her insanın kendi aptallıkları durmadan gülebilmesi için yeterli bir kaynaktır diyen kadın.
devamını gör...

siyasetname – nizamülmülk.
bir ekonomik tetikçinin itirafları-john perkins
devamını gör...

yaş almak iletişim kurmak ile ters orantılı olduğundan, zaman geçtikçe zorlaşan/zorlaşacak durum.

o yüzden, temelleri iyi veya sağlam atılmışsa en bozulmayacak olan arkadaşlık; çocukluk, gençlik, lise vs olandır.

eskiler "bazı şeylerin değeri sonra anlaşılıyor" derdi, bu da onlardan biriymiş meğer.
devamını gör...

(korku ve titreme) soren kierkegaard'ın en ünlü eseridir. kierkegaard estetik, etik ve iman kavramlarını ishak ve ibrahim'in hikayesi üzerinden yorumlar. ibrahim oğlunu kurban ederken absurdün inayetine ve oğlunun bir şekilde ölmeyeceğine inanır. bu imanın gücüdür. etikle çeliştiği ve imanın özünde paradoksal bir yapısı olduğu bu şekilde ifade edilir. dinsel öğeler, dini yerler ve mitler insanlarda ürpermeye ve titremeye sebep olur. bunun esas nedeninin kutsala duyulan korku olduğu ileri sürülür. kierkegaard için tanrıya inanmak basit bir karar değildir hatta karanlığa adım atmayı gerektirir ve inanca dayanarak karar almak ne yapmamız gerektiğini söyleyen geleneksel etiğe ters düşebilir. bunu sıçrayış olarak nitelendirir. imandaki paradoksu bu şekilde açıklar. öyle bir paradoks ki cinayeti tanrıyı memnun eden kutsal bir eyleme dönüştürüyor yine aynı paradoks hiç bir düşüncenin kavrayamayacağı şekilde ibrahime oğlunu geri veriyor ve imanın başladığı yerde düşünme biter diyor kierkegaard. bu şekilde toplumsal görevlerin bazen en yüksek değerde olmadığını ifade ediyor ( bir babanın oğlunu koruması), tanrıya iman etmesi bazen bütün görevlerin üstüne çıkar ve insan etiği artık anlamını kaybeder. kierkegaard'ın üç aşamalı varoluş anlayışını ( etik, estetik, dinsel varoluş) adım adım takip edebileceğimiz okuması keyifli felsefe metni.

- ishakı boğazından yakalayıp yere fırlattı ve ona şöyle dedi: " aptal çocuk, senin baban ben miyim sanıyorsun? ben bir putperestim. bu tanrının emri mi sanıyorsun? hayır , bu benim arzum." ishak titreyip dehşet içinde yalvardı. : " ey yüce rabbim, bana merhamet et. ibrahim'in rabbi, bana merhamet et. eğer yeryüzünde bir babam yoksa sen benim babam ol!" ve ibrahim kendine fısıltıyla şöyle söyledi: " ey yüce rabbim, sana şükürler olsun. sana olan imanını yitireceğine benim bir canavar olduğuma inansın, böylesi onun için daha hayırlı." sy 21

- ama herkes kendi yolunca ve sevdiğinin büyüklüğünce büyüktü. çünkü kendini seven, kendisi kadar büyüktü ve diğerlerini seven, herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama herkes bekleyişi kadar büyüktü. biri olabilecek olanı beklediği için, diğeri ebedi olanı beklediği için büyüktü; oysa imkansızı bekleyen herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama hepsi mücadele ettiği şeyin büyüklüğü kadar büyüktü. sy 26

- bir insan bu vaizin ortaya koyduğu çelişkiyi nasıl açıklar? bu çelişkinin kökeni, ibrahim'ın yaptığı her şeyi şanlı kılan bir " büyük adam" olma icazetinin bulunması ve aynı şeyi bir başka yaptığında bunun günah, iğrenç bir günah sayılması mıdır? bu durumda ben böylesine pervasız bir övgüye katılmaz istemezdim. eğer iman kişinin oğlunu katletmesini mübarek kılmıyorsa, bırakın aynı mahkumiyet kararı, herkese olduğu gibi, ibrahim'e de çıkarılsın. eğer kişinin, bir düşünceyi başından sonuna dek taşıyacak ve ibrahim'in bir katil olduğunu söyleyecek cesareti yoksa, hak edilmiş övgüler üzerinde zaman yitireceğine bu cesareti bir an evvel kazanması daha yeğdir. ibrahim'in yaptığının ahlaki ifadesi şudur: o ishak'ı katledecekti. dini ifadesi ise şudur: o ishak'ı kurban edecekti. sy 41

- ibrahim hiçir durumda trajik bir kahraman değildir, bambaşka biridir, ya bir katildir ya bir mümin. sy 77

- imandaki paradoks budur, birey, evrenselden yücedir; birey (şimdilerde pek seyrek duyulan dogmatik bir ayrımı anımsayacak olursak) evrenselle ilişkisini mutlak olanla ilişkisine göre belirler, mutlakla ilişkisini evrenselle ilişkisine göre değil. paradoks, tanrıya karşı mutlak görev vardır diyerek de ifade edilebilir; çünkü bu görev ilişkisinde kişi birey olarak mutlakla mutlak ilişkidedir. böylece, bu ilişkide, tanrıyı sevmenin bir görev olduğu söylendiğinde, daha önce söylenenlerden farklı bir şey söylenmiş olur; çünkü bu görev mutlak ise, etik olan, bir görelilik konumuna indirgenmiş demektir. böyle olması etik olanın ortadan kaldırılmasını gerektirmez gerçi; fakat tamamen farklı bir ifade, paradoksal bir ifade kazanır - öyle ki örneğin, tanrı sevgisi iman erinin komşu sevgisine, etik açıdan görevinin gerektirdiği ifadeye zıt bir ifade vermesine sebep olabilir. sy 94

- sessizliği, hiçbir şekilde ishak'ı kurtarmak niyeti taşımıyordu, ve onun, ishak'ı kendi adına ve tanrı uğruna kurban etme görevi, estetiğe bir saldırıdır; çünkü estetik gayet iyi anlamıştır ki kendimi kurban edebilirim ama kendi uğruma başkasını kurban edemem. estetik kahraman sessizdir. oysa etik onu mahkum eder, çünkü estetik kahraman, kazara oluşan tikelliği nedeniyle sessizdir. sessiz kalmasını karara bağlayan şey, onun insanı önsezisidir. bu etiğin bağışlayacağı bir şey değildir, bu türden insanı seziler birer yanılsamadır sadece; etik sonsuz bir hamle gerektirir, açığa vurma gerektirir. o halde estetik kahraman konuşabilir, fakat konuşmaz. sy 148

- her şeyi söyleyebilir ama bir şeyi söyleyemez, yani başka birinin anlayabileceği şekilde söyleyemez, demek ki ibrahim konuşmamaktadır. konuşmadaki ferahlık, konuşmanın beni evrenselin diline çevirmesidir. ibrahim ishak'ı nasıl sevdiğini, bir dilin sahip olduğu en güzel ifadelerle anlatabilir. ama yüreğindeki sözler bunlar değil, onu kurban edeceğinin - çünkü bu bir sınamadır- derin düşüncesidir. bunun bir sınama olduğunu hiç kimse anlayamaz, bu yüzden ishak'ı kurban etme eylemini herkes sadece yanlış anlayabilir. sy 149
devamını gör...

hümeyra; hümüş, hümük.
devamını gör...

irfan değirmenci çok doğru bir şey söyledi bu konuda "diğer ülkelere karşı onurumuzu ve güvenilirliğimizi zedelediler. şimdi onlar yüzünden bizim de pasaportlarımıza iki kez bakacaklar ya kalırlarsa diye."
devamını gör...

angaralı yemini.
devamını gör...

ıçimizden birisi olan dışımızdaki irlandalı ile radyo programı.*

beklemedeyiz efenim.
devamını gör...

kaale alınan çağrıdır.

bütün yazarlarımız bilsin ki, kaliteyi korumak ile alakalı arka tarafta çok ciddi münazaralar yapmaktayız.
bu konuda olabildiğince ısrarlı ve kararlıyız.
ancak herkes de takdir etmelidir ki düzen 24 saatte sağlanmaz.


moderasyon ekibimiz zaman zaman, henüz 1 aylık bir sözlük olmamızın bir takım dezavantajlarını yaşıyor olabilirler.
ancak benim kendilerine güvenim sonsuzdur.

lütfen sizlerin de kuşkusu olmasın.
devamını gör...

ülkemizin adaletsizlik içeren uygulamalarından birisidir. sonra neden bu ülkenin gençleri yurt dışına gitmek, orada yaşamak istiyor diyorlar. böyle adaletsiz uygulamalar yüzünden kendi gençlerinizi kaçırıyorsunuz ülkeden.
devamını gör...

ergin günçe'nin türkiye kadar bir çiçek şiir koleksiyonunda bulunan oldukça güzel bir şiir. kendi adıma ergin günçe şiirleri ile aram yoktur, pek okuduğum söylenemez ama ne zaman bu şiire denk geldim o zamandan beri faşizm denildiği zaman çocuk faşizmi yanağında tanır cümlesi kafamın içinde dönüp duruyor çünkü faşizm; aksi, çatık kaşlı bir babanın haksız yere yüze inen tokadı gibidir ama günçe'nin dediği gibi bunu okullarda öğretmezler.


faşizmi çocuklar da anlayabilir
dayak yemektir serseri bir babadan
karanlık odaya kapatılmaktır
hakkını istemekte direttiğin zaman

üvey ana, yarı güleç öksüze
sabunlu eliyle tokadı yapıştırır
henüz yaslıdır çocuk, henüz dayanıksızdır
yıldırmaktır amaç, esir etmektir
çocuk faşizmi yanağında tanır

onlar niçin böyle çirkin olurlar
bir tek güzel faşist yaşamamıştır
anlamlı sorulardır bunlar çocuklar size
okullar bu dersi öğretmiyorlar

nerde bir kuvvet birikmişse haksız
nerde bir zartzurt ya da carcurt
nerde elimizden kapılmışsa ekmek
sınıfta, sokakta, evde, çarşıda
işte çocuklar faşizm ordadır

hepimiz el ele tutuşmalıyız
korkmadan yürümek için gecenin ötesine
güneş nasıl olsa doğacaktır
horozlar ötmeye başlar başlamaz
devamını gör...

"brainy is the new sexy" sözünün sahibi kadın.
devamını gör...

karikatürlere de konu olmuştur.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


seninle ilgilenen biriyle birlikte ol. komik ya da sevimli olduğunu düşünen birini kastetmiyorum. seninle ilgili her önemsiz ayrıntıyı bilmek isteyen birini kastediyorum. yazdığın her kelimeyi okumak isteyen biri. en sevdiğiniz şarkının her notasını duymak ve en sevdiğiniz filmin her sahnesini izlemek isteyen biri. vücudundaki her yarayı bulmak ve her birinin nereden geldiğini öğrenmek isteyen biri. cazibe ile ilgi arasında fark vardır. kim olduğunun her yönünü öğrenmek isteyen kişiyle ol. . .
otto kernberg
devamını gör...

büyük ihtimalle en görülmek istediğin insan tarafindan yok sayılırsın,bazılarımızda cocukluktan başlar baban görsün istersin,görmez. okulda en sevdiğin ögretmen görmez,büyürsün çok kıymet verdiğin dostum dediğin insanlar menfaati bitince görmez. ışin özeti hepimiz bir zaman bir yerlerde yok sayıldık. ve görülmek isteyen insanlari da yok saydik. ama eninde sonunda her çiçek uygun toprakta açar,büyür,renklenir. toprağinizi bulunca kaybetmeyin ve yok sayildiginizi hissettiginiz yerde var olmaya calısmayin. yok sayilmaktan daha çok yorani var olma çabası olur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çikolata ambalajı. beni gören çocukların yüzü gülerdi fena mı?
devamını gör...

son zamanlarda dinlediğim en iyi grup. ''kötü zamanlar'' şarkıları favorimdir.
devamını gör...

en sevdiğim şairdir kendisi. farklı bir kafaya sahip, nedense kendimi yakın hissediyorum ümit yaşar'a.


insan bir kere ölüyor ne fena
bu düzeni değiştirmeli
bir kere yaşamalı; çok çok ölmeli
en büyük kederler bizim için
bizim için karşılıksız sevgiler
kör kuyular, çıkmaz sokaklar bizim için
dünyaya nasıl gelmişiz sormayın
saygı değer annelerimiz incinmesin
her yerim ayrı ayrı ölmeli
yoksa ölüm yok bana dünyada
bir kurşun beynime girsin
bir bıçak kalbime saplansın
kızgın bir demir dağlasın gözlerimi
sonra gelsin bir manga asker
sert bir komut; bir yaylım ateş
bırak kim bağlarsa bağlasın gözlerimi.
çok düşündüm bilek damarlarımı kesmeyi
rönesans öncesi devirlerden kalma zehir içmeyi
ve düşmeyi yüksek kulelerden mermerler üstüne
ayaklarıma taş bağlayıp denizler altında ölmeyi
yine de ölmedim görüyorsun, ölmedim
o asağılık hesaplar, küçük korkular bırakmadı beni
belki de sen bırakmadın, bilmiyorum
bıraksaydın çoktan unutmuş olacaktın
halbuki şimdi benden kaçman da zor
anlıyorum beni sevmen de zor
dedim ya bir yere kadar yaşamak güzel
ama bir yerde ölüm güzel oluyor.
devamını gör...

çoğu zaman gerçekleştirdiğim eylem ama ne yazık ki odama gelince bu durum tam tersi oluyor. çıkarttığım elbiseyi olduğu gibi atıyorum. bu da insanlara saygım var ama kendime saygım yok galiba diye düşündürmüyor değil.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim