son osmanlı sultanını neslişah 'ın hayatını anlatan murat bardakçı tarafından yazılan kitap.

neslişah, 4 şubat 1921 yılında sarayda doğmuştur. hanedan defterine adı yazılan son sultanıdır.
adına altın basılmıştır.

neslişah, son padişah sultan vahiddin ile son halife abdülmecid efendi'nin torunu, sabiha sultan ile şehzade ömer faruk efendi'nin büyük kızıdır.

mısır'ın son hıdivi ikinci abbas hilmi paşa'nın oğlu ve son kral naibi prens abdülmünim ile evlenmiştir.
bu evlilik babasının zoruyla olan bir evlilik olmuştur. bu evlilik olmasın diye neslişah günlerce ağlamıştır.
saraylı olmanın gereği sonunda evliliği kabul etmiştir. çünkü o her zaman mantıklı bir bir kadındır.
başta direndiği bu evlilik sandığı gibi çıkmamış, zamanla eşini sevmiştir.
bu evlilikten, prens abbas hilmi ile prenses ikbal moneim saviç'in dünyaya gelmiştir.

neslişah kitapta, çocukluğunda ve gençliğinde ona öğretilen saray adetlerini anlatır.
nasıl konuşması gerektiği, nasıl durması gerektiğini anlatır.
ortalıkta ağlayamayacağını ve yüksek sesle gülemeyeceğini anlatır.
saraylı olmanın, olanları kabullenmek ve eldekiyle huzur bulmak olduğunu anlatır.

kitap 2011 yılında çıkar. neslişah 2012 yılında ölür.

osmanlıya ilgi duyanların, kadın bakışına ilgi duyanların hoşuna gidebilecek bir biyografi.
devamını gör...

(bkz: the wire)
(bkz: band of brothers)
(bkz: six feet under)
(bkz: the sopranos)
(bkz: game of thrones)
(bkz: spartacus)
devamını gör...

çok sevdiğim bir sanat akımıdır lakin kendi hayatıma uygulamayı pek istemem.

gösteriş meraklısı felan da değilim ama aşırı sadelik de bayar bence bir süre sonra.
devamını gör...

olduğundan farklı görünmeye çalışmaları başı çeker. kasıntı haller, sürekli bir ego, asabiyet, üslup. ama zaten bunlar genel bir problem. kompleksli insan çekilmez doğrusu. *
devamını gör...

çok güzel. şimdiden hayırlı olsun o zaman.
devamını gör...

wunderbar olmuş! ellerinize sağlık.
devamını gör...

bu sene son sezonu olduğunu duyurmuş, emekliye ayrılacak f1 efsanesidir..
f1'e renk katan, en farklı karakterde yarış pilotlarından biriydi.. resmen kendine özgüydü, onun gibisi yoktu.. soğuk kanlılığı ve umursamaz tavırları, garip tepkileriyle "ice man" lakabının hakkını kesinlikle veriyordu.. şampiyonluğu ve bir çok başarısına rağmen hırsı pek yoktu, başarıları umursamıyordu, öylesine sürüyordu.. ama bu karakteri ve davranışlarının kendisini itici veya kötü biri yapmıyordu, tam tersi büyük bir hayran kitlesi toplamış, bir çok f1 sever tarafından ilgiyle takip edilmiş sevilmişti..
her zaman hırs yapmanın, disiplinli olmanın, başarılı olmaya çalışmanın, çok çalışmanın yaşamdan, yaşamaktan zevk almayı, yaşamanın tadını çıkarmayı engellediğini düşünüyorum.. adeta bir robot gibi, ruhsuz, tutkularından yoksun, tek derdi "şu virajı 0.01 saniye daha hızlı nasıl dönebiliriz" olan, her günü planlı yaşayan ve yarışlarda da bu planlarını uygulayarak f1 izleyicilerine ruhsuz, doğallıktan uzak, rekabetin olmadığı zevksiz yarışların izletildiği f1 dünyasında kendinden ödün vermeden, içinden geldiği gibi yaşayan, canı ne isterse onu yapan, canı ne isterse onu söyleyen, canı nasıl davranmak istiyorsa öyle davranan birisiydi.. insana insan olduğunu hatırlatan, yarın yaşayıp yaşamayacağımızın belli olmadığı, bu sebeple dünya dertlerini bir kenara bırakıp hayatta ne istiyorsak onu yapmamızı, tutkularımızın peşinden gitmemiz gerektiğini bize kendi yaşamı ile gösteren birisiydi..
insanlar belki de bu yüzden kendisinden daha başarılı bir çok pilot var iken kendisini seviyordu, sempati duyuyordu.. insanların yapmak isteyip de yapamadığı, olmak isteyip de olamadığı kişiydi kimi raikkonen.. buz adam her zaman hatırlanacak, asla unutulmayacak.. sauber'de hissesi varmış duyduğuma göre.. umarım motorsporlarından uzaklaşmaz, gerek arka planda, gerekse direksiyon başında kendisini tekrar görürüz..

son olarak:
kimi raikkonen brezilya'da kayboluyor
monaco'da yarış dışı kalınca yatına gidiyor yatının adı da "one more toy" *
kimi raikkonen çölde yürüyor
enstantaneler özet
bir başka güzel enstantaneler
en sevdiğim:
kimi raikkonen lastik ısıtmıyor
devamını gör...

gazeteciliğin nasıl olması gerektiğini, araştırmanın kitabını yazan, ailesine düşkün güzel bir insandı. tüm kitaplarını ve köşe yazılarını açıp okuyun, hala geçerli olacaktır söyledikleri. sakıncalı piyade kitabını tavsiye ederim.
uğurlar olsun uğur abi
devamını gör...

uzun yıllar boyunca iş yerinde narsist bir kişiyle çalışma deneyimimden sizle paylaşacağım şu; baş edemiyorsunuz ya da tam tersi süper bir baş etme gücü geliştiriyorsunuz. bu kişiler, bu bozukluğuna ek olarak bir de manipülatif bir kişiliğe de sahip oluyorsa işiniz epey zorlaşıyor. en birinci kural karşınızdaki kişiyle sağlıklı bir iletişim kursanız bile asla değişmeyeceğidir. öncelikle bunu kabullenerek başlayın. bu insanlar dengenizi bozarak bundan mutlu oluyorlar en önemli özelliklerinden birisi. eğer bir şekilde kaçamıyor ve bu kişiyle görüşmek zorunda kalıyorsanız, mümkün olduğunca az iletişim hatta az göz teması kurmak işe yarayabiliyor. yapabiliyorsanız arada pohpohlayın, aşırı hoşuna gider, kulak kirine kadar pohpohlayabilirseniz çok iyi baş etmiş olursunuz, hatta çok iyi anlaşmaya bile başlayabilirsiniz, sizden iyisi de olmaz. bir sürü işinizi de bu sayede halledersiniz. ha ben yapamam, pohpohlayamam derseniz, sizin mutsuzluğunuzdan mutlu olurlar, buradan yaklaşabilirsiniz. karşınızdaki kişiye verdiğiniz önem kadar sizin dengenizi bozabilme gücüne sahiptir. ona verdiğiniz değeri azalttığınızda bu durum da düzelecektir. bir de öfkenizi kontrol etmek çok önemli. sizi kışkırtmak da çok hoşuna gider, enerjinizi çeker alır. ona istediklerini vermedikçe baş etmeyi öğrenmiş olursunuz yavaş yavaş.
devamını gör...

az ve öz tanım giren yazarlarımız için geliştirdiğimiz yeni özelliğimiz. kıyıda köşede sessiz sedasız takıldığın için seni unuttuk sandın değil mi? unutmadık sevgili yazar unutmadık...*

belirli kriterleri karşılayan tanımlara madalya takacağız.
bu madalyalar yazarın tanımının hemen üzerinde gözükecek.
puan tablosunda "madalyalı yazarlar" bölümü oluşturduk, buradan da kimin kaç madalyası var görünür kıldık.
yazarların profilinde mahlasın hemen altında madalya sayısını sergilemekteyiz, üzerine basıldığında madalyalı tanımlarını listelemekte.

madalya alan tanım 20 fazladan karma puan kazanmakta.
aynı zamanda ileride, belirli bir madalya sayısı biriktiren yazarlara ödüller vermeyi de düşünüyoruz.

madalyalı tanımlarımız, moderatör ve editörlerimiz tarafından tespit edilecek ve madalyası takılacak.

madalya kriteri için ise ;

150 kelime ve üzerinde olması,
kitap- film kategorisi (kitap, dizi-film, müzik) ve bilgi içerikli tanım olması,
tamamen özgün olması.

not : alıntı içerisindeki kelimeler 150 kelimeye dahil edilmeyecektir.

geçmişe yönelik bütün madalyalarınız teslim edilip, itina ile verilecektir. *

aynı zamanda karma puan sisteminde de güncellemeye gittik.

(bkz: karma puanı sistemi)

bu müthiş, muazzör fikrimizi, fikir olmaktan çıkartıp yayına alan iko belediyesine kocaman sevgiler.

pek yakında kafa sözlük kulüpleri ile sizlerleyiz. *
devamını gör...

nasa nın babalarından eski nazi bilim adamı doktor wernher von braun un ölmeden kısa bir süre önce sağ kolu ve sekreteri carol rosin e bahsettiği konu. rosin, von braun un kendisine söylediği şeyleri ifşaat projesi kapsamında gönüllü olarak dile getirdi. von braun a göre silah endüstrisi için sahte hedefler uyduracak ve uzayda silahlanmaya çalışacaklardı. ilk hedef veya tehdit ruslardı, ruslardan sonra "sahte bayrak" stratejisini kullanarak terör örgütleri oluşturacak ve bunları tehdit olarak gösterecekler* ardından 3. dünya ülkelerini bir tehdit unsuru olarak gösterecekler* bütün bunlar ile insanları korkutarak hükmetmeye çalışacaklar. ardından uzayda silahlanmayı meşru kılmak için asteroidleri tehdit olarak gösterecekler. ve son koz olarak sahte bir uzaylı istilası düzenleyecekler. işte bu son kartları, ve unutma carol hepsi bir yalan

bu sözler nasayı bugün bulunduğu konuma getiren adama ait.

sahte uzaylı istilası ile insanlar arasında bir korku oluşturacak, ve bu korku ile kendi egemenliklerini meşru bir sekilde kuracaklar. yaptıkları sahte uzaylı istilasını bir grup sözde def edecek. bunun üzerine o gruba karşı mesih ve kurtarıcı gözüyle bakılacak. ve kurdukları bu yeni dünya düzeni herkes tarafından kabullenilecek. bir tehdit unsuru sunulduğu zaman insanların ne kadar itaatkâr ve despot olabildiklerini, herkesin içindeki küçük faşisti korona salgını ile açıkça görmüş olduk.

edit: ayrıca yıllardır filmler ve medya ile insanları buna hazırlıyorlar, size sormak istiyorum kaç tane saldırgan olmayan uzaylı filmi gördünüz? artık bir uzaylı istilası fikri insanların zihnine yerleşti ve böyle bir durumda olayı garipsemeyeceklerdir.
devamını gör...

önceden "iki film bir arada" diye sinemalarda gösterim olurdu. bir tane esas film bir tane de esas filmden önce gösterilen düşük bütçeli film. işte o düşük bütçeli film b sınıfı film olarak adlandırılır.

1929 yılında abd'de büyük buhran olarak adlandırılan ekonomik kriz çıkınca bundan sinema salonlarıda etkilenir, çoğu sinema salonu kapanır. ayakta kalanlar da işlerini devam ettirmek için ufak tefek hediyeler vermeye, çekiliş yapmaya başlarlar ama bu da belli bir yere kadar onları idare eder. daha sonra tek bilet fiyatına iki film gösterelim fikri ortaya atılır ve bu seyircinin ilgisini çeker.

ama bu seferde yapım şirketleri o ikinci filmi çekeceğiz diye çok zorlanırlar ve masrafları bir anda ikiye katlanır. düşük bütçeli filmler bu noktada devreye girer. yapım şirketleri ekstradan yapım masrafları ödemek yerine, esas filmlerin çekildiği stüdyolarda film ekibini maksimum kapasitede kullanarak tek maliyetle iki film çekmeye başlarlar.

ancak 2. dünya savaşından sonra amerikan yüksek mahkemesi bir karar alır ve film dağıtımı ve sinema salonlarının artık film stüdyolarına ait olamayacağı kararını verir. bundan sonra büyük stüdyolar artık b sınıfı film sektöründen çekilirler ve artık b sınıfı film terimi yalnızca düşük bütçeli, düşük kaliteli filmler için kullanılmaya başlanır.

bu filmler ünlü yönetmen quentin tarantino'ya filmlerinde hep ilham kaynağı olmuştur. yakın zamanda yazdığım iki örnek b sınıfı film aşağıdadır:
#290923
#261701
devamını gör...

felsefenin geliştiği toplumlar, aynı zamanda gelişmiş toplumlardır. gelişmiş toplumlarda da felsefe daha iyi yerlere ulaşmıştır. felsefeye değer vermeden gelişemeyiz ama ideolojilerin kıskacında ezberlenmiş bir takım sloganik cümlelerle değil, hakikati bulma hedefiyle, zihinsel bir mesai gerektiren gerçek anlamda felsefe yapmaktan bahsediyorum. bunun için neler yapılabilir? felsefeyle barışmak bu kadar mı zor?
devamını gör...

yay burcu 22 kasım ve 21 aralık tarihleri doğan kişiler bu burca sahiptir.18 aralık doğum tarihim olması nedeninyle yay burcu oluyorum, yükselenim ise oğlak

bunlar hep kandırmaca kendinize gelin.bakın bana hiç kimse ile anlaşmıyorum.
devamını gör...

en az %80 olmuştur.
devamını gör...

bağırsam bağıramam öyle bir hal, oysa o ilk feryat çıksa ağzımdan gerisi gelecek gibi, böyle kırık dökük kalmayacak hiçbişi..
ona bakıyorum, o benden daha ürkek ve milyar kat aşina bana, kuş masalından kış masalına geçiş yapan bana bakıyor, elimi tutuyor sanki, gözleri bana mı dikili onun? kelimeleri nerde peki? bu muyum ben? o mu bu kadar olan? anlamıyorum.

nerede durmam gerekiyor? nereye kadar gitmem gerekiyor bilmiyorum, tutsana ya elimi hadi? "olur öyle bazen" tarzı değil ama, saçlarımı okşasana, saçma bile olsa "geçecek" desene?

saçma olduğunu bile bile inansam sana, kış mevsiminde değiliz ki masalında yiteyim diyeyim, korkuyorum lan, anlasana!!!
devamını gör...

hiçbir aracı kullanılmaksızın, herhangi bir malın diğer malla değiş tokuş edilerek ödeşildiği ticaret tipidir.
devamını gör...

harika haber.

allah, düşünen ve katılan herkesin gönlüne göre versin. teşekkürler emekleriniz için.
devamını gör...

sanki çocuk esirgeme kurumuna bağış kampanyası başlatmışlar . o çocuklarla birlikte senin de toplum içinde bulunman engellenmeli .tehlikelisiniz siz potansiyel tecâvüzcülersiniz .
devamını gör...

aldous huxley'in 1932 yılında yayınlanmış, distopya edebiyatının önde gelen eseri. george orwell’in 1984 isimli romanıyla sıklıkla kıyaslanır. bana sorarsanız eser, edebi yönden ve kurgusal olarak 1984’ün gerisinde kalmasına rağmen, yazarın öngörüsü bakımından aldous huxley, george orwell’dan fersah fersah öndedir. bu konuya ilişkin olarak sevgili gökhan yavuz demir hocamızın medya ve etik isimli makalesinden mükemmel bir alıntı yapmak istiyorum;


“tam burada iki büyük distopyayı, bin dokuz yüz seksen dört’ü ve cesur yeni dünya’yı zikretmek gerekir (orwell, 2010; huxley, 1999). genel kabulün aksine, orwell’ın ve huxley’in distopyaları aynı şeyden bahsetmez. orwell dıştan dayatılan bir baskının bize boyun eğdireceğinden bahseder. huxley’e göreyse bunun için “büyük birader”e ihtiyaç yoktur; çünkü insanlar süreç içinde üzerlerindeki baskıdan hoşlanmaya, düşünme melekelerini felce uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklardır. ray bradbury’nin fahrenheit 451’indeki (bradbury, 2007) gibi orwell da kitapların yasaklanacağından korkuyordu; huxley ise kitapların yasaklanmasına gerek olmadığı, çünkü kitap okumak isteyen kimsenin kalmayacağı bir dünyadan korkuyordu. orwell bizi enformasyonsuz bırakacaklarından; huxley ise bizi pasifliğe mahkûm edecek kadar çok enformasyon bombardımanına uğratacaklarından korkuyordu.

orwell hakikatin gizlenmesinden; huxley hakikatin umursamazlık okyanusunda boğulmasından korkuyordu. çünkü huxley’in aksine, orwell ve başkaları “insanın neredeyse sonsuz eğlenme açlığını” hesaba katmamışlardı. huxley’in cesur yeni dünyası’nda, orwell’ın bin dokuz yüz seksen dört’ünün aksine, insanlar hazza boğularak denetlenmektedir. orwell bizi nefret ettiğimiz şeylerin mahvedeceğinden korkarken, huxley bizi tam da sevdiğimiz/haz aldığımız şeylerin mahvedeceğinden korkar (postman, 2010). 1984’ü geçeli çok oldu; yıl 2011, ve orwell’ın değil huxley’in dünyasında, cesur yeni dünya’daki haz dünyasında yaşıyoruz. postman’ın meşhur kitabının başlığındaki gibi sadece televizyon değil, cep telefonları, internet, twitter, playstation ve benzerleriyle topyekûn medya bizi eğlendirerek, eğlenceye mahkûm ederek öldürüyor.”
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim