normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
nuh tufanında her cinsten hayvan çifter çifter alınırken sadece benim eşimi almayı unuttular.
gemide eşi olmayan tek canlı olarak kalınca ee sen de nuh'un kedisi ol dediler.
gemide eşi olmayan tek canlı olarak kalınca ee sen de nuh'un kedisi ol dediler.
devamını gör...
30 yaşını geçmiş ama hala sözlükte yazan insan
romatizma ağrılarım ve kalp çarpıntım geçtikten sonra sana cevabımı vericem.
devamını gör...
myers-briggs kişilik göstergesi
insan karakterini belirleyen enteresan bilişsel test. insanları temelde içe dönük ve dışa dönük olarak ikiye ayırır. bu tipler de alt dallanmalarla toplamda 16 karakter belirler. bir çok testte olduğu gibi olumsuz sonuçlar fazla olmadığından insanlar kendilerine uygun sonuçlar verdiğini söylüyorlar. intp a bana uyuyor aslında. bilemiyorum altan bilemiyorum. işte o test.
devamını gör...
insan olmasaydın ne olmak isterdin sorunsalı
rahmetli anneannemin misafir odasındaki koltuk takımı.
ciddiyim gülmeyin. o koltuklara gösterilen ihtimam hayatım boyunca bana gösterildi mi diye düşünmüyor değilim. kapısı hep kilitli olan odanın içinde saltanat sürüyordu canımlar.
ciddiyim gülmeyin. o koltuklara gösterilen ihtimam hayatım boyunca bana gösterildi mi diye düşünmüyor değilim. kapısı hep kilitli olan odanın içinde saltanat sürüyordu canımlar.
devamını gör...
yoldaş'tan 1 mayıs'ta rozet affı isteyelim kampanyası
malum rozetlerin en ucuzu 500 gayme.
bizleri köle olarak değilse bile "yaz-üle" olarak kullanan yüce yoldaş'tan bu emekçi çalışanlarına vermediği ssk ödemelerinin yerine en azından herkese bir rozet alacak kadar kafa store kredisi açması talebimizi iletiriz.
---------
sinkafa hep karşıyız.
biz kafsözün harcıyız.
bize yazar'sın derler.
bak sözlüğün marşıyız.
---------
rozet alalım yeter.
vallah çaylaklık beter.
yoldaş bizi sevirsen ?
yoksam çekeriz eter.
---------
tüm yazarlar favlasın
modların gözü cavlasın
bu entry'yi görmeyen
papağan gibi havlasın.
---------
"kafsözyazkorder"
(kafa sözlük yazarları koruma derneği) *
bizleri köle olarak değilse bile "yaz-üle" olarak kullanan yüce yoldaş'tan bu emekçi çalışanlarına vermediği ssk ödemelerinin yerine en azından herkese bir rozet alacak kadar kafa store kredisi açması talebimizi iletiriz.
---------
sinkafa hep karşıyız.
biz kafsözün harcıyız.
bize yazar'sın derler.
bak sözlüğün marşıyız.
---------
rozet alalım yeter.
vallah çaylaklık beter.
yoldaş bizi sevirsen ?
yoksam çekeriz eter.
---------
tüm yazarlar favlasın
modların gözü cavlasın
bu entry'yi görmeyen
papağan gibi havlasın.
---------
"kafsözyazkorder"
(kafa sözlük yazarları koruma derneği) *
devamını gör...
meja ve folloş baksır ile tanımsız saatler radyo yayını
sizce de bir cenabetlik yok mu?

20:30'da bu linke tıklayıp radyomuzu dinleyebilirsiniz..!
evvveeeettt hağğğnımlaar böööööğğğyyleeer...
bir haftalık aradan sonra gayet spekülatif bir yayınla karşınızdayız.
bu yayın herkesi içsel bir yolculuğa, bir kimlik arayışına sokmayı planlıyoruz. çünkü biliyoruz, aradıkça kayboluyorsunuz.. *
yayının her saniyesi planlı bir şekilde gideceğinden konuk alamayacağız ama bu yayında senden de ondan da konuşacağız.
topunuzun bildiği üzere sevgili at beyin düzenlediği istanbul zirvesi de konuşulacak, herkesi güldüren ankara meseleleri de...
edirneden maraşa herkesin dinlemesini istediğim bu yayını da her yayın olduğu gibi sevgili ve acme hürmetli dostum meja ile gerçekleştireceğiz.
her yayın yazımda olduğu gibi damıtılmış satır arası mesajlarım umarım yerine ulaşır :)
az çok demeyin boş geçmeyin.
kiminin parası
kiminin duası
kiminin eti
kiminin butu.
ben butçuyum.

20:30'da bu linke tıklayıp radyomuzu dinleyebilirsiniz..!
evvveeeettt hağğğnımlaar böööööğğğyyleeer...
bir haftalık aradan sonra gayet spekülatif bir yayınla karşınızdayız.
bu yayın herkesi içsel bir yolculuğa, bir kimlik arayışına sokmayı planlıyoruz. çünkü biliyoruz, aradıkça kayboluyorsunuz.. *
yayının her saniyesi planlı bir şekilde gideceğinden konuk alamayacağız ama bu yayında senden de ondan da konuşacağız.
topunuzun bildiği üzere sevgili at beyin düzenlediği istanbul zirvesi de konuşulacak, herkesi güldüren ankara meseleleri de...
edirneden maraşa herkesin dinlemesini istediğim bu yayını da her yayın olduğu gibi sevgili ve acme hürmetli dostum meja ile gerçekleştireceğiz.
her yayın yazımda olduğu gibi damıtılmış satır arası mesajlarım umarım yerine ulaşır :)
az çok demeyin boş geçmeyin.
kiminin parası
kiminin duası
kiminin eti
kiminin butu.
ben butçuyum.
devamını gör...
tokat etkisi yaratan gerçekler
bütün ailenizi kendi ellerinizle toprağa koymak üstlerini kapatmak ve mezarlıktan çıkarken bir başına bir an telefonu eline alıp az önce gömdüğün anneni arayıp "anne, annem öldü biliyor musun" demeyi istemek sonra bu saçmalığın canını çok acıtması. hayatta kimsenin kalmaması ile yüzleşmek
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
belirli bir yaştan sonra insanın canını sıkan olay.
ergenlik vs. zamanlarında belki iş görür ama diğer türlüsü hep bir kafada soru işaretleri, ne yapıyor, ne ediyor, kimle vs. diye sordurtur.
malum güven artık günümüzde altın değerinde. kimsenin birbirine güveni kalmamış. ımkansiz yani. bir de mesafe mi? nereye kadar? anca ayrilanana kadar çünkü asıl mesafeler o zaman başlıyor.
uzak mesafe ilişkisi yürümüyor, yürüyemez kafadorlar. değil yürümek emeklemez bile. "güven ve sevgimizin karşısında ilişkimiz de mesafe olması asla sorun değil" demiyorlar mi birde * o zaman bir gülesim geliyor bir yerimle,anladiniz siz.
uzak mesafesi ilişkisinde yapılacaklar:
1) ilişkiye başlamamak.
2) birinci madde.
3) ikinci madde.
ergenlik vs. zamanlarında belki iş görür ama diğer türlüsü hep bir kafada soru işaretleri, ne yapıyor, ne ediyor, kimle vs. diye sordurtur.
malum güven artık günümüzde altın değerinde. kimsenin birbirine güveni kalmamış. ımkansiz yani. bir de mesafe mi? nereye kadar? anca ayrilanana kadar çünkü asıl mesafeler o zaman başlıyor.
uzak mesafe ilişkisi yürümüyor, yürüyemez kafadorlar. değil yürümek emeklemez bile. "güven ve sevgimizin karşısında ilişkimiz de mesafe olması asla sorun değil" demiyorlar mi birde * o zaman bir gülesim geliyor bir yerimle,anladiniz siz.
uzak mesafesi ilişkisinde yapılacaklar:
1) ilişkiye başlamamak.
2) birinci madde.
3) ikinci madde.
devamını gör...
pandemi döneminin kaybettirdikleri
(bkz: akıl sağlığım)
devamını gör...
karı koca sözlükte yazmak
evlilik cüzdanı fotokopisini [email protected]'a mail atarak sorunsuz bir şekilde yapabilecekleri eylemdir*
devamını gör...
bir nedeni yok yalnızca öptüm
(bkz: okuyamadık kardeş durumumuz yoktu).
şimdi pek müsait değilim, favorilerime ekleyip yakın zamanda okuyacağım.
şimdi pek müsait değilim, favorilerime ekleyip yakın zamanda okuyacağım.
devamını gör...
bilmediğimiz veya kurgularımızdan birkaçı
ben ıspanağın ismini duymuştum. pastasını, böreğini yemiştim ama cismen şeklini şemalini bilmiyordum, 18 yıllık yaşamımda ikinci buluşmamız dün oldu. daha bu yıl tanıştık, memnun oldum.
...
7. sınıfa kadar erkeklerin müzik dinlemeyeceğini düşünürdüm, 7. sınıftaki sıra arkadaşım erkekti ve müzik dinlediğini söylediği zaman içten içe şok olmuştum.
...
herkeste doğuştan ya da kadınlarda diyelim vicdan, merhamet var sanırdım, hatta hep öyle devam eder diye düşünürdüm, öyle değilmiş.
insanlık tüm insan adıyla dediğimiz canlılarda bulunmuyormış.
...
7. sınıfa kadar erkeklerin müzik dinlemeyeceğini düşünürdüm, 7. sınıftaki sıra arkadaşım erkekti ve müzik dinlediğini söylediği zaman içten içe şok olmuştum.
...
herkeste doğuştan ya da kadınlarda diyelim vicdan, merhamet var sanırdım, hatta hep öyle devam eder diye düşünürdüm, öyle değilmiş.
insanlık tüm insan adıyla dediğimiz canlılarda bulunmuyormış.
devamını gör...
shocker
80'ler denen fütüristik dönemin sonundaki çılgın parti
1989'da gösterime giren, abd yapımı, bol eğlenceli korku filmidir. biz çıktığı zamanlarda bunun vhs kasetini almış ve defalarca kez izlemiştik. sonra ben bunun dvd'sini aldım 2000'lerde ve gene izledim; bugün bir kere daha izledim bu yapıtı ve burada tanıtımını yapacağım. öncelikle biraz 80'lerden bahsedeyim...
1981 doğumlu olsam da başıma gelen travmatik bir olay gözlerimi erken açmama sebep oldu ve 1983 ve sonrasını cam gibi hatırlıyorum. yani benim 80'lerden hatırladığım şeyleri normalde 1975 doğumlular falan net hatırlar, yaşıtlarım benim gibi hatırlayamaz. 80'ler adeta bir mısır patlaması gibiydi. yani 50'ler, 60'lar ve 70'lerin lineer gidişatını ve kümülatif yapısını analiz etmek kolaydır ama 80'ler sanki gökten zembille inmiş fütüristik, vahşi ve çılgın bir dönem gibidir. bana göre "gerçek seksenler" 1983 ve 1987 arasında yaşanmıştır; yani bu dönemin en enerjik periyodu bu aralıktır. shocker filmi ise 1989'dan bizi selamlıyor ve bir nevi bu muhteşem döneme çılgın bir partiyle veda ediyor.
evet, bu döneme çılgın diyorum o yüzden bu tür filmlerde çok da mantık aramamak lazım. ghost in the machine (1993) bundan bile saçmaydı gerçi; yani her dönemde her tür film çıkabilir demek ki, heheh. buradaki psikopat karakterimiz olan horace pinker, the machinist'teki ivan'ı pek de aratmıyor. filmin eğlenceli şeylerinden biri, horace tarafından "sahiplenilen" (bkz: demonic possession) bedenlerin/kişilerin uçuk mimiklerini, vücut hareketlerini (aksayan bacak) ve yaptığı konuşmaları izlemek kesinlikle. bu arada filmdeki en iyi oyunculuğu da pinker'ı oynayan mitch pileggi göstermiş bence. başroldeki, jonathan parker'ı canlandıran peter berg'ün çok da süper bir oyunculuk sergilediğini söyleyemem. yakışıklı çocuk ve bazı zor ve hatta tehlikeli sahnelerde iyi iş çıkartmış ama rol yapışında çok da etkileyici bir dramatiklik yok. bu arada alison'ı oynayan camille cooper aşırı güzel bir kadın.
filmin fantastik boyutu o kadar uçuk ki, bunu kimisi komedi filmi niyetine de izleyebilir. ben şahsen hiç kahkaha atmadım izlerken ama belki siz öyle yapabilirsiniz. pinker ve parker'ın televizyonun içine girip yayınlara ışınlanmaları ve o yayınlardaki kişileri (sunucu, jüri vs.) dumur etmeleri görmeye değer. bol kanlı ve acayip trajedili bir film olsa da shocker (şok), bu durum bende hiç acıma veya dehşet hissi uyandırmadı. burada da "neyi dediğin değil, nasıl dediğin önemlidir." felsefesi akla gelebilir ve burada kesinlikle "nasıl?"ın cevabı "eğlenceli." olur.
shocker'ın inanılmaz değerli müzikleri var. gerilim ve entrika enjekte eden "korku müzikleri" zaten olmazsa olmaz ama dahası var... yani mod yükselten 80'ler popu tınılarından tut, enerji yükleyen rock ve gaza getiren metal pasajlara kadar çok etkileyici ve mühimsenesi bir müzikal boyutu var filmin. yani kimler yok ki soundtrack albümünde?.. megadeth ve iggy pop bile var... bu soundtrack albümünden güzel kısımları da tam da sahnelere uygun yerlerde kullanmışlar ve bu konuda bu filmi çok takdir ediyorum. hatta biz bu filmi 32-33 sene önce falan vhs kasetten izlerken, film bittikten sonra yapımda yer alanların isimleri yazılı olarak akarken kapatmazdık ve orada çalan rock parçasını da sonuna kadar dinlerdik.
bugün ilk defa izleseydim veya z kuşağından olsaydım, bu filmi berbat bulabilirdim belki veya 10 üzerinden en fazla 7 puanı yapıta layık görebilirdim ama bunu yapamam çünkü bu, benim için özel bir eser. anısı çok; bir de tam bir 80'ler çocuğuyum. hiç acımadan 8.5/10 u yapıştırıyorum. pişman değilim hakim bey!
1989'da gösterime giren, abd yapımı, bol eğlenceli korku filmidir. biz çıktığı zamanlarda bunun vhs kasetini almış ve defalarca kez izlemiştik. sonra ben bunun dvd'sini aldım 2000'lerde ve gene izledim; bugün bir kere daha izledim bu yapıtı ve burada tanıtımını yapacağım. öncelikle biraz 80'lerden bahsedeyim...
1981 doğumlu olsam da başıma gelen travmatik bir olay gözlerimi erken açmama sebep oldu ve 1983 ve sonrasını cam gibi hatırlıyorum. yani benim 80'lerden hatırladığım şeyleri normalde 1975 doğumlular falan net hatırlar, yaşıtlarım benim gibi hatırlayamaz. 80'ler adeta bir mısır patlaması gibiydi. yani 50'ler, 60'lar ve 70'lerin lineer gidişatını ve kümülatif yapısını analiz etmek kolaydır ama 80'ler sanki gökten zembille inmiş fütüristik, vahşi ve çılgın bir dönem gibidir. bana göre "gerçek seksenler" 1983 ve 1987 arasında yaşanmıştır; yani bu dönemin en enerjik periyodu bu aralıktır. shocker filmi ise 1989'dan bizi selamlıyor ve bir nevi bu muhteşem döneme çılgın bir partiyle veda ediyor.
evet, bu döneme çılgın diyorum o yüzden bu tür filmlerde çok da mantık aramamak lazım. ghost in the machine (1993) bundan bile saçmaydı gerçi; yani her dönemde her tür film çıkabilir demek ki, heheh. buradaki psikopat karakterimiz olan horace pinker, the machinist'teki ivan'ı pek de aratmıyor. filmin eğlenceli şeylerinden biri, horace tarafından "sahiplenilen" (bkz: demonic possession) bedenlerin/kişilerin uçuk mimiklerini, vücut hareketlerini (aksayan bacak) ve yaptığı konuşmaları izlemek kesinlikle. bu arada filmdeki en iyi oyunculuğu da pinker'ı oynayan mitch pileggi göstermiş bence. başroldeki, jonathan parker'ı canlandıran peter berg'ün çok da süper bir oyunculuk sergilediğini söyleyemem. yakışıklı çocuk ve bazı zor ve hatta tehlikeli sahnelerde iyi iş çıkartmış ama rol yapışında çok da etkileyici bir dramatiklik yok. bu arada alison'ı oynayan camille cooper aşırı güzel bir kadın.
filmin fantastik boyutu o kadar uçuk ki, bunu kimisi komedi filmi niyetine de izleyebilir. ben şahsen hiç kahkaha atmadım izlerken ama belki siz öyle yapabilirsiniz. pinker ve parker'ın televizyonun içine girip yayınlara ışınlanmaları ve o yayınlardaki kişileri (sunucu, jüri vs.) dumur etmeleri görmeye değer. bol kanlı ve acayip trajedili bir film olsa da shocker (şok), bu durum bende hiç acıma veya dehşet hissi uyandırmadı. burada da "neyi dediğin değil, nasıl dediğin önemlidir." felsefesi akla gelebilir ve burada kesinlikle "nasıl?"ın cevabı "eğlenceli." olur.
shocker'ın inanılmaz değerli müzikleri var. gerilim ve entrika enjekte eden "korku müzikleri" zaten olmazsa olmaz ama dahası var... yani mod yükselten 80'ler popu tınılarından tut, enerji yükleyen rock ve gaza getiren metal pasajlara kadar çok etkileyici ve mühimsenesi bir müzikal boyutu var filmin. yani kimler yok ki soundtrack albümünde?.. megadeth ve iggy pop bile var... bu soundtrack albümünden güzel kısımları da tam da sahnelere uygun yerlerde kullanmışlar ve bu konuda bu filmi çok takdir ediyorum. hatta biz bu filmi 32-33 sene önce falan vhs kasetten izlerken, film bittikten sonra yapımda yer alanların isimleri yazılı olarak akarken kapatmazdık ve orada çalan rock parçasını da sonuna kadar dinlerdik.
bugün ilk defa izleseydim veya z kuşağından olsaydım, bu filmi berbat bulabilirdim belki veya 10 üzerinden en fazla 7 puanı yapıta layık görebilirdim ama bunu yapamam çünkü bu, benim için özel bir eser. anısı çok; bir de tam bir 80'ler çocuğuyum. hiç acımadan 8.5/10 u yapıştırıyorum. pişman değilim hakim bey!
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
önceden yere göğe sığdırılamayan bal porsuğunun bir sürü kişi tarafından tek taraflı bi bakış açısıyla değerlendirilmiş olması çok üzücü.
kendisiyle iki çift kelam etmiş olanlar böyle fitneci biri olmadığını zaten bilirler.
arkadaş olmamıza rağmen hiçbir zaman sözlüğe karşı tavır almamı söylemedi, hoşnutsuzlukları vardı sadece, ki bu konuda sonuna kadar ona katılıyorum. hiçbir şekilde yapıcı cevaplar almadı, çözüm yoluna gidilmedi.
cevap hakkı tanımadan uçurulması ne kadar etik tartışılır *, kışkırtıcı tek bir tanımı olmayan bu yazara atılan ithamlar gerçekten uzak duruyor.
ne diyelim sözlük en iyi yazarlardan birini kaybetti.
kendisiyle iki çift kelam etmiş olanlar böyle fitneci biri olmadığını zaten bilirler.
arkadaş olmamıza rağmen hiçbir zaman sözlüğe karşı tavır almamı söylemedi, hoşnutsuzlukları vardı sadece, ki bu konuda sonuna kadar ona katılıyorum. hiçbir şekilde yapıcı cevaplar almadı, çözüm yoluna gidilmedi.
cevap hakkı tanımadan uçurulması ne kadar etik tartışılır *, kışkırtıcı tek bir tanımı olmayan bu yazara atılan ithamlar gerçekten uzak duruyor.
ne diyelim sözlük en iyi yazarlardan birini kaybetti.
devamını gör...
güzellik
güzellik ve çirkinlik üzerine:
hani hep öğütlenen bir şey vardır ve tarkan'ın o muazzam şarkısında da geçer: "başkası olma kendin ol!" güzellik kavramına geçmeden önce bu büyük 'kendi olma' palavrasını açıklamam gerekiyor sanırım. çünkü insan asla kendisi olamaz; bilakis ben; başkasıdır. insan, anne karnından çıktıktan, sütten kesildikten sonra dahi ötekinin yardımı olmadan yaşamayan tek canlıdır. 'ben' dediğimiz şeyin aslında geçmişten gelen kolektif birikimle beraber içinde bulunduğumuz zaman, toplum, kişi ve olayların bir yansıması olduğunu kabul etmek gerek. bunu kavrarsak hem tamamlanmaya muhtaç eksik varlıklar olduğumuzu anlar hem de kendimiz ve başkaları için daha sürdürülebilir bir hayat yaşayabiliriz en azından.
demem o ki insan kendine aynada güzel görünmek için değil ötekine kendini beğendirmek için çaba harcar. insan mezara girince değil, ötekinin gözünden düştüğünde ölür.
dolayısıyla güzel olmak bir şey "gibi" olmaktır. zaten sokağa çıktığınızda herkesin birbirine benzediğini fark etmişsinizdir. aynı kıyafetler, aynı makyaj, aynı kaslı göğüsler, aynı saç modelleri, aynı burunlar ve çeneler...
pytogoras güzelliği, matematiksel, sayısal, ölçüsel ve oran içerisinde bulunan şey olarak tanımlamaktadır. yine aristoteles'e göre orantısız şeyler güzel değildir. umberto eco da güzelliğin tanımını sınırları olan bir çerçeveye sığdırmıştır.
peki güzelliğin karşıtı olarak düşündüğümüz çirkinlik nedir? ölçüsüz ve orantısızdır. güzelliğin tersine çirkinlik sınırsızdır. güzel olmak için bir şey "gibi" olmak gerekirken çirkinlik aykırıdır. devrimcidir çirkinlik. dayatmalara başkaldıran bir özgürlükçüdür çirkinlik.
o zaman bir dua ile bitireyim : allah herkese çirkin şansı versin.
hani hep öğütlenen bir şey vardır ve tarkan'ın o muazzam şarkısında da geçer: "başkası olma kendin ol!" güzellik kavramına geçmeden önce bu büyük 'kendi olma' palavrasını açıklamam gerekiyor sanırım. çünkü insan asla kendisi olamaz; bilakis ben; başkasıdır. insan, anne karnından çıktıktan, sütten kesildikten sonra dahi ötekinin yardımı olmadan yaşamayan tek canlıdır. 'ben' dediğimiz şeyin aslında geçmişten gelen kolektif birikimle beraber içinde bulunduğumuz zaman, toplum, kişi ve olayların bir yansıması olduğunu kabul etmek gerek. bunu kavrarsak hem tamamlanmaya muhtaç eksik varlıklar olduğumuzu anlar hem de kendimiz ve başkaları için daha sürdürülebilir bir hayat yaşayabiliriz en azından.
demem o ki insan kendine aynada güzel görünmek için değil ötekine kendini beğendirmek için çaba harcar. insan mezara girince değil, ötekinin gözünden düştüğünde ölür.
dolayısıyla güzel olmak bir şey "gibi" olmaktır. zaten sokağa çıktığınızda herkesin birbirine benzediğini fark etmişsinizdir. aynı kıyafetler, aynı makyaj, aynı kaslı göğüsler, aynı saç modelleri, aynı burunlar ve çeneler...
pytogoras güzelliği, matematiksel, sayısal, ölçüsel ve oran içerisinde bulunan şey olarak tanımlamaktadır. yine aristoteles'e göre orantısız şeyler güzel değildir. umberto eco da güzelliğin tanımını sınırları olan bir çerçeveye sığdırmıştır.
peki güzelliğin karşıtı olarak düşündüğümüz çirkinlik nedir? ölçüsüz ve orantısızdır. güzelliğin tersine çirkinlik sınırsızdır. güzel olmak için bir şey "gibi" olmak gerekirken çirkinlik aykırıdır. devrimcidir çirkinlik. dayatmalara başkaldıran bir özgürlükçüdür çirkinlik.
o zaman bir dua ile bitireyim : allah herkese çirkin şansı versin.
devamını gör...
gomercan ile o gemi radyo programı
yerimizi aldık efenm. ben de bir istek parçamla formattaki yerimi alacağım. gomercan'a sonsuz teşekkürler. her ne kadar "hazırlıksız" olduğu için istek parça falan dese de, bize kıyamadı bence, hareketli program isteklerimize.. .
ben öyle algılamayı uygun gördüm. görüyorum. göreceğim. iyi yayınlar. ipiyi yayınlar...

edit: küs olduğum lanet* yazar, ben sana küsemiyorum biliyorsun. aç da yayını dinle hadi.
ben öyle algılamayı uygun gördüm. görüyorum. göreceğim. iyi yayınlar. ipiyi yayınlar...

edit: küs olduğum lanet* yazar, ben sana küsemiyorum biliyorsun. aç da yayını dinle hadi.
devamını gör...
eden
never try to reach,never try o reach,your eden..live versiyonunu kaç kere dinledim bilmiyorum.sözleri,melodisi o kadar güzel ki o kadar anlamlı ki.
devamını gör...


