kırılgan şeyler
(bkz: kalbim)
devamını gör...
ayın en kasıntı 5 yazarı
eteğimizdeki taşları dökeceğimiz başlık, en sevdiğim.
şimdiye kadar yazılanları okudum da kimse de benim yazacaklarımı yazmamış, ben şok! ben yazayım da olur da bu tanımdan sonra uçurulursam hakkınızı helal edin.*
en kasıntı birinci yazar elbette @yoldaş benjamin franklin'dir efendim tabi ki. bakmayın siz onun eşitlikçi, adil, ponçik, minnoş bir yönetici gibi göründüğüne. neler çektiğimizi bir bilseniz! öyle kasıntı ki canımızdan bezdiriyor, "o öyle olmaz böyle olur, hayır illa benim dediğim olacak, ne demek benim söylediğimi yapmamak, tiz kellesi vurula!" diye geziyor, çok mağduruz sormayın.*
listenin ikinci sırasında hepimizin bir şekilde mağdur edildiği @pavlov'un göbeği yer alıyor. listenin en üst sırasında koca göbüşünü şişirerek hepimize bakıyor ve bizi tepeden izlemeye bayılıyor. sarı renk mahlas seçmesinin nedeni de elbette dikkat çekmek, çünkü kasıntı biri. *
listenin üçüncü sırasında çok şaşıracaksınız ama malesef @gomercan var. "yok dergi ve radyonun sorumluluğu bende, yok ben onu yapamam, yok şunu yapamam, onu da mı ben yapayım!" diye diye kendisine gelen tüm işleri biz emekçilere yaptırıyor. sonra da her şeyi kendisi yapmış gibi gösteriyor. bakmayın alçak gönüllü durduğuna dışı sizi içi bizi yakıyor. *
4 ve 5'ten emin olamadım, emin olunca ekleme yapacağım.
olur da görüşemezsek kendinize iyi bakın arkadaşlar.*
şimdiye kadar yazılanları okudum da kimse de benim yazacaklarımı yazmamış, ben şok! ben yazayım da olur da bu tanımdan sonra uçurulursam hakkınızı helal edin.*
en kasıntı birinci yazar elbette @yoldaş benjamin franklin'dir efendim tabi ki. bakmayın siz onun eşitlikçi, adil, ponçik, minnoş bir yönetici gibi göründüğüne. neler çektiğimizi bir bilseniz! öyle kasıntı ki canımızdan bezdiriyor, "o öyle olmaz böyle olur, hayır illa benim dediğim olacak, ne demek benim söylediğimi yapmamak, tiz kellesi vurula!" diye geziyor, çok mağduruz sormayın.*
listenin ikinci sırasında hepimizin bir şekilde mağdur edildiği @pavlov'un göbeği yer alıyor. listenin en üst sırasında koca göbüşünü şişirerek hepimize bakıyor ve bizi tepeden izlemeye bayılıyor. sarı renk mahlas seçmesinin nedeni de elbette dikkat çekmek, çünkü kasıntı biri. *
listenin üçüncü sırasında çok şaşıracaksınız ama malesef @gomercan var. "yok dergi ve radyonun sorumluluğu bende, yok ben onu yapamam, yok şunu yapamam, onu da mı ben yapayım!" diye diye kendisine gelen tüm işleri biz emekçilere yaptırıyor. sonra da her şeyi kendisi yapmış gibi gösteriyor. bakmayın alçak gönüllü durduğuna dışı sizi içi bizi yakıyor. *
4 ve 5'ten emin olamadım, emin olunca ekleme yapacağım.
olur da görüşemezsek kendinize iyi bakın arkadaşlar.*
devamını gör...
menstrual cup
menstrual cup, türkçe'ye adet kabı olarak çevrilen, huni şeklinde bir regl kanı toplama ürünü. genellikle medikal silikon ve lateks olmak üzere iki çeşit materyalden üretiliyor. lateks ürünlerin fiyatı daha ucuz olmakla beraber yüksek alerji riski barındırıyor.
gelelim regl kabının regl kanını muhafaza eden diğer ürünlerden farkına. tampon da ped de kanı emerek muhafaza ediyor. bu ürünlerdeki emme fonksiyonu vajinadaki sağlıklı salgıları, bakterileri de emerek vajina florasına zarar verebiliyor. kuruluğa ve çeşitli alerjilere neden olabilmesi de cabası. ayrıca tamponda pek çok kadının korku sebebi olan toksik şok riski olduğuna dair bulgular mevcut. adet kabının mantığı ise oldukça basit, kanı kendi içinde topluyor, ilk bir iki sefer dışında sızıntı riski düşük ve kanın havayla teması gerçekleşmediği için koku ortaya çıkmıyor. vücuttan atılan kan pedde olduğu gibi sürekli tene temas etmiyor. kanamayı emmediği için vajina florasında tahribat oluşturmuyor. gerekli görüldüğünde kap boşaltılıp tekrar takılabiliyor.
bir diğer önemli nokta ise ped ve tamponlarda geri dönüşüm imkanı olmaması. düzenli regl olan bir kadın bir yılda kaç ped kullanır? ortalama regl kanaması 4 gün (bu süre genelde 3-7 gün arasında değişiklik gösterir) olan birini farz edersek, 12 ayda 48 gün regl kanaması yaşıyor. bir pedin 2-3 saatte bir mutlaka değişmesi gerekiyor. dolayısıyla günde en az 5-6 kez ped değiştirmek gerekiyor. 5 rakamını baz alarak yola çıkıyorum; bir ayda 20 ped, bir yılda ise 240 ped ile müthiş bir israf ve geri dönüştürülemeyen atık ortaya çıkıyor. buna nazaran çoğu menstrual cup beş yıl kullanım ömrüne sahip. beş yıl boyunca kullanılması muhtemel tampon ve pedi göz önünde bulundurunca maddi ve çevresel artılarıyla birlikte birçok alerjiyi ortadan kaldırmasıyla devrim niteliğinde bir ürün tanımlamasını hak ediyor bence.
regl kabının regl döneminden önce ve sonra olmak üzere temizliği kaynar suda sağlanıyor. kaynar su temizliği yapılamadığı acil durumlar içinse temizliği sağlayabilecek solüsyonlar da mevcut. genellikle iki tip regl kabı bulunuyor. vajina boyu, kişinin spor geçmişi, doğum yapıp yapmadığı, kanamasının yoğunluğu gibi doğru regl kabı seçiminde gözetilmesi gereken etkenler var. yerleştirilmesi konusunda ise birkaç teknik mevcut, ilk birkaç kullanımın ardından bu işlem de büyük ölçüde kolaylaşıyor.
ayrıca regl kabı kullanımının birçok kadının regl döneminin düzene girmesini sağlamada, adet sancısını azaltmada fayda sağladığını da ekleyeyim.
gelelim regl kabının regl kanını muhafaza eden diğer ürünlerden farkına. tampon da ped de kanı emerek muhafaza ediyor. bu ürünlerdeki emme fonksiyonu vajinadaki sağlıklı salgıları, bakterileri de emerek vajina florasına zarar verebiliyor. kuruluğa ve çeşitli alerjilere neden olabilmesi de cabası. ayrıca tamponda pek çok kadının korku sebebi olan toksik şok riski olduğuna dair bulgular mevcut. adet kabının mantığı ise oldukça basit, kanı kendi içinde topluyor, ilk bir iki sefer dışında sızıntı riski düşük ve kanın havayla teması gerçekleşmediği için koku ortaya çıkmıyor. vücuttan atılan kan pedde olduğu gibi sürekli tene temas etmiyor. kanamayı emmediği için vajina florasında tahribat oluşturmuyor. gerekli görüldüğünde kap boşaltılıp tekrar takılabiliyor.
bir diğer önemli nokta ise ped ve tamponlarda geri dönüşüm imkanı olmaması. düzenli regl olan bir kadın bir yılda kaç ped kullanır? ortalama regl kanaması 4 gün (bu süre genelde 3-7 gün arasında değişiklik gösterir) olan birini farz edersek, 12 ayda 48 gün regl kanaması yaşıyor. bir pedin 2-3 saatte bir mutlaka değişmesi gerekiyor. dolayısıyla günde en az 5-6 kez ped değiştirmek gerekiyor. 5 rakamını baz alarak yola çıkıyorum; bir ayda 20 ped, bir yılda ise 240 ped ile müthiş bir israf ve geri dönüştürülemeyen atık ortaya çıkıyor. buna nazaran çoğu menstrual cup beş yıl kullanım ömrüne sahip. beş yıl boyunca kullanılması muhtemel tampon ve pedi göz önünde bulundurunca maddi ve çevresel artılarıyla birlikte birçok alerjiyi ortadan kaldırmasıyla devrim niteliğinde bir ürün tanımlamasını hak ediyor bence.
regl kabının regl döneminden önce ve sonra olmak üzere temizliği kaynar suda sağlanıyor. kaynar su temizliği yapılamadığı acil durumlar içinse temizliği sağlayabilecek solüsyonlar da mevcut. genellikle iki tip regl kabı bulunuyor. vajina boyu, kişinin spor geçmişi, doğum yapıp yapmadığı, kanamasının yoğunluğu gibi doğru regl kabı seçiminde gözetilmesi gereken etkenler var. yerleştirilmesi konusunda ise birkaç teknik mevcut, ilk birkaç kullanımın ardından bu işlem de büyük ölçüde kolaylaşıyor.
ayrıca regl kabı kullanımının birçok kadının regl döneminin düzene girmesini sağlamada, adet sancısını azaltmada fayda sağladığını da ekleyeyim.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin söyleşisi
"benim bir akrabam olamaz, böyle bir şey mümkün değil".
- yoldaş benjamin franklin.
- yoldaş benjamin franklin.
devamını gör...
ümit özdağ
gerçek milliyetçi bir siyasetçi ve eğitim adamıdır , ülkede ki göçmen sorununun gelecekteki tehlikelerini durmadan dile getirmektedir.. ayrıca partisinin milliyetçi çizgiden uzaklaştığını (ki zaten partiden ayrılanları görünce anlamak zor değil) fetö gibi illegal oluşumlara bulaşmış insanlardan rahatsız olduğunu söylemektedir..
ümit hoca adamdır milliyetçi ve vatanseverdir.. bu ülkede vatan sever insanlar değil şovenist dinci atatürk istirmacıları daha çok sevilir..
kürtçü ermenici veya dinci olsa inanın bakan olurdu bu adam şu an..
ümit hoca adamdır milliyetçi ve vatanseverdir.. bu ülkede vatan sever insanlar değil şovenist dinci atatürk istirmacıları daha çok sevilir..
kürtçü ermenici veya dinci olsa inanın bakan olurdu bu adam şu an..
devamını gör...
concerta
hayatınız boyunca dünyanın en güzel filmi dahi olsa 2 saat boyunca pürdikkat bir filmi izleyip bitiremediğiniz oldu mu ?
gezegen üzerinde yazılmış en sürükleyici kitapları bile 10 dakika boyunca ara vermeden, sağa sola bakmadan, etraftaki sesler yüzünden okuyamamak ne demektir bilir misiniz ?
dünyanın en keyif verici eylemlerinden bile sıkıldığınız; hobilerinizden, tüm dürtülerinizden vazgeçtiğiniz oldu mu ?
hiç kimseye güvenmeyen, güvenemeyen ama güvenmek gayesiyle yaşarken ve üstelik darbe üstüne darbe yiyerek, yine de ayakta aklınıza mukayyit olarak yaşamaya çalıştınız mı ?
başarılı olmanın en temel kriteri sayılan "hızlı reflekslere" sahip olduğunuz halde ve yerli / yabancı birçok antrenörden onay alarak sizden güçlü bir rakiple bile ringe çıktığınızda rakibin gözlerine 5 saniyeden fazla bakamadığınız oldu mu ?
telefon elinizdeyken saatlerce evin içinde telefon aradığınız; evde ütü yokken, acaba ütüyü fişte mi unuttum diye defalarca geriye dönüp evi kontrol ettiğiniz oldu mu ?
bırakın boksu, ringi; aşık olduğunuz kadının gözlerine 1 dakika kesintisiz bakamadığınız için kendinizi hırpaladığınız oldu mu ?
bir an dünyanın en mutlu, en pozitif insanıyken; 10 dakika sonra birisini öldüresiye dövdüğünüz ve sonrasında da olayı hatırlamadığınız oldu mu ?
ve benzeri binlerce madde...
her ilaç kadar etken madde olarak metilfenidat içeren ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu hastalığında kullanılan diğer tüm ilaçların bağımlılık riski ve yan etki profili yüksek. (bkz: farma) etimolojik olarak zaten zehir demek.
lakin yukarıda saydığım maddeler ve benzerleriyle bir ömür geçirmek mi; yoksa normal bir insan gibi okuduğundan, izlediğinden, baktığından, işittiğinden bir şeyler anlamak mı ?
bir ömür boyu kullanması gereken de var, self terapi ve bitkisel takviyelerle geçiştirmeye çalışanlar da. ve ne yazık ki suistimal edenler de.
ben ise dördüncü grupta olacağım; yani uzun yıllar kullanmak durumunda kaldıktan sonra doktor kontrolünde tamamen bırakması için hazır görülenler kategorisinde. lütfen bazı şeyleri küçümsemeyin; "aman çok yaramaz, çok şımarık." gibi önyargılarla çocuklarınız hakkında kendi başınıza teşhis koymaya çalışmayın. aksi taktirde sahip olduğunuz zeka veya başka meziyetler ne yazık ki kontrolsüz güç tanımına girecek niteliğe bürünebiliyor ve bir ömrü sizlere zehredebiliyor.
hayat ciddiye alınması ve bir o kadar da basit, kuralına uygun yaşanması gereken bir şey.
özet; benden bu kadar dostum*; bir daha görüşmemek üzere.
not : concerta ve benzeri ilaçlar uyuşturucu değil; uyarıcı olmakla beraber ve ne yazık ki öğrenciler tarafından suistimale açık
ilaçlardır. lütfendikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almamış kişiler bu tip ilaçları yasadışı yollarla temin edip, satmak gibi faaliyetlerde bulunup gerçekten ihtiyacı olan insanların tedavilerine devam etmekte zorlanmalarına sebebiyet vermesinler. her şeyden önce suçtur ve ahlaken de dip noktadır; torbacılıktan farkı yoktur.
not 2 : dehb süreci ile ilgili sorusu olan varsa lütfen sormaktan, paylaşmaktan çekinmesin.
gezegen üzerinde yazılmış en sürükleyici kitapları bile 10 dakika boyunca ara vermeden, sağa sola bakmadan, etraftaki sesler yüzünden okuyamamak ne demektir bilir misiniz ?
dünyanın en keyif verici eylemlerinden bile sıkıldığınız; hobilerinizden, tüm dürtülerinizden vazgeçtiğiniz oldu mu ?
hiç kimseye güvenmeyen, güvenemeyen ama güvenmek gayesiyle yaşarken ve üstelik darbe üstüne darbe yiyerek, yine de ayakta aklınıza mukayyit olarak yaşamaya çalıştınız mı ?
başarılı olmanın en temel kriteri sayılan "hızlı reflekslere" sahip olduğunuz halde ve yerli / yabancı birçok antrenörden onay alarak sizden güçlü bir rakiple bile ringe çıktığınızda rakibin gözlerine 5 saniyeden fazla bakamadığınız oldu mu ?
telefon elinizdeyken saatlerce evin içinde telefon aradığınız; evde ütü yokken, acaba ütüyü fişte mi unuttum diye defalarca geriye dönüp evi kontrol ettiğiniz oldu mu ?
bırakın boksu, ringi; aşık olduğunuz kadının gözlerine 1 dakika kesintisiz bakamadığınız için kendinizi hırpaladığınız oldu mu ?
bir an dünyanın en mutlu, en pozitif insanıyken; 10 dakika sonra birisini öldüresiye dövdüğünüz ve sonrasında da olayı hatırlamadığınız oldu mu ?
ve benzeri binlerce madde...
her ilaç kadar etken madde olarak metilfenidat içeren ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu hastalığında kullanılan diğer tüm ilaçların bağımlılık riski ve yan etki profili yüksek. (bkz: farma) etimolojik olarak zaten zehir demek.
lakin yukarıda saydığım maddeler ve benzerleriyle bir ömür geçirmek mi; yoksa normal bir insan gibi okuduğundan, izlediğinden, baktığından, işittiğinden bir şeyler anlamak mı ?
bir ömür boyu kullanması gereken de var, self terapi ve bitkisel takviyelerle geçiştirmeye çalışanlar da. ve ne yazık ki suistimal edenler de.
ben ise dördüncü grupta olacağım; yani uzun yıllar kullanmak durumunda kaldıktan sonra doktor kontrolünde tamamen bırakması için hazır görülenler kategorisinde. lütfen bazı şeyleri küçümsemeyin; "aman çok yaramaz, çok şımarık." gibi önyargılarla çocuklarınız hakkında kendi başınıza teşhis koymaya çalışmayın. aksi taktirde sahip olduğunuz zeka veya başka meziyetler ne yazık ki kontrolsüz güç tanımına girecek niteliğe bürünebiliyor ve bir ömrü sizlere zehredebiliyor.
hayat ciddiye alınması ve bir o kadar da basit, kuralına uygun yaşanması gereken bir şey.
özet; benden bu kadar dostum*; bir daha görüşmemek üzere.
not : concerta ve benzeri ilaçlar uyuşturucu değil; uyarıcı olmakla beraber ve ne yazık ki öğrenciler tarafından suistimale açık
ilaçlardır. lütfendikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almamış kişiler bu tip ilaçları yasadışı yollarla temin edip, satmak gibi faaliyetlerde bulunup gerçekten ihtiyacı olan insanların tedavilerine devam etmekte zorlanmalarına sebebiyet vermesinler. her şeyden önce suçtur ve ahlaken de dip noktadır; torbacılıktan farkı yoktur.
not 2 : dehb süreci ile ilgili sorusu olan varsa lütfen sormaktan, paylaşmaktan çekinmesin.
devamını gör...
sözlükte kadın olmak
türkiye’de kadın olmak gibidir. zordur zor.
türkiye’de insan olmak bile zor kadınları düşünemiyorum.
cahil dolu memleket. cahilliğini kabul etmeyen cahillerle dolu.
kadına nasıl davranması gerektiğini bilmeyen cahillerle dolu.
böyle tipleri ciddiye almamak gerekiyor.
zaten hayatları boyunca ciddiye alınmadıkları için böyle saldırgan bir şekilde dolaşıyorlar.
türkiye’de insan olmak bile zor kadınları düşünemiyorum.
cahil dolu memleket. cahilliğini kabul etmeyen cahillerle dolu.
kadına nasıl davranması gerektiğini bilmeyen cahillerle dolu.
böyle tipleri ciddiye almamak gerekiyor.
zaten hayatları boyunca ciddiye alınmadıkları için böyle saldırgan bir şekilde dolaşıyorlar.
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
bizim hocalar arabalarıyla okulun etrafında bahçede döne döne gezdiriyordu öğrencileri.bir de öğretmenimin kafasına top attım teneffüste özür dilemeye gittiğimde hatırlamıyorum ne zaman attın dedi.dakikalarca birbirimize baktık.
devamını gör...
normal sözlük'teki ittihat ve terakkiciler
ii. abdülhamit'i benim kadar okuyup bilseler, küfür kıyamet homurdanacaklar tarafından eleştirilen insanlardır. ha; mevcut şartlarda ittihatçılık diye bir şey kalmış mıdır ? hayır. ancak son 200 yıldır osmanlı-türk siyasetinde iki kanat vardır. muhafazakarlar ve genç türkler. isimler ve kişiler değişse de bu böyledir. yalnız kaderin bir cilvesi mi desek bilemiyorum ancak abdülhamit gerçekten batıya yüzü dönük, imparatorluğun kurtarılabilmesi için gerekli reformları yapabilmiş bir devlet adamıdır. ha, abdülhamid'i bitiren şey, şahsi paranoyasının sebep olduğu baskıcı yönetimiydi. düşünsenize... abdülhamid'in temelini attığı modern askeri okullardan mezun olan genç subaylar abdülhamid'i devirdiler... bu noktada da böyle bir dilemma var. yani tüm gün sherlock okuyan, klasik batı müziğine meftun, modernist bir vizyonu olan adamın muhafazakarlar tarafından sahiplenilmesi de garip bir dilemma.
birinci dünya savaşı'na gelirsek... bu biz türklerin kaçamayacağı bir kıyametti. berlin konferansından beri parça pinçik olmuşsun... batı avrupalı hasımların seni ''şark sorunu'' diye görüyor. son 200 sene ruslarla savaşmışsın karadeniz senin süs havuzunken adamlar çatalca hattına kadar seni itmiş, kaç sefer batı avrupalıların el uzatmasıyla uçurumun kıyısından dönmüşsün... bütün cendere senin etrafında dönerken savaştan irlandalı nötralizmi gibi kaçman mümkün değildi. coğrafya kader. burada var olmak istiyorsan savaşacaksın. bu açıdan ittihatçılar biraz da battı fish yan going prensibi ile savaşa girmişlerdir. ha yanlış olanları konuşalım. mesela yazlık üniforma ile doğuda ruslarla savaşmak. mesela afedersin bir tarafında ayı böğürürken iran'a ve bakü'ye asker yollamak... bunlar yanlışlardı... ingiliz senden petrol kuyularını kapmış sen hala romantik bir hayal ile bakü'ye girmenin derdindesin. o da olsun.. o da olmalıydı ama önce kendi cephe hattını bi durdur sonra bakü'ye gir değil mi ? neyse nerelerdeeeen nerelere geldik...
ittihat ve terakki 1918'de kurumuş bir ağaçtır. ha ağacın kütüğünden yeni filiz çıktı türkiye oldu. yarın gene kocaman ağaç oluverir. bu işler böyle...
edit: ek olarak, enver talat ve cemal paşaları aldıkları yanlış kararlardan ötürü eleştirebilirsiniz. ancak günün sonunda hepsi ülkesine aşık vatanperver askerler ve devlet adamlarıydı.
birinci dünya savaşı'na gelirsek... bu biz türklerin kaçamayacağı bir kıyametti. berlin konferansından beri parça pinçik olmuşsun... batı avrupalı hasımların seni ''şark sorunu'' diye görüyor. son 200 sene ruslarla savaşmışsın karadeniz senin süs havuzunken adamlar çatalca hattına kadar seni itmiş, kaç sefer batı avrupalıların el uzatmasıyla uçurumun kıyısından dönmüşsün... bütün cendere senin etrafında dönerken savaştan irlandalı nötralizmi gibi kaçman mümkün değildi. coğrafya kader. burada var olmak istiyorsan savaşacaksın. bu açıdan ittihatçılar biraz da battı fish yan going prensibi ile savaşa girmişlerdir. ha yanlış olanları konuşalım. mesela yazlık üniforma ile doğuda ruslarla savaşmak. mesela afedersin bir tarafında ayı böğürürken iran'a ve bakü'ye asker yollamak... bunlar yanlışlardı... ingiliz senden petrol kuyularını kapmış sen hala romantik bir hayal ile bakü'ye girmenin derdindesin. o da olsun.. o da olmalıydı ama önce kendi cephe hattını bi durdur sonra bakü'ye gir değil mi ? neyse nerelerdeeeen nerelere geldik...
ittihat ve terakki 1918'de kurumuş bir ağaçtır. ha ağacın kütüğünden yeni filiz çıktı türkiye oldu. yarın gene kocaman ağaç oluverir. bu işler böyle...
edit: ek olarak, enver talat ve cemal paşaları aldıkları yanlış kararlardan ötürü eleştirebilirsiniz. ancak günün sonunda hepsi ülkesine aşık vatanperver askerler ve devlet adamlarıydı.
devamını gör...
x kuşağı
1965 - 1980 arasında doğan insan grubu.
devamını gör...
sen de başarabilirsin
biz çocukken, gençken sürekli engellenirdik. yapamazsın derlerdi bize. belki biraz fazla alçakgönüllü ailelerimiz vardı. desteklerlerdi ama mantık çizgisinden hiç çıkmazlardı. mesela şarkıcı mı olmak istiyorsun, bunu ailene söylediğinde yanıt "olamazsın" olurdu. üniversitede falan da okuyamazdık istediğimiz alanı. açıklama şöyle gelirdi "tamam şarkıcı ol ama hobi olarak ol". ve bizleri somut, rasyonel alanlara yönlendirirlerdi. bu arada güçlerinin yettiğince bir müzik aleti alıp hobimizi desteklerlerdi. sanattan para kazanan ünlülerin 30 yaş ve üstü olanlarının mutlaka ayrıca bir mesleği vardır. çünkü gerçekten çok isteyenler ve bunun için kafa yorup uğraşanlar öne çıktılar, ün ve para kazandılar.
şimdilerde ise herkes her şeyi yapabilir. engelleme yok, sonuna kadar destek tam destek. madem ki herkes yapabiliyor "sen de başarabilirsin". tabii ki neden olmasın. ama bizim zamanlarımızda bizim kıstasımız bizdik, yakın çevremizdi. sınırlılığımız ailemizin maddi ve sosyal etkinliğiydi. şimdilerde ise insanlar bunlara hiç takılmadan herkes her şeye atlıyor. sen de başarabilirsin tabii ama bunun gerektirdiği çabayı, çalışmayı gösterdikten sonra. kaynaklarını gözden geçirip adım adım planlama yapmalısın. yine de gerçekleşmeyebilir ama istediğin şeyle uğraşmış olursun.
şimdilerde ise herkes her şeyi yapabilir. engelleme yok, sonuna kadar destek tam destek. madem ki herkes yapabiliyor "sen de başarabilirsin". tabii ki neden olmasın. ama bizim zamanlarımızda bizim kıstasımız bizdik, yakın çevremizdi. sınırlılığımız ailemizin maddi ve sosyal etkinliğiydi. şimdilerde ise insanlar bunlara hiç takılmadan herkes her şeye atlıyor. sen de başarabilirsin tabii ama bunun gerektirdiği çabayı, çalışmayı gösterdikten sonra. kaynaklarını gözden geçirip adım adım planlama yapmalısın. yine de gerçekleşmeyebilir ama istediğin şeyle uğraşmış olursun.
devamını gör...
sözlük aşkı
sosyal medya dedikleri yerlerde mutlu olmayan kitlenin sakin ve doğal sözlüklere olan aşkıdır.
devamını gör...
tyt birincisi genç kıza gelen yorumlar
bu kadar mal bir ülkeye fazla değil mi
devamını gör...
andımızın kaldırılma sebebi
konunun siyasi yönünden bağımsız olarak;
çocukları sıraya dizip herhangi bir şeyi bağırarak okutmanın zorunlu olması gereksizdir.
edit: tanım numaramı yapıştırıp bana hewal diyip abuk subuk yazı yazan arkadaşa ithafen; türküm ve atatürk'ün izindeyim. yani aynı takımdayız. açıkça yazmışız siyasetten bağımsız diye. gereksiz dediğim şey söyleniş şekli. andımızın içeriği değil. şekilci eğitim sistemini sizin gibi okuduğunu anlamayan, yazı yazmayı bilmeyenler çıkmasın diye eleştirdik.
çocukları sıraya dizip herhangi bir şeyi bağırarak okutmanın zorunlu olması gereksizdir.
edit: tanım numaramı yapıştırıp bana hewal diyip abuk subuk yazı yazan arkadaşa ithafen; türküm ve atatürk'ün izindeyim. yani aynı takımdayız. açıkça yazmışız siyasetten bağımsız diye. gereksiz dediğim şey söyleniş şekli. andımızın içeriği değil. şekilci eğitim sistemini sizin gibi okuduğunu anlamayan, yazı yazmayı bilmeyenler çıkmasın diye eleştirdik.
devamını gör...
ne obliviscaris
manyak progressive death metal grubu. avustralya'dan çıkmış olup şimdiye kadar yaptıkları 3 albüm bulunmaktadır. şarkılarındaki clean-growl vokal uyumları, (doğal olarak) kompleks şarkı yapıları ve keman kullanımıyla öne çıkmaktalar. her elemanı gerçekten inanılmaz yetenekli insanlar olup portal of i'daki and plague flowers the kaleidoscope şarkılarıyla sydney konservatuarında ders konusu bile olmuşlardır. ileride çok konuşulacağına inandığım bir grup kısaca.
albümleri şu şekilde:
portal of i (2012)
citadel (2014)
urn (2017)
albümleri şu şekilde:
portal of i (2012)
citadel (2014)
urn (2017)
devamını gör...
istanbul sözleşmesi kadın haklarına saygıyı getirmedi
islam'da kadına şiddet harammış, diyanetin yaptığı açıklamalar aklımda hâlâ. istanbul sözleşmesi de getirmemiş saygıyı, uygulanmadığı için getirmemiş olabilir mi? *
devamını gör...



