biz antibiyotik kullanıyoruz ama bakterilerin eli armut toplamıyor. çeşitli mekanizmalarla direnç kazanıyorlar. 2 çeşit direnç var birisi doğal direnç yani bakterinin yapısı nedeniyle bakteride en baştan beri var olan direnç birde sonradan kazanıyorlar. bu mekanizmalardan bazıları:
-bakteriye ilacı geçiren protein kanalı değiştirip geçirgenliği azaltıyorlar
-efflux pompaları var ilacı geri dışarı atıyorlar
-ılacı etkisizleştiren enzim üretiyorlar.bunun en meşhuru da beta laktamaz. beta laktam grubu antibiyotikler de en meşhur olanlar penisilinler sefalosporinler falan. bazı ilaçların kutusunda yazar +klavulanik asit veya +tazobaktam gibi işte bunlar bakterinin ürettiği beta laktamazı etkisizleştirip antibiyotiği koruyan ilaçlar. tabii buna da direnç gelişiyor maalesef.
-ılacın etki noktasını değiştiriyorlar böyle ilacın etkinliği azalıyor.

bu ilaçlar yeri geldiğinde hayati öneme sahip ilaçlar,asla gereksiz yere kullanılmamalı. birde hadi ben sıfırdan yeni bir penisilin benzeri ilaç üreteyim diye bir şey de yok. çoğunlukla var olan ilaçların moleküler yapısı değiştirilerek yeni ilaçlar çıkıyor.
akılcı kullanımın dışındaki her ilaç zehirdir zaten. hem direnç gelişiyor hem de floramız(yani içimizdeki mikroorganizmalar) bozuluyor.flora üzerine çok araştırmalar yapılan bir konu ve gerçekten çok önemli. en temel görevlerinden birisi de bizim için koruyucu bir görevi olması. flora bozulunca dışarıdan bir mikrobun gelip hastalık yapması daha kolay oluyor ya da normal florada bulunan zararsız bir mikrop flora bozulunca çok ağır hastalıklara sebep olabiliyor. birde bu ilaçların ağır yan etkileri olabiliyor sağırlıktan büyümeyi durdurmaya kadar geniş spektrumda yan etkileri var.
işin şu yönü de var tabii ben eminim antibiyotik yazmadığı için şiddete uğrayan hekimlerimiz vardır :( tabii gereksiz yere yazanları da var :(( ama insanlarda gerçekten çok görüyorum antibiyotik yazmayan hekim kötü hekim. birde bunun tam zıttı var antibiyotikler asla kullanılmamalı düşüncesine sahip insanlar var bu da çok yanlış çünkü bu ilaçlar gerçekten çok değerli. insanlık tarihinin en değerli buluşlarındandır kesinlikle.
devamını gör...

ı.
kader celladına sessiz uzat boynunu;
acıma ne kendine ne de gelecek günlerine
yalnız bir düşünceye yum gözlerini
son darbe inmeden evvel, en son anda
bir çiçek, bir kuş, bir tebessüm ol;
düşüncen kurtarsın seni senden,
bil ! biraz sonra
ebediyen senindir
senden uzak olan her şey.

ıı.
ellerini yüzümde gezdir,
sil alnımdan yorgunluğu
gözlerimin altından,
yaşamak korkusunu al.
avuçlarından çıkmış bir heykel olsun başım.
sonra sen de gözlerini kapat,
bırak, ellerin sessizce düşünsün.
düşüncende yaşamak isterim ben senin:
bir gün en yalnız saatinde,
parmak uçlarından
ve avuçlarından
gelip konuşurum seninle.

ııı.
ayrılalım,
sen annen güneşe git, nur ol;
ben toprakta dağılacağım.
bir akşamüstü
ormanı tek bir saz yapan
en son dalda
son ışık ol,
gel, beni bul.
#avareilhamlar24ocak1962
ahmet hamdi tanpınar.
devamını gör...

çocukların dünyayı keşfetmeye başladıktan sonra sordukları en kritik sorulardan biridir.
cevapları da bir o kadar kritiktir.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

stoacı romalı düşünür.

çileli ve çalkantılı bir ömür geçirmiştir. bu anekdottan yola çıkarak kendisinin stoacı olmasının zemini kolayca kurulabilir ancak amerika'yı tekrar keşfetmeye gerek duymuyorum. onun yerine, kendisinin en meşhur eseri olan epistulae morales yani ahlak mektupları'ndan birazcık bahsedeceğim.

epistulae morales'te seneca, mektup tarzında sicilya'nın procurator'u olan lucilius'a seslenir. ahlaki prensiplere göre yaşamanın prensiplerinin seneca tarafından yalın bir dille çizildiği bu mektuplar aynı zamanda irade terbiyesi yolunda ilerlemek, yaşamdan aldığı keyfi artırmak ve verimliliğini güçlendirmek isteyen kişiler için bir rehber niteliği taşımaktadır. zamanın, doğa tarafından insana hediye edilen yegane şey olduğunu ancak bu şeyin dahi kaygan, kaçıp giden bir olguya tekabül ettiğinin altını çizen seneca, geçmişin üzüntülerinden ve geleceğin kaygılarından azade olmak gerekliliğini tane tane anlatır.

iyi yaşamanın, iyiliklerin en yücesi olarak erdemliliğin tanımlandığı bu eserde seneca, lucilius aracılığı ile doğal olarak okurla konuşur ve kendisinin zayıf yönlerini ortaya koymaktan da çekinmez. genel olarak kibirden uzak, sade bir şekilde yazılmış bu mektuplar birçok insana rehberlik edebilecek tavsiyeleri içermektedir.

seneca'nın bu eserinin fevkalade bir türkçe çevirisi, türkan uzel hocamız tarafından yapılmış ve jaguar yayınları tarafından basılmıştır.

seneca ise, ahlak mektupları'nda sık sık öğütlediği gibi; ölümü sık sık tefekkür etmiş, yaşama kendisini belki de bu şekilde bağlamış ve imparatorun direktifi gereği usulca intihar ederek yaşam sahnesinden çekilmiştir. ölümünü başkalarının eline bırakmaması, yalvarmaması ve üzerine düşeni yapmasıyla seneca, felsefesini davranışlarına yansıtarak; hocaları epikuros ve sokrates'i utandırmamıştır.
devamını gör...

(bkz: yenilmezler)
devamını gör...

józef rapacki 19 mart 1871 tarihinde polonya'nın başkenti varşova'da doğmuştu. babası wincenty rapacki ve annesi józefina née hoffman birer aktördü. kardeşleri wincenty ve honorata leszczyńska da sonradan oyuncu olmuşlardı. yeğeni de ünlü oyuncu ve yönetmen jerzy leszczyński olacaktı. yani oyunculuk, ailesinde olan bir özellikti. fakat józef kendisine farklı bir alan seçti. bu yol kendisinden ''huş ağacı ve leylak fundalarının ressamı'' olarak bahsedilmesini sağlayacaktı.

14 yaşındayken realizm okulunun önde gelen isimlerinden polonyalı ressam wojciech gerson'ın verdiği bir resim kursuna kaydoldu. 1887'de, iki yıllık kursu tamamladıktan sonra ızydor jabłoński ve florian cynk gibi isimler,n rehberliğinde çalışacağı jan matejko academy of fine arts in kraków sanat akademisine gitti. 1888 yılında üniversiteden ayrıldı ve tekrar gerson ile çalışmak için varşova'ya döndü. tuval üzerine yağlı boya yapan rapacki genellikle açık hava manzaraları resmediyordu. 1889 yılında münih'e gitti. bir ressam ve heykeltıraş olan conrad fehr'ın yanında, münih güzel sanatlar akademisi'nde 2 yıl geçiren rapacki buradaki sanat stilinden bir şeyler edindi. bu etkilerin bazı eserlerinde de göründüğü söylenir.

buradaki mezuniyetinde sonra varşova'ya dönen sanatçı gezmeye devam etti. 1898 civarlarında italya'ya gitti ve oraya ait sayısız temsil yaptı. varşova'ya geri döndüğünde ödül aldı, bazı süreli yayınlar için çizimler yaptı. 20. yüzyılın başlarında ciddi bir akciğer rahatsızlığı geçiren rapacki, tıbbi sebeplerle kraków'a taşındı fakat burası da nihayi son yeri olmadı. yer değiştirmeye devam etti. 1907 yılında karısı gabriela ile birlikte olszanka'ya taşındılar ve burada bir ev inşa ettiler. bölge manzalarına odaklanan ve bilindik eserlerinin bazılarını buradan çıkaran rapacki'nin ve eşinin bu evi, dönem yazarlarının ve ressamlarının uğrak bir buluşma yeri olmuştu. birinci dünya savaşı sırasında alman işgali ile ilgili çok sayıda çizim yapan sanatçı 31 ocak 1929 tarihinde, olszanka grip kaynaklı sağlık sebeplerinden ötürü hayatını kaybetti.

son dönemde, olszanka'da yaptığı eserlerde genelde geniş çayırlar, durgun sular ve düşük güneş ışınları göze çarpar. sanatçılığı pek ala eğitim aldığı wojciech gerson'dan, münih okulu'ndan ve krakow sanat okulu'ndan etkilenmişti. bazı resimlerinde izlenimcilik (empresyonizm) görülebilirdi. manzara resimleri yanında portreleri de bulunuyordu.

merak edenler için google arts & culture sitesinde bulunan bir sergisi: google arts & culture - józef rapacki sergisi

kaynakça ve daha fazlası: wikipedia, wikipedia - lehçe, sztuka.agraart.pl,
devamını gör...

hes kodları hazırsa gelin.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

akrabalık buglarından biridir. iki tane teyzesi olanlar şayet annesi yaşıyorsa iki tane anneye sahip olmuş oluyorlar. süper gerçekten de.
devamını gör...

sözlükteki bu kaosun son bulmasını sağlayacak uber ötesi önerim.

evlenince kimse aralarına giremez, gül gibi etkinlik yapar dururlar.
devamını gör...

vurulmuşum...
dağların kuytuluk bir boğazında,
vakitlerden bir sabah namazında,
yatarım; kanlı, upuzun.

vurulmuşum;
düşüm gecelerden kara.
bir hayra yoranım çıkmaz,
canım alırlar ecelsiz,
sığdıramam kitaplara.

kirvem, hallarımı aynı böyle yaz;
rivayet sanılır belki.
gül memeler değil,
domdom kurşunu paramparça ağzımdaki.
devamını gör...


evet, aşk bizimle beraber doğar.
/

(bkz: miguel de unamuno)


gecenin sessizliğinde önceleri ürktüğüm seslerdi martılarınki. sonra sevmeyi öğrenmiştim.
kedilerin kavga ederken ağlıyor sandığım sesleri,
martıları yiyecek ararken, çığlık çığlığa kavga ediyor sandığım...
dünya ve onun sesleri kafanın, kalbinin içindeki gibi olmayabilir.
sevmeyi öğrenmez aslında insan, hatırlar.
devamını gör...

harikulade bir paulo coelho romanıdır. slovenya'nın ljubljana kentinde yaşayan, her istediğini elde edebilen, maddi yönden pek kuvvetli, fiziksel manada da pek güzel bir kadının, veronika'nın anlatıldığı kitaptır.

bir hayli hayat dersleri içerdiğinden mütevellit intihara meyilli veya bunalımda olan genç arkadaşlarımızın mutlaka okuması gereken bir kitaptır.
devamını gör...

trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. yaşarken bir röportajında ‘trafik kazası en saçma ölüm şekli’ demişliği vardır.
kaderin cilvesi.
devamını gör...

belki döner.
devamını gör...

çok kullandığım sözcük. ince düşünmekten kaynaklı sanırım aslında hem doğru hem yanlış.

yanlış kısmı: bu şekilde ince düşünen kişi olan bizleri yoruyor.

doğru kısmı ise, mesajı gören kişi müsaitse zaten kendisi arıyor.

yıl olmuş 2021 bunun mantıklımı mantıksız mı olduğunu anlamadım
devamını gör...

yaygara:önemsiz şeyleri bahane ederek bağırıp çağırmak demektir.

insanın olduğu yer yerde mutlaka bulunur bu çığırtkanlardan.istemesen de sırf sussun diye istediği şeyi verirken bulursun kendini.

rahatsız ukdesi.*
devamını gör...

gezin tozun, takılın, elleşin filan başka şeyler de yapın lakin
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

askerlik haricinde hiç silah kullanmadım da tutmadım da. o elinizde tuttuğunuz silah, gerçekten soğuk bir alet.
devamını gör...

bu nedir arkadaş ulu'da solda ne yazıyorsa alıp burada açıyorsunuz artık.
devamını gör...

sayın ılıcalı'nın açıklamasına karsılık davetimdir; buyursun, bütün parasını bana aktarsın. ben de denemiş olayım o da. bakalım olunuyor mu olunmuyor mu? ben de en az onun kadar meraklıyım bu konuda. paralarımız savaşsın isterdim elbette; ama takdir edersiniz ki ben çulsuzum. neyse, hodri meydan sayın ılıcalı!

düzeltme: bağlaç
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim