turgut kelimesi "konut, oturulacak yer" anlamına gelir. bu isim bu anlamda yazar tarafından bilinçli seçilmiştir. selim ışık turgut'u tutunamayanlar ansiklopedisine almayarak onu tutunanlar arasında görmüştür.
devamını gör...

önemli konuları gözden kaçıran yazar değildir. gündem başlıklarında kaynak gösterdiği yazılı ve sözlü basını referans alarak ilgili girdileri yazmaktadır. konu ile ilgili gelişme oldukça açtığı gündem başlıklarını editlemek suretiyle güncel gelişmelere ilk girdide yer vermektedir. yazılı ve sözlü basının bilgi kirliliğine sebebiyet vermesinin sorumlusu kesinlikle değildir. insani ve vicdani sorumluluklarını yerine getirmek, mağdur olan çocuklara yardımcı olmak adına elinden geleni yapmaya özen göstermemektedir. elinden fiziksel manada bir şeyler gelmediği noktalarda en azından mağduriyeti duyurmaya çalışmaktadır.

çocuk ve istismar konusunun bilinirliğini arttırmak adına belki de bu sözlükte en çok emek veren yazarlardan birisidir, gerek bu konularda profesyonel sektör çalışanı olarak gerek bir insan olarak sorumluluk almaktadır. ilgili yazar bu konularda duygusal tepkilerini elinden geldiğince kontrol ederek en faydalı olacak şekliyle bilgilerini ve tecrübelerini aktarmaya özen göstermektedir.

istismardan çocukları korumak adına ebeveynlere düşen sorumlulukları, çocukların tuvalet eğitim süreçlerinden başlayarak radyoda anlatmıştır. #475449

çocuk istismar türleri hakkında detaylı yazılar yazmıştır; #367462 , #353974 , #701640 ,
çocukların istismarına dayalı gelenekleri girdi olarak ayrı sözlük dergisine ayrı yazmıştır; #408935 , #408698
mağdur çocukları unutturmamak adına girdiler de yazmıştır; #409147
çocukların mağduriyetini önlemek adına başlatılan girişimler ile ilgili de yazmıştır; #412532
çocukların istismarının önünü açabilecek göz önünde ki kişilerin açıklamaları ile ilgilide girdileri vardır; #468919

özetle supportgirl bu konuyu dert edinmiştir ancak bunu duygusal bir tepki olarak değil farkındalık yaratmak amacıyla yapmıştır yapacaktır.

herkese iyi sözlükler diler.
devamını gör...

ozellikle okulun donem baslarindan nefret etmeme neden olmus bir eylemdir. her nedense o halti yardim almadan kendim yapmaya calisirdim. olay soyle gelisirdi; once kitabin ortasini sabitle, sag ve sol kapak olmak uzere sirayla katlayip bantla. finalde de kitabin kapaklarini kapat...iste o kisim zurnanin zirt dedigi yer/di. o kisim yuzunden sinirlenip defter kitap yirtmisligim vardir. her nedense ama bu isi basaramama ragmen lise sona kadar defter-kitaplarimi bantlamisimdir.
devamını gör...

covid- 19.
geldik mi böyle kallavi gelelim.
devamını gör...

sen vurursun dikiş atarlar ben vururum toprak atarlar.
devamını gör...

2015 yapımı bir sinema filmi versiyonu var heidi'nin. alain gsponer yönetmiş. bir kitap sinemaya nasıl uyarlanır sorusuna şahane bir örnek olmuş bu film. en küçük ayrıntısına dek ilmek ilmek işlenmiş, şahane oyunculukların izlendiği bir yapım olmuş. heidi rolündeki anuk steffen müthiş yetenekli bir genç oyuncu. bonus olarak bir de niki reiser tarafınfan bestelenen film müzikleri öyle güzel bir soundtrack albümü oluşturmuş ki, ne zaman dinlense insanı hem içten içe bir hüzne, hem de çocuksu bir neşeye sevkediyor.
film de albüm de en az birer kere mutlaka deneyimlenmeli...
devamını gör...

siyasi görüşü köktendinci, islamcı, sosyal muhafazakâr olan aşırı sağcı gazete.
''türkiye'de nefret söylemine en fazla rastlanan ulusal gazetedir.''
devamını gör...

bir zamanlar sokaklarda "10 evlattan daha hayırlı" sloganıyla satışı yapılmış alet.
devamını gör...

trakya ağzıyla konuşabiliyorum bende katılabilir miyim?
devamını gör...

telefonla kullanmak devamlı olarak sözlükle bir bağının olması demektir. yatarken aklına gelir eline alırsın, bi işle meşgulsündür "dur hemen bakıyım" dersin, dışarıdasındır telefonun yanındadır. yani telefondan girmek daha mı pratiktir bilemem ama bağımlılığı daha da arttırdığı kesin.
devamını gör...

inşallah inşallah (bkz: tıp) olacak diyeceğim başlıktır.
devamını gör...

2008 tarihli ve ispanyol yapımı olan oldukça etkileyici bir drama filmidir. camino ise 'yol' anlamına gelmekte. senaristliğini ve yönetmenliğini javier fesser'in üstlendiği bu filmin başrolünde nerea camacho henüz 12 yaşındayken yer almış ve büyük beğeni toplamıştır,ayrıca bu rol genç oyuncumuzun ilk performansıdır. camacho'nun canlandırdığı camino karakteri, tedavisine bir türlü yanıt alınamamış bir kanser hastasıdır* ve bu sebeple ailesinin ve doktorların elinden gelen tek şey,kızı ölüme hazırlamaktır. film, baştan sona ağır bir dram çizgisinde ilerliyor ve böylece camino'nun,ailesinin ve tüm hastane çalışanlarının yaşadığı çaresizliği bize fazlasıyla hissettiriyor. bunun aslında yaşanmış bir hikaye olması da elbette bu hisleri pekiştiriyor.

camino'nun annesi ve babası kızlarının yanından bir an olsun ayrılmasa da her ikisinin de farklı manevi görüşleri olması sebebiyle aslında bakış açıları pek de aynı noktada buluşamıyor.babasının aksine sert mizaçlı ve koyu bir dindar olan katolik annesi, camino'nun da genellikle inançlı olmasına yol açmıştır* ve bu durum izleyicinin yüreğine bir nebze de olsa su serpiyor çünkü camino öleceğinin fazlasıyla bilincinde ve bunu, tanrı'ya (yani onların inancına göre hz.isa'ya) ulaşmak olarak görüyor. bir çocuğun,kendi ölümünün bilincinde olması hususuna ise hiç değinmeyeceğim,zira sözcüklerle anlatabileceğimizin fersah fersah ötesinde bir durumdur bu. sık sık flashback'ler ile camino'nun geçmişine gitmemiz ise,onun yaşayabileceği daha nice güzel günlerden mahrum kaldığı gerçeğine boğmakta izleyiciyi.

fakat tüm yaşanılanlar bundan ibaret değil maalesef. bu noktada şunu söylemeliyim ki filmdeki dramanın ölçüsü bir miktar aşırıya kaçmış. bizi camino'ya mı, annesine mi, ablasına mı ya da (daha da acısı) babasına mı üzüleceğimizi şaşırtacak hale getiren bir senaryo mevcut burada. ama birçok ödüle ve nispeten kaliteli bir kurguya sahip bir drama filmi izlemek istiyorsanız ve elbette ki bir süredir biriktirdiğiniz fazla miktarda gözyaşınız varsa bu filmi izlemenizi mutlaka tavsiye ederim*.
fragmanı;



filmde beni fazlasıyla etkileyen çok sahne var fakat en etkilendiğim sahne, camino'nun rahibe olan genç ablasının, onun ölmek üzere olduğu haberini aldıktan sonra biricik kızkardeşinin ölümüne şahit olmamak adına zaman harcamak için hastaneye otobüsle gitmeyi tercih etmesidir. sonsuz bir acıyı böyle basit bir şekilde hafifletebileceğini düşünmesi ise, yaşanılan çaresizliği iliklerime kadar hissettirdi bana gerçekten.


hemen her filmin final sahnesi en etkileyici sahnelerden biridir ya genellikle,işte bu filmde de final sahnesi en etkilendiğim ikinci sahnedir.

tüm hastane çalışanları, bütün doktorlar ve hemşireler camino'nun odasında toplanıp onun son anına tanık olmak istiyorlar.


filmin akılda kalıcılığı ve etkileyiciliğine vurgu yapmam gerekirse, bu noktada camino'yu üç yıl önce izlediğimi belirtmeliyim. gördüğünüz gibi oldukça sağlam kurguya sahip iyi bir drama filmi ve uzun zaman akıllardan çıkamıyor. bu da filmi izlemek isteyenlere uyarım olsun*.

gerçek hayat hikayesi için
devamını gör...

allah'ın, insanları yaratmadan önce de içlerinden bazılarının ona iman etmeyeceğini ve dolayısıyla cehenneme (bkz: cehennem) gideceğini ezeli olarak bildiği halde, yine de o insanları yaratıp ben merhamet sahibiyim demesinin kısa versiyonu olan gülünç durum.

edit1: okuduğunu anlamayanlar için biraz açıklama gereği duydum. allah kimin cehennemlik olduğunu ezeli olarak biliyor. gücü her şeye yeten allah'ın o cehenneme gidecek insanları yaratmama seçeneği de var ve kimse onları yaratmadı diye ondan hesap da soramaz. hal böyleyken madem merhamet sahibiyse cehenneme gideceğini bildiği insanları yaratmamayı seçebilirdi ki merhametliyse bunu yapması mantıklı olan. ne kadar iyi olursan ol müslüman değilsen bu dine göre cehennemliksin. yani cehenneme sadece insanlara kötülükte bulunanlar gitmiyor. bugün covid-19 aşısı için çalışan müslüman olmayan diğer insanlar da sırf ona iman etmedi diye cehenneme gidecek. sen kalkıp da cehenneme gideceğini bildiğin halde milyarlarca insanı yaratıyorsan merhametli değilsindir. mutlak güç sensin sonuçta. istersen hiçbir varlığı yaratmazsın hesap verecek kimsen yok ne de olsa. yoksa oyun oynamak isteyen bir çocuk mu? yaratma gibi bir zorunluluğu yokken bunu yapması merhamet sahibi olmadığını gösterir. böyle bir tanrı var olamaz.

edit2:
insanların yaptığı kötülükler üzerinden argüman üretmeye çalışan yazarlar ya siz cidden okuduğunuz metinlerden anafikir çıkaramıyorsunuz ya da bilerek anlamamazlıktan geliyorsunuz. bakın altını çize çize tekrar belirtiyorum. eğer allah o tecavüzcüyü yaratmasa bu olay da olmayacak hatta bırak tecavüzcüyü eğer mutlak iyiyse insan denen varlığı yaratmaz olur biter. insan yaratmayınca ondan bir şey eksiliyor mu? mükemmel olduğu için bir şeyin eksilmemesi gerek. siz allah'ı insan gibi hayal ediyorsunuz herhalde. allah mükemmelse zaafları olamaz. hele kendini yine kendi yarattığı canlılara ıspatlamak gibi bir çabası hiç olamaz.
devamını gör...

ramazan ayında bir köşede su falan için. biraz tehlikeli bir yöntem ama şehri tanımanın en iyi yoludur. not: konya-erzurum ve trabzonda denemeyin, memleketinize cenazeniz dönebilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

resim sayfam var instagramda destek olursanız sevinirim @mellderart
devamını gör...

türkiye simülasyonunda başka bir gün.

bu iş böyledir. ses çıkaramayacak olan bu muameleyi görür. daha geçende tıka basa dolu kongreler yapıldı, her yerde toplantı gösteri had safhada. hiç işlem yapıldığını gören var mı? olamaz. anca garibana efelik bizimki.

1-2 güne tvlerde vali/kaymakam/bb tarafındanı şov eşliğinde cezanın iptal olduğu, yardım yapıldığı çarşaf çarşaf yayınlanır biz de görürüz.
devamını gör...

kırmızı ve siyah desenli kanatlarıyla beni benden alan böcektir.
devamını gör...

yüksek lisanstan mezun olmam*
devamını gör...

türk siyasi tarihine geçmiş klişe sözlerden biridir. 1944 yılında dönemin ankara valisi tarafından söylenmiştir. tam metni şöyledir:
ulan öküz anadolulu, sizin milliyetçilik'le komünizm'le ne işiniz var. milliyetçilik lazımsa biz yaparız. komünizm gerekirse onu da biz getiririz. sizin iki vazifeniz var: birincisi çiftçilik yapıp mahsül yetiştirmek. ikincisi askere çağırdığımızda askere gelmek.”
sonraki dönemlerde de ülkeyi yönetenler arasında "sizin için neyin iyi ve neyin doğru olduğunu biz biliriz" zihniyetinde olanlara ve "sen kimsin ya" diyenlere de rastlanılmıştır.
devamını gör...

başlarım sana da derdine de diyen psikolog.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim