bir ortadoğu ülkesinde sıradan bir kahve muhabbetinin başlığıdır. tayyip gibilerin doğmasına ön ayak olan kafanın kusmuğudur. sonra; 'tayyip şöyle tayyip böyle'. tayyip ne yapsın? bu kafada olan bağnazların yaşadığı ülkede gelişine vuruyor. siz var oldukça sırtınızdan tayyipler eksik olmayacak.
devamını gör...

(bkz: türkiye)
devamını gör...

aynı anda 10 erkekle flört eten kızla flört ediyordur. karma her zaman işler. siz insanları yedeklerseniz onlar da sizi yedekler.
devamını gör...

özel alan diye bir şey var biliyor musunuz? kişiye özel, orayı her an istediğiniz gibi aşmamanız gerekiyor. kişiye sormanız gerekiyor.
çünkü öznel bir alan. ne kadar sevseniz de birbirinizi o özel alanları aşmayın lütfen.
devamını gör...

analarını bacılarını hacı hocalara badeletirken izleyip zevk alanların, bunca zamma rağmen sesini çıkartamayıp, konunun içinde chp ve ekrem imamoğlu olunca kuyruğuna basılmışlar gibi ciyaklayacağı zamdır.

dipnot: iş bu tanım sabahın köründe ciyaklayanlar içindir. üzerine alınanın psikoloğa gitmesi tavsiye olunur.
devamını gör...

1971- 1979 yılları arasında devlet başkanlığı yapmış,ugandalı asker ve bilinen ünvanıyla (!)diktatördür.

1925 yılında uganda’da doğdu. afrika kraliyet birliği’ne katılarak,birmanya seferinde ,mau mau ayaklanmasında (kenya) görev yaptı. tarihin bana göre en tüyler ürpertici diktatörünün kariyeri askerliğiyle başlamış oldu.

kendisi aynı zamanda boksör ve rugby oyuncusuydu. kendisi 1,94 cm boyuyla iri yarı ve cüsseli bir adamdı.

1962’de uganda ‘sözde’ bağımsızlığına kavuşunca , o dönemki başkan milton obote ile yakınlık kurdu. bu yakınlık ona hava kuvvetleri komutanlığı getirse de , sonradan aralarının açılmasıyla görevden alındı. bu görevi esnasında, sikah kaçakçılığı yaptığı ve güney sudan’da isyancılara silah sattığı konusunda rivayetler bulunmaktadır. nitekim, bu zenginlik onu tatmin etmek yerine, hırsını körüklemekten başka bir işe yaramadı. her zaman gözü yükseklerdeydi; hırslıydı ve amaçlarının önünde engel onun için önemsizdi. 1971 yılında, obote’nin singapur’da olduğu sırada bunu fırsat bilip askeri darbe düzenledi. böylece hem devlet başkanı hem de silahlı kuvvetlerin komutanı oldu.

darbe dediysem tesadüfi darbe. siyaset bazen komik sahnelere neden olabiliyor. şimdi bu obote, idi amin’den huylanıyor. onu tehdit olarak görmesinden mütevellit bir plan yapıyor. kendisi yurt dışına çıkacak,ona yakın askerler de idi amin’i tutuklayacaktı. bunu haber alan idi amin, kendisine sadık olan askerlerce karşı saldırı yaparak düşmanlarını öldürdü. hazır öldürmüşken, bir de koltukta boşluk varken de kendini lider ilan etti. böylece şans eseri darbe yapmış oldu.

kendisi göreve hızlı başladı. önce milliyetçilik duygusuyla hareket ederek , ülkedeki asyalıları ülkeden sınır dışı etti. bundan en çok etkilenen de ugandalı hintliler oldu. aslında amacı, onları ülkeden kovarak, onların malvarlıklarını ugandalılar’a dağıtmaktı( sınırdışı edilirken sadece bir valiz alma hakları vardı). ama bu böyle olmadı tabi. onların kalan tüm malvarlıkları yandaşları tarafından tamamen talan edildi. fakir yine fakir kalırken, zengin daha da zenginleşti( durun ya bu bana bir yerden tanıdık geldi). tabi ticaret neyim anlamayan bu insanlar, ticareti olumsuz etkiledi ve büyük bir ekonomik çöküş yaşandı( bu da tanıdık geldi). ha hintlilerden kaçamayanlara neler oldu derseniz, onbinlercesi öldürülüp, yerli halkın ifadesine göre, victorya gölü’ne atılmış. o kadar çok kişi ölmüş ki, orada yaşayan balıklar, yıllarca o cesetleri yiyerek besilenmişler. şunu da belirteyim ki, yerli halk o gölden çıkan balıkları tüketmiyormuş.


ben müslümanım, ne işim var israil ile diyerek, israille tüm ilişkilerini kopardı ve filistin ve libya’nın yanında yer aldı. ayrıca 1976’da kendisini ömür boyu devlet başkanı ilan ettiğini de söylemeden edemeyeceğim.

kendisinin ünlü sözünü de araya serpiştireyim:


‘ifade özgürlüğü var ama ifade ettikten sonra olacakları garanti edemem’.


kendisi ile ilgili en tüyler ürpertici iddia ise bir hizmetçisi tarafından dile getirilmişti:


‘’idi amin'in sarayındaki buzdolaplarında insan kafaları bulunuyordu ve eski eşlerinden birinin paramparça cesedi bir araçta görülmüştü. ‘’


asıl onu çöküşe sürükleyen olay, filistin kurtuluş örgütü tarafından, çoğunluğu yahudi yolcusu olan tel aviv-fransa uçağını nın kaçırılması olayı oldu. uçak önce libya’ya ordan da uganda havalimanı’na inmişti. uçakta 248’i yolcu 260 kişi bulunmaktaydı. idi amin, eylemcilerin kendi ülkesinin havalimanına inmesine göz yummuş ve bu da tüm dünyada tepkilere neden olmuştu. pazarlıklar devam ederken, israil seçme askerlerden oluşan bir birliği uganda’ya gizlice gönderdi. bu birlik, tüm eylemcileri öldürdü, bununla kalmayıp 45 kadar ugandalı askeri öldürüp, 11 uganda savaş uçağını da imha etti. böyle bir saldırıdan rehinelerden sadece 3 kişinin ölmesi, bu saldırının başarısını ifade etmektedir. israil birliğinin başında kim mi vardı? benjamin netenyahu’nun ağabeyi, kendisi de bu çatışma esnasında ölmüştür. bu saldırının başarısı, idi amin’in tüm dünyada karizmasını ciddi şekilde çizdirmesine yol açmıştır.

kendisi akodli ve lango kabilelerinin yok edilmesi emrini verip , 300-500 bin kadar insanın ölümünden sorumlu olduğu iddia edilmektedir.

kısa devlet başkanlığı kariyeri(!) , 1978 yılında, uganda gerillalarının saldırıları sonucu, 1979’da başkente varmaları sonucu sona ermiştir. sonrada hayatını geçireceği suudi arabistan’a kaçmış ve orda da ölmüştür.

ölümünden sonra ülkemizde verilen ilan:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kaynakça: www.indyturk.com/node/37382...

tr.m.wikipedia.org/wiki/Idi...
devamını gör...

ne senden öncesi, ne senden sonrası...
devamını gör...

espiri yaptığına pişman eden hadisedir.

espiri falan yok lan size odun kafalılar, kös kös oturun şimdi.
devamını gör...

hanımefendiler beyfendiler merhaba.
bugün yeni bir yayın olan eski kafa yayınla karşınızdayım bir ihtiyarın müzik zevki ile...
eski kafalı bir adamdan size eski kafa 1900'lerden başlayan ilginç müzikler ve bir geri zekalının bu zamana kadar hayatta kalma yolculuğunu anlatacağım sizlere.
bu akşam sözlük radyosunda saat 20:00'de görüşmek üzere çaylar benden demek isterdim de çay pahalı be abim bir de kafama atılanı tutmak isterken yere düşürdüm......
hepinizi bu şekilde bekliyorum......

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanları diline, dinine, ırkına, inancına ve dış görünüşüne göre ayıranlar. ( evladım siz mal mısınız)
iki çeşit insan vardır, iyi insanlar ve kötü insanlar.
bu kıstasın dışında insanları kim kategorize ediyorsa o hayındır, fitnecidir, fetöcüdür.
sinirlendim yine, neyse sakinim.
devamını gör...

"ampul, insanın tanrıya en net başkaldırısıdır" diyordu elektrik konulu bir belgeselde.
vücut zaten gereken ışığı gündüz alacağından akşam ekstradan kullandığımız elektrik ve elektronik araçlar hormonları ters düz ediyor bu yüzden ışık ne kadar az olursa bünye için o derece faydalı olacağından loş ışıkta kötünün iyisi olarak sınıflandırılabilir.
devamını gör...

esas adı şıra olan, adından da anlaşılacağı gibi alkol bulunmayan şaraptır.
acı üzüm suyu da denebilir.

ayrıca, müftülüğün içilmesini caiz bulacağı şaraptır. böylece her sorun çözülmüştür *
devamını gör...

anladım. buraya da fotoğraf atacağız. çok takdir ettim sizleri. elimdeki at,kuş, kedi resimleri burası olmasa patlayacaktı.

hazır mısınız? çok heyecanlısınız biliyorum.*

efkârlı bir kuş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ne o at mı?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pek sevimli.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kuzguncuktaki kedi. vişnesi var diyorlar da ben kedisine denk geldim hep. menü de ciğer olmaması belliki çok üzmüş onu. miyav miyav demeye bile takati yoktu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bugün de fotoğraf paylaştık. çok şükür.
devamını gör...

filozof, şair ve ressam halil cibran, (1883-1931) lübnan'da dünyaya geldi. çok kültürlü bir hayatın içinde yetişen cibran’ın eserleri ilk günden itibaren büyük yankı uyandırdı.
eserlerinden bazı alıntılar…
. ağaçlar yerin gök üstüne yazdığı şiirlerdir. biz onları devirir, kağıda çeviririz, üstüne kofluğumuzu kaydedebilelim diye.
. bana kulak ver ki, sana ses verebileyim.
• baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir.
• bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum görülmez bir elma bahçesidir. ama bu tohum bir kayaya rastgelirse ondan hiçbir şey çıkmaz.
• bir gün, güzellik ve çirkinlik bir deniz kıyısında karşılaştılar ve dediler, 'haydi denize girelim.' giysilerini çıkartıp suda yüzdüler. bir süre sonra, çirkinlik kıyıya dönüp, güzelliğin giysilerine büründü ve yoluna gitti. güzellik de denizden çıktı, kendi giysilerini bulamadı; ama çıplak olmak utandırıyordu onu, çaresiz çirkinliğin giysilerine büründü ve yoluna devam etti güzellik. o gün bugündür, erkekler ve kadınlar onları birbirine karıştırır. ancak içlerinden güzelliğin yüzünü önceden görmüş kimileri vardır ki, giysilerine bakmaksızın tanırlar onu. ve yine çirkinliğin yüzünü bilen kimileri vardır ki, gözlerinden tanırlar çirkinliği.
. bir insanı ancak onun hakkında bildiklerinle yargılayabilirsin. ama onun hakkında neyi, ne kadar bilebilirsin ki!
• bir kişinin kalbini ve aklını anlamak için, başarmış olduğu işlere bakma, ancak arzu ettiklerine bak.
• doğa, hoşgeldin diyen kollarıyla uzanır bize ve onun kadınsı güzelliğinden haz almaya çağırır bizi; ama biz onun sükunetinden ürker, kalabalık kentlere akın ederiz ve orada tıpkı vahşi bir kurdun önünden kaçışan koyunlar gibi birbirimizi sıkıştırarak yaşarız.
• dünya kuruldu kurulalı bilinir: aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.
• gözleri geceyle sınırlanmış ve gündüzleri kör bakan baykuş, aydınlığın gizeminden peçeyi kaldıramaz.
• hayatın bütün esrarını çözdüğün vakit ölümü arzularsın. çünkü o da hayatın sırlarından biridir.
• her kışın yüreğinde titreyen bir bahar vardır. her gecenin peçesinin ardında tebessümle bekleyen bir şafak vardır.
• insanın hakikati, sana gösterdiğinde değil gösteremediğindedir. bundan ötürü onu tanımak istersen dediklerine değil demediklerine kulak ver.
• ne gariptir ki toplum olarak aklı yavaş olana değil de ayağı yavaş olana; yüreği kör olana değil de gözü kör olana acırız.
• sırtını güneşe çevirirsen gölgenden gayrı bir şey göremezsin.
• suskunluğu gevezeden, hoşgörüyü hoşgörüsüzden ve kibarlığı kaba olandan öğrendim. ne garip ki, tüm bu öğretmenlerime karşı oldukça nankörüm.
• toprağın neresini kazarsan kaz bir define bulacaksın. ancak bir çiftçinin inancıyla kazmalısın.
• yanlışlarımızı doğrularımızdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!

dilimize çevrilmiş eserleri: bir damla yaş ve bir gülümseyiş (1997), sözler (1999), kendimle konuşmalar (2000), asi ruhlar (2001), dünya tanrıları (2002), insanoğlu isa (2004), dost mektupları (2004), lazarus ve sevgilisi (2004), haberci (2004), ermiş ve gezgin (2008), nebi (2009), kırık kanatlar (2010), kalbin sırları ilham veren yazılar (2010), sevgili ermiş (2010), kabuklar ve özler (2011), öncü (2012), gönlün sırları (2012), deli (2012), fırtınalar (2012), gözyaşları ve kahkahalar (2012), gece ile sabah arasında (2012), mezarların çığlığı (2012), yeryüzü tanrıları (2012), aşk mektupları (2012), vadinin perileri (2013), cibran neden evine gidemedi (2013), efendinin sesi (2013), başkaldıran ruhlar (2013), mezarlar ne söyler (2013), bir gözyaşı bir tebessüm (2013), aforizmalar (2013), rüzgâr gülü (2013), halil cibran - bütün eserleri 1 (2013), halil cibran - bütün eserleri 2 (2014), bilgelik kitabı (2014), meczup (2014), ermiş (2014), bilgelik ve erdem (2014), umutsuz aşık (2014), kum ve köpük (2014), mey'e mektuplar (2014), insanlık yalnızlığında oturur (2014), kum ve köpük (2014), gezgin (2015), çıkılamayan yolculukların dönüşü (2016), ermişin bahçesi (2016), bir ozanın ölümü onun yaşamıdır (2017), usta'nın sesi (2017), halil cibran sırlar ajandası (2017).
devamını gör...

insan her gün süt içmez, ayran içmez, kola içmez, gazoz içmez, şalgam, meyve suyu bilumum meşrubat içmez. ama bir gün bile çaysız duramaz . o derece tılsımlı bir içecek.
en iyi sohbet aracıdır. içilecek çayın miktarı sohbeti derinleştiriyor. karşılıklı ikişer bardak çayda 15 dakikalık kaliteli bir iletişim gerçekleştirilebilir.

çay, barış ve dostluk içeceğidir. türkler, çay ile tanıştıktan sonra neredeyse kırk yıllık hatırı olan kahvenin pabucunu dama attı. ikisinden de istifade etmek, ikisini de içmek gerekir, daha doğrusu ikisinin de gönlünü almak en münasip olanı.

çay, hareket halinde, yürürken, koşarken, iş yaparken değil, oturur vaziyette sakince içilmelidir. çayın sohbeti başkadır. sıcak çay, insanın içini ısıtırken, çay kaşığının şıngırtısı da ruhunu ısıtır. arada sırada zihin açar, lafı açar, bazen de uyku açar. bazıları da uyuyabilmek için çay içerler.

birinci dünya savaşı sonrası kahve ihracatçısı olan ülke yemen'in elden çıkmasıyla, kahve ithalatı pahalıya mal olmuş. başka çare düşünülerek en sonunda 1924 yılında çıkarılan kanunla, rize'de çay yetiştirilmesi hususunda karar alınmış. 1930 yılında gürcistan' dan 70 ton çay tohumu alınıp rize topraklarına ekilmiş. böylelikle çayın türkiye'de tanınma ve yayılma macerası başlamış oldu.
devamını gör...

varlığını her hissettirdiğinde yüzümde tebessüme neden oluyor. profiline girince içimde ışıklar yanıyor, yıldız saçanlar parlıyor. yolu ışıklı olsun diyecektim ama vazgeçtim çünkü ışığın ta kendisi olan bir yazar. ha bide etrafını da aydınlatan özel bir güce sahip. çiçeklerin mis kokulu olsun, rüzgarın da istediğin yönden essin sayın yazar.
devamını gör...

diğer adıyla onbinlerin dönüşü adlı kitap / günce.

yazarı sokrates'in öğrencisi olan ksenophon'dur, kitapta o dönem ve şu an bildiğimiz anadolu insanı hakkındaki benzerlikler beni en fazla şaşırtan konu olmuştur.
ari çokona çevirisi okunabilecek en güzel halidir.
devamını gör...

canı istememiştir öğrenmemiştir. yıllardır erkeklerin bilmemesi sorun olmuyor da günümüzde bir kesim kadının bilmemesi mi sorun?
devamını gör...

yorgun olduğum zamanlarda bol karanfilli bir çay pamuk gibi yaptığından ötürü katılmadığım başlık.
devamını gör...

bana tuhaf gelen davranış. çünkü ben genelde favorilediklerimin profiline bakıyorum. zaten favori için birkaç sebebim var. ya çok gülmüşümdür, ya yazım dilinden çok etkilenmişimdir ya da ilgi alanım olan bir konuda yazmıştır. bu yüzden hemen profiline gider, gizli gizli stalklar, efendi gibi terk ederim. bazen dayanamaz bir sürü beğenirim bazen de nick altı yazarım. zaman gelir takip ederim. gün olur bir tanımının ekran görüntüsünü alırım. belki bir arkadaşıma gönderir.. yok yok bu abartı oldu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim