oligomenore:35 günden uzun süren aralıklarla oluşan kanamalardır.
polimenore:24 günden kısa aralıklarla oluşan kanamalardır.
menoraji:miktarı fazla(>80ml) süresi (>8gün) uzun ancak düzenli kanamalardır.(özellikle adenomiyozis)
metroraji:kanama aralıkları düzensiz,ancak miktarı normal olan kanamalardır.(endometriyal polipler,endometrit)
menometroraji: zamanı düzensiz ve sık aralıklarla oluşan fazla miktarda ve uzun süreli kanama.
hipomenore: miktarı az kanama(<20ml)
hipermenore:miktarı fazla kanama(>80ml)
devamını gör...

tütün kolonyası, finger bisküvi, kireç kokusu.
devamını gör...

(bkz: özçekim)
devamını gör...

çocukken bizi onlarla ilgili ne çok korkuttular. anlamazsın dediler, sıkıcı dediler, uzun dediler... halbuki hayatı anlamlandırmaya çalışanlar için ne anlaşılmaz, ne sıkıcı, ne de uzundular. aksine çabuk bittiler yine de çok şey öğrettiler.
devamını gör...

topla şu saçlarını evin her yeri saç oluyor.
devamını gör...

rezilliğin portresidir.

ülke vatandaşını bu kadar aptal yerine koyan başka ülke yoktur. ayıp.
devamını gör...

faruk nafiz çamlıbel şiiridir.

sıcak bir el değmeden henüz ilk gözyaşına kundağını serdiler bir musalla taşına
gözlerin bir caminin eşiğinde açıldı
atıldın doğduğun gün hayata tek başına

yanında anan olsa gene ömrün bahardı
sana dar günlerinde açık bir kucak vardı bağrına "oğlum" diye bastı isa’yı meryem
bir babasız yavrudan bir peygamber çıkardı.

sana, soylu olanlar der ki "soysuz kişi bu" onların belli çünkü gelmişi geçmişi bu
biz neden soyluyuz da, sana soysuz
diyorlar?
aslını hiç arama, tesadüfün işi bu.

haydi adsız doğmanın derdini duya duya
yat ölüme benzeyen bir uğursuz uykuya
yazık ki boğazına bir ip geçirmediler
yazık ki atmadılar seni bir kör kuyuya.

tanır gibi yüzüne bakınca her geçici
yarın öksüz kalbinin burkulacaktır içi
iki kattır azabın günahı işleyenden
anana "kahpe" derler, sana "kahpenin piçi"..
devamını gör...

mesaj degil de, lise zamanlari bir hatira defterini fizik ogretmenime vermistim. o da “fizik olarak iyi olman, sana pek bir sey kazandirmaz” yazmisti. simdi fizik derken, ders olan fizikten mi bahsetmisti, yoksa dis gorunus anlamindaki fizikten mi? neredeyse 15-20 sene gecti ama hala cevap bulamadim.
devamını gör...

günümüz şartlarında oyun oynamanın eğlence yerine lüks olduğu oyun konsolu
devamını gör...

hacı polislere bi çıtlatsan çatur çutur yaparlardı ya niye şapıyosun ki. (bkz: işte bunlar hep reklam)
devamını gör...

motivasyonun tanımı a noktasından b'ye gitmek için gereken enerjinin üretilmesi.
motivasyonsuzluk ise akademik olarak da merak ettiğim bir konu. youtube'da binlerce motivasyon videosu var. arka fonda müzikler çalıyor, sesler yükselip alçalıyor, başarılı insanların konuşmaları vs.kurgu olarak mükemmeller. ama asıl soru şu, motivasyon içerikleri işe yarıyor mu ? bence cevabı hayır, sebebini bir görsel ile açıklayayım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi, şu adam kadar motive olan bir bisikletci bu dünyada yok. çünkü hayatta kalma içgüdüsü devreye girmiş. ciddi başarıya ulaşan, sınıf atlayanların çoğunda gözlemlediğim bir şeydir, hepsi "kafama silah dayanmış gibi hissediyordum" diyor. çoğu insan çalışmazsa eğer kaybedeceği şeyler(promosyon, biraz fazla maaş/statü vs) umrunda olmuyor. şimdi hayatı o işi başarmaya bağlı olan kişi ile gönülsüz bir şekilde çalışan, motivasyon üretmek için motivasyon izleyen kişi aynı mı?
uzun süre 'hayati tehlikem var, kurtulmam lazım' motivasyonu ile yaşamış kişiler kendini belli ediyor. yeniliklere açık olamıyorlar, tek doğru olduğuna inanıyorlar. aslında insanı uzun vadede kısıtlayan bir durum. umarım bu tür motivasyonlara uzun süre sahip olmazsınız, çok sağlıksız.

sağlıklı olan motivasyonun ise ödev duygusu ile yaratılacabileceğine inanıyorum. kişinin, gelecekde nasıl birisi olacağı, nasıl bir hayat yaşayacağını hayal edip ona ulaşmak için çalışması. merdiven çıkar gibi ilerlemesi. yavaş ve hergün +%0.1 ekleyerek, uzun vadede. ödev duygusu, araya uzun çalışmama dönemleri girse bile, insanın geri dönüp gelişime devam etmesini sağlıyor. böylelikle stresi uzun vadeye yayıyor, sağlığını,psikolojisini ve hayatını etkilemiyor.

motivasyonda birisini sevmek/güvenmek gibi hayatta sınırlı olan bir duygu olduğunu düşünüyorum. çok sarsıntılı şeyler yaşayanlar, sonra raydan çıkabiliyor(aşırı veya hiç olmayan motivasyon).

kendi yaptığım, kendimi günlük çalışmaya zorlayacak ortama giriyorum, ailesime/çevreme/kendime hayallerini anlatıyorum, bu konular hakkında ileri-geri iddialarda bulunuyorum. çünkü bu bahisleri döndüremezsem egom sarsılır. egom sarsılmaması için çalışmalıyım vs.

motivasyon yaratan hormonlar gökten, video izleyerek, spor yaparak falan gelmiyor yani. kendinizin en derin/karanlık yönlerine hitap edecek şekilde konuşun/bahisde bulunun, sonra o bahsin olumsuz gerçekleşmemesi için çalışın. o çok büyük görünen işler için gereken motivasyonu ancak tüm benliğinizin öldüğünü/öleceğini düşürnürseniz üretebilirsiniz. bunu da uzun vadeye yayın. sonra alışkanlık oluyor, hissetmiyorsunuz/düşünmüyorsunuz.
devamını gör...

okuyucuyu türkçe kelimelerin kökenlerine doğru uzunca bir yolculuğa çıkartan, türkolog prof. dr. ali akar tarafından kaleme alınan bir etimoloji kitabı. her gün kullandığımız ve bize gayet sıradan gelen kelimelerin öyle derin felsefi anlamlar içeren kökenleri olduğunu öğrenince türkçe konuşan herkesin heyecanlanması ve bu dilin lezzetini daha iyi almaları içten bile değil. bu dili icat eden eski insanların geçmişte dünyayı (bizden daha başarılı) algılayış biçimlerine şahit olmak gerçekten de heyecan verici bir duygu.

--! spoiler !--

od: ateş
odak: önemli yer/ merkez
ocak: içinde ateş yakılan, ısınma, yemek pişirme, ısıtma gibi amaçlarla kullanılan yer (odak).eski türklerde evin merkezidir. evin odağı ocağıdır.
ocağım söndü, ocağıma incir ağacı dikti atasözleri de buradan gelir.

--! spoiler !--
devamını gör...

olumlu bir hareket değildir. halıhazırda bu şekilde başlıklar açılan mecralar mevcut. ve çoğu kişinin şikayeti bu başlıklar ile kalitenin düşmesi. insanlar bu yüzden yeni bir oluşum arayışında. yeni oluşumlar da diğerlerinin çizgisinde ilerleyecekse o zaman pek de bir anlamı kalmayacaktır.
devamını gör...

evlenmekkk.
devamını gör...

kız istemedir. herkes için geçerli olmasa da temelinde sanki kadın alınacak verilecek bir eşyaymış, sahibi de babasıymış gibi bir sahipten başka sahibe veriliyormuşcasına yapılan eylemdir. hatta bazı yörelerde kadına maddi bir değer de biçilir ki satın alan kişi kadının sahibi oymuşcasına eş değil de evine eşya almış gibi davranır. temelinde kadının değerini sadece çocuk doğuracak bir bebek makinesi, ev işi yapacak bir hizmetçiye indirgeyen her türlü gelenek yok edilmelidir. o gelenekler bu zamanlara kadar gelmiş ama daha da gitmesin.
devamını gör...

ülkemizde işçiyseniz uygulanmayan hatta ve hatta işveren tarafından iç edilen bir şeydir öğle arası. son zamanlar da çıkarılmaya çalışılan kanunlarla bunu daha nasıl esnetiriz onun derdine düşmüş bir hükümet herkesin malumu.
devamını gör...

kutsi' yle evlenmeyeceğim için sıkıntı yok.
devamını gör...

hep beraber bir beyin jimnastiği yapalım.
herkesin yıllardır kullandığı grip aşısını düşünelim.
bunun, sürekli değişen formları üretilmekte ve herkeste aynı sonucu vermemekte.
yüzlerce farklı formda grip virüsü var.
eğer kullandığınız aşı, karşılaştığınız virusle uyumluysa, etkili oluyor, fayda sağlıyor, aksi halde siz tekrar grip olmaktan kurtulamıyorsunuz.
duyarız çevremizde, 'aşı oldum ama yine de grip oldum.'
ışte bu virüsün çeşitliliğiyle alakalı bir sonuç.
covid-19'la ilgili hızlandırılmış biçimde yapılan aşı çalışmaları da, mevcut virüsün formu baz alınarak yapılan çalışmalar.
haa, belki bunun birbirine yakın birkaç formunda da etkin sonuç alınabilecek.
peki ya virüs çok farklı bir forma dönüştüyse ? o zaman üretilen aşı nasıl etkili olacak ?

ıs adeta falcılığa dönüşmüş durumda. bilim adamları bile ikiye bölünmüş, kimisi işe yarar derken, bir grup da bizim yazdığımız sebeplere bağlı olarak etkili olamayabileceğini söylüyor.
ınsanoğlu, adeta şansa bağlı bir yaşam mücadelesinin içinde, oradan oraya savrulmaya devam ediyor .
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

elma ağaçları tüm dünya anlatılarında yeniden doğuşun ve üremenin sembolüdür. hikayeler, masallar, filmler ve resimleri süsleyen elma motifinin bu denli sevilerek kullanılması sebepsiz değildir elbet. yasak meyve incir mi elma mı bilinmez ama tüm dünyada en yaygın inanç yasak meyvenin elma olduğu düşüncesidir. elma miti söylencelerde, masallarda hatta dinsel kıssalarda havva’nın adem’e yedirdiği bilgi ağacının meyvesi ve insanlığın cennetten kovulmasına neden olan meyve olarak var olmuş ve kendine sanat eserlerinde, yazınsal alanında yer bulmuş özel bir meyve olarak geçer.

aslında hiçbir kutsal kitapta, bilgi ağacının elma ağacı olduğuna dair bilgi olmamasına karşın çoğunlukla yasak meyvenin elma olduğu miti çok yaygın olarak geçmişten günümüze kadar gelmiştir. bu ağaç iyiyi ve kötüyü bilme ölçütü sunan bilgi ağacıdır. adem ve havva’nın cennetten kovulmasına neden olan bu meyve çoklukla görsellerde yılanın ağzından havva’yı baştan çıkartmak ve yasak olanı yaptırmak için ona sunulan elma şeklinde tasvir edilir. elma ilk günahla ilintili olarak görülmüş çünkü elma sözcüğü latince kökenli malus, malum yani kötü, günah anlamına gelen kelime ile bağdaştırılmıştır. adem ile havva’nın bu meyveyi yedikten sonra cennetten kovulması ve bunun beraberinde dünyaya kötülük getirmesi olarak da düşünülür.

resim: adem’in düşüşü ve ağıt ressam hugo van der goes 1479
kaynak dergipark
devamını gör...

sekiz kişilik bir ailenin ikinci çocuğu olan karl heinrich marx , 5 mayıs 1818'de trêves'de (ren ve köln'e yakın rheinland'da bir kasaba) doğdu (vallaha doğmuş işte). babası trêves temyiz mahkemesi'nde avukat olarak çalıştı. oğluna aydınlanma felsefesine (özellikle voltaire ve rousseau), bilim ve ilerlemenin gücüne, aynı zamanda özgürlük, eşitlik ve kardeşlik değerlerine olan inancını başlatarak aktardı. marx, lisans derecesinin ardından bonn'a ve ardından 1841'de felsefe alanında doktora yaptığı berlin'e gitti.

1843'te büyük prusya aristokrasisinden bir çocukluk arkadaşı olan barones jenny von westphalen ile evlendi. bu konuda, marx'ın babasıyla aynı çevrelerde dolaşan ılımlı liberal babası tarafından desteklenen, “küçük kara domuzu” karl marx ile evlenmeyi tercih ediyor. onun için, topluluğundan genç bir memurla olan ilişkisini bozar. birlikte yedi çocukları olacak, ancak sadece üç kız yetişkinliğe ulaşacak.

siyasi taahhütlerinin kurbanı olan doktorasından sonra üniversitede bir görevi reddettiğini gören marx, gazeteci olarak çalışarak ailesi için zar zor geçimini sağlayamaz. devrimci taahhütleri onu paris'e, ardından brüksel ve londra'ya sürgüne göndermeye yöneltti. hayatının son yıllarına karısının ve iki çocuğunun hastalığı ve ölümü damgasını vurdu. karl marx 14 mart 1883'te öldü.
karl marx, ekonomik düşüncesini mücadelelerinden ve siyasi inançlarından geliştirir: her şeyden önce mevcut kapitalist sosyal düzenin yıkılmasına katkıda bulunmak ister . devrimci , zamanının sosyalist hareketlerine güçlü bir şekilde dahil oldu ve 1848'de arkadaşı friedrich engels, komünist manifesto ile birlikte yayınlandı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim