sevgilisi olmayan bireylerin yaptıkları
normal insanlar gibi yaşarlar. çünkü onlar da normal birer insandırlar.
devamını gör...
shakespeare'in sevilen sözleri
"şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. en tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, aynı tat isteği, iştahı köreltir."*
romeo and juliet - ii. perde vi. sahne ( friar lawrence tarafından)*
romeo and juliet - ii. perde vi. sahne ( friar lawrence tarafından)*
devamını gör...
renkli mahlasın çok pahalı olduğu gerçeği
hem pahalı hemde online listesinde xenon far yakan araba gibi gözüküyor.
meraklısı için hoş olabilir neyse.
meraklısı için hoş olabilir neyse.
devamını gör...
gülümsemek
bir de gözler, gözlerinizin içinin gülmesiyle, eşlik ediyorsa en güzelidir.
devamını gör...
politik doğruculuk
çok abartıldığında amacından sapan durum. (bkz: social justice warrior)
star wars'a siyahi stroomtroper koymanın, yüzüklerin efendisi dizisinde asyalı, siyahi oyuncu seçiminin ne mantığı var?
star wars'a siyahi stroomtroper koymanın, yüzüklerin efendisi dizisinde asyalı, siyahi oyuncu seçiminin ne mantığı var?
devamını gör...
kendini geliştirip eski sevgilinin karşısına çıkmak
okulu sayemde bitirmiş, zorlamamla işe girmiş, tüm kültür etkinliklerine tarafımca alıştırılmış olan er kişisi;
geçen yıl gelmiş karşıma da bana vitrin gösterisi yaptı.
helal hoş olsun, hakediyordu tüm desteklerimi. ama benimle karşılaşmasa babasının kanatlarından çıkıp da ne okul bitirebilirdi ne vizyon sahibi olabilirdi. en azından bana hava basmasa iyiydi..
geçen yıl gelmiş karşıma da bana vitrin gösterisi yaptı.
helal hoş olsun, hakediyordu tüm desteklerimi. ama benimle karşılaşmasa babasının kanatlarından çıkıp da ne okul bitirebilirdi ne vizyon sahibi olabilirdi. en azından bana hava basmasa iyiydi..
devamını gör...
mecburiyet
"içinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin."
bir çırpıda okunabilecek, kitap bittikten sonra ise etkisini benliğinizde uzun süre hissedebileceğiniz bir stefan zweig eseridir mecburiyet. zweig kitabın ismini "firari" koyacakken son anda "mecburiyet" olarak değiştirmiştir. bu kitap bizleri ferdinand adında bir ressamla tanıştırıyor. ferdinand, karısı ile beraber savaştan kaçıp isviçre'ye yerleşmiş olan bir ressamdır. ülkesi adına savaştan kaçtığı için hep içinde bir yerlerde acaba aynı durumla tekrar karşı karşıya kalır mıyım korkusu yatmaktadır. ve nitekim bu korkusu gerçek olur ve ülkesinden kendisine bir tebligat gelir. ferdinand ülkesi adına savaşmaya çağrılmaktadır. çok zor bir seçim yapmak zorundadır: özgürlük mü? sorumluluk mu? eşi onun kesinlikle savaşa katılmaması gerektiğini düşünmektedir. ferdinand da bu görüşe katılmaktadır lakin içini kemiren bir vicdan hesaplaşması yaşamaktadır. bu içsel hesaplaşmayı, karar verme sürecini stefan zweig çok başarılı bir şekilde yansıtmaktadır okuyucuya. adeta o kararı ferdinand değil de biz verecekmişiz gibi. zaten onu da bu denli büyük bir yazar yapan özelliklerinden birisi de bu harika psikolojik tahlilleri değil midir? zweig aslında bu eserinde kendinden de bahsetmiştir bir anlamda. kendisi de savaş karşıtı olan zweig, bu eserinde aslında hüzünlü bir hikayeye değil de acıklı ve oldukça zor bir sorgulamaya davet etmiştir bizleri.
ferdinand "bunu yapmak istemezdim ama mecburum." der. eşi paula ise neden mecbur olduğunu sorgulamaktadır. ve ferdinand'a, "dürüst ol, vatanın hayatın kadar önemli mi senin için? soylu hükümdarlara bile kalmayan bir taşrayı resim yaptığın sağ elin kadar seviyor musun?" diye sorar. aslında bu cümleler mecburiyetin, vatanın ve savaşın sorgulamasını yaptırıyor bizlere. bize vatan neresidir diye soruyor.
elli sayfalık incecik bir kitap olan mecburiyet, aslında kendimize soramadığımız, insanlık olarak üzerine düşünmediğimiz bir konuda, derin bir sorgulamaya itiyor. kitap bittikten sonra dahi, içimizde bir yerlerde devam ediyor adeta.
bir çırpıda okunabilecek, kitap bittikten sonra ise etkisini benliğinizde uzun süre hissedebileceğiniz bir stefan zweig eseridir mecburiyet. zweig kitabın ismini "firari" koyacakken son anda "mecburiyet" olarak değiştirmiştir. bu kitap bizleri ferdinand adında bir ressamla tanıştırıyor. ferdinand, karısı ile beraber savaştan kaçıp isviçre'ye yerleşmiş olan bir ressamdır. ülkesi adına savaştan kaçtığı için hep içinde bir yerlerde acaba aynı durumla tekrar karşı karşıya kalır mıyım korkusu yatmaktadır. ve nitekim bu korkusu gerçek olur ve ülkesinden kendisine bir tebligat gelir. ferdinand ülkesi adına savaşmaya çağrılmaktadır. çok zor bir seçim yapmak zorundadır: özgürlük mü? sorumluluk mu? eşi onun kesinlikle savaşa katılmaması gerektiğini düşünmektedir. ferdinand da bu görüşe katılmaktadır lakin içini kemiren bir vicdan hesaplaşması yaşamaktadır. bu içsel hesaplaşmayı, karar verme sürecini stefan zweig çok başarılı bir şekilde yansıtmaktadır okuyucuya. adeta o kararı ferdinand değil de biz verecekmişiz gibi. zaten onu da bu denli büyük bir yazar yapan özelliklerinden birisi de bu harika psikolojik tahlilleri değil midir? zweig aslında bu eserinde kendinden de bahsetmiştir bir anlamda. kendisi de savaş karşıtı olan zweig, bu eserinde aslında hüzünlü bir hikayeye değil de acıklı ve oldukça zor bir sorgulamaya davet etmiştir bizleri.
ferdinand "bunu yapmak istemezdim ama mecburum." der. eşi paula ise neden mecbur olduğunu sorgulamaktadır. ve ferdinand'a, "dürüst ol, vatanın hayatın kadar önemli mi senin için? soylu hükümdarlara bile kalmayan bir taşrayı resim yaptığın sağ elin kadar seviyor musun?" diye sorar. aslında bu cümleler mecburiyetin, vatanın ve savaşın sorgulamasını yaptırıyor bizlere. bize vatan neresidir diye soruyor.
elli sayfalık incecik bir kitap olan mecburiyet, aslında kendimize soramadığımız, insanlık olarak üzerine düşünmediğimiz bir konuda, derin bir sorgulamaya itiyor. kitap bittikten sonra dahi, içimizde bir yerlerde devam ediyor adeta.
devamını gör...
kısa boylu erkeklerin agresif olması
bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. aşağılık kompleksinin sonuçlarındandır.
salıverin küçük enişteyi
kendimin de içinde bulunduğum güruhtur.
salıverin küçük enişteyi
kendimin de içinde bulunduğum güruhtur.
devamını gör...
çay vs kahve
yerine ve zamanına göre değişir. benim için kalabalıkken uzun uzun çayla olan muhabbetin tadından yenmez. konu konuyu açar, çaydanlıklar boşalır, bu çok güzeldir.
kahve ise tek başınayken güzel. ayrıca kahve öğrencilerin biricik dostudur. uykuyu açtığı için öğrencilerin ilk tercihi olur. faydası çok fazla görülür.
ikisi de iyiki var bence. çay kalabalığa, kahve yalnızlığa yakışıyor. biri olmazsa diğerinin eksikliği hissedilir. ama bana hayatta sadece birini içme hakkın olsa hangisini tercih edersin diye sorsalar* kesinlikle çay derim.
kahve ise tek başınayken güzel. ayrıca kahve öğrencilerin biricik dostudur. uykuyu açtığı için öğrencilerin ilk tercihi olur. faydası çok fazla görülür.
ikisi de iyiki var bence. çay kalabalığa, kahve yalnızlığa yakışıyor. biri olmazsa diğerinin eksikliği hissedilir. ama bana hayatta sadece birini içme hakkın olsa hangisini tercih edersin diye sorsalar* kesinlikle çay derim.
devamını gör...
tanınmak için seri beğeni atan yazar
tanım girilmiyor diye isyan var.
beğeni yok diye isyan var.
beğeni var diye isyan var.
o şahıs benim! evet.kimi konularda seri şekilde beğeni atarım, eğer vaktim kısıtlıysa tanımlara hızlıca göz atar seri beğeni yaparım, hatta bazen konuya geri dönüp tanımları okur beğeniyi geri alırım.
tanım:devekuşu'na gel yükü kaldır demişler, ben deve değil kuşum demiş, iyi madem uç demişler, ben kuş değil deveyim demiş.
beğeni yok diye isyan var.
beğeni var diye isyan var.
o şahıs benim! evet.kimi konularda seri şekilde beğeni atarım, eğer vaktim kısıtlıysa tanımlara hızlıca göz atar seri beğeni yaparım, hatta bazen konuya geri dönüp tanımları okur beğeniyi geri alırım.
tanım:devekuşu'na gel yükü kaldır demişler, ben deve değil kuşum demiş, iyi madem uç demişler, ben kuş değil deveyim demiş.
devamını gör...
eşkıya dünyaya hükümdar olmaz
sözleri sabahattin ali'ye ait, bestelenmiş formu birçok sanatçı tarafından yorumlanmış şarkı.
şiirin pek bilinmeyen, şairin hayatından kesitler de sunan bir kıtası da şöyledir:
'çok zamanlar çektim kahrı zindanı
bize de mesken oldu sinop'un hanı
firar etmeyilen buldum amanı
eşkıya dünyaya hükümdar olmaz'
şiirin pek bilinmeyen, şairin hayatından kesitler de sunan bir kıtası da şöyledir:
'çok zamanlar çektim kahrı zindanı
bize de mesken oldu sinop'un hanı
firar etmeyilen buldum amanı
eşkıya dünyaya hükümdar olmaz'
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
dışarıda amaçsızca bir yürüyüş gerçekleştiriyorum.
devamını gör...
sanagulbahcesivadetmedim
joanne greenberg kitabıdır. kitapta psikolog şizofren hastası olan deborah'a şunları söyler: "sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim. hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır. üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur."
devamını gör...
6 mart 2021 kadıköy büyük kadın buluşmasına gökkuşağı motifli bayrak ve şemsiyelerin alınmaması
la bi boş yapmayın bee ! bıktık oğlum sizin cihangir solperenciliğinizden. ne oğlum bu eşcinsellik ? eline bayrak alıp hölölö diye bağırıp sürekli çığırtkanlık yapmak mı? bakın beni. en yakın ( evet en yakın ) arkadaşım escinsel. bana bunu açıkladığında ona söylediğim şey, “öğle arası ne yiyecez la ?” olmuştu. bu kadar takmıyorum bu mevzuyu ama siz bazı arkadaşlar, sürekli her şeye zıplayıp kendi cinsler kimliği altında sürekli taşkınlık yaparak insanları bezdiren insanlar benim midemi bulandırıyorsunuz.
ne oğlum bu feministlik ? 30 yaş üstü selülitli bacağa dövme yapıp saçı yeşile boyamak mı ? “erkek değil mi kesin yapar, öyle böyle yapmıştır” zihniyeti mi ? siz neyi savunduğunuzu bile bilemez olmuşsunuz. şirazeniz kaymış, belirli ideolojilerin köpekliğini yapacağınıza, gerçekten şiddet gören, taciz edilen, rahatsız, huzursuz olan, kısaca her türlü madur olan kadınların yanında olun. arkadaş konu ile alakasız olan her şeye bir zıplamayın ya ! bazı pravakatör arkadaşlar hem gerçekten lgbt bireylerin veya feminist arkadaşların ideolojik duruşunun içine ediyor hem de toplum tarafından antipati kazanıyorlar.
böööğğğğğ nasıl öyle derrresssiiiin diye üstüme kusmadan, önce kendi içinizdeki bu çürük elmaları temizleyin. benden size iyi niyetli bir arkadaş tavsiyesi.
ne oğlum bu feministlik ? 30 yaş üstü selülitli bacağa dövme yapıp saçı yeşile boyamak mı ? “erkek değil mi kesin yapar, öyle böyle yapmıştır” zihniyeti mi ? siz neyi savunduğunuzu bile bilemez olmuşsunuz. şirazeniz kaymış, belirli ideolojilerin köpekliğini yapacağınıza, gerçekten şiddet gören, taciz edilen, rahatsız, huzursuz olan, kısaca her türlü madur olan kadınların yanında olun. arkadaş konu ile alakasız olan her şeye bir zıplamayın ya ! bazı pravakatör arkadaşlar hem gerçekten lgbt bireylerin veya feminist arkadaşların ideolojik duruşunun içine ediyor hem de toplum tarafından antipati kazanıyorlar.
böööğğğğğ nasıl öyle derrresssiiiin diye üstüme kusmadan, önce kendi içinizdeki bu çürük elmaları temizleyin. benden size iyi niyetli bir arkadaş tavsiyesi.
devamını gör...
eski tanımlara oy gelmesi
oylayan ve oylanan yazarlar için de faydalı bir hareket. sözlüğün arşivini arayıp tarayıp önümüze getiriyor.
devamını gör...
sözlüğe yön veren yazarlar
şahsımın üst sıralarda olduğu yazarlardır. hortlattığı veya açtığı başlıklar genelde tutmaktadır. sözlükte neyin dikkat çektiğini ve ilgi gördüğünü bilir. akışın kurdudur.
devamını gör...
sırf yazarların fikirlerini okumak için başlık açmak
çoğu zaman yaptığımdır. hatta şansım olsa boş tanım girerdim, sizlerin fikirlerini okumak keyfimi ikiye katlayan en büyük etken.
devamını gör...
haki
parka rengi olarak da bildiğimiz yeşil ile kahverengi arası gidip gelen renk.
devamını gör...

