sözlükteki sıcaklığını hissettiğim yazar, tabi ki iş radyoda sesini duymaya geldiği vakit sıcaklık daha da kendisini hissettiriyor.
devamını gör...

1975 yılında çıkan, sözleri ülkü aker'e müziği ise philippos nikolaou'a ait olan ajda pekkan şarkısı.
sözleriyle gaza getiren, bağımlılık yapan ve herkese dinletilmesi gereken bir şarkı bence.*
şuraya bırakayım şarkıyı.
*
şarkı sözleri.

lay lay lay laylala lalallay
lay lay lay laylala lalallay
lay lay lay laylala lalallay
lay lay lay

hiç rahat yok mu bana şu yalancı dünyada
kimin ne hakkı var ki karışır hayatıma
hesap soramaz bana kim çıkarsa karşıma
kimin ne hakkı var ki karışır hayatıma

hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
köle miyim sana ben sana ne sana ne
zararım kendime kime ne kime ne
sen bak kendi derdine sana ne sana ne

layla lay lay lay lalala la lalay
layla lay lay lay la lalalalala
layla lay lay lay lalala la lalay

bu kalp benim değil mi severim severim
canım nasıl isterse gezer eğlenirim
her günüm mutlu benim kim ne derse desin
canım nasıl isterse gezer eğlenirim

hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
köle miyim sana ben ay sana ne sana ne
zararım kendime kime ne kime ne
sen bak kendi derdine sana ne sana ne

lay lay lay lala lay lay lay
layla la lala lala lay lay lay
layla lalalala la la lay lay lay
la la lay la la lay

hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
köle miyim sana ben ay sana ne sana ne
zararım kendime kime ne kime ne
sen bak kendi derdine sana ne sana ne

layla lay lay lay lalala la lalay
layla lay lay lay la lalalalala
layla lay lay lay lalala la lalay
lay lay lay lala lay lay lay

layla la lala lala lay lay lay
layla lalalala la la lay lay lay
la la lay la la lay

lay lay lay lala lay lay lay
layla la lala lala lay lay lay
layla lalalala la la lay lay lay
la la lay la la lay
devamını gör...

en sevdiğim, ara ara açıp her seferinde de güldüğüm sahnelerden birisidir. replik gözüne uzun gelip okumak istemeyen yazar arkadaşlarım olursa aşağıya link de bıraktım.*

y: ya oğlum inat etme allah aşkına inat etme, ezberle şu şiiri.
m: abicim niye ezberliyorum allah aşkına? bana bir geçerli sebep söyle niçin ezberleyeceğim? ben bu şiiri neden ezberliyorum ya? ne kadar saçma. bu kadar saçma bir şey ömrümde duymadım. yazıyor burada.
y: oğlum öyle deme ya, bak bir gün lazım olur şak diye çıkarırsın, cebe at şunu bi kere.
m: niçin lazım oluyor ya, hayatımın neresinde kullanacağım ben bunu? niye lazım olsun da boşuna ram yiyeyim ya kafamdan? sen farkında değil misin ben biraz geri zekalıyım? ezberleyemem. ben sümüklerimi yiyorum ara ara. ben o çocukken sübhaneke'yi ezberleyene kadar 6 sene geçti ya büyümüşüm zaten.
y: tövbe estağfurullah ya yav yaa allah aşkına bi dörtlük ezberle en azından ya bir şey olsun dörtlük olsun. sanırsın ki adama han duvarlarını ezberle diyoruz.
m. han mı duvarları? o neeemiş yaa?
y: ohoooo
m. aaaahhhh, ne anlatıyorsun ya?

ben sümüklerimi yiyorum ara ara
devamını gör...

hangi mevsim olursa olsun insan hep üşür gece yolculuklarında. ama uykusuzluktan, ama ayrılıktan....

bir parlayıp bir sönen şehir ışıklarıyla yüzleri aydınlanan yanında oturanların hayatlarını sorgularken aslında hiçbir yere ait olmadığı hissi, yalnızlığını daha bir sert vurur insanın yüzüne.

kafanın içinde cevabı olmayan bir sürü soru ve ağzında pis bir pas tadıyla hüzünlü bir sabaha uyanırsın bir otogarda.
devamını gör...

senin anlayacağın dilde yazayım bizim kız.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ps : şaka ha, daha şarkıyı seçmedik! hahahah
devamını gör...

2007 yapımı aynı isimli kitabı da olan bir animasyon filmidir. iran’da ailesiyle birlikte yaşayan marjane isimli bir kızın şah'ın devrilmesi sonrasındaki çocukluk, gençlik ve yetişkinlik yıllarını anlattığı otobiyografi şeklinde trajikomik bir filmdir. marjene’nin çocukluk masumiyetiyle o dönemin sorgulamalarını barındırır bu film. marjaene punk müziğe, iron maiden’e olan ilgisi başta olmak üzere diğer çocuklardan çok farklı bir bakış açısı olan kızdır. yeni devrimle daha özgür ve demokratik olacaklarını düşünen o dönemin insanları, hayat koşullarının daha da kötüye gitmesi ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasıyla karşı karşıya kalırlar...

filmden bir kaç replikle bitirelim:
"asla unutma. korku farkındalığımızı yitirmemize neden olur. o da bizi birer korkağa çevirir."
........
"-bayan, neden koşuyorsunuz?
marjane: geç kaldım, beş dakika sonra dersim var!
-ama yollarda böyle koşturamazsınız! koştuğunuz zaman kalçanız sağa sola sallanıyor. bu, günahtır!
marjane: siz de bir zahmet kalçalarıma bakmayın!"
devamını gör...

he-man ve casper.
devamını gör...

monokromatik bir ışığın yarı geçirken bir maddeden geçerken dağılmasıdır.
devamını gör...

oldukça zor ve riskli bir iş ile uğraşan sanatçılardır.

kolaylıklar dilerim hepsine.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ağaçlar ve gökyüzünün heybetine bayılıyorum saatlerce izleyebilirim
devamını gör...

ülkeye en faydalı takımlardan biridir. sessiz sedasız sadece başarılarıyla gündeme gelmektedirler. antrenörleri giovanni guidetti'dir.
devamını gör...

düşünerek daha derine batıp boğulmakla sonuçlanacak eylem.
devamını gör...

bu kıyas neden bitmiyor anlamıyorum. ekşi sözlük türkiye'de ilk sözlüklerdendir ve alıp başını gitmiştir ona benzemek gibi bir gayemiz yok iken, iyi veya kötü şekilde kıyasa tutulmak bırakın sözlüğü yazarlara karşı günahtır.
sadece bu tanım için demiyorum yanlış anlaşılmasın ama bence bu tür kıyasa girilmemelidir artık aynı hedefe farklı yollardan giden 2 farklı sözlüğüz o kadar.
devamını gör...

son derece cesur, insanı şerefi, onuru uğruna ölmeye teşvik eden bir güzel atalar sözü kalıbı.

diyor ki; eğer ahlaksız, şerefsiz bir durumda kalırsan ve sen de o ahlaksızlığa, şerefsizliğe ortak olduğunda, kendini kurtarma olanağın, olasılığın varsa, doğru olanı seç; şerefsizlik yapma, gerekirse bu uğurda canını ver ama onurunu her daim koru.

hemen karşısında "köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı derler" atasözünü de söyleyen bir millet olarak ilk atasözümüzün ne kadar geçerli olduğunu uzunca tartışabiliriz.

birbirinin tam zıddı atasözlerimizin listesi yapılmış mıdır bilmiyorum ama bu konuda diğer milletlerden aşağı kaldığımızı hiç sanmıyorum. yaşanılan her durum halkın hafızasında bir şekilde yer ediyor, buna benzeyen atalar sözü haline geliyor.

sizleri, yukarıdaki iki zıt atasözünü de içinde barındırdığına inandığım ünlü dede korkut hikayesi duha koca oğlu deli dumrul destanı ile baş başa bırakayım. okumayan ve okumak isteyen varsa da bir boş zamanında okur diyerek.

"meğer hanım, oğuz’da duha koca oğlu deli dumrul derlerdi bir er var idi. bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı. geçeninden otuz üç akçe alırdı, geçmeyeninden döve döve kırk akçe alırdı. bunu niçin böyle ederdi? onun için ki benden deli, benden güçlü er var mıdır ki çıksın benimle savaşsın der idi, benim erliğim, bahadırlığım, kahramanlığım, yiğitliğim rum'a, şam'a gitsin, ün salsın der idi.

meğer bir gün köprüsünün yanında bir bölük oba konmuştu. o obada bir iyi, güzel yiğit hasta düşmüştü. allah’ın emriyle o yiğit öldü. kimi oğul diye, kimi kardeş diye ağladı. o yiğit üzerine dehşetli kara feryat koptu.

ansızın deli dumrul dört nala yetişti. der: bre kavatlar, ne ağlıyorsunuz, benim köprümün yanında bu gürültü nedir, niye feryat ediyorsunuz dedi. dediler: hanım, bir güzel yiğidimiz öldü, ona ağlıyoruz dediler.

deli dumrul der: bre yiğidinizi kim öldürdü? dediler: vallah bey yiğit, allah taala’dan buyruk oldu, al kanatlı azrail o yiğidin canını aldı. deli dumrul der: bre, azrail dediğiniz ne kişidir ki adamın canını alıyor, ya kadir allah, birliğin varlığın hakkı için azrail’i benim gözüme göster, savaşayım, çekişeyim, mücadele edeyim, güzel yiğidin canını kurtarayım, bir daha güzel yiğidin canını almasın dedi. çekildi döndü deli dumrul evine geldi.

hak teala’ya dumrul’un sözü hoş gelmedi. bak bak, bre deli kavat benim birliğimi tanımıyor, birliğime şükür kılmıyor, benim ulu dergahımda gezsin, benlik eylesin dedi. azrail’e buyruk eyledi kim ya azrail, var ve o deli kavatın gözüne görün, benzini sarart, dedi, canını hırıldat, al dedi.

deli dumrul kırk yiğit ile yiyip içip otururken ansızın azrail çıka geldi. azrail’i ne çavuş gördü ne kapıcı. deli dumrul’un görür gözü görmez oldu, tutar elleri tutmaz oldu. dünya alem deli dumrul’un gözüne karanlık oldu. çağırıp deli dumruj söyler, görelim hanım ne söyler:

der:

bre ne heybetli ihtiyarım
kapıcılar seni görmedi
çavuşlar seni duymadı
benim görür gözlerim görmez oldu
tutar benim ellerim tutmaz oldu
titredi benim canım cuşa geldi
altın kadehim elimden vere düştü
ağzımın içi buz gibi
kemiklerim tuz gibi oldu
bre sakalcığı akça ihtiyar
gözceğizi fersiz ihtiyar
bre ne heybetli ihtiyarsın söyle bana
kazam belam dokunur bugün sana

dedi. böyle diyince azrail’in hiddeti tuttu, der:

bre deli kavat
gözümün fersiz olduğunu ne beğenmiyorsun
gözü güzel kızların gelinlerin canım çok almışım
sakalımın ağardığını ne beğenmiyorsun
ak sakallı kara sakallı yiğitlerin canım çok almışım
sakalımın ağarmasının manası budur

dedi. bre deli kavat övünüyordun: al kanatlı azrail benim elime geçse, öldüreydim, güzel yiğidin canını onun elinden kurtaraydım diyordun, şimdi bre deli geldim ki senin canını alayım, verir misin yoksa benimle cenk eder misin dedi.

deli dumrul der: bre, al kanatlı azrail sen misin dedi. evet benim dedi. bu güzel yiğitlerin canını sen mi alıyorsun dedi. evet, ben alıyorum dedi. bre azrail, ben seni geniş yerde istiyordum, dar yerde iyi elime girdin değil mi dedi. ben seni öldüreyim, güzel yiğidin canını kurtarayım dedi.

kara kılıcını sıyırdı eline aldı. azrail’e çalmağa hamle kıldı. azrail bir güvercin oldu. pencereden uçtu gitti. insan oğlunun ejderhası deli dumrul elini eline çaldı, kah kah güldü. der: yiğitlerim azrail’in gözünü öyle korkuttum ki geniş kapıyı bıraktı dar bacadan kaçtı, mademki benim elimden güvercin gibi kuş oldu uçtu, bre ben onu bırakır mıyım doğana aldırmayınca dedi.

kalktı atma bindi, doğanını eline aldı, ardına düştü. bir iki güvercin öldürdü. döndü, evine gelirken azrail atının gözüne göründü. at ürktü. deli dumrul’u kaldırdı yere vurdu. kara başı bunaldı, darda kaldı. ak göğsünün üzerine azrail basıp kondu. demin mırıldanıyordu, şimdi hırıldanmağa başladı.

der:

bre azrail aman
tanrının birliğine yoktur güman
ben seni böyle bilmezdim
hırsız gibi can aldığını duymazdım
tepesi büyük büyük bizim dağlarımız olur
o dağlarımızda bağlarımız olur
o bağların kara salkımlı üzümü olur
o üzümü sıkarlar al şarabı olur
o şaraptan içen sarhoş olur
şaraplıydım duymadım
ne söyledim bilmedim
beylikten usanmadım yiğitliğe doymadım
canımı alma azrail medet

dedi. azrail der: bre deli kavat bana ne yalvarıyorsun. allah taala’ya yalvar, benim de elimde ne var, ben de bir emir kuluyum dedi. deli dumrul der: peki ya can veren can alan allah taala mıdır? evet odur dedi. döndü azrail’e, peki ya sen ne eylemekli belasın, sen aradan çık, ben allah teala ile haberleşeyim dedi.

deli dumrul burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

yücelerden yücesin
kimse bilmez nicesin
güzel tanrı
nice cahiller seni gökte arar yerde ister
sen bizzat müminlerin gönlündesin
daim duran cebbar tanrı
baki kalan settar tanrı
benim canımı alacaksan sen al
azraile almağa bırakma
dedi. allah teala’ya deli dumrul’un burada sözü hoş geldi. azrail’e nida eyledi ki madem deli kavat benim birliğimi bildi, birliğime şükür kıldı, ya azrail, deli dumrul can yerine can bulsun, onun canı azat olsun der.

azrail der: bre deli dumrul allah teala’nın emri böyle oldu ki deli dumrul canı yerine can bulsun, onun canı azat olsun dedi.

deli dumrul der: ben nasıl can bulayım, yalnız, bir ihtiyar babam, bir ihtiyar anam var, gel gelelim. ikisinden biri belki canını verir, al, benim canımı bırak dedi.

deli dumrul sürdü babasının yanına geldi.

babasının elini öpüp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

ak sakallı aziz izzetli canım baba
biliyor musun neler oldu
küfür söz söyledim
hak teala'ya hoş gelmedi
gök üzerinde al kanatlı azrail'e emreyledi
uçup geldi
benim akça göğsümü bastırıp kondu
hırıldatıp tatlı canımı alır oldu
baba senden can dilerim verir misin
yoksa oğul deli dumrul diye ağlar mısın

babası der:

oğul oğul ay oğul
canımın parçası oğul
doğduğunda dokuz erkek deve kestiğim aslan oğul
penceresi altın otağımın kabzası oğul
kaza benzer kızımın gelinimin çiçeği oğul
karşı yatan kara dağım gerek ise
söyle gelsin azrailin yaylası olsun
soğuk soğuk pınarlarım gerek ise
ona içme olsun
tavla tavla koç atlarım gerek ise
ona binek olsun
katar katar develerim gerek ise
ona yük taşıyıcı olsun
ağıllarda akça koyunum gerek ise
kara mutfak altında onun şöleni olsun
altın gümüş para gerek ise
ona harçlık olsun
dünya tatlı can aziz
canımı kıyamam belli bil
benden aziz benden sevgili anandır
oğul anana var

dedi. deli dumrul babasından yüz bulmayıp sürdü anasına geldi. der:

ana biliyor musun neler oldu
gök yüzünden al kanatlı azrail uçup geldi
benim akça göğsümü bastırıp kondu
hırıldatıp canımı alır oldu
babamdan can diledim ana vermedi
senden can dilerim ana
canını bana verir misin
yoksa oğul deli dumrul diye ağlar mısın
acı tırnak ak yüzüne çalar mısın
kargı gibi kara saçını yolar mısın ana

dedi. anası burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş : anası der:

oğul oğul ay oğul
dokuz ay dar karnımda taşıdığım oğul
on ay diyince dünya yüzüne getirdiğim oğul
dolma beşiklerle belediğim oğul
dolu dolu ak sütümü emzirdiğim oğul
akça burçlu hisarlarda tutulaydın oğul
pis dinli kafir elinde esir olaydın oğul
altın akçe gücüne dayanarak seni kurtaraydım oğul
yaman yere varmışsın varamam
dünya tatlı can aziz
canımı kıyamam belli bil

dedi, anası da canını vermedi. böyle diyince azrail geldi deli dumrul’un canını almağa. deli dumrul der:

bre azrail aman
tanrının birliğine yoktur güman

azrail der: bre deli kavat daha ne aman diliyorsun, ak sakallı babanın yanına vardın can vermedi, ak bürçekli ananın yanına vardın can vermedi, daha kim verecek dedi. deli dumrul der: hasretlim vardır, buluşayım dedi. azrail der: bre deli hasretlin kimdir? der: el kızı helallim var, ondan benim iki oğlancığım var, emanetim var, ısmarlayacağım onlara, ondan sonra benim canımı alasın dedi.

sürdü helallisinin yanına geldi, der:

biliyor musun neler oldu
gök yüzünden al kanatlı azrail uçup geldi.
benim beyaz göğsümü bastırıp kondu
benim tatlı canımı alır oldu
babama ver dedim can vermedi
anama vardım can vermedi
dünya şirin can tatlı dediler
şimdi
yüksek yüksek kara dağlarım sana yaylak olsun
soğuk soğuk sularım sana içme olsun
tavla tavla koç atlarım sana binek olsun
penceresi altın otağım sana gölge olsun
katar katar develerim sana yük taşıyıcı olsun
ağıllarda beyaz koyunum sana şölen olsun
gözün kimi tutarsa
gönlün kimi severse
sen ona var
iki oğlancığı öksüz koyma

dedi. kadın burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

der:

ne diyorsun ne söylüyorsun
göz açıp da gördüğüm
gönül verip sevdiğim
koç yiğidim şah yiğidim
tatlı damak verip öpüştüğüm
bir yastıkta baş koyup emiştiğim
karşı yatan kara dağları
senden sonra ben neylerim
yaylar olsam benim mezarım olsun
soğuk soğuk sularını
içer olsam benim kanım olsun
altın akçeni harcar olsam benim kefenim olsun
tavla tavla koç atını
biner olsam benim tabutum olsun
senden sonra bir yiğidi
sevip varsam beraber yatsam
alaca yılan olup beni soksun
senin o namert anan baban
bir canda ne var ki sana kıyamamışlar
arşşahit olsun sekizinci kat gök şahit olsun
yer şahit olsun gök şahit olsun
kadir tanrı şahit olsun
benim canım senin canına kurban olsun

dedi, razı oldu.

azrail hatunun canını almağa geldi, insan oğlunun ejderhası eşine kıyamadı. allah teala’ya burada yalvarmış, görelim nasıl yalvarmış:

der:

yücelerden yücesin
kimse bilmez nicesin
güzel tanrı
çok cahiller seni gökte arar yerde ister
sen bizzat müminlerin gönlündesin
daim duran cebbar tanrı
ulu yollar üzerine
imaretler yapayım senin için
aç görsem donatayım senin için
alırsan ikimizin canını beraber al
bırakırsan ikimizin canını beraber bırak
keremi çok kadir tanrı

dedi. hak teala’ya deli dumrul’un sözü hoş geldi. azrail’e emreyledi: deli dumrul’un babasının, anasının canını al, o iki helalliye yüz kırk yıl ömür verdim dedi. azrail de babasının anasının derhal canını aldı. deli dumrul yüz kırk yıl daha eşi ile ömür sürdü.

dedem korkut gelip destan söyledi, deyiş dedi. bu destan deli dumrul’un olsun, benden sonra alp ozanlar söylesin, alnı açık cömert erenler dinlesin dedi.

dua edeyim hanım: yerli kara dağların yıkılmasın. gölgeli koca ağacın kesilmesin. taşkın akan güzel suyun kurumasın. kadir tanrı seni namerde muhtaç etmesin. ak alnında beş kelime dua kıldık, olsun kabul. derlesin toplasın günahınızı adı güzel muhammed’e bağışlasın hanım hey!"

son not: hikayeyi okuyup bitirdiyseniz, sizin de dikkatinizi muhakkak çekmiştir, hikayenin 15. yy civarında yazıya geçirildiği tahmin edilmesine rağmen, tanrı ve azrail'le olan bu teklifsiz samimiyet, aslında bu hikayenin çok daha önce, türkler islamiyeti yeni yeni kabul ettiği zamanlardan kalma olduğunu gösteriyor. bunu da not düşmek istedim.
devamını gör...

sektörün bir yönü düşerse diğeri yükselir. bu hep böyledir. yani futbolun yasaklanması çözüm değildir. çözüm insanların eğitiminden geçer. dikkat ederseniz futbolu en çok sevenler eğitimsiz insanlarken en çok kazanan ise eğitimli insanlardır.

edit:başlığı açan kaçarsa diye ss aldım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her giydiğine bu size çok yakıştı diyen çalışandan daha dürüsttür.
devamını gör...

tini şad mekanı cennet olsun.yiğit bir türk evladıydı.
devamını gör...

an itibariyle yaşadığım durum.
karma*
devamını gör...

bir kez başlanıp da tadı alındı mı bir daha vazgeçilemez. pek tabii eğlenceli yanları da vardır. kendiniz konuşup kendinize hak verirsiniz. yorum falan da yaparsınız anlattıklarınıza.
yok canım ne delirmesi?
devamını gör...

medeniyetin beşiğidir ama üstündeki yapılar hep topraktan yapılmıştır.
bu yapılar dayanıksız olduğundan, yıllar boyunca yok olmuşlardır.
işte bu yüzden, günümüzde mezopotamya'da eski devirlerden kalıntılar yoktur.

mezopotamya tarihi boyunca yaşayan kavimler , geometri problemlerini cebir yoluyla çözdüklerinden, analitik geometrinin öncüsü sayılırlar. ay ve güneş tutulmalarının yıllık bir periyodunun olduğunu söylemişlerdir. bir haftayı 7 gün kabul etmişlerdir ve bu düşünce önce roma'ya ardından da bütün avrupa'ya geçmiştir.
alan ölçümleri ve su kanallarını açmak için geometriden yararlanmışlardır. dairenin alanı ve silindirin hacmini bulmada pi sayısı için 3.125 değerini belirlemişlerdir. çemberi 360 dereceye ayırma düşüncesini ortaya koymuşlardır. bütün bu gelişmelere mezopotamya ev sahipliği yapmıştı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

[[alıntı]] ersin kalkan:

her şeyin ilki burada başladı

ilk kent burada kuruldu, ilk kanun burada yapıldı.

matematik, astronomi dersleri ilk burada verildi. son buzul çağı'nın bitiminden yunan ve roma'nın doğuşuna kadar ortaya çıkan en uygar topluluklar mezopotamya'da yaşadı.

avcılık ve toplayıcılıktan çiftçiliğe geçiş devrimi burada gerçekleşti. insan tanrı'yı aramaya bu havzada başladı.

ilk tapınaklar ve kentler bu toprakların vadilerinde inşa edildi. ilk madenci, ilk örsün üzerine koyduğu madene ilk çekici burada salladı.

ilk yazı, ilk krallar ve ilk imparatorlar burada görüldü. uygarlığın kalbi mezopotamya, yani dicle ve fırat ırmaklarıyla sulanan verimli düzlüklerdi.

büyük iskender'in mezopotamya'yı fethettiği tarihe kadar süren ilk dönem mezopotamya uygarlığı tam 10 bin yıl sürdü. sonra ikinci mezopotamya dönemi diyebileceğimiz devir başladı. mecusiler buradaydı. ilk yahudiler ve ilk hıristiyanlar da bu topraklardan çıktı.

hz. muhammed'den önceki tüm peygamberler mezopotamya'nın ağaçlarından yapılan beşiklerde sallanarak büyüdü.

uygarlıklar uygarlıkların üzerine kuruldu, krallar eski krallıkları yok ederek tahta çıktı, gün geldi taş taş üstünde kalmadı. pagan tapınaklarından alınan taşlarla kiliseler, camiler, yeni çarşılar, evler, kütüphaneler kuruldu.

mezopotamya olmasaydı heykel, resim, müzik, edebiyat, tiyatro olmazdı. ilk oyuncaklar dinle ve fırat nehirlerinin kesiştiği noktalarda ortaya çıktı.

dağınık ve düzenli savaşların yapıldığı ilk yer de burasıydı, düzenli orduların organize edildiği kışlalar da ilk kez burada inşa edildi.

tekerlek mö 3500'de burada bulundu, ilk kızaklar, tekneler, kalyonlar, savaş arabaları burada imal edildi. iki nehir arasında kurulan mezopotamya'nın büyük bölümünde ırmak ve kanallarla ulaşım yapıldı, mallar taşındı. basra körfezi ve akdeniz'e açılan ilk gemiler bu kıyılardan kendilerini suya bıraktı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim