şüphesiz ki biz her şeyi formata göre yarattık.
devamını gör...

ironi, en basit tabiri ile söylenenin tam tersini kast etmek olarak kullanılan sözcüktür.

edebi türlerde bu sözcüğün kullanımı ise biraz daha farklı bir boyut kazanır.

ironi, postmodernist anlayışla yazılan metinlerde kullanılan bir metinler arasılık tekniğidir.
yazar kimi zaman gülünç ve eğlendirici eser ortaya koymak için kimi zaman da örnek alınan metnin içerik özelliklerini, kurgu tekniklerini alaya almak için bu tekniğe başvurur.

yani yazar, ironi tekniği ile metnin bir yazar tarafından kaleme alındığını okura hissettirir ve bunu bilinçli bir şekilde yapar. (postmodernizmden önceki akımlarda bir metinde yazarın varlığının sezilmesi teknik açıdan bir kusur olarak görülmektedir.) aynı zamanda bu teknik ile yazılan metinlerde karakterlerin birer kurgu olduğu da okura belli edilir. metnin de diğer metinlerin yeniden yazımının olduğu anlatılmaya çalışılır.


hemen aşağıya adalet ağaoğlu'nun 'sen ey kutsal ışık' kitabından tekniğin kullanıldığı bir bölümü iliştireyim.

"bu masal çok yeni uydurulmuş bir masal olduğu için pek çok kimse bilmiyor. masalı yeni duyanlar da onu başkalarına anlatmaya kalktıklarında ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar. birçok yerine de yeni bölümler uyduruyorlar. bir kez uydurmaya başlayınca ise - şimdi olduğu gibi- uydurdukça uyduruyorlar."
devamını gör...

vatan partisi genel başkanı doğu perinçek'in saçma sapan açıklamalarıdır. başlığın tam hali “taliban, mustafa kemal paşa'nın türkiye'de yaptığı gibi afganistan'ın kurtuluş savaşını başardı. afganistan'dan mustafa kemal çıkmadı, taliban çıktı” olacaktı lakin karakter sınırına takıldım malumunuz.

tanım : belli bir yaştan sonra siyaset yapılmaması gerektiğini gösteren talihsiz açıklamalar.

buradan
devamını gör...

kaderimin bu kadar kötü olmasını inanın aklım almıyor. hayır etraftaki insanlardan da duyuyorum, görüyorum, okuyorum hayatları hakkında. ama bu kadar radikal olanına gerçekten rastlamadım. her gün '' acaba bugün ne gelecek başıma '' diye yaşamaktan sıkıldım.
devamını gör...

yamyam paradoksu
"bir mantıkçı, adada yamyamların eline düşer. yamyamlar, ellerine düşen her yabancıyı yediklerini, nasıl yiyeceklerine de bir soruyla karar verdiklerini, eğer, soruya doğru cevap verirse haşlanarak, yanlış cevap verirse kızartılarak yiyeceklerini söylerler. mantıkçıya “seni haşlayarak mı yiyeceğiz, kızartarak mı yiyeceğiz?” diye sorarlar. mantıkçı bir süre düşünür ve cevap verir: kızartarak. yamyamlar burada ikileme düşerler, paradoks da burada başlıyor. eğer kızartarak yerlerse mantıkçı doğru cevap vermiş olur, doğru cevap verdiği için haşlanması gerekir. eğer haşlayarak yerlerse mantıkçı yanlış cevap vermiş olur, bu defa kızartarak yemeleri gerekir. böylece mantıkçı, yamyamların elinden kurtulur. "
devamını gör...

şevval sam'ı biliriz, tanırız, severiz de; hilal kaplan kim bilmiyorum. tarzından kendi zeka seviyesini ortaya koymuş şahsiyet. zira bir insanı alışverişte, tatilde ve tartışma ortamındaki tepkilerinden, adabından tanırız. merak edip ismini arattığımda, tanımadığım için de bir şey kaybetmememiş olduğumu hissettirdi.
devamını gör...

iki yüzlü, karaktersiz anlamına gelmektedir.
devamını gör...

stormlight archive
brandon sanderson abimizin basımına 2014'te başladığı şahane bir seri kitaptır. şu ana kadar 3 serisi yayınlanmış, 4. kitap yazımı tamamlanmış türkçe çevirisi piyasada yoktur bildiğim kadarıyla.

türü: epik fantezi.
konusu: orta dünya benzeri fantastik bir evrende geçmektedir. karakter zenginliği bakımından çatır çutur acımayıp her türlü kişilik ve karakteri bulunduran elinizden düşürülmeyecek bir roman. genellikle savaş ve aşkı barındıran romanın hikayesini bir noktadan anlatmak mümkün değildir. birden fazla olay ve olayların birleştiği noktaları düşününce detaya boğmadan doyuran bir seri.

arşivin ilk 4 kitabı,
kralların yolu
parlayan sözler
oatbringer
rhytm of war

sanderson'ın röportajına göre seri 10 kitapla tamamlanacak. daha gelmesi gereken 6 kitap [4'ün türkçe basımı henüz yok.] daha var. iki yılda bir çıkarıyor zannımca, diğer serilerin arasına sıkıştırıyor.


her karakteri sevmeyebilirsiniz, ben sevmemiştim. moash ve kralın şımarık yeğenini. olaylar yavaş gelişip kitabın sonuna doğru hızlanıyor. akımı bakımından fena değil bazı ara karakterler sıkıyor. örneğin moash ve parshendiler. anlam çıkara bilene güzel kitap. fantastik dünya bile olsa dünya işte. savaşlar ve ırkçılık yapılan köle olarak görülen parshendileri kötü karaktere soksalar da, anlıyorsunuz. kaladin anlıyor, diğerleri düzene uyuyor. alınması gereken tek mesaj bu değil elbette. kadınların sol elleri mahrem yeri olarak kapalı ve asla görünmüyor. eldiven takıyorlar ya da dikili kumaşları parmaklarına kadar her yerini kapatıyor sol tarafta. tek ellerini kullanıyorlar. ilginç mitleri var. nedenini çözemediğim bir durum. yine de kadınlar okuma yazma bilen, bürokrasi işiyle ilgilenen kısımdalar. erkekler savaşır kadınlar eğitim görür. okuma yazma bilen bir erkek ayıplanıyor, kadınsı görülüyor. şartlar değişiyor cinsiyetçilik değişmiyor. bu kısımları pek rahatsız etmedi, kadınlar güçlü. kılıç kullananlar da var, özel gücü olanları da. kendi dünyamızdan bir parça olarak meslekte yolsuzluk ve adil olmamak fantastik dünyaya da işliyor tabi. kaladin'i kılıcını almak için makamından eden ve köle yapan soysuzu okuyanlar bilir. sinirden dişlerinizi sıktığınız kısımlar.
favorim shallan, kaladin, adolin ve akıl.
aşk kısmını dolduran shallan ve adolin uyumlu ikili ve kadının erkekten güçlü olması, erkeğin de fena olmaması güzel detaylar. toplum görevlerinden sıkılan kadından da bahsetmişler söylemeden geçemeyeceğim. bu kadar detaylı ve mesaj alarak okumadım ama almışım.


fantastik dünya severleri için biçilmiş kaftan, okuyun derim. bayılacaksınız.
devamını gör...

hüsnü arkan & birsen tezer
"hoşgeldin."
[sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar.]
devamını gör...

bir zamanların efsanevi üniversite gençlik dizisi. her bölüm tuğçe kazaz hanımefendiyi farklı tarz bi güzellikte görmekteydik.
devamını gör...

diplomasız mezun olabilirim.
devamını gör...

ne anlatıyorsunuz hala anlamıyorum. yok kılıç hakkıymış, yok araplar da bilmem napmış, yok gazze'den atılan füzeler çok mu hümanistmiş. yani ne alakası var arkadaşlar? şu an israil sadece bize göre değil, uluslararası hukuka aykırı şekilde toprakları işgal altında tutuyor. bm'ye göre 1967'den itibaren işgal ettiği topraklardan çekilmek zorundadır israil. hatta 1983 yılındaki bir kararda barış sever bir üye olmadığını ifade ediyor bm. kılıç hakkı meselesinde de tabii ki birçok olayda duygusal yaklaşıyoruz. ancak artık ortaçağda yaşamıyoruz. kimse şu an ispanya'daki tarihi camilerin kiliseye çevrilmesinden dolayı isyan etmiyor. kılıç hakkı odur çünkü. dediğim gibi bazen bu şekilde olmamasını isteyenler olabilir ama verilen savaş bu değil. ikiyüzlülükten bahsedilmiş ama birçok olayda hümanizm duyarlılığı kasanların müslüman çocukları sivilleri ölünce bu bir savaş denmesi ikiyüzlülüktür. gazze'den 6 füze atılıyor. o da üç beş yere düşüyor israil halkının üzerine atılmış oluyor bu hümanizm miymiş? kaldı ki hamas'ın ne olduğu belli değilken israil'in daha bugün 6 çocuk 30 sivil gazze vatandaşını öldürürken bunu atılan dandik füzelerle karşılaştırmanız ikiyüzlülüktür. eğer mesele müslüman olmayanların öldürülmesine susmamız, müslümanlar ölünce konuşmamız olsaydı, ışid yaptığı saldırıları desteklememiz gerekirdi. ha sizin israil'i meşrulaştırma çabanız gibi onları da meşrulaştıranlar vardır. o ayrı. meseleyi uzatmayayım sırf israil'i kurtarmak için 40 takla atıyorsunuz ancak hiçbiri tutmuyor. meselenin türkiye'nin tanımasıyla da alakası yok. herkesin isteğiyle kurulan, kurulmasına izin veren bir ülke varsın tanınır kaldı ki bu yanlış da olabilir. ama meselenin bununla hiçbir alakası yok. israil her alanda hukuk dışı, insanlık dışı saldırılarda bulunuyor. gazze'ye her saldırdıklarında ölenler hep siviller oluyor, hastaneler bombalanıyor. süper bir mantıkla, böyle müthis bilimsel bakışınızla olayları çözdük sanıyorsunuz. ancak kendinizi kandırıyorsunuz. bütün olayları canınız istediği gibi yerleştirip alakasız olaylara bağlıyorsunuz. bir de doğu türkistan'dakilere niyey ses yükselmiyor diye mazeret bulanlar var. kaç zamandır doğu türkistan için yapılan tepkileri de görüyorum. siz göremiyorsanız onu bilemem. ha tabii ki birçok arap devleti iş türklere gelince susarlar gerçi onlar şimdi de susuyor ya olsun. dahası abd, ab ve ingiltere'de çin aleyhine kararlar çıktı. bunların hiçbiri olmaya da bilirdi. birileri bazı zulümlere susuyor diye sizin başkalarına yapılan zulümlere susmanız adaleti değil, onlardan bir farkımız olmadığını gösterir.
devamını gör...

1
2
devamını gör...

hermann hesse tarafından yazılıp 1919'da yayımlanan eser.

çoğu insan bilmediği bir yoldan gitmek istemez çünkü üzerinde yürüyerek eskittiği ve dolayısıyla her karışını ezbere bildiği yol güven verir ona. izlediğimiz bir filmi tekrar izlememiz, gittiğimiz mekanlara tekrar tekrar gitmemiz bundandır. geçmiş, güven verir.

aynı şekilde, insan başkasını arar durur, bir başkasının peşinden gitmek kolay gözükür çünkü. yol bellidir. peki ya hiç bilmediğimiz bir yol ve hiç bilmediğimiz bir kişiyi arıyorsak? ya kendimizi bulmaya dair içimizde bir yolculuğa çıkıyorsak?

hesse, bu zorlu yolculuğu demian kitabıyla gözler önüne seriyor, demian: emil sinclair'in gençliğinin hikayesi... eğer bir kere arayış içine girmişseniz, bir şeylerin farkındasınızdır fakat anlamını bulmakta zorluk çekersiniz. yolu zorlaştıran ve kimi zaman çekilmez kılan da budur zaten. hiç bilmediğiniz bir yol ve o yolun üzerindeki anlam arayışınızdır. fakat bilinmezliklerle dolu hayatta anlam arayışı fazla zorlu ve sancılı olabiliyor. umarım yeteri kadar gücü kendimizde hissettiğimizde incinmeden bu yola çıkıp adım atabiliriz.

--- alıntı ---
ama biliyorum ki, insanın kendini kendisine götüren yolu izlemesi kadar dünyada nefret ettiği başka bir şey daha yoktur.
devamını gör...

devamını gör...

uzman olduğumu düşündüğüm konu ile ilgili verebileceğim tavsiyelerdir:

1. her soru tipinin farklı bir çözüm yöntemi olduğunu akılda tutmak gerekir. bunları tek tek yazmak isterdim ama çok zaman alır o yüzden irem yayınlarının sınav stratejileri kitabından yardım alınabilir.

2. sınavdaki soruların büyük çoğunluğu scientific american ve science daily dergilerinden alınan cümle ve paragraflardan oluştuğu için bu dergilere bir göz atmakta fayda var.

3. yanlış doğruyu götürmediği için hiçbir soruyu boş bırakmazsak mantıklı bir hareket yapmış oluruz. dayanaklı bir şekilde atarken şık sayılarının dengeli olması gerektiği gerçeğini göz önünde bulunduralım.

4. ilk 5-6 soru kelime sorusudur ve genelde her yerde bulunabilecek kelime havuzundan çıkan kelimelerdir. bunlara da bir göz atmakta fayda var.

5. ösym’nin bazı takıntıları dikkate alınmalıdır. mesela; by the time + present reference varsa çok büyük ihtimalle doğru cevap will perfect olacaktır. *

biliyorum yazdıklarım ingilizce bilgisine ihanet gibi oldu ama zaten sınavın kendisi ingilizceye ihanet olduğu için vicdanımı serin tutuyorum.
devamını gör...

kayseri büyükşehir belediye başkanı memduh büyükkılıç, kayseri'de artan vakalar sebebiyle vatandaşları uyarmak amacıyla mecbur olmadıkça dışarı çıkmayın, toplanmayın mealinde sms attığı dakikalarda akp kongresinden lebalep dolu bir salondan fotoğraf paylaşmıştır.
twitter'da bir kullanıcının bu konuda şöyle bir tweeti var. buradan
bu arada memduh büyükkılıç bir hekim tıpkı fahrettin koca gibi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

acımasızların 6500 kağıt yaptığı tate rozetini alabilmek için katıldığım kampanya.
the crow rozeti gelmiyor bari tate aşkıma kavuşayım. evt bekliyorum
devamını gör...

2004 yılında 22 temmuz'da gerçekleşmiş pamukova tren kazası için yazılmış şarkı. kaza ankara-istanbul tren hattı arasında yetersiz altyapıya sahip olmasına rağmen aceleyle ve yalnızca gösteriş için yapılan geçiş yüzünden meydana gelmişti ve 40 kişi yaşamını yitirmişti. şarkı sakin grubunun 2008 yılında çıkardığı hayat albümünde yer alıyor.

dinledikçe bu ülkede insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu hatırlıyorum. dinledikçe ve düşündükçe bin türlü felaket senaryosu sanki bir korku filminden fırlamış gibi aklıma geliyor; o mahşer yeri gibi görünen tren enkazını, etrafa saçılan kendi kanıyla boyanmış cesetleri, etraftaki çığlıkları belki de kulakları sağır edecek sessizliği sanki oradaymış gibi yaşıyorum.





gördüm her yanda
kokla bu ceset bu yüzüm ağlar kan içinde

ben sana söyledim hepten ölürüm ben
inan dönüşü yok bu hız seferi
bak bu tren devrilir bağırır bu raylar
o sahte o kart düzene


devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim