kendisinden istenilenleri geri çevirmeyen, kimseyi gücendirmek istemeyen kişidir. bu insanın bu durumu sürekli istismar edilir. kendisi ise bazen fiziki olarak ama çoğunlukla ruhsal olarak yıpranır. insanlar, diğer insanlardan isteyemeyeceklerini bu insanlardan ister. çünkü bu insanların kendisini geri çevirmeyeceğini çevirse bile kendisini rencide etmeyeceğini bilirler. kısacası yüzü yumuşak insan kimse kusura bakmasın ama semer vurulmaya en müsait insandır. çoğu bundan rahatsızdır ama kurtulamazlar da bu durumdan. allah o insanlara sabır versin.
edit: yanlış dua etmeyelim, allah yüzü yumuşaklıktan kurtarsın diyelim. zira sabrının artması külfetini de artıracaktır.
devamını gör...

"sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk
mutsuzluklar,bu karalar yaşamda yoktu
sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu
sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler
nicedir bir pencereden deniz güzel değil
nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.

sen gel bizi yeni vakitlere çıkar"
devamını gör...

(bkz: yıkılmadım içim geçmiş)
devamını gör...

t:birim yüzeye etki eden bileşke dik kuvvetin büyüklüğüdür.
-birimi pascal(pa) dır.
-'p' ile gösterilir.
-skaler bir büyüklüktür.
formülü:
basınç =kuvvet/yüzey alan
p=f/s
devamını gör...

tek başımayım, yalnız değilim. heat 1995
devamını gör...

parti mi kuracak hayırdır dediğim söylem. ben oy veririm bu vaade.
devamını gör...

karışmazdım. o beş kişinin kaderinde tren kazasında ölmek varmış.
eğer treni çevirirseniz o bir kişi sizin yüzünüzden ölmüş olur.
devamını gör...

sözlük adına uygun olacağını düşündüğüm aynı zamanda anlamıyla da iyi olabileceğini hissettiğim (bkz: kafalamak) kafalayın denilebilir
devamını gör...

bazı örgütlerin kullanması o işarete zarar vermez. allah bir manasında kullanılmıştır. peygamberimiz veda hutbesi'nde, "şahit ol ya rab" derken şehadet parmağını havaya kaldırmıştır.
devamını gör...

(bkz: küresel ısınma)

umarım çocuğum olursa gelecekte böyle şeyler görmez, yoksa beni neden dünyaya getirdiniz diye bana çok sövecek biliyorum.
devamını gör...

mihrap / yaratılış – osman hamdi bey

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

osman hamdi bey’in 1901 senesinde yaptığı mihrap tablosu, geçmişten günümüze hala tartışmalara neden olan sansasyonel sanat eserlerinden biri.
osman hamdi bey 'in en cüretkâr tablosu olarak biliniyor.

bir camiinin içerisinde resmedilen kadın figürünün büyük bir rahle üzerinde dimdik oturuyor olması ve ayaklarının çevresinde etrafa saçılmış dini kitap sayfalarının duruyor olması, o dönemde din adamlarıyla birlikte pek çok kişi tarafından oldukça sert tepkilere neden olmuş. eser hakkındaki dedikodular ise şöyle, bazı sanat yorumcusuna göre tablo kadın statüsünün önemini vurgularken, bazı sanat yorumcusu dini içerikli kitapların kadının özgürlüğünü kısıtlayıcı birer unsur olduğuna dikkat çekildiği vurgulanıyor. eserle ilgili sır perdesinin bir türlü üstünden kalkmadığı konulardan biri de eserin adının aslında yaratılış olduğu ve sanatçının insanoğlunun yaratılışını dinlere değil de kadın doğurganlığına bağladığıdır.
devamını gör...

netflix dizisidir, 20 bölümdür ve 1 bölümü yaklaşık 1 saattir.

dongbaek, ongsan adında küçük bir kasabaya taşınan bekar bir annedir ve camellia adını verdiği küçük bir bar - restorant işletmeye başlar. bu durum küçük bir kasaba olan ongsan'da garip karşılanır ve mahalle kadınları arasında asılsız dedikodular patlak vermeye başlar. bir yandan oğlunu büyütmeye çalışırken diğer yandan bu dedikodulara rağmen işini yürütmeye çalışır.

hwang yong-sik polis memurudur, mesleğinde yaşadığı bir olaydan ötürü rütbesi düşürülür ve memleketi ongsan'a atanır. annesi ongsan'da marine yengeç restorantı işletir. dongbaek'i gördüğü ilk andan itibaren ona aşık olur ve dongbaek'e açılır.

tüm bunlar olurken ongsan'da bir zamanlar dolanan bir seri katil tekrar ortaya çıkar ve yong-sik bu seri katili yakalamaya kararlıdır.

dizi; dongbaek'in kasaba, oğlu pil-gu ve yong-sik ile olan ilişkisini konu alır. dizinin konusu romantik-komedi-gizem olarak özetlenebilir.

diziyle ilgili spoiler içermeyen görüşüm aşağıdadır.

öncelikle bu diziye karşı ilk izlediğimde çok önyargılı olduğumu söylemem gerekir. dizinin konusu basit, fragmanı basit, izlediğinizde vakit kaybı gibi gelebilecek bir havası varmış gibi. sonra araştırdım falan işte ödüller, reyting rekorları falan bir şans vermek istedim ve iyiki o bir şansı vermişim. bölümü ilk açtığımda bu dizide bir şeyler var dedim ve izlemeye devam ettim. bu dizi en sevdiğim 3 dizi içerisinde bunu da belirtmek isterim*

oyuncular çok iyi seçilmiş, koreliler bu kast işini bazen tam 12'den vuruyorlar bu dizide olduğu gibi. ne dongbaek'i gong hyo-jin'den başkası oynayabilir ne de yong-sik'i kang ha-neul'dan başkası oynayabilir. dongbaek'in oğlu pil-gu olsun, kasabadaki teyzeler olsun falan karakter-oyuncu seçimi 10 numara.

dizide dongbaek ile çok iyi empati kurabiliyorsunuz. bekar bir anne, mütevazı bir bar işletiyor* dolayısıyla sürekli mahallenin dilinde biri. ongsan anaerkil bir kasaba dolasıyla burada kadınlar iş sahipleri ve kocalarını çalıştırıyorlar. bir adam bir arkadaşıyla* kahve bile içtiğinde bu haber hemen karılarına gidiyor. dongbaek açtığı bar ile birlikte erkeklere buluşabilecekleri bir alan sağlamış oluyor. bu barda konuşulan oradan çıkmıyor*. bu nedenle mahallede asılsız dedikodular çıkıyor. dongbaek bir yandan oğlunu büyütmeye çalışırken bir yandan da bu dedikolularla mücadele ediyor. bekar bir anne olarak yemeğin yanında içki sattığı için mahalle bu kadını kabullenmiyor, çünkü bekar bir anne olması zaten yeterince kötü(!). diziyi izlerken dongbaek ile güldüm, dongbaek ile hüzünlendim, onun güçlenmesiyle güçlendim. onun hayat hikayesinden çok etkilendim. diziyi bitirdiğimde dongbaek'in karakter gelişimine inanamamıştım.

yong-sik'i şöyle anlatabilirim, taktik maktik yok bam bam bam. iyi bir polis memuru. ilk bölümde onun nasıl polis olduğunu anlatıyorlar ama şöyle özetleyeyim adam paratoner gibi. hayatını suçla mücadeleye adamış, iyi bir rütbeye çıkmışken haksız yere rütbesi düşürülmüş biri. tüm bunlara rağmen rütbesinin düşmesi başına gelen en güzel şeylerden biriydi muhtemelen, çünkü dongbaek'le tanıştığında ilk görüşte aşık oldu ve aşkını ilan etti. yong-sik ile güldüm, yong-sik ile hüzünlendim. dizi boyunca hiç kıyamadığım biri oldu. o gülünce otomatik olarak gülüyorsunuz böyle bir havası yong-sik'in.

pil-gu, dongbaek'in oğlu. onun ile söyleyebileceğim tek şey yaşından çok olgun biri olduğu.

dizide aynı zamanda bir seri katil var. dongbaek, yong-sik ve pil-gu'nun ilişkisini izlerken diğer yandan da katilin kim olabilceğine dair beyniniz bir tarafta sürekli çalışıyor. diziyi basit bir romantik komedi olsa da izlerdim fakat bu gizem unsurunu eklemelerini çok sevdim.

bu dizi hakkında çok yüzeysel bir yazı yazdım* ama dizi kesinlikle benim yazdıklarımdan kat kat daha fazlası*. ilk başta da belirttiğim gibi bu dizi hospital playlist ve mr. sunshine ile birlikte en sevdiğim diziler içinde 3 sıradadır. diziye puanım 10/10.

düzenleme: yazım hataları düzeltildi, çok ufak düzenlemeler yapıldı.
devamını gör...

kimseye faydasi olmayan bana gore anlamsiz bir eylem. bu eyleme ne zaman sahit olsam cogunlukla moderasyon ile bir fikir uyusmazligina giren yazarin 'vay efendim onun entarisin hakaret vardi bisey yapmadin benim entarimde argo var diye sildin bu mu adaletiniz?' ya da benzeri bi sekilde isyan edip kendisine destek arayisina girdigini goruyorum. cozum bu degil arkadaslar.

moderasyon ile bir sorun yasiyorsaniz baska bir mod ile konusmayi deneyin, o da olmuyorsa benjamin'in makamina cikin. bana gelmeyin ben teknik destek ve yazilimsal konular icin burayim, onun disinda sizler gibi arada bi acar okurum aklima geleni yazarim.

karsilikli sagduyu olmadan hic bir problemi cozemezsiniz. aranizda cozulecek bir konuyu once moderatore rencide edici mesajlar atip da sonra baslik acip melek rolune burunen arkadaslar, yapmayin etmeyin, baskalarinin huzurunu kacirmaktan baska bir getirisi yok bunun.

bunlari yetkili bir kisi olarak degil normal bir yazar olarak yaziyorum. o kadar isin gucun arasinda bana da bunu yazdirdiniz ya bravo!

son olarak, yarasi olan gocunsun.
devamını gör...

hakkındaki trajik gerçekleri daddy sayesinde öğrendiğim bir tür mineral.

kolumbit - tantalit olarak da bilinen maddenin adı, bu ikisinin ilk 3 harfinin birleşmesiyle ortaya çıkmış. kullanılabilmesi için, içindeki niyobyumun ve tantalın ayrıştırılması gerekiyormuş. özellikle tantal, cep telefonu, laptop ve şarj edilebilir birçok elektronik alette kullanıldığından, bunun eldesi önemliymiş.

başka birçok ülkede de bulunmakla beraber, kaynağı %80 oranında kongo imiş. yukarıda bahsi geçen teknolojik aletlere olan ihtiyacın artması, koltana olan ihtiyacı da artırmış. ne yazık ki bunun da kongo için bazı bedelleri olmuş.

ülke, demokratik kongo cumhuriyeti adıyla 1960'da bağımsızlığını ilan ettikten 5 yıl sonra tek adam rejimi ile yaklaşık 30 yıl yönetilmiş. bu arada ismi de bir süre sonra zaire olmuş. 1994 yılında, ülkenin komşusu ruanda'da çıkan karışıklıklar bu ülkeye de sıçramış. 2003 yılına kadar süren iç savaş boyunca koltan ve başka bazı madenler, işgalciler tarafından çıkarılmaya başlanmış.

iç savaş bitse de, koltana olan ihtiyaç nedeniyle, madenlerin olduğu bölgelerde karışıklıklar hiç bitmemiş. 1994'ten beri bu maden uğruna 5 milyon kadar insanın öldüğü, yüz binlerce kadının tecavüze uğradığı biliniyor.


avustralyalı bir gazeteci olan klaus werner, hazırladığı bir raporda bayer gibi çok uluslu şirketlerin koltan kaçakçılarıyla olan illegal bağlantılarını belgemiş olmasına rağmen off-shore bankacılık ve doğu avrupa’daki kaçakçılar sayesinde kanlı koltan hala illegal yöntemlerle piyasaya sürülmeye devam ediyor.
kaynak


ne yazık ki her zaman olduğu gibi, büyük teknoloji şirketleri, içerideki gruplarla anlaşma halindeymiş ve bu yüzden de ülkedeki işçiler bu madeni çıkarmaya mecbur bırakılıyormuş. yani "yıl olmuş 2021" diyerek şaşırdığımız bazı şeyler vardır ya hani; işte o şeylerin başına, 2021'de bile bir yerlerde insanların köle olarak kullanılması, kendi ülkelerinde huzur içinde yaşayamamaları, ülkenin hem etinden hem sütünden faydalanan kurumların "teknoloji devi" gibi sıfatlarla anılması yazılmalıdır bence.

konuya ilişkin birtakım okumalar için:
1
2

not: daddy'nin haksızlığa uğradığını düşünüyorum. umarım bizi fazla bekletmez ve geri döner. fazladan bir bilgi edinmeme vesile olduğu için kendisine teşekkür ediyorum.
devamını gör...

pink floyd'dan daha çok sevdiğim pink floyd şarkısı.

hello! is anybody in there?
devamını gör...

bir arkadaşımdan geldi.
"kanka beni bir adam sürekli arayıp duruyor senin telefonundan arayıp onu tehdit edelim mi?"


lan ben mafyamıyım neden adam tehdit edeyim?
devamını gör...

"adiloş bebenin ninnisi

doğdun,
üç gün aç tuttuk
üç gün meme vermedik sana
adiloş bebem,
hasta düşmeyesin diye,
töremiz böyle diye,
saldır şimdi memeye,
saldır da büyü…

bunlar,
engerekler ve çıyanlardır,
bunlar,
aşımıza, ekmeğimize
göz koyanlardır,
tanı bunları,
tanı da büyü…

bu, namustur
künyemize kazınmış,
bu da sabır,
ağulardan süzülmüş.
sarıl bunlara
sarıl da büyü."

ahmed arif
devamını gör...

3 3 3 2 şeklinde okunması gerektiğini savunanlardanım.
devamını gör...

şahane komik bir ingiliz channel 4 sitcom dizisidir. 5 sezon çekilmiştir. 2006'da yayınlanmaya başlamıştır. senaristi graham linehan'dir. dizide jen, moss ve roy adında bilgi işlem çalışanlarının iş hayatlarından oldukça komik kesitlere yer verilir.
devamını gör...

en sevdiğim laftır. eğer cehaletini kabul etmeyip, ısrarla kendi düşüncesini size kabullendirmeye çalışan bir odun kafalı ile tartışıyorsanız ona bu kelimeyi oldukça düz bir şekilde söyleyin. nasıl kuduracağını göreceksiniz. (bkz: peki canım)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim