genellikle ergenlik doneminde ortaya cikan, bazi kisilerde ise ergenlikten sonra da devam edebilen sendromdur. sebebi ise hos geldiniz dedigin misafirin sadece hos bulduk demekle kalmayip kendisini ilgilendirmeyen seyleri de sormasidir. yani teyzecigim sadece hos bulduk demek ya da nasılsin sorusuna iyiyim evladim sen nasilsin demek neyine yetmiyor gercekten anlayamiyorum.**
ayrıca bkz;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...



tell me now of the very souls that look alike, look alike
do you know the stranglehold covering their eyes?
ıf ı call on every soul in the land on the move
tell me if ı'll ever know a blessing in disguise
the curse ruled from the underground down by the shore
and their hope grew with a hunger to live unlike before
and the curse ruled from the underground down by the shore
and their hope grew with a hunger to live unlike before
.
devamını gör...

yılan beslemek isterdim ama bu eve de iki yılan fazla.
devamını gör...

arada oluyor öyle şeyler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ana tanrıça
anadolu’nun öz kültü (ana tanrıça) tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin ortaya çıktığı dönemlere kadar uzanan, hatta bu dinlerde de izleri görülebilen inancını, anadolu’nun kendi tarih akışı içinde yansıyan kişiliğinde izlemek gerekir. anadolu’nun en eski tanrı tasarımlarından olan ana tanrıça yaratma eyleminin özü, insanlar için bereket ve çoğalmanın simgesi olarak karşımıza çıkar. toprakların yüceltilmesi, bereketin ve vericiliğin simgesi hâline getirilen ana tanrıça düşüncesinin ilk ortaya çıkışının ilksel kültürlerdeki kadın egemen çağlara rastladığı saplanır.

ünlü bereket tanrıçaları, toprak ana simgeleri, bu çağların “büyük anasıdır". gerçeği mitler aracılığı ile kavrayan ilksel insanın inanışına göre ana tanrıça tüm doğayı kapsar. o, insanın dünyayla girdiği tüm ilişkileri düzenleyen bir ilkedir. ana tanrıça mitoslarında egemen olan döngüsel tanrı anlayışı tüm insana ilişkin eylemlerin ilk nedeni ve kökenidir ve ilerleyen süreçte, o ilk kökenden zaman bakımından ne kadar uzaklaşılırsa uzaklaşılsın, kutsal eylem biçimleri bereket adına sürekli tekrar edilmelidir. ana tanrıça kısaca şöyle anlatılır:
“bir zamanlar gökler, denizler ve kayalar birbirinden ayırt edilemeyecek hâldeymiş fakat birdenbire ortada bir musiki örmüş, gökler ve denizler yine bir kâinat teşkil etmiş, beraber birbirinden ayrılmış. o esrarengiz musiki, ürinom’un (yani kybele’nin) doğduğunu ilan ediyormuş. onun sembolü de aymış.”

inanç varlığı olarak dişilerin kutsallaştırılmasına yol açan bu durumda doğum olayının nedenini bilemeyen eski çağ insanının gözünde, bu eyleme (doğurma işine) doğaüstü gizli güçlerin katıldığına inanmak da doğaldır. doğadaki bu yaratıcı, doğurucu güçlerin, özellikle insanların üreme organları üzerinde yoğunlaştığı ya da yoğunlaşmasını sağlayan inançların yeşerdiği çağlardır bu zamanlar. çağlar boyu egemen olan ana tanrıça’nın anlamsal boyutunun yanı sıra bir de imgesel boyutu vardır.
işte, bu boyut anadolu’daki çayönü, çatalhöyük, hacılar gibi yerleşim merkezlerinde rastlanan kadın heykelciklerinde somutlaşır. bu yerleşimlerde ortaya çıkarılan kadın heykelcikleri, ana tanrıça’ya daha bu dönemlerde tapıldığına işaret etmektedir. anadolu’da toprak ilk onunla sürülmüş, ilk tohum onunla atılmıştı.
tarih öncesinin aydınlanabilen en gerilerine dek gidildiğinde, akdeniz çevresinde, kuzey ülkelerinde, asya içlerindeki tüm kültür ve uygarlıklarda çeşitli isimlerde fakat hep aynı öz ve hep aynı inançta birleşen bir ana tanrıça ile karşılaşılır. kökeninin anadolu olduğu kesinlik kazanan bu tanrıçanın varlığı, hacılar ve çatalhöyük’te yapılan çalışmalar neticesinde m.ö. 6500-7000’lere kadar uzanmaktadır.ana tanrıça ayakta, oturmuş ya da uzanmış olarak tasvir edilir.geniş kalçalı, karınlı, iri göğüslü ve daima çıplaktır. kalça, göğüs ve vurgulanan üreme organı analığı, üremeyi, dişiliği, hayatın sürmesini ve bereketi simgeler. ana tanrıça’nın bu özellikleri kybele’den artemis’e kadar bütün ana tanrıça imgelerinde vardır. ana tanrıça kültüne en eski çağlardan itibaren anadolu’nun her yöresinde rastlanmaktadır. her türlü bolluk ve bereketi sağlayan, bitkilerin ve hayvanların üzerinde büyük kuvvete sahip, tarımı koruyan bu tanrıçanın özellikleri doğal koşullara bağlı olarak gelişmiştir anadolu’nun birçok yerinde çeşitli yerli adlar altında eski ana tanrıça kültü devam etmiştir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ana tanrıça’nın tapımı ve tarihi:yazılı kaynaklar bize kybele’nin pessinus’taki tapımı üstüne ayrıntılı bilgi verir. tanrıça’ya orada bir idol biçiminde tapınılırdı. bu idol bir “diopetes” yani gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit, bir kara taştı. pessinus’taki tapınağı siyasal güçlerden büsbütün bağımsız bir din merkezi olarak yönetilirdi. bu dinsel yönetimin başında iki baş rahip bulunur, bunların biri attis adını taşır, megabyzos adıyla anılan ikincisi dışardan gelme olması şart koşulan bir yabancıydı. bu iki kral rahibin attis efsanesinde anlatıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış olması gerekiyordu. galloi diye anılan öbür rahiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri töredendi. frygia’da yerli bir kült olduğu bütün kaynaklardan belli olan bir rahip devleti özelliğini bölgeye gelip yerleşen bütün yönetimlere karşı korumuştur. tanrıça’nın tapımı ilk defa, yeni taş devri’nde ve sonrasında tanrı ana adını taşıyan ve insan için bereket ve çoğalımın sembolü olan tanrıdır. kybele anadolu’nun en önemli tanrıçasıdır. doğanın doğurucu ve besleyici niteliği onda dile getirilmiş, zamanla kybele doğurganlıktan bolluk, verimlilik ve ürün kaynağı olma niteliği kazanmış ve daha sonraları karşılaşılan tanrıçaların öncüsü olmuştur. frygler bu tanrıçayı öyle benimsediler ki, tüm devlet ve ülkelerini pessinus kybelesi’nin mülkü saydılar. bunun sonucunda, aslında çok köklü bir anadolu tanrıçası olduğu halde kybele tarihe bir fryg tanrıçası olarak geçti; kral midas tanrıçanın oğlu ve pessinus’taki tapınağın kurucusu sayıldı. tapınımı roma imparatorluk çağı’nın içlerine değin sürdü.
kaynak buradan

anadolu’da bereket kültü:
insanoğlu 7 milyon yılı aşan evrimi boyunca çevresinde meydana gelen doğa olaylarını izlemiş ve onları anlamaya çalışmıştır. evriminin erken dönemlerinde insanoğlunun doğa karşısındaki tutumu hep edilgendir. doğayı etkilemeye, çevresini değiştirmeye yönelik bilinen herhangi bir çabası yoktur. günümüzden 1.5 milyon yıl önce ortaya çıkan homo erectus, ateşi kontrollü olarak kullanan ilk insandır. insan evrimi içinde ilk bilinçli avcılık da homo erectus döneminde gerçekleşir. avcılık ve ateşi kullanma, insanoğlunun doğayı değiştirmeye yönelik ilk somut hareketleridir. bu dönemden itibaren insan, doğa karşısındaki edilgen konumundan yavaş yavaş etken konuma doğru yükselir. bereket kültü bu dönüşüm serüveninin en önemli parçalarından birisidir.

anadolu’da bereket kültünün varlığına ilişkin en erken arkeolojik delillerden biri şanlıurfa yakınlarında fırat havzasında yer alan ve m.ö. 7000 yıllarına tarihlenen nevali çöri neolitik yerleşiminde bulunmuştur. kireç taşı kabartmalı bir kap parçasından oluşan bu eserin üzerindeki sahnenin merkezinde ellerini sevinç içinde yukarı doğru kaldırmış, adeta oynar ya da halay çeker pozda iki insan figürü, onların arasında ise çocuk olarak tanımlanabilecek bir figür bulunmaktadır. belki de burada kutsal bir birleşmenin bereketli sonucu olan ve başka bir değişle tanrıların insanlara bir hediyesi olarak değerlendirebileceğimiz çocuğun doğumu kutlanmaktadır. aynı sahnenin solunda boğa boynuzu kabartmasının yer alması da oldukça ilginçtir. özellikle çatalhöyük örneklerinden anladığımız kadarıyla boğa ve boğa boynuzu bereketle ilgili tapınımların ana öğelerinden birisidir.bu nedenle de söz konusu sahnede boğa boynuzunun varlığı eserin bereket kültüyle olan ilişkisini vurgulamaktadır.

neolitik çağ’da bereket kültüne ilişkin en zengin buluntu grubunu konya ili çumra ilçesi yakınlarındaki çatalhöyük yerleşimi verir. m.ö. 6500-5500 yıllarında yerleşime sahne olan çatalhöyük’te ele geçen bereketle ilişkili en tanınmış eser tahtta oturan ana tanrıça heykelciğidir. kol koyma yerleri aslan ya da kaplan kabartması şeklindeki tahtta oturan tanrıçanın bacakları arasında bir çocuk başı bulunmaktadır. bu eserde tanrıça yine bereketin simgesi olan çocuğu doğururken betimlenmiştir.

çatalhöyük’te bulunmuş, m.ö.6. binin ilk yarısına tarihlenen heykelcikte bu kez ana tanrıça bir fallus (phallus) biçiminde betimlenmiştir. burada da ana tanrıçaya fallus şekli verilerek erkeğin yaratma sürecindeki rolü vurgulanmış olmalıdır.

çatalhöyük’te bulunan bir kabartma ve hacılar’da ele geçen bir heykelcik neolitik çağ bereket kültünün başka bir yönüne ışık tutar. çatalhöyük’te bulunan kabartma tam ortasından geçen derin bir çizgiyle iki sahneye ayrılmıştır .soldaki birinci sahnede tanrı ve tanrıça olarak yorumlanan birbirine sarılmış iki yetişkin insan figürü, sağdaki ikinci sahnede ise, kucağında çocuk tutan bir kadın betimlenmiştir.

burdur yakınlarındaki hacılar yerleşiminde ele geçmiş geç neolitik döneme (m.ö. 5600) ait heykelcikte ise bir kadın ve bir erkek figür birbirlerine sarılmış halde yatar pozda betimlenmiştir. insanoğlu neolitik dönemin erken evrelerinden itibaren doğayı tanrı ve tanrıçanın kişiliğinde taklit ederek onun yaratma sürecini hızlandırmaya ve mevsimsel döngünün sürekliliğini garanti altına almaya çalışmıştır. bu uğraşın sonunda tanrı ve tanrıçanın cinsel birleşiminin doğa üzerinde olumlu bir etki yapacağı ve bu eylemin yardımıyla doğanın bereketi doğuracağı düşünülmüş, böylece hieros-gamos ritüeli bereket kültünün vazgeçilmez bir öğesi olarak ortaya çıkmıştır.

kalkolitik ve bronz çağlarda ana tanrıça heykelcikleri ve giderek artan sayıda erkek heykelciği görülmeye devam eder. afyonkarahisar’da bulunmuş m.ö.2. bin yılının ilk çeyreğine ait erkek biçimli tören kabı bu dönemde erkeğin bereket kültündeki rolünün giderek belirginleştiğine işaret etmektedir.
ancak bütün bu eserler bereket kültünün detaylarını vermekten uzaktır. bu kültün detaylarına ilişkin bilgiler yazının günlük hayatta kullanılmasıyla birlikte ortaya çıkar. aşağı mezopotamya’da m.ö. 3000 yıllarında sümerler, dini törenlerini, bu törenler sırasında söylenen şiir ya da şarkıları tabletlere yazarak günümüze ulaştırmışlardır.

inandık’ta bulunmuş bir vazo üzerine kabartma olarak yapılmış sahneler, hieros gamos ritüelini de içeren bir hitit bereket kültünün nasıl kutlandığını ayrıntılarıyla göstermektedir. bulunmuş bir vazo üzerine kabartma olarak yapılmışsahneler, bir hitit bereket kültünün nasıl kutlandığını ayrıntılarıyla göstermektedir. tören, en alt sahnede müzikli bir eğlence eşliğinde düğün yemeği ve sıvı adakların hazırlanmasıyla başlar. ikinci sahnede tören için hazırlanan adakların tanrı ve tanrıçaya sunuluşu betimlenmiştir. bu sahnede baş tanrı teşub’un boğa şeklindeki heykeli önünde yine bir boğa kurban edilmektedir. üçüncü sahnede tanrı ve tanrıça tapınak içindeki gerdek yatağında gösterilmiştir. son sahnede ise bir önceki sahnede gerçekleşmiş olan kutsal birleşmenin mutlu sonuçları bir festivalle coşku içinde kutlanmaktadır. bu sahnede bir yanda lir, çalpara ve saz benzeri bir müzik aleti eşliğinde akrobasi gösterileri yapılırken, diğer yanda bir dişi ve bir erkek figür, kutsal birleşmeyi temsili olarak canlandırmaktadır. yine
aynı döneme ait bitik vazosu üzerinde de benzer bir sahne vardır.
(bkz: inandık vazosu)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


hititler’de bereket kültünün kutlandığı bir bayramı gösteren diğer bir örnek de alacahöyük kabartmalarıdır. kentin giriş kapısının iki yanındaki duvarları süsleyen kabartmalarda teşup’a kurban sunanlar, çeşitli müzik aletleri çalanlar ve akrobasi gösterileri yapanlar görülmektedir. anlaşılan çok sayıda kurban sunusunu da içeren bu bayramlar, müzik eşliğinde, çeşitli akrobasi gösterileri yapılan bir panayır havasında kutlanmaktaydı.

anadolu’da m.ö. 750’lerde büyük bir devlet olarak karşımıza çıkanfrigler’de de bereket kültü dini yaşamın odak noktasını oluşturur. burada kült frig ana tanrıçası kybele ile onun sevgilisi attis etrafında şekillenir. en yaygın kullanımı frig uygarlığındadır. frigya mitolojisinde bir ana tanrıça olan kibele'ye genellikle dağ zirvelerinde tapınılırdı. doğa ile özdeşleştirilmiş, özellikle bazı vahşi hayvanlarla ilişkilendirilmiştir.
kaynakburadan
devamını gör...

üst katımızda çok tatlı bir amca oturuyor, aynı zamanda ev sahibimiz olur kendisi. evin önünde bir şeylerle uğraşıyormuş ama ben farketmedim hiç. pencereye kumru gelmiş, tabi benim yaşam enerjim de fazla gelmiş duramıyorum yerimde. pencerede kumruya doğru yaklaşıp "pişt fıstık nasılsın?" falan diyorum cevap vermesini bekliyormuşçasına. belli aralıklarla "pişt " deyip duruyorum, vazgeçip içeriye de gitmiyorum asla. ablam odanın içerisinde, biraz dehşete düşmüş biraz da gülmemek için kendini zor tutar halde bana bakıyor. meğer benim her pişt dememde adam yukarıya bakıp "efendim" diyormuş. ben bunu hiç duymadığım için "pişt fıstık nasılsın?"lar, "napıyosun kız"lar ve "ne tatlısın"larımı kesmiyorum tabi. ben kumruyla, adam benimle konuşmuş. en son "sana demedim x amca, kumru var da onunla konuşuyordum" gibi bir şeyler saçmalamıştım. sanki yaptığım açıklamayla çok normal görünürmüşüm gibi.
devamını gör...

yenidoğan bebeğin ağzından veya gaitasından kan geldiğinde bu kanın anneye mi bebeğe mi ait olduğunu belirlemeye yarayan testtir.
kan materyal su ile karıştırılır,sodyum hidroksit kullanılır ve sıvı pembe kalırsa kan bebeğe aittir, eğer kahverengi olursa anne kaynaklıdır.
prensibi ise bebeklerde bulunan hb f'in alkaliye dirençli olmasına dayanır.
devamını gör...

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tanzimat’tan sonra ingiltere, fransa ve italya’tan ticaret yapmak için osmanlı devletinin izmir, istanbul ve mersin gibi şehirlerine yerleşen, osmanlı tebaası olmadıkları hâlde seçimlerde aday olma ve oy kullanma dahil her türlü ayrıcalıklara sahip insanlar topluluğu. 20.yy’nin başlarında izmir’in %20’si bu topluluktan oluşmaktaydı. örneğin; buca ilçesi ingiliz levantenlerin kolonisiyken bornova fransız levantenlerin kolonisiydi. bugün bile buralarda gördüğümüz tarih yapıların bir çoğu levantenlerin yaşadığı konaklardır. cumhuriyetten sonra ulusal burjuvazi inşası sürecinde çoğu gitmek zorunda kalmıştır. kalan az sayıda levanten aile de türkleşmiştir. buradan son levantenlerle ilgili bir röportajı okuyabilirsiniz.

levant kelimesi köken bilimsel olarak osmanlı imparatorluğunun doğu akdeniz kıyısındaki topraklarına avrupalıların verdiği bir isimdir. bugünkü suriye, lübnan ve israil topraklarına tekabül ediyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mansur başkanım ne kadar yandaş varsa her meclis de zaten yargı dağıtıyordu alayına.

bu hareketi ile ankara halkına nasıl hizmet etmek istediğini göstermiş oldu.

yandaş tayfa seri üzgündür şimdi. bunlar daha hiçbir şey değil daha güzel günler gelecek.
devamını gör...

ingiltere’de ailesinin istediği şekilde görücü usulü evlenmek istemeyen adamın billboardlara verdiği ilanın üzerine yazdırdığı ilginç sözdür.
kendisiyle tanışmak isteyen kişilere ulaşmaları için internet sitesinin adresini de veren genç, dindar biri olduğunu ve müslüman birini aradığını da söylemiş. insan gerçekten hayret ediyor. komik kanımca. *
işte gencin o ilanı;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


29 yaşındaki muhammed malik, billboardlara kendi fotoğrafını bastırarak üzerine 'beni görücü usulü evlilikten kurtar' yazdı. malik, kendisiyle tanışmak isteyen kişilere ulaşması için internet sitesini de verdi.

'malik'e eş' isimli bir internet sitesi açan malik, girişimci olduğunu, yeme-içmeyi sevdiğini, dindar olduğunu ve müslüman birini aradığını söyledi.

cnn'de yer alan habere göre, aradığı kişiyi bulamadığını söyleyen malik 'bu işler çok zor. görünmek için billboard'a çıkmak zorunda kaldım' dedi.


kaynak; onedio.com/haber/gorucu-usu...
devamını gör...

futbolun ilkel sporu oldugunu savunan sahsimi bile neselendirmis olayin kahramani.
super lig birazzzcik mangal koksun be miss.*

sehrin asi cocuklariii
sigmiyor ki sokaklaraaa
mavi-lacivert formalarlaaaa
yuruyoruz omuz omuzaaaa

#dellen

ps: covid-01 yasaniyor su an sokaklarda ama nasil edek reis?*
devamını gör...

asitli içecekler, aşırı yağlı yiyecekler (bkz: poğaça)(bkz: mıhlama).
devamını gör...

10 yaşımda annemin ve babamın desteğiyle su satmıştım evin önünde.hatta tabela bile yapmıştım ''buz gibi soğuk su' diye. kardeşim de ortağım olmuştu. ama inanır mısınız sayın yazarlar, o parayı bir türlü harcayamamıştım. e tabii, insan kendi kazanınca harcaması çok zor oluyor.
devamını gör...

kanımca bir defa görmenin yeterli olduğu, ikinci kez uğramayacağım turistik bölge.
devamını gör...

eskiden insanların boşanması kocaman bir tabu ve ahlahsızlık olarak görüldüğü için şimdi daha sık görülmesi gayet normal bir olay. kadınların hayat standartlarının artması nedeniyle hayat boyu istemedikleri evliliklerini sürdürmeleri olayının azaldığını gösterir.
devamını gör...

genel olarak vicdanı olmayan, merhametsiz, karşısındakilere zalimlik eden, kendisini başkalarından üstün gören, taş kalpli kişiler için söylenen sözcük.

bir de bunun tersi olarak acıma duygusu taşıyan, vicdan sahibi, iyi kalpli, başkalarına yardım eden kişiler için de kitaplı dememiz gerekiyor, ama türkçe'de de böyle bir sözcük yok.
devamını gör...

duraklama, ara verme veya dinlenme demektir.
devamını gör...

aaaaaaaaaaaaaaağğğğ!*
tüm yeryüzü komple buralar mescit degil mi? namaz kılacak olan önüne bir sütre koyup namazını kılamaz mı? ne bu mescit fetişti?!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim