hoşlanılan ama tanımadığınız biriyle nasıl tanışılır sorunsalı
sen hele hoşlanılan insana denk gel, ondan kolay ne var diye fikir vermek istediğim başlık.
sigara içen ateş iştesin
içmeyen saat sorsun
saati olan çarpsın özür dilesin
bla bla bla.
dediğim gibi hoşlanılan insan bulmak mesele.
ötesi azıcık özgüven.
sigara içen ateş iştesin
içmeyen saat sorsun
saati olan çarpsın özür dilesin
bla bla bla.
dediğim gibi hoşlanılan insan bulmak mesele.
ötesi azıcık özgüven.
devamını gör...
reklamları tanım sanmak
ikide bir o görseli tanıma ait bir görsel zannediyorum. of!
devamını gör...
e vitamini
bir antioksidandır. vücudun bağışıklık sistemini destekler ve hücrelerin yenilenmesine yardımcı olur. e vitamini bulunan bazı besinler; ayçiçek yağı, badem, fındık, yerfıstığıdır.
devamını gör...
hayır diyebilmek
kendinizi insanlardan korumak için sahip olmanız gereken özellik.
devamını gör...
1,5 yaşındaki bebeklerini komşuya bırakıp intihar eden çift
haberi okudum aslında başlık açmak istedim ne yalan söyleyeyim öyle üzüldüm ki açamadım. şimdi görünce çok tuhaf oldum. acaba meclis'te 10 tl antrikot yiyenler bu gece rahat uyuyor mu ?
devamını gör...
maladaptasyon
insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı toplum yapılarında, bireylerin birbirine yararcı değil zararcı olması. şiddetin ve bencilliğin artması durumu. dahası maladaptasyon geçiren toplumlarda bir çıkar yolu bulmak, çözüm üretmek imkansız ayrıca başka kültürlere vahşet gelecek ritüelller, radikal kültür kabul edilebilir. buna örnek olarak toplum yapıları şu şekilde anlatılmış.
britanyalı saygıdeğer sosyal antropolog evans pritchard klasik eseri "the nuer" adlı kitabında; sudanlı erkeklerin küçük bir kışkırtmayla birbirleriyle çoğunlukla kavga ettiklerini, bazen bu kavgaların ölümle noktalandığını yazmıştı. jale halkı gibi, nuerler de bunun gibi şiddeti veya yol açtığı misilleme güdüsünü önleme konusunda etkili bir araca sahip değildi. söylendiği üzere bilakis nuer halkı bu duruma bitmeyen bir kan davası diyordu. pritchard bunu "nuer halkının gerektiği kadar gıda almamış olmasına" bağladı. buna rağmen kıt hayvancılıkla zar zor geçinen bu insanlar, hayvancılık hastalıklarına karşı tarıma yönelmek vb çözüm üretmek yerine, hayvancılıkta inatçıydılar.
bolivya'nın doğusunda yer alan tropik ormanlarda avcılık, balıkçılık ve tarla ekip biçerek yaşamış sirion6 yerlilerini düşünelim. allan r. holmberg bir bireyin diğerine karşı aile içinde bile hissiz olmasının kendisini "şaşkına çevirmeyi asla durdurmayacağını" yazmıştı. bunu göstermek için, "tüm gün avlandıktan sonra kampa dönüş yolunda karanlığa yakalanmış bir adamın" tipik olduğu söylenen bir hikayesini şöyle anlatmaktadır: "ay ışığının olmadığı bir gecede kaybolmuş bir adam defalarca yardım istemiş, siriono yakınlarındaki bir kampta yaşayan akrabaları ise adamın çığlıklarını duymalarına rağmen önemsememişler. yarım saat sonra bağırma sesi kesildiğinde, adamın kız kardeşi neşeli bir şekilde: 'bir jaguar onu kapmış olmalı' demiş. aslında, bu avcı geceyi bir ağaca tırmanarak ağacın tepesinde geçirmişti. o karanlık gecenin sabahında kampa döndüğünde kimse onu karşılamamıştı. bunun yerine kız kardeşi yakaladığı avların küçük bir kısmını verdi diye acılı bir serzenişte bulunmuştu. holmberg, siriono halkının kavga ettiğini, yemekleri bir yerlere gizlemek, paylaşmayı reddetmek, tek başına gece ya da ormanda yemek, aile üyelerinden saklamak, özellikle kadınların yemekleri vajinalrına gizlemesi gibi konularda birbirleriyle sürekli kavga ettiklerini de ifade etmiştir.
siriono'da gıda daima kısıtlı ve açlık hayatın değişmez bir gerçeğiydi. bazı grupların nerdeyse açlıktan ölmenin eşiğine geldiği zamanlar olurdu. aslında göçebe hayata ayak uyduramayan hasta ve yaşlı insanlar dışlanırdı, bazen göç eden grubun arkasında acınacak halde ölene kadar sürünmeye bırakılırdı.
kültür ve din çoğunlukla bu başıbozukluğu dizginlemeye çalışan adaptif kendiliğinden ortaya çıkan kurallar bütünüydü. bize göre topluma zararlı, tehlikeli olsa da bu patternlerin çıkış nedeni, zarardan çok topluma yararı olması.
eğer büyücülük gibi belli bir inanç sisteminin bir topluma zararlı olabileceği kabul edilirse, onun zararlarından çok daha fazla ağır basan faydalarının da olduğu hemen öne sürülür. örneğin clyde kluckhohn ve dorothea leighton klasik etnografyalan the navaho aralarındaki büyücülerin varlığı hakkında yaygın navaho inancının korku ürettiği, şiddete yol açtığı ve bazen masum insanların trajik acılar çekmesine neden olduğu sonucuna vardılar. yine de, clyde kluckhohn ve dorothea leighton, navahoların akrabalarına ve hayatın kendi tehlikelerine karşı hissettiği tüm düşmanlığı büyücülere yönlendirmesine izin vererek büyücülük inançlarının "toplumun çekirdeğini sağlam tuttuğu" ve dahası, zenginlerin ve güçlülerin çok aşırı güce ulaşmasını engellediği ve genelde sosyal açıdan bölücü eylemleri önleme amacına hizmet ettiğini gördüler.
sonuç, maslow ihtiyaçlarının ilk adımlarını tamamlayamayan toplumlardan, modern fikirler, eşitlik, hukuk beklemek doğru olmaz. aynı şekilde gerçek dışı inançlar sisteminin de kültür olmasına şaşırmak. gelir düşüklüğü ile giderek artan şiddet ve insanların yoksullaştıkça daha fantastik fikirlere kendilerini kaptırması bana türk toplumunu hatırlattıç.
britanyalı saygıdeğer sosyal antropolog evans pritchard klasik eseri "the nuer" adlı kitabında; sudanlı erkeklerin küçük bir kışkırtmayla birbirleriyle çoğunlukla kavga ettiklerini, bazen bu kavgaların ölümle noktalandığını yazmıştı. jale halkı gibi, nuerler de bunun gibi şiddeti veya yol açtığı misilleme güdüsünü önleme konusunda etkili bir araca sahip değildi. söylendiği üzere bilakis nuer halkı bu duruma bitmeyen bir kan davası diyordu. pritchard bunu "nuer halkının gerektiği kadar gıda almamış olmasına" bağladı. buna rağmen kıt hayvancılıkla zar zor geçinen bu insanlar, hayvancılık hastalıklarına karşı tarıma yönelmek vb çözüm üretmek yerine, hayvancılıkta inatçıydılar.
bolivya'nın doğusunda yer alan tropik ormanlarda avcılık, balıkçılık ve tarla ekip biçerek yaşamış sirion6 yerlilerini düşünelim. allan r. holmberg bir bireyin diğerine karşı aile içinde bile hissiz olmasının kendisini "şaşkına çevirmeyi asla durdurmayacağını" yazmıştı. bunu göstermek için, "tüm gün avlandıktan sonra kampa dönüş yolunda karanlığa yakalanmış bir adamın" tipik olduğu söylenen bir hikayesini şöyle anlatmaktadır: "ay ışığının olmadığı bir gecede kaybolmuş bir adam defalarca yardım istemiş, siriono yakınlarındaki bir kampta yaşayan akrabaları ise adamın çığlıklarını duymalarına rağmen önemsememişler. yarım saat sonra bağırma sesi kesildiğinde, adamın kız kardeşi neşeli bir şekilde: 'bir jaguar onu kapmış olmalı' demiş. aslında, bu avcı geceyi bir ağaca tırmanarak ağacın tepesinde geçirmişti. o karanlık gecenin sabahında kampa döndüğünde kimse onu karşılamamıştı. bunun yerine kız kardeşi yakaladığı avların küçük bir kısmını verdi diye acılı bir serzenişte bulunmuştu. holmberg, siriono halkının kavga ettiğini, yemekleri bir yerlere gizlemek, paylaşmayı reddetmek, tek başına gece ya da ormanda yemek, aile üyelerinden saklamak, özellikle kadınların yemekleri vajinalrına gizlemesi gibi konularda birbirleriyle sürekli kavga ettiklerini de ifade etmiştir.
siriono'da gıda daima kısıtlı ve açlık hayatın değişmez bir gerçeğiydi. bazı grupların nerdeyse açlıktan ölmenin eşiğine geldiği zamanlar olurdu. aslında göçebe hayata ayak uyduramayan hasta ve yaşlı insanlar dışlanırdı, bazen göç eden grubun arkasında acınacak halde ölene kadar sürünmeye bırakılırdı.
kültür ve din çoğunlukla bu başıbozukluğu dizginlemeye çalışan adaptif kendiliğinden ortaya çıkan kurallar bütünüydü. bize göre topluma zararlı, tehlikeli olsa da bu patternlerin çıkış nedeni, zarardan çok topluma yararı olması.
eğer büyücülük gibi belli bir inanç sisteminin bir topluma zararlı olabileceği kabul edilirse, onun zararlarından çok daha fazla ağır basan faydalarının da olduğu hemen öne sürülür. örneğin clyde kluckhohn ve dorothea leighton klasik etnografyalan the navaho aralarındaki büyücülerin varlığı hakkında yaygın navaho inancının korku ürettiği, şiddete yol açtığı ve bazen masum insanların trajik acılar çekmesine neden olduğu sonucuna vardılar. yine de, clyde kluckhohn ve dorothea leighton, navahoların akrabalarına ve hayatın kendi tehlikelerine karşı hissettiği tüm düşmanlığı büyücülere yönlendirmesine izin vererek büyücülük inançlarının "toplumun çekirdeğini sağlam tuttuğu" ve dahası, zenginlerin ve güçlülerin çok aşırı güce ulaşmasını engellediği ve genelde sosyal açıdan bölücü eylemleri önleme amacına hizmet ettiğini gördüler.
sonuç, maslow ihtiyaçlarının ilk adımlarını tamamlayamayan toplumlardan, modern fikirler, eşitlik, hukuk beklemek doğru olmaz. aynı şekilde gerçek dışı inançlar sisteminin de kültür olmasına şaşırmak. gelir düşüklüğü ile giderek artan şiddet ve insanların yoksullaştıkça daha fantastik fikirlere kendilerini kaptırması bana türk toplumunu hatırlattıç.
devamını gör...
nesimi
14. yy'ın ikinci yarısı ve 15. yy'ın başlarında yaşamış türk edebiyatı şairlerindendir. hurufilik tarikatına mensuptur. bu tarikatın savunduğu görüşler din alimleri tarafından şiddetle eleştirilmiştir. nesimi sonunun ölüm olacağını bildiği halde inandığı davadan vazgeçmeyip korkusuz bir dil ile şiirlerini insanlara ulaştırmak için çabalamıştır. bazı rivayetlere göre derisi yüzülmüş, olay birçok insan tarafından izlenmiştir.
hatta devrin müftüsü konumundaki adam gaza gelerek şehadet parmağını kaldırmış “bu öyle bir kâfirdir ki kazara pis kanı insanın bir uzvuna temas etse orasını kesmek lâzım gelir.” diyerek onu lanetlemişti. tam da o sırada derisi yüzülen nesimi’nin bir damla kanı adamın şehadet parmağına sıçramıştı. izleyenlerden biri müftünün parmağının kesilmesini söylemiş fakat müftü kendisiyle çelişerek parmağını yıkamıştı. bunun üzerine nesimi şu beyiti söylemişti:
‘‘zahida bir parmağın kessen dönüp haktan kaçar
gör bu miskin aşığı serpa sayarlar ağlamaz”
*zahid: dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren anlamına gelen
*sarpa sayarlar: baştan aşağı soyarlar.
bir başka rivayete göre ise derisinin yüzülmesi bitince nesimi ayağa kalkmış, derisini bir örtü gibi sırtına alıp izleyenlerin dehşet dolu bakışları arasında yürüyerek gitmiştir. nereye gittiği tam olarak bilinmemekle birlikte halep’in 12 kapısında bekleyen kapıcıların her biri kendi bulundukları kapıdan çıktığını iddia etmişlerdir. bu yüzdendir "nesimi 12 kapıdan aynı anda çıkıp sırlara karıştı" denmesi.
ayrıca, insanın yalnızca kendi günahlarından sorumlu olduğunu, diğer insanların hayatına burnumuzu sokmamamız gerektiğini anlatan çok güzel dizeler bırakmıştır geride:
"....
gâh giderim medreseye
ders okurum hak için
gâh giderim meyhaneye
dem çekerim kime ne
sofular haram demişler
bu aşkın şarabına
ben doldurur ben içerim
günah benim kime ne
...."
ruhu şad olsun diyelim.
hatta devrin müftüsü konumundaki adam gaza gelerek şehadet parmağını kaldırmış “bu öyle bir kâfirdir ki kazara pis kanı insanın bir uzvuna temas etse orasını kesmek lâzım gelir.” diyerek onu lanetlemişti. tam da o sırada derisi yüzülen nesimi’nin bir damla kanı adamın şehadet parmağına sıçramıştı. izleyenlerden biri müftünün parmağının kesilmesini söylemiş fakat müftü kendisiyle çelişerek parmağını yıkamıştı. bunun üzerine nesimi şu beyiti söylemişti:
‘‘zahida bir parmağın kessen dönüp haktan kaçar
gör bu miskin aşığı serpa sayarlar ağlamaz”
*zahid: dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren anlamına gelen
*sarpa sayarlar: baştan aşağı soyarlar.
bir başka rivayete göre ise derisinin yüzülmesi bitince nesimi ayağa kalkmış, derisini bir örtü gibi sırtına alıp izleyenlerin dehşet dolu bakışları arasında yürüyerek gitmiştir. nereye gittiği tam olarak bilinmemekle birlikte halep’in 12 kapısında bekleyen kapıcıların her biri kendi bulundukları kapıdan çıktığını iddia etmişlerdir. bu yüzdendir "nesimi 12 kapıdan aynı anda çıkıp sırlara karıştı" denmesi.
ayrıca, insanın yalnızca kendi günahlarından sorumlu olduğunu, diğer insanların hayatına burnumuzu sokmamamız gerektiğini anlatan çok güzel dizeler bırakmıştır geride:
"....
gâh giderim medreseye
ders okurum hak için
gâh giderim meyhaneye
dem çekerim kime ne
sofular haram demişler
bu aşkın şarabına
ben doldurur ben içerim
günah benim kime ne
...."
ruhu şad olsun diyelim.
devamını gör...
meslek söylenildiğinde hemen soru soran insan
ingilizce bildiğini söylediğinde de hemen "the" ne demek, "get" ne demek, diye soran tipler var birde,
sözlüğü açıp baksa 8 sayfada anlatılan, elli tane anlamı, elli kelimeye göre değişen bir konuyu beş dakkada "almak" istiyor senden uyanık, evet "almak" alabileceği birşeyi farkedince hemen davranan insan modeli,
sohbet ederken bir insanın ben bu işi yapıyorum şu konuda sana yardımcı olabilirim demesi ve varsa bir işiniz, işle ilgili bir bilgiye ihtiyacınız, konuşmanız başka, ki yine buda bir emektir, yadsınmamalıdır, yaptığı işi söyleyince hemen fırsatçılık yapıp, bildiğin para karşılığı olan "danışmanlık" almak, oracıkta, çok farklı şeylerdir,
kişinin o an, orada, o soruyu cevaplayamayacağını, isterse uygun olduğu zaman, uygun mekan ve durumda talep ederse, profesyonel olarak yapabileceğini söyleyip, utandırması lazım bence, evet tamda utandırması lazım, bazı insanları rencide etmek, travma yaşatmak lazımki, anlasınlar, başka türlü olmuyor, net.
sözlüğü açıp baksa 8 sayfada anlatılan, elli tane anlamı, elli kelimeye göre değişen bir konuyu beş dakkada "almak" istiyor senden uyanık, evet "almak" alabileceği birşeyi farkedince hemen davranan insan modeli,
sohbet ederken bir insanın ben bu işi yapıyorum şu konuda sana yardımcı olabilirim demesi ve varsa bir işiniz, işle ilgili bir bilgiye ihtiyacınız, konuşmanız başka, ki yine buda bir emektir, yadsınmamalıdır, yaptığı işi söyleyince hemen fırsatçılık yapıp, bildiğin para karşılığı olan "danışmanlık" almak, oracıkta, çok farklı şeylerdir,
kişinin o an, orada, o soruyu cevaplayamayacağını, isterse uygun olduğu zaman, uygun mekan ve durumda talep ederse, profesyonel olarak yapabileceğini söyleyip, utandırması lazım bence, evet tamda utandırması lazım, bazı insanları rencide etmek, travma yaşatmak lazımki, anlasınlar, başka türlü olmuyor, net.
devamını gör...
negatif
temel bilimlerde eksi anlamında kullanılan kelime. örneğin negatif yük dediğimizde - yük anlaşılmalıdır.
devamını gör...
sınavı ilk bitiren öğrenci
sınav esnasında sınıftaki herkesin dikkatini üzerine çeken öğrencidir.tam sınıftan çıkacak herkes başını kaldırır bakar kim diye. bazen dolu kağıt veren kişidir bazen de boş kağıt veren...
devamını gör...
yandan çarklı
(bkz: ada vapuru)
devamını gör...
avokadonun tadı
olgun olanı iyice ezip içine sarımsak, zeytinyağ, limon ekliyor tuz ekip iyice karıştırıyoruz....
kahvaltıda sürümlük , akşam yemeğinde yancı, rakı sofrasında lezzetli bir meze, şarap yanı iyi bir aparatif
misssss miss ...
kahvaltıda sürümlük , akşam yemeğinde yancı, rakı sofrasında lezzetli bir meze, şarap yanı iyi bir aparatif
misssss miss ...
devamını gör...
mini etek özgürlükse eşine giydirir misin sorunsalı
yani giymek isterse giyme demem ama... koca adam yani bu yaşına kadar giymemiş, iskoç kökenli falan da değil ama tabii netice itibariyle tamamen kendi kararı..
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bunca yıldır tiksindiğim insan tabiatına karşı bazı zamanlar dizginlenmesi zor bir hayranlık besliyorum. ruhum bu ikilemin çarkları arasında ne zaman ezilse delirdiğimi düşünmekteyim. muhtemelen çoktan delirdim.
devamını gör...
akp vs chp
birisi cumhuriyetin ilk yıllarında dindarları ötekileştirmiş. seküler kesime bedava ev arsa dağıtmış seküler kesimi memur yapmış asker yapmış diğeri cumhuriyetin son yıllarında dindar kesimi kayırıp seküler kesimi dışlamış kendi gibi düşünenlere ihale vermiş belediyelere kendi gibi olanları almış partididir. al birini vur ötekine birinin sempatizanı kendi yolsuzluklarını örter diğerininki kendi yolsuzluklarını.
bu yüzden
(bkz: ali babacan)
(bkz: deva partisi)
bu yüzden
(bkz: ali babacan)
(bkz: deva partisi)
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
miko seni şahsen tanımıyorum ama sen bir harikasın, bunu biliyorum. *
sesine kurban cancağızım. bul beni kankam ol noluuuurrr.*
mest oluyorum dostlar, enerjiniz hiç bitmesin..
sesine kurban cancağızım. bul beni kankam ol noluuuurrr.*
mest oluyorum dostlar, enerjiniz hiç bitmesin..
devamını gör...
güne bir film repliği bırak
-ne bu rezillik yine, utanmıyor musun yatağa işemeye? koskoca herif oldun, senin kıçını mı paklayacağım ben hala?
+ben işemedim ki?
-kim işedi peki?
+mickey işedi!

(bkz: uçurtmayı vurmasınlar)
mickey işedi sahnesi^^
+ben işemedim ki?
-kim işedi peki?
+mickey işedi!

(bkz: uçurtmayı vurmasınlar)
mickey işedi sahnesi^^
devamını gör...
saygısızlığı öz güven sanan sözlük üyesi
davar kısmı yokmuş gibi yazıyorum. orayı baz almıyorum.*
karizmatik ve zeki zannediyorlar kendilerini. havaları bin beşyüz. sorsanız hepsi yüksek volt zeka kusuyor etrafa. ama bizim gördüğümüz kusmuk. onlara göre buradakiler hep basit yazıyor. doktor aşırı zekisin teşhis koymuş, biraz basit ortamlara girmen gerekiyor demiş o da zorunluluktan sözlüğe girmiş gibi. ukala dümbelekleri... hazırda bekleyip kan kusmak için birilerine- o an kim denk gelirse- koşup nick altına ahaaa ne güzel sataştımlar, iğrençsinizler falanlar filanlar yazıyorlar. bitmeyen ergenlikler varmış bunu anladım. sürekli kes sesini anne denmez canım. büyüyün agresifler... koca eşşek olmuş, sözlükte yazıyorsun bak paşam. çen büyüdün annem. sorsan hepsi iş, güç sahibi insanlar.rahatsızlığın varsa git lavaboda kus. sevmiyorum bu iticileri, nefret söylemcilerini, dalgacı dişlekleri. trollük zannediliyorsa yapılanlar, başlığı açan yazardan esaslı bir ders almalılar.
karizmatik ve zeki zannediyorlar kendilerini. havaları bin beşyüz. sorsanız hepsi yüksek volt zeka kusuyor etrafa. ama bizim gördüğümüz kusmuk. onlara göre buradakiler hep basit yazıyor. doktor aşırı zekisin teşhis koymuş, biraz basit ortamlara girmen gerekiyor demiş o da zorunluluktan sözlüğe girmiş gibi. ukala dümbelekleri... hazırda bekleyip kan kusmak için birilerine- o an kim denk gelirse- koşup nick altına ahaaa ne güzel sataştımlar, iğrençsinizler falanlar filanlar yazıyorlar. bitmeyen ergenlikler varmış bunu anladım. sürekli kes sesini anne denmez canım. büyüyün agresifler... koca eşşek olmuş, sözlükte yazıyorsun bak paşam. çen büyüdün annem. sorsan hepsi iş, güç sahibi insanlar.rahatsızlığın varsa git lavaboda kus. sevmiyorum bu iticileri, nefret söylemcilerini, dalgacı dişlekleri. trollük zannediliyorsa yapılanlar, başlığı açan yazardan esaslı bir ders almalılar.
devamını gör...