmeden çok iç dökme oldu.
devamını gör...
efkar
kırgın olup da neye kırgın olduğunu bilmemek gibi, tuhaf ötesi insansıl his.
devamını gör...
