asidoz
-asidoz, metabolik ve solunum asidozu olmak üzere ikiye ayrılır.
-solunum asidozu; solunum sayısının aşırı artması, bikarbonat tutulumu ve amonyak salgılanmasının artması ile kompanse edilebilir.(baskılanabilir)
-solunum asidozunda karbondioksit artar fakat metabolik asidozda karbondioksit azalır.
-metabolik asidoz; solunumun aşırı artması, böbreklerde bikarbonat tutulumu ve böbreklerden hidrojen iyonu atılımı ile kompanse edilebilir.
-solunum asidozu; solunum sayısının aşırı artması, bikarbonat tutulumu ve amonyak salgılanmasının artması ile kompanse edilebilir.(baskılanabilir)
-solunum asidozunda karbondioksit artar fakat metabolik asidozda karbondioksit azalır.
-metabolik asidoz; solunumun aşırı artması, böbreklerde bikarbonat tutulumu ve böbreklerden hidrojen iyonu atılımı ile kompanse edilebilir.
devamını gör...
dünya regl günü
evet bugünün yukarda kalacak olan başlıklarından. komiklikler şakalar evet evet hepsi bizlerle olacak! tüm kadınlarımızın bu hijyen gününü kutluyorum. ve reglin kadınların sağlıklarına delalet olan normal biyolojik bir döngü olduğunu bir kez daha belirtmeyi elzem buluyorum regl ağrısının abartılmasıcılar gelmeden evvel.
devamını gör...
haluk levent
ahbab derneğinin kurucusu ve türk müziği sanatçısıdır. en çok adından söz ettirdi şarkısı elfida dur. ülkede yapılan anket sonucunda en güvenilir insanlar listesinde birinci sıradadır. yaptığı iyiliklerle insanların gönlünde taht kurmuş bir insandır.
devamını gör...
insanı mutlu eden bedava şeyler
kar yağışı.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
asla asla deme (bkz: never say never)
devamını gör...
üç beş nöbeti
askerlik yapanlar bilir, nöbet saatleri içerisinde en pis olanı sabaha karşı 03:00-05:00 nöbetidir.
03:00 de başlayan nöbet için en az 45 dakika önceden kaldırılır, hazırlıklarınızı yaparsınız. her sabah saat 06:00 da zorla kaldırıldığınızı düşünürseniz, nöbetten geldim, silahı teslim ettim, üstümü değiştim, yatağa girdim derken zaten kalk saati gelecektir.
ben yedek subay olarak yapmama rağmen bir kaç sefer nöbetçi astsubayları bu nöbet saatini bana vermeye kalkmışlardı, ancak 23:00-01:00 nöbeti, nöbetçi amirinin, 01:00-03:00 nöbeti de nöbetçi subayınındır.
03:00 de başlayan nöbet için en az 45 dakika önceden kaldırılır, hazırlıklarınızı yaparsınız. her sabah saat 06:00 da zorla kaldırıldığınızı düşünürseniz, nöbetten geldim, silahı teslim ettim, üstümü değiştim, yatağa girdim derken zaten kalk saati gelecektir.
ben yedek subay olarak yapmama rağmen bir kaç sefer nöbetçi astsubayları bu nöbet saatini bana vermeye kalkmışlardı, ancak 23:00-01:00 nöbeti, nöbetçi amirinin, 01:00-03:00 nöbeti de nöbetçi subayınındır.
devamını gör...
normal sözlük’ün sevilmeyen yazarları veri tabanı
sen istediniz lan. sevilmeyen yazarlar tam liste. *
pavlov'un göbeği
10pele
420pm
abdulseyidbincabbar
abracadabra
afillibirbey
akira
aktivist kadın
algorithm
altı
amanneysene
amaterasu
amthegreatest
antonius blockun silahtarı
armina elif
armullah
atanamamış şövalye
aynenoylemoruk
ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü
baycerrah
bihter çikolata
bila kayd u sart
bilemezsin
birgaripanda
biryerlerde
bloodless
boogieman
bythemali
cacık
cantadoraska
carlito brigante
cathedral
cem uzana hapis şoku
ceyda
chessgramerpislikherif
clockworkorangea
cokacayipsey
cözülemeyen sudoku
dartvader
devrin
dilan
diyerek noktalıyorum
dondurma
doping yaparken hamile kalan pesmerge
double cross
dragonkemal
dünyanıneniyibeşbininciyazarı
eaurogue_
efresiyabin hikayeleri
elbarto
elevtheron
emre_1974tr
emrebey003
endemica
endurance
eniyisipencere
erdal kalın poe
es_maaa
espinyel
etik dinleyici
fakabastı
faslan
feynman
fifovesekate
filozofolmayan
finarfin
fişne fişne suyu
frances glass
fuser
garavel usta
gay bowser
ged
gerektiğinde muhalif
ghostery
givemebaby
gizlenen
godard
gökten şans yağsa bana gam düşer
görünmezadam
hayvanterli
heartsmagic
henrywadsworth
herhangi biri
hincime
hiç
hiç_kimse7
hobbitcat
huseyinozkilic
huçi kuçi
hypatia
iamnobody
ilbi
immortel
inceduygu
insanolunbiraz
intikam iyi bişey değil mathilda
içmeye gidelim mi
işimbu
janerochester
just ice
ka_bill
kafatolog
kavunpeynir
kaşkolnikov
keremyildiz
kermitt
kirk'ün wah pedalı
kuppapiye
kuro neko
köylü yazardan ironiler
legal torbacı
lianasenshi
likefresh
lillaspastia
lioxycat
luineairon
magic
marko men
melissandre
merdumgiriz_
meryemcetin_
messela yanni
meşrep
mingxiao
mrnostaji
mutluolmayibilenbiri
nabi
nastenkaolsam
nerdeyse kafasız nick
nick_bulamayan_ kullanıcı
nokta
nuvole
og kush
onurcoco
paimon
papercut
patagonyalı
patozcu
pencere
phsyco
posequee
prostota
revolutionarycomrade
rimbaud
rofnak
romada roman okuyan roman
runade
saat3
salhurde
sanagulbahcesivadetmedim
sansasyonseverim
sarhosken bir kez opusmustuk
sekülerlesen çılgın hafız
serendipçe_
shevek
sillage
sir came a lot
siyahelbiseli
sonfütürist
superelevation
supportgirl
systemfailed
sıkılıyorum sabri bunalıyorum
tarananikk
the matrix isn't real
thedansözkiller
thexsadnessxwillxlastxforever
tigris00uk
tolgame
trevor philips
troian
umurumda bile olmaz nükleer denemeler
una nocte
valeriesdiary
villa rabidus
violet
whisper
wooody
xzen art
ya sen gel ya beni oraya aldır
zartoşt
zed's dead baby
zugra
zülal_kalender1
zımpara kağıdıyla 31 çeken pinokyo
örnek vatandaş
ıvanmılınskı
feylesof
korsan33
mitosfer
uyku vakti
bal yerine reçel yapan arı
docta ignorantia
sietkafta
yeşilevham
ve 4 adet çaylak
ve 66 adet ismini vermek istemeyen yazar daha...
pavlov'un göbeği
10pele
420pm
abdulseyidbincabbar
abracadabra
afillibirbey
akira
aktivist kadın
algorithm
altı
amanneysene
amaterasu
amthegreatest
antonius blockun silahtarı
armina elif
armullah
atanamamış şövalye
aynenoylemoruk
ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü
baycerrah
bihter çikolata
bila kayd u sart
bilemezsin
birgaripanda
biryerlerde
bloodless
boogieman
bythemali
cacık
cantadoraska
carlito brigante
cathedral
cem uzana hapis şoku
ceyda
chessgramerpislikherif
clockworkorangea
cokacayipsey
cözülemeyen sudoku
dartvader
devrin
dilan
diyerek noktalıyorum
dondurma
doping yaparken hamile kalan pesmerge
double cross
dragonkemal
dünyanıneniyibeşbininciyazarı
eaurogue_
efresiyabin hikayeleri
elbarto
elevtheron
emre_1974tr
emrebey003
endemica
endurance
eniyisipencere
erdal kalın poe
es_maaa
espinyel
etik dinleyici
fakabastı
faslan
feynman
fifovesekate
filozofolmayan
finarfin
fişne fişne suyu
frances glass
fuser
garavel usta
gay bowser
ged
gerektiğinde muhalif
ghostery
givemebaby
gizlenen
godard
gökten şans yağsa bana gam düşer
görünmezadam
hayvanterli
heartsmagic
henrywadsworth
herhangi biri
hincime
hiç
hiç_kimse7
hobbitcat
huseyinozkilic
huçi kuçi
hypatia
iamnobody
ilbi
immortel
inceduygu
insanolunbiraz
intikam iyi bişey değil mathilda
içmeye gidelim mi
işimbu
janerochester
just ice
ka_bill
kafatolog
kavunpeynir
kaşkolnikov
keremyildiz
kermitt
kirk'ün wah pedalı
kuppapiye
kuro neko
köylü yazardan ironiler
legal torbacı
lianasenshi
likefresh
lillaspastia
lioxycat
luineairon
magic
marko men
melissandre
merdumgiriz_
meryemcetin_
messela yanni
meşrep
mingxiao
mrnostaji
mutluolmayibilenbiri
nabi
nastenkaolsam
nerdeyse kafasız nick
nick_bulamayan_ kullanıcı
nokta
nuvole
og kush
onurcoco
paimon
papercut
patagonyalı
patozcu
pencere
phsyco
posequee
prostota
revolutionarycomrade
rimbaud
rofnak
romada roman okuyan roman
runade
saat3
salhurde
sanagulbahcesivadetmedim
sansasyonseverim
sarhosken bir kez opusmustuk
sekülerlesen çılgın hafız
serendipçe_
shevek
sillage
sir came a lot
siyahelbiseli
sonfütürist
superelevation
supportgirl
systemfailed
sıkılıyorum sabri bunalıyorum
tarananikk
the matrix isn't real
thedansözkiller
thexsadnessxwillxlastxforever
tigris00uk
tolgame
trevor philips
troian
umurumda bile olmaz nükleer denemeler
una nocte
valeriesdiary
villa rabidus
violet
whisper
wooody
xzen art
ya sen gel ya beni oraya aldır
zartoşt
zed's dead baby
zugra
zülal_kalender1
zımpara kağıdıyla 31 çeken pinokyo
örnek vatandaş
ıvanmılınskı
feylesof
korsan33
mitosfer
uyku vakti
bal yerine reçel yapan arı
docta ignorantia
sietkafta
yeşilevham
ve 4 adet çaylak
ve 66 adet ismini vermek istemeyen yazar daha...
devamını gör...
scum of the earth
macar yazar arthur koestler'ın 40'lı yıllarda yayımladığı yarı-otobiyografik eseri. hepimiz arthur koestler'ın scum of the earth'ünde aşağılandık! güvensizliğin, aynı fikirleri paylaşıp aynı mücadeleyi versen de ırkı senden olmayanı hapsetmenin, ne tür bir çılgınlık olduğunu bildiği halde savaşa büyük bir açlık ile atılan insanoğlunun utanç madalyası olarak ingiliz edebiyatında yerini almıştır. savaş sırasında fransa'da olan koestler ingiltereye gidene kadar geçen süreçte ve sonrasında uğradığı haksız ve çirkin tutumun tüm detaylarını büyük bir ustalıkla kaleme alır bu eserde. eserin insana dair çıkarımları bir kenara altta dönen savaş etkileri de büyük bir huzursuzlukla beraber hissediliyor. zamanının bilinen en büyük faşizm karşıtlığını yapmış olan adamlardan biri olan koestler gittiği her yerde neredeyse bir suçlu gibi muamele görmüş ve neredeyse aşağılanmıştır. elbette söz konusu savaş şartarı olduğunda belki bu şaşılacak bir şey değil fakat insanın en çirkin yüzünün göründüğü kaotik bir ortamda dönemin politikalarına güzel bir bakış sağlıyor ve fransanın nasıl kendi kendini çökme noktasına getirdiğini görmek için de ideal bir okuma sağladığını söylemek yanlış olmaz. bu eser yalnızca bir ulusun onurunu nasıl kaybettiğinin değil insanoğlunun da ne denli kaotik bir yapıda olduğunun portresi.
yaşamının sonlarına doğru neredeyse 180 derece değişen düşüncelerini desteklemiyor olsam bile edebiyata - darkness at noon gibi bir şaheser bile tek başına yeter- bilime ve felsefeye tartışılmayacak kadar önemli katkıları olan bir sanatçının gördüğü muamele acınacak derecede kötü. eser hakkında ilginç olan bir diğer detay koestler'ın bu eseri yazdıktan yıllar sonra eseri sıkıcı ve kanıt eksikliğinden muzdarip bir eser olarak tanımlamasıdır ki eser aynı zamanda yazarın ingilizce olarak yazdığı ilk eser olma özelliğini de taşıyor. koestler çok sevdiğim bir alıntısında şöyle diyor: ""nothing is more sad than the death of an illusion." belki de savaş sonrası tutumunun değişikliği kendi yazdığı eseri; kızgınlık ile yazılmış haksız bir tutum, abartılı bir ön yargı ve ölmesi şart olan bir illüzyon olarak görmesine sebep olmuştur kim bilir ama koestler ne söylerse söylesin günün sonunda biliyoruz; hepimiz arthur koestler'ın scum of the earth'ünde aşağılandık!
“the communists at the works said that it was a purely imperialist war, that daladier and chamberlain were just as much enemies of the people as hitler, and that the duty of the proletariat was to fight against its enemies at home, instead of serving as gun-fodder for their purposes. put into practice, that would mean to surrender france to hitler and the french working class to the gestapo. but if you said so to a member of the c.p., you were a lackey of the bourgeoisie and a traitor. half a year ago they had said exactly the contrary; they had issued fiery proclamations, urging the entire french nation, workers and bosses, to unite for the fight against the nazi, and if you said anything critical about it, you were a gestapo agent and a traitor. ıt was impossible to argue with communists, they had a different party line every six months, and they were so fanaticized that they genuinely forgot what the last one had been; and if you reminded them, you were a trotskyist provocateur and a traitor.”
yaşamının sonlarına doğru neredeyse 180 derece değişen düşüncelerini desteklemiyor olsam bile edebiyata - darkness at noon gibi bir şaheser bile tek başına yeter- bilime ve felsefeye tartışılmayacak kadar önemli katkıları olan bir sanatçının gördüğü muamele acınacak derecede kötü. eser hakkında ilginç olan bir diğer detay koestler'ın bu eseri yazdıktan yıllar sonra eseri sıkıcı ve kanıt eksikliğinden muzdarip bir eser olarak tanımlamasıdır ki eser aynı zamanda yazarın ingilizce olarak yazdığı ilk eser olma özelliğini de taşıyor. koestler çok sevdiğim bir alıntısında şöyle diyor: ""nothing is more sad than the death of an illusion." belki de savaş sonrası tutumunun değişikliği kendi yazdığı eseri; kızgınlık ile yazılmış haksız bir tutum, abartılı bir ön yargı ve ölmesi şart olan bir illüzyon olarak görmesine sebep olmuştur kim bilir ama koestler ne söylerse söylesin günün sonunda biliyoruz; hepimiz arthur koestler'ın scum of the earth'ünde aşağılandık!
“the communists at the works said that it was a purely imperialist war, that daladier and chamberlain were just as much enemies of the people as hitler, and that the duty of the proletariat was to fight against its enemies at home, instead of serving as gun-fodder for their purposes. put into practice, that would mean to surrender france to hitler and the french working class to the gestapo. but if you said so to a member of the c.p., you were a lackey of the bourgeoisie and a traitor. half a year ago they had said exactly the contrary; they had issued fiery proclamations, urging the entire french nation, workers and bosses, to unite for the fight against the nazi, and if you said anything critical about it, you were a gestapo agent and a traitor. ıt was impossible to argue with communists, they had a different party line every six months, and they were so fanaticized that they genuinely forgot what the last one had been; and if you reminded them, you were a trotskyist provocateur and a traitor.”
devamını gör...
kitle psikolojisi
son zamanlarda sözlükte fazlaca bulunan ve linç kültürüyle kolaylıkla paralellik gösterebilen kültür.
bir kişi fitili ateşleyince hemen arkası geliyor. olumlu veya olumsuz, hiç fark etmiyor. aslında iki farklı düşünceyi savunan kişiler* aynı şeyi eleştiriyor ve eleştirdikleri şeyin tam zıttını yapıyor fakat mantık olarak aynı hareket ve ben buna anlam veremiyorum.
bir taraf cicili bicili yorumlardan ve kankacılıktan şikayetçi. anlayabiliyorum, fakat bunu belki de amaçları o olmasa da linç kültürü'nden destek alarak belirtiyorlar.
