romence ''merhaba'' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...

erlik, kurtlar vadisi dizisini müthiş analiz eden, sosyal medya fenomenlerini eleştiren, 140journos yerden yere vuran youtube kanalı, karşısında önümü iliklerim
devamını gör...

alarm çalmadan uyanmak ve tekrar uyumak.
devamını gör...

ne yazık ki hala gerçekleştirilmesi zorunlu olan bilimsel aşama (hayvan deneyleri) için kullanılan bilim kahramanları, öz evlatlarımız.

arkadaşlar, olayın bizzat içinden gelen biri olarak çok kısa bir iki şeyden bahsetmek istiyorum. öncelikle canlı organizmayı bir bütün halinde simüle edebilecek bir teknolojimiz yok. doku ve organ mühendisliği son 10 yıla kıyasla çok gelişmiş durumda evet, laboratuvarda çip üzerinde doku üretebiliyoruz. hatta komple organ üretebilen çalışmalar var (kesin duymuşsunuzdur yapay böbrek, yapay kalp vs haberlerini).

gözden kaçırılan nokta şu: holistik yaklaşım

sizin pulmoner hipertansiyonu tedavi etmek amacıyla geliştirdiğiniz ilaç gerçekten etkili olabilir (ve bunu laboratuvarda kalp-damar sistemini simüle ederek gösterebilirsiniz belki) ama ya başka dokularda başka etkilere yol açıyorsa? mesela ereksiyonu tetikliyorsa? tanıdık gelmiştir hikaye muhtemelen ama bilmeyenler için (bkz: viagra) ya da (bkz: sildenafil)

bu olay, hayvan deneyi yapılmasına rağmen gözden kaçan advers etkiye sadece bir örnek. hayvan deneylerini ortadan kaldırırsanız holistik (bütüncül) yaklaşımı da tamamen ortadan kaldırmış olursunuz, oluşabilecek sorunları gözden kaçırırsınız.

yine bir örnek vereyim. kolistin bizim bildiğimiz bir antibiyotik. yıllar önce bol bol kullanılan fakat günümüzde geri çekilen, çok zorda kalmadıkça kullanılması tercih edilmeyen bir ilaç, çünkü nefrotoksik (böbreklere kalıcı hasar verir). neden böyle bir düzenlemeye gidildiği çok açık, çünkü sadece enfeksiyonla ilgili parametrelere bakılıp bakteriler üzerindeki öldürücü kabiliyeti araştırılmış. unutmayın ki yediğiniz içtiğiniz neredeyse her şey kana karışır, kana karışan bir şey de bütün vücudu dolaşır. yeni bir ürünü piyasaya sürmek istiyorsanız hepatonefrotoksik olmamasına özen göstermelisiniz (loreal'in ürettiği rujun uzun süreli kullanımda böbrek yetmezliği yaptığını düşünün. satın alır mısınız?). firmalar da bu açıdan yaklaşıyor olaya. ticari itibar diye bir şey var sonuçta.

kendinizi firmanın yerine koyun. böbreği ayrı, karaciğeri ayrı, deriyi ayrı, sinir sistemini ayrı, kardiyovasküler sistemi ayrı... bütün sistemlerini ayrı ayrı test etmektense hayvanda test edilmesi daha az maliyetli ve daha doğru. daha doğru olmasının sebebi de bu araştırdığınız sistemler arası iletişimde gizli. örnek veriyorum, ürettiğiniz şampuanı laboratuvar ortamında ayrı ayrı deri, karaciğer, böbrek, kas, kalp-damar (dolaşım) sinir sistemi vs gibi çeşitli dokularda test edersiniz. sorun çıkmaz fakat şampuanı piyasaya sürdüğünüzde müşterilerinizden ellerde titreme yaptığı şikayetini alırsınız. sebebi (tamamen hayal gücümü kullanıyorum) saçlı deriden emilerek kana karışan, beyne ulaşan, beyinden de istemsiz şekilde ellere kasılma komutu yollayan şampuanınız çıkabilir. ayrı ayrı değerlendirdiğinizde sorun görmemeniz, bunun sorunsuz bir ürün olduğu anlamına gelmiyor. faz 4 denilen evre bu yüzden var, piyasaya sürülen bütün ilaçların takip edilmesi durumu, farmakovijilans.

gönül ister ki hayvan deneyi yapmadan, bütün bu anlattıklarımı laboratuvarda yapabilelim, ama yapamıyoruz. teknoloji gelişene kadar hayvanları kullanmaya devam etmek zorundayız. yine de size söyleyebilirim ki o hayvanlara gözümüzden daha iyi bakıyoruz. gerçekten öyle.

bir diğer değinmek istediğim konu ise insanların "hayvan hakları" adı altında kendi faşist düşüncelerini kamu nezdinde paylaşmaları. neymiş efendim tecavüzcüler, kadına şiddet uygulayanlar, katiller, onlar, bunlar kullanılsınmış deneylerde. çocuklar bakın; çok romantik konuşuyorsunuz ama bir sağlıkçı olarak bu düşüncenizin karşısında evvela ben duracağım. her kimi öldürmüş, kimleri katletmiş, kime şiddet uygulamış olursa olsun insan, öncelikle insandır. primum non nocere sözünü size fakültede kafanıza vura vura öğretmedikleri için bu düşünceleriniz galiba. insan ne suç işlerse işlesin, hakları evrensel kanunlarla korunan bir canlıdır ve rızası dışında bir deneye tabi tutamazsınız. bu yapılsın diyen herkes benim gözümde potansiyel insan hakları teröristidir. bu durum neye benziyor biliyor musunuz, ısrarla idam gelsin diyenlerin karşısında duruyoruz ya biz hani (çünkü hepsinden öte idam ederek bir insanı öldürmek onuruna aykırı. ayrıca insan hakları ihlalidir), çünkü idam gelirse işler kontrolden çıkıp astığım astık kestiğim kestik diktatöryasına dönüşebilir ya hani ortalık. hah işte bir insanın rızası dışında deney materyali olarak kullanılması da aynı gerekçeyle yasaktır, yasak kalmalıdır, yasak kalacaktır. sevgiler.
devamını gör...

slipknot-psychosocial.
devamını gör...

1886 yılında londra'nın kuzeyinde bir semtte kurulan futbol takımıdır. lakapları the gunners ve the red army dir. renkleri kırmızı beyazdır.
stadyumları devasa büyüklükte ve güzellikte olan emirates stadyumudur. bu stadyum ayrıca old trafford ve wembley stadyumundan sonra ingiltere'nin en büyük stadyumudur. 60 bin kapasitesi vardır.
günümüzde eski günlerini aramalarına rağmen arsenal, ingiltere'nin en büyük futbol kulüplerinden birisidir. kulübün 13 lig şampiyonluğu 14 fa cup şampiyonluğu vardır.

yeni futbol seyircisine ve hayranlarına garip gelebilir ama kulüp ingiltere'de en fazla lider kalan takımdır. ayrıca namağlup şampiyon olmayı başaran tek takımdır. en efsane günlerini efsane hocaları arsene wenger zamanında yaşamışlardır. bir ara çok güçlü ve çok efsane bir kadroya sahiptiler. bazı futbolseverler tarafından tarihi en iyi kadrolarından biri olarak gösteriliyor. o kadro zaten daha sonrasında namağlup şampiyon olmuştu.
o efsane kadro şu şekildeydi.

kalede efsane kaleci lehmann vardı. geri dörtlüde lauren, kolo toure , sol campbell, ashley cole bulunuyordu. orta dörtlüde ise fredrik ljungberg, gilberto silva, patrick vieira, robert pirès bulunuyordu. yazarken kendimden geçtim. ileri ikili ise yine yazarken kendimden geçeceğim thierry henry ve dennis bergkamp ikilisinden oluşuyordu. bu kadro teknik direktör arsene wenger ile beraber efsaneler yaratmıştı. tabii sadece kadro değil o dönem güçlü yedekleri sayesinde bu başarıyı yakalamışlardı. premier ligte böyle bir başarı için güçlü bir kulübeniz olması gerekiyor sadece on bir oyuncuyla olmaz.

bu efsane kadronun arsenal tarihinde yeri çok büyük olduğu için bahsetmeden geçmeyeyim dedim.

kulübün taraftarlarına gelecek olursak son derece bağlı bir taraftar grubuna sahipler. özellikle arsenal gibi son zamanlarda insana sinir krizi geçirten bir camiaya aşıksanız bağlı bir taraftar olmalısınız. şu an gerçekten çok kötü durumdalar. sabır diliyorum arsenal taraftarına.
bu taraftar grubunun en büyük düşmanı başka bir londra takımı olan tottenham hotspur'dur. bu iki takımın arasında oynanan maçlar kuzey londra derbisi olarak geçmektedir. güzel bir kapışma şahsen seviyorum.

günümüze geldiğimizde ise bu şaşalı ve efsane takım rezalet bir durumda. premier ligte düşme hattındalar ve ilk üç maç rezalet sonuçlar aldılar. takımın başında eski oyuncuları arteta bulunuyor ve kovulmaya çok yakın durumda. rezalet bir yapılanma ve rezalet bir oyuncu grubuna sahipler. maçlarını izliyorum ve bir sürü genç oyuncu oynatmaya çalışıyorlar. gerçekten durumlarına üzülüyorum. ingiltere basınında artetanın kovulacağı ve yerine conte'nin geleceği konuşuluyordu. umarım öyle bir şey gerçekleşir ve conte hoca bu takımı eski hallerine döndürür.
hem çok zengin olup hem bu kadar başarısız olmaları kötü bir yapılanmanın ve kötü bir yönetimin göstergesi. umarım eski zamanlarına dönerler.
devamını gör...

şahsen ben takip ettiğim yazarların bilginin yanında, istediği gibi eğlenip yazmasını, görüş bildirmesini seviyorum. robot değil, sürekli bilgi içerikli yazmak zorunda da değil. burası görüşlerini özgürce yazdığın ve bilgi verdiğin bir platform. takipçilerinizin böyle şeylere takacağını sanmıyorum.
devamını gör...

başyapıt denebilecek derecede güzel film.
devamını gör...

birkaç kadeh şarap.
saate bakınca akşam değil gece ama geç yatıp geç kalkanlar için akşam sayılabilir hala.
böyle bir anket başlığı da yoktu ve mutlaka olması gerekiyordu.* ayrıca ilerleyen günlerde belki sözlükçüler anketi akşam saatinde doldurmak isteyebilir. sırf ondan açtım zaten. amme hizmeti bir nevi.*

edit: başlık “alkol tercihi” olunca haliyle alkol çeşitlerinden bahsetmek mantıklı olan sanki. zorunluluktan değil yani. kahve ya da başka şey sorulsaydı “içecek tercihleri” olurdu başlık. alkol içmek zorunda olmayan yazarlar da öyle bir başlık altında toplanabilir gayet tabii.
devamını gör...

favori beğeniden daha fazla karma puan kazandırmaktadır.yani aslında kişi eksi oy vermek istediğinde bu yola başvuruyor ise şayet mevzu saçma bir hal alıyor haliyle.

bende bununla ihtam edildim bir kere.saçma arkadaşlar,eksi oy yerine kullanılmaz, kullanılmamalı.

sadece beğeni 'güzel bak bu'
sadece favori 'gerçekten çok guzel'
ikisi beraber ' oha ayy bu çok iyii'
gibi bir şey olsa gerek.*
devamını gör...

tel eliyle damacanayı kaldırır.
devamını gör...

serbestçe küfür etmek isteyenler kahvehanelere gidebilirler.
devamını gör...

atilla ilhan'ın biraz paris şiirinde şu şekilde yer alır;


telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek

akşamdı samanyolu patlamıştı
bütün sacre coeur silme akordeon
mulhouse'lu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı

bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü

adı yağmur mu akşamüstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka

telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum
devamını gör...

dönüşüm’e inceleme yazılamaz. çünkü ne yazsak yanlıştır, eksiktir, acizdir. onun size ne hissettirdiğini yazabilirsiniz ama. bu mümkündür, yine de ne kadar iyi yazarsanız yazın o duyguyu ne yaşayarak ne de yazarak bir daha deneyimleme şansınız olmayacaktır. dönüşüm’ü okursunuz ve olmadığınızı sandığınız birinden hiç olmayacağınızı sandığınız birine dönüşürsünüz.

ankaralı yıllarımda, daha önceki bir yazımda da bahsettiğim imge kitabevinde kafka ile tanışmamın ardından dönüşümü okumak için odama çekildim. hikaye büyüledi beni hemen. ama eksik bir şey daha vardı. tekrar okumaya başladım. ama bu sefer daha yavaş. çünkü hafiften bir dalgalanma oluşmuştu okurken zihnimde. yine bitirdim ve döndüm bir daha okudum. sonra balkonda birkaç sigara içtim. gidip bir kahve yaptım, odama döndüm bir kez daha okudum. bir hafta boyunca sadece geceleri ev ahalisi uyurken ya da onlar evde değilken ve sadece acil ihtiyaçlar için odamdan çıkarak okumaya devam ettim. onlarca sayfa not aldım, kolombiya’da bayram ilan edilmesine neden olacak kadar kahve içtim, her öksürüğümde ağzımdan sönmüş volkan dumanlarına benzeyen dumanlar salacak kadar sigara içtim ama durmadan okudum.

bir hafta sonunda odamdan bambaşka biri olarak çıktım. dönüşümü iliklerime kadar yaşayarak çıktım odamdan. dört kilo vermiş olarak ama çok mutlu ama düşünce yapısı olarak kendini çok güçlü hissederek çıktım odamdan.

dönüşüm okunamaz, o sadece damardan alınabilecek bir uyuşturucudur.
devamını gör...

büyük ihtimalle bundan 1 sene sonra burada olursak yine işiteceğimiz şikâyet.

doğrudur; sözlüğü genelde birkaç kişi yönlendirir. birkaç dediysem aslında yaklaşık bir 20 kişi vardır bu sayı sanırım. arada kısa süreli olarak dahil olan birkaç kişiyle beraber genelde 25-30 kişi arasında döner olay. peki sorun ne?

normalde 25-30 kişilik bir arkadaş toplantısı olsa mesela, böyle sıkıcı olur mu? genellikle hayır. bunda arkadaş ortamlarında insanların daha normal bir şekilde sohbet etmesinin payı var belki de. o ortamlarda kimse trollüğe soyunmaz mesela. esprili biri olabilirsiniz ama trollük başka bir şey. durduk yere masa altına girip bacak aranızdan çıkan arkadaşınız var mı mesela? bu da onun gibi işte... maksadım trollüğü eleştirmek değil ama bir noktaya dikkat çekmeye çalışıyorum sadece. kimin ne yazdığına karışacak ya da kimseyi değiştirmeye çalışacak değilim.

yani işin özeti trollük sohbet ilerletmez genelde. anlık yapılır ve genelde birilerini kızdırır, birkaç kişiyi de güldürür, o kadar. uzun soluklu sohbetleri ancak insanların kendileriyle ilgili dertlerini ve heyecanlarını anlattıkları, anılarından bahsettikleri, birlikte oyun falan oynadıkları ortamlarda görürsünüz. bu yüzdendir ki karşılıklı atışmaların olduğu nick altı başlıkları, siyaset/din/futbol başlıkları ya da normal sözlük aşık atışması gibi başlıklar genelde en çok etkileşimi alanlar oluyor. yani öyle "kurallara uyduğum sürece canım ne isterse yazarım" mottomuz, bunu yaparak sözlüğü canlandırabileceğimiz anlamına gelmiyor*. öyle olmayınca da ortaya çıkan manzara, birkaç kişinin kendi arasında top çevirmesinden öteye gitmiyor.

discord grupları kuruldu katılım olsun, renk artsın diye. ona da "ben anonim olcam*", "ben gruplaşma sevmem*", "discord hesabım yok*" diye itiraz edenler yüzünden işlevsiz hâle geliyor gruplar.

neyse... bu kafalarla gidersek yakında o 3-5 gevezeyi de bulamayız zaten.
devamını gör...

istanbul'un kültür lokomotifi ilçesi. istanbul'un en eski yerleşimlerinden ve ilk belediyesi. konut yoğunluğundan fazla boş alan ve arsası olmayan ilçe.
devamını gör...

söz nişan düğün yapmadım diye bütün akrabalarımdan linç yemişliğim vardır insanların amann insan bi kere evleniyor kisvesi altında gösteriş yapma uğruna para saçmalarına ,sonra yıllarca borç ödeyip "allah allah biz evlenince neden mutsuz olduk yahu"algısına ayar oluyorum
devamını gör...

kayırmanın böylesine can kurban, dediğim başlık.
ancak yanlıştır. haklıya haklı denmeli, haksıza haksız.

sözlükteki oylama alışkanlığı henüz oturmamışken bu yapılmamalı. oylayacaksanız beğendiğiniz her tanımı oylayın lütfen. tanım başlıklarını, forumsal başlıklardaki aşırı mizahi tanımları vs.
hepsi ağlayarak oylanmayı bekliyor.
devamını gör...

bir ekşi yazarı olarak geri mi dönmeliyim yani?

çaylaklar gelmişse gelmiş dostum. çaylaklar mı bozuyordu sol frameyi?
o anlamsız başlıkları onlar mı açıyordu?
zati alileri direkt yazar yapılmış sanırsınız...

burası kafasozluk. bırakalım artık sahiden kıyas etmeyi. sevdik ki buraya geldik.
devamını gör...

söze gerek yok bazen.. gözler anlatır herşeyi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim