babushka lady
vakti zamaninda fbi tarafindan bulunamayan suikast sonrasi kayiplara karismis, hakkinda en ufak bir bilgi kirintisina bile ulasilmamis kadin. isminin dahi bilinmemesinden oturu babushka lady olarak anilmistir. suikast anindaki rahat tavirlarindan oturu, cinayette parmaginin olabilecegi iddia edilmistir hatta.
devamını gör...
uzaylı istilasından kurtulma tavsiyeleri
dünya üzerindeki baskın yaşam formu olan ve muhtemelen evrendeki baskın yaşam formları arasında en ilkeli olan insanını ihtiyaç duymayacağı tavsiyelerdir.

konu hakkında henüz somut kanıtlarımız olmadığı için bu istilanın ne zaman ve nasıl olacağı hakkında sağlıklı fikirlere sahip değiliz. ama hayal gücümüzü kullanarak bazı çıkarımlar yapabiliyoruz.
bu istila hakkındaki ön kabulümüz onların bizden daha zeki, teknolojik olarak daha ileride ve daha planlı olduklarıdır. bundan da adımız gibi emin olabiliriz zira insanlık bizim kibirle düşündüğümüz kadar ileri bir uygarlık kuramadık.

gelelim tavsiyelere ihtiyacımız olmadığı gerçeğinin nedenlerine:
1. bu zamana kadar çekilmiş olan uzaylı istilası filmlerine ve bilimkurgu kitaplarına dayanarak söylüyorum. uzaylılar bizim için gelmeyecekler dünyaya, en azından bizim düşündüğümüz şekliyle olmayacak.
amaçları ya dünyanın kaynaklarına ihtiyaç duymaları olacak ya da bizi bir nevi gübre olarak kullanmak için iliğimizi kemiğimizi sömürecekler. kendi gezegenlerini yok edip yeni bir gezegene ihtiyaç duyuyor da olabilirler elbette. bu mevzuda son bir ihtimal de uzaylı dostlarımızın bir evrensel bir greenpeace gibi davranabilecek olmalardır. bunun içim elimizdeki gösterge “ dünyanın durduğu gün” filminde söylenen sözdür:
“ dünyayı sizden kurtarmaya geldik.”

2. zaten eğer hayal ettiğimiz kadar gelişkin canlılarla karşı karşıya kalacaksak direnmenin pek de bir manası olmayacaktır. tadını mı çıkarsak? nükleer füzelerimizi araçlarına fırlattığınızdan pinpon topu gibi geri sekme olasılığını düşündüğümüzde belki de onlara tükürerek iğrenmelerini beklememe daha mantıklı olur.

3. tavsiyelere ihtiyaç duymadığınız gerçeği ile gerekçelerimizin sonuncu ise şu minvalde olacak; daha isimlerini duymadan, cisimleridir görmeden, öpmeden koklamadan korktuğumuz yaratıklara karşı ne gibi bir şansımız olabilir ki? ben sanmıyorum ki evrensel kafa sözlükte “ dünyalı istilası...” gibi bir başlık olsun.
4. sondan bir sonraki neden ise şöyledir ki; dünya sakinleri hangi tavsiyeyi dinledi ki uzaylı istilasına karşı yapılanları dinlesin? virüs önlemleri, türlerin yok olmasına karşı önlemler, küresel ısınma önlemleri... hepsi insanlığın bir kulağından girip hiçbir engeller karşılaşmadan ötekinden çıkıyor. muhtemelen böyle bir istila esnasında amerikalılar post- apolaliptik partiler verecek, türkler yerde taş arayacak, hintliler yeni bir tavrı buldukları için sevinecekler, latin amerikalılar ise uzaylıları mabadının uyuşturucu transferi için uygun olup olmadığını düşünecekler. *

velhasılı tavsiyeye ihtiyaç duyan bizler değiliz, uzaylılar gerekli tavsiyeleri alsınlar.

konu hakkında henüz somut kanıtlarımız olmadığı için bu istilanın ne zaman ve nasıl olacağı hakkında sağlıklı fikirlere sahip değiliz. ama hayal gücümüzü kullanarak bazı çıkarımlar yapabiliyoruz.
bu istila hakkındaki ön kabulümüz onların bizden daha zeki, teknolojik olarak daha ileride ve daha planlı olduklarıdır. bundan da adımız gibi emin olabiliriz zira insanlık bizim kibirle düşündüğümüz kadar ileri bir uygarlık kuramadık.

gelelim tavsiyelere ihtiyacımız olmadığı gerçeğinin nedenlerine:
1. bu zamana kadar çekilmiş olan uzaylı istilası filmlerine ve bilimkurgu kitaplarına dayanarak söylüyorum. uzaylılar bizim için gelmeyecekler dünyaya, en azından bizim düşündüğümüz şekliyle olmayacak.
amaçları ya dünyanın kaynaklarına ihtiyaç duymaları olacak ya da bizi bir nevi gübre olarak kullanmak için iliğimizi kemiğimizi sömürecekler. kendi gezegenlerini yok edip yeni bir gezegene ihtiyaç duyuyor da olabilirler elbette. bu mevzuda son bir ihtimal de uzaylı dostlarımızın bir evrensel bir greenpeace gibi davranabilecek olmalardır. bunun içim elimizdeki gösterge “ dünyanın durduğu gün” filminde söylenen sözdür:
“ dünyayı sizden kurtarmaya geldik.”

2. zaten eğer hayal ettiğimiz kadar gelişkin canlılarla karşı karşıya kalacaksak direnmenin pek de bir manası olmayacaktır. tadını mı çıkarsak? nükleer füzelerimizi araçlarına fırlattığınızdan pinpon topu gibi geri sekme olasılığını düşündüğümüzde belki de onlara tükürerek iğrenmelerini beklememe daha mantıklı olur.

3. tavsiyelere ihtiyaç duymadığınız gerçeği ile gerekçelerimizin sonuncu ise şu minvalde olacak; daha isimlerini duymadan, cisimleridir görmeden, öpmeden koklamadan korktuğumuz yaratıklara karşı ne gibi bir şansımız olabilir ki? ben sanmıyorum ki evrensel kafa sözlükte “ dünyalı istilası...” gibi bir başlık olsun.
4. sondan bir sonraki neden ise şöyledir ki; dünya sakinleri hangi tavsiyeyi dinledi ki uzaylı istilasına karşı yapılanları dinlesin? virüs önlemleri, türlerin yok olmasına karşı önlemler, küresel ısınma önlemleri... hepsi insanlığın bir kulağından girip hiçbir engeller karşılaşmadan ötekinden çıkıyor. muhtemelen böyle bir istila esnasında amerikalılar post- apolaliptik partiler verecek, türkler yerde taş arayacak, hintliler yeni bir tavrı buldukları için sevinecekler, latin amerikalılar ise uzaylıları mabadının uyuşturucu transferi için uygun olup olmadığını düşünecekler. *

velhasılı tavsiyeye ihtiyaç duyan bizler değiliz, uzaylılar gerekli tavsiyeleri alsınlar.
devamını gör...
aramak
bazen bulmaya yaramayandır.
bir şeyleri aradığımız için, buna emek verdiğimiz, bunun için çaba sarfedip mücadele ettiğimiz için bulmamız kesin değildir. ben bazı şeyleri çok aradım. çoğunu bulamadım. arayıp bulamamak konusunda tecrübeliyim. bulduklarımla yetindim zaten. yetti bana bulduğum kadarı. bazen hiçbir şey bulamadım. bakkal amca elimdeki bozuk parayla hiçbir şey alamayacağımı söylemiş gibi döndüm gerisin geri. ama o kadar da mutsuz olmadım. bazı şeylerin dahası olmaz çünkü.
bazen bulmaya gerek bırakmayandır.
bazen aramak o kadar güzel gelir ki bitmesin ister insan. bulacağın şeye değmez arama macerasının sona ermesi. aramanın verdiği yorgunluk en değerli madalyadır arayanın soluk soluğa kalmış göğsünde. sanki aramak biter, aranan bulursa var olan huzur da kaybolacakmış gibi gelir insana. arayış bitmezse eğer aranan daha kıymetli olur belki de.
aramak, bazen bulmamak için yapılır. bazen, aranan bulunmasa da aramaya değer. bazen bulduğun yolculuğun bittiğine değmez. bazen öyle bir mucize bulur ki insan ne aradığını bile unutur.
aramaya devam ediyorum. bulduğum halde.
bir şeyleri aradığımız için, buna emek verdiğimiz, bunun için çaba sarfedip mücadele ettiğimiz için bulmamız kesin değildir. ben bazı şeyleri çok aradım. çoğunu bulamadım. arayıp bulamamak konusunda tecrübeliyim. bulduklarımla yetindim zaten. yetti bana bulduğum kadarı. bazen hiçbir şey bulamadım. bakkal amca elimdeki bozuk parayla hiçbir şey alamayacağımı söylemiş gibi döndüm gerisin geri. ama o kadar da mutsuz olmadım. bazı şeylerin dahası olmaz çünkü.
bazen bulmaya gerek bırakmayandır.
bazen aramak o kadar güzel gelir ki bitmesin ister insan. bulacağın şeye değmez arama macerasının sona ermesi. aramanın verdiği yorgunluk en değerli madalyadır arayanın soluk soluğa kalmış göğsünde. sanki aramak biter, aranan bulursa var olan huzur da kaybolacakmış gibi gelir insana. arayış bitmezse eğer aranan daha kıymetli olur belki de.
aramak, bazen bulmamak için yapılır. bazen, aranan bulunmasa da aramaya değer. bazen bulduğun yolculuğun bittiğine değmez. bazen öyle bir mucize bulur ki insan ne aradığını bile unutur.
aramaya devam ediyorum. bulduğum halde.
devamını gör...
gece sözlükte oluşan elit ortam
yaklaşık 15-20 dakika sonra başlayacaktır.
tuvalet, diş fırçalama derken anca o vakti bulur yatmam.
tuvalet, diş fırçalama derken anca o vakti bulur yatmam.
devamını gör...
ibranice
t: ilber ortaylı'nın da zamanında belirttiği gibi ibranca denilmesi gereken, israil devleti'nin resmi dili olup aynı zamanda "dil, canlı bir varlıktır" söylemini realite zannedenlerin karşısında dimdik duran ve canlandırılmasında en büyük rolü eliezer ben-yehuda adlı bir* gazetecinin oynadığı sami dil ailesinin üyesi olan bir insan dili.
her dil gibi güzel ve estetiktir. özellikle hava alberstein'ı dinleyip de sevmeyen görmedim. bazı parçaları yiddish* olsa da -maalesef dinlerken pek ayırt edemiyorum yiddish ile ibranca'yı- eski şarkıları ibranca diyorlar, ben de eskileri dinliyorum:
her dil gibi güzel ve estetiktir. özellikle hava alberstein'ı dinleyip de sevmeyen görmedim. bazı parçaları yiddish* olsa da -maalesef dinlerken pek ayırt edemiyorum yiddish ile ibranca'yı- eski şarkıları ibranca diyorlar, ben de eskileri dinliyorum:
devamını gör...
ismi merak uyandıran kitaplar
varolmanın dayanılmaz hafifliği- milan kundera
otomatik portakal- anthony burgess
haşlanmış harikalar diyarı ve dünyanın sonu - haruki murakami .
otomatik portakal- anthony burgess
haşlanmış harikalar diyarı ve dünyanın sonu - haruki murakami .
devamını gör...
cumartesi sabahı erken kalkmak için bir neden
ayağım yorganın dışında kalmış. sızladı. uyandım. alarmı gibi bişey sistemin.
(bkz: şimdi ben uyandım neden uyandım sorunsalı)
(bkz: şimdi ben uyandım neden uyandım sorunsalı)
devamını gör...
en sevdiğin yazarların seni takip etmediğini öğrenmek
bazen içten içe hüzünlendiren durum. özelden yazıp gaffur gibi " yoksa beni beğenmiyor musun?" demek istiyorum bazen.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
balkondayım, take me to church çalıyor fonda. sigara içerek tanım okuyorum. bir gram sıkılmadım çünkü harika insanları takip ediyormuşum. bir kez daha fark ettim. hem kendimin hem onların alınlarından öpüyorum. *
devamını gör...
yaşayan kütüphane
(bkz: insan kütüphanesi)
devamını gör...
yazarların hayalleri
son nefesimi vereceğim an " güzel bir hayat yaşadım, yakınlarıma ise sevgiyle hatırlayacakları güzel anılar bıraktım." diyebilmek.
devamını gör...
evde pijama ile dolaşan köylü
''pardon ingiltere prens/prensesi siz misiniz? '' dediğim başlık. özür dileriz, insan kendi evinde de rahat kıyafetler giymemeli hatta çıplak gezmelidir. aksini iddia eden dağdan inmiş ayıdır!
(şaka şaka, gül diye.)
(şaka şaka, gül diye.)
devamını gör...
entry girdiğin saniye artı almak
artı atan kişiye sarılmak istetir. orada biri vardır ve sizin yazdığınız bir şeyi beğenmiştir. çok tatlıdır, bu insanlar gerçek hayatta nerelerdedir.
edit: alın işte minik bir sevgi topuyum şimdi
edit: alın işte minik bir sevgi topuyum şimdi
devamını gör...
sevilen türküler
tatlı dile, güler yüze
doyulur mu, doyulur mu?
aşkınan bakışan göze
doyulur mu, doyulur mu?
ah, doyulur mu, doyulur mu?
canana kıyılır mı?
cananına kıyanlar
hakk'ın kulu sayılır mı?
neşet ertaş.
doyulur mu, doyulur mu?
aşkınan bakışan göze
doyulur mu, doyulur mu?
ah, doyulur mu, doyulur mu?
canana kıyılır mı?
cananına kıyanlar
hakk'ın kulu sayılır mı?
neşet ertaş.
devamını gör...
kız kulesi
1827 yılında almanya'nın brandenburg kentinde karl adında bir çocuk dünyaya gelir. babası müzik öğretmeni olan karl, aile içinde baş gösteren huzursuzluklardan dolayı bir fransız yetimhanesine gönderilir. daha sonra gemilerde miço olarak çalışır. hamburg'tan kalkan bir gemiyle istanbul'a giderken henüz 12 yaşındadır.
gemi istanbul'a geldiğinde denize atlayan karl, kız kulesi'ne yüzerek kaçar.
kendisini kurtaran kız kulesi'nin bekçisine gemiye geri dönmek istemediğini söyler. iki ülke arasında küçük bir politik sorun yaşanır. ama osmanlı sadrazamı ali paşa sorunu çözer ve karl'ı korumasına alır. karl, mehmet ali adını alır. mehmet ali, kırım, bosna ve karadağ savaşlarından sonra 2. abdülhamit döneminde paşa unvanını alır. mehmet ali paşa, 1878 yılında imzalanan berlin antlaşması'nda osmanlı'yı temsil eden üç kişiden biri olur.
almanca, fransızca, yunanca, farsça ve arapça dillerinde şiirler yazan mehmet ali paşa'nın dört kızı olur. paşa'nın leyla adındaki kızının da bir kızı olur; celile.
celile bir erkek çocuk doğurur: şair nâzım hikmet!
görüldüğü gibi karl'dan nazım'a uzanan hikâyenin gösterdiği gibi, kız kulesi'nin her zaman hikâyeleri vardır. eğer kız kulesi karl'ı kurtarmasaydı, nazım olmayacaktı. (sunay akın)
www.hurriyet.com.tr/kelebek...
edit : #459882 tanımda hikayenin devamını okuyabilirsiniz.
gemi istanbul'a geldiğinde denize atlayan karl, kız kulesi'ne yüzerek kaçar.
kendisini kurtaran kız kulesi'nin bekçisine gemiye geri dönmek istemediğini söyler. iki ülke arasında küçük bir politik sorun yaşanır. ama osmanlı sadrazamı ali paşa sorunu çözer ve karl'ı korumasına alır. karl, mehmet ali adını alır. mehmet ali, kırım, bosna ve karadağ savaşlarından sonra 2. abdülhamit döneminde paşa unvanını alır. mehmet ali paşa, 1878 yılında imzalanan berlin antlaşması'nda osmanlı'yı temsil eden üç kişiden biri olur.
almanca, fransızca, yunanca, farsça ve arapça dillerinde şiirler yazan mehmet ali paşa'nın dört kızı olur. paşa'nın leyla adındaki kızının da bir kızı olur; celile.
celile bir erkek çocuk doğurur: şair nâzım hikmet!
görüldüğü gibi karl'dan nazım'a uzanan hikâyenin gösterdiği gibi, kız kulesi'nin her zaman hikâyeleri vardır. eğer kız kulesi karl'ı kurtarmasaydı, nazım olmayacaktı. (sunay akın)
www.hurriyet.com.tr/kelebek...
edit : #459882 tanımda hikayenin devamını okuyabilirsiniz.
devamını gör...
pentagram
sur isimli yeni teklisi ile beni mutlu eden metal müzik efsanesi.geçtiğimiz aylarda çıkardığı bu düzen yıkılsın şarkısını pek beğenmemiştim. ancak sur ile ölmedik buradayız demişler resmen.
ayrıca 30 yılı deviren grubun (bkz: diskografi)'sinde sadece iki tane tekli yer almaktadır. ikiside bu 3 aylık süreçte yayınlandı. takipteyiz, yeter ki siz çalmaya devam edin.
ayrıca 30 yılı deviren grubun (bkz: diskografi)'sinde sadece iki tane tekli yer almaktadır. ikiside bu 3 aylık süreçte yayınlandı. takipteyiz, yeter ki siz çalmaya devam edin.
devamını gör...
bitcoin
al satçıların kar kaygısı yüzünden acayip bir oynaklığa sahip kripto para birimi. 3 yıl önce mining yaparak elde ettiğim bir miktar coini 17binlerden 3bine düşmesine rağmen satmadım. geçen hafta artık karımızı realize etme zamanı geldi diyerek 46500den çıktım fakat yükseliş devam etti... acaba kaçıyor mu diyerek 47000den tekrar girip 50.000den çıktım. adama kalp krizi geçirtir yeminle. biraz süre uzak kalacağım ve 30binlere inip bir süre stabil seyretmedikçe de tekrar girmeyi düşünmüyorum.
devamını gör...
back to the future
zaman yolculuğu ile ilgili ve türünün en güzel örneklerinden biri olan, hem bilim kurgu hem komedi olması bakımından çoğu bilim kurgu filmden farklı gördüğüm, orijinal ismi back to the future olan 1985 yapımı amerikan filmi.
yanlışlıkla anne babasının lisede okuduğu yıllara giden ve ortalığı hiç olmaması gereken şekilde karıştırıp, ardından da telafi etmeye çalışan bir genci konu alır.
yapımcısı, yönetmeni, başrolleri gibi bilgileri nasılsa her yerden bulabiliyoruz. o nedenle daha çok kişisel yorumumu yazacağım.
benim için, gerek bireysel gerek toplumsal bakımdan hayatımın en güzel ve mutlu yıllarını hatırlattığı için değerli bir filmdir. hani banyo günü olan, ertesi gün okula gidileceği için gıcık olunan ama bir yandan da masumiyeti nedeniyle çok özlenen pazar günleri vardı eskiden... sabahları, henüz sayıları şimdiki gibi tavan yapmamış olan 2-3 televizyon kanalından birinde çizgi film izlediğimiz, sevdiğimiz herkesin evde, bir arada olduğu o pazar günleri... işte bana öyle sıcaklık, özlem, güzel duygular dolu günleri anımsatır geleceğe dönüş. soba üzerindeki mandalina kabuğu kokusudur, henüz kendisi de küçük olan ablayla atari oynanan günlerin keyfidir geleceğe dönüş. bambaşka bir yeri var bende.
bilim kurgu filmler en sevdiğim türlerden biridir ama bunun tadını çoğu vermez bana. ister daha girift konuları işlemiş olsun, ister daha üst düzey görsel efektler kullansın...
en sevdiğim karakteri, hafif deli emmett brown'dır. bazen kendimi bunun kadın versiyonu gibi hissediyorum.
yanlışlıkla anne babasının lisede okuduğu yıllara giden ve ortalığı hiç olmaması gereken şekilde karıştırıp, ardından da telafi etmeye çalışan bir genci konu alır.
yapımcısı, yönetmeni, başrolleri gibi bilgileri nasılsa her yerden bulabiliyoruz. o nedenle daha çok kişisel yorumumu yazacağım.
benim için, gerek bireysel gerek toplumsal bakımdan hayatımın en güzel ve mutlu yıllarını hatırlattığı için değerli bir filmdir. hani banyo günü olan, ertesi gün okula gidileceği için gıcık olunan ama bir yandan da masumiyeti nedeniyle çok özlenen pazar günleri vardı eskiden... sabahları, henüz sayıları şimdiki gibi tavan yapmamış olan 2-3 televizyon kanalından birinde çizgi film izlediğimiz, sevdiğimiz herkesin evde, bir arada olduğu o pazar günleri... işte bana öyle sıcaklık, özlem, güzel duygular dolu günleri anımsatır geleceğe dönüş. soba üzerindeki mandalina kabuğu kokusudur, henüz kendisi de küçük olan ablayla atari oynanan günlerin keyfidir geleceğe dönüş. bambaşka bir yeri var bende.
bilim kurgu filmler en sevdiğim türlerden biridir ama bunun tadını çoğu vermez bana. ister daha girift konuları işlemiş olsun, ister daha üst düzey görsel efektler kullansın...
en sevdiğim karakteri, hafif deli emmett brown'dır. bazen kendimi bunun kadın versiyonu gibi hissediyorum.
devamını gör...