bir diğer taraf bu eleştirilerden rahatsız, bunu da anlayabiliyorum. fakat eleştiri olabilir, elbette ben özel mesaj yolu ile bunun belirtilmesi ve ulu orta paylaşılmaması taraftarıyım. paylaşılıyorsa da üslup çok önemli. ama yapacak bir şey yok, küfür falan varsa zaten tanım kaldırılır, eğer üslupta sıkıntı yoksa da eleştiri sadece olumlu değil olumsuz da yapılır. tabii şunu da ekleyeyim; aşağılayıcı, seviyesizce yorumlar da yapılabiliyor biliyorum. öyle kişiler bunu kendilerini sevmedikleri için yapıyorlar. görmeyin gitsin.
son olarak, üstteki olaydan bağımsız* yine anlam veremediğim, sadece karşısındakini yermek ve açığını sözlüğe dökmek olarak programlanmış yazarları görüyorum. arkadaşlar tartışma böyle mi yapılır? sağlıklı iletişim gerçekten önemli, bir kez daha anladım. bir taraf eleştirmeye ya da açığını sözlüğe aktarmaya başlayınca (çok gereksiz) hemen eleştirilen kişi de karşı atağa aynı üslupla gidiyor (yine çok gereksiz).
birbirinizden ne farkınız var*.
bir de dipnot geçmek istiyorum, sözlükte hep z kuşağı eleştiriliyor lakin bu saçma tartışmamsı olaylar hep daha eski kuşakların başının altından çıkıyor. bu da böyle alenen görülebilen basit bir tespit olsun.
edit: karşı tarafı eleştiren (ciciler ve linççiler) kişilerin hiçbirine katılmıyorum aslında. birine 'sen bunu yapma' demeye haddimiz yok çünkü. karşı düşünceler birbirlerine bunu söylüyor. linç kültürünü sevmiyorum ama kankacılığı da sevmiyorum. benim sevmemem bunu yapın ya da yapmayın demem için yeterli değil. neyse, şu sıralar fazlasıyla hasta olan ama yine de sözlüğe ara ara bakmaya çalışan armysuzy'nin düşüncelerine eşlik ettiniz. keyifli sözlükler.
bir kişi fitili ateşleyince hemen arkası geliyor. olumlu veya olumsuz, hiç fark etmiyor. aslında iki farklı düşünceyi savunan kişiler* aynı şeyi eleştiriyor ve eleştirdikleri şeyin tam zıttını yapıyor fakat mantık olarak aynı hareket ve ben buna anlam veremiyorum.
bir taraf cicili bicili yorumlardan ve kankacılıktan şikayetçi. anlayabiliyorum, fakat bunu belki de amaçları o olmasa da linç kültürü'nden destek alarak belirtiyorlar.
bir diğer taraf bu eleştirilerden rahatsız, bunu da anlayabiliyorum. fakat eleştiri olabilir, elbette ben özel mesaj yolu ile bunun belirtilmesi ve ulu orta paylaşılmaması taraftarıyım. paylaşılıyorsa da üslup çok önemli. ama yapacak bir şey yok, küfür falan varsa zaten tanım kaldırılır, eğer üslupta sıkıntı yoksa da eleştiri sadece olumlu değil olumsuz da yapılır. tabii şunu da ekleyeyim; aşağılayıcı, seviyesizce yorumlar da yapılabiliyor biliyorum. öyle kişiler bunu kendilerini sevmedikleri için yapıyorlar. görmeyin gitsin.
son olarak, üstteki olaydan bağımsız* yine anlam veremediğim, sadece karşısındakini yermek ve açığını sözlüğe dökmek olarak programlanmış yazarları görüyorum. arkadaşlar tartışma böyle mi yapılır? sağlıklı iletişim gerçekten önemli, bir kez daha anladım. bir taraf eleştirmeye ya da açığını sözlüğe aktarmaya başlayınca (çok gereksiz) hemen eleştirilen kişi de karşı atağa aynı üslupla gidiyor (yine çok gereksiz).
birbirinizden ne farkınız var*.
bir de dipnot geçmek istiyorum, sözlükte hep z kuşağı eleştiriliyor lakin bu saçma tartışmamsı olaylar hep daha eski kuşakların başının altından çıkıyor. bu da böyle alenen görülebilen basit bir tespit olsun.
edit: karşı tarafı eleştiren (ciciler ve linççiler) kişilerin hiçbirine katılmıyorum aslında. birine 'sen bunu yapma' demeye haddimiz yok çünkü. karşı düşünceler birbirlerine bunu söylüyor. linç kültürünü sevmiyorum ama kankacılığı da sevmiyorum. benim sevmemem bunu yapın ya da yapmayın demem için yeterli değil. neyse, şu sıralar fazlasıyla hasta olan ama yine de sözlüğe ara ara bakmaya çalışan armysuzy'nin düşüncelerine eşlik ettiniz. keyifli sözlükler.
devamını gör...
feminist
feminist, feminizm savunucusu. peki feminizm ne anlama geliyor? sadece kadın haklarını savunan ve dile getiren bir ideoloji değildir feminizm. maalesef kadınlar daha fazla ezilen kısmı temsil ettiği için ilk akla gelen kadın hakları. aslında feminizm herkes, her insan içindir. kadınları üstün görmenin değil, kadın erkek eşitliğinin derdindedir. kadınların ve erkeklerin eşitliğini savunan herkes feminizm temsilcisidir.
kadın olarak fazladan bir ayrıcalık istemiyoruz. herhangi bir insanın dini, dili ,ırkı ve cinsiyeti ve de cinsel tercihi daha fazla ya da daha az saygı görmesi anlamına gelmiyor.
bir şarkı bırakıyorum buraya buradan.
kadın olarak fazladan bir ayrıcalık istemiyoruz. herhangi bir insanın dini, dili ,ırkı ve cinsiyeti ve de cinsel tercihi daha fazla ya da daha az saygı görmesi anlamına gelmiyor.
bir şarkı bırakıyorum buraya buradan.
devamını gör...
sıkışık maç takvimi
o kadar parayı alıyorlar, bir zahmet oynasınlar diye düşünüyorum. ingiltere de futbolcular senede minumum 60 maç yapıyor milli maçlar hariç. bizimkiler 7 maç fazla yapınca sıkışık maç takvimi, yok fikstür. geçiniz efendim geçiniz.
devamını gör...
talihsiz serüvenler dizisi (seri)
on üç kitabı, bir filmi ve bir de dizisi olan güzel mi güzel seri. kitaplarının dokuzunu okumuş, onuncusunda da yarısında bırakmış biri olarak kitapları okumanızı öneririm. en azından onuncu kitaba kadar.
serinin başlangıç kitapları birbiri ile aynı konseptte ilerliyor. evlerinde gerçekleşen bir yangında ailelerini kaybeden üç kardeş en yakın akrabaları olan kont olaf'ın evine yollanıyorlar. olaf'ın ise tek bir amacı var; çocukların servetine konmak. çocuklar ise bundan kurtulmaya çalışırken bir yandan da ailelerinin mensubu oldukları gizli bir örgütten haberdar olmaya başlıyor ve bunun hakkında bilgiler öğreniyorlar.
ilk birkaç kitapta benzediğini söylediğim konsept çocukların ''bakıcı'' değiştirmesi. ve gerçekten de gittikleri evlerde yaşayan kişilerin karakterleri, çevre betimlemeleri vb. kitabı okurken sizi sürüklüyor. birinden diğerine geçerken anlamıyorsunuz kitap değiştirdiğinizi. fakat bir yerden sonra olaylar tek bir döngüde sıkışıyor sanki. kont olaf'tan başka biri gelmez oluyor karşınıza. yarıda bıraktığım için onu da sayarak son üç kitap için yorumda bulunamıyorum ama ilk kitaplar gayet sürükleyici idi benim için.
filmi ve dizisi de oldukça popüler ama bir o kadar da ön planda olmayan yapılar sanki. kitapları severek okuduysanız belki onlara da şans verebilirsiniz.
iyi okumalar ve iyi seyirler.
serinin başlangıç kitapları birbiri ile aynı konseptte ilerliyor. evlerinde gerçekleşen bir yangında ailelerini kaybeden üç kardeş en yakın akrabaları olan kont olaf'ın evine yollanıyorlar. olaf'ın ise tek bir amacı var; çocukların servetine konmak. çocuklar ise bundan kurtulmaya çalışırken bir yandan da ailelerinin mensubu oldukları gizli bir örgütten haberdar olmaya başlıyor ve bunun hakkında bilgiler öğreniyorlar.
ilk birkaç kitapta benzediğini söylediğim konsept çocukların ''bakıcı'' değiştirmesi. ve gerçekten de gittikleri evlerde yaşayan kişilerin karakterleri, çevre betimlemeleri vb. kitabı okurken sizi sürüklüyor. birinden diğerine geçerken anlamıyorsunuz kitap değiştirdiğinizi. fakat bir yerden sonra olaylar tek bir döngüde sıkışıyor sanki. kont olaf'tan başka biri gelmez oluyor karşınıza. yarıda bıraktığım için onu da sayarak son üç kitap için yorumda bulunamıyorum ama ilk kitaplar gayet sürükleyici idi benim için.
filmi ve dizisi de oldukça popüler ama bir o kadar da ön planda olmayan yapılar sanki. kitapları severek okuduysanız belki onlara da şans verebilirsiniz.
iyi okumalar ve iyi seyirler.
devamını gör...
kadın bedeni obje değildir
kadın haklarını savunan ve erkeklerle eşit haklara sahip olmak isteyen kadınlar tarafından söylenen bir sözdür.*
buraya kadar her şey mükemmel.
lakin riyâkarlık söz konusu.
instagramda çıplaklığı ve güzelliği ile takipçi kasan, çok iyi enstrüman bile çalsa bunu vücudunu ön plana çıkartarak yapan bir kadın topluluğu mevcut.
fenomen/ünlü olmak için vücudunu ve güzelliğini kullanarak bunu yapan bir kadın topluluğu var.
ne yazık ki vücudunu kullanarak mesleğinde yükselen bir kadın topluluğu da var.
kadın vücudu obje değildir diye bağıran bir grup kadın, yine de kendini bir obje gibi kullanmaktan çekinmiyor.
buna riyâkarlık denir.
kadınlar bana kızmayın lütfen. bu bir gerçeklik. aranızda bunu yapanlar var.
saygılar, sevgiler.
buraya kadar her şey mükemmel.
lakin riyâkarlık söz konusu.
instagramda çıplaklığı ve güzelliği ile takipçi kasan, çok iyi enstrüman bile çalsa bunu vücudunu ön plana çıkartarak yapan bir kadın topluluğu mevcut.
fenomen/ünlü olmak için vücudunu ve güzelliğini kullanarak bunu yapan bir kadın topluluğu var.
ne yazık ki vücudunu kullanarak mesleğinde yükselen bir kadın topluluğu da var.
kadın vücudu obje değildir diye bağıran bir grup kadın, yine de kendini bir obje gibi kullanmaktan çekinmiyor.
buna riyâkarlık denir.
kadınlar bana kızmayın lütfen. bu bir gerçeklik. aranızda bunu yapanlar var.
saygılar, sevgiler.
devamını gör...
kelimelik
bilhassa sözel zeka için faydalı olup bağımlılık yapabilen ender oyunlardan kanımca.
bota karşı oynanan versiyonu kelimelik solo'yu zorlaştırmak için biraz saçmalamışlar gerçi ama yine de iyidir.
bota karşı oynanan versiyonu kelimelik solo'yu zorlaştırmak için biraz saçmalamışlar gerçi ama yine de iyidir.
devamını gör...
milyon dolarlar kazanıldığında alınacak ilk şey
hiç vakit kaybetmeden bir yolunu bulup başka bir ülkeye yerleşerek katılacağım anket başlığı olurdu.*
devamını gör...
edgar allan poe
altered carbon adlı netflix dizisinde, kuzgun otel'in işletmecisi olan yapay zekâ olarak karşımıza çıkan poe karakterinin esin kaynağıdır.
kitaplarını ve şiirlerini okumaya en kısa sürede başlamak istediğim yazardır ayrıca.
kitaplarını ve şiirlerini okumaya en kısa sürede başlamak istediğim yazardır ayrıca.
devamını gör...
moderatörlerin tanım beğenmesi
çok mutlu eden bir harekettir.
yaa çen benim tanımımı beğendin diye konuşursun içinden.
fikirlerinize değer verildiğini gösterir.
yaa çen benim tanımımı beğendin diye konuşursun içinden.
fikirlerinize değer verildiğini gösterir.
devamını gör...
bihter ziyagil
nihal tek nefeste sönüverecek bir çicek peki ya bihter..
devamını gör...

