öz güveni yerle bir eden şeyler
çocukluğumuzda yaşadığımız problemlerin şu anki seçimlerimizi etkilemesi kaçınılmazdır. özgüvenimizin oluşumu da çocukluğumuza bağlıdır aslında. eğer özgüven problemi yaşıyorsak, hayatımıza flashback(geri dönüş) yapıp iç hesaplaşmamızı iyi yapmamız gerekiyor. kendine güvenmek ancak kendini bilmekle olur. içinizdeki çocuğa kulak verin onun size söylemek istediği çok şey var.
devamını gör...
ifade edilmemiş duygular
belirli bir noktadan sonra, şiddetli ve kontrolsüz duygusal patlamalar şeklinde dışa vurması muhtemel duygulardır.
devamını gör...
tutunamayanlar’ı bitirenler ve bitiremeyenler
ve hiç başlayamayanlar.
devamını gör...
kadınların iç güzelliğine önem vermesi
karşı tarafın fiziksel görünüşünden etkilenmediğimiz sürece kadın/erkek farketmez tanımak, anlamak, paylaşmak ve iletişim kurmak istemeyiz. ilk dış görünüş sonrasında ise kişinin hal ve hareketleri, olaylara karşı duruşu düşüncesi ve tavırları önemlidir. bir insan ile paylaştığın kadar varsındır. iç güzellik ikinci aşama için mühimdir.
devamını gör...
herkesi dolandırıcı sanmak
kişi kendinden bilir işi efendim. ben de öyle sanıyorum çünkü.
devamını gör...
çok güzel seven erkek
tam sigaramı yaktığımda bu başlığa denk gelmem.. bence yeterince açıklayıcı oldu.. hayal dünyasında yaşamaya gerek yok fakat bu erkeklere denk gelen kadınların ütopik dünyasında yaşamak isterdim. evet benim ütopyam onların yaşadığı hayat.
devamını gör...
put kırarken dikkat edilmesi gerekenler
yerine yenilerinin konulmamasıdır.
"ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim"
(bkz: asaf halet çelebi)
"ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim"
(bkz: asaf halet çelebi)
devamını gör...
ksenophon
büyük iskenderin iran seferlerinde kılavuzluğunu üstlenen ve iranlıların idari , sosyal düzenleri hakkında bilgiler, görüşler içeren anabasis (iç ülkelerde sefer) adlı eserin sahibi aynı zamanda da sokrates'in öğrencisi olan yunan filozof, yazar, tarihçi, askerdir.
devamını gör...
posta kutusundaki mızıka
üniversiteye hazırlık döneminde arkadaşımın ödünç vermesiyle tanıştım kitap.
ne kadar doğru bilmiyorum ama kitapla ilgili duyduğum bir hikaye beni okumaya teşvik etmişti. yazar iyi bir arkadaşından aldığı mektubu okumadan cebine atıyor ve daha sonrasında arkadaşının intihar ettiğini öğreniyor. bu olaydan sonra mektubun varlığını hatırlayıp o mektubu okuduğunda arkadaşının artık yorulduğunu yaşamak istemediğini paylaştığını görüyor ve bir pişmanlık duyuyor. belki o mektubu zamanında açıp okusaydı arkadaşına mani olabilirdi.
sonrasında da bu gönderilmeyen mektupları oluşturuyor ve bir kitap haline getiriyor ki zaten son mektupta da unutulan mektubun kefareti şeklinde bir ifadesi mevcut.
okuyan herkes sevmek zorunda değil tabii ki her kitap herkese hitap etmez ama nedense bu kitabı her okuduğumda benim için farklı bir anlam ifade ediyor ve bazen rastgele bir mektubu açıp okurum ve çok ilginç bir şekilde o anki ruh halime ifade eden yazıları bulurum.
bana hissettirdikleri ve arkasındaki hikayeden kaynaklı beni her zaman etkileyen bir kitap.
“seni seçtiğime pişman değilim. sen de pişman olmayacağın seçimler yap.”
“bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim.”
ne kadar doğru bilmiyorum ama kitapla ilgili duyduğum bir hikaye beni okumaya teşvik etmişti. yazar iyi bir arkadaşından aldığı mektubu okumadan cebine atıyor ve daha sonrasında arkadaşının intihar ettiğini öğreniyor. bu olaydan sonra mektubun varlığını hatırlayıp o mektubu okuduğunda arkadaşının artık yorulduğunu yaşamak istemediğini paylaştığını görüyor ve bir pişmanlık duyuyor. belki o mektubu zamanında açıp okusaydı arkadaşına mani olabilirdi.
sonrasında da bu gönderilmeyen mektupları oluşturuyor ve bir kitap haline getiriyor ki zaten son mektupta da unutulan mektubun kefareti şeklinde bir ifadesi mevcut.
okuyan herkes sevmek zorunda değil tabii ki her kitap herkese hitap etmez ama nedense bu kitabı her okuduğumda benim için farklı bir anlam ifade ediyor ve bazen rastgele bir mektubu açıp okurum ve çok ilginç bir şekilde o anki ruh halime ifade eden yazıları bulurum.
bana hissettirdikleri ve arkasındaki hikayeden kaynaklı beni her zaman etkileyen bir kitap.
“seni seçtiğime pişman değilim. sen de pişman olmayacağın seçimler yap.”
“bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim.”
devamını gör...
bir dinozorun gezileri
kitap kapağında,elinde sigarasıyla mîna urgan ‘anlatacak çok şey var, oturun şöyle’ , der gibi bakar size.gerçekten de,uzun ömründe görüp geçirdikleri paylaşacakları dağlar denizler kadardır.
bir dinozorun anıları’nı çok seneler önce okumuştum ama dinozorun gezileri taze, bu kitabı biraz anlatmak istedim.
önce mîna urgan:
(1915-2000)
amerikan kız koleji mezunu, fransız filolojisini bitiriyor, yetmiyor ingiliz filolojisinde de doktora yapıyor. kitabında kendisini ‘öğretmen ‘ olarak tanımlıyor, profesörlük ünvanını almış olsa da.üç dile de hakim olduğu için onu bir çevirmen olarak da görüyoruz.
dolu dolu geçirdiği seksen beş yıllık yaşamı,siyasi görüşü her ne olursa olsun hemen herkesin dikkatini çekecek denli ilginç dönemeçlerle dolu.her satırını merakla okuyacağınız kitapların yazarı aynı zamanda.
gelelim dinozorun gezilerine:
‘’çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.’
sözleriyle, dünyada acı çeken milyonlar varken kendi acılarını,üzüntülerini anlamsız bulur, penceresinden keyifle yağmuru izlerken, sokakta evsizleri düşünüp keyfinden de vazgeçer. küçük mutluluklar bir dost sohbetidir, yalnız kalıp bir köşede kitap okumaktır, yorgun ayakları denize daldırmaktır.
deniz sevgisi daha küçük bir çocukken içine işlemiş, hiç yanından ayırmadığı sigarası yüzünden belki de yüzücü olma ihtimalini de elinden kaçırmıştır :).
birinci bölüm hayatı ile ilgili kısa anekdotlar içerirken, ikinci bölüm ‘deniz tutkusu’ dur.
bodrum’un yıllar yıllar önce keşfedilmemiş hali onu büyüler, eskisini özlemle anarken yenisinden hoşnutsuzluğunu dile getirir. bir çok dükkan kapanırken yerine ‘modern’ leri açılmış, tatil köyleri insanları eğlendirmekle görevli birer hapishane haline gelmiştir.kitapta çoğu kez katı betimlemelere rastlamamız mîna urgan’ın sadelikten hoşlanan, zengin insan ve onun yaşayışını ayıplayan dünya görüşüyle ilgilidir.
ege ve akdeniz’in el değmemiş dantel dantel kıyılarında ‘mavi yolculuk’ adı verilen, dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte yapmış olduğu tekne gezilerini anlatır.bu geziler kitabın önemli bir bölümünü oluşturur.
‘’oysa ilk mavi yolcular, sabahattin eyüboğlu’nun özenle seçtiği, çoğu genç aydınlardı. sadece gezmek tozmak için değil, ege ve akdeniz uygarlıklarının kalıntıları konusunda bilgi edinmek ve bu arada o güzel kıyıları kendi gözleriyle görmek için katılınırdı bu gezilere. teknemiz yüzen bir seminere dönüşürdü kimi zaman. gerekli kitapları okuyup araştırmalarda bulunan yetkili biri, gideceğimiz yerler üstüne bir konuşma yapar; o antik kentin tapınakları, anıtları filân konusunda ön bilgi verirdi. sonra herhangi bir vasıtaya, genellikle bir kamyona doluşup oralara giderdik.’’ diyerek sonradan amaçtan uzaklaşıp her türlü deniz gezisine verilmeye başlanan bu adın aslını bize anlatır.
özellikle genç yaşta gitmeye başlamış olduğu anadolu’nun çeşitli şehirlerinden de bahseder. o yıllarda bu tür yolculuklar hele hele ‘kız başına’ insanlara çok farklı gelmektedir oysa.
daha sonra avrupa ülkeleri,amerika,meksika ve rusya seyahatleri gelir:buradaki insanların yaşayışları hakkında bilgileri de burada gezilecek mekanların nereler olduğunu da bulabiliriz.
bu kitap, bir solukta okunacak kadar sürükleyici, ‘bir dinozor’ un gözüyle bakmak isterseniz ülkemiz ve dünya şehirlerine,vakit kaybetmeden başlayın derim.
bir dinozorun anıları’nı çok seneler önce okumuştum ama dinozorun gezileri taze, bu kitabı biraz anlatmak istedim.
önce mîna urgan:
(1915-2000)
amerikan kız koleji mezunu, fransız filolojisini bitiriyor, yetmiyor ingiliz filolojisinde de doktora yapıyor. kitabında kendisini ‘öğretmen ‘ olarak tanımlıyor, profesörlük ünvanını almış olsa da.üç dile de hakim olduğu için onu bir çevirmen olarak da görüyoruz.
dolu dolu geçirdiği seksen beş yıllık yaşamı,siyasi görüşü her ne olursa olsun hemen herkesin dikkatini çekecek denli ilginç dönemeçlerle dolu.her satırını merakla okuyacağınız kitapların yazarı aynı zamanda.
gelelim dinozorun gezilerine:
‘’çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.’
sözleriyle, dünyada acı çeken milyonlar varken kendi acılarını,üzüntülerini anlamsız bulur, penceresinden keyifle yağmuru izlerken, sokakta evsizleri düşünüp keyfinden de vazgeçer. küçük mutluluklar bir dost sohbetidir, yalnız kalıp bir köşede kitap okumaktır, yorgun ayakları denize daldırmaktır.
deniz sevgisi daha küçük bir çocukken içine işlemiş, hiç yanından ayırmadığı sigarası yüzünden belki de yüzücü olma ihtimalini de elinden kaçırmıştır :).
birinci bölüm hayatı ile ilgili kısa anekdotlar içerirken, ikinci bölüm ‘deniz tutkusu’ dur.
bodrum’un yıllar yıllar önce keşfedilmemiş hali onu büyüler, eskisini özlemle anarken yenisinden hoşnutsuzluğunu dile getirir. bir çok dükkan kapanırken yerine ‘modern’ leri açılmış, tatil köyleri insanları eğlendirmekle görevli birer hapishane haline gelmiştir.kitapta çoğu kez katı betimlemelere rastlamamız mîna urgan’ın sadelikten hoşlanan, zengin insan ve onun yaşayışını ayıplayan dünya görüşüyle ilgilidir.
ege ve akdeniz’in el değmemiş dantel dantel kıyılarında ‘mavi yolculuk’ adı verilen, dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte yapmış olduğu tekne gezilerini anlatır.bu geziler kitabın önemli bir bölümünü oluşturur.
‘’oysa ilk mavi yolcular, sabahattin eyüboğlu’nun özenle seçtiği, çoğu genç aydınlardı. sadece gezmek tozmak için değil, ege ve akdeniz uygarlıklarının kalıntıları konusunda bilgi edinmek ve bu arada o güzel kıyıları kendi gözleriyle görmek için katılınırdı bu gezilere. teknemiz yüzen bir seminere dönüşürdü kimi zaman. gerekli kitapları okuyup araştırmalarda bulunan yetkili biri, gideceğimiz yerler üstüne bir konuşma yapar; o antik kentin tapınakları, anıtları filân konusunda ön bilgi verirdi. sonra herhangi bir vasıtaya, genellikle bir kamyona doluşup oralara giderdik.’’ diyerek sonradan amaçtan uzaklaşıp her türlü deniz gezisine verilmeye başlanan bu adın aslını bize anlatır.
özellikle genç yaşta gitmeye başlamış olduğu anadolu’nun çeşitli şehirlerinden de bahseder. o yıllarda bu tür yolculuklar hele hele ‘kız başına’ insanlara çok farklı gelmektedir oysa.
daha sonra avrupa ülkeleri,amerika,meksika ve rusya seyahatleri gelir:buradaki insanların yaşayışları hakkında bilgileri de burada gezilecek mekanların nereler olduğunu da bulabiliriz.
bu kitap, bir solukta okunacak kadar sürükleyici, ‘bir dinozor’ un gözüyle bakmak isterseniz ülkemiz ve dünya şehirlerine,vakit kaybetmeden başlayın derim.
devamını gör...
erkin koray
anadolu rock janrasının güneşi, pusulası. kendisi politize olmamış, medyanın kendisini politize etmesine de izin vermemiştir. aynı zamanda ülkeyi psychedelic rock ile de (bkz: mesafeler) tanıştırmıştır. akrebin gözleri parçası da türk rock tarihinin en iyi parçalarındandır.
devamını gör...
en son kırıldığınız kişi
ne kırılması canımmmm bükülebilme özelliğim var benim..
devamını gör...
kız kanka
keşke olsa. kafa ütüleyene daha denk gelmedim.
kadın arkadaşlarım vardı zaten de bu pandemi yüzünden dağıldık gittik.
ama tekrar toparlayacağım, buna inanıyorum.
kadınla edilen muhabbetin de tadı var, yeter ki sen konuşmayı becer.
daha dün 4, 5 saat muhabbet ettim birisiyle.
sen konuşmayı becerebilirsen kadın da kafa ütülemez.
kadın arkadaşlarım vardı zaten de bu pandemi yüzünden dağıldık gittik.
ama tekrar toparlayacağım, buna inanıyorum.
kadınla edilen muhabbetin de tadı var, yeter ki sen konuşmayı becer.
daha dün 4, 5 saat muhabbet ettim birisiyle.
sen konuşmayı becerebilirsen kadın da kafa ütülemez.
devamını gör...
uwuwewewe onyetenwewe ugweuhem osas
evlendiğinde nüfus cüzdanına kendi soyadını da ekleten türk kızı.
devamını gör...
portakallı cino
sol gözü kör kedi isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
iki çeşidi olan efsane cino çikolatasının portakallı olan versiyonudur. bir diğeri ise kayısılı olanıdır.
bence kayısılı olanı daha güzeldir. portakallı pek hoşuma gitmiyor.
iki çeşidi olan efsane cino çikolatasının portakallı olan versiyonudur. bir diğeri ise kayısılı olanıdır.
bence kayısılı olanı daha güzeldir. portakallı pek hoşuma gitmiyor.
devamını gör...
ortamdan kopup dışarıdan bir göz olmak
bazen bunalıp sadece gözlem yapmaktır. bir yerden uzaklaşır sadece uzaktan seyredersiniz.
devamını gör...
pozitif olmak
pozitif olmak benim hayatımın büyük bölümünü etkiliyor. çok önemli olduğunu da düşünüyorum. karamsarlıkla hayat geçmez. her zaman olmasa da genel olarak böyle bir ruh hali içerisindeyimdir. hem böylelikle kendi sorunlarımı karamsarlığa düşmeden daha kolay çözebiliyorum hem de sevdiklerimle iletişimim iyi oluyor ve onlara da yardımcı olabiliyorum. her insanın hayatında da pozitif bir insan olmalı diye düşünüyorum.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
"devamlı burada yaşayınca burayı dünyanın merkezi sanıyorsun.
hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanırsın. sonra bir ya da iki seneligine gidersin. döndüğünde her şeyi değişmiş bulursun. aradıklarını bulamazsın. eskiden senin olanlar şimdi çoktan gitmiştir bile."
devamında da şunu diyordu sanırım.
"git ve bir daha dönme toto."
hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanırsın. sonra bir ya da iki seneligine gidersin. döndüğünde her şeyi değişmiş bulursun. aradıklarını bulamazsın. eskiden senin olanlar şimdi çoktan gitmiştir bile."
devamında da şunu diyordu sanırım.
"git ve bir daha dönme toto."
devamını gör...
