acıkınca kafan dominosa gider.
devamını gör...

bitse de bir şey farketmeyecek benim için. ben zaten yıllardır karantinadaymışım. siz sadece bir iki yıl bana eşlik ettiniz.
devamını gör...

yansıma mı yanılsama mı hayat?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“ çok satan” kitaplarla aram hiç hoş olmadı çünkü biliyorum ki bu kitapları satın alan insanlar arasında giydiği kıyafetlere uyumlu olduğu için alanlar da, plaja giderken taşıması kolay olduğu için yanına alanlar da, okulda sınavda çıkacağı içim okumak için almak zorunda kalanlar da, evde dekoratif bir kitaplık kurmak için satın alanlar da var. ben mutlu azınlığa dahil olan bir müptela olarak bu insanlarla aynı konumda olmayı zul sayarım. ama bu kitabı okudum.

etkilenmedim dersem yalan söylemiş olurum. gerçekten içe dokunan bir hikaye. hasan ve emir’in dostluğunu okumak güzeldi ama aralarındaki sınıf farkını görmek o kadar da hoş bir şey değildi. dünya üzerindeki her coğrafyada arkadaşlıklar maddi bir bariyere çarpıp bölünmek zorunda kalıyor ve bunun mantıklı bir açıklaması yok elbette.

ortadoğu’nun içinde bulunduğu ve muhtemel bulunmaya devam edeceği durumu iki erkek çocuğunun hikayesini kullanarak anlatmış yazar. siz de okuyun ve değiştirmemiz gereken şeyler için harekete geçin.
devamını gör...

tıp fakültelerinin mezuniyet töreninde kullanılan ve dünya tabipler birliği cenevre bildirgesindeki hekimlik andı'nın en güncel tercümesi şu şekildedir:
hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak;
yaşamımı insanlığını hizmetine adayacağıma,
hastanın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime,
hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime,
insan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime,
görevimle hastam arasına ; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce , ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime ,
hastamın bana açtığı sırları , yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma,
mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma,
hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime,
mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime,
tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma,
hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime,
tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgilerimi, insan haklarını ve bireysel özgürlüklerini çiğnemek için kullanmayacağıma,
kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine,

ant içerim.


bu yeminin hipokrat yada onun öğrencilerinden birisi tarafından yazıldığı kabul edilir. özgün metin yıllar içinde değişikliğe uğramıştır. özgün metnin çevirisi ise şu şekildedir:

hekim apollon, asklepios, higiya, panacea üzerine ve bütün tanrı ve tanrıçaların huzurunda yemin ederim ki, yeteneğim ve gücüm elverdiğince bu and ve sözleri tutacağım:

bu sanatta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım, ihtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim, çocuklarına kardeşim gibi bakacağım ve öğrenmek isterlerse bu sanatı ücretsiz öğreteceğim; ilaç reçetelerini, şifai bilgileri ve diğer bilgileri sadece ve sadece kendi evlâtlarıma, hocamın çocuklarına ve hekimlik kurallarına uygun sözleşmeyle bağlı ve and içmişlere öğreteceğim.

yeteneğim ve hâkimiyetim ölçüsünde hastalarımın iyiliği için tedaviler önereceğim ve asla kimseye zarar vermeyeceğim.

isteyen hiç kimseye öldürücü bir eczayı ne vereceğim ne de bunu tavsiye edeceğim; benzer şekilde, bir gebe kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermeyeceğim.

hayatımın ve sanatımın saflığını koruyacağım.

iç organlarındaki taşı keserek almayı, hastalığı çok açık olan hastalarda bile, işin ehli olan (cerrah)lara bırakacağım.

hangi eve girersem gireyim, bütün kasıtlı kötülük ve suistimallerden ve özellikle de ister hür ister köle olsun erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan kaçınarak, sadece hastaya yardım için gireceğim.

gerek sanatımın icrası sırasında gerekse insanlarla gündelik ilişkideyken edindiğim bilgileri ortalığa saçmayacağım, bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım.

bu yemine sadık kalırsam hayatımı ve mesleki uygulamalarımı insanların tümünden ve her zaman saygı görerek mutlulukla sürdüreyim, ama ona ihanet eder ya da çiğnersem tam tersini yaşayayım.
devamını gör...

biz aynı dili konuşuyoruz biz bile anlamıyoruz. elin almanı nasıl anlasın?
devamını gör...

mustafa ceceli. kişisel bir sinirim var adama (bkz: tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok)
devamını gör...

devletin bütün kuvvetlerine değil, silahlı bütün ( kara , deniz , hava ) kuvvetlerine emir verebilecek bir unvandır. ayrıca üniforması olmayan anayasal bir rütbedir. sadece bir fiil savaş durumda aktif şekilde kullanılır. ( atamızın kurtuluş mücadelesinde tüm yetkilerini kullanması gibi ) . günümüzde kağıt üzerindedir çünkü ordunun kontrolü genel kurmay başkanlığındadır.
ayrıca (bkz: mareşal)
devamını gör...

direkt tuvalete gitmek. doğduğum günden beri aynı muhtemelen.
devamını gör...

tüm mal varlığım cebimde olan.
devamını gör...

namaz kılmak insanı kötülüklerden alıkoymalıdır. eğer kişi kötü davranışlar sergilemeye devam ediyorsa nerede hata yaptığını düşünmelidir.
devamını gör...

son zamanlarda sürekli kendime söylediğim cümle. al işte yine kaçırdın diyorum, bak gördün mü kaçtı bu da gitti! ne için? kim ya da kimler için?
devamını gör...

belki de 10 sene sonra editleyeceğim başlıktır. nasip.
devamını gör...

bir erkeğin yumruğundan bile serttir bazen bir kadının son sözü. çünkü, ilki dişlerini döker, öteki düşlerini. sözünün sahibi irlanda'lı şair ve oyun yazar'ıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: bunlar ne saçma başlıklar)
devamını gör...

küçükken çok sevdiğim birisi vardı. bir gün bana onu ne kadar çok sevdiğimi sormuştu. ben de sevgimi anlatmak için 'duvarlar kadar' tabirini kullanmıştım. duvarlar kadar seviyorum demiştim. artık duvarlar ne kadar büyük geliyorsa o zamanlar. duvarlar kadardı işte.
devamını gör...

şarkıcı cozy* 'nin kendi ismini taşıyan albümünde yer alan oldukça hoş bir şarkıdır.
cozy;ing. konforlu,rahat, sıcacık ortamlar için kullanılan bir niteleme sözcüğüdür. zaten to let go 'yu dinlerken de kendimizi bir anda böyle bir ortamda ve hissiyat içinde buluvermekteyizdir.


peki ben bu sımsıcak şarkıyla nerede karşılaştım? five feet apart ismindeki harika filmde elbette.
*tüm dostlardan en fazla beş adım uzakta kalmak dileğiyle efendim*.
devamını gör...

canımın içi sana keşke seni hiç tanımasaydım diyemem ama neden bunlar yaşandı
canımın içi ölene kadar benimle kalmayacağını biliyordum ama neden bugünümüzü doya doya yaşayamadık
canımın içi sana keşke bu yola hiç baş koymasaydım diyemem ama neden bana yolun sonunda beni beklemediğini söylemedin
canımın içi seni keşke hiç sevmeseydim diyemem ama neden birazcık bile değmedin
canımın içi bana keşke o sözleri söylemeseydin diyemem ama neden içinden gelmediği hâlde söyledin
canımın içi sana keşke hiç aşık olmasaydım diyemem ama neden bana 'aşk incitir' demedin
canımın içi hani sevmek güzel şeydi ben neden ellerim bağrımda kaldım
canımın içi senden gitmek hiç kolay olmadı ama neden arkamı döndüğümde hiç orda olmadın
canımın içi sana kötüsün diyemem ama neden elini kalbine koyup bana hiç merhamet etmedin.
devamını gör...

hatay dürüm.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim