melek ipek'in tahliye olması
gerçekten iyi bir haber. umarım çocuklarıyla mutlu olur. artık özgür.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
"korkulu geceleri sayar gibi
birden bire bir yıldız kayar gibi
ellerim kurtulacak ellerinden,
bir kuru dal ağaçtan kopar gibi."
vakit tamam!
vedayagider
birden bire bir yıldız kayar gibi
ellerim kurtulacak ellerinden,
bir kuru dal ağaçtan kopar gibi."
vakit tamam!
vedayagider
devamını gör...
dijital sanat
dijital teknolojiler kullanarak oluşturulan sanat türü.
sanatın teknolojiyle buluşması aslında. her türden teknolojik ürünlerin kullanılmasıyla üretilen sanat eserleri, dijital sanatın kapsamına giriyor.
yakın zamanda gerçekleşen, refik anadol'un ''machine memoirs: space''* sergisi buna güzel bir örnek. teleskopların kaydettiği veriler, iki milyondan fazla görüntü yapay zeka sayesinde sanat eserlerine dönüştürülmüş.

yine bizden bir örnek, ''parallel universe'' sergisi. 4 ana temadan oluşan sergide yapay zeka kullanılarak van gogh ve osman hamdi bey'in eserleri dijitale aktarılmış.

yine van gogh alive sergisi de örnek verilebilir. hızlanan çağa ayak artık sanat da ayak uydurmaya başladı, bu sebeple dijital sanat örneklerinin günümüzde arttığını görmek güzel.
machine memoirs: space sergisiyle ilgili bilgi ve görsel için kaynak
parallel universe sergisiyle ilgili bilgi edinmek için kaynak
van gogh alive sergisiyle ilgili bilgi için kaynak
sanatın teknolojiyle buluşması aslında. her türden teknolojik ürünlerin kullanılmasıyla üretilen sanat eserleri, dijital sanatın kapsamına giriyor.
yakın zamanda gerçekleşen, refik anadol'un ''machine memoirs: space''* sergisi buna güzel bir örnek. teleskopların kaydettiği veriler, iki milyondan fazla görüntü yapay zeka sayesinde sanat eserlerine dönüştürülmüş.

yine bizden bir örnek, ''parallel universe'' sergisi. 4 ana temadan oluşan sergide yapay zeka kullanılarak van gogh ve osman hamdi bey'in eserleri dijitale aktarılmış.

yine van gogh alive sergisi de örnek verilebilir. hızlanan çağa ayak artık sanat da ayak uydurmaya başladı, bu sebeple dijital sanat örneklerinin günümüzde arttığını görmek güzel.
machine memoirs: space sergisiyle ilgili bilgi ve görsel için kaynak
parallel universe sergisiyle ilgili bilgi edinmek için kaynak
van gogh alive sergisiyle ilgili bilgi için kaynak
devamını gör...
entel zonta sosyetede
aysun kocatepe’nin 1992 yılında çıkardığı ve iç isyanlara ve büyük çatışmalara nasıl neden olmadığını anlamakta güçlük çektiğimiz albümüne ismini veren şarkıdır.
entel sözcüğü bildiğiniz üzere entelektüel olamamış, okumaya araştırmaya pek zaman ayırmaya niyeti olmayan ama sağdan soldan öğrendikleri ile caka satan tiplere verilen isimdir.
zonta ise kaba saba, oturup kalkmasını bilmeyen, görgüsüzlük konusunda herhangi bir sınır tanımayan ve hala nesli tükenmemiş olan erkekler için argoda kullanılan bir tabirdir. günümüzde pek kullanılmasa da bir dönem oldukça yaygın bir kullanımı vardı.
bu ikisinin karışımı olan bir adamın sosyetede kendine yer edindiğini düşündüğünüzde şarkının da anlatmaya çalıştığı şey ortaya çıkacaktır.
benim şarkıyla ilgili söylemek istediğim şey ise biraz daha farklı. önce bu kadar kötü bir şarkı ve albüm yaparak iyi şarkı ve albümlerin daha iyi görünmelerini sağladığı için aysun kocatepe’ye kocaman bir teşekkür.
sonra da yeni nesil müziği kötülerken 90lı yıllardaki müziği yere göğe sığdıramamanın aslında büyük bir hata olduğunu gösterdiği için de kocaman bir alkış.
90lı yılları sadece seçkilerdeki müziklerle değerlendiren insanlar için elimden geleni yapacağım. travmatik bir dönem olan 90lar, müzik konusunda da darbe üstüne darbe indirmiştir aslında. inanmıyorsanız buyrun:
entel zonta sosyetede
entel sözcüğü bildiğiniz üzere entelektüel olamamış, okumaya araştırmaya pek zaman ayırmaya niyeti olmayan ama sağdan soldan öğrendikleri ile caka satan tiplere verilen isimdir.
zonta ise kaba saba, oturup kalkmasını bilmeyen, görgüsüzlük konusunda herhangi bir sınır tanımayan ve hala nesli tükenmemiş olan erkekler için argoda kullanılan bir tabirdir. günümüzde pek kullanılmasa da bir dönem oldukça yaygın bir kullanımı vardı.
bu ikisinin karışımı olan bir adamın sosyetede kendine yer edindiğini düşündüğünüzde şarkının da anlatmaya çalıştığı şey ortaya çıkacaktır.
benim şarkıyla ilgili söylemek istediğim şey ise biraz daha farklı. önce bu kadar kötü bir şarkı ve albüm yaparak iyi şarkı ve albümlerin daha iyi görünmelerini sağladığı için aysun kocatepe’ye kocaman bir teşekkür.
sonra da yeni nesil müziği kötülerken 90lı yıllardaki müziği yere göğe sığdıramamanın aslında büyük bir hata olduğunu gösterdiği için de kocaman bir alkış.
90lı yılları sadece seçkilerdeki müziklerle değerlendiren insanlar için elimden geleni yapacağım. travmatik bir dönem olan 90lar, müzik konusunda da darbe üstüne darbe indirmiştir aslında. inanmıyorsanız buyrun:
entel zonta sosyetede
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
mısır patlatmak ilk kimin aklına geldi çok merak ediyorum. bugün öğrendiğime göre tarlalardan toplanılan ham mısırın patlatılmış mısır olarak kullanabilmesi için değirmenden geçirip tanelerini ayırmak ve kurutmak gibi aşamalardan geçmesi gerekiyormuş. ilk bulduğunda alır haşlarsın, olmadı kızartsın falan da bu aşamalardan geçirip yüksek sıcaklık ve basınç altında patlatmak.. helal olsun gerçekten kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
durum değiştirmektir. alışılmış, süregelen, bilindik olan risksizdir.zor olan konfor alanından çıkmaktır. bu her şey için geçerlidir. yeni bir iş , yeni şehir ,yeni insan. başarı için mutluluk için de çıkmak gerekiyor konfor alanından. bir şeyi keşfetmek, fark edilmeyeni görebilmek ya da hiç var olmamış bir şeyi icat etmek. bunlar için farklı bir yere bakman, yeni bir şeyi görmen gerekir. zordur durum, yer değiştirmek ama unutulmamalı ki tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan bir yolculuğa çıkar; ya da şehre bir yabancı gelir.
devamını gör...
3 ocak 2021 bursa'da ekmeğe zam gelmesi
bursa’da fırın, market ve büfelerde 1,5 liraya satılan 210 gramlık ekmeğin gramajı 230’a yükseltilirken, fiyatı da 2 liraya çıkartılması hadisesi.
kaynak
kaynak
devamını gör...
türkiye'de ırkçılık sorunu
türkiye’de; (gündemle de ilgili olarak) siyahilere yapılan ırkçılığa karşı çıkma, çoğunlukla eşitlik duygusuyla değil, acıma duygusuyla ilişkilidir. biz toplum olarak istiyoruz ki birileri hep daha kötü durumda olsun ve biz onlara merhamet gösterelim. biz vicdanlı bir toplum falan değiliz, sadece diğer insanlara acımayı seviyoruz. biz daha vicdan sahibi olmakla hastalıklı bir ruha sahip olmak arasındaki ayrıma bile gidemiyoruz.
devamını gör...
kadir mısıroğlu'nun mezarı
ateşi bol olsun.
devamını gör...
yanlış zamanda yaşamak
(bkz: midnight in paris)
devamını gör...
ara ara takipten çıkan esrarengiz takipçi
takipçi sayısını kontrol etmemek anormal bence. gün içinde ister istemez birkaç kez de olsa giriyoruz kendi profilimize ve dikkatimizi çekiyor illa takipçi sayısı. sonuçta o insanların bizi takip etmesinin bi sebebi var ve yazdığınız bi şeyden dolayı sizi takipten çıkmaları çok yüksek bi ihtimal. o yüzden de bana göre normal olan arada bakmak ve sebebini merak etmek.
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
onu baskı altında büyütmektir.
ona şefkat göstermemek kötü davranmaktır.
ve kısıtlamaktır.
ona şefkat göstermemek kötü davranmaktır.
ve kısıtlamaktır.
devamını gör...
merdumgiriz_
öyle süslü püslü laflarım yok maalesef. içimden ne geliyorsa o, iyi ki varsın kızçe.
sana ilk kızçe dediğimde şaşırmıştın. o zaman şaşırması bile tatlı be kızın, demiştim :). düşüncelerim baki güzel insan. şaşırman da güzel, sevinmen de.
hayatı boyunca hep güzelliklerle karşılaşasıca güzel insan; kendine dikkat edesin, meteyi de yerime öpesin*. yeni yaşın da bol sağlıklı, pek bi keyifli, çokça huzurlu; gönlünce olsun.
yeniden diyorum güzel insan, iyi ki varsın be merdumgillerden giriz olan mahlasdaşım.
tarikat notu: kafa sözlük merdumgiriz tarikatı olarak bilerek bu saati bekledim. çünkü en iyi sen biliyorsun ki bizler; umulmadık anlarda var olup şaşırtmayı severiz*.
sana ilk kızçe dediğimde şaşırmıştın. o zaman şaşırması bile tatlı be kızın, demiştim :). düşüncelerim baki güzel insan. şaşırman da güzel, sevinmen de.
hayatı boyunca hep güzelliklerle karşılaşasıca güzel insan; kendine dikkat edesin, meteyi de yerime öpesin*. yeni yaşın da bol sağlıklı, pek bi keyifli, çokça huzurlu; gönlünce olsun.
yeniden diyorum güzel insan, iyi ki varsın be merdumgillerden giriz olan mahlasdaşım.
tarikat notu: kafa sözlük merdumgiriz tarikatı olarak bilerek bu saati bekledim. çünkü en iyi sen biliyorsun ki bizler; umulmadık anlarda var olup şaşırtmayı severiz*.
devamını gör...
türkiye'nin düzelmesinin tek yolu
keşke tc numarası olan herkes, insanlık sınavına sokulsa, ve herkes geçer not alana kadar tekrar tekrar sınava girse,
belki bu şekilde öğrenirler, okumak zorunda kalırlarsa öğrenirler...
okumayı anlamayı öğrenirler, düşünmeyi öğrenirler, okuma yazma öğretmek yeterli değil, düşünmeyi anlamayı öğretmek lazım,
herkes eğitim demiş de, eğitim evet ama ne eğitimi... eğitimi düzelttin verdin, ee.. güya eğittiğin kişi öğrenecekmi, anlayacakmı, uygulayacak cesareti bulacakmı...
insanlar varlıklarının farkında değil, kimse önce ailesine karşı bile sınırlarını bilmiyor, koruyamıyor,
"bir insana fiziksel olarak tecavüz edilmesi ile kişisel haklarına tecavüz edilmesi aynı yaraları açar..."
nerede okuduğumu kimin söylediğini unuttum ama tam olarak böyle, nihan kaya büyük ihtimalle
dolayısıyla her zaman söylediğim bir şey var, biz saygı adı altında, maalesef sömürülmek için "kandırıldık"
bize sürekli saygı adı altında, büyüklere yaşlılara, anaya babaya, öğretmene, müdüre, milletvekiline, bakana, cumhurbaşkanına, saygı diye başlayarak, söyledikleri herşeyin altında, bizim haklarımıza tecavüz vardı,
saygıyı, bize saygı göstererek, öğretmediler... bir şekilde anne, baba, öğretmen, müdür, bakan vs olanların hepsi, saygıyı "menfaati" için kullandı, çünkü toplumda bu mevkilere tapılıyor, ve hepsi de sonuna kadar kullanıyor, hala, maalesef bu bilinçsiz kesimin yeni nesil çocuklarının çocukları da böyle yetişiyor, çok da değişen bir şey yok...
genelde hiçbir yerde otorite kuramayan insanlar, yada çok kolay mevki sahibi olmuş insanlar, eşlerini ve çocuklarını da maddi manevi yönetme eğiliminde oluyorlar, (bir şekilde eğitimi ve yeterliliği olmadan, küçük yaşta devlet memuru olup, haketmeden yetki sahibi olan, kolay para kazanan kişiler gibi, evlenmek ve çocuk yapmak dışında ürettiği hiçbir değer olmayan, olsada farkedilmeyen annelerimiz gibi)
anne baba da olsa kimse kimsenin yerine düşünme, karar verme hakkına sahip değildir, türkiyede ailelerdeki en önemli sorun, iyiliğini düşünme adı altında, çocukları "rahat bırakmamalarıdır"
çocuklar "kendisi olma"nın ne olduğunu öğrenemiyor, bilmiyor, çünkü rahat bırakılmıyor... baskıyı "normal" bir şey olarak tanıyor çocuklar, ve rahatsız edilmeye alışıyorlar, baskıya alışıyorlar, mecbur olduklarını öğreniyorlar, çünkü başka bir alternatif görmüyorlar, hep içinden düşünüyor, fikrini söylemek saygısızlık olarak öğretiliyor...
önce evde, sonra okulda, sonra işyerinde susuyor, bu böyle devam ediyor...
dar gelirli de böyle, zengin aile de böyle bence, çünkü anne babaların kendi kişisel hayatları yok, anne babalık, geçim/gelir dışında bireysel bir hayatları, mevzuları yok, kendilerini tanımaya, vakitleri, halleri de olmamış zaten, karakterleri oturmamış...
şuraya gelicem, dolayısıyla çocukluktan itibaren, kişisel haklarının gasp edilmesini normal bir şey olarak öğreniyor çocuklar, ev dışında da sesini çıkaramıyor, yeni kuşaklarda da bir fark göremiyorum, dışarıda polis durdurduğu zaman, bize ne sorabilir, nelere hakkı yok bilmiyoruz, evde de bilmiyoruz, dışarıda da bilmiyoruz...
çünkü çocuklara ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyor, bize ilk öğretilen şey "susmak" hep öğretilen şey "söz dinlemek" ve sözü sorgulamamak, çünkü devam edecek tartışmaya tahammül yok...
çocuklar ciddiye alınmıyor, çocuklara saygı duyulmuyor, ama bolca isteniyor, sınırsız, koşulsuz, bedelsiz, sürekli saygı isteniyor... hemde zorla... çünkü alışmışlar ekmeğini yemeye...
çocuklar saygı görmenin ne olduğunu öğrenmiyor, hatta saygı gördüğünde tanımıyor, zayıflık zannediyor, şımarıyor, kendini şaşırıyor doğal olarak ve gördüğünde de ilk yaptığı şey suistimal etmek oluyor, bunu fırsat olarak görüyor, çünkü kendisine öyle davranılarak büyümüş...
bütün televizyon kanallarının yayınlarını durdurup ekrandanmı okumalı, ülke genelinde elektriği kesip, camilerdenmi bağırmalı bilmiyorum, ama okuldaki eğitimle olacak iş değil bu, eğitim veren insanlarda da bu bilinç yok, herkeste bir bekleyiş, herkeste bir oturduğu yerden söylenmek, bir şeyler oluyor ve onun üzerine konuşuluyor, herkes yorum yapıyor, hep vakit kaybı, ya bu damızlık çoğunluğun dinlediği hocalardan birini konuşturmak lazım, yada yine bu ahalinin dinlediği bir hocanın adıyla kitap basıp dağıtmak lazım, çünkü fanatikler, din konusunda da fanatikler, ben bakıyorum dindar insanlara 7/24 bir dua okuma hali, o da anlayarak değil, öyle görünmek için, göstere göstere ibadet ediyorlar, onu da bilinçli yapmıyorlarki, bakınız futbol fanatikliği de, ekonomik durumdan bağımsız, çok fazladır, genel olarak fanatik olma hali sapkın bir ruh halidir, zaten sağlıklı bir insan bence hiçbirşeyin fanatiği olmaz, ordan anlayın işte...
evet resmen, tamda manipülasyon yapmaktan bahsediyorum, başka yolu yok, onlara muhalefet olarak yaklaşıp konuşunca, kapatıyorlar devreleri, nereyi dinliyorlarsa, nerden anlıyorlarsa, maalesef oralardan girmek zorundayız, bir övüp, bir allah peygamber diyip, bir bunlar zaten senin hakkın ne bu kadar minnet ediyorsun, elektrik faturanın yarısından fazlası vergi dememiz lazım,
bazen diyorumki ülkedeki akp lileri omuzlarından tutup silkeleyip şunları söylesek;
"bana bak, sen var ya, tek başına, hakları olan bir insansın, sen varsın, herkes seni görmek zorunda, kimse sen yokmuşsun gibi davranamaz, hiçbirşey yapmasanda, oy vermesende, kendi sınırların var, sen değerlisin, annenin babanın sana değer verme mecburiyeti var, menfaatsiz... sen çocuklarına değer vermek zorundasın, menfaatsiz, verdiklerini aldıklarını hesaplamadan, sahip olduğun ev araba eşyayı düşünmeden, insan olarak kendi varlığına saygı duyman, kendine değer vermen ve haklarının farkında olman lazım, kimse senden üstün değil, kimse hiçbir makamla, altın koltukları, sarayları haketmiyor, kimse kimseden büyük değil, kimsenin kıldığı namaz için senin sevinmen gerekmiyor, senin kıldığın namaza rt nin bir katkısı yok, ak parti giderse, kuran okumak yasaklanmıycak, kimse kuran okuyor diye oy vermen gerekmiyor, zaten senin hakkın olanı, senden aldıkları parayla, sana lütfeder gibi veriyorlar, kendi sınırlarını çiz, farket, ve oradaki özgürlüğüne kimsenin senden izinsiz yaklaşmasına bile izin verme..."
şimdi yazınca daha iyi anladım, hep düşünüyorum bunları ama, gerçekten de işimiz çok zor, açlıkla, yoklukla bile, nelere sebep olduklarının farkında olmayan insanların, değişmesi çok zor, ama imkansız değil,
benim önerim büyük bir sivil itaatsizlik düşünmek, bulmak, yapmak...
ama akıllıca bir hareket olması lazım, malum iktidarın elinde, gözünün üstünde kaşın var bile diyerek, hatta hiçbirşey demeyerek bile tutuklama kozu var..
baya akıllıca bir hareket olması lazım...
çok "ince" olmak lazım...
tanıdığınız "ince" karakterli insanlar varsa onlara sorun, bazı insanlar gerçekten çok "ince" oluyor... ben hatırı sayılır "incelikler"le karşılaştım hayatım boyunca, ama yinede kafam öyle çalışmıyor, bunların hakkından gelmek için "ince"nin önde gideni olmak lazım , bi düşünün bakalım, sonu silivride bitmeyecek bir hareket...
edit:
ince ; argoda ihanet eden, yarı yolda bırakan, satan anlamında kullanılan küfürün yerine koyduğum kelime, cinsel tercih anlamında değildir.
(daha iyi anlatan başka sıfat bulamadığım için, kullandığım tek küfür olan kelimenin kendimce şıklaştırmaya çalıştığım hali)
belki bu şekilde öğrenirler, okumak zorunda kalırlarsa öğrenirler...
okumayı anlamayı öğrenirler, düşünmeyi öğrenirler, okuma yazma öğretmek yeterli değil, düşünmeyi anlamayı öğretmek lazım,
herkes eğitim demiş de, eğitim evet ama ne eğitimi... eğitimi düzelttin verdin, ee.. güya eğittiğin kişi öğrenecekmi, anlayacakmı, uygulayacak cesareti bulacakmı...
insanlar varlıklarının farkında değil, kimse önce ailesine karşı bile sınırlarını bilmiyor, koruyamıyor,
"bir insana fiziksel olarak tecavüz edilmesi ile kişisel haklarına tecavüz edilmesi aynı yaraları açar..."
nerede okuduğumu kimin söylediğini unuttum ama tam olarak böyle, nihan kaya büyük ihtimalle
dolayısıyla her zaman söylediğim bir şey var, biz saygı adı altında, maalesef sömürülmek için "kandırıldık"
bize sürekli saygı adı altında, büyüklere yaşlılara, anaya babaya, öğretmene, müdüre, milletvekiline, bakana, cumhurbaşkanına, saygı diye başlayarak, söyledikleri herşeyin altında, bizim haklarımıza tecavüz vardı,
saygıyı, bize saygı göstererek, öğretmediler... bir şekilde anne, baba, öğretmen, müdür, bakan vs olanların hepsi, saygıyı "menfaati" için kullandı, çünkü toplumda bu mevkilere tapılıyor, ve hepsi de sonuna kadar kullanıyor, hala, maalesef bu bilinçsiz kesimin yeni nesil çocuklarının çocukları da böyle yetişiyor, çok da değişen bir şey yok...
genelde hiçbir yerde otorite kuramayan insanlar, yada çok kolay mevki sahibi olmuş insanlar, eşlerini ve çocuklarını da maddi manevi yönetme eğiliminde oluyorlar, (bir şekilde eğitimi ve yeterliliği olmadan, küçük yaşta devlet memuru olup, haketmeden yetki sahibi olan, kolay para kazanan kişiler gibi, evlenmek ve çocuk yapmak dışında ürettiği hiçbir değer olmayan, olsada farkedilmeyen annelerimiz gibi)
anne baba da olsa kimse kimsenin yerine düşünme, karar verme hakkına sahip değildir, türkiyede ailelerdeki en önemli sorun, iyiliğini düşünme adı altında, çocukları "rahat bırakmamalarıdır"
çocuklar "kendisi olma"nın ne olduğunu öğrenemiyor, bilmiyor, çünkü rahat bırakılmıyor... baskıyı "normal" bir şey olarak tanıyor çocuklar, ve rahatsız edilmeye alışıyorlar, baskıya alışıyorlar, mecbur olduklarını öğreniyorlar, çünkü başka bir alternatif görmüyorlar, hep içinden düşünüyor, fikrini söylemek saygısızlık olarak öğretiliyor...
önce evde, sonra okulda, sonra işyerinde susuyor, bu böyle devam ediyor...
dar gelirli de böyle, zengin aile de böyle bence, çünkü anne babaların kendi kişisel hayatları yok, anne babalık, geçim/gelir dışında bireysel bir hayatları, mevzuları yok, kendilerini tanımaya, vakitleri, halleri de olmamış zaten, karakterleri oturmamış...
şuraya gelicem, dolayısıyla çocukluktan itibaren, kişisel haklarının gasp edilmesini normal bir şey olarak öğreniyor çocuklar, ev dışında da sesini çıkaramıyor, yeni kuşaklarda da bir fark göremiyorum, dışarıda polis durdurduğu zaman, bize ne sorabilir, nelere hakkı yok bilmiyoruz, evde de bilmiyoruz, dışarıda da bilmiyoruz...
çünkü çocuklara ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyor, bize ilk öğretilen şey "susmak" hep öğretilen şey "söz dinlemek" ve sözü sorgulamamak, çünkü devam edecek tartışmaya tahammül yok...
çocuklar ciddiye alınmıyor, çocuklara saygı duyulmuyor, ama bolca isteniyor, sınırsız, koşulsuz, bedelsiz, sürekli saygı isteniyor... hemde zorla... çünkü alışmışlar ekmeğini yemeye...
çocuklar saygı görmenin ne olduğunu öğrenmiyor, hatta saygı gördüğünde tanımıyor, zayıflık zannediyor, şımarıyor, kendini şaşırıyor doğal olarak ve gördüğünde de ilk yaptığı şey suistimal etmek oluyor, bunu fırsat olarak görüyor, çünkü kendisine öyle davranılarak büyümüş...
bütün televizyon kanallarının yayınlarını durdurup ekrandanmı okumalı, ülke genelinde elektriği kesip, camilerdenmi bağırmalı bilmiyorum, ama okuldaki eğitimle olacak iş değil bu, eğitim veren insanlarda da bu bilinç yok, herkeste bir bekleyiş, herkeste bir oturduğu yerden söylenmek, bir şeyler oluyor ve onun üzerine konuşuluyor, herkes yorum yapıyor, hep vakit kaybı, ya bu damızlık çoğunluğun dinlediği hocalardan birini konuşturmak lazım, yada yine bu ahalinin dinlediği bir hocanın adıyla kitap basıp dağıtmak lazım, çünkü fanatikler, din konusunda da fanatikler, ben bakıyorum dindar insanlara 7/24 bir dua okuma hali, o da anlayarak değil, öyle görünmek için, göstere göstere ibadet ediyorlar, onu da bilinçli yapmıyorlarki, bakınız futbol fanatikliği de, ekonomik durumdan bağımsız, çok fazladır, genel olarak fanatik olma hali sapkın bir ruh halidir, zaten sağlıklı bir insan bence hiçbirşeyin fanatiği olmaz, ordan anlayın işte...
evet resmen, tamda manipülasyon yapmaktan bahsediyorum, başka yolu yok, onlara muhalefet olarak yaklaşıp konuşunca, kapatıyorlar devreleri, nereyi dinliyorlarsa, nerden anlıyorlarsa, maalesef oralardan girmek zorundayız, bir övüp, bir allah peygamber diyip, bir bunlar zaten senin hakkın ne bu kadar minnet ediyorsun, elektrik faturanın yarısından fazlası vergi dememiz lazım,
bazen diyorumki ülkedeki akp lileri omuzlarından tutup silkeleyip şunları söylesek;
"bana bak, sen var ya, tek başına, hakları olan bir insansın, sen varsın, herkes seni görmek zorunda, kimse sen yokmuşsun gibi davranamaz, hiçbirşey yapmasanda, oy vermesende, kendi sınırların var, sen değerlisin, annenin babanın sana değer verme mecburiyeti var, menfaatsiz... sen çocuklarına değer vermek zorundasın, menfaatsiz, verdiklerini aldıklarını hesaplamadan, sahip olduğun ev araba eşyayı düşünmeden, insan olarak kendi varlığına saygı duyman, kendine değer vermen ve haklarının farkında olman lazım, kimse senden üstün değil, kimse hiçbir makamla, altın koltukları, sarayları haketmiyor, kimse kimseden büyük değil, kimsenin kıldığı namaz için senin sevinmen gerekmiyor, senin kıldığın namaza rt nin bir katkısı yok, ak parti giderse, kuran okumak yasaklanmıycak, kimse kuran okuyor diye oy vermen gerekmiyor, zaten senin hakkın olanı, senden aldıkları parayla, sana lütfeder gibi veriyorlar, kendi sınırlarını çiz, farket, ve oradaki özgürlüğüne kimsenin senden izinsiz yaklaşmasına bile izin verme..."
şimdi yazınca daha iyi anladım, hep düşünüyorum bunları ama, gerçekten de işimiz çok zor, açlıkla, yoklukla bile, nelere sebep olduklarının farkında olmayan insanların, değişmesi çok zor, ama imkansız değil,
benim önerim büyük bir sivil itaatsizlik düşünmek, bulmak, yapmak...
ama akıllıca bir hareket olması lazım, malum iktidarın elinde, gözünün üstünde kaşın var bile diyerek, hatta hiçbirşey demeyerek bile tutuklama kozu var..
baya akıllıca bir hareket olması lazım...
çok "ince" olmak lazım...
tanıdığınız "ince" karakterli insanlar varsa onlara sorun, bazı insanlar gerçekten çok "ince" oluyor... ben hatırı sayılır "incelikler"le karşılaştım hayatım boyunca, ama yinede kafam öyle çalışmıyor, bunların hakkından gelmek için "ince"nin önde gideni olmak lazım , bi düşünün bakalım, sonu silivride bitmeyecek bir hareket...
edit:
ince ; argoda ihanet eden, yarı yolda bırakan, satan anlamında kullanılan küfürün yerine koyduğum kelime, cinsel tercih anlamında değildir.
(daha iyi anlatan başka sıfat bulamadığım için, kullandığım tek küfür olan kelimenin kendimce şıklaştırmaya çalıştığım hali)
devamını gör...
erkekler kadınları neden zor anlıyor sorunsalı
erkekler net olmayı seviyor, kadınlar da çözülmeyi bekliyor.
devamını gör...
modern kölelik
asgari ücret+ yol+ yemek+sgk
devamını gör...
internetten tanışıp sevgili olmak
zamanın en doğal durumu olmakla birlikte, yurdumuzda erken dönem internet kullanıcısı her insanın en az bir kez deneyimlediği ve bu nedenle de günümüzde garip karşılanmasını garipsediğim olaydır.
(bkz: ayça_22 oturum açtı)
(bkz: ayça_22 oturum açtı)
devamını gör...


