kararsız, yani büyük kütle numaralı atomların, daha kararlı çekirdeklere sahip olabilmek için yaptıkları radyoaktif bozunma.

bu ışıma türüne çoğunlukla proton sayısı 83'ten fazla olan atomlarda rastlanır. çekirdekten bir alfa parçacığı, yani +2 yüklü bir helyum iyonu fırlatılması olayıdır. bunun sonucunda söz konusu atomun kütle numarası 4 azalırken, atom numarası da 2 azalır.

alfa ışımalarında yayılan alfa parçacıkları düşük hızlıdır. havada yalnızca birkaç santimetre ilerleyebilirler. bu ışınım, bir kâğıt parçası ile dahi durdurulabilir, yani girişim yeteneği son derece düşüktür. eğer parçacıklar bir elektrik alanı içerisine girerlerse, pozitif yüklü oldukları için negatif kutuplara doğru sapma gösterirler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir regular show rigby rozeti getirtemedik arkadaş. napsın bu çocuk gidip cimere bimer’e mi yazsın rozet istiyoz diye daha ne yapsın yani.
devamını gör...

herkesi aynı anda mutlu etmeye çalışan ve beklentileri karşılamayı misyon haline getiren insanlardır. insanları olduğu gibi kabul etmeye çalışırken kimsenin onu olduğu gibi kabul edemediği insanlardır. benimdir.
devamını gör...

antidemokratik uygulamadır.
devamını gör...

öncelikle şunu belirteyim, akademi ödülleri denen şeyin tarihte gelmiş geçmiş en büyük mıçmasıdır. sadece üç dalda oscara aday gösterilmiş, hiçbirini alamamış, kıymeti o zamanlar bilinmemiş ama seneler geçtikçe güzel yaşlanan bir film olmuştur. tıpkı yıllandıkça tadı ve değeri artan bir şarap gibidir. bu nedenle ilk kez seyreden yeni nesillerin bile gönlünde taht kurmuştur. reginald rose' un aynı isimli oyunundan gene kendisi tarafından senaryolaştırılmış 1957 yapımı film olup yönetmeni sinemanın ustalarından sidney lumet tir. (bkz: kült film)

film çok düşük bir bütçe ve bunun getirdiği zorluklarla çekilmiş olmasına rağmen güzel değil çok güzel bir film nasıl yapılırın en güzel örneklerinden biridir belki en iyi örneğidir. bu konuda to kill a mockingbird ile yarışır ama bariz biçimde 12 engri men daha üstündür.*

filmin herşeyini geçin şu sübliminal mesajlar bile nasıl bir şey olduğunu anlamanıza yarar:
- herkes siyah elbiseliyken yalnızca bir jüri üyesinin beyaz takım elbise giymesi ( ki bu jüri no 8 i oynayan henry fonda, yani en başta ayak direyen tek kişi),
- jüri odasındayken baştan beri vantilatörün çalışmadığına karar verip, aslında lambaya bağlı olduğu için çalışmadığını tesadüfen öğrenmeleri ve “önyargıları” sebebiyle uzun süre boyunca sıcakta bunalmaları,
- jüriyi boğan sıcak havanın olaylar biraz çözülmeye başlayınca serinleyerek yağmura dönmesi, bu ve bunun gibi hatırlayamadığım bir sürü konu.

film üç dalda 1957 akademi ödüllerine aday olmuş ve üçünde de o sene en iyi film akademi ödülünü alacak olan the bridge on the river kwai filmine kaybetmiş. bu üç adaylık en iyi film akademi ödülü, en iyi yönetmen akademi ödülü ve en iyi uyarlama senaryo akademi ödülü. tamam kwai köprüsü iyi filmdir ama bununla kıyaslanacak bir film değildir.

filmde en başta hayır oyu veren tek kişi olan jüri no 8 i oynayan henry fonda' nın en son ikna ettiği adam olan jüri no 3 ü oynayan lee j. cobb da müthiş bir oyunculuk çıkartıyor.

filmin siyah beyaz olan görüntüleri ve çekim teknikleri de anlatılasıdır:
- filmin başlangıcında, kameraların tümü göz seviyesinin üzerine yerleştirilmiş ve nesneler arasında daha büyük bir mesafe görünümü vermek için kamera geniş açılı lenslerle çekim yapmaktadır.

- film ilerledikçe kameralar göz hizasından çekim yapar.

- filmin sonuna doğru neredeyse tamamı göz seviyesinin altında, yakın çekimde ve klostrofobi hissini artırmak için telefoto lenslerle çekim yapılmıştır.

- filmin sonunda mahkeme binasından çıkarken gene tepeden geniş açı ile çekim yapılarak özgürlük hissi vurgulanmıştır.

yönetmen sidney lumet, oyuncuların hepsini aynı odaya birkaç saatliğine kapatmış ve burada prova yapmalarını sağlayarak bir odaya kapatılmanın nasıl bir şey olacağını anlamalarını istemiş, bu da doğal olarak filmdeki performanslarının doğal gözükmesini sağlamış.

film gişede beklenen ilgiyi görememiş (yuh ki yuh). bu yüzden henry fonda filmin karından alacağı parayı alamamıştır. buna rağmen fonda kariyerinde bu filmi en iyi üç filmi arasına koyar. diğer ikisi the grapes of wrath (1940) ve the ox-bow incident (1942).

bu film genellikle işletme okullarında ve atölyelerinde (workshop) ve hukuk fakültelerinde ; ekip dinamiklerini ve fikir ayrılıklarını çözme tekniklerini göstermek için kullanılır.

henry fonda kendisini filmlerinde izlemekten hoşlanmadığı için film yayınlanmadan önce tamamını izlememiş. ancak, izlediği kadar olanı için gitmeden önce yönetmen sidney lumet'e "sidney, bu muhteşem" demiştir.

filmde zanlı olan gencin etnik kökeni belirtilmemektedir. tek gerçek olan kuzey amerika kökenli olmadığıdır. filmde bu şekilde ırkçı bir yaklaşım sergilenmesi sağlanılmış. (bana italyan asıllı veya hispanik gibi gelir her seferinde). gerçek adı john savoca dır ve filmde çok az gözükür. gerçek hayattada kim olduğu hakkında internette pek bir bilgi yok. zaten tek filmde oynamış, sonra medyanın önüne hiç çıkmamıştır.

filmde oynayan 12 jüriden en son hayatta kalanı olan jüri no 5 jack klugman 24.12.2012 de ölmüş. hepsi öbür dünyada jürinin karşısına çıkacak duruma gelmiş anlayacağınız.

filmin üç dakikası dışında tamamı yaklaşık 5 metreye 7 metre gibi olan jüri odası içinde çekilmiştir. tek mekanda geçen filmler arasında müstesna bir yerdedir.

dağıtıcı firma united artists henry fonda'dan bu filme yapımcı olmasını istemiş, böylece fonda filmin hem oyuncusu hem de yapımcısı olmuştur. ancak bir daha asla bir filme yapımcılık yapmamaya karar vermiş.

film boyunca oniki jüri üyesinden sadece ikisinin adı bellidir. jüri no 8 mr. davis, jüri no 9 mr. mccardle. bunun dışındakilerin isimleri bilinmez.

filmin sosyal psikolojik incelemesini ise buradan okuyabilirsiniz.
devamını gör...

kişisel gelişim* kitapları; neymiş ben harikaymışım da kendime haksızlık etmemeliymişim de başarmaya inanmalıymışım falan* beni methetme kardeşim diyebileceğimiz, safsatadan ibaret kitaplardır. bu kitapları okuyup bir yerlere gelen birileri de muhtemelen yoktur. öyle diyen varsa da yalan söylüyordur. milleti gaza getirmek için yazılır bu kitaplar. zaten bu tarz kitapları yazan kişilerin de bunları yazmak ve seminer vermek dışında pek bir olayı yoktur.
devamını gör...

diğer adı "çütre" dir. çok tatlı bir görüntüsü vardır ama sakın ola buna kanmayın. çenesi parmağınızı koparabilecek kadar güçlüdür.
devamını gör...

türk erkeğinin korkulu rüyası. halbuki bir kadın sadece üremek için seks yapmalıdır. onun dışında kalan zamanlarda kocişinin zevkine hizmet etmelidir, ancak kendisi asla ve asla bu işten zevk almamalıdır.
devamını gör...

türkiye'nin en kalabalık şehri* olan istanbul her geçen gün artan nüfusuyla beraber doğal ortamı tahrip edilmektedir. hızlı nüfusun artışı sanayileşme ve konut yapımını hızlandırdığı için ormanlık bölgeler tahrip edilerek yerleşime ve fabrikalara açılmaya başlanmıştır. istanbul'un kuzeyinin 1984 yılından 2020 yılına kadar değişimlerini haritalardan görebiliriz.

1984 yılında istanbul;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2020 yılında istanbul;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bireylerin özellikle kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine yüksek puan verme eğilimlerini anlatan bir gözlemdir. bu etki astroloji, grafoloji, falcılık ve kişilik testlerinin bazı türleri gibi yaygın olarak kabul görmüş inanış ve uygulamalar için kısmen açıklama getirmektedir.

bununla ilgili ve daha genel bir etki ise kişisel onaylamadır. kişisel onaylama birbiriyle alakası olmayan ya da tamamıyla rastlantısal olan iki olay, bir inanış, beklenti ya da hipotez bir ilişkilendirmeye ihtiyaç duyduğundan dolayı ilişkiliymiş gibi algılanması durumudur. bundan dolayı insanlar kendi kişiliklerini algılayışlarıyla, burçlarının gösterdikleri arasında ilişki kurmaya yatkındırlar.
devamını gör...

7. yüzyılda inşa edilen cheomseongdae gözlemevi, asya'nın ayakta kalan en eski gözlemevidir. kraliçe seon-deok hükümdarlığında (632-647) inşa edilmiş ve hava tahminlerinde bulunmak amacıyla yıldızları gözetlemek için kullanılmıştır. bu taştan yapıt düz çizgilerin ve kıvrımların güzel bir kombinasyonudur. 9.17m yükseklikte olup zemin taşı her iki tarafta da 5.35m’dir.

buradan
devamını gör...

geçenlerde de sapyoseksüelim demişti.
devamını gör...

en sevdiğim başlık.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
(tematik)

anneannem mavişimi istisnasiz hergün özlerim.
o benim geç bulup erken kaybettiğim annemdi.( anne sevgisini annemde hic yaşamadım desem yeridir.) anneannem çok sert bir kadındı, yüzü hiç gülmez beton bir duvar kadar güleçti diyeyim siz anlayın. çocukları bile bir metre uzağında dururdu etrafına adeta görünmez bir duvar örmüş gibiydi.
babaannemin hastalığının başlangıcında, sülaledeki hic kimse dedeme tahammul edemeyeceği icin köye gitmek istemedi. 13 yaşındayken bir yıl okulumu dondurup köyde kalmıştım. babamın babası olan dedemin baskısı ve nice zorluk içinde geçen günlerden birinde çok dolmuştu yüreğim, bir soluk alırım belki diye anneannemlere gittim. sırtı kapiya dönük hali tezgahında halı dokuyordu. elindeki bir kiloluk hali tarağıni güm güm indirirken halıya ,kafama vurma ihtimalini göze alıp birden sarıldım arkasından. sımsıkı yumdum gözlerimi, kafama indirecegi tarağı bekledim. nefesim kesildi o an...
- "gel yanıma otur, halı dokumayı belleteyim" dedi.
sesizce yanina oturdum tezgahtaki halıda bana önceleri bir karış, sonra iki karış yer açtı. kalbinin kapılarını açar gibi...

sonrası öyle güzeldi ki, tüm kedere karşı artik benim de sığınacağım bir annem vardı. bildiği ne varsa yillar icerisinde bana öğretti. yaz tatillerim hızlandırılmış bir kurs gibiydi. kah kepçeyi kafama indirdi, kah oklavayı geçirdi. bir kere bile canımı acıtmak icin vurmadığından hic canımı yakmadı. cok sey yaşadık yaz tatillerinde, o suratsız kadin benimle yaşıt gibiydi. neşesi şakası bambaşka biriydi benimleyken...
yıllar içerisinde bize en koyan dönem , benim istanbul'a dönüş haftam olurdu. kendimizi deli gibi işe verirdik. sanki o günü unutmak ister gibi...
o gün gelip çatınca, 5 kızi gelin olurken, 4 oğlu askere giderken ağlamayan anneannem arkamdan hüngür hüngür ağlardı. en son seferde dizlerinin bağı çözülüp ceviz ağacına yaslanıp ağladığı o hali gözümün önünden gitmiyor.
4 yıl evvel onu kaybettim. o gün bugündür köye gidemiyorum. ben köye gelir gelmez saat kac olursa olsun bahçe duvarından mavi mavi bakıp " gıvırcık guzuuuum."diye fısıltıyla seslenip yanina gelince koklaya koklaya bir kere öpünce " hadi ebengil görmesin kızarlar belki, hadi git işlerini gör. sonra deden kızar kötülük eder" diyen kimsem olmayacak.
bu şarkıyı her dinleyişimde o yörük halıları beni anneannemle geçen günlerimize sürükler. koca ömründe evlâdı bile ondaki sıcaklığı çıkarıp, kollarına sarmaya zahmet etmedigi muhteşem kadın.
yırtıldık kağıt gibi ortadan...
devamını gör...

resmi gazete'de yayımlanan cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile boğaziçi üniversitesi'ne hukuk fakültesi ve iletişim fakültesi kurulması.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

iletişim fakültesi tamam ama hukuk fakültesine hiç gerek yoktu bence. zira elini sallasan hukuk fakültesi öğrencisine değiyor.

kaynak: tr.sputniknews.com/turkiye/...
devamını gör...

değerlere bakalım;
itaat, kadının kocasına karşı vazifelerinden en birincisi (allah’ın emirleri doğrultusunda) itaattir.

bir de hadis verelim;
“kadınların en hayırlısı, baktığında seni mutlu eden, emrettiğinde itaat eden ve olmadığın zaman namusunu ve malını gözetendir.” (taberani, ibn-i mace)

bu örnekler çoktur ama bir parça aklı olana bi bile çoktur.
devamını gör...

burdur'un gölhisar ilçesindeki "gladyatörler şehri" olarak da bilinen kibyra antik kenti, devasa anıtsal yapıları ile dikkat çekiyor.

kentte 30 bini aşkın piyade ve 2 binin üzerinde atlı askeri birliği ile türkiye'deki antik döneme ilişkin gladyatör frizleri bulunur. meclis binası 3 bin 600 kişi kapasitesiyle antik çağ anadolu’sunun en görkemli eserlerindendir. meclis binasının tam merkezinde bulunan kırmızı, yeşil ve beyaz mermerden yapılmış, yılanlardan oluşan saçları ve insanları taşa çeviren bakışlarıyla medusa mozaiği anadolu’da tektir. roma mimari geleneği ile yapılmış 10 bin kişilik stadyumu, roma hamamı, agoraları, 9 bin kişilik devasa tiyatrosu, yer altı oda mezarları ile 2016 yılında kibyra unesco dünya mirası geçici listesine girmişti.
kibyra antik kenti'nde kazı çalışmalarında tanrı asklepios'un - sağlık tanrısı heykelciği ve tanrı serapis'in - mısır kökenli tanrı büstü bulunduğu haberi geldi. kaynak
devamını gör...

leyleklerin bebek getirdiği.
devamını gör...

korku-bilim kurgu ustası japon mangaka.
çizim tarzının orjinalliğinin yanında hikayeleri ve hikayelerini işleyiş biçimiyle de diğer mangakalardan ayrılan bir deha kendisi.
eserleriyle sizi alır uçurur içinde yaşatır.
uzumaki'yi okurken korkudan yerimde duramadığımı, etrafıma bakındığımı hatırlarım.
epey bir eseri türkçeye çevrildi devamını da sabırsızlıkla bekliyoruz...

ben çizim tarzı ve hikayeleriyle kendisine galip tekin'in japon versiyonu diyorum.

devamını gör...

hakan günday romanıdır. yeraltı edebiyatı örneklerindendir. herkesin okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünmüyorum. (bkz: her yiğidin harcı değil)
--- alıntı ---

aslında ne, kim, nasıl, neden sorularından artakalan, dünyanın dibindeki pisliğin içinden gelip yeryüzüne çıkmış, kendine satıcı arayan bağımlı gibi dolanan soru var aklında:
"ne fark eder?"
"hiçbir şey!" diyorsun. yeniden uyumak için gözlerini kapatırken.

--- alıntı ---
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim